Köksal, Falih

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Köksal, Fali̇h
Koksal, Falih
Köksal, Mustafa Fali̇h
Köksal, Mustafa Falih
Job Title
Email Address
falih.koksal@ieu.edu.tr
Main Affiliation
02.04. Psychology
Status
Current Staff
Website
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

WoS data could not be loaded because of an error. Please refresh the page or try again later.
Bibliometrics data could not be loaded because of an error. Please refresh the page or try again later.
Scholarly output chart could not be loaded because of an error. Please refresh the page or try again later.
Journals could not be loaded because of an error. Please refresh the page or try again later.

Scopus Quartile Distribution

Quartile distribution chart could not be loaded because of an error. Please refresh the page or try again later.

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 27
  • Master Thesis
    The Relationship Between Narcissism, Perceived Maternal Narcissism, Selfobject Needs and Attachment
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Dündar, Başak; Köksal, Mustafa Falih
    Araştırmanın amacı narsisizm, anneden algılanan narsisizm, kendiliknesnesi ihtiyaçları ve bağlanma arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu nedenle 18-60 yaş aralığında 260 katılımcıdan bilgi toplanmıştır. Bilgiler toplanırken Kendilik Psikolojisi Envanteri (KPE), Kendiliknesnesi İhtiyaçları Envanteri (KIE), Anneden Algılanan Narsisistik Özellikler Ölçeği (AANÖÖ) ve Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II (YIYE-II) kullanılmıştır. Data analizinde cinsiyetin değişkenler üzerinde etkisinin incelenmesi için t testi uygulanmıştır. Aynı zamanda değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesi için korelasyon analizi yapılmıştır. Sonuçlara göre narsisizmle, annenden algılanan narsisizm, bağlanmada kaygı, bağlanmada kaçınma, kendiliknesnesi ihtiyaçlarına açlık ve idealizasyon/ikizlikten kaçınmayla pozitif korelasyon bulunmuştur. Narsisizmle aynalanmadan kaçınma arasında ise negatif korelasyon bulunmuştur. Aynı zamanda üç paralel mediasyon modeli çalışılmıştır. Mediasyon analizi bulgularına göre kendiliknesnesi ihtiyaçlarının anneden algılanan narsisizmle narsisizm arasındaki ilişkiye aracılık ettiği bulunmuştur. Buna ek olarak, anneden algılanan narsisizmin bağlanmada kaygıyı kendiliknesnesi ihtiyaçlarından kaçınma üzerinden yordadığı sonucuna varılmıştır. Son olarak, idealizasyon/ikizlikten kaçınma anneden algılanan narsisizmle bağlanmada kaçınma arasında aracı rolü oynamıştır. Tüm bulgular literatürle beraber tartışılmıştır.
  • Master Thesis
    The Mediating Role of False Self and True
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Sak, Gülşah; Köksal, Mustafa Fali̇h
    Bu çalışmanın amacı, algılanan ebeveynlik tutumları ile yabancılaşma arasındaki ilişkide sahte benlik ve gerçek/otantik benliğin aracı rolünü incelemektir. Bu amaçla 18-65 yaş aralığında toplam 220 katılımcı çalışmaya katılmıştır. Kişisel Bilgi Formu, Çocuklukta Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği, Otantiklik Ölçeği, Sahte Benlik Algısı Ölçeği ve Dean'in Yabancılaşma Ölçeği Google Formlar aracılığıyla çevrimiçi olarak uygulanmıştır. Ebeveyn tutumları, duygusal sıcaklık, aşırı korumacılık ve reddedicilik alt boyutlarını kapsamaktadır. Grup farklılıklarının sonuçları, katılımcıların yaş, çalışma durumu ve medeni durumlarına göre yabancılaşma, sahte benlik algısı ve otantikliklik açısından anlamlı farklılıklar olduğunu göstermiştir. Ayrıca, ebeveynlerin eğitim düzeylerinin algılanan ebeveynlik tutumları üzerindeki etkisi incelendiğinde, sadece annenin eğitim düzeyinin annenin duygusal sıcaklığı üzerinde etkisi olduğu yönünde anlamlı bir fark bulunmuştur. Korelasyon analizinde aşırı korumacı ebeveynlik tutumları, reddecici ebeveynlik tutumları, yabancılaşma, sahte benlik algısı ve otantiklik arasında anlamlı bir ilişki gözlenmiştir. Ancak, duygusal sıcaklık gösteren ebeveynlik ile yabancılaşma, sahte benlik algısı ve otantiklik arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Seri aracı değişken analizi sonuçları, algılanan aşırı korumacı ve reddedici ebeveynlik tutumları ile yabancılaşma arasındaki ilişkide sahte benlik algısı ve otantikliğin önemli bir aracı rolü olduğunu göstermiştir. Çalışmanın bulguları ilgili literatür ışığında tartışılmıştır. Çalışmanın sınırlılıkları ve gelecek araştırmalar için öneriler sunulmuştur.
  • Master Thesis
    Algılanan Ebeveynlik Stilleri ve Algılanan Partner Duyarlılığı Arasındaki İlişkide Ayrılma-Bireyleşmenin Aracı Rolü
    (2025) Korkun, Gamze; Köksal, Mustafa Falih
    Bu çalışmanın amacı, algılanan olumsuz ebeveynlik ile algılanan partner duyarlılığı arasındaki ilişkide ayrılma–bireyleşme problemlerinin aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemini, yaşları 18 ile 65 arasında değişen 318 birey oluşturmuştur. Demografik Bilgi Formu, Young Ebeveynlik Ölçeği, Ayrılma–Bireyleşme Envanteri ve Algılanan Partner Duyarlılığı Ölçeği çevrimiçi ortamda uygulanmıştır. Korelasyon analizleri, algılanan olumsuz ebeveynliğin ayrılma–bireyleşme problemleriyle pozitif yönde, algılanan partner duyarlılığıyla ise negatif yönde ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, ayrılma–bireyleşme problemleri ile algılanan partner duyarlılığı arasında negatif bir ilişki bulunmuştur. Bağımsız örneklemler t-testi sonuçları, ayrılma–bireyleşmenin ve çeşitli ebeveynlik alt boyutlarında cinsiyet farklılıklarının anlamlı olduğunu göstermiştir. Elde edilen bulgular, ayrılma–bireyleşme problemlerinin algılanan olumsuz ebeveynlik ile algılanan partner duyarlılığı arasındaki ilişkide anlamlı şekilde aracı rol oynadıklarını göstermiştir. Buna ek olarak, ayrılma–bireyleşmenin alt boyutlarının bu ilişkideki aracı rolü de incelenmiştir. Farklılaşma ve ilişki problemleri alt boyutlarının anlamlı bir aracı rol üstlendiği, ancak bölme alt boyutunun anlamlı bir aracı değişken olmadığı bulunmuştur. Bu çalışma, erken dönem bakımveren deneyimlerinin bireylerin yakınlık kurma, özerklik geliştirme ve sınır koyma kapasitelerini şekillendirdiğini ve tüm bu süreçlerin yetişkinlikteki romantik ilişkilerin dinamiklerinde belirleyici bir rol oynadığını vurgulamaktadır. Bulgular, hem klinik uygulamalar hem de gelecekteki araştırmalar için erken ebeveynlik deneyimlerinin gelişimsel ve ilişkisel süreçlerle nasıl ilişkili olduğunun anlaşılmasına katkıda bulunmuştur.
  • Master Thesis
    Effects of Adverse Childhood Experiences on Parenting Styles and the Role of Parental Bonding
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Babacan, Şeyma Nur; Köksal, Falih
    Bu çalışmada, olumsuz çocukluk çağı deneyimleri ile ebeveynlik stilleri arasındaki ilişki, ebeveyne bağlanma kapsamında incelenmiştir. Yaşları 23 ile 55 arasında değişen toplam 673 kişiden veri toplanmıştır. Bu araştırmada veri toplamak için Demografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşantılar Ölçeği (ACE), Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ) ve Ebeveynlere Bağlanma Ölçeği (PBI) kullanılmıştır. Veri analizi için cinsiyet, eğitim düzeyi, ebeveyn medeni durumu gibi demografik değişkenlerin çocukluk çağı olumsuz yaşantıları, ebeveynlere bağlanma ve ebeveynlik stilleri üzerindeki etkileri bağımsız örneklem t-testi kullanılarak araştırılmıştır. Çalışma değişkenleri arasındaki ilişkileri araştırmak için kullanılan korelasyon analizi kullanılmıştır. Sonuçlar, çocukluk çağı olumsuz yaşantılarının ebeveynlere bağlanma ile negative yönde ilişkili olduğunu göstermiştir. Otoriter ebeveynlik stili, demokratik ebeveynlik stili ile negatif, aşırı koruyucu ebeveynlik stili ve izin verici ebeveynlik stili ile pozitif ilişkili bulunmuştur. Kişinin annesiyle pozitif bağlanması, demokratik ebeveynlik stili ile pozitif yönde ilişkili, otoriter ebeveynlik stili ile negative yönde ilişkili bulunmuştur. Ayrıca, aracılık analizi çocukluk çağı olumsuz yaşantıları ile otoriter ebeveynlik stili arasındaki ilişkiye hem anne hem de baba ile bağlanmanın aracılık ettiğini ortaya koymuştur. Çalışmanın bulguları literatür çerçevesinde tartışılmıştır.
  • Master Thesis
    Relationship between separation-individuation and psychodynamic personality organization: The role of shame and guilt
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Aygün, Arslan; Köksal, Mustafa Falih
    Bu çalışmanın amacı utanç ve suçluluk duygularının ayrılma bireyleşme ve kişilik organizasyonları üzerindeki yordayıcı etkilerini araştırmak ve ayrılma bireyleşme ile kişilik organizasyonu ilişkisinde utanç ve suçluluk duygularının aracı rolünü incelemektir. Veriler 337 katılımcıdan toplandı. Verileri toplamak için Sürekli Utanç ve Suçluluk Ölçeği, Ayrılma Bireyleşme Envanteri ve Kişilik Organizasyonu Envanteri kullanıldı. Sonuçlara göre utanç, suçluluk duyguları, ayrılma bireyleşme ve kişilik organizasyonu pozitif yönde korelasyon göstermektedir. Katılımcıların kişilik organizasyonu ve ayrılma bireyleşme puanları utanç/suçluluk seviyelerine göre anlamlı olarak farklılık göstermektedir. Kişilik organizasyonu puanlarını ayrılma bireyleşme ve utanç puanları yordarken; ayrılma bireyleşme puanlarını sırasıyla utanç ve suçluluk duyguları yordamaktadır. Ayrılma bireyleşme ve kişilik organizasyonu ilişkisinde utanç duygusu anlamlı bir aracı değişken iken; suçluluk duygusu bu ilişkide anlamlı bir aracı etkisi göstermemiştir. Sonuçlar literatür doğrultusunda tartışılmıştır.
  • Master Thesis
    The Mediating Role of Emotion Dysregulation in the Relationship Between Basic Psychological Needs Satisfaction Frustration and the Dark Triad
    (2024) Alparslan, Erdi; Köksal, Mustafa Falih
    Bu tez, temel psikolojik ihtiyaçların tatmini/engellenmesi, duygu düzenleme güçlüğü ve Karanlık Üçlü kişilikleri arasındaki karmaşık etkileşimi araştırmaktadır. Çalışma, mevcut literatüre dayanarak, temel psikolojik ihtiyaçların tatmininin ya da engellenmesinin Makyavelizm, narsisizm ve psikopati gibi Karanlık Üçlü özelliklerinin ortaya çıkmasını ve ifade edilmesini nasıl etkilediğini araştırmaktadır. Bu araştırmanın merkezinde, temel psikolojik ihtiyaçların tatmini/engellenmesi ile Karanlık Üçlü özelliklerinin tezahürü arasında bir köprü görevi gören duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolü yer almaktadır. 18 yaş ve üstü 406 gönüllü katılımcının yer aldığı bu çalışmada veriler Demografik Bilgi Formu, Temel Psikolojik İhtiyaçların Tatmini ve Engellenmesi Ölçeği, Kısaltılmış Karanlık Üçlü Ölçeği ve Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği-Kısa Form aracılığıyla toplanmıştır. Basit aracılık analizleri sonucunda temel psikolojik ihtiyaçların tatmini ile hem makyavelizm hem de psikopati arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün tam aracılık rolünün bulunduğu fakat temel psikolojik ihtiyaçların tatmini ile narsisizm arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün anlamlı bir aracı rolünün olmadığı görülmüştür. Benzer şekilde temel psikolojik ihtiyaçların engellenmesi ile hem makyavelizm hem de psikopati arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün anlamlı aracılık rolünün bulunduğu fakat temel psikolojik ihtiyaçların engellenmesi ile narsisizm arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün anlamlı bir aracı rolünün olmadığı görülmüştür. Bu tez, ampirik araştırma ve teorik sentez yoluyla, hem kişilik psikolojisi hem de klinik bilimlerdeki bilginin ilerlemesine katkıda bulunmakta, terapötik müdahaleler ve kişilik değerlendirme stratejileri için çıkarımlar sunmaktadır.
  • Master Thesis
    The Effect of Parenting Style and Emotional Needs on Partner Preference: Examination From the Schema Therapy Model
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Bi̇çer, Rümeysa; Köksal, Mustafa Fali̇h
    Bu çalışmada, Şema terapi perspektifinden uyumbozucu ebeveynlik stillerinin ve karşılanmamış duygusal ihtiyaçların partner seçimini nasıl etkilediği incelenmiştir. Partner seçimi, katılımcıların mevcut partnerleri yerine araştırmacılar tarafından oluşturulan kısa senaryolarla değerlendirilmiştir. Çalışma, 18-67 yaşları arasındaki 305 katılımcıdan oluşmuş ve iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşama, senaryo içeriğinin hazırlanması ve psikometrik özelliklerin değerlendirilmesidir. İkinci aşama, katılımcılardan formlar aracılığıyla veri toplamayı içermektedir. Katılımcılara Young Ebeveynlik Ölçeği, şemalara göre çekicilik değerlendirmeleri (vinyetler) ve demografik bilgi formu uygulanmıştır. Ebeveynlik stilleri, engelledikleri duygusal ihtiyaçlara göre gruplara ayrılmıştır: Bağlanma ve Kabul ihtiyaçlarını engelleyenler, Özerklik ve Performans ihtiyaçlarını engelleyenler, Dengeli Standartlar ve Sorumluluk ihtiyaçlarını engelleyenler, Sağlıklı Sınırlar ihtiyacını engelleyenler. Vinyetler de içerdikleri şemalara göre Dışlanma ve Reddetme, Zedelenmiş Özerklik ve Performans, Aşırı Sorumluluk ve Standartlar, Zedelenmiş Sınırlar şema alanlarına ayrılmıştır. Çalışmanın temel sorularını yanıtlamak için yapılan ANOVA analizleri, bağlanma ve kabul ihtiyaçlarını engelleyen ebeveynlik tarzının vinyetlerin çekiciliğini belirgin bir şekilde etkilediğini göstermiştir. Benzer şekilde, Özerklik ve Performans, Dengeli Standartlar ve Sorumluluk, Sağlıklı Sınırlar ihtiyaçlarını engelleyen ebeveynlik tarzları da ilgili şema alanlarındaki vinyetlerin çekiciliğini belirgin bir şekilde etkilemiştir. Sonuç olarak, algılanan ebeveynlik tarzları ile duygusal ihtiyaçlar arasında partner seçimiyle ilişkili bir bağlantı olduğu gösterilmiştir. Bulgular, ebeveynin cinsiyetinin bu seçimde etkili olabileceğini düşündürmektedir. Bu sonuçlar, literatürle uyumlu olarak hem teorik anlayışa hem de pratik düşüncelere katkıda bulunmaktadır.
  • Master Thesis
    Beliren Yetişkinlerde Ebeveyn Kabul-Reddi ve Çeyrek Yaşam Krizi Arasındaki İlişkide Ebeveyn Bağlanmasının Aracı Rolü
    (2025) Özyurt, Nermin; Köksal, Mustafa Falih
    Bu tez, erken ebeveyn deneyimlerinin, özellikle algılanan ebeveyn reddi ve ebeveyn bağlanmasının, Türkiye'deki beliren yetişkinlerde çeyrek yaşam krizi (ÇYK) ile ilişkisini incelemeyi amaçlamıştır. Türkçe konuşan ve yaşları 20–35 arasında değişen toplam 274 katılımcı (190 kadın, 84 erkek), Kriz Tarama Anketi-9'u (KTA-9), Yetişkin Ebeveyn Kabul-Ret Ölçeği–Kısa Form'u (Yetişkin EKRÖ/K) ve Ebeveyn Bağlanma Ölçeği'ni (ABBÖ) çevrimiçi olarak Qualtrics yoluyla doldurmuştur. Verilerin normal dağılmaması nedeniyle parametrik olmayan istatistiksel analizler gerçekleştirilmiştir. Korelasyon analizleri, özellikle anneden algılanan reddin yüksek olduğu durumlarda, algılanan ebeveyn reddinin daha yüksek ÇYK belirtileriyle anlamlı bir şekilde ilişkili olduğunu; buna karşılık daha yüksek ebeveyn bağlanma puanlarının daha az belirtiyle ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Regresyon analizleri de bu bulguları desteklemiştir, ancak etki büyüklükleri düşüktür. Başlangıçtaki hipotezinin aksine, aracı analizler ebeveyn bağlanmasının, ebeveyn reddi ile ÇYK arasındaki ilişkiyi aracıladığına dair herhangi bir kanıt sunmamıştır. Bulgular, erken dönem ilişkisel deneyimlerin, özellikle anne reddi içerenlerin, beliren yetişkinlikte ÇYK'ye karşı artan bir savunmasızlıkla ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar, gelişimsel bir bakış açısından ÇYK anlayışına katkıda bulunmakta ve erken dönem ilişkisel deneyimlerin uzun vadeli psikolojik sonuçlarına dikkat çekmektedir. Çalışmanın bulguları ilgili literatür ışığında tartışılmış, mevcut çalışmanın sınırlılıkları ve gelecek araştırmalar için öneriler sunulmuştur.
  • Master Thesis
    The Mediating Role of Relational Self-Change on the Relationship Between Perceived Parental Acceptance and Romantic Relationship Satisfaction
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Yalman, Hazal; Köksal, Fali̇h
    Bu çalışmanın temel amacı, algılanan ebeveyn kabulü ve romantik ilişki doyumu arasındaki ilişkide ilişkisel benlik değişiminin aracı rolünü incelemektir. Örneklem 18- 51 yaş arası 209 katılımcıdan oluşmuştur. Veri toplamak için Yetişkin Ebeveyn Kabul- Red Ölçeği, Türkçe Romantik İlişkilerde Benlik Değişimi Ölçeği ve İlişki Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. İlişkisel benlik değişimin dört alt boyutu vardır; benlik genişlemesi, benlik daralması, benlik budanması ve benlik kirlenmesi. Araştırma sonuçlarına göre hem anne kabulü hem de baba kabulü, benlik genişlemesi, benlik budanması ve ilişki doyumu ile pozitif ilişkili bulunmuştur. Ek olarak, ilişki doyumunun benlik genişlemesi, benlik budanması ve benlik kirlenmesi ile pozitif ilişkili olduğu bulunmuştur. Ayrıca, ilişkisel benlik değişiminin benlik genişlemesi ve benlik budanması alt boyutları, algılanan ebeveyn kabulü ile ilişki doyumu arasındaki ilişkiye ayrı ayrı aracılık etmiştir. Böylece bu modellerin kısmen aracı rollere sahip olduğu görülmüştür. Mevcut çalışmanın bulguları ilgili alanyazın ışığında tartışılmış ve gelecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur.
  • Master Thesis
    Dijital Çağda Anne (lik): Instagram Kullanıcısı Anneler Arasındaki Sosyal Destek, Mükemmeliyetçilik ve Ebeveynlik Tutumlarının Etkileşiminin İncelenmesi
    (2025) Yubaş, Elif; Köksal, Mustafa Falih
    Dijital çağda, annelik artık yalnızca kuşaklararası aktarımla öğrenilmemekte; bakım verme normlarının, sosyal desteğin ve annelik ideallerinin kolektif biçimde yeniden üretildiği Instagram gibi dijital topluluklar aracılığıyla yeniden inşa edilmektedir. Bu çalışma, algılanan sosyal destek ile ebeveynliğe yönelik tutumlar arasındaki ilişkide toplumsal beklenti mükemmeliyetçiliği ve Instamom'lara yönelik tutumların aracı rollerini; ayrıca bu ardışık aracılık sürecinin sanal sosyal destek tarafından düzenlenip düzenlenmediğini incelemeyi amaçlamıştır. Katılımcılar, yaşları 18-45 arasında değişen, 0-12 yaş aralığında en az bir çocuğu olan ve aktif Instagram hesabına sahip 280 Türk anneden oluşmaktadır. Katılımcılar Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Instamomlara Yönelik Tutum Ölçeği, Sanal Sosyal Destek Ölçeği ve Ebeveynliğe Yönelik Tutum Ölçeği – Anne Formu'nu içeren çevrim içi anketleri doldurmuştur. Betimleyici analizler, korelasyon analizleri ve bağımsız örneklem t-testlerinin ardından PROCESS macro (Model 83) kullanılarak düzenleyici ardışık aracılık analizi uygulanmıştır. Bulgular, düşük algılanan sosyal desteğin daha yüksek toplumsal beklenti mükemmeliyetçiliğini yordadığını; bunun da Instamom'lara yönelik olumlu tutumları artırarak ebeveynlik öz-yeterliğine ilişkin tutumları olumsuz etkilediğini göstermiştir. Sanal sosyal destek, düşük algılanan sosyal desteğin mükemmeliyetçilik üzerindeki etkisini zayıflatarak bu ilişkide tamponlayıcı bir rol üstlenmiştir. Bulgular, anneliğe dair dijital toplulukların bir yandan duygusal bağ ve destek sunarken, diğer yandan idealize edilmiş annelik normlarını yeniden üreterek annelerin ebeveynlik öz-yeterlik algısını zayıflatabilecek ikili bir işlev taşıdığını ortaya koymuştur. Elde edilen sonuçlar, yeni nesil annelik deneyimini bağlamsal olarak anlamaya katkı sağlamakta; sosyal destek sistemlerinin, mükemmeliyetçilik baskıları ve medya temelli modellerle etkileşim içinde annelerin ebeveynlik tutumlarını nasıl şekillendirdiğini göstermektedir. Klinik uygulamalar ve gelecekteki araştırmalar için yönlendirmeler tartışılmıştır.