Sezer, Devrim
Loading...
Profile URL
Name Variants
Sezer, Devri̇m
Sezer,Devrim
Sezer,Devrim
Job Title
Email Address
devrim.sezer@ieu.edu.tr
Main Affiliation
03.06. Political Science and International Relations
Status
Current Staff
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals

Documents
4
Citations
18
h-index
2

Documents
4
Citations
13

Scholarly Output
16
Articles
7
Views / Downloads
31/700
Supervised MSc Theses
8
Supervised PhD Theses
1
WoS Citation Count
13
Scopus Citation Count
18
WoS h-index
2
Scopus h-index
2
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.81
Scopus Citations per Publication
1.13
Open Access Source
10
Supervised Theses
9
| Journal | Count |
|---|
Current Page: 1 / NaN
Scopus Quartile Distribution
Competency Cloud

16 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 16
Doctoral Thesis Asimetrik ve Bölgesel Olmayan Federalist Düzenlemeler Çok Uluslu Devletlerde Çoğulcu Birlikteliğe Katkıda Bulunur Mu? Normatif ve Tarihsel Bir Analiz(2025) Kong, Lingkai; Sezer, DevrimBu tez, federalizmi daha geniş felsefi bağlamı içerisinde konumlandırmakta ve düşünceleri incelikli bir gelişim hattı paylaşan ancak çoğu zaman yeterince çalışılmamış üç önemli düşünürün—Johannes Althusius, Pierre-Joseph Proudhon ve Karl Renner—argümanlarını analiz etmektedir. Bu üç düşünürün eserleri birlikte ele alındığında, federalizmin monist kavrayışlarından ayrılan kuramsal bir çizgi ortaya çıkmaktadır. Althusius, federalizmi birliksel (associational) ve uzlaşmacı (consociational) terimlerle anlamlandırmıştır; Proudhon ise Althusius ile açık bir şekilde tartışmaya girmemiş olsa da, Althusçu birliksel geleneği yeniden üretmiş ve genişletmiş, buna ek olarak etnik çoğulculuğa daha güçlü bir vurgu getirmiştir. Bu birliksel çerçeveler, asimetrik federal düzenlemelerin kavramsal temellerini sunmaktadır. Renner ise kişisel ilke (personal principle) aracılığıyla bölgesel olmayan (non-territorial) bir federal yenilik geliştirmiştir. Bu düşünürlerin normatif çözümlemesine ek olarak, tezde İspanya ve Kanada örnekleri üzerinden asimetrik federal yapıları, Belçika örneği üzerinden ise bölgesel olmayan düzenlemeleri gösteren kısa bir ampirik bölüm de bulunmaktadır. Güncel tartışmaları tarihsel anlatılarla birleştirerek ve kuramsal düşünümü ampirik örneklerle destekleyerek, tez büyük ölçüde ihmal edilmiş bir federal düşünce damarını ortaya çıkarmaktadır. Antlaşma ve birlik temelli bu yaklaşım—asimetrik ve bölgesel olmayan özellikleriyle—çok uluslu bir arada yaşama sorunlarını anlamak ve potansiyel olarak çözmek için önemli bir alternatif sunmaktadır.Article Citation - WoS: 2Citation - Scopus: 1Medea’s Wounds: Euripides on Justice and Compassion(Imprint Academic, 2015) Sezer, DevrimThis article explores the political implications of Euripides' Medea. Drawing on Aristotle's and Nietzsche's readings of Euripidean tragedy, I will show that Euripides' play brings to the attention of its audience that the Greek democratic ideal of persuasion can also be used by a foreign woman in her demand for justice. Thus, Euripides at once advocates the civic ideals of the Athenian polis and points to its injustices, in particular with regard to women and 'barbarian' foreigners. But at the same time, Euripides emphasizes that Medea's politics of violent revenge demonstrates not only the error in her judgment (hamartia) but also the deeply wounded moral psychology of the oppressed and marginalised people. The article finally examines the contributions of Euripides' tragic storytelling to political theory and democratic citizenship with particular reference to the concepts of justice, hospitality, compassion and 'enlarged mentality'.Master Thesis Hannah Arendt's Concept of Federalism(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2015) Koçak, Bülent; Sezer, DevrimBu calisma, Hannah Arendt'in temsili demokrasi ve ulus devlet modeline alternatif olabilecek uygulanabilir bir federalizm konsepti yarattığını kanıtlama çabasıdır. Ayrıca, Arendt'in federalizm konsepti Arendt'in demokrasi teorisindeki yerini tanımlama açısındanda önemlidir. Öncelikle Demokrasi teorisi ve Arendt hakkındaki güncel tartışmaları inceleyecek; daha sonra Arendt'in kilit politik konseptlerini açıklayacak; ve daha sonra, çalışmamın temelini teşkil eden Arendt' in federalizm konseptini inceleyeceğim. Arendt hiçbir zaman sistemli bir federalizm konsepti yaratmaya çalışmadı. Ben bu çalışmamda Arendt'in değişik eserlerinde konuyla ilgili düşüncelerini bir araya getirerek onun federalizm konseptini oluşturmaya çalıştım. Arendt'in federalizminin dört ana yönü vardır: vatandaş katılımına dayalı yerinden yönetim, delege sistemine dayalı güç paylaşımı, otoritenin kaynağı olarak Anayasa ve sivil itaatsizlik ve bağımsız sivil toplum kuruluşları. Tezimin akademik literatüre katkısı akademik araştırmalarda görmezden gelinen Arendt'in Anayasa ve bağımsız sivil toplum kuruluşlarına olan vurgusu olacaktır. Ayrıca, Arendt liberalizmin özgürlük anlayışına çok büyük eleştiriler getirmiş olmasına rağmen araştırmamda, Arendt'in politik felsefesi ile klasik liberal anlayış arasında ciddi yakınlık olduğunu sonucuna vardım. Sonuç olarak Arendt Cumhuriyetçi bir Liberaldir.Master Thesis Re-Positioning Democratic Participation and Representation Beyond the Binary Dichotomies - a Co-Operational Perspective(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Vıherae, Anni Marja; Sezer, DevrimBu tez, siyaset teorisi konseptlerini inceleyerek, Hannah Arendt'in "genişletilmiş zihniyet" kavramını, Margaret Canovan'ın demokrasinin "pragmatik" ve "kurtarıcı" yüzleri üzerine yaptığı çalışmalarla entegre ederek analitik bir çerçeve oluşturmayı hedeflemektedir. Bu sentezin amacı, politik katılım ve temsiliyetin işbirlikçi kapasitelerini ortaya koymak ve bunların simbiyotik kökenleri üzerine bir argüman zemini sunmaktır. Ek olarak, demokratik teori alanındaki geniş perspektif yelpazesinden farklı eserlerin tartışılması, bu simbiyoz için tamamlayıcı kanıtların açığa çıkarılmasını ve detaylandırılmasını amaçlamaktadır. Dahası, Benjamin Constant ve Alexis de Tocqueville'in eserlerinden çıkarılan içgörüler ile politik katılım ve temsiliyet arasındaki karmaşık ilişkinin tarihsel bağlamının anlaşılması amaçlanmaktadır. Son olarak bu çalışma, Benjamin Barber ve Nadia Urbinati'nin perspektiflerini kullanarak, işbirlikçi yaklaşımdan doğan olasılıkları güncel literatür ile etkileşimli olarak değerlendirmektedirArticle Amerikan Federalistleri, Hannah Arendt ve Cumhuriyetçilik: Temsili Demokrasiye Karşı Konsey Sistemi?(2022) Sezer, Devrim; Başkır, Ünsal DoğanBu makale sözleşme teorisi ve cumhuriyetçilik üzerine olan akademik yazında ihmal edilen bir konuyu incelemeyi amaçlıyor: Hannah Arendt’in ve Amerikan federalistlerinin cumhuriyetçi perspektiflerini karşılaştırmalı olarak tartışmak. Birbiriyle ilişkili iki meseleyi tartışmaya açıyoruz. Amerikan federalistlerinin ve Arendt’in 1) sözleşme teorisiyle kurdukları ilişkiyi ele almayı, 2) cumhuriyet ilkesini yorumlayış biçimlerini karşılaştırmalı olarak irdeleyerek temsili demokrasi konusundaki perspektiflerini ortaya koymayı amaçlıyoruz. İki temel argümanımızı şu şekilde özetleyebiliriz. Birincisi, federalistler bir yandan sözleşme teorisinin soyut ve rasyonalist anlayışını takip etmişler, pragmatik ve prosedürel bir bakış açısıyla bu geleneğe özgün bir katkıda bulunmuşlar, bir yandan da başta hafızasızlaştırma sorunu olmak üzere bir dizi problemi aynı düşünce ekolünden devralmışlardır. Arendt ise hipotetik ve tarih ötesi varsayımların sözleşme kavramının ontolojik kökenini olduğu kadar tarihsel boyutlarını da anlamamızın önünde bir engel teşkil ettiğini bize hatırlatmış, sözleşme teorisinin soyut ve rasyonalist yaklaşımına sözleşmelerin tarihsel boyutlarını ve devraldıkları siyasal mirasları vurgulayan bir ‘sözleşmecilik’le cevap vermiştir. Buna ilaveten sözleşme teorisinden Amerikan federalistlerine intikal eden iktidar ve anayasa kavramlarını sorgulamıştır. İkincisi, Arendt ve Amerikan federalistlerinin perspektifleri cumhuriyetçi siyaset felsefesinde iki önemli kırılma anını temsil etmektedir. Amerikan federalistleri temsili demokrasinin ilk sistematik savunusunu kağıda dökerken cumhuriyet ilkesini yurttaş katılımından tamamen koparmışlardır. Arendt ise cumhuriyet ilkesini yeniden etkin yurttaşlık pratiği bağlamına yerleştirmiş, tıpkı Rousseau gibi temsili demokrasinin radikal bir eleştirisini ortaya koymuştur. Asıl özgün katkısıysa cumhuriyet ilkesini bütünüyle kamusal katılımla özdeşleştirmiş ve etkin yurttaşlık pratiğinin (bir başka deyişle siyasal özgürlüğün) yerel düzeyden başlayan bir kurumsal örgütlenmeyi, “konsey sistemi” olarak adlandırdığı bir radikal demokratik ve konfederal katılım ağını gerektirdiğini öne sürmüş olmasıdır.Master Thesis Arent'in Yargı Teorisi: Geçmiş ile Gelecek Arasındaki Fay Hattı Olarak Seçim(2025) Kaya, Tonguç Berke; Sezer, DevrimHannah Arendt'in yargı teorisindeki 'aktör-seyirci' (actor-spectator) ayrımı, ikincil literatürde en çok tartışılan meselelerden biri olmaya devam etmektedir. Akademisyenler, yargının retrospektif bir yeti olarak izleyicinin bakışına bağlı kalırken, geleceğe yönelik bir rehber olma potansiyeli taşıyan eylemsel işlevi arasındaki gerilimi uzun süredir tartışmaktadır. Bu ayrım, Arendt'in düşüncesinde yargının hem siyasi hem de zihinsel bir etkinlik olarak çift yönlü karakterini temsil eder. Eleştirmenler, bu gerilimin Arendt'in düşüncesinin Zihnin Yaşamı (The Life of the Mind) bağlamında, vita activa'dan vita contemplativa'ya geçişi sırasında yaşanan değişimi yansıttığını savunmaktadır. Bu tez, yargı anlayışındaki bu değişimin kökenlerini ve nedenlerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Yargıya özgü işlevlerin, Arendt'in zihinsel yetiler ailesine istenç (will) yetisinin eklenmesiyle nasıl dönüştüğünü araştırmaktadır. Tez, yargının temel işlevlerinden biri olan 'seçim gücü'nün istenç yetisine devredilmesinin bu değişimin merkezinde yer aldığını savunmaktadır. Geçmişle Gelecek Arasında, Özgürlük ve Politika, Bazı Ahlak Felsefesi Soruları ve Zihnin Yaşamı gibi temel metinler ışığında, bu çalışma Arendt'in düşüncesindeki bu dönüşümün felsefi motivasyonlarını inceleyerek, aktör-seyirci ayrımının onun yargı teorisindeki temel rolünü ve çözülmemiş gerilimlerini aydınlatmayı hedeflemektedir.Master Thesis Prince Sabahaddin as a Liberal Intellectual(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2015) Ertik, Selin; Sezer, DevrimBu tezde, yorumcular tarafından literatürde liberal olarak kabul edilen Prens Sabahaddin'in siyasi tahayyülü incelenmektedir. Prens Sabahaddin literatürdeki yorumculara benzer şekilde, bu tezde de liberal olarak kabul edilmekte fakat yeniden yorumlanmaktadır. Prens Sabahaddin'in liberal olarak yorumlanmasını açıklığa kavuşturmak için, Prens Sabahaddin'in siyasi tahayyülü ile Alexis De Tocqueville'in siyasi tahayyülü arasında bir mukayese yapılmaktadır. Bu mukayesenin sebebi, Prens Sabahaddin'in siyasi tahayyüllünün Alexis De Tocqueville'in siyasi tahayyülünden izler taşıdığı düşüncesidir. Bu mukayese ile Prens Sabahaddin'in düşünce dünyasının liberal boyutlarını açıklığa kavuşturmak amaçlanmaktadır. Sonuç olarak, De Tocqueville ve Prens Sabahaddin demokrasiyi bir yaşam şekli olarak algılamış ve bir zihniyet meselesi olarak yorumlamışlardır.Master Thesis Three Varieties of Assembly Democracy: Scrutinising Institutional, Associational and Fugitive Visions(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Kırdı, Zeynep; Sezer, Devri̇mSiyaset teorisindeki demokrasi anlayışlarından yola çıkan bu tez, "Meclis Demokrasisi" başlığı altında yeni bir analitik çerçeve önermeye çalışmaktadır. Bu nedenle tezin amacı, vatandaşların periyodik seçim süreçlerinin ötesinde kamusal meselelere katılma yollarını araştırmak ve meclis demokrasisi başlığı altında kategorize edilebilecek uygulamaların bir sınıflandırmasını sunmaktır. Bu analitik çerçeve, teorik yaklaşımını katılımcı ve müzakereci demokrasi yaklaşımlarına borçlu olmakla birlikte, katılım pratiklerine vurgu yaparak demokrasiye yeni bir bakış açısı sunmaktadır. Meclis demokrasisi kavramına ve katılımcı güçlerine yeni bir ışık tutmak için bu tez, kurumsal, derneksel ve firari olmak üzere her biri kendine özgü bir demokrasi vizyonuna sahip üç çeşidi içeren yeni bir sınıflandırma önermektedir. Ayrıca tez, bu üç tür meclis demokrasisini, Hannah Arendt, Alexis de Tocqueville ve Sheldon Wolin gibi her biri sivil katılım konusunda farklı bir bakış açısına sahip olan üç düşünüre özel referansla incelemektedir. Buna ek olarak bu tez, üç tür meclis demokrasisinin analizinde, her bir vizyon için kısa bir örnek sunmakta ve her bir vizyonun katılımcı güçlerini değerlendirmektedir.Article Soykırım, Geçmişle Yüzleşme, Sorumluluk: Raphael Lemkin, Karl Jaspers, Hannah Arendt(2015) Sezer, DevrimBu yazı iki soruyu tartışmaya açmayı amaçlıyor: İnsanlığa karşı suç olarak soykırım kavramı ne anlama gelmektedir ve bugünkü kuşaklar bir başka deyişle henüzhayatta olmadıkları bir dönemde işlenmiş cürümlere doğrudan veya dolaylı olarak iştirak etmemiş olan nesiller soykırım suçunun izini taşıyan bir geçmişle nasıl bir ilişkikurmalıdır? Bu iki soruya; geçtiğimiz yüzyılda konuya ilişkin akademik ve kamusal tartışmaların başlamasına öncülük eden Raphael Lemkin, Karl Jaspers ve Hannah Arendtin 1944 ile 1961 yılları arasında kaleme aldıkları metinlere odaklanarak, bu metinlerle tartışarak yaklaşmayı deneyeceğim. Lemkin, Jaspers ve Arendtin eserlerine dönmek, hem soykırım ve politik sorumluluk kavramlarının ortaya çıkış öykülerini anlamak hem de Ermeni Soykırımını daha farklı bir pencereden değerlendirebilmek bakımından büyük önem taşıyor. Yazının temel amacı bir yandan bu metinlerle tartışmaya girmek, onlara soru ve eleştiriler yöneltmek, diğer yandan 1915e ilişkin resmîanlatıyı sorgulamak.Article Citation - WoS: 4Citation - Scopus: 7Therapeutic Forgetting, Agonistic Remembrance: Conflicting Memories of Izmir's Kulturpark and Contested Narratives in Contemporary Turkey(Sage Publications Inc, 2021) Gonlugur, Emre; Sezer, DevrimThis article proposes to read the history of Izmir's Kulturpark as symptomatic of Turkey's troubled relationship with its political past and urban heritage. Combining insights from political theory, urban and architectural history, and memory studies for a transdisciplinary analysis, it problematizes the oblivion surrounding Kulturpark and explores the ways in which this collective amnesia is questioned by contemporary artists and civic initiatives. First, we examine how Kulturpark rose on a foundation of forgetting of the uprooting of Izmir's non-Muslim communities from their homeland and the disappearance of their cultural traces from collective memory. Second, we explore how contemporary artistic and civic interventions that engage with the themes of remembrance and coming to terms with the past contest highly selective memory constructs. Third, we raise the question of whether the agonistic debates on the national narratives about the past might open up a new memoryscape and signal a relatively late 'memory turn' in Turkey. Finally, we argue that these artistic and civic interventions might shed new light on the theoretical disputes in memory studies, in particular on the debates about cosmopolitan and agonistic modes of remembering. More specifically, we suggest that the recent memory turn Turkey has been experiencing demonstrates that these two modes of remembering are not mutually exclusive.

