Köksal, Falih
Loading...
Profile URL
Name Variants
Köksal, Fali̇h
Koksal, Falih
Köksal, Mustafa Fali̇h
Köksal, Mustafa Falih
Koksal, Falih
Köksal, Mustafa Fali̇h
Köksal, Mustafa Falih
Job Title
Email Address
falih.koksal@ieu.edu.tr
Main Affiliation
02.04. Psychology
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
1NO POVERTY
8
Research Products
2ZERO HUNGER
0
Research Products
3GOOD HEALTH AND WELL-BEING
1
Research Products
4QUALITY EDUCATION
10
Research Products
5GENDER EQUALITY
11
Research Products
6CLEAN WATER AND SANITATION
0
Research Products
7AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY
0
Research Products
8DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
1
Research Products
9INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
4
Research Products
10REDUCED INEQUALITIES
1
Research Products
11SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
0
Research Products
12RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
0
Research Products
13CLIMATE ACTION
0
Research Products
14LIFE BELOW WATER
1
Research Products
15LIFE ON LAND
0
Research Products
16PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
7
Research Products
17PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
0
Research Products

Documents
7
Citations
137
h-index
5

Documents
3
Citations
25

Scholarly Output
27
Articles
1
Views / Downloads
210/1291
Supervised MSc Theses
26
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
1
Scopus Citation Count
1
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.04
Scopus Citations per Publication
0.04
Open Access Source
19
Supervised Theses
26
| Journal | Count |
|---|---|
| Archıves of Sexual Behavıor | 1 |
Current Page: 1 / 1
Scopus Quartile Distribution
Competency Cloud

27 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 27
Master Thesis The Relationship Between Trauma Experiences and Compassion Fatigue in Mental Health Professionals: Moderating Roles of Emotion Regulation Difficulties and Differentiation of Self(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Zeren, Kübra Yıldırım; Köksal, FalihBu çalışma, ruh sağlığı uzmanlarının travma deneyimleri ve şefkat yorgunluğu arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğü ve benliğin ayrımlaşmasının düzenleyici rollerini araştırmıştır. Şefkat yorgunluğu ile ilişkili olmaları nedeniyle bu değişkenler tükenmişlik ve merhamet tatmini açısından da incelenmiştir. Örneklem, psikologlar, psikolojik danışmanlar, psikiyatristler ve psikiyatri hemşireleri dahil 143 ruh sağlığı uzmanından oluşmaktadır. Veri toplamak için Katılımcı Demografik Formu, Çalışanlar için Yaşam Kalitesi Ölçeği - IV, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği, Duygu Düzenlemede Güçlükler Kısa Formu ve Benliğin Ayrımlaşması Ölçeği Gözden Geçirilmiş Formu uygulanmıştır. Moderasyon analizi, benliğin ayrımlaşmasının, çocukluk çağı travma öyküsü ile şefkat yorgunluğu arasındaki ilişkiyi anlamlı ölçüde düzenlediğini ortaya koymuştur. Duygu düzenleme güçlüklerinin temel düzenleyici etkisi gözlemlenmemesine rağmen bu etki benliğin ayrımlaşması ile birlikte anlamlıdır. Öte yandan, travmaya maruz kalma düzeyi ile şefkat yorgunluğu arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlükleri, benliğin ayrımlaşması ve iki değişkenin birlikte düzenleyici etkisi anlamlı düzeydedir. Bulgular, ruh sağlığı profesyonellerinin danışanlarıyla empatik etkileşimde duygusal sıkıntı yaşadıklarında, duygu düzenleme ve benliğin ayrımlaşmasıını travmatik anlatıların olumsuz etkilerini önleyebileceğini göstermiştir. Araştırmanın bulguları ilgili literatür açısından tartışılmıştır. Araştırmanın sınırlılıkları belirtilmiş ve gelecek araştırmalar için öneriler sunulmuştur.Master Thesis Mediating Role of Perceived Social Support in the Relationship Between Internalized Homophobia, Depressive Symptoms, and Self-Esteem Among Lgbti+ Individuals(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Balcilar, Bengi̇; Köksal, Mustafa Fali̇hBu çalışma, LGBTİ+ bireylerde içselleştirilmiş homofobi, benlik saygısı ve depresif belirtiler arasındaki ilişkide algılanan sosyal desteğin aracı rolünü incelemektedir. Heteroseksist ve cinsiyete yönelik ayrımcı tutumların toplumda oldukça yaygın olması, LGBTİ+'ların varoluş biçimleri konusunda kendilerini yanlış hissetmelerine neden olmaktadır. Bu ayrımcı ve damgalayıcı tutumlar LGBTİ+ bireyler tarafından içselleştirilmiş gibi görünmekte ve bu da içselleştirilmiş homofobi olarak kavramsallaştırılmaktadır. Literatürde içselleştirilmiş homofobinin depresyon ve benlik saygısı ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Toplumsal destek ve dayanışmanın, LGBTİ+ topluluğunun ruh sağlığı üzerinde ve tanınma ve eşitlik mücadelesinde önemli bir yeri olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla içselleştirilmiş homofobi, benlik saygısı ve depresyon arasındaki ilişkide algılanan sosyal desteğin anlamlı bir rolü olabileceği varsayılmıştır. Bu hipotezi test etmek için 179 LGBTİ+ birey çalışmaya dahil edilmiştir. Katılımcılara İçselleştirilmiş Homofobi Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Algılanan Sosyal Destek Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar, algılanan sosyal desteğin içselleştirilmiş homofobi ile depresyon arasındaki ilişkide ve içselleştirilmiş homofobi ile benlik saygısı arasındaki ilişkide anlamlı bir aracı rolü olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, bu çalışma algılanan sosyal desteğin içselleştirilmiş homofobi, depresyon ve benlik saygısı arasındaki ilişkide anlamlı bir rolü olduğu teorimizi desteklemektedir. Eld edilen bulgular, algılanan sosyal desteğin içselleştirilmiş homofobinin depresyon ve benlik saygısı üzerindeki olumsuz etkisini azaltabileceği anlamına gelebilir. Bu noktada nedensel çıkarımlarda bulunmak mümkün olmadığından, bu olguları ve aralarındaki ilişkiyi daha iyi anlamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulacaktır.Master Thesis A Study on the Relationship Between Anxiety Types and the Zeigarnik Effect(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Erdin, Buse; Köksal, Mustafa FalihZeigarnik Etkisi uzun yıllardır üzerine çalışılan bir konu olmuştur. Bu etki tamamlanmamış, bir şekilde yarım kalmış işlerin veya durumların tamamlananlara göre daha çok hatırlandığını savunmaktadır. Kişinin işlere ilişkin algısının, o işin hatırlanması üzerinde önemli bir etkisi olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada ise, kişilerin tamamladıkları ve tamamlamadıkları işleri hatırlama oranını etkileyen en önemli faktörlerin işin kişilere nasıl tanıtıldığı ve işin bölünme şekli olduğu ileri sürülmektedir. Aynı zamanda işin kişilere tanıtılması ve işin bölünmesinin kişiler tarafından nasıl algılandığının kişinin anksiyete seviyesine göre farklılık gösterebileceği bu durumun tamamlanan ve tamamlanmayan işlerin hatırlanmasına yön verebileceğil ön görülmüştür. Bunun üzerine, toplam 116 katılımcının katıldığı bir deney yürütülmüştür. Önce işin algılanma tipine göre (ego yönelimli ve iş yönelimli) iki ana grup oluşturulmuştur. Daha sonra bölünmenin sunuluş şekline (olumlu ve olumsuz) göre bu 2 ana grup 2 alt gruba daha ayrılmıştır. Bunun sonucu katılımcılar seçkisiz olarak dört ayrı deney koşuluna katılmışlardır. Deneklere önce durumluk ve sürekli anksiyetelerini ölçen bir ölçek (STAI), sonrasında ise 16 sorudan oluşan bir problem çözme serisi verilmiştir. Denekler bazı problemleri çözerken seçkisiz şekilde durdurulmuştur. Kalan problemlerin ise tamamlanmasına izin verilmiştir. Sonuçlar işin algılanma şeklinin ve işin bölünme şeklinin tamamlanan ve tamamlanmayan işlerin hatırlanma oranının üzerinde bir etkisi olmadığını göstermiştir. Ayrıca durumluk anksiyetenin, işin algılanma tipi ve bölünmenin sunuluş şekli ile birlikte tamamlanan ve tamamlanmayan işlerin hatırlanma oranı üzerinde etkisi olduğu istatistiksel olarak anlamlı bulunmuşturMaster Thesis The Mediating Role of Emotion Dysregulation in the Relationship Between Basic Psychological Needs Satisfaction Frustration and the Dark Triad(2024) Alparslan, Erdi; Köksal, Mustafa FalihBu tez, temel psikolojik ihtiyaçların tatmini/engellenmesi, duygu düzenleme güçlüğü ve Karanlık Üçlü kişilikleri arasındaki karmaşık etkileşimi araştırmaktadır. Çalışma, mevcut literatüre dayanarak, temel psikolojik ihtiyaçların tatmininin ya da engellenmesinin Makyavelizm, narsisizm ve psikopati gibi Karanlık Üçlü özelliklerinin ortaya çıkmasını ve ifade edilmesini nasıl etkilediğini araştırmaktadır. Bu araştırmanın merkezinde, temel psikolojik ihtiyaçların tatmini/engellenmesi ile Karanlık Üçlü özelliklerinin tezahürü arasında bir köprü görevi gören duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolü yer almaktadır. 18 yaş ve üstü 406 gönüllü katılımcının yer aldığı bu çalışmada veriler Demografik Bilgi Formu, Temel Psikolojik İhtiyaçların Tatmini ve Engellenmesi Ölçeği, Kısaltılmış Karanlık Üçlü Ölçeği ve Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği-Kısa Form aracılığıyla toplanmıştır. Basit aracılık analizleri sonucunda temel psikolojik ihtiyaçların tatmini ile hem makyavelizm hem de psikopati arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün tam aracılık rolünün bulunduğu fakat temel psikolojik ihtiyaçların tatmini ile narsisizm arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün anlamlı bir aracı rolünün olmadığı görülmüştür. Benzer şekilde temel psikolojik ihtiyaçların engellenmesi ile hem makyavelizm hem de psikopati arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün anlamlı aracılık rolünün bulunduğu fakat temel psikolojik ihtiyaçların engellenmesi ile narsisizm arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün anlamlı bir aracı rolünün olmadığı görülmüştür. Bu tez, ampirik araştırma ve teorik sentez yoluyla, hem kişilik psikolojisi hem de klinik bilimlerdeki bilginin ilerlemesine katkıda bulunmakta, terapötik müdahaleler ve kişilik değerlendirme stratejileri için çıkarımlar sunmaktadır.Master Thesis The Mediating Role of Relational Self-Change on the Relationship Between Perceived Parental Acceptance and Romantic Relationship Satisfaction(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Yalman, Hazal; Köksal, Fali̇hBu çalışmanın temel amacı, algılanan ebeveyn kabulü ve romantik ilişki doyumu arasındaki ilişkide ilişkisel benlik değişiminin aracı rolünü incelemektir. Örneklem 18- 51 yaş arası 209 katılımcıdan oluşmuştur. Veri toplamak için Yetişkin Ebeveyn Kabul- Red Ölçeği, Türkçe Romantik İlişkilerde Benlik Değişimi Ölçeği ve İlişki Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. İlişkisel benlik değişimin dört alt boyutu vardır; benlik genişlemesi, benlik daralması, benlik budanması ve benlik kirlenmesi. Araştırma sonuçlarına göre hem anne kabulü hem de baba kabulü, benlik genişlemesi, benlik budanması ve ilişki doyumu ile pozitif ilişkili bulunmuştur. Ek olarak, ilişki doyumunun benlik genişlemesi, benlik budanması ve benlik kirlenmesi ile pozitif ilişkili olduğu bulunmuştur. Ayrıca, ilişkisel benlik değişiminin benlik genişlemesi ve benlik budanması alt boyutları, algılanan ebeveyn kabulü ile ilişki doyumu arasındaki ilişkiye ayrı ayrı aracılık etmiştir. Böylece bu modellerin kısmen aracı rollere sahip olduğu görülmüştür. Mevcut çalışmanın bulguları ilgili alanyazın ışığında tartışılmış ve gelecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur.Master Thesis Dijital Çağda Anne (lik): Instagram Kullanıcısı Anneler Arasındaki Sosyal Destek, Mükemmeliyetçilik ve Ebeveynlik Tutumlarının Etkileşiminin İncelenmesi(2025) Yubaş, Elif; Köksal, Mustafa FalihDijital çağda, annelik artık yalnızca kuşaklararası aktarımla öğrenilmemekte; bakım verme normlarının, sosyal desteğin ve annelik ideallerinin kolektif biçimde yeniden üretildiği Instagram gibi dijital topluluklar aracılığıyla yeniden inşa edilmektedir. Bu çalışma, algılanan sosyal destek ile ebeveynliğe yönelik tutumlar arasındaki ilişkide toplumsal beklenti mükemmeliyetçiliği ve Instamom'lara yönelik tutumların aracı rollerini; ayrıca bu ardışık aracılık sürecinin sanal sosyal destek tarafından düzenlenip düzenlenmediğini incelemeyi amaçlamıştır. Katılımcılar, yaşları 18-45 arasında değişen, 0-12 yaş aralığında en az bir çocuğu olan ve aktif Instagram hesabına sahip 280 Türk anneden oluşmaktadır. Katılımcılar Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Instamomlara Yönelik Tutum Ölçeği, Sanal Sosyal Destek Ölçeği ve Ebeveynliğe Yönelik Tutum Ölçeği – Anne Formu'nu içeren çevrim içi anketleri doldurmuştur. Betimleyici analizler, korelasyon analizleri ve bağımsız örneklem t-testlerinin ardından PROCESS macro (Model 83) kullanılarak düzenleyici ardışık aracılık analizi uygulanmıştır. Bulgular, düşük algılanan sosyal desteğin daha yüksek toplumsal beklenti mükemmeliyetçiliğini yordadığını; bunun da Instamom'lara yönelik olumlu tutumları artırarak ebeveynlik öz-yeterliğine ilişkin tutumları olumsuz etkilediğini göstermiştir. Sanal sosyal destek, düşük algılanan sosyal desteğin mükemmeliyetçilik üzerindeki etkisini zayıflatarak bu ilişkide tamponlayıcı bir rol üstlenmiştir. Bulgular, anneliğe dair dijital toplulukların bir yandan duygusal bağ ve destek sunarken, diğer yandan idealize edilmiş annelik normlarını yeniden üreterek annelerin ebeveynlik öz-yeterlik algısını zayıflatabilecek ikili bir işlev taşıdığını ortaya koymuştur. Elde edilen sonuçlar, yeni nesil annelik deneyimini bağlamsal olarak anlamaya katkı sağlamakta; sosyal destek sistemlerinin, mükemmeliyetçilik baskıları ve medya temelli modellerle etkileşim içinde annelerin ebeveynlik tutumlarını nasıl şekillendirdiğini göstermektedir. Klinik uygulamalar ve gelecekteki araştırmalar için yönlendirmeler tartışılmıştır.Master Thesis The Effect of Parenting Style and Emotional Needs on Partner Preference: Examination From the Schema Therapy Model(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Bi̇çer, Rümeysa; Köksal, Mustafa Fali̇hBu çalışmada, Şema terapi perspektifinden uyumbozucu ebeveynlik stillerinin ve karşılanmamış duygusal ihtiyaçların partner seçimini nasıl etkilediği incelenmiştir. Partner seçimi, katılımcıların mevcut partnerleri yerine araştırmacılar tarafından oluşturulan kısa senaryolarla değerlendirilmiştir. Çalışma, 18-67 yaşları arasındaki 305 katılımcıdan oluşmuş ve iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşama, senaryo içeriğinin hazırlanması ve psikometrik özelliklerin değerlendirilmesidir. İkinci aşama, katılımcılardan formlar aracılığıyla veri toplamayı içermektedir. Katılımcılara Young Ebeveynlik Ölçeği, şemalara göre çekicilik değerlendirmeleri (vinyetler) ve demografik bilgi formu uygulanmıştır. Ebeveynlik stilleri, engelledikleri duygusal ihtiyaçlara göre gruplara ayrılmıştır: Bağlanma ve Kabul ihtiyaçlarını engelleyenler, Özerklik ve Performans ihtiyaçlarını engelleyenler, Dengeli Standartlar ve Sorumluluk ihtiyaçlarını engelleyenler, Sağlıklı Sınırlar ihtiyacını engelleyenler. Vinyetler de içerdikleri şemalara göre Dışlanma ve Reddetme, Zedelenmiş Özerklik ve Performans, Aşırı Sorumluluk ve Standartlar, Zedelenmiş Sınırlar şema alanlarına ayrılmıştır. Çalışmanın temel sorularını yanıtlamak için yapılan ANOVA analizleri, bağlanma ve kabul ihtiyaçlarını engelleyen ebeveynlik tarzının vinyetlerin çekiciliğini belirgin bir şekilde etkilediğini göstermiştir. Benzer şekilde, Özerklik ve Performans, Dengeli Standartlar ve Sorumluluk, Sağlıklı Sınırlar ihtiyaçlarını engelleyen ebeveynlik tarzları da ilgili şema alanlarındaki vinyetlerin çekiciliğini belirgin bir şekilde etkilemiştir. Sonuç olarak, algılanan ebeveynlik tarzları ile duygusal ihtiyaçlar arasında partner seçimiyle ilişkili bir bağlantı olduğu gösterilmiştir. Bulgular, ebeveynin cinsiyetinin bu seçimde etkili olabileceğini düşündürmektedir. Bu sonuçlar, literatürle uyumlu olarak hem teorik anlayışa hem de pratik düşüncelere katkıda bulunmaktadır.Master Thesis Beliren Yetişkinlerde Ebeveyn Kabul-Reddi ve Çeyrek Yaşam Krizi Arasındaki İlişkide Ebeveyn Bağlanmasının Aracı Rolü(2025) Özyurt, Nermin; Köksal, Mustafa FalihBu tez, erken ebeveyn deneyimlerinin, özellikle algılanan ebeveyn reddi ve ebeveyn bağlanmasının, Türkiye'deki beliren yetişkinlerde çeyrek yaşam krizi (ÇYK) ile ilişkisini incelemeyi amaçlamıştır. Türkçe konuşan ve yaşları 20–35 arasında değişen toplam 274 katılımcı (190 kadın, 84 erkek), Kriz Tarama Anketi-9'u (KTA-9), Yetişkin Ebeveyn Kabul-Ret Ölçeği–Kısa Form'u (Yetişkin EKRÖ/K) ve Ebeveyn Bağlanma Ölçeği'ni (ABBÖ) çevrimiçi olarak Qualtrics yoluyla doldurmuştur. Verilerin normal dağılmaması nedeniyle parametrik olmayan istatistiksel analizler gerçekleştirilmiştir. Korelasyon analizleri, özellikle anneden algılanan reddin yüksek olduğu durumlarda, algılanan ebeveyn reddinin daha yüksek ÇYK belirtileriyle anlamlı bir şekilde ilişkili olduğunu; buna karşılık daha yüksek ebeveyn bağlanma puanlarının daha az belirtiyle ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Regresyon analizleri de bu bulguları desteklemiştir, ancak etki büyüklükleri düşüktür. Başlangıçtaki hipotezinin aksine, aracı analizler ebeveyn bağlanmasının, ebeveyn reddi ile ÇYK arasındaki ilişkiyi aracıladığına dair herhangi bir kanıt sunmamıştır. Bulgular, erken dönem ilişkisel deneyimlerin, özellikle anne reddi içerenlerin, beliren yetişkinlikte ÇYK'ye karşı artan bir savunmasızlıkla ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar, gelişimsel bir bakış açısından ÇYK anlayışına katkıda bulunmakta ve erken dönem ilişkisel deneyimlerin uzun vadeli psikolojik sonuçlarına dikkat çekmektedir. Çalışmanın bulguları ilgili literatür ışığında tartışılmış, mevcut çalışmanın sınırlılıkları ve gelecek araştırmalar için öneriler sunulmuştur.Master Thesis Shadow of the Past: the Roles of Early Parental Rejection, Maladaptive Personality Dispositions, and Fear of Compassion on Depressive Symptoms(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Büte, Utku; Köksal, Mustafa FalihDepresyon en yaygın ve ciddi olarak görülen ruhsal bozuklardan biridir. Bu yüzden, depresyonun temellerini anlamak ve altında yatan kişilik özellikleri ile duygusal dirençleri belirlemek önem taşımaktadır. Bu tez erken çocuklukta algılanan ebeveyn reddinin, uyumsuz kişilik özelliklerinin, ve şefkat korkusunun güncel depresif semptomlar üzerindeki rollerini araştırmaktadır. Bu amaçla 312 yetişkin (210 kadın, 101 erkek) katılımcıya Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği – Kısa Formu, Kişilik Değerlendirme Ölçeği, Şefkat Korkuları Ölçeği ve Beck Depresyon Envanteri uygulanmıştır. Yapılan paralel aracılık analizleri, düşük düzeydeki benlik saygısını ve yetersiz benlik algısını içeren olumsuz öz-değerlendirmenin, algılanan ebeveyn reddi ile depresif semptomlar arasındaki ilişkiye aracılık eden en etkili değişken olduğunu göstermiştir. Ayrıca, bu ilişkiye saldırganlık ve negatif dünya görüşü de pozitif yönde aracılık ederken, duygusal tepkisizliğin depresif semptomları negatif olarak yordadığı bulunmuştur. Şefkat korkuları arasında ise öz-şefkat korkusu bahsedilen ilişkiye aracılık eden tek değişken olmuştur. Başkalarından şefkat alma korkusu, algılanan ebeveyn reddi tarafından yordanmış olsa da, depresyona yol açmadığı gözlenmiştir. Bulgular ilgili literatür, Ebeveyn Kabul-Red Teorisi ve psikanalitik teori bağlamında tartışılmıştır. Sonuç olarak depresif semptomları olan bireylerle yürütülen psikoterapilerde erken dönem ebeveyn ilişkilerinin, başkalarına ve kendiliğe yönelik saldırganlığın, duygusal geri çekilmenin ve şefkat duygusuna karşı dirençlerin çalışılmasının gerekli olabileceği vurgulanmıştır.Master Thesis Relationship between parental perception, subjective vitality and depression: The mediating role of basic psychological needs in a Turkish sample(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Kara, Şule; Köksal, Mustafa FalihBu çalışmanın amacı ebeveyn algısı ile bireylerin öznel canlılık ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkiyi Temel Psikolojik İhtiyaçların Tatmini ve Engellenmesi aracılığıyla Türkiye örnekleminde araştırmaktır. Veriler, yaşları 16 ile 29 arasında değişen toplam 257 kişiden toplanmıştır. Veri toplamak için Demografik Bilgi Formu, Ebeveyn Algısı Ölçeği, Temel Psikolojik İhtiyaç Doyumu ve İhtiyaç Engellenmesi Ölçeği, Öznel Canlılık Ölçeği ve Beck Depresyon Envanteri kullanılmıştır. Temel psikolojik ihtiyaç tatmini ve ihtiyaç engellenmesi'nin, ebeveyn algısı ile öznel canlılık ve depresyona nasıl aracılık ettiğini ölçmek için Model 4 basit mediation analizi kullanılmıştır. Sonuçlar, temel psikolojik ihtiyaç doyumunun ebeveyn algısı ile öznel canlılık arasındaki ilişkiye doğrudan aracılık ettiğini göstermiştir. Diğer taraftan, temel psikolojik ihtiyaç engellenmesinin annenin algılanan ebeveynliği ile depresyon arasındaki ilişkiye doğrudan aracılık ettiği ancak babanın algılanan ebeveynliği ile depresyon arasındaki ilişkiye kısmen aracılık ettiği bulunmuştur. Sonuç olarak, birey için destekleyici ebeveynlik ortamları sağlandığında, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Teorisi'nin öne sürdüğü gibi kişinin temel psikolojik ihtiyaçları karşılanmaktadır. Bu da bireyin canlılık düzeyinde artışı sağlamaktadır. Aksine, bu ebeveyn ortamları kontrolcü müdahalelere dayandığında ihtiyaçlar engellenir, bu durum da kişinin daha depresif olmasıyla ilişkilidir.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »

