Ersil Soysal, Dilek

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Soysal, Dilek
Job Title
Email Address
dilek.soysal@ieu.edu.tr
Main Affiliation
09.02. Internal Sciences
Status
Former Staff
Website
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

5

GENDER EQUALITY
GENDER EQUALITY Logo

0

Research Products

9

INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE Logo

0

Research Products

13

CLIMATE ACTION
CLIMATE ACTION Logo

0

Research Products

8

DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH Logo

0

Research Products

14

LIFE BELOW WATER
LIFE BELOW WATER Logo

0

Research Products

17

PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS Logo

0

Research Products

1

NO POVERTY
NO POVERTY Logo

0

Research Products

2

ZERO HUNGER
ZERO HUNGER Logo

0

Research Products

4

QUALITY EDUCATION
QUALITY EDUCATION Logo

0

Research Products

11

SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES Logo

0

Research Products

16

PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS Logo

0

Research Products

3

GOOD HEALTH AND WELL-BEING
GOOD HEALTH AND WELL-BEING Logo

2

Research Products

6

CLEAN WATER AND SANITATION
CLEAN WATER AND SANITATION Logo

0

Research Products

12

RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION Logo

0

Research Products

10

REDUCED INEQUALITIES
REDUCED INEQUALITIES Logo

0

Research Products

15

LIFE ON LAND
LIFE ON LAND Logo

0

Research Products

7

AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY
AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY Logo

0

Research Products
Documents

22

Citations

152

h-index

8

Documents

26

Citations

92

Scholarly Output

13

Articles

9

Views / Downloads

0/0

Supervised MSc Theses

2

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

11

Scopus Citation Count

10

WoS h-index

2

Scopus h-index

2

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.85

Scopus Citations per Publication

0.77

Open Access Source

13

Supervised Theses

2

JournalCount
Case Reports in Medıcıne1
Çukurova Anestezi ve Cerrahi Bilimler Dergisi1
Ege Klinikleri Tıp Dergisi1
Gazı Medıcal Journal1
Indıan Journal of Hematology And Blood Transfusıon1
Current Page: 1 / 3

Scopus Quartile Distribution

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 13
  • Other
    Karaciğer Sirozlu Hastalarda Böbrek Fonskiyonlarini Değerlendirmede Nötrofil Gelatinase-Associated Lipokalin (NGAL)’in Rolü
    (2025) Soysal, Dilek; Aydın, Mesut; Pekdiker, Mete; Koç, Emrah; Turan, Sezin
    ÖZET GİRİŞ: Renal fonksiyon bozukluğunun erken teşhisi karaciğer sirozu için klinik ve prognostik öneme sahiptir. Renal fonksiyon bozukluğunu göstermede kreatinin ve kan üre azotunun (BUN) yaş ve kas kitlesine bağımlı olması dezavantajlarıdır. Siroz hastalarında renal fonksiyon bozukluğunu erken dönemde tespit edebilecek, yukarıda bahsedilen faktörlerden etkilenmeyecek bir parametreye ihtiyaç vardır. GEREÇ YÖNTEM: Çalışmadaki amacımız Child A ve Child B karaciğer sirozlu hastalarımızın renal fonksiyonlarını glomerüler filtrasyon hızı(GFR) karşısında değerlendirirken serum Neutrophil Gelatinase-Associated Lipocalin (NGAL) serum kreatinin ve BUN düzeylerinin duyarlık, özgüllük ve filtrasyon hızı için öngördürücü değerini araştırmaktı. SONUÇ: Çalışmamızın sonucunda Child A ve B evresindeki tüm hastalar için GFR tanımlamada serum NGAL in %45,8 kreatininin %88.5 ve BUN nin %84.2 pozitif prediktif değere sahip olduğunu gördük. Çalışmamızda NGAL değerinin 114,17 ng/ml ve üstünde olmasının glomerül filtrasyon hızını göstermede %68,75 duyarlık ve %50 özgüllüğe sahip olduğu sonucuna vardık. Tanıya yönelik yararlılık %47,4 olup, anlamlı bulunmadı.( p= 0,053). TARTIŞMA: Child A ve B evresindeki hastaların GFR lerinde oluşabilecek değişiklikleri öngörmesi açısından serum kreatinin değerlerinin BUN ve yeni bir belirteç olan NGAL den daha duyarlı ve özgül olduğunu göstermiştir. Anahtar kelimeler: Karaciğer sirozu, renal fonksiyonlar, NGAL
  • Article
    Megaloblastik Anemili Erişkin Hastalarda Tedavi İlişkili Erken Dönem Serum Potasyum Değerlerinin ve Ekg Bulgularının Değerlendirilmesi
    (2020) Ersil Soysal, Dilek; Kırlı, İsmail; Karakuş, Volkan; Dere, Yelda; Kaya, Egemen
    Amaç: Vitamin B12 eksikliğinde gelişen ciddi megaloblastik anemili olguların parenteral yoldan tedavisi sırasında hipokalemi gelişebilir. Biz de şiddetli megaloblastik anemi tanısıyla parenteral yoldan tedavilerine başladığımız hastalarımızın serum potasyum seviyelerini ve EKG bulgularını değerlendirmeyi amaçladık.Materyal Metod: Çalışmaya 9 erkek, 11 kadın 20 hasta alındı. Ortanca yaş 66.5 yıldı. Olguların tedavi öncesi ve tedavinin üçüncü gününde serum potasyum düzeyleri ve EKG bulguları arasındaki farklar ‘bağımlı grupta t testi’ uygulanarak değerlendirildi. Normal dağılım göstermeyen değişkenler için ortanca (sıra değeri) kullanıldı.Sonuçlar: Tedavinin üçüncü gününde serum potasyum seviyesinde izlenen düşüş tedavi öncesi değerle karşılaştırıldığında anlamlı değildi, 4.56mmol/L e karşın 4.28mmol/l; p=0.062. PR aralığı tedavi öncesi ortalama 0.157±0.05sn (ortanca 155msn), tedavinin üçüncü gününde ortalama 0.167±0.02 sn (ortanca 160 msn); p=0.024 bulundu. Düzeltilmiş QT aralığı (QTc) tedavi öncesi ortalama 0.379±0.074 sn (ortanca 400 msn), tedavinin üçüncügününde ortalama 0.420±0.047sn (ortanca 400msn); p=0.890 bulundu.Tartışma: Hipokalemi, tedaviye erken yanıtta yeni hematopoietik hücrelerin üretimi nedeniyle potasyum kullanımındaki belirgin artıştan kaynaklanmaktadır. Çalışmamızda, tedavinin erken döneminde ortalama potasyum seviyesinde kısmi bir azalma ve EKG’de PR aralığında anlamlı uzama tespit etmiş olmamıza karşın klinik bulgular görülmemiştir, fakat yine de bu tür hastalar tedavi sırasında yakından izlenmelidir.
  • Article
    Citation - WoS: 2
    Citation - Scopus: 2
    Long-Lasting Follow-Up With Low-Dose Steroid in an 18-Year Male With Rosai-Dorfman Disease
    (Hindawi Ltd, 2020) Karakus, Volkan; Dere, Yelda Morgul; Ersil Soysal, Dilek
    Rosai-Dorfman disease (RDD) is a rare and benign pathology of sinus histiocytosis of unknown etiology. Lymphadenopathy is the predominant clinical manifestation, but diverse organs can also be affected. Histological features involve S-100+ histiocytes with characteristic nuclear features within the enlarged sinusoids of the lymph nodes. The clinical course is unpredictable, but is often benign with spontaneous resolution of disease in most patients. We report a patient with bilateral massive enlargement of cervical, axillary, and inguinal lymph nodes, moderately enlarged spleen, and a weight loss of 15 kg. Excisional biopsy from the cervical lymph node showed that the dilated sinusoids were infiltrated by lymphocytes, plasma cells, and large histiocytes with CD 68 and S-100 protein positive. Due to the slow progression of the disease, oral prednisolone with a body weight of 1 mg/kg was started in March 2016. The steroid dosage has been adjusted many times during the clinical follow-up. After 33 months, steroid treatment resulted in partial shrinkage of lymph nodes, the spleen returned to its normal size, and the patient gained weight. After 38 months of follow-up, no systemic symptoms, sign, or extranodal involvement were detected, and the patient continued with low-dose steroid treatment.
  • Master Thesis
    Depo Yönetimi'nin Hasta Güvenliği ile İlişkisi
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Aydemir, Betül Sevinç; Soysal, Dilek
    Sağlık hizmetlerinde sürekliliğin sağlanması için başlıca iki kaynağa, malzeme ve insan gücüne ihtiyaç vardır. Hasta güvenliği, sağlık hizmet sunumuna bağlı hataların önlenmesi ve hataya bağlı hastaya verilen zararın ortadan kaldırılması ya da azaltılmasıdır. Bu çalışmada, ikinci basamak bir hastanede depo yönetiminin hasta güvenliği ile ilişkisini değerlendirdik. Verilerin analizinde parametrik değerler sayı ve ortalama, parametrik olmayan değerler yüzde ile değerlendirilmiştir. Hasta güvenliği ile tedarik zinciri yönetiminde yer alan tedarik zinciri esnekliği, müşteri isteklerini karşılayabilme yeteneği, talep tahmini, tedarik zinciri entegrasyonu ve yine hasta güvenliği ile depo yönetiminde yer alan envanter takibi, stok kontrolü arasındaki ilişki korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Hasta güvenliğinin bağımlı değişken olarak alındığı çoklu doğrusal regresyon analizinde bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkene etkisi analiz edilmiştir. Sağlık Sektöründe Tedarik Zinciri Yönetimi ile Hasta Güvenliği ve Depo Yönetimi ile Hasta Güvenliği arasında pozitif yönde, anlamlı (p<0.001) ilişki olduğu saptanmıştır. Çoklu doğrusal regresyon analizinde hasta güvenliğinde oluşabilecek değişimin %48.6 sının (R²:0.486) depo yönetimi envanter takibinden etkilendiği ve depo yönetimi envanter takibinin hasta güvenliği ile arasında pozitif yönde, kuvvetli (r= 0.69) ve anlamlı bir ilişki olduğu (p<0.001), diğer değişkenlerin hasta güvenliği üzerinde istatistik açıdan anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Hem depo yönetimi hem de hasta güvenliği için kısıtlı çalışmalar olduğu görülerek çalışmamız ile depo yönetimi faaliyetlerine ve hasta güvenliğine dikkat çekilerek bazı önemli bulgulara ulaşılması sağlanmıştır.
  • Article
    Serum Magnesium Levels in Patients With the Necrotizing and Edematous Types of Acute Pancreatitis With and Without Hypocalcemia
    (2017) Ersil Soysal, Dilek; Dere, Yelda; Karakuş, Volkan; Koç, Emrah; Alper, Emrah; Pekdiker, Mete; Şavklıyıldız, Adem
    Amaç: Nekrotizan ve ödematöz tip akut pankreatitli, hipokalsemisi olan ve olmayan hastaların serum magnezyum düzeylerinin hastalık ile ilişkisini incelemeyi amaçladık.Yöntem: Akut pankreatit için revize edilmiş Atlanta kriterlerini karşılayan 114 hastanın hastane kayıtlarından geriye dönük olarak serum magnezyum, kalsiyum, albumin, C-reaktif protein düzeyleri ile lökosit ve trombosit sayıları değerlendirildi.Bulgular: Yaş ortalaması 58,9±15 yıldı. Serum magnezyum, kalsiyum ve albumin düzeyleri nekrotizan tip akut pankreatitli hastalarımızda ödematöz tipteki akut pankreatitli hastalarımıza göre anlamlı derecede düşüktü. Sırasıyla (1,85±0,6 mg/dL vb. 2,12±0,26 mg/dL; p<0,001, 8,37±0,51 mg/dL vb. 8,86±0,59 mg/dL; p<0,001 ve 3,34 g/dL±0,67 g/dL vb. 3,75±0,46 g/dL; p=0,003). Tüm hasta grubunda hipokalsemi saptananlarda saptanmayanlara göre serum magnezyum düzeyleri düşük, serum CRP düzeyleri ve lökosit sayıları yüksek bulundu. Sırasıyla (p<0,001; p=0,002 ve p=0,002). Hastalık tipine göre yapılan değerlendirmede, ödematöz tip akut pankreatitli hastalarda ileri yaşın 1,047-kat (CI: 1,006-1,089; p=0,025), normal düzeylerdeki serum magezyumun 45,4-kat (CI: 3,548-582,336; p=0,003), nekrotizan tip akut pankreatitli hastalarda yüksek serum CRP düzeylerinin 1,082-kat (CI: 1,017-1,157; p=0,013) daha fazla görüldüğü saptandı. Hastalık şiddeti kontrol altına alındıktan sonra serum magnezyum ile albumin düzeylerinin orta düzeyde (r=0,32; p<0,001) ilişkili olduğu saptandı.Sonuç: Nekrotizan tip akut pankreatitli ve hipokalsemisi olan hastalarımızda serum magnezyum düzeyleri düşük bulunsa da akut pankreatitte hipomagnezeminin hastalık şiddeti ile ilişkisi bulunamadı.
  • Article
    Citation - WoS: 8
    Citation - Scopus: 8
    Evaluation of Iron Overload in the Heart and Liver Tissue by Magnetic Resonance Imaging and Its Relation To Serum Ferritin and Hepcidin Concentrations in Patients With Thalassemia Syndromes
    (Springer India, 2017) Karakus, Volkan; Kurtoglu, Aysegul; Ersil Soysal, Dilek; Dere, Yelda; Bozkurt, Selen; Kurtoglu, Erdal
    Iron overload is one of the major prognostic factor in thallassemia patients. We aimed to evaluate iron accumulation in the heart and liver by MRI in thalassemia major, thalassemia intermedia, and S- thalassemia patients and to examine its association with ferritin and hepcidin levels. Serum ferritin and hepcidin levels were recorded. Iron overload (IOL) in the heart and liver parenchyma was determined based on the standardized T2* and R2 values measured by MRI. The results were evaluated considering the tissue iron overload, serum ferritin and hepcidin levels. Comparing the 109 patients with the 30 healthy controls revealed the mean age: 24.4 +/- 11 versus 31.2 +/- 5 years, median levels of serum ferritin: 1693 versus 40 ng/mL, and hepcidin: 1.94 versus 0.355 ng/mL; p < 0.001, respectively. Comparison of age, serum ferritin and hepcidin levels and MRI findings of the patients with or without IOL revealed that, ferritin and T2* were significantly different in the patients with IOL in cardiac tissue (p = 0.004 and p < 0.001), and, age, ferritin and R2 were significantly different in the patients with IOL in liver tissue (p = 0.036, p < 0.001 and p < 0.001). The MRI-based T2* and R2 values were moderately and inversely correlated with serum ferritin (r = -0.37; p < 0.001 and r = -0.46; p < 0.001). No correlations were found between the MRI-based T2*, R2 values and serum hepcidin. A moderate and positive correlation existed between serum ferritin and hepcidin (r = 0.45; p < 0.001). We considered that, enhanced intestinal iron absorption characterized by decreased serum hepcidin levels in the intervals between successive transfusions were resulted in iron accumulation in our patients.
  • Article
    Kolelitiazisli Hastalarda Metabolik Sendrom Sıklığı
    (2018) Ersil Soysal, Dilek; Aydın, Mesut
    Amaç: Kolelitiazisli hastalarda metabolik sendrom sıklığını veberaberinde International Diabetes Federation (IDF)kriterlerindeki temel parametre olan bel çevresinin diğerkriterlerle ilişkisini incelemeyi amaçladık.Yöntem: Ocak 2012 ve Haziran 2012 arasında dahiliyepolikliniğine başvuran ve safra kesesinde taş tespit edilen 50hasta çalışmaya alındı. Hastalarda kolelitiazis varlığını tespitetmek amacıyla Radyoloji kliniğince uzman hekim tarafındanüst batın ultrasonografi yapılanlar seçildi. Hastaların açlık kanşekeri, trigliserid, total kolesterol, HDL kolesterol ve LDLkolesterol düzeylerine bakıldı. Hipertansiyon varlığınısaptamak için standart sfingomanometre ile arteriyeltansiyonları ölçüldü. Bel çevreleri ölçüldü.Bulgular: Safra kesesi taşı olan hastaların %70’inde metaboliksendrom olduğu görüldü. Hastaların 30 (%60) ındahipertansiyon mevcuttu. Çalışmadaki toplam erkek sayısınıntamamının bel çevresi 94 cm in üstünde saptandı (n=9,%18),bel çevresi 80 cm in üzerinde olan kadın sayısı 36 (n=41, %72)idi. Trigliserid 150mg/dl üzerinde olan 24 (%48) hasta vardı.Açlık kan şekeri 100mg/dl üzerinde olan hasta sayısı 32 (%64)idi.Hastalarda bel çevresi en çok trigliserid ve yaşla pozitif korelebulundu. Bel çevresinin açlık kan şekeri ve hipertansiyonlakorelasyonu düşük saptandı. HDL düzeyi ile korele değildi.Sonuç: Çalışmamızda safra kesesi taşı olan hastalarda artmışbir metabolik sendrom sıklığı saptandı, yalnız öncekiçalışmalara göre olgularımızın kadın/erkek oranında bir artışsöz konusuydu, bunun da örneklemimizin küçüklüğünden veçalışmanın toplum temelli olmayışından kaynaklandığınıdüşünüyoruz.
  • Conference Object
    Use of Tobacco Products Among a Turkish Foundation University Students, Izmir 2018
    (European Publishing, 2018) Dinç Horasan, Gönül; Soysal, Dilek; Yildiz, Senay; Şemin, Makbule İlgi
    [Abstract Not Available]
  • Article
    Secondary Scrotal Necrosis To Terlipressin Treatment in a Patient With Hepatorenal Syndrome
    (2019) Karakuş, Volkan; Ersil Soysal, Dilek
    Hepatorenal syndrome is a reversible acute renal impairment that occurs in patients with advanced liver cirrhosis or fulminant hepatic failure. Terlipressin is a synthetic long-acting analogue of vasopressin that is used in the treatment of hepatorenal syndrome. Ischemic adverse events of the treatment with terlipressin have been reported. We present a rare complication of terlipressin usage, ischemic skin necrosis of the scrotum, in a patient with advanced liver cirrhosis and hepatorenal syndrome.
  • Article
    Citation - WoS: 1
    Brittle Diabetes Needs Patient Centered Treatment and Lifestyle Modification in the Rural
    (Gazi Univ, Fac Med, 2022) Gokdemir, Ozden; Ersil Soysal, Dilek
    The 'brittle' type 1 diabetes mellitus is characterized by severely fluctuating blood glucose levels, recurrent and long hospital admissions, and disruption of quality of life. When the case is brittle, it is more difficult to manage diabetes mellitus in the rural Turkey than in urban areas. We present a case of 33-year-old male patient with brittle type 1 diabetes mellitus for over 15 years. His life was a vicious cycle of episodes of hyper and hypoglycemia needing hospitalization approximately every 5 or 6 months for the regulation of his blood glucose levels. A family physician attributed the problem to stressful life circumstances. The patient has been divorced for many years, lost contact with his children and had difficulties in managing his life alone. A family physician counseled him using non-pharmacologic approaches. She arranged diet based on the patient's eating patterns, preferences, and metabolic goals. Macronutrient proportions were individualized. He learned carbohydrate counting and administered insulin for each meal based on the carbohydrate content. He quitted smoking. His socialization developed through psychiatric interventions. Despite lacking regular exercise, lifestyle modification helped the patient achieve more stable plasma glucose levels, avoid being 'brittle' and improve his quality of life in this rural context.