Köksal, Falih
Loading...
Profile URL
Name Variants
Köksal, Fali̇h
Koksal, Falih
Köksal, Mustafa Fali̇h
Köksal, Mustafa Falih
Koksal, Falih
Köksal, Mustafa Fali̇h
Köksal, Mustafa Falih
Job Title
Email Address
falih.koksal@ieu.edu.tr
Main Affiliation
02.04. Psychology
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
1NO POVERTY
8
Research Products
2ZERO HUNGER
0
Research Products
3GOOD HEALTH AND WELL-BEING
1
Research Products
4QUALITY EDUCATION
10
Research Products
5GENDER EQUALITY
11
Research Products
6CLEAN WATER AND SANITATION
0
Research Products
7AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY
0
Research Products
8DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
1
Research Products
9INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
4
Research Products
10REDUCED INEQUALITIES
1
Research Products
11SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
0
Research Products
12RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
0
Research Products
13CLIMATE ACTION
0
Research Products
14LIFE BELOW WATER
1
Research Products
15LIFE ON LAND
0
Research Products
16PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
7
Research Products
17PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
0
Research Products

Documents
7
Citations
137
h-index
5

Documents
3
Citations
25

Scholarly Output
27
Articles
1
Views / Downloads
210/1291
Supervised MSc Theses
26
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
1
Scopus Citation Count
1
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.04
Scopus Citations per Publication
0.04
Open Access Source
19
Supervised Theses
26
| Journal | Count |
|---|---|
| Archıves of Sexual Behavıor | 1 |
Current Page: 1 / 1
Scopus Quartile Distribution
Competency Cloud

27 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 27
Master Thesis The Relationship Between Trauma Experiences and Compassion Fatigue in Mental Health Professionals: Moderating Roles of Emotion Regulation Difficulties and Differentiation of Self(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Zeren, Kübra Yıldırım; Köksal, FalihBu çalışma, ruh sağlığı uzmanlarının travma deneyimleri ve şefkat yorgunluğu arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğü ve benliğin ayrımlaşmasının düzenleyici rollerini araştırmıştır. Şefkat yorgunluğu ile ilişkili olmaları nedeniyle bu değişkenler tükenmişlik ve merhamet tatmini açısından da incelenmiştir. Örneklem, psikologlar, psikolojik danışmanlar, psikiyatristler ve psikiyatri hemşireleri dahil 143 ruh sağlığı uzmanından oluşmaktadır. Veri toplamak için Katılımcı Demografik Formu, Çalışanlar için Yaşam Kalitesi Ölçeği - IV, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği, Duygu Düzenlemede Güçlükler Kısa Formu ve Benliğin Ayrımlaşması Ölçeği Gözden Geçirilmiş Formu uygulanmıştır. Moderasyon analizi, benliğin ayrımlaşmasının, çocukluk çağı travma öyküsü ile şefkat yorgunluğu arasındaki ilişkiyi anlamlı ölçüde düzenlediğini ortaya koymuştur. Duygu düzenleme güçlüklerinin temel düzenleyici etkisi gözlemlenmemesine rağmen bu etki benliğin ayrımlaşması ile birlikte anlamlıdır. Öte yandan, travmaya maruz kalma düzeyi ile şefkat yorgunluğu arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlükleri, benliğin ayrımlaşması ve iki değişkenin birlikte düzenleyici etkisi anlamlı düzeydedir. Bulgular, ruh sağlığı profesyonellerinin danışanlarıyla empatik etkileşimde duygusal sıkıntı yaşadıklarında, duygu düzenleme ve benliğin ayrımlaşmasıını travmatik anlatıların olumsuz etkilerini önleyebileceğini göstermiştir. Araştırmanın bulguları ilgili literatür açısından tartışılmıştır. Araştırmanın sınırlılıkları belirtilmiş ve gelecek araştırmalar için öneriler sunulmuştur.Master Thesis Mediating Role of Perceived Social Support in the Relationship Between Internalized Homophobia, Depressive Symptoms, and Self-Esteem Among Lgbti+ Individuals(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Balcilar, Bengi̇; Köksal, Mustafa Fali̇hBu çalışma, LGBTİ+ bireylerde içselleştirilmiş homofobi, benlik saygısı ve depresif belirtiler arasındaki ilişkide algılanan sosyal desteğin aracı rolünü incelemektedir. Heteroseksist ve cinsiyete yönelik ayrımcı tutumların toplumda oldukça yaygın olması, LGBTİ+'ların varoluş biçimleri konusunda kendilerini yanlış hissetmelerine neden olmaktadır. Bu ayrımcı ve damgalayıcı tutumlar LGBTİ+ bireyler tarafından içselleştirilmiş gibi görünmekte ve bu da içselleştirilmiş homofobi olarak kavramsallaştırılmaktadır. Literatürde içselleştirilmiş homofobinin depresyon ve benlik saygısı ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Toplumsal destek ve dayanışmanın, LGBTİ+ topluluğunun ruh sağlığı üzerinde ve tanınma ve eşitlik mücadelesinde önemli bir yeri olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla içselleştirilmiş homofobi, benlik saygısı ve depresyon arasındaki ilişkide algılanan sosyal desteğin anlamlı bir rolü olabileceği varsayılmıştır. Bu hipotezi test etmek için 179 LGBTİ+ birey çalışmaya dahil edilmiştir. Katılımcılara İçselleştirilmiş Homofobi Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Algılanan Sosyal Destek Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar, algılanan sosyal desteğin içselleştirilmiş homofobi ile depresyon arasındaki ilişkide ve içselleştirilmiş homofobi ile benlik saygısı arasındaki ilişkide anlamlı bir aracı rolü olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, bu çalışma algılanan sosyal desteğin içselleştirilmiş homofobi, depresyon ve benlik saygısı arasındaki ilişkide anlamlı bir rolü olduğu teorimizi desteklemektedir. Eld edilen bulgular, algılanan sosyal desteğin içselleştirilmiş homofobinin depresyon ve benlik saygısı üzerindeki olumsuz etkisini azaltabileceği anlamına gelebilir. Bu noktada nedensel çıkarımlarda bulunmak mümkün olmadığından, bu olguları ve aralarındaki ilişkiyi daha iyi anlamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulacaktır.Master Thesis A Study on the Relationship Between Anxiety Types and the Zeigarnik Effect(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Erdin, Buse; Köksal, Mustafa FalihZeigarnik Etkisi uzun yıllardır üzerine çalışılan bir konu olmuştur. Bu etki tamamlanmamış, bir şekilde yarım kalmış işlerin veya durumların tamamlananlara göre daha çok hatırlandığını savunmaktadır. Kişinin işlere ilişkin algısının, o işin hatırlanması üzerinde önemli bir etkisi olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada ise, kişilerin tamamladıkları ve tamamlamadıkları işleri hatırlama oranını etkileyen en önemli faktörlerin işin kişilere nasıl tanıtıldığı ve işin bölünme şekli olduğu ileri sürülmektedir. Aynı zamanda işin kişilere tanıtılması ve işin bölünmesinin kişiler tarafından nasıl algılandığının kişinin anksiyete seviyesine göre farklılık gösterebileceği bu durumun tamamlanan ve tamamlanmayan işlerin hatırlanmasına yön verebileceğil ön görülmüştür. Bunun üzerine, toplam 116 katılımcının katıldığı bir deney yürütülmüştür. Önce işin algılanma tipine göre (ego yönelimli ve iş yönelimli) iki ana grup oluşturulmuştur. Daha sonra bölünmenin sunuluş şekline (olumlu ve olumsuz) göre bu 2 ana grup 2 alt gruba daha ayrılmıştır. Bunun sonucu katılımcılar seçkisiz olarak dört ayrı deney koşuluna katılmışlardır. Deneklere önce durumluk ve sürekli anksiyetelerini ölçen bir ölçek (STAI), sonrasında ise 16 sorudan oluşan bir problem çözme serisi verilmiştir. Denekler bazı problemleri çözerken seçkisiz şekilde durdurulmuştur. Kalan problemlerin ise tamamlanmasına izin verilmiştir. Sonuçlar işin algılanma şeklinin ve işin bölünme şeklinin tamamlanan ve tamamlanmayan işlerin hatırlanma oranının üzerinde bir etkisi olmadığını göstermiştir. Ayrıca durumluk anksiyetenin, işin algılanma tipi ve bölünmenin sunuluş şekli ile birlikte tamamlanan ve tamamlanmayan işlerin hatırlanma oranı üzerinde etkisi olduğu istatistiksel olarak anlamlı bulunmuşturMaster Thesis Relationship between parental perception, subjective vitality and depression: The mediating role of basic psychological needs in a Turkish sample(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Kara, Şule; Köksal, Mustafa FalihBu çalışmanın amacı ebeveyn algısı ile bireylerin öznel canlılık ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkiyi Temel Psikolojik İhtiyaçların Tatmini ve Engellenmesi aracılığıyla Türkiye örnekleminde araştırmaktır. Veriler, yaşları 16 ile 29 arasında değişen toplam 257 kişiden toplanmıştır. Veri toplamak için Demografik Bilgi Formu, Ebeveyn Algısı Ölçeği, Temel Psikolojik İhtiyaç Doyumu ve İhtiyaç Engellenmesi Ölçeği, Öznel Canlılık Ölçeği ve Beck Depresyon Envanteri kullanılmıştır. Temel psikolojik ihtiyaç tatmini ve ihtiyaç engellenmesi'nin, ebeveyn algısı ile öznel canlılık ve depresyona nasıl aracılık ettiğini ölçmek için Model 4 basit mediation analizi kullanılmıştır. Sonuçlar, temel psikolojik ihtiyaç doyumunun ebeveyn algısı ile öznel canlılık arasındaki ilişkiye doğrudan aracılık ettiğini göstermiştir. Diğer taraftan, temel psikolojik ihtiyaç engellenmesinin annenin algılanan ebeveynliği ile depresyon arasındaki ilişkiye doğrudan aracılık ettiği ancak babanın algılanan ebeveynliği ile depresyon arasındaki ilişkiye kısmen aracılık ettiği bulunmuştur. Sonuç olarak, birey için destekleyici ebeveynlik ortamları sağlandığında, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Teorisi'nin öne sürdüğü gibi kişinin temel psikolojik ihtiyaçları karşılanmaktadır. Bu da bireyin canlılık düzeyinde artışı sağlamaktadır. Aksine, bu ebeveyn ortamları kontrolcü müdahalelere dayandığında ihtiyaçlar engellenir, bu durum da kişinin daha depresif olmasıyla ilişkilidir.Master Thesis Beliren Yetişkinlerde Ebeveyn Kabul-Reddi ve Çeyrek Yaşam Krizi Arasındaki İlişkide Ebeveyn Bağlanmasının Aracı Rolü(2025) Özyurt, Nermin; Köksal, Mustafa FalihBu tez, erken ebeveyn deneyimlerinin, özellikle algılanan ebeveyn reddi ve ebeveyn bağlanmasının, Türkiye'deki beliren yetişkinlerde çeyrek yaşam krizi (ÇYK) ile ilişkisini incelemeyi amaçlamıştır. Türkçe konuşan ve yaşları 20–35 arasında değişen toplam 274 katılımcı (190 kadın, 84 erkek), Kriz Tarama Anketi-9'u (KTA-9), Yetişkin Ebeveyn Kabul-Ret Ölçeği–Kısa Form'u (Yetişkin EKRÖ/K) ve Ebeveyn Bağlanma Ölçeği'ni (ABBÖ) çevrimiçi olarak Qualtrics yoluyla doldurmuştur. Verilerin normal dağılmaması nedeniyle parametrik olmayan istatistiksel analizler gerçekleştirilmiştir. Korelasyon analizleri, özellikle anneden algılanan reddin yüksek olduğu durumlarda, algılanan ebeveyn reddinin daha yüksek ÇYK belirtileriyle anlamlı bir şekilde ilişkili olduğunu; buna karşılık daha yüksek ebeveyn bağlanma puanlarının daha az belirtiyle ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Regresyon analizleri de bu bulguları desteklemiştir, ancak etki büyüklükleri düşüktür. Başlangıçtaki hipotezinin aksine, aracı analizler ebeveyn bağlanmasının, ebeveyn reddi ile ÇYK arasındaki ilişkiyi aracıladığına dair herhangi bir kanıt sunmamıştır. Bulgular, erken dönem ilişkisel deneyimlerin, özellikle anne reddi içerenlerin, beliren yetişkinlikte ÇYK'ye karşı artan bir savunmasızlıkla ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar, gelişimsel bir bakış açısından ÇYK anlayışına katkıda bulunmakta ve erken dönem ilişkisel deneyimlerin uzun vadeli psikolojik sonuçlarına dikkat çekmektedir. Çalışmanın bulguları ilgili literatür ışığında tartışılmış, mevcut çalışmanın sınırlılıkları ve gelecek araştırmalar için öneriler sunulmuştur.Master Thesis Shadow of the Past: the Roles of Early Parental Rejection, Maladaptive Personality Dispositions, and Fear of Compassion on Depressive Symptoms(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Büte, Utku; Köksal, Mustafa FalihDepresyon en yaygın ve ciddi olarak görülen ruhsal bozuklardan biridir. Bu yüzden, depresyonun temellerini anlamak ve altında yatan kişilik özellikleri ile duygusal dirençleri belirlemek önem taşımaktadır. Bu tez erken çocuklukta algılanan ebeveyn reddinin, uyumsuz kişilik özelliklerinin, ve şefkat korkusunun güncel depresif semptomlar üzerindeki rollerini araştırmaktadır. Bu amaçla 312 yetişkin (210 kadın, 101 erkek) katılımcıya Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği – Kısa Formu, Kişilik Değerlendirme Ölçeği, Şefkat Korkuları Ölçeği ve Beck Depresyon Envanteri uygulanmıştır. Yapılan paralel aracılık analizleri, düşük düzeydeki benlik saygısını ve yetersiz benlik algısını içeren olumsuz öz-değerlendirmenin, algılanan ebeveyn reddi ile depresif semptomlar arasındaki ilişkiye aracılık eden en etkili değişken olduğunu göstermiştir. Ayrıca, bu ilişkiye saldırganlık ve negatif dünya görüşü de pozitif yönde aracılık ederken, duygusal tepkisizliğin depresif semptomları negatif olarak yordadığı bulunmuştur. Şefkat korkuları arasında ise öz-şefkat korkusu bahsedilen ilişkiye aracılık eden tek değişken olmuştur. Başkalarından şefkat alma korkusu, algılanan ebeveyn reddi tarafından yordanmış olsa da, depresyona yol açmadığı gözlenmiştir. Bulgular ilgili literatür, Ebeveyn Kabul-Red Teorisi ve psikanalitik teori bağlamında tartışılmıştır. Sonuç olarak depresif semptomları olan bireylerle yürütülen psikoterapilerde erken dönem ebeveyn ilişkilerinin, başkalarına ve kendiliğe yönelik saldırganlığın, duygusal geri çekilmenin ve şefkat duygusuna karşı dirençlerin çalışılmasının gerekli olabileceği vurgulanmıştır.Master Thesis The Effect of Basic Psychological Needs and Ways of Coping on Mental Well-Being and Psychopathology: a Cross-Cultural Study in Turkey, Brazil and Switzerland(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Gönç, Yiğit; Köksal, Mustafa FalihBu çalışmanın amacı temel psikolojik ihtiyaç tatmin ve engellemelerinin mental iyi oluşa ve psikopatolojiye, baş etme yöntemlerinin aracı rolüyle olan etkisinde ülke değişkeninin düzenleyici rolünü araştırmaktı. Veriler, 209'u Türkiye'den, 203'ü İsviçre'den ve 202'si Brezilya'dan olmak üzere 614 katılımcıdan anket yoluyla toplandı. Temel psikolojik İhtiyaçların Tatmini ve Engellenmesi Ölçeği, Baş Etme Yolları Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri ve Warwick-Edinburgh Mental İyi-Oluş Ölçeği bu çalışmada veri toplamak için kullanılmıştır. Sonuçlar, ihtiyaç tatmininin mental iyi-oluş ile pozitif bir korelasyon içinde olduğunu ve ihtiyaç engellenmesinin psikopatoloji ile pozitif bir korelasyon içinde olduğunu gösterdi. Problem odaklı başa çıkma, sosyal destek arama, olumluya odaklanma, gerilimi azaltma ve kendini suçlama gibi başa çıkma yollarının mental iyi-oluş ile pozitif korelasyon içinde olduğu görülmüştür. Hüsnükuruntu, uzaklaşma ve kendine saklama baş etme yollarının ise psikopatolojilerle pozitif ilişki içinde olduğu görülmüştür. Belirli ihtiyaç tatminleri ve engellenmeleri, belirli başa çıkma yöntemleriyle ilişkilidir (örneğin, ilişkili olma engellenmesi, kendine saklama ile ilişkilidir). İhtiyaç tatmini ve engellenmesinin, başa çıkma yollarının düzenleyici rolü ile mental iyi-oluş ve psikopatoloji üzerindeki etkisini ülkeler arası biçimde araştırmak için düzenlenmiş aracılık analizleri yapıldı. İlişki olma tatmini ile sosyal destek arama arasındaki ilişki dışında, ihtiyaç tatmini ile engellenmesi ve başa çıkma yolları arasındaki ilişkilerin araştırıldığı modellerin tümünde, ülkenin düzenleyici rolünün anlamlı bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur. İlişki olma tatmini ile sosyal destek arama arasındaki ilişki evrensel olarak yorumlanırken, diğer ilişkiler kültürlerarası düzenlenebilir olmaları eğilimleriyle yorumlandı. Bulgular literatür çerçevesinde tartışılmıştır.Master Thesis Relationship Between Perceived Parenting Attitudes and Eating Attitudes: Roles of Self-Compassion and Social Appearance Anxiety(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Bakiler, Ayşenur; Köksal, Mustafa FalihBu çalışmanın amacı, algılanan ebeveynlik tutumları ile yeme tutumları arasındaki ilişkide öz-şefkat ve sosyal görünüş kaygısının aracı rollerini incelemektir. Veriler, çevrimiçi anket yoluyla 18-35 yaş arası 252 katılımcıdan toplanmıştır. Veri toplamak için Çocuklukta Algılanan Ebeveynlik Tutumları Ölçeği, Yeme Tutum Ölçeği, Öz Şefkat Ölçeği ve Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği kullanılmıştır. Ebeveynlik tutumlarının üç bileşeni vardır; duygusal sıcaklık, aşırı koruma ve reddetme. Sonuçlar, yeme tutumlarının algılanan ebeveynlik tutumlarının tüm bileşenleri, öz-şefkat ve sosyal görünüş kaygısı ile anlamlı bir ilişkisi olduğunu göstermiştir. Daha spesifik olarak, algılanan duygusal olarak sıcak ebeveynlik ile öz-şefkat arasında pozitif bir ilişki olduğu; sosyal görünüş kaygısı ve yeme tutumları ile negatif bir ilişki olduğu bulunmuştur. Ayrıca, hem algılanan reddedici hem de aşırı koruyucu ebeveynlik, öz-şefkatle pozitif olarak ilişkili; sosyal görünüş kaygısı ve yeme tutumu ile negatif ilişkili bulunmuştur. Araştırmada sosyal görünüş kaygısı puanlarının BKİ'ye göre nasıl farklılaştığı araştırılmış; iki değişken arasında anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca algılanan ebeveyn tutum puanlarının eğitim düzeyine göre nasıl farklılaştığı araştırıldığında; algılanan ebeveyn tutumlarının tüm boyutlarının anne eğitim düzeyine göre farklılık gösterirken, baba eğitim düzeyine göre yalnızca duygusal sıcaklığın anlamlı düzeyde farklılaştığı bulunmuştur. Seri mediasyon sonuçları, öz-anlayış ve sosyal görünüş kaygısının, algılanan tüm ebeveynlik tutumları ile yeme tutumları arasındaki ilişkide önemli ölçüde aracılık ettiğini göstermiştir. Tüm modellerde öz-şefkat ve sosyal görünüş kaygısının kısmen aracı rollere sahip olduğu bulunmuştur. Bu çalışmanın bulguları literatür ışığında tartışılmıştır.Master Thesis The Mediating Role of Selfobject Needs and Psychological Needs on the Relationship Between Attachment Styles and Codependency(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Alpsoy, Peli̇n; Köksal, Mustafa Fali̇hBu araştırmanın amacı, bağlanma stilleri, eşbağımlılık, kendiliknesnesi ihtiyaçları aracılığı ile psikolojik ihtiyaç doyumu ve doyumsuzluğu arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaçla yaşları 18-67 arasında değişen 219 katılımcıdan veri toplanmıştır. Verilerin toplanmasında Üç Boyutlu Bağlanma Tarzı Ölçeği, Spann-Fischer Eşbağımlılık Ölçeği, Kendiliknesnesi İhtiyaçları Envanteri ve Psikolojik İhtiyaç Doyumunda Denge Ölçeği kullanılmıştır. Sonuçlar, endişeli bağlanmanın, eşbağımlılık ile yüksek oranda ilişkili olduğunu göstermiştir. Güvenli bağlanma ile psikolojik ihtiyaçların tatmini arasında pozitif bir ilişki bulundu; ayrıca kaçıngan bağlanma ve kendiliknesnesi ihtiyaçlarından kaçınma ile de. Daha sonra, psikolojik ihtiyaçların tatminsizliği ve eşbağımlılık yüksek oranda ilişkili bulunmuştur. Ayrıca, arabuluculuk analizleri, kendiliknesnesi ihtiyaçlarına yönelik açlığın, bağlanma kaygısı ile karşılıklı bağımlılık arasındaki ilişkiye aracılık ettiğini ortaya koydu. Aynı zamanda, özerklik ve yeterlilik ihtiyaçlarının tatmini ve tatminsizliği, bağlanma kaygısı ile karşılıklı bağımlılık arasındaki ilişkiye aracılık etmiştir. Tüm bulgular literatür çerçevesine göre tartışılmıştır.Master Thesis Algılanan Ebeveynlik Stilleri ve Algılanan Partner Duyarlılığı Arasındaki İlişkide Ayrılma-Bireyleşmenin Aracı Rolü(2025) Korkun, Gamze; Köksal, Mustafa FalihBu çalışmanın amacı, algılanan olumsuz ebeveynlik ile algılanan partner duyarlılığı arasındaki ilişkide ayrılma–bireyleşme problemlerinin aracı rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemini, yaşları 18 ile 65 arasında değişen 318 birey oluşturmuştur. Demografik Bilgi Formu, Young Ebeveynlik Ölçeği, Ayrılma–Bireyleşme Envanteri ve Algılanan Partner Duyarlılığı Ölçeği çevrimiçi ortamda uygulanmıştır. Korelasyon analizleri, algılanan olumsuz ebeveynliğin ayrılma–bireyleşme problemleriyle pozitif yönde, algılanan partner duyarlılığıyla ise negatif yönde ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, ayrılma–bireyleşme problemleri ile algılanan partner duyarlılığı arasında negatif bir ilişki bulunmuştur. Bağımsız örneklemler t-testi sonuçları, ayrılma–bireyleşmenin ve çeşitli ebeveynlik alt boyutlarında cinsiyet farklılıklarının anlamlı olduğunu göstermiştir. Elde edilen bulgular, ayrılma–bireyleşme problemlerinin algılanan olumsuz ebeveynlik ile algılanan partner duyarlılığı arasındaki ilişkide anlamlı şekilde aracı rol oynadıklarını göstermiştir. Buna ek olarak, ayrılma–bireyleşmenin alt boyutlarının bu ilişkideki aracı rolü de incelenmiştir. Farklılaşma ve ilişki problemleri alt boyutlarının anlamlı bir aracı rol üstlendiği, ancak bölme alt boyutunun anlamlı bir aracı değişken olmadığı bulunmuştur. Bu çalışma, erken dönem bakımveren deneyimlerinin bireylerin yakınlık kurma, özerklik geliştirme ve sınır koyma kapasitelerini şekillendirdiğini ve tüm bu süreçlerin yetişkinlikteki romantik ilişkilerin dinamiklerinde belirleyici bir rol oynadığını vurgulamaktadır. Bulgular, hem klinik uygulamalar hem de gelecekteki araştırmalar için erken ebeveynlik deneyimlerinin gelişimsel ve ilişkisel süreçlerle nasıl ilişkili olduğunun anlaşılmasına katkıda bulunmuştur.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »

