Doktora Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8833
Browse
Recent Submissions
Doctoral Thesis Türkiye'nin Arktik'e yönelik dış politikası: Sistemsel baskılar ve ulusal çıkarlara dair görüşler(2025) Demir, Berfu Solak; Biresselioğlu, Mehmet Efeİklim değişikliği ve teknolojik gelişmeler, Arktik bölgesini jeopolitik ve ekonomik çıkarlar açısından kritik bir bölge haline getirmektedir. Bu tez, Türkiye'nin Arktik bölgesine yönelik dış politika yaklaşımını neoklasik realizmin teorik çerçevesi içinde analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın temel amacı, kurumsal ve normatif çerçeveler ve ittifak dinamikleri gibi sistemik baskıların ve enerji güvenliği endişesi ve uluslararası görünürlük arzusu gibi iç ekonomik ve politik faktörlerin Türkiye'nin Arktik bölgesindeki motivasyonunu ve katılımını nasıl şekillendirdiğini ortaya koymaktır. Literatürde Arktik ve Arktik dışı devletlerin politikaları üzerine giderek artan çalışmalar olmasına rağmen, Türkiye örneği büyük ölçüde ihmal edilmiştir. Bu vaka ile ilgili boşluğu doldurmak için bu tez çalışması, dört ana hipotez aracılığıyla Türkiye'nin Arktik politikasına odaklanmaktadır. Bu amaçla, araştırma yöntemi olarak 12 yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeye dayalı nitel bir analiz benimsenmiştir. Görüşmeler, Arktik politikaları ve girişimlerine ilgi duyan politika yapıcılar, akademisyenler ve sektör temsilcilerinden oluşan uzmanların bakış açısına ışık tutmayı amaçlamaktadır. Bulgular, Türkiye'nin Arktik'e yönelik dolaylı ve sembolik bir angajman stratejisi izlediğini ortaya koymaktadır. Türkiye'nin uluslararası hukuk normlarına yönelik eleştirel tutumu, NATO ile ittifakları ve Rusya ile stratejik ilişkileri, enerji kaynaklarına doğrudan erişim eksikliği ve dış politikada görünürlük sağlama hedefi, Arktik politikasının temel belirleyicileri arasındadır. Ayrıca tez çalışması, Rusya'daki enerji projelerinde özel sektörün rolü ve Türkiye'nin Kuzey Denizi Rotası üzerinden lojistik bağlantılar kurma girişimleri gibi uç noktaları da ortaya koymaktadır. Bu bağlamda çalışma, Türkiye'nin Arktik politikasının çok katmanlı yapısının anlaşılmasına katkıda bulunurken aynı zamanda neoklasik realizmin teorik arka planını da desteklemektedir.Doctoral Thesis Motor yatların sıfır hata odaklı üretimi için yapay zeka tabanlı bir ürün tasarım süreci önerisi(2026) Aşıcı, Burçin; Ergül, Mustafa EmreThe product development process for sea vessels is complex, requiring systematic, research-based methods alongside creativity and intuition, all within cost, time, and labor constraints. Technological advances have transformed manufacturing systems and product development, enabling data-driven and predictive approaches. However, current zero-defect manufacturing (ZDM) strategies are primarily limited to production and quality control, with minimal integration into early-stage design decision-making. To address this limitation, a new product design process for motor yachts is proposed, integrating ZDM principles from conceptual design through the final product. This framework extends the Design for Excellence (DfX) approach by embedding predictive artificial intelligence (AI) as a decision-support tool that processes both qualitative and quantitative data throughout the product development process. Unlike conventional methods, the framework enables designers to proactively prevent manufacturing defects by systematically linking design choices to product, process, and stakeholder outcomes. This research employs a practice-led, mixed-methods case study in the industrial motor yacht manufacturing sector. Existing product development processes are analyzed across product, process, and stakeholder dimensions to identify recurring defects and deficiencies. Based on this analysis, a Design for Zero-Defect Manufacturing (DfZDM) framework is developed to enable early detection, prediction, and prevention of defects before physical production. The study advances industrial design research by proposing an integrated, data-informed methodology that expands designers' responsibility to include manufacturability and quality. The findings offer practical, transferable insights for improving complex, low-volume product development and establish a structured approach for embedding ZDM principles into design practice through artificial intelligence-supported workflows.Doctoral Thesis Hafıza aktivizmi yoluyla epistemik erdemlerin geliştirilmesi: Hrant Dink Vakfı'nın katkıları(2026) Özyurt, Deniz Özbek; Sezer, DevrimThis study examines the role of memory activism in cultivating epistemic virtues. Drawing on the works of social and political epistemologists such as Jose Medina and Miranda Fricker, it argues that memory activism can contribute to the cultivation of epistemic virtues such as humility, intellectual curiosity/diligence and open-mindedness. The thesis focuses on a particular case study which exemplifies this sort of memory work: the Hrant Dink Foundation. As a crucial site of memory activism in Turkey, it provides an empirical illustration of how civil society actors challenge epistemic oppression and foster epistemic virtues through critical engagement with hegemonic memory narratives.Doctoral Thesis Dönen elektrik makinelerinde arıza teşhisi ve denetimsiz alan uyarlaması için padé yaklaşımlı sinir ağları(2026) Kılıçkaya, Sertaç; Eren, LeventFault diagnosis is a core component of condition monitoring in industrial machinery, where data-driven methods are increasingly used to address complex dynamics and varying operating conditions. Although Convolutional Neural Networks (CNNs) perform well under controlled settings, their effectiveness often depends on deep architectures and degrades under varying operating conditions. To address these challenges, this dissertation proposes Padé Approximant Neural Networks (PadéNets), inspired by Padé rational approximants, for supervised fault diagnosis and unsupervised domain-adaptive learning. Using constant-speed vibration and acoustic datasets from the University of Ottawa, one-dimensional PadéNets operating directly on raw waveforms consistently outperformed CNN and Self-Organized Operational Neural Network (Self-ONN) baselines across accelerometer and microphone channels. Classification accuracies of 99.96 %, 98.26 %, and 97.61 % were achieved for accelerometers located from closest to farthest from the drive end, while 98.33 % accuracy was obtained for the microphone channel, using compact architectures with approximately 145 K trainable parameters. To address domain shifts caused by load and speed variations, PadéNet feature extractors were also integrated into Deep CORAL, Domain-Adversarial Neural Network (DANN), and Conditional Domain-Adversarial Network (CDAN) frameworks. In cross-load transfer experiments on the CWRU dataset using raw vibration signals and in constant-to-variable speed transfer experiments on the University of Ottawa dataset using log-Mel spectrograms, CDAN with PadéNet encoders achieved target-domain accuracies of up to 99.28 % and 97.06 %, respectively. Overall, the results demonstrate that PadéNet-based architectures provide an effective balance between accuracy, robustness, and computational efficiency.Doctoral Thesis Dijital moda kullanıcı deneyimlerinde artırılmış gerçekliğin kabulü ve kullanımı(2026) Günduru, Beliz; Deniz, DenizFashion industry has transformed by the rapid evolution of digital technologies. As one of these technologies, Augmented Reality (AR), emerging as a significant tool that enhance user experience. In this regard, this doctoral thesis investigates acceptance and use of AR as fashion user experience among Generation Z, a digital native cohort whose behavioral responses are essential for understanding technology-driven experiences. This study adopted an extended version of the Unified Theory of Acceptance and Use of Technology 2 (UTAUT2) model by integrating Perceived Value (PV) and Individual Innovativeness (II) dimensions. An experiential research design was employed with 310 participants in the data collection process. Each participant was asked to interact with a specific highly advanced mobile AR application before completing a structured questionnaire consisting of 23 items measured on a 5-point Likert scale. To validate the measurement and structural models, Structural Equation Modeling (SEM) was conducted. The findings show that the extended UTAUT2 model explains 75% of Behavioral Intention (BI), and indicatesstrong predictive validity. Performance Expectancy (PE), Habit (H), Individual Innovativeness (II), and Perceived Value (PV) significantly predicted behavioral intention (BI). However, Effort Expectancy (EE) and Hedonic Motivation (HM) did not demonstrate significant effects. The acceptance and use of AR are driven by consumers' evaluation of overall benefits as the inclusion of Perceived Value (PV) has strengthened the model. This doctoral thesis aims to advance the theoretical understanding of AR acceptance in digital fashion user experiences and provide practical implications for fashion retailers seeking to optimize immersive digital fashion experiences.Doctoral Thesis Anket Verileri Dayalı Ajan Tabanlı Simülasyon Modellemesi: Evsel İlaç Atığı Yönetimi için Bütünleşik Bir Yaklaşım(2025) Utma, Gizem Halil; Tunalı, SemraKüresel ilaç tüketimindeki hızlı artış, evsel ilaç atıklarının çevre ve halk sağlığı açısından yarattığı riskleri büyütmüştür. Bu tez, İzmir'deki hanelerin ilaçları saklama, bertaraf etme ve olası yeniden kullanma davranışlarını şekillendiren bireysel, yapısal ve bilgisel etmenleri incelemektedir. Çalışma iki aşamalı bir karma yöntem tasarımına dayanmaktadır. İlk aşamada, 401 hane ve 43 eczacıdan toplanan anket verileri lojistik regresyon ile analiz edilerek ilaç birikimi, kullanılmayan ilaçları evde tutma eğilimi, uygunsuz bertaraf ve yeniden kullanım niyetlerini etkileyen temel belirleyiciler ortaya konmuştur. Bu ampirik bulgular, ikinci aşamada bilgi müdahaleleri, eczacı rehberliği, toplama altyapısının güçlendirilmesi ve döngüsel ekonomi seçeneklerini içeren politika senaryolarını değerlendiren bir Etmen Tabanlı Modelleme ve Simülasyon (ABMS) çerçevesinin oluşturulmasında kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar, hanelerde oluşan ilaç fazlasının özellikle uzun süreli tedavilerde ortaya çıkan reçeteleme ve temin süreçlerinden kaynaklandığını göstermektedir. Simülasyon deneyleri, yalnızca bilgilendirme yapılmasının sınırlı bir etki yarattığını; etkili davranış değişimi için erişilebilir bir toplama altyapısının gerekli olduğunu ortaya koymaktadır. Eczacılar iade süreçlerini desteklemeye istekli olsa da yasal ve operasyonel sınırlamalar bu katkıyı kısıtlamaktadır. Ayrıca döngüsel ekonomiye yönelik uygulamalar, sıkı güvenlik gereklilikleri ve iade edilen ürünlerin sınırlı raf ömrü nedeniyle daralmaktadır. Sonuç olarak, evsel ilaç atıkların yönetimi konulu bu tez çalışması kapsamında yapılan simülasyon denemeleri, evsel ilaç atıklarının oluşmasını önleyici düzenlemeler yapma yaklaşımının, evsel ilaç atıklarının uygun bir şekilde imhası için düzenlemeler yapmaktan çok daha fazla etkili olacağını ortaya koymuştur. Bu yaklaşım; daha dengeli reçeteleme uygulamaları, yaygın ve etkin işleyen bir toplama ağı ve eczacıların sürece daha aktif katılımıyla önemli bir ölçüde desteklenebilir.Doctoral Thesis Asimetrik ve Bölgesel Olmayan Federalist Düzenlemeler Çok Uluslu Devletlerde Çoğulcu Birlikteliğe Katkıda Bulunur Mu? Normatif ve Tarihsel Bir Analiz(2025) Kong, Lingkai; Sezer, DevrimBu tez, federalizmi daha geniş felsefi bağlamı içerisinde konumlandırmakta ve düşünceleri incelikli bir gelişim hattı paylaşan ancak çoğu zaman yeterince çalışılmamış üç önemli düşünürün—Johannes Althusius, Pierre-Joseph Proudhon ve Karl Renner—argümanlarını analiz etmektedir. Bu üç düşünürün eserleri birlikte ele alındığında, federalizmin monist kavrayışlarından ayrılan kuramsal bir çizgi ortaya çıkmaktadır. Althusius, federalizmi birliksel (associational) ve uzlaşmacı (consociational) terimlerle anlamlandırmıştır; Proudhon ise Althusius ile açık bir şekilde tartışmaya girmemiş olsa da, Althusçu birliksel geleneği yeniden üretmiş ve genişletmiş, buna ek olarak etnik çoğulculuğa daha güçlü bir vurgu getirmiştir. Bu birliksel çerçeveler, asimetrik federal düzenlemelerin kavramsal temellerini sunmaktadır. Renner ise kişisel ilke (personal principle) aracılığıyla bölgesel olmayan (non-territorial) bir federal yenilik geliştirmiştir. Bu düşünürlerin normatif çözümlemesine ek olarak, tezde İspanya ve Kanada örnekleri üzerinden asimetrik federal yapıları, Belçika örneği üzerinden ise bölgesel olmayan düzenlemeleri gösteren kısa bir ampirik bölüm de bulunmaktadır. Güncel tartışmaları tarihsel anlatılarla birleştirerek ve kuramsal düşünümü ampirik örneklerle destekleyerek, tez büyük ölçüde ihmal edilmiş bir federal düşünce damarını ortaya çıkarmaktadır. Antlaşma ve birlik temelli bu yaklaşım—asimetrik ve bölgesel olmayan özellikleriyle—çok uluslu bir arada yaşama sorunlarını anlamak ve potansiyel olarak çözmek için önemli bir alternatif sunmaktadır.Doctoral Thesis Türk Politik Kültüründe Muhalefet Fikri: AKP Döneminin Analizi(2025) Saraçoğlu, Burcu; Başkan, FilizBu tez, Türk siyasetinin anlaşılmasında siyasal kültür kuramının güçlü bir çerçeve sunduğunu savunmakta ve Türkiye'nin derin tarihsel travmaları, kırılganlıkları ve komplekslerini aydınlatmaktadır. Çalışmada iki ana soru ele alınmaktadır: (1) Türk siyasal kültüründe parlamenter muhalefete yönelik patolojik hoşgörüsüzlük ve (2) bu hoşgörüsüzlüğün AKP döneminde neden zirveye ulaştığı. Türkiye, askeri darbeler ve sistemsel sorunlara rağmen Osmanlı'dan bir parlamenter demokrasi geleneği devralmıştır. Ancak siyasal kültür, çoğulculuğu nadiren değerli görmüş, muhalefeti ise demokrasinin ayrılmaz bir unsuru olarak değil, 'halledilmesi gereken bir sorun' olarak değerlendirmiştir. Bu köklü hoşgörüsüzlük, AKP ve Erdoğan döneminde artan otoriterleşmeyle birlikte sistemli bir baskıya dönüşmüş; güç tek elde toplanmış, denge ve denetleme mekanizmaları zayıflamış, özgürlükler gerilemiş, yargı bağımsızlığı ciddi biçimde aşınmıştır. Bu tez, söz konusu hoşgörüsüzlüğün hem kitle düzeyindeki hem de elit düzeyindeki boyutlarını incelemektedir. Bir yandan, Türk siyasal kültürünün uzun süredir otoriter eğilimler, muhalefete karşı düşük tolerans ve demokratik çoğulculuğu zayıflatan bir çoğunlukçu zihniyeti nasıl barındırdığını analiz etmektedir. Öte yandan, AKP'nin, özellikle Erdoğan döneminde, bu kültürel temelleri kutuplaştırıcı söylem, muhalefetin güvenlik tehdidi olarak çerçevelenmesi ve ahlaki olarak gayri-meşrulaştırılması yoluyla nasıl inşa ettiğini araştırmaktadır. Erdoğan'ın konuşmalarına yönelik Karşılaştırmalı Tarihsel Analiz ile Eleştirel Söylem Analizi yöntemlerini birleştiren çalışma, kültürel normlar ile elit düzeyindeki kaygıların muhalefet aktörlerinin marjinalleştirilmesinde nasıl etkileşimli rol oynadığını ortaya koymaktadır. Nihayetinde tez, Türkiye'nin deneyiminin sadece bir demokratik gerileme örneği olmadığını, aynı zamanda siyasal kültürün ve varoluşsal güvensizliklerin otoriter yönetime meşruiyet kazandırmak için nasıl araçsallaştırılabileceğine dair bir uyarı niteliği taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Siyasi Kültür, Muhalefet, Erdoğan, AKP.Doctoral Thesis Mekansal Davranış Analizi Yoluyla İç Mekan Kullanımını İyileştirmeye Yönelik Bir Metodoloji: Tasarım Okulu Örneği(2025) Abraham, Selin Aktan; Deniz, DenizKullanıcıların iç mekanlardaki etkileşim örüntülerini yansıtan mekansal davranışın anlaşılması, kullanıcı ihtiyaçlarına yanıt veren etkili tasarım çözümlerinin geliştirilmesi açısından kritik öneme sahiptir. Ancak iç mimarlık alanında mekansal davranış, çoğunlukla nesnel ve teknoloji temelli araçlardan yoksun geleneksel yöntemlerle değerlendirildiğinden, bu durum, uyarlanabilir ve kanıta dayalı tasarım stratejilerinin geliştirilmesini sınırlamaktadır. Bu tez, mekânsal davranış analizine dayalı fiziksel tasarım müdahaleleriyle iç mekanların nasıl geliştirilebileceği sorusunu ele almaktadır. Bu doğrultuda, Kanıta Dayalı İç Mekan Analizi (EBIA) Modeli olarak adlandırılan özgün bir metodolojik çerçeve geliştirilmiştir. Bu model, mekansal davranışı kapsamlı biçimde değerlendirmek ve kamusal iç mekanların kullanımını iyileştirmek amacıyla, nesnel ve öznel verileri entegre etmektedir. Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT) ve Kanıta Dayalı Tasarım (EBD) ilkelerine dayanan EBIA Modeli, kullanıcıların nesnel hareket örüntülerini izlemek için Kapalı Alan Konumlandırma Sistemleri (IPS) ile öznel mekânsal algılarını değerlendirmek için yapılandırılmış anketleri bir araya getiren karma yöntemli bir yaklaşım sunmaktadır. Bu bağlamda EBIA Modeli, İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi (GSTF) Binası'nda, Endüstriyel Tasarım öğrencileriyle yürütülen bir vaka çalışmasında uygulanmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, GSTF Binası'nın mekânsal verimliliğini arttırmaya yönelik tasarım rehberi geliştirilmiştir. Veriye dayalı araçlarla mekânsal davranışı analiz edebilen dinamik ve tekrarlanabilir bir model öneren bu tez, mevcut literatürdeki yöntembilimsel eksikliği gidermektedir. EBIA Modeli, iç mekanlar, kullanıcılar ve tasarımcılar arasında sürekli geri bildirim sağlayarak, kullanıcı merkezli ve döngüsel iç mekan tasarım süreçlerinin geliştirilmesine yönelik özgün bir çerçeve sunmakta; bu sayede, doğrusal ve geri bildirime kapalı yaklaşımların ötesine geçmektedir.Doctoral Thesis Ofis Mekanlarında Biyofilik Unsur Olarak Gün Işığı(2025) Küçükkaya, İdil Bakır; Hasırcı, DenizBiyofili hipotezinin ortaya çıkmasından bu yana, biyofilik tasarımın yönleri ve bunların iç mekan tasarımında nasıl uygulanabileceği üzerine araştırmalar yapılmıştır. Gün ışığı, biyofilik tasarımın temel unsurlarından biridir ve insanlar üzerinde çeşitli fiziksel ve psikolojik etkilere sahiptir, ofis iç mekanları için pratik etkileri vardır. Sonuç olarak bu araştırma, özellikle gün ışığının ofis çalışanları üzerindeki etkisine odaklanarak açık plan ofislerde biyofilik tasarımı araştırmaktadır. Gün ışığının ofis çalışanlarının modu, sirkadiyen ritmi ve esenliği üzerindeki rolünü biyofilik tasarım yaklaşımı çerçevesinde incelemek ve karşılaştırmak için kanıta dayalı yöntemler kullanılarak gerçekçi ve kapsamlı veriler toplanmıştır. Çalışma, İzmir-Türkiye'de bir üniversitede gerçek açık plan çalışma ortamlarında, belirli bir iklimde akıllı saatler kullanılarak günün her saatinde düzenli sinüs ritmi, EKG, oksijen seviyesi, uyku takibi, günlük gün ışığı alımı ölçümleri ile gerçekleştirilmiştir. Verileri desteklemek için anketler ve fotoğraf analizleri de yapılmıştır. Bulgular, gün ışığı ve gün ışığının genel esenlik üzerindeki etkileri ile ofis iç mekanları için tasarım kılavuzları arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Bu araştırma, biyofilik tasarım ve bunun önemli bir bileşeni olan gün ışığı konusunda farkındalık yaratılmasına yardımcı olabilir. Ayrıca, hem tasarımcılar hem de kurum liderleri, kullanıcıların esenliğine yardımcı olacak ofis ortamları tasarlamak için bulgulardan faydalanabilir. Araştırma, kanıta dayalı yöntemleri katılımcıların geri bildirimleriyle birleştiren yeni fırsatlar açısından gelecekteki çalışmalar için çeşitli önemli çıkarımlara sahiptir.Doctoral Thesis Modülasyona Uyarlanabilir Sistemlerde Yerel Gam Algılama Yoluyla Müzik Akorları Üretme(2025) Gedizlioğlu, Çınar; Erol, KutluhanAkor üretimi, statik, kural tabanlı sistemlerden, degi¸sken armonileri temsil etmekte ˘ oldukça fazla potansiyeli olan karma¸sık makine ögrenme modellerine kadar istikrarlı ˘ bir ¸sekilde geli¸smi¸stir. ˙Ilk modeller esneklik veya uyarlanabilirlik potansiyelini kısıtlayan katı ¸sablonlara dayanıyordu. Modern veri odaklı yakla¸sımlar karma¸sık armonik ili¸skileri yakalamada geli¸sme gösterse de, modülasyonları dahil etmekte ve uzun menzilli müzikal bagımlılıkları korumakta yetersiz kalmakta ve genellikle ˘ gam tespitinin çok basitle¸stirilmi¸s biçimlerine ba¸svurmaktadır. Bu tez, belirli bir melodi üzerinde akor üretme ile ilgilidir ve yukarıda belirtilen ana sınırlamaları, bagımsız olarak e ˘ gitilmi¸s ve ince ayarlanmı¸s bile¸senleri içeren yeni bir yakla¸sımla ˘ a¸smayı hedeflemi¸stir. Bu bile¸senler bir yerel gam algılama algoritması ve bir akor üretme modelinden olu¸sur. Yerel gam tespit algoritması melodi içindeki tonalite kaymalarını/modülasyonları dinamik olarak tespit ederken, akor üretim modeli degi¸sen ˘ tonal baglama göre armonik olarak tutarlı akor geçi¸sleri üretir. Bu unsurlar ba ˘ gımsız ˘ olarak egitildikten ve optimize edildikten sonra, hem uzun menzilli ba ˘ gımlılıklar ˘ arasında tutarlılıgı koruyan, hem de tonalitedeki de ˘ gi¸sikliklere dinamik uyarlamalar ˘ yapan tek bir bile¸sik modelde birle¸stirilirler. Bu tez, alı¸sılagelmi¸s yapıları modüler ve uyarlanabilir hale getirerek mevcut akor üretim sistemlerindeki dezavantajlara etkili bir çözüm önermektedir. Bu sistemin son versiyonunun iyi bilinen parçaların melodileri üzerinde yeterli performans gösterdigi gösterilirken, bu performansı geli¸stirme adına ˘ potansiyel yollar tartı¸sılmaktadır. Anahtar Kelimeler: yerel gam saptama, sembolik gam bulma, akor üretimi, modülasyon, makina ögrenmesi, müzik bilgi çıkarımıDoctoral Thesis Büyüklük-Uzam Temelli Sayı İlişkili Çalışma Belleği Yüklerinin Snarc Etkisi Üzerindeki Etkisinin Farklı Sayı Değerlendirme Görevlerinde İncelenmesi(2025) Sezen, Ilgım Hepdarcan; Erdeniz, BurakTepki Kodlarına İlişkin Uzamsal-Sayısal Bağıntı (SNARC) etkisi, küçük sayıların daha hızlı sol tepki uzamı, büyük sayıların ise daha hızlı sağ tepki uzamıyla ilişkilendirilmesi olgusunu ifade eder. SNARC etkisi üzerine yapılan önceki çalışma belleği (ÇB) araştırmaları, görsel-uzamsal ve fonolojik görevler kullanarak bilişsel yükü incelemiş ve bu etkinin esnekliğini vurgulamıştır. Bu tezde, zihinsel sayı dizisi (the Mental Number Line, MNL) uyumluluğu (küçük-sol/büyük-sağ ve küçük-sağ/büyük-sol) ile büyüklük-uzam temelli bilişsel yüklerin (uzam, büyüklük ve büyüklük-uzam) sayı değerlendirme görevleri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Katılımcılar, üç tür ÇB yükü içeren sayısal 1-geri görevini, MNL uyumlu veya uyumsuz formatlarda tamamlamışlardır. Hedeflere tepkiler, bir sayının önceki sayının uzamsal konumuna (uzam yükü), büyüklük kategorisine (büyüklük yükü) veya her ikisine birden (büyüklük-uzam yükü) uyup uymamasına göre verilmiştir. Her bir 1-geri değerlendirmesinden sonra, katılımcılar her bir sayı için ya tek-çift sınıflandırması ya da büyüklük değerlendirmesi (5'ten küçük/büyük) yapmışlardır. Bulgular, MNL uyumlu yüklerin tipik bir SNARC etkisine, uyumsuz yüklerin ise ters SNARC etkisine yol açtığını göstermiştir. Bu etki, uzam yükü altında, büyüklük yüküne kıyasla daha belirgin olmuştur. Tek-çift görevinde, uyumlu yükler tipik bir SNARC etkisi oluşturmuş, ancak uyumsuz yükler altında güçlü bir ters SNARC etkisi ortaya çıkmamıştır. Buna karşılık, büyüklük değerlendirme görevinde, uyumsuz yükler sunulduğunda daha belirgin bir ters SNARC etkisi gözlenmiştir. Bu bulgular, SNARC etkisini tamamen otomatik bir süreç olduğu anlayışını sorgulamakta ve sayılara ilişkin uzun-süreli temsiller ile ÇB etkilerinin bir arada var olabileceğini öne sürmektedir. Ayrıca, bu sonuçlar, sayı-uzam ilişkilerinin görev taleplerine ve bilişsel stratejilere göre dinamik olarak şekillendirilebileceğini vurgulamaktadır.Doctoral Thesis Miras Oyunda: Müze Deneyimini Geliştirmek için Rol Yapma Oyunları Tasarlamak(2025) Türkmen, Doruk; Mura, GökhanBu araştırma, rol yapma oyunlarının (RPG'ler), kültürel mirası oyun deneyimine entegre ederek müze deneyimlerini geliştirme potansiyelini incelemektedir. İzmir Arkeoloji ve Etnografya Müzesi'ni odak noktası olarak alan çalışma, RPG'lerin anlamlı ve etkileyici müze deneyimleri oluşturmadaki rolünü araştırmaktadır. Somut eserleri soyut anlatılarla birleştirerek, araştırma, çeşitli müze ziyaretçileri için anlamlı bir oyun deneyimi tasarlamayı, kültürel mirasın daha derin bir şekilde anlaşılmasını ve farkındalığını artırmayı, ayrıca müze kurumuna olan ilgiyi güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırmada tasarım yoluyla araştırma metodolojisi benimsenmiş, iteratif bir tasarım süreci ve oyun testi odaklı bir yaklaşım kullanılmıştır. Bu bağlamda, müze deneyimini kapsayan bir bilgisayar rol yapma oyununun (CRPG) tasarımı ele alınmıştır. Çalışma sırasında bir dizi tasarım zorluğu ortaya çıkarılmıştır; bunlar arasında, müze içerikleriyle zenginleştirilmiş anlamlı ve amaçlı bir oyun deneyimi sunma, farklı seviyelerde video oyunu ve RPG bilgisine sahip bir kitle için karmaşık oyun unsurları tasarlama ve kültürel miras bağlamında gayriresmî öğrenmeyi artırma gibi unsurlar yer almaktadır. Oyun tasarımı ve oyun tabanlı öğrenme metodolojilerini inceleyen araştırma, disiplinler arası bir tasarım alanını keşfetmek için tasarım pratiğinden yararlanmıştır. Çalışma, RPG'lerin müze bağlamında tasarımını bir sorun olarak değil, bir tasarım durumu olarak ele alarak, tasarım eylemi yoluyla uygulanabilir tasarım bilgisi üretme zihniyetini benimsemektedir. Araştırma bulguları, müze ortamlarında RPG kullanımına ilişkin hem teorik hem de pratik çıkarımlar sunmaktadır. Çalışma, RPG'lerin müze eserlerini bağlama oturtma, kültürel miras anlatılarına merak ve katılımı artırma, ayrıca anlamlı bir öğrenme deneyimi sağlama potansiyelini ortaya koymaktadır. Araştırma, kültürel miras bağlamında oyun tabanlı öğrenme alanına katkıda bulunarak, müzeler için ciddi oyunların tasarım süreci ve değerlendirilmesi üzerine önemli bilgiler sunmaktadır.Doctoral Thesis Zeytinin Kolektif Bilgisi Yoluyla Döngüsel Tasarımın İncelenmesi: Toroidality Modeli(2025) Yurt, Canberk; Deniz, DenizEkolojik kriz, insanmerkezci dünya görüşü sonucu doğal döngüleri dağtmakta, varlıklar arasındaki ağları zedelemekte ve ekosistemin dengesini bozmaktadır. Bu olumsuz etkileri tersine çevirebilmek için sürdürülebilirlik ve döngüsellik konseptleri, iyileştirici müdahalelerle cevap vermeye çalışmaktadır. Ancak, bu müdahaleler aynı insanmerkezci anlayış nedeniyle ekosistemi tamamen rejenere etmek ve ekolojik bütünlüğü korumak için yetersizdir. Dolayısıyla, ekolojik bütünlüğe ulaşmak için alternatif bir döngüsellik modeli önerilmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu tez, kolektif bilgi ve fenomenolojik referansların potansiyelini, insan ve insan-dışı varlıkların karşılıklı etkileşimini ve müştereklerin gücünü göz önünde bulundurarak bir döngüsel tasarım modelinin tasarımını, geliştirilmesini ve test edilmesini konu almaktadır. 'Toroidality' olarak adlandırılan bu model, kolektif bilgi ve kolektif değer yaratımının iç içe geçmiş döngüleri ile yapılandırılmış olup, metodolojisi katılımcı eylem araştırmasının ortak çalışma yaklaşımına dayanmaktadır. Toroidality'yi denemek ve değerlendirmek amacıyla 'Zeytinin Döngüsel Yolculuğu' adlı bir vaka çalışması tasarlanmıştır. Vaka çalışması kapsamında, Toroidality'nin aşamaları, bir uzman atölyesi ve üç ortak tasarım atölyesi eşliğinde gerçekleştirilmiştir. Vaka çalışmasının sonunda, araştırma tasarımı, yöntemler, çıktılar, katılımcı dinamikleri, Toroidality'nin işleyişi ve kolektif bilginin kullanımı değerlendirilmiştir. Değerlendirmenin ardından, Toroidality, problem tanımı, kavramsal arka plan ve vaka çalışması ele alınarak kapsamlı bir şekilde tartışılmıştır. Bu tez, Toroidality'nin gelecekteki çalışmalarına, kolektif bilgi ve katılımcı eylemin döngüsel uygulamalardaki konumuna ve ekolojik bütünlük bağlamında döngüselliğe atıfta bulunularak sonuçlandırılmıştır.Doctoral Thesis Kawaii Horror: Deconstructing Uniformity and Representation of Women in Contemporary Japanese Horror(2024) Bayar, Hazal; Manaflı, Şölen Utkun KipözBu tez, çağdaş Japon beden korkusu sinemasında Japon okul kızı imajı kavramını inceler. Özellikle 2000 sonrası dönemde seçilen örnekler aracılığıyla, okul kızı imajının bir mutasyon figürü haline geldiğini ve kogal sokak modası hareketi ile çağdaş Japon beden korkusu sinemasındaki bu imajın temsili arasındaki paralel ilişkiyi araştırır. Post-yapısalcı bir yaklaşım kullanarak okul kızı imajının gelişimini inceleyen bu çalışma, Japon okul kızı üniformasını fetiş ve isyanla ilişkisini yapısöküme uğratmayı amaçlar ve bunu, Japon beden korkusunda baskın bir kadın otoritesinin yeniden inşası için bir ön koşul olarak ele alır; bu da bu çalışmada kawaii korku olarak adlandırılmıştır. Okul üniformasının, bu tezin ele almayı amaçladığı kavramları açığa çıkardığı nokta - fetiş, beden korkusu ve isyan arasındaki ilişki - aynı zamanda moda ve feminist beden politikalarının birbirine geçtiği noktadır. Bu tez için okul üniforması kavramını feminist beden politikaları bakış açısıyla, moda ve film çalışmaları alanları arasındaki ilişki üzerinden açıklamaya çalışacağım. Moda ve film çalışmalarını Japon vücut korkusu filmlerinde kadın bedeninin temsili üzerinden bir diyaloğa sokarak, okul üniformasının kavramını yeni bir şekilde okumak mümkün olabilir. Bu araştırma, Japon okul üniformasındaki kadın figürlerinin filmde nasıl temsil edildiğini inceler, fetişleştirilmiş okul kızı imajını kucaklar ve onu bir abjekt (iğrenç) figüre dönüştürerek, kadın bedeninden gelen otantik bir kendini yaratmanın işareti olarak, patriarkal bakışa karşı duran canavar/mutasyon okul kızlarına yeni bir isyankar okuma açar.Doctoral Thesis Reconfiguring household waste supply chains for circular value co-creation(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Özdamar, Burçin; Göçer, AysuEvsel atık yönetimi, günümüzde artan nüfus ve değişen tüketim alışkanlıkları nedeniyle kaynakların etkin kullanımı açısından kritik önem kazanmıştır. Bu çalışmada, evsel atık tedarik zinciri unsurları, sürdürülebilir ve döngüsel çözümler bulmak amacıyla yarı yapılandırılmış mülakatlar aracılığıyla nitel yöntemlerle incelenmiştir. Paydaş teorisi kullanılarak, hane halkı ve atık toplayıcılarının da göz önünde bulundurulması ile beraber aktörler, yaygın atık türleri, toplama noktaları, tesisler ve süreçlerdeki darboğaz noktaları belirlenmiştir. (Endüstriyel) Ağ teorisi ile aktörler arası ilişkiler analiz edilerek, sistemin bütünsel bir görünümü elde edilmiştir. Bu bağlamda toplamda altı atık sürecinde otuz üç darboğaz noktası tespit edilmiştir. İlgili darboğaz noktaları, yorumlayıcı yapısal modelleme ile analiz edilerek, hizmet-baskın mantık yardımıyla aktörler arasında birlikte değer yaratma süreçleri ve döngüsel atık yönetimi uygulamalarının gerçekleştirilmesinde önemli bir rol oynadığı belirlenmiştir. Araştırmada, mevcut sistem incelenmiş, potansiyel iyileştirme noktaları belirlenmiş ve başarılı stratejilerin uygulanması noktasında öneriler sunulmuştur. Ayrıca gelişmiş ülkelerdeki en iyi uygulamalar örnek alınarak potansiyel iyileştirme noktaları tespit edilmiş ve bu başarılı stratejilerin uygulanması noktasında öneriler getirilmiştir. Evsel atık tedarik zinciri döngüsel ortak değer yaratma bağlantı modeli ile bulgular, politika geliştirme, geleneksel atık yönetimi yaklaşımlarındaki değişiklikler ve aktör işbirliği ile koordinasyonunun, döngüsel evsel atık tedarik zincirlerini yeniden yapılandırmada ve açık döngülerin kapalı döngülere dönüşmesinde etkili olduğunu ortaya koymuştur.Doctoral Thesis The time-dependent effects of MNL compatible and incompatible stimulus-response relations under different representational contexts on magnitude-space associations(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Palaz, Ezgi; Dural Çetinkaya, Seda; Çetinkaya, Seda DuralSNARC etkisi, insanların zihinsel sayı dizisine (mental number line, MNL) uygun olacak şekilde, küçük sayılara sol, büyük sayılara ise sağ elleri ile daha hızlı tepki vermeleri olarak karakterize edilir. Söz konusu tepki örüntüleri (SNARC-benzeri etkiler) sayısal olmayan büyüklüklerde de gözlenmektedir. SNARC etkisinin yönü ve gücü, farklı uyarıcı-tepki bağıntıları kapsamında ya da farklı zihinsel temsilleri içeren birtakım alıştırma deneyimleri sonucunda değişebilmektedir. Bu tez, SNARC etkisinin esnekliğini MNL ile tutarlı ve tutarsız (cetvel ve saat) temsil bağlamları sunularak, katılımcıların MNL ile uyumlu ve uyumsuz uyarıcı-tepki bağıntılarını öğrenmek üzere yaptıkları bir alıştırma görevinin SNARC üzerindeki etkileri ve bu etkilerin sayısal olmayan büyüklüklere genellenmesini araştırmayı amaçlamıştır. Bunun için toplam 420 kişinin katıldığı iki çalışma yürütülmüştür. Birinci çalışmada alıştırma sonrası SNARC etkisinin ortaya çıkışı ve kalıcılığı, ikinci çalışmada ise bu etkilerin kavramsal ve fiziksel büyüklüklere aktarımı incelenmiştir. Sonuçlara göre, temsil bağlamları performans üzerinde bir etki yaratmamıştır. Alıştırma sırasında oluşturulan uyarıcı-tepki bağıntıları ise sayısal büyüklüklere verilen tepkileri etkilemiştir. Buna göre, MNL-uyumlu alıştırmalar kısa süreli ortaya çıkan SNARC ile sonuçlanırken, MNL-uyumsuz alıştırmaların ardından ters SNARC etkisi gözlenmiş ve bu etki bir hafta boyunca kalıcı olmuştur. Ancak, gözlenen etkiler sayısal olmayan büyüklüklere genellenmemiştir. Sonuçlar, alıştırma etkilerinin önceden var olan birtakım eğilimlere bağlı olduğuna işaret etmektedir. Ayrıca, genel bir büyüklük sistemi fikrinin tersine, sayısal olan ve olmayan büyüklüklerin varsayıldığı kadar güçlü bir ilişkisi olmayabileceği düşünülmektedir.Doctoral Thesis Family photographs as 'memento', then and now: an analysis of the personal storytelling experience through Actor–Network Theory(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Köseoğlu, Gamze; Hasırcı, DenizBu çalışma, aile fotoğrafçılığı alanında duygular, anılar ve teknolojik değişimler arasındaki çok yönlü etkileşimi inceliyor. Değer bağlamı çerçevesinde şekillenen çalışma, eylemlerin ikili doğasını açığa çıkarıyor ve onların aile fotoğraflarını nasıl etkilediğini ve onlardan nasıl etkilendiğini analiz ediyor. Duyguların maddeselliğini araştırıyor; ve kişisel eşyaların, yadigârların, ve özellikle aile fotoğraflarının —sevilenlerin yokluğunun, eksik parçaların, söylenmemiş sözlerin ve bilinmeyen anlatıların yerini nasıl aldığını vurguluyor. Zaman içinde bütün bu kavramlarda bir dönüşüm olduğunu savunan ve bunun sebebini tetkik eden çalışma, fotoğrafların anıların koruyucusu ve iyileşme için katalizör olma rollerine vurgu yapıyor. Aktör–Ağ Teorisi (ANT), aile fotoğrafçılığına katkıda bulunan karmaşık sosyo–teknik ağları açığa çıkaran önemli bir mercek olarak ortaya çıkıyor. ANT, insan ve insan olmayan aktörler arasındaki karmaşık bağlantıların incelenmesine hizmet ederek, bunların hem eski hem de şimdiki aile fotoğrafçılığı uygulamalarının doğuşu, devamı ve değişimi üzerindeki kolektif etkisini ortaya koyuyor. Çalışma, bu ağların akışkanlığının altını çizerek, aktörlerin analog ve dijital boyutlarda müzakere ve adaptasyonunu vurguluyor. Çalışma, aile fotoğrafçılığının hikâye anlatma ve kendini ifade etme pratikleriyle birleştiği çağdaş manzarayı kapsıyor. Dijital çağ, aile fotoğraflarının yaratılması, dağıtılması ve anlamlandırılmasında yeni dinamikler getiren bir paradigma değişimi ile karakterize ediliyor. Çalışma, geleneksel analog uygulamalara duyulan ihtiyaç ile dijital dönemin anlık doğası arasındaki çatışmanın altını çizerek bu sosyo–teknik birleşimin melezliğini ortaya çıkarıyor; ve aile fotoğraflarını insan deneyimleri, duyguları ve bağlantılarından oluşan karmaşık bu ağ içinde bütünleşmiş dinamik eserler olarak konumlandırıyor.Doctoral Thesis A Participatory Interior Design Method for a Learning Environment Through the Use of Social Media and Digital Technologies(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Keskin, Gökhan; Hasırcı, DenizKatılımcı Tasarım, çeşitli içerik ve ölçeklerde araştırılan bir konudur. Ancak iç mimari tasarım ölçeğinde, zaman, bütçe ve katılımcıları sürece dahil etme ile ilgili zorluklar yaşanmaktadır. Bu çalışma, sosyal medya ve dijital teknolojilerin kullanımını içeren yeni yöntemlerin, iç mimari ölçekli tasarım sürecine katılımcıları daha aktif ve eşit bir şekilde dahil etme potansiyelini araştırmaktadır. Diğer tasarım disiplinlerine göre, iç mimari tasarım süreci teknik ve sosyal faktörler nedeniyle daha fazla sorunla karşılaşabilir. Bu nedenle, tasarım süreci ile katılımcı tasarım süreci arasındaki ilişkinin iyice incelenmesi, iç mimari ölçekli katılımcı tasarımın verimliliği için önemlidir. Bu bağlamda, tasarım süreci, katılımcı tasarım, dijital teknolojiler ve üretim teknikleri, sosyal medya ve katılımcı tasarım için önemi, yüz yüze ve çevrimiçi eğitim gibi konular literatürde ele alınmıştır. Katılımcı tasarım süreciyle ilgili birçok araştırma yapılmış olmasına rağmen, sosyal medya ve dijital teknolojilerin etkileri henüz yeterince araştırılmamıştır. Bu süreçte, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı ve Yaşar Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü öğrencileri üzerinde vaka çalışmaları yapılmıştır. Bu süreçte gözlemleme, animasyonlar, sanal gerçeklik ve arttırılmış gerçeklik, beyin jimnastiği, dijital modelleme, münazaralar, çizimler, sergiler, oyunlar, görüşmeler, anketler, jüriler, gözlemlemeler, pilot test uygulamaları, araştırma ve incelemeler, seminerler, sosyal medya kullanımı, kullanım testleri ve atölye çalışmaları yapılmıştır. Projenin merkezinde, TEGV Eğitim Merkezi'ni kullanan 6-14 yaş arası çocuklar, aileleri, gönüllü eğitim verenler ve çalışanlar bulunmaktadır. Elde edilen verilerin, çocuklarla katılımcı tasarım süreci, katılımcıların rolü, katılım seviyeleri ve kullanıcılar, tasarımcılar, uzmanlar ve yöneticiler arasındaki etkileşim ve iletişim gibi konularda katkı sağlaması beklenmektedir. Bu çalışmanın sonuçları, sosyal medya ve dijital araçların katılımcı tasarım sürecindeki potansiyelinin anlaşılmasına katkıda bulunabilir.Doctoral Thesis Traditional Turkish Women's Clothing From the Province of Izmir in the 19th and 20th Centuries(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Aktaş, Ceren; Özkavruk Adanır, ElvanBu tez, İzmir ilindeki geleneksel Türk kadın giyiminin tasarım ve yapım tekniklerini incelemektedir. Giyim sadece korunma ve örtünme işlevi görmez, aynı zamanda kültürün ve kimliğin bir göstergesidir. Geleneksel kıyafetlerin analizi, kültürün görsel olarak en dinamik ifadesi olan Türk giyim tasarımında yer alan ayırt edici unsurların, bilinmeyen ayrıntıların ve özenli üretim süreçlerinin keşfedilmesine yardımcı olmaktadır. On dokuzuncu ve yirminci yüzyılın başlarında İzmir'de yaşayan Türk kadınlarının geleneksel kıyafet tasarımlarını sistematik bir şekilde araştırmak için giysiler üzerinde derinlemesine gözlem ve incelemeler yapılmıştır. İzmir ilinin coğrafi durumu, tarihi, sosyo-ekonomik durumu üretilen giysi ve kumaşlarda etkili olmuştur. Ancak Avrupa modasının yayılmasıyla birlikte geleneksel Türk kadın giyimi değişmeye ve yok olmaya başlamıştır. On dokuzuncu yüzyıldan yirminci yüzyılın başlarına kadar giysi tasarımına odaklanan araştırma, İzmir'deki üç müzede (İzmir Etnografya Müzesi, Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi, Ödemiş Belediyesi Kent Arşivleri ve Müzesi) bulunan kırk yedi Türk kadın giysisinin analizi üzerinden ilerlemiştir. Etnografya müzelerinde yapılan bu çalışma, Türk giysilerinin sıfır atık ve çok işlevli bir şekilde tasarlandığını ortaya koymuştur. Bu tez, akademik çalışmalarla araştırılmamış bir alanda yeni bilgiler sunmaktadır. Giyim kültürümüzün tanıtılması ve tanınmasındaki en önemli eksikliklerden birinin nedeni bu konunun yeterince araştırılmış olmaması ve kaynak eksikliğidir.

