04. Enstitüler
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/10
Browse
Browsing 04. Enstitüler by Department "İEÜ, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı"
Now showing 1 - 16 of 16
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis Böbrek nakli alıcılarında anksiyete, depresyon ve seçilmiş özelliklerin cinsel işlev üzerine etkisi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Derin, Ebru; Karayurt, ÖzgülBaşarılı böbrek nakli, son dönem böbrek yetmezliği olan hastalar için en etkili tedavidir. Bu araştırma, İzmir Acıbadem Kent Hastanesi'nde böbrek nakli olmuş hastalarda anksiyete, depresyon ve seçilmiş özelliklerin cinsel işlev üzerine etkisini saptamak amacıyla 29 mayıs- 28 haziran 2024 tarihleri arasında 101 hasta ile yapılmıştır. Veriler hastane anksiyet depresyon ölçeği, ilişki cinsellik ölçeği ve sosyodemografik klinik özellikler veri formu ile toplanmıştır. Verilerin analizi için SPSS istatistik paket program kullanılmıştır. Çalışmamızda, Böbrek nakli alıcıların Cinsel Fonksiyon alt boyut puan ortalaması 2,91 ± 3,15 Cinsel İlişki Sıklığı alt boyut puan ortalaması 6,23 ± 1,84 Cinsel Korku alt boyut puan ortalaması 2,12 ± 1,70 ve İlişki ve Cinsellik Ölçeği toplam puan ortalaması 11,26 ± 5,55 olarak saptanmıştır. Çocuk sahibi olanların İlişki ve Cinsellik Ölçeği toplam puan ortalaması çocuk sahibi olmayanlara göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Sigara kullananların Cinsel Korku alt boyutu puanlarının sigara kullanmayanlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Böbrek nakli alıcı eş / partner yaşlarının Cinsel Fonksiyon alt boyutu puanını pozitif yönlü yordadığı ve varyansın %12,9'unu açıkladığı saptanmıştır. Böbrek nakli alıcılarının ve böbrek nakli alıcı eş / partner yaşları, arttıkça Cinsel Fonksiyon alt boyutu ve İlişki ve Cinsellik Ölçeği toplam puanının arttığı, anksiyete arttıkça cinsel fonksiyon ve İlişki ve Cinsellik Ölçeği toplam puanının arttığı, eğitim düzeyi arttıkça cinsel fonksiyon altı boyut puanın ve ilişki cinsellik ölçeği toplam puanının azaldığı saptanmıştır. Çocuk sahibi olanların cinsel fonksiyon altı boyut puanının, cinsel korku puanının ve ilişki ve cinsellik ölçeği toplam puanının azaldığı, gelir durumu iyi olanların cinsel ilişki sıklığı alt boyut puanının azaldığı bulunmuştur.Master Thesis Böbrek Nakli Alıcılarında Belirsizliğe Tahammülsüzlük Psikolojik İyi Oluş ve Manevi İyilik Halinin İncelenmesi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Bakan, Canan; Karayurt, Özgül; Çürük, Gülsüm Ni̇halBu çalışma, böbrek nakli alıcılarında belirsizliğe tahammülsüzlük, psikolojik iyi oluş ve manevi iyilik halinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma 13 Nisan 2023- 31 Mayıs 2023 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Polikliniğinde yürütülmüştür. Tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı tipte bir çalışma olup, örneklemi 148 böbrek nakli alıcısı oluşturmuştur. Veriler Hasta Tanıtıcı Özellikler Formu, Belirsizliğe Tahammülsüzlük, Psikolojik İyi Oluş ve Manevi İyilik Hali Ölçekleri kullanılmıştır. Veriler yüz yüze görüşme yöntemi ve hastaların dosya kayıtlarından faydalanılarak doldurulmuştur. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde (%), ortalama ve standart sapma, t testi, Kruskal Wallis ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Çalışmamızda, Belirsizliğe Tahammülsüzlük ölçeğinin puan ortalaması 39,09±11,12, Psikolojik İyi Oluş ölçeğinin ortalaması 44,42±10,94 ve Manevi İyilik Hali ölçeğinin ortalaması 35,33±7,61 olarak saptanmıştır. Böbrek nakli alıcılarında çocuğu olanların, çalışmayanların ve ek kronik hastalığı olanların belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyi yüksek olarak bulunmuştur. Alıcılardan, evli olanların ve çocuğu olanların hem psikolojik iyi oluş düzeyleri hem de manevi iyilik hali düzeyleri yüksek olarak bulunmuştur. Böbrek nakli alıcılarının manevi iyilik hali arttıkça psikolojik iyi oluş düzeylerinin arttığı belirlenmiştir. Belirsizliğe tahammülsüzlük ile manevi iyilik hali ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır.Master Thesis Böbrek Nakli Alıcılarında Sağlık Okuryazarlığı ve Akılcı İlaç Kullanımının İmmunsupresif İlaç Uyumuna Etkisi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Zeyrek, Tuğçe; Karayurt, Özgül; Çürük, Gülsüm Ni̇halBu çalışma böbrek nakli alıcılarında sağlık okuryazarlığı ve akılcı ilaç kullanımının immunsupresif ilaç uyumuna etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, tanımlayıcı ve kesitsel tasarımda olup, örneklemi 248 böbrek nakli alıcısı oluşturmuştur. Veriler, sosyodemografik ve klinik özellikler formu, akılcı ilaç kullanım ölçeği, sağlık okuryazarlığı ölçeği ve immunsupresif tedaviye uyum ölçeği kullanılarak yüzyüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Veriler sayı, yüzde, ortalama, pearson korelasyon ve çoklu regresyon analizi ile değerlendirilmişrtir. Çalışmamızda, böbrek nakli alıcılarının sağlık okuryazarlık düzeyi yüksek (102,56±16,28), akılcı ilaç kullanımı orta düzeyde (24,23±3,61), immunsupresif tedaviye uyumları ise ortalamanın üzerinde (9,83±1,55) bulunmuştur. Sağlık okuryazarlığı toplam ölçek puanının ve bilgiyi anlama alt boyutunun immunsupresif tedaviye uyumu istatistiksel olarak anlamlı etkilediği (p<0.05), akılcı ilaç kullanımının, immunsupresif tedaviye uyumu istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde etkilemediği bulunmuştur (p>0.05). Böbrek nakli alıcılarının immunsupresif tedaviye uyuma ilişkin eğitiminin sağlık okuryazarlık düzeyi göz önüne alınarak planlanması ve eğitim yöntemlerinin belirlenmesi önerilmektedir.Master Thesis Böbrek Nakli Alıcılarında Sosyal Destek ve Seçilmiş Faktörlerin Yaşam Kalitesine Etkisinin İncelenmesi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Ünlütürk, Şerife; Karayurt, ÖzgülBu çalışma böbrek nakli alıcılarında sosyal destek ve seçilmiş faktörlerin yaşam kalitesine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, tanımlayıcı ve kesitsel tasarımda olup, örneklemi böbrek (n=200)nakli yapılmış toplam 200 alıcı oluşturmuştur. Veriler, Sosyodemografik ve Klinik Özellikler Formu, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin toplanmasında, yüz yüze görüşme yöntemi ve hastaların dosya kayıtlarından faydalanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmamızda böbrek nakli alıcılarında algılanan sosyal desteğin yaşam kalitesi özet mental sağlık durumunu pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. (F=33,457; p<0,05) (Beta=0,383; p<0,001. Sosyo demografik özelliklerin yaşam kalitesi özet fiziksel sağlık durumu puanlarını yordadıkları, modelin istatistiksel olarak anlamlı olduğu (F=5,136; p<0,05) saptanmıştır. Yaş, özet fiziksel sağlık durumunu negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı etkilerken (ß=-0,292, p=0.008), eğitim durumunun, negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı (ß=-0,231, p=0.017) etkilediği bulunmuştur. Böbrek nakli sonrası erkek ile kadın arasında yaşam kalitesi açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Erkek ile kadınlar arasında Algılanan Sosyal Destek açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Yaş ile yaşam kalitesi arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu görülmüştür. Farklı yaş grupları arasında algılanan sosyal destek açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır. Yaşam kalitesi ve sosyal destek arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu saptanmıştır.Master Thesis Böbrek ve Karaciğer Nakli Alıcılarında Anksiyete,depresyon,sosyal Destek ve Sosyodemografik Özelliklerin Umut Düzeyine Etkisi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Şeker, Esra; Karayurt, Özgül; Çürük, Gülsüm NihalBu çalışma böbrek ve karaciğer nakli alıcılarında anksiyete, depresyon, sosyal destek, sosyodemografik ve klinik özelliklerin umut düzeyine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır.Araştırma, tanımlayıcı ve kesitsel tasarımda olup, örneklemi böbrek (n=100) ve karaciğer (n=92) nakli yapılmış toplam 192 alıcı oluşturmuştur. Veriler, Sosyodemografik ve Klinik Özellikler Formu, Hastane Anksiyete Depresyon Ölçeği, Algılanan Elde Edilebilir Destek Ölçeği ve Herth Umut İndeksi kullanılarak toplanmıştır. Verilerin toplanmasında, yüzyüze görüşme yöntemi ve hastaların dosya kayıtlarından faydalanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmamızda alıcıların Herth Umut İndeksi puanını Hastane Depresyon Ölçeği puanı istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönde (ß=-0,390; p<0,001), Algılanan Elde Edilebilir Destek Ölçeği puanı ise anlamlı ve pozitif yönde (ß= 0,386; p<0,001) yordamaktadır. Nakil sonrası geçen sürenin ve kadavra verici türünün alıcıların umut düzeyini istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönde yordadığı saptanmıştır sırasıyla (ß=-0,219, p=0,006; ß=-0,201, p=0,004). Sosyo demografik özellikler ve diğer değişkenlerin alıcıların Herth Umut İndeksi puanlarını istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde yordamadıkları tespit edilmiştir. Böbrek ve karaciğer nakli sonrası alıcıların önemli bir kısmının anksiyete ve depresyon riski altında olduğu ve orta düzeyde sosyal desteğe sahip oldukları belirlenmiştir. Alıcıların anksiyetesinin umut düzeyini etkilemediği, umut düzeyi azaldıkça depresyon düzeyinin arttığı saptanmıştır. Alıcıların sosyal destek düzeylerinin artmasının umut düzeylerini artırdığı tespit edilmiştir. Nakilden sonra geçen sürenin artması ve kadavra vericinin kullanılması hastaların umut düzeyini azaltmaktadır.Master Thesis Cerrahi Hastalarında Basınç Yarası İnsidansı ve Risk Faktörlerinin Etkisinin İncelenmesi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) İnan, Deniz; Öğce, Ummahan Filiz; Yavan, TülayAraştırma, Türkiye'de İzmir ilinde hizmet veren bir üniversite hastanesindeki cerrahi kliniklerde yatışı olan hastalarda basınç yarası gelişim insidansının belirlenmesi ve oluşumunda risk faktörlerinin etkilerinin incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Yöntem. Tanımlayıcı olarak yapılan araştırmada, örneklemi Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi cerrahi servilerinde yatan 138 hasta oluşturmuştur. Araştırma verileri 30.04.2022-30.06.2022 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak literatür doğrultusunda oluşturulan Hasta Tanıtım Formu ve Munro Basınç Yaralanması Risk Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerde SPSS 24.0 paket programında frekans, yüzde dağılımı gibi tanımlayıcı istatistiksel testler ile ki kare, bağımsız gruplarda t testi ve tekli lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular ve Sonuç. Ameliyata bağlı basınç yarası insidansı %18,8 olarak bulunmuştur. Hastaların Munro ölçeği puan ortalamaları ameliyat öncesi 10,23±,2,95, ameliyat sırası 12,80± 2,57 ve ameliyat sonrası 23,03±5,07 iken, toplam Munro ölçek puan ortalaması 24,47±5,44 olarak hesaplanmıştır. Basınç yarası gelişen hastaların Munro ölçek toplam puan ortalamaları istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Hastanın yaş, kan albümin düzeyi, beden kitle indeksi, ödem varlığı, tıbbi araç varlığı, hareketlilik durumu, ameliyatta kullanılan anestezi türü, ameliyat süresi ve komorbid hastalık durumu basınç gelişiminde etkili risk faktörleri olarak belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda cerrahi operasyon geçiren hastalarda azımsanmayacak oranda basınç yaralanması geliştiği ve bu konuda cerrahi hemşirelerinin gerekli önlemleri zamanında almaları gerektiği önerilmiştir.Master Thesis Cerrahi ve Dahili Birimlerde Çalışan Hemşirelerin Motivasyon Düzeyleri ve Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Kirteler, Duygu; Yavan, TülaySağlık çalışanlarının motivasyonu, sundukları hizmetin kalitesini önemli ölçüde etkileyebilmektedir. Bu çalışma İzmir Demokrasi Üniversitesi Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde cerrahi ve dahili birimlerde çalışan hemşirelerin motivasyon düzeylerinin saptanması ve motivasyonlarını etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla Ağustos- Eylül 2023 tarihleri arasında 260 hemşire ile yapılmıştır. Veriler hemşire iş motivasyon ölçeği ve sosyodemografik klinik veri formu ile toplanmıştır. Verilerin analizi için SPSS istatistik paket program kullanılmıştır. Çalışmamızda, hemşirelerin motivasyon puan ortalamaları 2,32±0,29, cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin motivasyon puan ortalaması 2,34±0,33, dahili birimlerde çalışan hemşirelerin motivasyon puan ortalaması 2,31±0,26 olarak saptanmıştır. Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin motivasyon puanları, dahili birimlerde çalışan hemşirelerin motivasyon puanlarından istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,01). "Demografik özellikler" açısından cinsiyet ve farklı eğitim düzeyleri; "ekonomik özellikler" açısından farklı gelir algısı; "meslek ve çalışma özellikleri" açısından çalışılan alan, mesleği değiştirmeyi veya bırakmayı düşünme, işten duyulan memnuniyet, fazla mesai yapma, günlük bakılan hasta sayısı, meslekte ve birimde çalışma süreleri; psikososyal özellikler açısından mesleğini isteyerek seçip seçmeme durumu, ekip ile iş birliği yapma durumu; örgütsel ve yönetsel özellikler açısından çalışılan birimin fiziki koşulları, birimler arası koordinasyon eksikliği yaşanıp yaşanmaması ve ast-üst ilişkilerinde iletişim kopukluğu yaşanma durumuna göre hemşirelerin iş motivasyon puanları arasında anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Araştırma sonucunda işten duyulan memnuniyet, günlük bakılan hasta sayısı, meslekte çalışma süresi, ekip ile yapılan iş birliği, birimin fiziki koşulları, iletişim ve koordinasyon eksikliği gibi faktörlerin motivasyonun düşmesine neden olabileceği belirlenmiştir. Personelin motivasyonunun arttırılmasında bu faktörlerin göz önünde tutulması önerilmektedir.Master Thesis Covid-19 Pandemisinde Sağlık Çalışanlarının Algıladığı Sosyal Desteğin Psikolojik Sağlamlık Üzerine Etkisinin İncelenmesi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Muratoğlu, Songül; Öğce, Ummahan Filiz; Çürük, Gülsüm NihalBu çalışma, COVID-19 pandemisinde sağlık çalışanlarının algıladığı sosyal desteğin psikolojik sağlamlık üzerindeki etkisini incelenmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma tanımlayıcı olup, örneklemini COVID-19 pandemisinde hekim, hemşire ve ebe olarak görev yapan toplam 608 sağlık çalışanı oluşturmuştur. Veriler Sosyodemografik Özellikler Formu, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (KPSÖ) ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ASDÖ) kullanılarak yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, medyan, minimum, maksimum değerler, Shapiro-Wilk Testi, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis H Testi ve Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Sağlık çalışanlarının yaş ortalaması 33,78±7,51 olup, %66,80'inin cerrahi birimlerde çalıştığı, %45,23'ünün hekim, %45,23'ünün hemşire olarak görev yaptığı, %60,90'ının COVID-19 hastasıyla doğrudan temasının olduğu, %40,30'unun COVID-19 tanısı aldığı saptanmıştır. Sağlık çalışanlarının Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek ölçeği toplam puan ortalaması 63,62±15,43; aile alt boyut puan ortalaması 23,34±4,87, arkadaş alt boyut puan ortalaması 20,95±5,97, özel insan alt boyut puan ortalaması 19,32±7,31 iken Kısa Psikolojik Sağlamlık ölçeği toplam puan ortalaması 18,21±4,94 olarak tespit edilmiştir.Çalışmamızda cinsiyet, eğitim düzeyi, meslek ve çalışılan servis algılanan sosyal destek üzerinde; eğitim düzeyi, meslek ve çalışılan birim psikolojik sağlamlık üzerinde etkili bulunmuştur. Sağlık çalışanlarının yaşı ve mesleki deneyimleri ile algıladıkları sosyal destek arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki olduğu tespit edilmiştir sırasıyla (p<0.001, p<0.05). Sağlık çalışanlarının çok boyutlu algılanan sosyal destek düzeyleri ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0.001).Master Thesis Dijital Oyun Oynamanın Çocuklarda Sütur Atma Sırasındaki Ağrı, Korku ve Anksiyete Düzeylerine Etkisi: Randomize Kontrollü Çalışma(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2020) Kavlakcı, Muhammet; Öğce, Ummahan Filiz; Yavan, TülayÇalışma verileri, T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Acil Servisi'nde 16 Ocak - 19 Mart 2020 tarihleri arasında 8-17 yaş arası 84 çocuktan, Sosyo-Demografik ve Klinik Özellikler Formu, Wong-Baker Yüzler Ağrı Skalası (WBYAS), Vizüel Analog Skala (VAS), Tıbbi İşlem Korku Ölçeği (TİKÖ) ve Çocuklar için Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri (ÇDSKE) kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde Kolmogorov Smirnov testi, ortalama ve standart sapma değerleri, bağımsız gruplarda t testi, Mann Whitney U testi, Ki-kare testi, bağımlı gruplarda t testi, Wilcoxon testi ve tekrarlı ölçümlerde çok yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Dijital oyun oynayan çocukların sütur atma işlemi sırasında WBYAS ve VAS ağrı puan ortalamalarının, kontrol grubuna göre daha düşük olduğu bulunmuştur. Girişim ve kontrol gruplarının, işlem sırasında hem WBYAS hem de VAS ağrı puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır (p<0.01). Sütur atma işlemi sonrasında girişim grubundaki çocukların, kontrol grubundaki çocuklara göre daha az ağrı, korku ve anksiyete yaşadıkları bulunmuştur (p<0.01). Sonuç olarak, sütur atma işlemi öncesi ve sırasında uygulanan dijital oyun oynatma yönteminin çocuklarda ağrı, korku ve anksiyeteyi azaltmada etkili olduğu bulunmuştur.Master Thesis Eras Protokolü Uygulanan ve Uygulanmayan Kolorektal Cerrahi Geçiren Hastalarda Beslenme, İyileşme Kalitesi ve Komplikasyon Gelişiminin Karşılaştırılması(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Karakuş, Muazzez; Yavan, Tülay; Öğce, Ummahan Fi̇li̇zBu çalışma, ERAS Protokolü uygulanan ve uygulanmayan kolorektal cerrahi geçiren hastalarda; beslenme, iyileşme kalitesi ve komplikasyon gelişiminin karşılaştırılması amacıyla karşılaştırmalı, tanımlayıcı ve kesitsel tipte yapılmıştır. Çalışma, T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Servisleri ile Gastroenteroloji Cerrahi Servisinde Aralık 2022 - Mart 2023 tarihleri arasında uygulanmıştır. Örneklemi neoadjuvan kemoterapi almamış, elektif kolorektal cerrahi geçirmiş 70 hasta oluşturmuştur. İki gruptaki hastaların poliklinik başvurusunda ve ameliyat öncesi değerlendirilen nütrisyonel risk puanlarında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Ameliyat öncesi ERAS grubu hastaların %23.5'ine ve standart grubun %5.6'sına, ameliyat sonrası ERAS grubu hastaların %54.3'üne ve standart grubu hastaların %47.2'sine beslenme desteği uygulanmıştır (p<0.05). Taburculuk sonrası 7. günde ERAS grubu hastalarının nütrisyonel risk puan ortalaması, standart grup hastaların puan ortalamasından olarak düşük bulunmuştur. ERAS grubundaki hastaların gaz çıkışının başlama zamanı, mobilizasyon ve taburcu olma sürelerinin diğer gruba göre anlamlı derecede düşük olduğu saptanmıştır (p<0.05). İyileşme Kalitesi Anketi'nin tüm alt boyutları ve toplam puanlarının ERAS grubunda standart gruba göre anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.01). Ameliyat sonrası ERAS grubu hastalarının ağrı düzeylerinin standart bakım grubundan daha düşük olduğu belirlenmiş (p<0.05). Ameliyat sonrası 96. saatte ERAS grubu hastaların %2.9'unda standart bakım grubunun %19.4'ünde, taburculuk sonrası 7. günde ERAS grubu hastaların %29.4'ünde ve standart bakım grubunun %41.7'sinde bir komplikasyon görülmüştür (p<0.05).Master Thesis Erkek Sağlık Çalışanlarının Erkek Meme Kanserine İlişkin Bilgi Durumunun ve Seçilmiş Faktörlerin Endişe Düzeylerine Etkisi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Konur, İlayda; Karayurt, ÖzgülBu çalışma, erkek sağlık çalışanlarının meme kanserine ilişkin bilgi durumunun ve seçilmiş faktörlerin endişe düzeylerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel olup, örneklemi Manisa Celal Bayar Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan 250 sağlık çalışanı oluşturmuştur. Veri toplamak amacıyla Tanıtıcı Özellikler Soru Formu, Erkek Sağlık Çalışanlarının Meme Kanseri Konusundaki Bilgi Düzeyi Formu, Meme Kanseri Endişe Skalası (MKES) kullanılmıştır. Veriler yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde bağımsız iki grup karşılaştırmasında t- testi ve Man Whitney-U testi, Ki-kare testleri ve Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular ve Sonuç: Erkek meme kanseri bilgi puanları ortalaması 37 üzerinden 20,32±11,67 ve meme kanseri endişe puan ortalaması 24 üzerinden 11,39±46'dır. Erkek sağlık çalışanlarının %58,40'ı düşük meme kanseri endişesine sahipken %41,60'ının yüksek endişeye sahip oldukları saptanmıştır. Lisans ve lisansüstü eğitim görenlerin, hekim ve hemşirelerin, bilgi puanı yüksek olanların endişe düzeylerinin yüksek olduğu bulunmuştur. Erkek sağlık çalışanlarının meme kanserine ilişkin bilgi puanına göre meme kanseri endişe düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmıştır (X2:17,22 p<0,05). Meme kanseri bilgi puanları ile meme kanseri endişe puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönde ve orta düzeyde bir ilişki vardır (r:0,31 p<0,05). Diğer sosyodemografik ve meme kanserine ilişkin özelliklere göre meme kanseri endişe düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (p>0,05).Master Thesis Kadınların Meme Kanseri Korkusu, Kadercilik Algısı ve Seçilmiş Faktörlerin Erken Tanı Davranışlarına Etkisi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Bakır, Gizem; Karayurt, ÖzgülBu çalışma bir üniversite hastanesinde çalışan kadınların meme kanseri korkusu, meme kanseri kadercilik algısı ve seçilmiş faktörlerin erken tanı davranışları olan klinik meme muayenesi ve mamografi üzerine etkisini saptamak amacıyla yapılmıştır. Araştırma, tanımlayıcı ve kesitsel tasarımda olup, örneklemi üniversite hastanesinde çalışan toplam 400 kadın oluşturmuştur. Veriler; Tanıtıcı Özellikler Formu, Champion Meme Kanseri Korku Ölçeği, Powe Meme Kanseri Kadercilik Ölçeği ve Meme Kanseri Erken Tanı Davranışları Değerlendirme Formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin toplanmasında yüzyüze görüşme yöntemi kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, t-testi ve ki-kare testi kullanılmıştır. Kadınların %19,50'si (n:78) düzenli KMM yaptırmıştır. 40 yaş ve üzeri kadınların %45,54'ü (n:51) düzenli mamografi çektirmiştir. Kadınlar, Champion Meme Kanseri Korku Ölçeğinden ortalama 26,29±7,62 (min:8-maks:40) puan almışlardır. Kadınların %69,30'unun yüksek düzeyde korku yaşadıkları saptanmıştır. Kadercilik algısı yüksek olanların KMM yaptırmadığı, kadercilik algısının mamografi çektirmeyi etkilemediği, meme kanseri korkusunun KMM yaptırmayı etkilemediği, meme kanseri korkusu daha yüksek olanların mamografi çektirmediği, meme kanseri korkusu ile kadercilik arasında pozitif yönde ilişki olduğu saptanmıştır.Master Thesis Kırsal Alanda Yaşayan Kadınların Mamografi Öz Yeterlilik, Meme Kanseri Korkusu ve Riskinin Mamografi Çektirmeye Etkisi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Güzelgöl, Betül; Karayurt, ÖzgülAmaç; Araştırmanın amacı, kırsal alanda yaşayan kadınların mamografi öz yeterlilik, meme kanseri korkusu ve meme kanseri riskinin mamografi çektirmeye etkisini incelemektir. Yöntem; Araştırma, tanımlayıcı ve kesitsel tasarımda olup, örneklemi ASM'ye kayıtlı 40 yaş üstü toplam 400kadın oluşturmuştur. Veriler, Sosyo-Demografik Özellikler Formu, Meme Kanseri Korku Ölçeği, Mamografi Öz Yeterlilik Ölçeği, Meme Kanseri Risk Değerlendirme Formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin toplanmasında, yüzyüze görüşme yönteminden faydalanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular; Çalışmamızda mamografi Öz Yeterlilik Algısı mamografi çektirme üzerine anlamlı bir yordayıcıdır (p<0.05). Mamografi çektirenlerin Mamografi Öz Yeterlilik Algısı Puanı 0.977 kat daha yüksektir. Kadınların Meme kanseri korkusu mamografi çektirme üzerine anlamlı bir yordayıcı değildir (p>0.05). Kadınların Meme kanseri riski mamografi çektirme üzerine anlamlı bir yordayıcı değildir (p>0.05). Düzenli mamografi çektirenlerin oranı %17.00'dir. Sonuçlar; Kırsal da yaşayan kadınların mamografi çektirmesinde meme kanserinden korkmasının çektirmeye engel olmadığı saptanmıştır. Meme kanseri risk düzeyinin mamografi çektirmekteetkili olmadığı saptanmıştır. Mamografi öz yeterlilik algısının mamografi çektirmede etkili bir faktör olduğu tespit edilmiştir.Master Thesis Meme Kanseri Tanısı Konulan Kadınlarda Öz-şefkat, Eş Desteği ve Seçilmiş Özelliklerin Psikolojik İyi Oluş ile İlişkisi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Atik, Zeynep; Çürük, Gülsüm Ni̇hal; Karayurt, ÖzgülBu çalışma, meme kanseri tanısı konulan kadınlarda öz-şefkat, eş desteği ve seçilmiş faktörlerin psikolojik iyi oluş üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Veriler tanıtıcı özellikler formu, öz-şefkat ölçeği kısa formu, eş destek ölçeği ve psikolojik iyi oluş ölçeği kullanılarak araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Shapiro-Wilk testi, sayı, yüzde, ortalama, korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmamıza katılan kadınların yaş ortalaması 44,97±11,12 (min-max: 21-84) yıl olup, %23,5'i Evre I meme kanseri tanısına sahip, %52'sine meme koruyucu cerrahi uygulanmış ve %35'ine meme kanseri cerrahisi sonrası rekontrüksiyon yapılmıştır. Kadınların eş destek ölçeği puan ortalaması 64,63±14,80; öz-şefkat ölçeği puan ortalaması 35,56±7,37; psikolojik iyi oluş ortalaması 41,01±14,06 olarak tespit edilmiştir. Meme kanseri tanısı konulan kadınların öz şefkat ile psikolojik iyi oluş puanları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu (p<0,05), eş desteği ile psikolojik iyi oluş puanları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı saptanmıştır (p>0,05). Hastaların eğitim düzeyi ve meme kanseri cerrahisi sonrası rekonstrüksüyon operasyonu geçirme durumu psikolojik iyi oluşlarını anlamlı düzeyde etkilerken (p<0,05), diğer değişkenlerin psikolojik iyi oluş düzeyleri üzerine etkisinin olmadığı saptanmıştır (p>0,05).Master Thesis Meme Kanserine Bağlı Lenfödem Gelişen Kadınlarda Özbakımın ve Seçilmiş Faktörlerin Yaşam Kalitesine Etkisi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2020) Yanardağ, Cansu Hazal; Karayurt, Özgül; Çürük, Gülsüm NihalBu çalışma, meme kanserine bağlı lenfödem gelişen kadınlarda özbakımın ve seçilmiş faktörlerin yaşam kalitesine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tasarımda olup, örneklemi meme kanseri tedavisine bağlı lenfödem gelişen 101 kadın oluşturmuştur. Veri toplamak için Sosyodemografik ve Klinik Özellikler Formu, Lenfödem Yaşam Kalitesi Ölçeği (Kol) ve Meme Kanserine Bağlı Lenfödem Özbakım Ölçeği kullanılmıştır. Veriler yüzyüze görüşme yöntemi ve hastaların dosya kayıtlarından faydalanılarak doldurulmuştur. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama ve çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular ve Sonuç: Lenfödemi olan kadınlar yaşam kalitesi ölçeğinden en az 35 en fazla 71 puan almış olup, yaşam kalitesi ölçeği puan ortalaması 52.63 ± 11.81'dir. Çalışmaya katılan kadınların % 68.3'ü lenfödem ile ilgili bilgi sahibidir, %63.8'inin lenfödem ile ilgili bilgi kaynaklarının hemşire olduğu bulunmuştur, %56.5'i lenfödem bilgi düzeylerini yeterli bulmadıklarını belirtmiştir. Lenfödemli kadınların lenfödem bilgi durumları, meme kanseri tanısından sonra geçen süre, lenfödem tanısından sonra geçen süre, lenfödem evresi, ek kronik hastalık varlığı ve özbakım puan ortalamaları yaşam kaliteleri üzerinde anlamlı bir fark yaratmıştır (p<0.05).Master Thesis Stoması Olan ve Olmayan Kolorektalkanser Hastalarında Beden İmajı, Cinseldoyum ve Eş Desteğinin İncelenmesi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Bar, Serap; Çürük, Gülsüm Nihal; Krayurt, ÖzgülBu çalışma, stoması olan ve olmayan kolorektal kanser hastalarında beden imajı, cinsel doyum ve eş desteğinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı, kesitsel ve karşılaştırmalı tipte olan çalışmanın örneklemini stoması olan 37 ve stoması olmayan 37 olmak üzere toplam 74 kolorektal kanser hastası oluşturmuştur. Veriler Tanıtıcı Özellikler Formu, Hopwood Beden İmajı Skalası, Glombok Rust Cinsel Doyum Ölçeği ve Eş Desteği Ölçeği kullanılarak araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ki-kare analizi, t testi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmada, stoması olan ve olmayan kolorektal kanser hastalarının beden imajı puan ortalaması sırasıyla; 24,49±2,51 ve 20,54±6,74; kadın hastalarda cinsel doyum puan ortalaması sırasıyla 8,35±0,61 ve 8,33±0,69; erkek hastalarda sırasıyla 8,20±0,62 ve 8,26±0,81; eş desteği puan ortalaması ise sırasıyla 60,46±3,35 ve 60,59±2,42 olarak tespit edilmiştir. Stoması olan kolorektal kanser hastalarının beden imajı algısının istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde kötü olduğu saptanmıştır. Stoması olan kolorektal kanserli hastalarda yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni durum ve birlikte yaşanılan kişilerin beden imajını etkilediği belirlenmiştir. Stoması olsun ya da olmasın kolorektal kanserli hastaların cinsel doyum düzeyleri düşük, eş destekleri ise yüksek olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, stoma varlığı beden imajını olumsuz yönde etkilerken, cinsel doyum ve eş desteği üzerinde anlamlı bir etkiye yol açmamıştır.

