04. Enstitüler
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/10
Browse
Browsing 04. Enstitüler by Access Right "info:eu-repo/semantics/closedAccess"
Now showing 1 - 10 of 10
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Analysis and Forecasting of Multi-Region Recyclable Waste Datasets With Supervised Machine Learning Models(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Bal, Gözde Aka; Kabak, Kamil ErkanSürdürülebilir şehirler için, bölgelerin farklı atık miktarlarını tahmin etmek oldukça önemlidir; böylelikle bu miktarların bir kısmının geri dönüşü, üretim tesislerinde hammadde kullanımını enküçükleyebilecektir ve geridönüşümle karlılığı arttırabilecektir. Bu nedenlerle, bu çalışmanın amacı, farklı zaman aralıklarında ve farklı bölgelerde toplanan geri dönüşüm atık miktarlarını analiz etmektir, sonrasında farklı gözetimli makine öğrenimi yaklaşımları ile atık miktarlarını tahmin etmeyi amaçlamaktadır. Bu tahminler kuruluşların geri dönüşüm stratejilerini daha iyi tahminlerle daha iyi şekillendirmelerine ve en iyi geri dönüşüm toplama ve yatırım politikaları ile maliyetlerinin minimize etmeyi sağlayacaktır. Farklı noktalardan elde edilen geri dönüşüm atık veri setlerindeki belirsizliklerden ve değişkenliklerden dolayı, bu tez çalışması öncelikle geleneksel tahminleme yöntemlerini zaman serisi analizleri ile uygulamaktadır. Sonra, tanımlayıcı ve korrelasyon analizlerini içeren istatistiksel analizlerin dışında ARIMA, K-NN ve XGBoost gibi seçilmiş gözetimli makine öğrenmesi yaklaşımları ile ilave analizleri yapmaktadır. Geleneksel tahmin yöntemleriyle yapılan analizlere göre hareketli ortalama yöntemi, kağıt atıklarında diğer yöntemler arasında 97, plastik atıklarda ise 0,13 MSE değeriyle tüm bölgelerde en iyi tahmin sonuçlarını sağlamaktadır. Denetimli makine öğrenimi yöntemleri analizlerine göre, ARIMA yöntemi bölgelerin çoğunda daha iyi tahminleme sonuçlarını göstermektedir ve en iyi performans gösteren bölge 105 MSE değerine sahiptir. Son olarak, çalışma tahminleme algoritmalarını bir havuzda toplayarak ve en iyi tahminleri tanımlanan tahminleme performansı ölçütlerine göre seçerek otomatik bir tahminleme çerçevesi oluşturmayı amaçlamaktadır.Master Thesis Beliefs about emotions and emotional eating: Thought suppression and rumination as mediating factors(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Engin, Esin; Kaykusuz, Ezgi TunaDuygu inançları, duygu düzenleme süreci için önemli sonuçlar doğurur ve duyguların nasıl algılandığını ve düzenlendiğini şekillendirebilir. Duyguların düzenlenmesindeki zorlukların bir sonucu, duygusal yeme gibi işlevsiz yeme davranışları olabilir. Bu çalışma, duygular hakkındaki inançların ve bu inançların duygusal yeme ile ilişkisi arasındaki karmaşık etkileşimi incelemektedir. Özellikle, duyguların kontrol edilemezliği ve yararsızlığı hakkındaki inançlar ile duygusal yeme arasındaki ilişkide düşünce baskılama ve ruminasyon gibi daha az uyumlu duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolünü test etmektedir. Türkiye'den 414 yetişkin (Myaş = 32.5, SD =11.4) çevrimiçi öz-bildirim anketlerini tamamlayarak çalışmaya katılmıştır. Ölçüm araçları olarak Duygusal İnançlar Anketi, Ruminatif Yanıt Ölçeği'nin kısa versiyonu, Beyaz Ayı Baskılama Envanteri ve Hollanda Yeme Davranışı Anketi kullanılmıştır. Yol analizi sonuçlarına göre, cinsiyet ve beden kitle indeksi istatistiksel olarak kontrol edildikten sonra, duyguların kontrol edilemez olduğuna dair inanç, ruminasyon ve düşünce baskılama stratejilerinin artan kullanımı ile ilişkili bulunmuş ve bu stratejiler de duygusal yemeyi öngörmüştür. Ancak, duyguların yararsız olduğuna dair inanç ile duygusal yeme arasında duygu düzenleme stratejileri aracılığıyla anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Çalışma, duyguların kontrol edilemez olduğuna dair inancın, düşünce baskılama ve ruminasyon gibi daha az uyumlu stratejileri teşvik ederek duygusal yemeyi öngördüğünü ortaya koymuştur. Bu bulgu, duygusal yeme gibi zararlı davranışları daha derinlemesine anlamak için duygu inançlarının incelenmesinin önemini vurgulamaktadır. Bu çalışmanın önemi, sınırlılıkları ve olası sonuçları tartışılmış ve bu dinamikleri daha iyi anlamak için gelecekteki araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.Master Thesis Comprehensive Mapping of the Genomic Evolution in Human Fibroblasts Reaching Replicative Senescence(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Duymaz, Eli̇f; Yandim, Ci̇hangi̇rVücut yaşlanması, hücresel yaşlanmanın (senesens) toplam ve kaçınılmaz sonucudur. Hücreler bölündükçe, kromozom uçlarındaki tekrarlayan telomer dizileri kısalmakta, DNA hasar tepkisi tetiklenerek hücre döngüsü bozulmakta ve replikatif yaşlanmaya neden olmaktadır. Bununla birlikte, son zamanlarda yayınlanan literatür çalışmaları, bu tür mekanizmaların telomerik olmayan bölgelerden de kaynaklanabileceğini öne sürmektedir. Buna rağmen, bu ek bölgelerin konumları ve dizileri henüz aydınlatılamamıştır. Bu tez, doğal replikatif yaşlanmaya ulaştıkça küçük ölçekli genomik evrimin kapsamlı bir haritasını sağlayarak bu bölgeleri tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla; genç, senesens öncesi ve senesense ulaşan insan fibroblastlarına tüm genom dizileme işlemi yapıldı. Sonuçta elde edilen veriler de novo tekrar motiflerinin ortaya çıkması, kısa ardışık tekrar genişlemeleri/daralmaları, transpozon atlamaları, indel mutasyonları, tek nükleotid değişimleri ve tekrar öğelerinin sayısındaki değişikliklerin belirlendiği son teknoloji biyoenformatik araçlarıyla analiz edildi. Şaşırtıcı bir şekilde, bu değişikliklerden herhangi birini gösteren tüm genler, gen ontolojisi analizine tabi tutulduğunda; diyabet, depresyon ve sirkadiyen ritimleri gibi yaşla ilişkili birçok biyolojik fenotip için önemli bir zenginleşme gösterdi. Bu sonuçlar, spontan mutasyonların yaşlanan genomda tamamen rastgele birikmediğini ve yaşlanma sürecinde bilinen yaşa bağlı fenotiplere karşı bir eğilim gösterdiğini işaret etmektedir. Bu sonuç, iyi bilinen gen ifadesi değişikliklerine ek olarak; DNA mutasyonlarının da yaşlanmanın önde gelen nedenlerinden biri olabileceği olasılığını ortaya koymaktadır. Bu tez araştırması TUBİTAK 3501 programı tarafından desteklenmiştir (Proje Numarası: 219Z371).Master Thesis Direrct Applicability and Direct Effect of European Community Law Sources(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2005) Bozkurt, Banu; Günuğur, HalukÖZET AVRUPA TOPLULUĞU HUKUKU KAYNAKLARININ DOĞRUDAN UYGULANABİLİRLİĞİ VE DOĞRUDAN ETKİSİ BOZKURT, Banu Avrupa Çalışmaları Yüksek Lisans Programı, Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Birliği Bölümü Tez Yöneticisi: Prof. Dr. Haluk GÜNUĞUR Mart 2005, 119 sayfa Bu çalışma Avrupa Topluğu hukuku kaynaklarının doğrudan uygulanabilirliği ve doğrudan etkisini incelemektedir. Kavramın tanımını vermekle beraber, bu çalışmada, Topluluk hukukunun birincil kaynaklarının (diğer bir deyişle Antlaşma hükümlerinin), ikincil kaynaklarının (diğer bir deyişler tüzükler, yönergeler ve kararların) ve Avrupa Birliği tarafmdan imzalanmış uluslararası antlaşmaların her bir ayrı durumda doğrudan uygulanabilirliği ve doğrudan etkisi, Avrupa Toplulukları Adalet Divanı kararları ile desteklenerek ortaya konmuştur. Bununla beraber, bu çalışma Avrupa için bir Anayasa kuran Antlaşmanın doğrudan uygulanabilirlik ve doğrudan etki üzerine yaklaşımlarını da ortaya koymaktadır.Master Thesis The mediating roles of emotional self-awareness and self-control in the relationship between differentiation of self and burnout in Turkish mental health professionals(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Akçor, İrem Nur; Tuna Kaykusuz, EzgiTükenmişlik, ruh sağlığı profesyonelleri arasında yaygın bir sorundur ve hem ruh sağlığı çalışanlarının iyi oluşunu ve sundukları bakımın kalitesini etkiler. Benlik ayrımlaşması da tükenmişliği etkileyen faktörlerden biri olabilir. Bu nedenle, tükenmişliği etkileyen faktörleri incelemek önemlidir. Bu çalışma, Türk ruh sağlığı çalışanlarında benlik ayrımlaşması ve tükenmişlik arasındaki ilişkide duygusal öz- farkındalık ve öz-kontrolün aracı rolünü incelemiştir. Örneklem, psikiyatristler, klinik psikologlar, psikologlar ve psikolojik danışmanlar da dahil olmak üzere toplam 189 ruh sağlığı çalışanlarından oluşmaktadır. Bu çalışmada, Benlik Ayrımlaşması Ölçeği – Revize Edilmiş Formu, Maslach Tükenmişlik Envanteri, Duygusal Öz-Farkındalık Ölçeği ve Kısa Öz-Kontrol Ölçeği kullanılmıştır. Yol analizi, öz-kontrolün, duygusal kopma ve kişisel başarı boyutu arasında ve 'ben' pozisyonu ve kişisel başarı arasında önemli bir aracı olduğunu göstermiştir. Bu, düşük duygusal uzaklaşma seviyelerinin ve daha güçlü bir 'ben' pozisyonunun, öz denetimi artırdığını ve bunun da kişisel başarı hissine yol açtığını göstermektedir. Ayrıca, duygusal öz-farkındalık, benlik ayrımlaşmasının her boyutu ile duyarsızlaşma tüm benlik ayrımlaşması boyutları ile kişisel başarı arasındaki ilişkide aracı etkisi anlamlıdır. Bu, daha az tepkisel ve duygusal olarak uzaklaşmış veya kaynaşmış olmanın, aynı zamanda otonomi ve yakınlığı korumanın duygusal öz-farkındalığını artırdığını göstermektedir. Sonuç olarak, bireyler stresli durumlarda duyarsızlaşmayı azaltır ve başarı hissi artar. Bulgular, ruh sağlığı çalışanları arasındaki potansiyel tükenmişlik risklerini ele almada dış faktörlerle birlikte içsel dinamiklerin önemini vurgulamıştır. Çalışmanın bulguları ve sınırlılıkları mevcut literatür bağlamında tartışılmıştır ve gelecekteki araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.Master Thesis The mediator role of appearance comparison in the relationship between parents' body talk, sociocultural attitudes towards appearance and body dissatisfaction of their children(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Gürsoy, Elif Güz; Kaykusuz, Ezgi TunaBeden memnuniyetsizliği, özellikle ergenler ve genç yetişkinler olmak üzere bireyler arasında yaygın bir sorundur ve çeşitli sosyokültürel faktörlerden etkilenir. Özellikle son on yılda, ebeveynlerin çocuklarının beden memnuniyetsizliği ve beden imajı sorunlarındaki rolünü araştıran çalışmalar artmıştır. Bu araştırmada ebeveynlerin beden konuşmalarının ve görünüşe yönelik sosyokültürel tutumlarının, çocuklarının beden memnuniyetsizliği düzeyleri üzerindeki etkisi ve bu ilişkilerde görünüm karşılaştırmasının aracılık rolü araştırılmıştır. Çalışmaya 18-35 yaş arası 236 kişi katıldı (M=24, SS=3.70). Araştırmanın değişkenleri çevrimiçi bir anketle ölçüldü. Katılımcılar, demografik bilgi formunu doldurmuş ve ardından kendilerine şu anketler verilmiştir: Olumsuz Beden Konuşmaları Ölçeği, Görünüme Yönelik Sosyokültürel Tutumlar Anketi-4 Revize Edilmiş, Fiziksel Görünüm Karşılaştırma Ölçeği-Revize Edilmiş ve Vücut Algısı Ölçeği. Sonuçlar hem SPSS ile PROCESS Macro v4.2 kullanılarak hem de AMOS'ta yol analizi yapılarak analiz edildi. Sonuçlara göre, katılımcıların bildirdiği şekliyle ebeveynlerin beden konuşmaları ve görünüme dair sosyokültürel tutumları beden memnuniyeti ile olumsuz yönde ilişkiliydi. Ayrıca görünüm karşılaştırması bu ilişkiye tam olarak aracılık etti. Bulgular, ebeveynlerin beden konuşmalarının ve görünüşe yönelik sosyokültürel tutumlarının, görünüm karşılaştırmaları yapma eğilimini etkilediğini ve bu durumun daha büyük beden memnuniyetsizliğine yol açtığını öne sürmektedir. Çalışmanın sonuçları, ebeveynlerin çocuklarının beden imajındaki rolünün önemini ve ebeveynlerin etkileri konusunda eğitilmelerinin yanı sıra daha sağlıklı beden imajı yaklaşımlarını teşvik etmeyi amaçlayan müdahalelere dahil edilmelerinin gerekliliğini vurgulamaktadır.Master Thesis Pathological narcissism and relationship quality: The mediating role of self and perceived partner authenticity in romantic relationships(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Aytaçlar, Pınar; Tuna Kaykusuz, EzgiNarsisizm ve otantiklik arasındaki dinamiklerin incelenmesi, kişilerarası ilişkiler üzerindeki etkilerinin daha derinlemesine anlaşılmasını sağlar. Bu çalışmanın amacı patolojik narsisizm ve ilişki kalitesi arasında ilişkide otantikliğin rolünü incelemektir. Katılımcılar (N=452, %78,5 kadın), yaşları 19 ile 65 arasında değişen ve en az bir aydır romantik bir ilişki içinde olduklarını bildiren Türk yetişkinlerden oluşmaktadır. Katılımcılar, Patolojik Narsisizm Envanteri, Otantiklik Ölçeği, İlişkilerde Otantiklik Ölçeği (AIRS), algılanan partner otantikliğini (APO) değerlendiren modifiye edilmiş AIRS ve Yatırım Modeli Ölçeği gibi çevrimiçi anketleri doldurmuşlardır. Çalışma değişkenlerinin betimsel analizleri, değişkenler arası korelasyonlar ve ilişki süresinin narsisizm, ilişkide kendini otantik görme (KO) ve APO ile korelasyonu incelenmiştir. Daha sonra, büyüklenmeci ve kırılgan narsisizm ile ilişki kalitesi arasındaki KO ve APO'nun aracı rollerini analiz etmek için yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Bulgular, kırılgan narsisizmin azalan KO ve APO yoluyla ilişki kalitesini olumsuz etkilediğini ortaya koymuştur. Buna karşılık, büyüklenmeci narsisizm, KO ve APO aracılığıyla ilişki kalitesini artırmaktadır. Sürekli otantikliğin bir kovaryant olarak dahil edildiğinde, büyüklenmeci narsisizmin KO ve APO üzerindeki etkilerinin ortadan kalktığı bir alternatif model ortaya konmuştur. Kırılgan narsisizmin APO üzerindeki olumsuz etkisi devam ederken, KO üzerindeki etkisi ortadan kalkmıştır, ilişki kalitesi üzerindeki doğrudan etkisi olumlu hale gelmiştir. Araştırma, özgünlüğün romantik ilişki dinamiklerini iyileştirmede ve narsisizmin olumsuz etkilerini azaltmada kilit bir faktör olma potansiyelinin altını çizmektedir. Gelecek araştırmalar ve klinik uygulamalar için yönlendirmeler tartışılmıştır.Master Thesis Representation of women in Turkish cinema: A reading of gender, space and spatial practices in Southeastern Anatolia (1960-1990)(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Çağatay, Gökçe; Doğu, Tuba; Avcı Hosanlı, DenizBu çalışma, Güneydoğu Anadolu'ya odaklanarak Türk sinemasında kadın temsilini incelemektedir. Cinsiyet, mekân ve mimarlık üzerine yapılan çalışmalardan ve feminist teorilerden yararlanan araştırma, sinematik temsilin belirli bir tarihte belirli bir coğrafyada kadınları nasıl tasvir ettiğini araştırmaktadır. Güneydoğu Anadolu'daki köylerdeki yaşamı gösteren 1960-1990 yılları arasında çekilmiş olan 19 filmde mimari mekânların yakından incelenmesi yöntemiyle gerçekleştirilen bu çalışma, gündelik hayatı ve ev hayatını inceleyerek kadınların mimari mekânla ilişkisine ve bu ilişkilerin sinematik tasvirine odaklanmaktadır. Amaç, görsel ve anlatısal yapıların sosyo- kültürel bağlamlara göre inşasını anlamaktır. Bu araştırma, görsel ve anlatısal analizi kullanarak mekânları ve pratikleri – kadınların farklı ortamlardaki fiziksel konumlanmalarını ve hareketlerini – "kamusal, eşik, özel" mekânlar olmak üzere incelemekte ve "istemsiz aidiyet" ve "şiddeti" kadınların mekânsallığının önemli parçaları olarak görmektedir. Daha derin bir değerlendirme, 20. yüzyılın ortalarında Güneydoğu Anadolu köylerinde kadınların yalnızca kamusal alanda değil, aynı zamanda ev ortamlarında da "yersiz" bırakıldığını, "bastırıldığını" ve "eş, anne ve ev kadını" rollerine zorlandığını ortaya koymaktadır. Bu araştırma, belirli bir mekânsallığın sinematik temsilinin ataerkil normları ve cinsiyete dayalı güç dinamiklerini yansıtması üzerine olan literatüre katkıda bulunmayı hedeflemiştir.Master Thesis Social anxiety and procrastination: The roles of cognitive avoidance and fear of negative evaluation(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Olkun, İpek; Öğütçü, Yasemin MeralSosyal kaygı, yaygın bir psikolojik sorun olup, büyük ölçüde sosyal durumlarda hissedilen korku ile ilişkili kaçınma davranışlarıyla karakterize edilir ve bu davranışlar altta yatan mekanizmanın önemli bir bölümünü oluşturur. Bilişsel modele göre kaçınma davranışları sosyal kaygıyı sürdürücü rol oynamaktadır. Erteleme davranışı çeşitli faktörlere bağlı olarak ortaya çıkan kişilerin yaşamlarında organizasyonel problemler yaratan bir işlevsiz baş etme stratejisi olarak ele alınmaktadır. Çeşitli çalışmalarda ertelemenin sosyal kaygılı kişilerce kullanılan bir kaçınma davranışı olduğuna değinilmiştir. Ancak literatürde sosyal kaygı ve erteleme ilişkisini bilişsel, duygusal ve davranışsal bileşenleri bir arada ele alarak inceleyen bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu araştırmada sosyal kaygının önemli bir bileşeni olan olumsuz değerlendirilme korkusu ile kaygı ile ilişkili bozukluklarda sıklıkla başvurulan bir baş etme stratejisi olan bilişsel kaçınmanın sosyal kaygı ile erteleme ilişkisindeki aracı etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemi 19-71 yaş aralığındaki 357 katılımcıdan oluşmaktadır. Çalışma verilerinin toplanmasında Demografik Bilgi Formu, Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği, Olumsuz Değerlendirilme Korkusu Ölçeği – Kısa Form, Bilişsel Kaçınma Ölçeği ve Genel Erteleme Eğilimi Ölçeği ile çevrimiçi olarak toplanmıştır. Sonuçlar olumsuz değerlendirilme korkusu ve bilişsel kaçınmanın sosyal kaygı ve erteleme eğilimi arasındaki ilişkide aracı rol oynadıklarını göstermiştir. Çalışmada bu sonuçlara ek olarak bilişsel kaçınmanın alt boyutlarının da sosyal kaygı ve erteleme ilişkisindeki rolü incelenmiş, yalnızca düşünceleri değiştirme isimli alt boyutun anlamlı bir aracılık rolüne sahip olduğu bulunmuştur. Bu sonuçlara bağlı olarak çalışmanın klinik psikoloji alanında bilişsel-davranışçı yaklaşımlara teorik ve pratik açıdan katkı sağlayacağı öngörülmektedir.Master Thesis Ukraine on the Border of Two Worlds: Foreign Policy Amidst Painstaking Transition(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2004) Oylupınar, Hüseyin; Reisch, AlfredÖZET İKİ DÜNYANIN SINIRINDA UKRAYNA: ZORLU GEÇİŞ SÜRECİNDE DIŞ POLİTİKA Oylupınar, Hüseyin Avrupa Çalışmaları Yüksek Lisans, Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Birliği Bölümü Tez Yöneticisi: Prof. Dr. Alfred Reisch Haziran 2004, 128 sayfa Bu çalışma, Ukrayna dış politikasının çapraşık doğasını ve sonuçlarını analiz etmektedir. Tez, bağımsızlık döneminde dış politika yapımının iç değişkenleri üzerindeki Ukrayna'nın uzun süreli bölünmüşlüğü ve uğradığı işgallerin tarihi etkisi açıklığa kavuşturulduktan sonra, Ukrayna'nın Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu ve Avrupa Birliği gibi küresel aktörlerle ilişkilerine ek olarak NATO ve Bağımsız Devletler Topluluğu gibi önde gelen uluslararası örgütler ile ilişkilerine odaklanmaktadır. Tarihsel miras kaynaklı ikilemler perspektifinden analiz edildiğinde Ukrayna'nın günümüz dış politika söylemi kendisini belirli itkiler ve girdilerle ortaya koymaktadır. Bu tez, önceki tarihsel deneyimler ve dış etmenlerin günümüz iç değişkenlerini şekillendirdiği ve bunun da kendine özgü bir dış politika belirsizliğine yol açtığı sonucuna Ukrayna dış politika uygulamalarının derinlemesine araştırılmasıyla ulaşır. Sonuç olarak, tez Ukrayna dış politikasının görünen gelecekte batılılaşması ya da tekrar Sovyetleşmesinden öte belirsizlikle tanımlanabileceğini savunmaktadır.

