Limoncuoğlu, Alp

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Limoncuoglu, Alp
Limoncuoglu, S. Alp
Limoncuoğlu, S. Alp
Limoncuoğlu, Siyami Alp
Li̇moncuoğlu, Si̇yami̇ Alp
Job Title
Email Address
alp.limoncuoglu@ieu.edu.tr
Main Affiliation
08.01. Law
Status
Current Staff
Website
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

NO POVERTY1
NO POVERTY
1
Research Products
ZERO HUNGER2
ZERO HUNGER
0
Research Products
GOOD HEALTH AND WELL-BEING3
GOOD HEALTH AND WELL-BEING
0
Research Products
QUALITY EDUCATION4
QUALITY EDUCATION
1
Research Products
GENDER EQUALITY5
GENDER EQUALITY
1
Research Products
CLEAN WATER AND SANITATION6
CLEAN WATER AND SANITATION
0
Research Products
AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY7
AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY
1
Research Products
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH8
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
5
Research Products
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE9
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
1
Research Products
REDUCED INEQUALITIES10
REDUCED INEQUALITIES
1
Research Products
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES11
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
0
Research Products
RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION12
RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
1
Research Products
CLIMATE ACTION13
CLIMATE ACTION
1
Research Products
LIFE BELOW WATER14
LIFE BELOW WATER
0
Research Products
LIFE ON LAND15
LIFE ON LAND
0
Research Products
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS16
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
1
Research Products
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS17
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
0
Research Products
Documents

1

Citations

46

h-index

1

Documents

3

Citations

40

Scholarly Output

26

Articles

8

Views / Downloads

173/3115

Supervised MSc Theses

18

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

40

Scopus Citation Count

46

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

1.54

Scopus Citations per Publication

1.77

Open Access Source

25

Supervised Theses

18

JournalCount
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi3
Türkiye Barolar Birliği Dergisi2
Afrıcan Journal of Busıness Management1
İZMİR BAROSU DERGİSİ1
Sustaınabılıty1
Current Page: 1 / 1

Scopus Quartile Distribution

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 26
  • Master Thesis
    Platform Çalışması ve Platform Çalışanlarının Hukuki Statüsü
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Arslantaş, Si̇mge; Li̇moncuoğlu, Si̇yami̇ Alp
    Platform çalışması, ekonomi piyasalarındaki dijitalleşmenin bir sonucu olarak ortaya çıkan atipik istihdam biçimidir. Sahip olduğu heterojen yapı ve kendine özgü nitelikler platform çalışmasının atipik istihdam biçimleri arasındaki yerinin tespitini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle çalışmanın ikinci bölümünde platform çalışmasının atipik istihdam biçimleri arasındaki yeri incelenmiş, doktrinde kıyasa tabi tutulan istihdam biçimleriyle benzer ve farklı özelliklerine değinilmiştir. Sağladığı avantajlar nedeniyle giderek daha fazla tercih edilir hale gelen platform çalışması, çalışanlar açısından birçok dezavantaj da barındırmaktadır. Platform çalışanları çoğu zaman iş hukukunun işçilere tanıdığı temel haklardan dahi faydalanamamaktadırlar. Platform çalışanlarının hem işçilere hem bağımsız çalışanlara özgü nitelikleri taşıyor olmaları, hangi statü kapsamında değerlendirilecekleri sorununu ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca platform çalışmasının sahip olduğu heterojen yapı, genelleme yapmayı mümkün kılmamaktadır. Bu nedenle platform çalışanlarının hukuki statüsü belirsizliğini korumakta ve doktrinde konuya ilişkin farklı görüşler ile farklı çözüm önerileri bulunmaktadır. Platform çalışmasının barındırdığı ilişkilere veya platform çalışanlarının hukuki statülerine ilişkin Türk hukuku kapsamında yasal bir düzenleme ya da bilinen, verilmiş bir yargı kararı mevcut değildir. Platform çalışanlarının hukuki statüsünün belirsizliği, küresel bir sorun niteliğini haiz olup bu hususta gerek Avrupa Birliği (AB) gerek Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) gibi uluslararası kuruluşlar gerekse çeşitli ülkeler birtakım çalışmalar yürütmekte ve platform çalışanlarını iş hukukunun koruyucu hükümlerinin kapsamına almayı hedeflemektedir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, platform ekonomisi kavramına, dijital platformlara, platform çalışmasının türleri ile sağladığı avantaj ve dezavantajlara, platform çalışanı kavramına ve bu çalışanların sahip oldukları haklara değinilmiş; dördüncü bölümünde ise platform çalışanlarının hukuki statüsü kavramı detaylıca incelenerek statü sorununa yönelik çözüm önerilerine ve bazı ülkelerin, ILO'nun ve AB'nin konuya ilişkin yaklaşımlarına yer verilmiştir.
  • Master Thesis
    Grev Hakkının Sınırlandırılması ve Bu Sınırlandırılmanın Uluslararası İlkeler Işığında Değerlendirilmesi
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Güvenbaş, Ferdane Asena; Limoncuoğlu, Siyami Alp
    Grev hakkı Dünya üzerinde yer alan en temel insan haklarından biridir. Grev hakkı açısından yaşanan tüm bu ilerlemelere rağmen ülkemiz mevzuatında grev hakkı, grevin temel hizmetler dışında da yasak olmasıyla ve grev ertelemeleriyle uluslararası belgelerdeki konumuna nazaran uygulanamaz hale gelmektedir. Ülkemiz toplu iş hukuku açısından bu durum önemli bir sorun teşkil etmektedir. Bundan dolayı çalışmamızın konusu öncelikle grev hakkının ne olduğunun ve gelişim aşamalarının açıklanması, ardından grev hakkının ülkemiz kanunlarında yeri ve bu durumun uluslararası ilkeler ve kararlar ışığında açıklanmasıdır. Çalışmamızın birinci bölümü grevin, grev hakkının tanımını ve tarihsel sürecini ele almaktadır. İkinci bölümde ise grev hakkının yer aldığı uluslararası belgeler, ülkemiz kanunlarında grev hakkının uygulanışı ve kanuni sınırlandırılmaları incelenmiştir. Çalışmamızın son bölümü olan üçüncü bölümünde ise 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nda yer alan grev yasaklarının UÇÖ ilkeleriyle uyumu tartışılmıştır. Ertelenen ve bundan dolayı gerçekleştirilemez duruma gelen grev ertelemelerine yer verilmiş, bu ertelemeler yargı kararları ve UÇÖ ilkeleri ışığında yorumlanmıştır. Çalışmamızın amacı grev hakkının, işçilerin uzun mücadeleleri sonucunda kazanılan bir hak olduğunun bilincinin aktarılması, grev hakkının hukuksal yerinin ve öneminin ortaya konulması, hukukumuzda grev hakkı hususunda yaşanan problemlerin ve fiilî durumun açıklanması ve nihayetinde geliştirilmesine katkıda bulunmaktır.
  • Master Thesis
    Türk İş Hukukunda Eşitlik İlkesine Aykırılık
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Duman Göç, Öykü; Li̇moncuoğlu, Si̇yami̇ Alp
    Türk İş Hukukunda eşitlik ilkesine aykırılık, hukuksal çerçevesi ve uygulamada ortaya çıkan sorunların incelenmesi amacı ile yüksek lisans tez çalışmasının konusu olarak belirlenmiştir. Geçmişten bu yana oluşan toplumlar, ayrı ve çeşitli yapılara sahip oldukları için bireyler ya da topluluklar benzer özellikler taşımamaktadır. Kendi ülkemiz ve evrensel boyutta birey ya da topluluklar arasında söz konusu olan fiziksel özellikleri, statüleri, fikir ve düşünce yapıları veya diğer sebeplerden doğan farklılıklardan ötürü insanlar ayrımcı tutumlarla karşı karşıya kalmıştır. Ayrımcı tavırlar toplumlar tarafından kabul edilmemiş, bireylerin etnik köken, cinsiyet, dil, din, ırk, cinsel yönelim, siyasi düşünce ve değerleri başta olmak üzere bazı farklılıkları sebebiyle ayrımcı bir işleme maruz kalmaları yasaklanmıştır. Bu amaçla, çalışmanın ikinci bölümünde, eşitlik kavramı açıklanarak tarihsel gelişimi ile ulusal ve uluslararası hukuk kaynakları çerçevesinde ele alınmıştır. Bütün insanların yalnızca insan olmasından kaynaklanan doğuştan sahip olduğu haklar bakımından uygulanacak ayrımcılık yasağının sağlanması, ayrımcılık sebepleri ve işverenin bu konuda ki yükümlülükleri detaylı biçimde incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, doktrin ve mevzuatlar temel alınarak, eşitlik ilkesinin uygulanma şartları, sınırları ve uygulanması hukuki dayanaklarla ifade edilmiştir. İşverenin eşitlik ilkesine uygun davranma yükümlülüğünün gerekliliği, hukukumuzda kanuni dayanakları, içeriği ile iş ilişkisinin kurulması, devamı ve feshi aşamalarında söz konusu bu ilkenin nasıl uygulanacağı değerlendirilmiştir. Çalışmamızın son bölümünde ise, eşitlik ilkesine aykırılığın ispatlanması ve aykırılık durumunda başvurulacak hukuki yollar ile uygulanacak hukuki, idari ve cezai yaptırımlar detaylı biçimde belirtilmiştir.
  • Master Thesis
    İşçinin Sadakat Borcu
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) İlem, İldeniz; Limoncuoğlu, Siyami Alp
    Sadakat kavramı, aile ilişkileri, hukuk, din, siyaset, ticaret, psikoloji gibi hayatın her alanına sirayet eden ahlaki kökenli bir kavramdır. İnsan güvenmeye ve inanmaya ihtiyaç duyan bir varlıktır, karşılıklı güvenin oluşmadığı hallerde insan ilişkileri oldukça zor ve karmaşık bir hal alır. Taraflar arasında karşılıklı borç doğuran iş sözleşmesinde, tarafların edimleri süreklilik arz etmektedir. Bu sürekliliğin sağlanabilmesi için taraflar arasında sıkı bir tabiiyet ve güven ilişkisi olmalıdır. Karşılıklı güven unsuruyla öne çıkan iş sözleşmesi kapsamında işçi, işverene karşı olan iş görme borcunu sadakatle yerine getirmelidir. Sadakat, ifaya yönelik sürekli ve tutarlı bir davranışta bulunmayı gerektirir. İşçinin asıl edim yükümlülüğü olan iş görme borcunun yanında yan edim yükümlülüğü olarak yer alan sadakat borcu, asıl borcun gerektiği gibi ifa edilmesine hizmet eder. Sadakat borcu içerisinde, özen borcu, sır saklama borcu, bilgilendirme borcu, rekabet etmeme borcu gibi birçok olumlu ve olumsuz davranış yükümlülüğü barındırmaktadır. Temelini doğruluk ve güven ilkesinden alan bu borç kapsamında işçi, işverenin menfaatlerini korumak ve menfaatlerine zarar verebilecek davranışlardan kaçınma yükümlülüğü taşır. İşçiden sadakat borcu kapsamında beklenebilecek davranışları tek tek sayabilmek mümkün değildir, dinamik ve somut olayın özelliklerine göre değişken bir yapısı vardır. Çağdaş iş hukuku prensipleriyle, taraflar arasındaki kişisel bağlılık giderek artmış, sadakat borcu adeta temel bir borç niteliğine bürünmüştür. Bu çalışmada, işçinin sadakat borcu, temel kaynağı olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. madde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 396. madde ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/2. Maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde incelenecektir.
  • Article
    İKİLİ SOSYAL GÜVENLİK SÖZLEŞMELERİ İLE KABUL EDİLMİŞ SOSYAL GÜVENLİK KOORDİNASYON İLKELERİ
    (2017) Limoncuoğlu, Siyami Alp
    Sanayileşmenin hız kazanması, sınırların azalması ve iki büyük dünyasavaşı sonrası artış gösteren göçmen işçiliği, ülkelerin sosyal güvenlik sistemleri içinrisk teşkil eder bir hal almıştır. Ulusal sosyal güvenlik düzenlemelerinin mülkilik veyaşahsilik prensibi ile şekillenmesi, sosyal güvenlik yardımlarından faydalanma şartınınikamet zorunluluğa bağlanması gibi etkenler, göçmen işçilerin kapsam dışında kalma-sına sebep olmuştur. Sosyal güvenliğin kapsamı dışında kalan her kişi potansiyel birsosyal sorun teşkil eder. Ülkeler, bu sorunun halli için, ikili sosyal güvenlik sözleşme-leri ile bir takım ortak ilkeler belirleyerek, göçmen işçileri sosyal güvenlik haklarındanyararlandırmayı hedeflemişlerdir. Sosyal güvenlik hukukunun uluslararası ayağındabu ilkelere koordinasyon ilkeleri denir.Türkiye bugün itibarı ile 29 ülke ile sosyal güvenlik sözleşmesi imzalamıştır. 60yıllık ikili sosyal güvenlik sözleşmesi tarihine rağmen, sözleşmeler üzerinde yapılanakademik çalışmalar oldukça sınırlı sayıda kalmıştır. Bu çalışmanın amacı, ikili sosyalgüvenlik sözleşmeleri çerçevesinde kabul edilen koordinasyon ilkelerinin ortaya kon-masıdır.
  • Master Thesis
    Türk İş Hukukunda Üçlü İlişkiler Bağlamında Asıl İşveren-alt İşveren İlişkisinin Geçici İş İlişkisi ile Karşılaştırılması
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2020) Kılıç, Abdulkadir; Limoncuoğlu, Siyami Alp
    Geçici iş ilişkisini çalışma konusu yapmamızda, kurumun 1960'lı yıllardan başlayarak Türk çalışma hayatı uygulamasında da kendisini göstermesine rağmen daha yakın tarihe kadar, bu konu üzerinde hukuki değerlendirme yapılarak yasal bir düzenleme yapılmayışı etken olmuştur. Literatürde esneklik temelli üçlü sözleşmesel ilişkiler iki başlık altında ele alınmıştır. Bunlar; "asıl işveren -alt işveren ilişkisi" ve "geçici iş ilişkisi" olarak tanımlanmıştır. Bu ele alınan başlıklara işyeri devrine bağlı olarak devreden, devralan işveren ve işçi arasındaki üçlü ilişki İş Kanunu'nda ve Türk Borçlar Kanunu'nda içeriğinde günümüz hayatında var olan iş sözleşmesinin devri ile ortaya çıkan yukarıda belirttiğimiz üç taraf arasında ortaya çıkan ilişkiyi eklemek mümkündür. Belirttiğimiz bu ilişkilerde devirde oluşan yeni bir işveren ortaya çıkmakta ve işverenlerin yönetim hakkı, işçiyi koruma borcu, ücret, fazla mesai ve diğer haklardan sorumluluk ve asıl olan işin sona ermesi ile ortaya çıkan tazminatların işverenlerden tahsiline ilişkisinin sorunlar önem kazanmaktadır. Bu durumu yukarıda değindiğimiz hususlar altında dört ana başlık halinde ele alınarak "asıl işveren-alt işveren ilişkisi", "geçici iş ilişkisi", üçlü bağlamda alt işveren-asıl işveren ilişkisinin "geçici iş ilişkisi" ile karşılaştırılması ve ortaya çıkan durumların analizi ile birlikte, tanımlar, doktrin görüşleri, Yargıtay Kararları ve uygulamadaki sorunlara değinilmiştir.
  • Article
    Türban Sorunu"nun Hukuksal Boyutu Anayasal Değişiklik Çözüm Olur Mu?
    (2008) Limoncuoğlu, Alp
    [Abstract Not Available]
  • Master Thesis
    İşçiye Ait Kişisel Verilerin Korunması
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Limoncuoğlu, Yiğit Efe; Limoncuoğlu, Siyami Alp
    Teknolojik gelişmelerin ilerlemesiyle kişilerin verilerinin işlenmeye tabi tutulması yaygınlaşmakta ve bu durum iş ilişkisine de yansımaktadır. İşverenler, yeni oluşturulan sistemlerle işçilerin kişisel verilerini işlemekte ve işçilerin özel hayatlarının gizliliğine müdahalede bulunmaktadır. İşverenlerin işçiyi gözetme borcu kapsamında işçilerin kişisel verilerini koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Aynı zamanda işverenlerin işçilerin kişisel verilerini işlemeleri hususunda yerine getirmeleri gereken kanuni düzenlemeler, işçinin üstün yararı, işleme faaliyetinin sözleşmenin ifası için gerekli olması gibi haklı menfaatleri bulunmaktadır. İşverenin haklı menfaati ile işçinin özel hayatın gizliliği arasındaki dengenin hakkaniyetli biçimde kurulması önemlidir. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca düzenlenen ilkelere ve belirlenen usullere riayet edilmeksizin işçilerin kişisel verilerinin işlenmesi hukuka aykırılık teşkil etmektedir. İşyerlerinde uygulanan kamera ile gözetleme, araç takip sistemi, yüz, parmak izi, retina tarama gibi biyometrik sistemler Kanun'da belirlenen esas ve usullere uygun yürütülmediğinden işçilere ait kişisel verilerin hukuka aykırı olarak elde edildiği gibi, bu veriler gerekçe gösterilerek işçilere yaptırımlar uygulanmaktadır. Bu durumu önleyebilmek adına, iş ilişkisi içerisinde ve dışında işçilerin kişisel verilerinin işlenmesi faaliyetlerinin hukuka uygun olup olmadığının tespiti yapılmalıdır. Bu çalışmanın konusunu, iş ilişkisi henüz başlamadan, iş ilişkisi esnasında ve iş ilişkisi bittikten sonra işçilerin kişisel verilerinin ne tür işleme faaliyetlerinin konusu olduğu, işçilere ait kişisel verilerin nasıl korunması gerektiği ve işçilerin kişisel verilerinin ihlal edilmesi halinde işçilerin sahip olduğu hal ve talepler ile işverenlerin karşılaşacağı yaptırımlar oluşturmaktadır. Bu bağlamda öncelikle kişisel veri kavramı tanımlanmış, veri koruma hukukuna dair ulusal ve uluslararası kaynaklar incelenmiş, genel anlamda kişilerin verilerinin korunması hususu açıklanmış ve bahsedilen hususlar işveren-işçi arasındaki iş ilişkisi çerçevesinde değerlendirilmiştir.
  • Master Thesis
    İşverenin iş sözleşmesini haklı nedenle feshi ve feshin sonuçları
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Sökmen, Saadet; Limoncuoğlu, Siyami Alp
    Ülkemizde yargıya intikal eden davaların büyük bir bölümünü, işçi işveren uyuşmazlıklarından kaynaklanan davalar oluşturmaktadır. İhtilafların çoğunlukla iş sözleşmesinin feshine ilişkin yaşandığı görülmektedir. İşçi ekonomik ve hukuki olarak işverene bağımlıdır. Bu bağımlılık iş hukukunda işçiyi koruma anlamında bir temel oluşturmuştur. İşçinin korunmaya en fazla ihtiyaç duyduğu zaman, iş sözleşmesinin sona erdiği süreçtedir. İşçinin tek geçim kaynağı olan ücretini kaybetmesiyle birlikte zor duruma düşeceği ortadadır. Bu açıdan bakıldığında, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshi büyük önem taşımaktadır. İşverenin iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi halinde, işçinin bazı durumlarda ihbar tazminatına hak kazanamadığı gibi, kıdem tazminatına hak kazanamadığı durumlar da olmaktadır. Bu sebeple işverenin derhal feshini sağlayan haklı nedenlerin kapsamının belirlenmesi, hangi olay ve durumların haklı neden oluşturduğunun tespiti önem kazanmaktadır. Taraflar açısından sözleşme ilişkisinin devamının istenmediği, güven ilişkisinin çöktüğü ve iş ilişkisini sürdürmenin çekilmez hale geldiği durumda, haklı nedenin varlığı halinde derhal fesih hakkı doğacaktır. İşveren açısından da haklı nedenle fesih, dayanağını ahlak ve iyi niyet kurallarından, bir başka deyişle ahlaki bir temele dayanan dürüstlük kuralından almaktadır. İş sözleşmesinin haklı nedenle feshi yetkisini veren kurallar İş kanunlarında ve Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiştir. İşverenin iş sözleşmesini derhal feshi 4857 sayılı İş Kanunu md. 25'de "İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı" başlığı altında dört grupta düzenlenmiştir. Bunlar "sağlık sebepleri", "ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri", "zorlayıcı sebepler" ve "işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17'inci maddedeki bildirim süresini aşması" halleridir. Çalışmamızda iş verenin iş sözleşmesini haklı nedenle feshi ve feshin sonuçları, bu başlıklar kapsamında detaylı olarak incelenmiştir.
  • Article
    Citation - WoS: 2
    Investigation of Footnote Disclosures Related To On-Going Court Processes: Cases From Istanbul Stock Exchange
    (Academic Journals, 2011-11-23) Dalkilic, A. Fatih; Limoncuoglu, S. Alp
    Turkish companies started to prepare their financial statements according to International Financial Reporting Standards (IFRS) since 2005. From law perspective, Turkey is a member of Continental Europe Law Family and also characterised as heavily tax-oriented and emerging market thus, switching to IFRS means more than a technical change. Footnote disclosures constitutes an important part of financial statements prepared according to IFRS. One of the common and important issue that must be disclosed via footnotes is the ongoing court processes that potentially affects the users decision making process. The type and content of the information that will be disclosed in footnotes is not determined and a room left for professional judgment. Current study captures some firms as an example and compare them to each other in terms of footnotes that are devoted to on-going court processes and concludes. Aim of the study is to portray the footnote disclosure policies of Istanbul Stock Exchange (ISE) companies and making policy recommedations for regulatory institutions.