Can, Seda

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Can, Seda
Job Title
Email Address
seda.can@ieu.edu.tr
Main Affiliation
02.04. Psychology
Status
Current Staff
Website
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

Documents

31

Citations

783

h-index

13

Documents

28

Citations

639

Scholarly Output

26

Articles

21

Views / Downloads

20/872

Supervised MSc Theses

5

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

231

Scopus Citation Count

256

WoS h-index

6

Scopus h-index

6

Patents

0

Projects

3

WoS Citations per Publication

8.88

Scopus Citations per Publication

9.85

Open Access Source

17

Supervised Theses

5

JournalCount
Current Page: 1 / NaN

Scopus Quartile Distribution

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 26
  • Master Thesis
    The Mediating Effect of Cognitive Emotion Regulation on the Relationship Between Mindfulness and Emotional Eating
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Karabulut, Çağla; Can, Seda
    Duygusal yeme, insanların olumsuz duygular sergilemesine neden olan olaylara göre yemek yemektir. Bazen bireyler fizyolojik olarak aç oldukları için değil, psikolojik ihtiyaçları için yeme davranışı gösterirler (Thayer, 2003). Bilişsel duygu düzenleme, duygusal bir uyaran tarafından üretilen bilginin bilişsel yöntemlerle kontrolüdür. Toplam 9 uyumlu ve uyumsuz alt ölçekten oluşmaktadır. Kabul etme, olumlu yeniden odaklanma, yeniden planlamaya odaklanma, olumlu yeniden değerlendirme ve bakış açısına koyma uyumsal stratejiler iken, kendini suçlama, ruminasyon, felaketleştirme ve başkalarını suçlama uyumsuz stratejilerdir (Garnefski vd., 2001). Bilinçli farkındalık, geçmişte meydana gelen veya gelecekte olması planlanan duygu ve düşüncelerden bağımsız olarak, şimdiki zamanın kabulü ve onayı ile dikkatin yönü olarak tanımlanabilir (Bishop vd., 2004). Bu çalışma, bilinçli farkındalık ve duygusal yeme arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenlemenin aracılık etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Katılımcılara Demografik Bilgi Anketi, Duygusal Yeme Ölçeği, Bilişsel ve Duyuşsal Farkındalık Ölçeği ve Bilişsel Duygu Düzenleme Anketi olmak üzere Google formları kullanılarak dört farklı anket (N = 193) gönderilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre bilişsel duygu düzenleme değişkeni, yaşı kontrol ederken duygusal yeme değişkeni ile bilinçli farkındalığı yordamada aracı role sahiptir. Sonuç olarak, işlevsel bilişsel duygu düzenleme becerilerini daha fazla kullanan kişiler, yaşını kontrol ederken daha fazla işlevsiz bilişsel duygu düzenleme becerisini kullanan kişilere göre daha yüksek bilinçli farkındalık becerileri ve daha az duygusal yeme gösterme eğilimindedir.
  • Article
    Second Order Latent Growth Models and Measurement Equivalence
    (Turkish Education Assoc, 2011) Dural, Seda; Somer, Oya; Korkmaz, Mediha; Can, Seda; Ogretmen, Tuncay
    Research problems related to individuals' behaviors and attitudes requires examining inevitable changes over time. Because learning by nature implies change, analysis of longitudinal data becomes an important topic especially in the field of education. In this article, linear changes of a particular attribute over time was studied in the framework of the second order latent growth models by using data generated from Monte Carlo simulation. All analyses were performed by using Mplus 5.1 software. Related Mplus syntaxes were introduced and the interpretation of the model parameters was discussed. Additionally, it was explained how to study measurement equivalence in these models. Analyses were performed in three steps: (1) basic latent growth model, (2) latent growth model with weak measurement equivalence, and (3) strong measurement equivalence.
  • Article
    Citation - WoS: 38
    Citation - Scopus: 40
    Predictors of Enhancing Human Physical Attractiveness: Data From 93 Countries
    (Elsevier Science Inc, 2022) Kowal, Marta; Sorokowski, Piotr; Pisanski, Katarzyna; Valentova, Jaroslava V.; Varella, Marco A. C.; Frederick, David A.; Al-Shawaf, Laith; Can, Seda; Dural, Seda; Zumárraga-Espinosa, Marcos
    People across the world and throughout history have gone to great lengths to enhance their physical appearance. Evolutionary psychologists and ethologists have largely attempted to explain this phenomenon via mating preferences and strategies. Here, we test one of the most popular evolutionary hypotheses for beauty-enhancing behaviors, drawn from mating market and parasite stress perspectives, in a large cross-cultural sample. We also test hypotheses drawn from other influential and non-mutually exclusive theoretical frameworks, from biosocial role theory to a cultural media perspective. Survey data from 93,158 human participants across 93 countries provide evidence that behaviors such as applying makeup or using other cosmetics, hair grooming, clothing style, caring for body hygiene, and exercising or following a specific diet for the specific purpose of improving ones physical attractiveness, are universal. Indeed, 99% of participants reported spending >10 min a day performing beauty-enhancing behaviors. The results largely support evolutionary hypotheses: more time was spent enhancing beauty by women (almost 4 h a day, on average) than by men (3.6 h a day), by the youngest participants (and contrary to predictions, also the oldest), by those with a relatively more severe history of infectious diseases, and by participants currently dating compared to those in established relationships. The strongest predictor of attractiveness-enhancing behaviors was social media usage. Other predictors, in order of effect size, included adhering to traditional gender roles, residing in countries with less gender equality, considering oneself as highly attractive or, conversely, highly unattractive, TV watching time, higher socioeconomic status, right-wing political beliefs, a lower level of education, and personal individualistic attitudes. This study provides novel insight into universal beauty-enhancing behaviors by unifying evolutionary theory with several other complementary perspectives.
  • Master Thesis
    Eye-Hand Coordination During Adaptation To a Novel Visuomotor Rotation Task and Underlying Hemodynamic Correlates: an Eye Tracking and Functional Near-Infrared Spectroscopy (fnirs) Study
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2017) Yıldız, Açelya; Can, Seda
    Bu çalışmada yeni bir görsel-motor rotasyon görevine adaptasyon sürecinde göz-el koordinasyonundaki değişimler ve temelinde yatan sinirsel mekanizmalar incelenmiştir. Buna ek olarak, bu çalışmada geleneksel (doğrusal) rotasyon manipülasyonu ve dairesel rotasyon manipülasyonuna karşılaştırılmıştır. Tepki süresine, göz-el koordinasyonuna ve hemodinamik ölçümlere ilişkin değişmeler hem doğrusal hem de dairesel rotasyon görevleri için elde edilmiştir. Göz-el koordinasyonu yerel bileşenler aracılığı ile incelenmiştir: gözün hedefe ilk odaklanması ve hedef vurulması arasında geçen zaman; gözün hedefe ilk odaklanması ve elin hedefe varması arasında geçen zaman; elin hedefe varması arasında ve hedefin vurulması arasında geçen zaman ve gözün bir hedefe odaklanması ile bir sonraki hedefe odaklanması arasında geçen zaman. Doğrusal ve dairesel koşullara adaptasyon süreçlerinin temelinde yatan sinirsel mekanizmalar yerel oksijenlenmiş hemoglobin ve oksijenden arındırılmış hemoglobin konsantrasyonu temelinde incelenmiştir. Çalışma boyunca alınan bütün ölçümler Büyüme Eğrisi Analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçları tepki süresinin denemeler ilerledikçe azaldığını ve dairesel koşulun doğrusal koşula kıyasla daha uzun tepki süresine sebep olduğunu göstermiştir. Gözün hedefe ilk odaklanması ve hedefin vurulması arasında geçen süre ve gözün bir hedefe odaklanması ile bir sonraki hedefe odaklanması arasından geçen sürenin denemeler ilerledikçe azaldığı gözlenmiş ve bu sürelerin dairesel koşulda daha uzun olduğu gösterilmiştir. Son olarak, dairesel koşul doğrusal koşula göre daha yüksek oksijenlenmiş hemoglobin konsantrasyonuna sebep olurken, doğrusal koşul dairesel koşula kıyasla daha yüksek oksijenden arındırılmış hemoglobin konsantrasyonu ile ilişkili bulunmuştur. Bu bulgu dairesel koşulun aktif olan bölgede doğrusal koşula göre daha yüksek oksijen tüketimine yol açtığını göstermiştir. Aktivite artışı gözlenen bölgeler literatür ile tutarlı olacak şekilde DLPFK ve VLPFK olmuştur.
  • Article
    Multi-Display Implicit Development Models
    (Assoc Measurement & Evaluation Education & Psychology, 2010) Dural, Seda; Somer, Oya; Korkmaz, Mediha; Can, Seda
    Research problems related to behaviors and attitudes of the individuals generally require examining change over time. Especially in psychology and education, to design such longitudinal research will make important contributions to enrich our knowledge in these fields. Some statistical methods like analysis of variance for repeated measures are commonly used in analysis of change. However, Latent Growth Models in the framework of Structural Equation Modeling offer important methodological improvements because it enables to develop hypotheses about change of latent variables' means over time and covariance structures of error terms. In the present study, it was aimed to investigate Latent Growth Models with multiple indicators by using data generated from Monte Carlo simulation and represent a demonstration for researchers. All analyses were performed by using Mplus 5.1 software. In this context, the growth model with multiple indicators was introduced, related Mplus syntaxes were explained and the interpretation of the model parameters was discussed.
  • Master Thesis
    Investigating the Validity and Reliability of Hemodynamic Measurements Obtained Via Functional Near-Infrared Spectroscopy (fnirs) by Using N-Back Task
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2017) Sezen, Ilgım Hepdarcan; Can, Seda
    Bu tezde işlevsel yakın kızılötesi spektroskopiden elde edilen hemodinamik ölçümlerin geçerlik ve güvenirliğinin incelenmesi amaçlanmıştır. fNIRS, prefrontal kortekste gerçekleşen yürütücü işlevlerle ilişkili hemodinamik aktiviteyi belirlemede kullanılan güvenilir, taşınabilir, düşük maliyetli ve girişimsel olmayan bir cihazdır. Sözel n-geri görevi, bilişsel iş yükü 0-, 1-, 2- ve 3-geri olarak artan bir şekilde katılımcılara sunulmuştur. Hemodinamik ölçümler 16-kanallı fNIR cihazı aracılığıyla elde edilmiştir. Ölçümlerin yapı geçerliği cinsiyet farkı açısından davranışsal ölçümler ve fNIR cihazından elde edilen hemodinamik ölçümlerin ilişkisi temelinde incelenmiştir. Test-tekrar test güvenirliği aynı görevin 3 hafta sonra tekrar uygulanması, alternative form güvenirliği ise aynı görevin farklı bir formu kullanması ile incelenmiştir. Doğrusal karmaşık etkiler modeli analiz sonuçları davranışsal ölçümler için bilişsel işyükü arttıkça doğru yanıtların sayısının azaldığını; ancak tepki süresinin arttığını ortaya koymuştur. Hemodinamik ölçümler oksijenlenmiş hemoglobinin daha çok sol ventrolateral prefrontal kortekste artış gösterdiğini, oksijenden arındırılmış hemoglobin düşüşünün ve oksijenlenme değişimindeki artışın bilateral dorsolateral prefrontal kortekste meydana geldiğini; ancak toplam hemoglobinin herhangi bir anlamlı aktiviteye yol açmadığını ortaya koymuştur. Yapı geçerliği bulguları davranışsal ve hemodinamik ölçümler bakımından kadın ve erkeklerin farklılaşmadığını göstermiştir. ICC (sınıf içi korelasyon katsayısı) aracılığıyla elde edilen güvenirlik bulguları hem davranışsal hem de fNIR ölçümlerinin zamanda ve farklı bir formda değişmezliğini ortaya koymuştur. Davranışsal ve fNIR aracılığıyla elde edilen hemodinamik ölçümlerin bulgularının benzerliği hem geçerliğe hem de güvenirliğe kanıt oluşturduğunu göstermiştir.
  • Master Thesis
    The Role of Cognitive Flexibility on the Relationship Betweeen Mentalization and Parental Emotion Regulation
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Kutlu, Ayşe Gül; Can, Seda
    Ebeveynlerin davranışları, kendi ve çocuklarının zorlu duygularını nasıl yönettiklerinden etkilenmekte ve ebeveynin bilişsel, sosyal becerileri bu süreçte devreye girmektedir. Ayrıca son zamanlarda çalışmalar, ebeveynlerin yalnızca tutumlarına odaklanmaktansa, altta yatan duygusal ve bilişsel dinamiklere önem vermeye başlamıştır. Bu sebeple çalışma, bilişsel esnekliğin zihinselleştirme ve ebeveynin duygu düzenlemesi arasındaki ilişkide aracı etkisini incelemek için yürütülmüştür. Çalışma, 8 ile 11 yaşları arasında çocuğu olan 105 anne ve 69 babanın katılımı ile gerçekleşmiştir. Katılımcıların zihinselleştirme kapasitelerini ölçmek için Yansıtıcı İşleyiş Ölçeği, bilişsel esnekliklerini ölçmek için Bilişsel Esneklik Envanteri ve ebeveynlerin çocukları ile ilişkisindeki duygu düzenlemeleri ölçmek için Ebeveyn Duygu Düzenleme Ölçeği verilmiştir. İlk olarak zihinselleştirme, bilişsel esneklik ve ebeveyn duygu düzenlemesi arasındaki ilişki Pearson korelasyon analizi aracılığıyla incelenmiştir. Daha sonra PROCESS (Hayes, 2013) ile bilişsel esnekliğin aracı rolü analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçları zihinselleştirme ve ebeveynin duygu düzenlemesi arasındaki ilişkide bilişsel esnekliğin aracı rolü olduğunu göstermektedir.
  • Article
    Heteroseksüel ve Homoseksüel Aldatılmaya Verilen Tepkilerde Gözlenen Cinsiyet Farklılıklarının İncelenmesi
    (2014) Çeti̇nkaya, Hakan; Hünler, Olga Selin; Çetinkaya, Seda Dural; Can, Seda; Kaya, Alp Giray
    Amaç: Bu çalışma ile kadın ve erkeklerin, farklı aldatılma senaryolarında (homoseksüel ve heteroseksüel) yer alan sadakatsizlik biçimlerinden (cinsel ve duygusal) hangisini daha rahatsız edici buldukları ve bu durumda ortaya çıkan duygu türünün ne olduğunun (öfke, tiksinme, şaşkınlık, üzüntü ve kıskançlık) incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmada, 449 erkek ve 432 kadın olmak üzere toplam 881 katılımcı yer almıştır. Katılımcılar, heteroseksüel veya homoseksüel sadakatsizliğe ilişkin senaryoların yer aldığı iki koşuldan birine tesadüfî olarak atanmış ve sunulan senaryo temelinde, katılımcılardan duygusal ya da cinsel aldatılma durumlarından hangisinin kendilerini daha çok rahatsız edeceğini belirtmeleri istenmiştir. Buna ek olarak, katılımcılardan, seçilen sadakatsizlik türüne bağlı olarak, en fazla hissedecekleri duyguyu belirtmeleri istenmiştir. Sunulan çalışmada, kategorik değişkenler arasındaki çok yönlü etkileşimlerin incelenmesine olanak sağlayan açımlayıcı çok yönlü frekans analizi kullanılmıştır. Bu yöntemle, aldatılmaya verilen tepkilere ilişkin dört kategorik değişkenin yer aldığı, hiyerarşik logaritmik doğrusal bir model geliştirilmiştir. Sonuçlar: Çalışma bulguları, aldatılmanın üremeyle sonuçlanma olasılığına bağlı olarak kadın ve erkek katılımcıların verdikleri tepkilerin farklılaştığını göstermiştir. Tartışma: Sunulan çalışmada farklı duygusal tepkilerin de hesaba katılması ile cinsel ve duygusal sadakatsizliğe verilen duygusal tepkinin kıskançlıkla sınırlı olmadığı bulunmuş, bulgular aldatılma sonrasında ortaya çıkabilecek tepkilerin yordanmasındaki önemi açısından tartışılmıştır
  • Article
    İkinci Derece Örtük Gelişme Modelleri ve Ölçme Eşdeğerliği
    (2011) Çetinkaya, Seda Dural; Somer, Oya; Korkmaz, Mediha; Can, Seda; Öğretmen, Tucay
    Bireylerin davranış ya da tutumlarına ilişkin birçok araştırma problemi, zamandaki değişimin incelenmesini gerektirmektedir. Öğrenme konusunun, değişim kavramından ayrı tutulamayacağı göz önünde bulundurulduğunda, özellikle eğitim alanında bu tarz araştırmaların desenlenmesi, bu alandaki bilgilerimizin zenginleşmesine önemli katkılarda bulunacaktır. Bu çalışmada belirli bir özelliğin zaman içerisindeki doğrusal değişimi, Monte Carlo simülasyonu ile üretilmiş veri seti kullanılarak, ikinci derece örtük gelişme modelleri kapsamında ele alınmıştır. Analizlerin tümünde Mplus 5.1 programı kullanılmış; ilgili Mplus sentaksları açıklanmış ve model parametrelerinin yorumlanması üzerinde durulmuştur. Sunulan çalışmada ek olarak, örtük gelişme modellerinde ölçme eşdeğerliğinin nasıl test edileceği açıklanmıştır. Üretilen veri seti için analizler (1) temel örtük gelişme modeli, (2) örtük gelişme modelinde zayıf ölçme eşdeğerliği ve (3) örtük gelişme modelinde güçlü ölçme eşdeğerliği olmak üzere üç aşamada yapılmıştır.
  • Article
    A Sample Application on Multilevel Structural Equation Models
    (Assoc Measurement & Evaluation Education & Psychology, 2010) Can, Seda; Somer, Oya; Korkmaz, Mediha; Dural, Seda
    The data collected in order to test the research questions in social sciences usually have multilevel data structures. Because of the limitations of single level analysis, the violation of independence of observations assumption in empirical studies was ignored; either groups or individuals were used as units in the analysis for a long period of time. Such kinds of problems in the studies with hierarchical/clustered data brought about the development of multilevel modeling techniques. Multilevel Structural Equation Modeling allows developing different models which can be tested for each level of the hierarchical data (within group and between groups) simultaneously. In current study, it was aimed to investigate two-level structural model by using data generated from the Monte Carlo data generation facility of Mplus program and to present a demonstration for researchers. Within this context, the model was introduced using the analysis performed by Mplus 5.1, the Mplus syntax used in the analysis was explained and the interpretation of the model parameters was discussed.