Browsing by Author "Türkmen, Fikret"
Now showing 1 - 3 of 3
- Results Per Page
- Sort Options
Article Geleneklerde ve İ Nançlarda "demir"(2014) Türker, Ferah; Türkmen, FikretDemirin özelliklerinin ve ateşle ilişkisinin keşfedilmesi, sayısız inançların doğmasına sebep olmuştur. Demiri işlemek özel bir yetenek olarak düşünülmüş, bu yüzden de demirciler daha maharetli ve üstün insan muamelesi görmüştür. Demirin eritilerek işlenmesi ayinlere ve büyüsel işlemlere konu olmuş, mitolojiden günümüzün modern edebî türlerine kadar işlenmeye devam etmiştir. Türkler şamanların kutsallığı ile demiri birleştirmişler, silahlarda, başlıklarda, giysilerde, hatta toponomik olarak da demiri ön plana çıkarmışlardır. Mesela Altaylarda kutsal dağlar ve bu dağların eteklerinde dolaşan kurtlar pek çok alegorik efsanelerin doğmasına sebep olmuştur. Bu dağlar, demir dağlardır. Demirciler de bu madene hükmettikleri için kutsal sayılmışlardır. Sertliği ile çok sevilen ve güç sembolü haline gelen demirle ilgili inanmalar doğumdan ölüme kadar pek çok alanda inanç konusu olmuştur. Hatta kılıç üzerine ant içmek "Gök girsin kızıl çıksın" sözü ile pekiştirilmiştir. Koruyucu ve dileklerin kabul edilmesi için ayrı bir gücü olduğuna inanılan demir, diğer taraftan da savaşın ve kötülüğün aracı olarak görülmüştür. Yani düalist bir güçtürArticle Kök-türk Âbidelerinde Millî Kimlik Hassasiyeti(2013) Türkmen, FikretBilindiği gibi, Orhun Âbideleri, Türkçenin en eski yazılı metinleri olarak kabul edilmektedir ve bu özelliğiyle Türk dilinin, Türk tarihinin; kısaca Türk kültürünün de ilk yerli kaynağıdır. Türk adının geçtiği ilk eserlerden olan âbideler, millî kimlik konusundaki hassasiyetiyle de dikkatimizi çekmekte- dir. Kül Tigin ve özellikle Bilge Kağan, devletin yıkılma sebeplerini ve yeni devletin kurulması uğrun- da verilen mücadeleyi anlatırken, bin üç yüz yıl sonraki okuyucuyu bile hayrete düşüren tespitlerde bulunmaktadır. Bu tespitlerin başında da, -hükümdar olacak kişiler için- “liyâkat” gelmektedir. Tanrı vergisi olan birtakım nitelikler üzerinde ısrarla durulmaktadır. Bu nitelikler, tahta lâyık olmanın ilk ve temel şartı olarak görülmektedir. “Tengri teg tengride bolmak”ın sık tekrar edilen ifadelerden biri olması, bu anlayışla yakından ilgilidir... Âbidelerde, dış düşman yanında düşmanla iş birliği yapan grupların (boy) varlığı da haber verilmektedir. Dış düşman olarak geçen Çin’i, sadece Çin olarak gör- memek, onu bütün düşman millet ya da devletlerin sembolü olarak anlamak lâzımdır. Uyarılar, Çin’in şahsında bütün düşman devletler için söz konusudur. Çin’in yumuşak ipeğine, şirin sözlü kadınına aldanmama tavsiyesi de, düşman hilelerine ve tuzaklarına karşı daimi bir uyarıdır. Ötüken yurda ve buradan ayrılmamak gerektiğine vurgu yapılması da, son derece önemlidir. Bu vurgu, Türklerde daha bu tarihlerde vatan fikrinin ve başkent anlayışının var olduğunu göstermektedir. Vatan ve başkent fikrinin ya da duygusunun korunması ve güçlendirilmesi gerektiği mesajı da, toprak ile vatan ve vatan ile millet arasında kurulan bağın ifadesi olarak kayda değer bir tespittir. Kısaca, âbideler Türk milleti- nin varlığını devam ettirebilmesinin yollarını gösteren düsturlarla doludur. Bu düsturların her biri de, millî kimlik konusundaki hassasiyetin birer ürünü olarak görülmeli ve her zaman dikkate alınmalıdır.Article Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 1On the Usage of Animals and Plants as Measure Units in Turkic Culture Through Its Historical Development(2012) Türkmen, FikretAnimals and plants are referred to as symbols or cults in almost all societies as a mean of expression, and this contributed to the making of social structures. They played an eminent role in the daily life of the Old Turkic society, like in all peoples. Turks have been familiar with various animals and plants throughout history, changing according to circumstances of the climates in which they have lived, and their relations with the nature varied in accordance with the changing social structures. Before accepting the heavenly religions, Turks lived as hunter-gatherers and then in pastoral society form, thus accordingly developing a nomadic or semi-nomadic culture. Lastly they turned to be farming society by adopting sedentary life. Though changes in social life were great, Turks were not influenced by them in terms of conceiving the cosmos. But relations with different societies started cultural interaction and influenced role of animals and plants on the human destiny. As a result of those cultural interactions, there appeared new necessities, and therefore new cultural productions. It is possible to find traces of this close interaction, which was consequence of the steppe culture with the predatory society, in many cultural products from literary production to the calendar systems. This survey deals with view of the Turks on animals and plants in this sense, and pays attention to the 12-animal Turkic calendar and other elements used in chronometry as time measuring units.
