Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Tez Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/11

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 1046
  • Doctoral Thesis
    Volatility Modelling and Forecasting Value-At Evidence From New and Candidate European Union Countries
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2010) Tunc, Gokce; Kasman, Adnan
    Riske maruz değer (VaR) yöntemi son yıllarda yaygın olarak kullanılan bir risk ölçüm, yönetim ve raporlama aracı haline gelmistir. Ancak bu yöntemin kullanımında karşılaşılan en önemli sorun volatilitenin doğru tahmin edilmesidir. Bu nedenle, bu çalışmanın amacı farklı volatilite tahmin yöntemleri kullanarak en iyi performans gösteren VaR ölçüm yöntemini Avrupa Birliği'ne (AB) yeni üye ve aday ülke hisse senedi endeks verileri kullanarak belirlemektir.Bu çalışma, örneklemdeki ülkelerin hisse senedi piyasalarının davranışını ve karakteristiğini kısa (GARCH) ve uzun (FIGARCH,HYGARCH) hafıza volatilite modelleri yardımıyla tespit etmeye çalışmaktadır. Model parametreleri normal, Student-t ve çarpık Student-t dağılım varsayımı altında tespit edilmiştir. Günlük hisse senedi endeks getirileri için belirlenen en uygun volatilite modelleri çerçevesinde hesaplanan riske maruz değerlerin performansı Kupiec LR testi kullanılarak ölçülmüştür.Elde edilen sonuçlara göre, AB'ye yeni üye ve aday ondört ülkenin altısında endeks verilerinin hem getiri hem volatilitesinin uzun hafıza özelliği gösterdiği gözlemlenmektedir. Bu sonuç, bu ülkelerin hisse senedi piyasalarinda piyasa etkinliğinden söz edilemeyeceğini göstermektedir. Ayrıca çarpık Student-t dağılımının volatilitenin tahminlenmesinde en uygun varsayım olması, endeks getiri serilerinin çarpıklık ve şişman kuyruk özelligi gösterdiğini ispatlar niteliktedir. Örneklem içi ve örneklem dışı bulunan VaR değerlerinin fiyat hareketlerinin tahminlenmesinde son derece başarılı olduğu gözlemlenmiştir. Dağılım olarak da yine çarpık Student-t varsayımı altında yapılan analizler en iyi tahmin sonuçlarını vermektedir.
  • Master Thesis
    Hekimin Tıbbi Uygulama Hatalarından Doğan Hukuki Sorumluluğu
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2020) Sarıbaş, Nur Yücel; Özcan, Cem
    Çalışmamızın konusu hekimin tıbbi uygulama hatalarından doğan hukuki sorumluluğudur. Hazırlanmış olan çalışmamız giriş ve sonuç bölümleriyle birlikte beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmamızın yazılış amacı ve konusu temel düzeyde anlatılmış olmakla birlikte, sonraki bölümlerde bahsedilecek olan konu başlıkları detaylandırılarak aktarılmıştır.Birinci bölümde tıbbi müdahale kavramı ve konuya ilişkin temel kavramlar açıklanmış olup; bununla birlikte hasta ile hekim arasındaki hukuki ilişkinin mahiyeti hususuna değinilmiştir.İkinci bölümde tıbbi uygulama hatası (malpraktis) ve komplikasyon kavramları kendi içlerinde özelleştirilerek incelenmiş ve bu iki kavram arasındaki ayrım açıklanmıştır.Çalışmamızın üçüncü bölümünde hekimin tıbbi uygulama hatasından doğan hukuki sorumluluğu ve hekimin tıbbi uygulama hatasına karşı alabileceği hukuki önlemler incelenmiştir.Çalışmamızın son bölümünde yapılmış olan araştırmalar sonucu ulaşılan bilgiler ışığında hekimin tıbbi uygulama hatasından doğan hukuki sorumluluğuna ilişkin genel bir değerlendirme yapılmıştır.İncelenmekte olan konu pek çok detaylı alt başlığa sahip olduğundan çalışmamızda konu sınırlandırılmasına gidilmiştir. Bu sebeple çalışmamızda hekimin özel hukuk sorumluluğu temel alınmıştır.Çalışmamızda hekimin idari, cezai ve disiplin sorumluluğu incelenmemiştir.
  • Master Thesis
    Türk İş Hukukunda Kısa Çalışma ve Karşılaştırmalı Hukuktan Kısa Çalışma Örnekleri
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Erdoğan, Özge; Şişli, Zeynep
    Küreselleşmeye bağlı şekilde dünyayı etkisine alan çeşitli büyük çaplı krizler işyerlerini de büyük oranda etkilemektedirler. İşverenler söz konusu krizin etiklerinden kurtulmak ya da en aza indirgemek için işçinin mağduriyetine sebebiyet verecek uygulamalara başvurmaktadırlar. Bu kapsamda krizin işyerindeki yıkıcı etkilerini geciktirmek, işçi aleyhine olan haksız uygulamalara son vermek için istihdamı koruyucu politikalar geliştirilmiştir. İşsizliğin yol açabileceği maliyetleri en aza indirgemek mevcut çalışan işçilere de iş güvencesi sağlamak ve doğal olarak krizin etkilerini en aza indirmek için devlet desteğini içerir ve işçinin korunması ilkesine hizmet eden kısa çalışma kurumu 2003 yılında hukukumuza dâhil olmuştur. Çalışmamızda kısa çalışma kurumu kapsamlı biçimde incelenmiştir. Çalışmamız üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kısa çalışmaya dair genel bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde kısa çalışmanın şartları, hükümleri ve sona erme halleri ile güncel bir kısa çalışma örneği olan COVID-19'a ilişkin genel bilgiler ele alınmıştır. Üçüncü bölümde karşılaştırmalı hukuktan kısa çalışma örneklerine yer verilmiştir.
  • Master Thesis
    Length of Recovery Periods on Non-Performing Loans
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2013) Özgüler, İsmail Cem; Esen, Oğuz
    Akademik çevre çoğunlukla temerrüt halinde zararları tahmin ederken tahvil piyasası bazında kredi riski üzerinde durmuştur. Banka kredileri özel araçlar olduğu için ve banka kredileri dağılımına ilişkin detaylı bilgiler bilgi kamuya açık olarak paylaşılmadığından bu konuda fazla çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmanın katkısı temerrüde düşmüş olan tahsili gecikmiş alacakların (TGA) sorgulanması ve açıklamasını yapmaktır. Ampirik sonuçlar TGA üzerine tahsilatların zamanlaması, teminat ve anapara borcu tutarı oranının etkisi ve borçlular ve yasal haklarının kullanım niyeti üzerine eğilmiştir.
  • Doctoral Thesis
    Q-Floquet Theory and Its Extensions To Time Scales Periodic in Shifts
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2016) Koyuncuoglu, Halis Can; Adıvar, Murat
    Bu tezde q-fark sistemlerinin Floquet teorisi çarpımsal periyodiklik kavramı kullanılarak incelenmiştir. Floquet ayrışma teoremi üstel matris fonksiyonu denkleminin çözümünün varlığı ispatlanarak verilmiştir. Homojen ve homojen olmayan q-Floquet fark sistemleri incelenerek, periyodik çözümün varlığı için gerek yeter koşullar gösterilmiştir. Ayrıca, Floquet çarpanları ve Floquet kuvvetleri arasında kurulan ilişkinin ışığında elde edilen sonuçlar kararlılık analizinde kullanılmış tır. Tezin kalan kısmında, q-Floquet teorisi zaman skalalarında kaydırma operatörlerine bağlı olarak tanımlanan yeni periyodiklik kavramıyla genelleştirilmiştir. Bu yaklaşım dinamik sistemlerin Floquet teorisinin toplamsallık koşulu aranmaksızın daha genel tanım aralıklarında tartışılmasına imkan tanımıştır. Genelleştirilen sonuçlar Floquet teorisine daha geniş bir açıdan bakılmasını sağlayıp, literatürdeki şu ana kadar Floquet teorisi üzerine yapılmış çalışmalar içerisinde en genel olanlarıdır.
  • Master Thesis
    Nesne İlişkileri ve Evcil Hayvan Bağlanmasının Kaygı Üzerine Etkisi
    (2025) Sadık, Selin Maya; Ögütcü, Yasemin Meral
    Bu çalışma, nesne ilişkileri ile kaygı semptomları arasındaki ilişkide evcil hayvan bağlanmasının kaygılı ve kaçıngan boyutları üzerinden aracı rolünü incelemeyi amaçlamıştır. Nesne ilişkileri ve bağlanma kuramlarına dayanan bu araştırma, erken dönem ilişkisel zorluklar yaşamış bireylerde evcil hayvanlarla kurulan duygusal bağların geçiş nesnesi ya da duygusal düzenleyici işlev görüp görmediğini araştırmıştır. Katılımcılar, 1865 yaş aralığında, en az üç aydır kedi veya köpek ile aynı evde yaşayan 290 Türk yetişkinden oluşmaktadır (%83,8 kadın). Veriler, Bell Nesne İlişkileri ve Gerçeklik Testi Envanteri (BORRTI), Evcil Hayvan Bağlanma Ölçeği (PAS) ve Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği (DASS-21) kullanılarak toplanmıştır. Korelasyon analizleri, bozulmuş nesne ilişkilerinin hem kaygı semptomları hem de kaygılı evcil hayvan bağlanması ile pozitif yönde ilişkili olduğunu; kaçıngan bağlanmanın ise anlamlı bir ilişki göstermediğini ortaya koymuştur. Mediyasyon analizleri, bu bağlanma stillerinin nesne ilişkileri ile kaygı arasındaki ilişkiyi anlamlı şekilde açıklamadığını göstermiştir. Bulgular, bozulmuş nesne ilişkilerine sahip bireylerin evcil hayvanlara kaygılı biçimde bağlanabileceğini, ancak bu bağların kaygıyı azaltıcı bir işlev taşımayabileceğini göstermektedir. İnsan–hayvan bağları oldukça bireyseldir ve kişinin içsel nesne dünyası ile gelişimsel geçmişine bağlı olarak farklı işlevler üstlenebilir. Sonuçlar, terapötik süreçte bu bağların taşıdığı simgesel ve telafi edici anlamların dikkatle ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır.
  • Master Thesis
    The Impact of Covid-19 on Performance of Turkish Companies in Tourism Sector Using Ratio Analysis
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Başaran, Murat; Vardar, Gülin
    Bu çalışmada, COVID-19 Pandemisinin otel ve restaurant sektöründe hizmet veren şirketlerin finansal rasyolarını nasıl etkilediği incelenmiştir. Otel ve restaurant sektöründe bulunan on bir şirketin finansal raporları, rasyo analizi ile incelenerek, pandemi öncesi şirket performanslarını yansıtan 2019 yılının sektör ortalamaları ile karşılaştırılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda şirketlerin incelenen rasyolarının tamamının COVID-19 pandemisinin sonuçlarından genel olarak negatif şekilde etkilendiği, ancak karlılık ve devir oranlarının en fazla etkilenen rasyolar olduğu ortaya çıkarılmıştır.
  • Master Thesis
    Visual Constructions of Identity in Ecoc 2010: the Ambiguous Status of Istanbul
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2011) Uysal, Mine; Baydar, Gülsüm
    Bu çalışma, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti görsel temsilini, Avrupa kimliği veAvrupa Kültür Başkentleri'nin sembolik üretimi üzerinden analiz etmektedir. Bukapsamda, Avrupa Kültür Başkenti projesi, kent pazarlamasında festival ve özeletkinlikler çerçevesinde açıklanmıştır. Avrupa Kültür Başkenti, kültürel bir projeolmasının yanında ulus-devletlerin azalan egemenliğinde aidiyet duygusunu ortak kimliküzerinden yaratma amacıyla oluşturulmuş politik bir projedir. Görsel söylem üzerindenAvrupa kimliği göstergelerini belirleyebilmek için Avrupa Birliği'nin ve Avrupa KültürBaşkenti projesinin sembolik üretimi analiz edilmiştir. Son olarak, İstanbul'un birbiriyleçatışan Osmanlı / İslami kimliği ile Avrupalı kimliğini ortaya koymak amacıyla İstanbul2010 Avrupa Kültür Başkenti görsel temsiliyeti incelenmiştir.
  • Master Thesis
    Hasta Düşmelerini Önlemede Hemşirelerin Öz Yeterliliği, İş Yükü ve Hasta Güvenliği Kültürü Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Eker, Özge Düzova; Horasan, Gönül Dinç
    Bu çalışma, hasta düşmelerini önlemede hemşirelerin öz yeterliliği, iş yükü ve hasta güvenliği kültürü arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma tanımlayıcı, kesitsel araştırma tasarımı türündedir. İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yataklı servislerde görev yapmakta olan 150 hemşireye yapılan anket verileri kullanılarak yürütülmüştür. Verilerin analizi SPSS 22.0 paket programı kullanılarak gerçekleşmiştir. Veriler ortalama ± ss ve yüzdelerle özetlenmiş, istatistiksel analizlerde ki kare testi, Student's t test, Mann Whitney U, one way ANOVA ve lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Genç ve mesleğe yeni başlayan hemşirelerin hasta güvenliği kültürü yüksek olduğu görülmüştür (p=0,008). Hemşirelerin baktığı hastalarda son 1 yılda düşme ya da ramak kala olay gerçekleşme durumu kadınlarda daha fazla olsa da erkeklerin bu durumdaki hasta güvenliği ve öz yeterlilik puanlarında anlamlı olarak farklı istatistiksel sonuçlar elde edilmiştir (sırasıyla p=0,005, p=0,029). Araştırmanın sonuçları, hemşirelerin yarısından fazlası son bir yılda hasta düşmesi ya da ramak kala hasta düşmesi gerçekleşme durumunu yaşadıklarını göstermektedir. Bu konuda hizmet içi eğitimlerin düzenlenmesi, hasta ve hasta yakınına verilen eğitimlerin artırılması ve hasta düşmelerinin önlenmesi için gerekli iyileştirmelerin yapılması önerilmektedir.
  • Master Thesis
    Psychotherapy Relationship as a Secure Base: the Role of Attachment To Therapist Beyond Alliance
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Bey, Buse; Öğütçü, Yasemin Meral
    Bu çalışma psikoterapi ilişkisini bağlanma kuramı perspektifinde incelemektedir. Psikoterapi ilişkisinin güvenli temel işlevi, terapiste bağlanma, terapötik ittifak, seans içi keşif, ittifakta kırılma ve onarılma değişkenleri açısından incelenmiştir. Çalışma değişkenlerini ölçmek için Demografik Bilgi Formu, Danışanın Terapiste Bağlanma Ölçeği, Terapötik İttifak Ölçeği, Seans Değerlendirme Ölçeği-Sıfatlar Formu ve ittifakta kırılma-onarılma deneyimini ölçmek için Seans Sonrası Değerlendirme Ölçeği'nden seçilen sorular kullanılmıştır. Mevcut çalışmaya psikoterapi sürecinde en az 5 seans tamamlayan 81 katılımcı katılmıştır. Sonuçlar terapiste güvenli bağlanmanın daha yüksek düzeyde ittifak, seans içi keşif ve ittifakta kırılmanın onarılması ile ilişkili olduğunu, terapiste kaçınmacı bağlanmanın ise daha düşük ittifak, seans içi keşif ve ittifakta kopmanın onarılması ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Fakat ittifakta kırılmanın şiddeti ile terapiste güvenli bağlanma veya terapiste kaçınmacı bağlanma arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Terapiste güvenli bağlanmanın, ittifakta kırılmanın yoğunluğundan bağımsız olarak daha iyi onarım kapasitesi sağlayabileceği ve dolayısıyla bu danışanların psikoterapiden daha fazla kazanım elde edebileceği düşünülmektedir. Sonuçlar terapiste bağlanma değişkeninin, terapötik ittifağın ötesinde seans içi keşfini bağımsız olarak yordadığını göstermektedir. Psikoterapi ilişkisinin, işbirlikçi çalışma tutumunun ötesinde daha kapsamlı ilişkisel dinamikleri içerdiği öne sürülebilir. Ayrıca psikoterapi sürecinin erken dönem aşamasında, bilişsel davranışçı terapi grubunda yer alan katılımcılar psikodinamik yönelimli terapi grubunda yer alanlara kıyasla daha yüksek terapötik ittifak ve terapiste güvenli bağlanma göstermişlerdir. Literatür ve mevcut çalışma bulguları göz önüne alındığında, psikoterapi ilişkisinde bağlanma örüntülerinin incelenmesinin psikoterapi ilişkisinin sağladığı düzeltici duygusal deneyimin öneminin anlaşılmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
  • Doctoral Thesis
    Service Supply Chain Approach for Service Failure and Recovery
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2015) Yıldırım, Cansu; Atabay, Gülem; Oflaç, Bengü
    Bu çalışmanın temel amacı hizmet hataları ve hataların telafilerini gerçekleştiren tarafların genel müşteri memnuniyetleri ve müşterilerin yeniden satın alma niyetleri üzerindeki etkisini araştırmaktır. Turizm hizmet tedarik zinciri çalışmanın, düzenlendiği çevre olarak seçilmiştir çünkü bu alanda hizmet hataları hem kaçınılmaz hem de sıkça karşılaşılan durumlardır. Hizmet hataları, eğer düzeltilmezlerse, müşteri memnuniyetsizliği, negatif ağızdan ağza pazarlama ve müşteri sadakatinin azalması gibi kârın düşmesine neden olan negatif sonuçlar doğurabilir. Bu bağlamda, etkili hizmet telafileri bu gibi olumsuz sonuçları tersine çevirmenin bir yolu olduğundan, hem akademisyenler hem de uygulayıcılar için önemli bir odak noktası haline gelmiştir. Ayrıca, önceki deneyimler, beklenti oluşumunu sağlayarak müşteri memnuniyeti ve yeniden satın alma niyetleri gibi müşteri tepkilerini etkileyebilirler. Bu çalışma hizmet hataları, önceki iyi deneyimler ve hizmet telafileri gibi dinamiklerin genel müşteri memnuniyetleri ve yeniden satın alma niyetlerine etkilerini senaryo bazlı deneyler ile göstermektedir. Sonuçlar bir şirket ile önceki iyi deneyimlerin varlığının, hizmet hataları oluşması durumda tampon işlevi görmediğini ve tedarik zincirinin tarafları için pozitif sonuçları garantilemediğini göstermektedir. Ayrıca sonuçlar, bahsi geçen durumun kritik bir olay olması halinde, müşterilerin hizmet hatasının sorumluları arasındaki farkı algıladığını göstermektedir. Hatayı yapan taraf için müşterilerin genel memnuniyet düzeyi ve yeniden satın alma niyeti azalmaktadır. Benzer şekilde, telafiyi yapan taraf için müşterilerin genel memnuniyet düzeyi ve yeniden satın alma niyeti yükselmektedir. Ek olarak, hizmet hatası ve hatanın telafisi arasında, seyahat acentelerinin genel müşteri memnuniyeti ve müşterilerin yeniden satın alma niyetleri üzerine bir etkileşim gözlenmiştir.
  • Master Thesis
    Kadınların Meme Kanseri Korkusu, Kadercilik Algısı ve Seçilmiş Faktörlerin Erken Tanı Davranışlarına Etkisi
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Bakır, Gizem; Karayurt, Özgül
    Bu çalışma bir üniversite hastanesinde çalışan kadınların meme kanseri korkusu, meme kanseri kadercilik algısı ve seçilmiş faktörlerin erken tanı davranışları olan klinik meme muayenesi ve mamografi üzerine etkisini saptamak amacıyla yapılmıştır. Araştırma, tanımlayıcı ve kesitsel tasarımda olup, örneklemi üniversite hastanesinde çalışan toplam 400 kadın oluşturmuştur. Veriler; Tanıtıcı Özellikler Formu, Champion Meme Kanseri Korku Ölçeği, Powe Meme Kanseri Kadercilik Ölçeği ve Meme Kanseri Erken Tanı Davranışları Değerlendirme Formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin toplanmasında yüzyüze görüşme yöntemi kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, t-testi ve ki-kare testi kullanılmıştır. Kadınların %19,50'si (n:78) düzenli KMM yaptırmıştır. 40 yaş ve üzeri kadınların %45,54'ü (n:51) düzenli mamografi çektirmiştir. Kadınlar, Champion Meme Kanseri Korku Ölçeğinden ortalama 26,29±7,62 (min:8-maks:40) puan almışlardır. Kadınların %69,30'unun yüksek düzeyde korku yaşadıkları saptanmıştır. Kadercilik algısı yüksek olanların KMM yaptırmadığı, kadercilik algısının mamografi çektirmeyi etkilemediği, meme kanseri korkusunun KMM yaptırmayı etkilemediği, meme kanseri korkusu daha yüksek olanların mamografi çektirmediği, meme kanseri korkusu ile kadercilik arasında pozitif yönde ilişki olduğu saptanmıştır.
  • Master Thesis
    Platform Çalışması ve Platform Çalışanlarının Hukuki Statüsü
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Arslantaş, Si̇mge; Li̇moncuoğlu, Si̇yami̇ Alp
    Platform çalışması, ekonomi piyasalarındaki dijitalleşmenin bir sonucu olarak ortaya çıkan atipik istihdam biçimidir. Sahip olduğu heterojen yapı ve kendine özgü nitelikler platform çalışmasının atipik istihdam biçimleri arasındaki yerinin tespitini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle çalışmanın ikinci bölümünde platform çalışmasının atipik istihdam biçimleri arasındaki yeri incelenmiş, doktrinde kıyasa tabi tutulan istihdam biçimleriyle benzer ve farklı özelliklerine değinilmiştir. Sağladığı avantajlar nedeniyle giderek daha fazla tercih edilir hale gelen platform çalışması, çalışanlar açısından birçok dezavantaj da barındırmaktadır. Platform çalışanları çoğu zaman iş hukukunun işçilere tanıdığı temel haklardan dahi faydalanamamaktadırlar. Platform çalışanlarının hem işçilere hem bağımsız çalışanlara özgü nitelikleri taşıyor olmaları, hangi statü kapsamında değerlendirilecekleri sorununu ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca platform çalışmasının sahip olduğu heterojen yapı, genelleme yapmayı mümkün kılmamaktadır. Bu nedenle platform çalışanlarının hukuki statüsü belirsizliğini korumakta ve doktrinde konuya ilişkin farklı görüşler ile farklı çözüm önerileri bulunmaktadır. Platform çalışmasının barındırdığı ilişkilere veya platform çalışanlarının hukuki statülerine ilişkin Türk hukuku kapsamında yasal bir düzenleme ya da bilinen, verilmiş bir yargı kararı mevcut değildir. Platform çalışanlarının hukuki statüsünün belirsizliği, küresel bir sorun niteliğini haiz olup bu hususta gerek Avrupa Birliği (AB) gerek Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) gibi uluslararası kuruluşlar gerekse çeşitli ülkeler birtakım çalışmalar yürütmekte ve platform çalışanlarını iş hukukunun koruyucu hükümlerinin kapsamına almayı hedeflemektedir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, platform ekonomisi kavramına, dijital platformlara, platform çalışmasının türleri ile sağladığı avantaj ve dezavantajlara, platform çalışanı kavramına ve bu çalışanların sahip oldukları haklara değinilmiş; dördüncü bölümünde ise platform çalışanlarının hukuki statüsü kavramı detaylıca incelenerek statü sorununa yönelik çözüm önerilerine ve bazı ülkelerin, ILO'nun ve AB'nin konuya ilişkin yaklaşımlarına yer verilmiştir.
  • Master Thesis
    Ekipman Ataması ile İki Amaçlı Montaj Hattı Yeniden Dengeleme Problemi
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Şimşek, Elif; Özpeynirci, Selin
    Bu tezde, ekipman ataması ile iki amaçlı montaj hattı yeniden dengeleme problemi ele alınmıştır. Elimizde gerekli ekipmanla birlikte istasyonlara atanmış işler ve dengelenmiş bir montaj hattı bulunmaktadır. Bir veya daha fazla istasyonda meydana gelen bozulma elimizdeki sonucu kullanılamaz hale getirir. İşlerin gerekli ekipmanla birlikte kalan istasyonlara yeniden atanması gerekmektedir. Eğer işlerin atandığı istasyonlarda gerekli ekipman yer almıyorsa yeni ekipman satın almamız gerekmektedir. Montaj hattını yeniden dengelerken iki amacımız vardır: çevrim süresini en azlamak ve yeni alınan ekipmanın maliyetini en azlamak. Bu çalışmanın amacı bastırılmamış çözümleri yaratmak ve en çok tercih edilen çözümü bulmaktır. İki yöntem kullanılarak tüm bastırılmamış çözümler yaratılmıştır: Geleneksel Epsilon-Kısıt Yöntemi ve Artırılmış Epsilon-Kısıt Yöntemi. Yaratılan çözümler arasından en çok tercih edilen çözümü bulmak için karar verici ile etkileşimli olarak çalışan bir algoritma kullanılmıştır. Önerilen yöntemlerin performanslarını ölçmek amacıyla deneyler yapılmış ve sonuçlar raporlanmıştır.
  • Master Thesis
    Formal Verification of Fault Detection and Service Restore System in Smart Grid Using Probabilistic Model Checker
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Naseem, Syed Atıf; Gadelmavla, Dıaa
    Dağıtım Yönetim Sistemi (DMS), dağıtım şebekesinin arkasındaki iletim şebekesinden Denetleyici Kontrol ve Veri Toplama (SCADA) 'nın genişlemesi ile başlar. Arıza Tespiti, Yalıtım ve Servis Yenileme (FDIR) tekniği (DMS) bugün Akıllı Şebekede en çok kullanılan uygulamalardan birini oluşturmaktadır. FDIR, kapalı devre, paralel devre ve radyal konfigürasyonlar için daha yüksek düzeyde bir optimizasyon gerektirir. FDIR, trafo merkezinin besleyici bölümünde arıza tespit ettikten sonra sistemin performansını artırmak için ağırlıklı olarak istihdam edilmektedir. Daha sonra arızalı anahtarı besleyiciden açar ve gücü arızasız besleyici bölümlerine yönlendirerek hizmeti düzeltir. Böylece, dağıtım sisteminin restorasyon süresi birkaç saatten birkaç saniyeye azaltılır; dağıtım sisteminde yüksek güvenilirlik ve istikrar sağlayarak şebekeyi belirgin bir şekilde kurtarma. Dolayısıyla, FDIR işlemi gerçek zamanlı koşullara göre düzgün çalışması için bir takım garanti gerektirir. Bu bağlamda, bu tezin başlıca katkısı (i) Akıllı Şebeke dağıtım şebekesinde FDIR davranışının Markov modelini geliştirmek, (ii) PRISM model kontrol aletinde resmi olarak model doğrulamak için sistemin doğruluğunu (a ) doğruluğu, (b) verimlilik ve (c) güvenilirlik PRISM aracında mantıksal özellikler geliştirerek. (iii) Veri paketini (IEEE 802.11 DCF) ve G-3 güç hattı iletişimini gönderme / alma mekanizmalarının Markov modelleri geliştirilmiş ve genel sistem davranışını araştırmak için PRISM model denetleyicisinde FDIR ile bütünleştirilmiştir. Bir başka temel amaç da, (iv) dağıtım şebekesinde arıza oluşum sıklığını analiz etmek ve (v) dağıtım şebekesinin farklı komponentlerinin arıza olasılığını öngörmek için iletişim ağı ile birlikte FDIR'in olasılıksal Markov modelini oluşturmaktır. düzeltici bir işlem ve bakım yapın. Böylece, hatalı bileşen manuel olarak değiştirilebilir sistemin eksikliğinden kaçınmak için önceden. Ayrıca, (vi) hatanın oluşması durumunda arızalı bileşen kendisini sökerek dağıtım şebekesinin yük anahtarlarının düzgün çalışıp çıkamayacağını analiz eder ve tahmin ederiz. Son olarak, (vii) sistemi, belirli etkin olmayan anahtarla kurtarma olasılığının tahmini, kablosuz iletişim ağı ile FDIR modeli ve Ethernet veya fiber optik ortamı gibi ideal iletişim ağı ile FDIR modeli arasındaki karşılaştırma ile birlikte analiz edilmiştir. Simülasyon sonuçları, restorasyon süresi periyodunun artırılmasının, olasılığı 0.03 faktör ile arttırdığını göstermektedir. Ayrıca FDIR modelini 6 yük anahtarı, koruma rölesi, devre kesici ve Tianjin elektrik şirketi üzerindeki FDIR davranışını test ederek genişlettik. Ağın genişletilmesine yönelik Markov modeli PRISM aracı üzerinde yorumlandı ve PRISM model denetleyicisinin zamansal mantık spesifikasyonu aracılığıyla modeli doğruladı ve Akıllı Şebeke bileşeninin başarısızlık, yalıtım ve restorasyon olasılıklarını öngördü. Karşılaştırma sonuçları, ideal iletişim ağı ile kablosuz iletişim ortamına kıyasla daha az arıza olasılığına sahip olduğunu açıkça gösteren, kablosuz iletişim ağıyla bağlantılı FDIR ile karşılaştırıldığında FDIR ideal iletişim ortamıyla bağlantılı olduğunda elde edilir ve tartışılır.
  • Master Thesis
    Birinci Basamak Sağlık Kuruluşları Hekimlerinin Hasta Güvenliği Kültürü Hakkındaki Algılarının Belirlenmesi
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Erdem, Mustafa; Bezi̇rci̇oğlu, İnci̇m
    Türkiye'deki Birinci Basamak Sağlık Kuruluşlarında çalışan aile hekimlerinin hasta güvenliği kültürü hakkındaki algılarının belirlenmesi amacıyla araştırma yapılmıştır. AHRQ anketinin Türkçe uyarlaması yapılarak birinci basamakta görev yapan 22800 aile hekimine elektronik postayla iletilmiştir. Yanıtlayan 402 katılımcı çalışmaya alınmıştır. Birinci aşamada Türkçeye uyarlanan anketin geçerlik güvenirliği, ikinci aşamada hekimlerinin hasta güvenliği kültürü hakkındaki algıları belirlenmiştir. Yapı geçerliği için KMO değeri 0,7, Bartlett's değeri ise χ2=4998,309 p<0,001 bulunmuştur. İç Tutarlılık için yapılan faktör analizine göre ölçek 10 faktöre ayrılmış ve bu faktörler ölçeğin %60,5'ni açıklamaktadır. Güvenirlik için Cronbach Alpha değeri 0,89 olarak, testi yarılanarak değerlendirildiğinde ilk 30 soru için 0,79, son 29 soru için 0,90 bulunmuştur. Aile hekimlerinin yaş ortalaması 43,3±8,2 olup, %68,3'ü erkek, %31,7'si kadındır. Anketteki kalite ve hasta güvenliği sorunlarının listesi, örgütsel öğrenme, takım çalışması boyutlarını sırasıyla %83,9, %83,3, %81,1 en yüksek olarak olumlu yanıtlamışlardır. Katılımcıların %57,6 sı iş yükü ve hızı boyutunu olumlu yanıtlamışlardır. Katılımcıların yaptıkları puanlamaya göre (1-5) ölçeğin genel puanlaması 4 olarak bulunmuştur. Kalite ve hasta güvenliği listesi boyutu ve diğer kuruluşlarla bilgi alışverişi boyutu en yüksek puanlanan (4,8 ve 4,49) boyutlardır. İş yükü ve hızı boyutu boyutlar arasında en düşük (2,69) puanlanmıştır. Boyutların ölçeğin genel puanına göre korelasyonuna bakıldığında pozitif yönde ve anlamlı düzeydedir. Sonuç olarak birinci basamak sağlık kuruluşları için hasta güvenliği kültürü anketinin geçerli ve güvenilir olduğu ve Türkiye'deki aile hekimlerinin hasta güvenliği kültürü hakkındaki algı düzeyleri yüksek olduğu söylenebilir.
  • Master Thesis
    Capital Structure Decisions an International Eximination
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2006) Muzaffer, Erol; Var, Turgut
    Bu çalışmada İngiltere ve A.B.D'deki şirketlerin sermaye yapılarının seçimlerindekietkenler incelenmiştir. Çalışma esnasında İngiltere'deki şirketlerin borçlanmaoranlarının incelenen etkenler açısından A.B.D'deki şirketlere göre daha hassasoldukları belirlenmiştir. Örnek olarak şirketlere uygulanan borçlanma oranlarınınyapısı biraz değiştirildiği zaman İngiltere'deki şirketlerin A.B.D.'deki şirketlere göredaha keskin sonuç farklılıkları verdikleri gözlemlenmiştir. Şirketlerin sermayeyapısını etkileyen pek çok faktör olmasına rağmen bu çalışmada; maddi duran varlıkbüyüklüğü, karlılık, büyüme fırsatları, kazançlardaki dalgalanmalar, şirketbüyüklükleri göz önüne alınmıştır. Yapılan çalışmada her iki ülkede de borçlanmaile şirketlerin duran varlık büyüklükleri ve şirket büyüklükleri arasında pozitif birilişki tespit edilirken; borçlanma oranları ile karlılık ve büyüme fırsatları arasındanegatif bir ilişki gözlemlenmiştir. Kazançlardaki dalgalanmalar ve borçlanmaarasındaki ilişki ise iki ülke arasında farklılık göstermekte olup ; İngiltere'de aradapozitif bir ilişki bulunurken, A.B.D.'de ise negatif bir ilişki olduğu belirlenmiştir.Özetlemek gerekirse, bu çalışmanın sonucunda tahmin edilebilme kabiliyeti veincelenen etkenlerin güçlülüğü iki ülkede de önemli değişiklikler göstermesinerağmen, büyük bir kısmının borçlanma oranını aynı şekilde etkilediğine kanaatgetirilmiştir.iv
  • Doctoral Thesis
    Traditional Turkish Women's Clothing From the Province of Izmir in the 19th and 20th Centuries
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Aktaş, Ceren; Özkavruk Adanır, Elvan
    Bu tez, İzmir ilindeki geleneksel Türk kadın giyiminin tasarım ve yapım tekniklerini incelemektedir. Giyim sadece korunma ve örtünme işlevi görmez, aynı zamanda kültürün ve kimliğin bir göstergesidir. Geleneksel kıyafetlerin analizi, kültürün görsel olarak en dinamik ifadesi olan Türk giyim tasarımında yer alan ayırt edici unsurların, bilinmeyen ayrıntıların ve özenli üretim süreçlerinin keşfedilmesine yardımcı olmaktadır. On dokuzuncu ve yirminci yüzyılın başlarında İzmir'de yaşayan Türk kadınlarının geleneksel kıyafet tasarımlarını sistematik bir şekilde araştırmak için giysiler üzerinde derinlemesine gözlem ve incelemeler yapılmıştır. İzmir ilinin coğrafi durumu, tarihi, sosyo-ekonomik durumu üretilen giysi ve kumaşlarda etkili olmuştur. Ancak Avrupa modasının yayılmasıyla birlikte geleneksel Türk kadın giyimi değişmeye ve yok olmaya başlamıştır. On dokuzuncu yüzyıldan yirminci yüzyılın başlarına kadar giysi tasarımına odaklanan araştırma, İzmir'deki üç müzede (İzmir Etnografya Müzesi, Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi, Ödemiş Belediyesi Kent Arşivleri ve Müzesi) bulunan kırk yedi Türk kadın giysisinin analizi üzerinden ilerlemiştir. Etnografya müzelerinde yapılan bu çalışma, Türk giysilerinin sıfır atık ve çok işlevli bir şekilde tasarlandığını ortaya koymuştur. Bu tez, akademik çalışmalarla araştırılmamış bir alanda yeni bilgiler sunmaktadır. Giyim kültürümüzün tanıtılması ve tanınmasındaki en önemli eksikliklerden birinin nedeni bu konunun yeterince araştırılmış olmaması ve kaynak eksikliğidir.
  • Master Thesis
    Role of Growth Phase in Physiochemical Properties and Adhesion Capacities of Escherichia Coli and Bacillus Subtilis Cells at the Nano- and Macro- Scales
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Aspar, Gamze Nur; Duatepe, Fatma Pınar Gördesli
    Bakteriyel adezyon, üretimi bakteri büyüme fazına/zamanına bağlı olan bakteriyel yüzey biyopolimerlerinin fizyokimyasal özellikleri gibi birçok faktörden etkilenen karmaşık bir süreçtir. Bu tezde, farklı büyüme fazlarına/zamanlarına bağlı olarak meydana gelen Gram-negatif E. coli ve Gram-pozitif B. subtilis hücrelerinin yüzey fizyokimyasal özelliklerindeki değişikliklerin, bakteri hücrelerinin yüzeylere adezyon kapasitesini nasıl etkilediği nano- ve makro-ölçekte araştırılmıştır. Bakteri hücreleri ve silikon nitrat problar arasındaki nano ölçekli adezyon kuvvetleri ve enerjileri atomik kuvvet mikroskobu (AFM) ile su ve bir tampon solüsyonu altında ölçülmüştür. Su içerisindeki nano ölçekli adezyon kuvvetleri ve enerjileri deneyinden elde ettiğimiz sonuçlarımız, en yüksek adezyon kapasitesinin 4.5 saat büyütülen B. subtilis için ölçüldüğünü, E. coli için ise en yüksek adezyon kapasitesinin 6.5 saat büyütülen hücreler için ölçüldüğünü göstermiştir. Bununla birlikte, divalent katyonlar içeren tampon çözeltisindeki hücrelerin adezyon kapasitelerinin, su altındakine göre çok daha düşük olduğu AFM ölçümleri ile bulunmuştur. Makro-ölçekte termodinamik yaklaşım kullanılarak yapılan deneyler sonucunda elde edilen bakteriyel adezyon karşılaştırmaları, AFM kullanılarak nano-ölçekte elde edilen karşılaştırmalar ile doğrudan benzerlik göstermiştir. Termodinamik yaklaşım ayrıca hücre yüzeyinin hidrofobisite ve polarite gibi fizyokimyasal özellikleri hakkında da bilgi sağlamıştır. AFM sonuçları ile birleştirildiğinde, E. coli için lipopolisakkaritlerin (LPS'lerin) ve B. subtilis için hücre-duvarı ilişkili teikoik asitlerin (WTA'ların) hem nano hem de makro düzeylerde bakterilerin adezyonuna öncülük ettiği sonucuna varılmıştır. Bakterilerin bu negatif yüklü yüzey biyopolimerlerinin miktarı ve bunlarla ilişkili adezyon kapasiteleri, hücrelerin büyüme fazı/zamanı ile değişmiştir.
  • Master Thesis
    Montaj Hattında Ergonomik Risk Faktörlerinin Reba Metodu ile İncelenmesi: Otomotiv Yan Sanayi Sektörüne Yönelik Bir Uygulama
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Sakalar, Ender; Akay, Şermin Tükel
    Yayınlanan ulusal ve uluslararası istatistiklere göre iş ve işgücü kayıplarının büyük bir bölümü ergonomik koşulların dikkate alınmamasından kaynaklanmakta, ayrıca çalışanlarda işle ilgili kas iskelet sistemi rahatsızlıkları görülme, iş kazası ve meslek hastalıkları oluşma riski artmaktadır. Motor yağ pompası üreten bir firmada gerçekleştirilen bu tezin amacı montaj hattındaki istasyonları ergonomik açıdan değerlendirmek, en zorlanılan istasyonu ve en sık görülen kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarını tespit etmekti. Ayrıca istasyonlarda oluşan ergonomik risklerin kişisel postüral alışkanlıklardan kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırıldı. Katılımcılar İskandinav Kas İskelet Sistemi Rahatsızlıkları Anketi (Nordic)' ne verdikleri yanıta göre iki gruba ayrıldı. Son 12 ayda ağrı şikâyeti sebebiyle günlük faaliyetlerini yapmada zorlanan 90 montaj operatörü çalışma grubu, zorlanma yaşamamış olan 46 montaj operatörü ise kontrol grubu olmak üzere toplamda 136 montaj operatörü çalışmaya katıldı. Ergonomik risk faktörlerini değerlendirmek için Rapid Entire Body Assessment (REBA) metodu, iş yükünü değerlendirmek için NASA-TLX anketi kullanıldı. Demografik bilgiler, boy, kilo verileri iş yeri hemşiresinden alındı; istasyonların zorluk derecesi açık uçlu sorular ile soruldu. Yapılan analizler sonucu hem çalışma hem de kontrol grubunda en çok zorlanılan istasyonun 'vane dizme istasyonu' olduğu; kontrol grubunda boyun, sırt, bel ve el-el bileği bölgelerinin en çok ağrı görülen bölgeler olduğu tespit edildi. Ayrıca ağrı şikâyeti olanların çoğu dört veya daha fazla bölgede ağrı rapor etti. Operatörlerin iş yerindeki çalışma süresi ve kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları arasında pozitif ilişki saptandı. Çalışanların zorlandıkları istasyonlarda yapılan REBA değerlendirmelerinde istasyonların orta derece risk durumunda olduğu tespit edildi. Kronik ağrı şikâyeti olan çalışma grubunda ergonomik riskler postüral alışkanlıklara bağlı olarak daha yüksek bulundu.