04. Enstitüler
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/10
Browse
Browsing 04. Enstitüler by Department "İEÜ, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Ekonomi Ana Bilim Dalı"
Now showing 1 - 12 of 12
- Results Per Page
- Sort Options
Doctoral Thesis Achieving Turkey's Indc Target: Assessments by Multiplier Analysis, Computable General Equilibrium, and Structural Decomposition Analysis Methods(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Alkan, Ayla; Binatlı, Ayla OğuşTürkiye, Niyet Edilen Ulusal Katkı Beyanı'nında (INDC), niyetini %21'e varan artıştan azaltım olarak açıklamıştır. Bu azaltım hedefi Türkiye için önemlidir, fakat, işsizlilk problemleri ile karşı karşıyadır ve büyümesini sürdürmeye ihtiyacı vardır. Bu çalışmada, 2002 ve 2012 yılları girdi-çıktı tablolarını temel alan iki Çevresel Genişletilmiş Sosyal Hesaplar Matrisi (SHM) geliştirimiştir. Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planı ile beraber Niyet Edilen Ulusal Katkı Beyanı belgelerinin emisyon azaltım potansiyelleri Çarpanlar Analizi yöntemi ile hesaplanmıştır ve emisyonu hedeflenen seviyeye indirmek için daha akla yatkın alternatif politikalar önerilmiştir. SHM Çarpanlarını kullanarak sadece ekonomik büyümeyi hedef alan çeşitli politikalar oluşturulmuş ve bunların emisyon azaltım potansiyelleri Çarpanlar Analizi yöntemi ile hesaplanmıştır. Politika opsiyonlarını artırmak amacıyla, çok gazlı çok sektörlü bir Hesaplanabilir Genel Denge modeli geliştirilmiş ve INDC hedefini başarmak için alternatif vergi politikaları oluşturulup analiz edilmiştir. Karar almayı desteklemek için, Yapısal Ayrıştırma Analizi yöntemi 2002 ve 2012 Çevresel Genişletilmiş SHM'lere uygulanmış ve bu dönemde emisyon artışına sebep olan faktörler belirlenmiştir. Çalışma daha önceki ulusal dökümanlarının hem hazırlanışının hem de uygulamasının sorunlu olduğu ve Türkiye'nin bu dökümanlardaki iklim değişikliği azaltım politikalarını uygulamada titiz olmadığı kararına varmıştır. Çalışma aynı zamanda INDC'deki politikalarla hedefe ulaşmanın mümkün olmadığı ve Ulusal İklim Değişikliği Eylem Planı ve INDC dökümanlarından esinlenerek hazırlanan alternatif poltikaların da %21'lik hedefin gerisinde kaldığı kararına varmıştır. Çalışma daha zorlayıcı politikaların gerektiği sonucuna varmış ve INDC hedefinin ve dökümanın kendisinin büyük oranda gözden geçirilip düzeltilmesini tavsiye etmiştir.Master Thesis Auditors' Perceptions of Artificial Intelligence: Evidence From Global Audit Companies(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Şen, Yağmur; Küçüközmen, Cumhur ÇoşkunSon dönemde yaşanan teknolojik gelişmeler, denetim sektörünün faaliyetlerini teknoloji tabanlı temeller üzerine oturtarak süreçlerini değiştirme ve dönüştürme gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Bu tez, Türkiye'de denetim sektöründeki yapay zekâ uygulamalarının mevcut durumunu ve denetçilerin bu konudaki tutumlarını dört büyük denetim şirketlerinde faaliyet gösteren denetçilere anket uygulayarak ortaya koymayı amaçlamaktadır. Denetçilerin anket cevapları betimsel istatistiklerle, sorular ile değişkenler arasındaki ilişki ki-kare analizi ile incelenmiştir. Sonuç olarak, yapay zekâ platformlarının Türkiye'deki küresel denetim şirketlerinin süreçlerine dahil edildiği ve denetçilerin genel olarak yapay zekâ platformlarına olumlu baktığı gözlemlenmiştir. Türkiye'de yapay zekâ destekli denetimlere katılan denetçilerin tutumları ilk kez bu çalışmada ortaya konulmuştur.Master Thesis Consumption Convergence: Theory and Evidence(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Taş, Bahar; Yetkiner, İbrahim HakanBu tezin başlıca amacı, sağlam bir tüketim yakınsaması denklemi teorisi geliştirmek ve bu teoriyi güncel verilerle test ederek geçerliliğini doğrulamaktır. Bu amaçla, Keynesyen tasarruf-tüketim tahsis kuralının önemli bir rol oynadığı Solovyen büyüme modelinden yararlanarak tüketim yakınsama denklemi oluşturuldu. Denklemin bilinen gelir yakınsama denklemini taklit ettiğini gösteriyoruz. Daha sonra, 1970 ile 2019 arasındaki dönemde 156 ülkeden oluşan bir panel veri setinde sistem GMM yaklaşımı kullanılarak kişi başına tüketim yakınsama denklemi ampirik olarak tahmin edilmiştir. Sonuçlar, tüm dönem boyunca küresel örneklem için yakınsamanın varlığına dair güçlü kanıtlar ortaya koymaktadır. Ayrıca yakınsama sürecinin çeşitli gelir grupları için geçerli olup olmadığını doğrulamak için yüksek gelirli, üst orta gelirli, düşük orta gelirli ve düşük gelirli ülkelerin yakınsama performansı da test edilmiştir. 1970-2019 döneminde kişi başı tüketimdeki yakınsama oranının yüksek gelirli ve üst orta gelirli ülke örneklemlerinde önemli ölçüde arttığını gözlemlenmiştir. Politika çıkarımı, gelirin eşit yeniden dağılımının desteklenmesi gerektiğidir. Bu amaçla, politika yapıcılarının gündeminde nüfus planlaması ve tasarrufu teşvik edici politikalar olmalıdır.Master Thesis Convergence in Transportation Measures Across the Oecd Countries(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Sultanı, Ghulam Mustafa; Yetkiner, İbrahim HakanBu tez, 23 OECD ülkeler arasinda ulaşım ölçumlerinde yakınsamayı analiz etmektedir. Yakınsama hipotezi temel olarak yoksul ulusların (kişi başına GSYİH) daha zengin uluslardan daha hızlı büyüme eğiliminde olduklarını ve benzer gelir seviyelerinde olduklarını savunuyor. Beyzatlar ve Yetkiner (2017), gelirin yakınsamanın, gelirinin ön planda olduğu sektörlere de yansıyabileceğini savunurlar. Bu amaçla, AB-15 ülkeleri için bir ulaşım yakınsama denklemini test ettiler. Bu çalışma, 23 OECD ülkesinin 1970 ile 2015 süre zarfında Fark GMM Tahmincisi ve Sistem GMM Tahmincisi'ne kadar test etmeyi amaçlamaktadır. Sonuçlarımız, her iki ulaştırma ölçumlerinde: kişi başına iç yolcu taşımacılığı ve kişi başına iç nakliye taşımacılığı de 23 OECD ülkesinde ulaştırma yakınsamanın olduğunu göstermektedir. Ayrıca kontrol değişkenleri göz önüne alındığında daha yüksek bir yakınsama gözlemlendiğini tespit ettik. Ekonomik uyum sürecinde 23 OECD ülkesinin gelir yakınsamasının, ulaşım sektörlerinin yakınsamasına da etkisi olduğu sonucuna varılmıştır.Doctoral Thesis Designing an Oil Curse Index (oci): Measuring the Oil Curse Tendency of the Countries Within an Economic Growth Perspective(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Akcura, Evrim Özyorulmaz; Binatlı, Ayla Oğuş; Biresselioğlu, Mehmet EfeDoğal kaynaklar bakımından zengin olan ülkelerin ekonomik performanslarının, kaynak yoksulu ülkelere kıyasla nispeten düşük olması, ekonomi literatüründe "kaynak laneti" olarak adlandırılmaktadır. Zengin doğal kaynaklara sahip olunması, ülkelerin büyüme ve gelişme süreçleri açısından önemli bir üretim faktörü olduğu için, bu kaynakların plansız ve bilinçsiz kullanımı neticesinde, Hollanda Hastalığı, yolsuzluk, otoriter rejim, zayıf yönetişim, gelir dağılımı eşitsizliği, iç savaş ve çatışma riski ile rant arayışı gibi gelişememezliğin yol açtığı birçok önemli sorunla karşı karşıya kalınması kaçınılmaz olmaktadır. Bu plansız ve bilinçsiz kullanıma ilaveten, ekonominin dinamiklerini tamamen doğal kaynak kullanımına bağlamak, kaynak laneti hipotezine çekilen dikkatin günümüzde daha da artmasına neden olmaktadır. Bu kapsamda, Sachs and Warner (1995; 1997; 1999; 2001) tarafından gerçekleştirilen seri halindeki ampirik çalışmalarla birlikte kaynak laneti literatürü, doğal kaynakların ekonomik büyüme üzerindeki negatif etkisine vurgu yaparak, oldukça geniş bir çerçeveye yayılmaya başlamıştır. Mevcut yazındaki ekonometrik tabanlı birçok araştırma ve çalışma doğal kaynakların olumsuz ekonomik etkileri üzerine yoğunlaşırken; bazı çalışmalar da Norveç ve Botswana gibi ülkeler örnek gösterilerek, doğal kaynakların bir lanet olmaktan çıkıp, doğru uygulama ve politikalarla aslında bir nimete döneşebileceğini vurgulamıştır. Uzun yıllardır, en önemli fosil yakıt kaynaklarından biri olan petrol ve bu kapsamda özellikle Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı, Orta Doğu, Orta Doğu ve Kuzey Afrika, Sahra Altı Afrika gibi zengin petrol kaynağına sahip bölgeler ile Irak, Venezuela, Birleşik Arap Emirlikleri, Nijerya gibi ülkeler kaynak laneti literatürüne de bu yolla sıklıkla konu olmuştur. Ancak mevcut literatür incelendiğinde petrol kaynağına sahip ülkeleri merkezine alan ve ilgili ülkelerin petrol lanetine yatkınlıklarının ölçüldüğü detaylı bir çalışma olmadığı görülmektedir. Bu kapsamda, bu tez literatürde ilk defa petrol rezervine sahip 41 ülkenin 2002-2015 yılları arasındaki petrol laneti performasını, altı farklı ekonomik ve politik göstergenin yer aldığı Ana Bileşenler Analizi metodunu kullanarak, sistematik ve kapsamlı bir endeks oluşturulması yoluyla incelemiştir. Endeks sonuçlarına göre, petrol laneti bağımlılığı en az olan ülkeler İtalya, Çin, İngiltere ve Amerika olurken; Irak, Suudi Arabistan, Sudan ve Kuveyt petrol laneti performansı en düşük ülkeler olarak dikkati çekmektedir. Endeks sonuçlarına bakılarak, petrol laneti performansı düşük olan ülkelerin başarısında rol oynayan faktörler, petrol laneti performansı yüksek olan ekonomilerin dinamikleri ile karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Petrol Laneti Endeksi'nin en dikkat çekici bulgusu, gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler arasındaki petrol laneti performansındaki farktır. Endeks ayrıca, doğal kaynak zenginliğinin bir lanetten öte nimete dönüşmesinin gerçekleşebildiği bazı istisnai durumların da altını çizmektedir. İlaveten, endeksin sonuçları, doğal kaynak zenginliğinin getirdiği yolsuzluk, siyasi istikrarsızlık, rant arayışı davranışı ve çatışma riskinin yanı sıra, ekonomik çeşitlendirmedeki eksiklik nedeniyle Hollanda Hastalığı'yla sonuçlanan bozucu etkilere de dikkati çekmektedir. Bu kapsamda tezin ikinci kısmında, oluşturulan endeksin geçerliliğini kanıtlamak ve doğrulamak amacıyla endeks sonuçları, Mankiw-Romer-Weil (1992)'in ekonomik büyüme modelinde aynı ülkelerin yer aldığı ve 2002 ve 2015 yıllarını kapsayan birçok ekonomik, politik ve sosyal değişkenin yer aldığ panel regresyon analizlerinde bir gösterge olarak kabul edilmiştir. Ampirik bulgular, oluşturulan endeksin ekonomik büyüme üzerindeki bozucu etkilerini kanıtlamaktadır.Master Thesis Do Personality Traits Affect Sustainable Investment Decision? the Mediator Role of Green Consumption(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Tokgöz, Elif; Eryar, Sıtkı DeğerKüresel ısınma hızla büyüyen küresel bir sorundur ve çözüm hükümetler, düzenleyici kurumlar, finansal aracılar, tüketiciler ve yatırımcılar dahil tüm tarafların katılımını gerektirir. Küresel ısınmayla mücadele etmek için, insanın karar verme süreçlerinden etkilenen günlük sürdürülebilir kararların kısıtlarını ve belirleyicilerini anlamak çok önemlidir. İnsan kararlarının altında yatan nedenleri açıklayan en kapsamlı kavramlardan biri kişilik özellikleridir. Bu çalışma, Büyük 5 Kişilik Özelliğinin günlük sürdürülebilir tüketim ve yatırım kararlarını nasıl etkilediğine odaklanmaktadır. Kişilik özelliklerinin yeşil tüketim yoluyla sürdürülebilir yatırım kararlarını aracı olarak etkilediğini iddia ediyor. Örneklem Türkiye'nin İzmir ilindeki öğrencilerden oluşan 417 kişilik bir gruptur. Kişilik özelliklerinin sürdürülebilir yatırım bağlılığı üzerindeki dolaylı etkisini incelemek için SPSS'de Hayes' Süreç Makrosu kullanılarak basit bir aracılık analizi yapıldı ve yeşil tüketim tutumu aracı değişken olarak görev yaptı. Mevcut literatür tüketim tercihleri ve kişilik özelliklerinin sürdürülebilir yatırım kararları üzerindeki etkilerini araştırırken, bu vii çalışma yeşil tüketimin aracılık rolünü araştırarak kritik bir boşluğa değinmektedir. Kişilik özelliklerini belirleyici olarak ele alan çalışma, bu özelliklerin yeşil tüketim tutumunun aracılık ettiği sürdürülebilir yatırım kararları üzerindeki hem doğrudan hem de dolaylı etkilerini açıklamaktadır. Özellikle bulgular, yeşil tüketim tutumlarını şekillendirmede uyumluluğun önemini vurguluyor ve bu da sürdürülebilir yatırım bağlılığını etkiliyor. Bu incelikli anlayış, özellikle yeşil tüketim yoluyla kişilik özelliklerinin ve sürdürülebilirlik taahhüdünün kritik rolünü vurgulayarak düzenleyici otoritelere, portföy yöneticilerine ve bireysel yatırımcılara değerli bilgiler sağlar.Master Thesis An Empirical Analysis on Non-Linear Impacts of Income on Crime:an Ardl Application(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2014) Özkan, Ezgi; Yetkiner, İbrahim HakanBu tez, gelirin suç üzerindeki doğrusal olmayan etkilerini incelemektedir. Ekonometri analizi uygulanarak, 1965-2010 zaman aralığında gelirin G7 ülkelerindeki etkisi tahmin edilmiştir. Gelirin ve işsizliğin suç üzerindeki uzun dönem etkisini belirleyebilmek için ARDL modeli uygulanmıştır. Yapılan analize göre uzun dönemde gelir ve suç arasında Kuznets Eğrisi Hipotezi'ne benzer olarak ters U-şekli baskın olarak bulunmuştur. Bu sayede, ekonomide gelir artışı yaşanırken, politika yapıcıların kişi başına düşen gelir artarken suç oranlarının düşmesini beklememesi gerekir sonucuna varılmıştır. Uyum politikaları, gelir artış yıllarının başlangıç dönemlerinde suç oranlarını düşük tutma üzerine kurulmalıdır. Bu sonuç alışılmışın dışında bir katkıdır, çünkü literatürdeki birçok çalışma gelir ve suç arasında doğrusal bir ilişki olduğunu varsaymaktadır.Doctoral Thesis Essays on Energy, Co2 Emissions and Income Convergence(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) İsberk, Esra Onater; Yetkiner, İbrahim HakanBu tez, enerji, CO2 ekonomisi ve gelir yakınsama konularında üç makale sunmaktadır. İlk makale, Solovyen büyüme teorisini kullanarak bir karbon emisyonu yakınsama denklemini türetir ve Annex I ülkelerinin verilerini kullanarak ampirik denklemi test eder. Bu nedenle, çalışma, uygulanan karbon emisyonu azaltma politikaları çerçevesinde bu politikaların karbon emisyonu yakınsaması açısından başarısını ölçmektedir. Sistem GMM tahminleri, Annex I ülkeleri arasında koşulsuz ve koşullu karbon emisyonlarının yakınlaşmasının varlığını kuvvetle ortaya koymaktadır. İkinci çalışma, Solovyen gelir yakınsama denklemini genişleterek bir enerji yoğunluğu yakınsama denklemi geliştirir. OECD ülkeleri için test edilen bu denklem sonucunda Sistem GMM tahminleri, OECD ülkeleri arasında enerji yoğunluğunun koşulsuz ve koşullu yakınsamasının varlığını kuvvetle ortaya koymaktadır. Çevresel Kuznets eğrisi hipotezi, ülkelerin kalkınma süreçlerinin başlangıcında karbon emisyonlarının daha yüksek olduğunu, ancak belli bir kalkınma eşiğini aştıktan sonra karbon emisyonlarının azalacağını savunur. Bu tezin üçüncü çalışması, OECD ülkeleri için çevresel Kuznets eğrisi hipotezini incelemektedir. ARDL yaklaşımı, Danimarka, Güney Kore, Fransa ve İsrail için çevresel Kuznets eğrisi hipotezinin varlığını ortaya koymaktadır.Master Thesis Estimating Inflation Uncertainty, Gds, Inflation, and Interest Rate Expectation(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Çağlar, İlayda; Binatlı, Ayla OğuşBu çalışma, enflasyon, enflasyon belirsizliği, DİBS ve faiz oranı beklentisini Temmuz 2013 ve Nisan 2021 tarihleri arasındaki verileri ve lineer durum uzay modeli kullanarak tahminlemektedir. Kalman Filtresi ile bulunan tahminler ile enflasyon, enflasyon belirsizliği, DİBS ve faiz oranı beklentisini gerçekleşen verilerinin yakınsayıp yakınsamadığı gözlemlenmiştir. DİBS getirileri tahminlerinde ekonomik olarak nispeten durgun dönemlerde tahminlerin daha fazla yakınsadığı, ekonomik olarak durgun olmayan dönemlerde ise dalgalanmaların birbirleri ile uyumlu olduğu gözlemlenmiştir. Enflasyon varyansı ve beklenti verileri ile tahminlerin aynı olduğu gözlemlenmiştir.Master Thesis Exchange Rate Shocks and Election Outcomes(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Atalay, Elifnur Uysal; Duman, AlperBu çalışma kur şoklarının seçim sonuçları üzerine etkisine odaklanarak, kurda gerçekleşen büyük değer kayıplarının, hükümetin bir sonraki seçimi kaybetme olasılığını artırdığını veya genel olarak seçmenlerin hükümete olan desteğini azaltmasına neden olduğunu savunmaktadır. Bu bağlamda, 176 ülkede 1975-2019 yılları arasında gerçekleşen 1.578 parlamenter seçim incelenmiştir. Sonuçlar, hükümet eliyle gerçekleştirilen veya dış etkenlerden kaynaklanan değer kayıplarının, hükümetin bir sonraki seçimi kaybetme ihtimalini yükselttiğini doğrulamıştır. Bu etki, daha çok orta gelirli ülkelerde görülmüştür. Ek olarak, kurdaki %50 değer kaybının hükümete olan desteği azalttığı da bulunmuştur. Seçmenlerin, kendilerini korunmasız bırakan para politikaları sonucunda hükümetleri cezalandırdığı anlaşılmıştır.Doctoral Thesis Modeling the Exchange Rate and Interest Rate Intervention of Central Bank of the Republic of Turkey(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2014) Can, Emre; Binatlı, Ayla Oğuş2008 küresel finans krizi dünya ekonomisi ve finans piyasaları için yeni bir dönemi başlatmıştır. Bu kriz karar vericilerin, politika yapıcıların, iş adamlarının, vergi ödeyenlerin, seçmenlerin ve her bir bireyin algısında yeni bir "ekonomi" ve "piyasa" olgusunun oluşmasına neden olmuştur. Bu algı kurumların amaçlarını ve önceliklerini genişletmiş ve değiştirmiştir. 2008 küresel finans krizi küllerinden eski bir oyuncuyu kahraman olarak ilan etmiş ve ona bir çok sorumluluk yüklemiştir. Kuşkusuz bu eski kahraman merkez bankalarıdır. Merkez bankalarının artık öncelikli ve tek amacı fiyat istikrarını sağlamak değildir. Bu amacın yanında, merkez bankaları krizle mücadele eden, piyasaya gün içinde dolaylı veya dolaysız müdahale ederek piyasanın ateşini söndüren, şirketlerin batmasını engelleyen, işsizlikle mücadele eden, büyüme için katkı veren, bir çok bakanlığın görevini üstlenmiş "bağımsız" bir kahraman haline dönüşmüştür. Merkez bankalarının piyasaya bu kadar müdahil olması ve müdahalesinin ne zaman gerçekleşeceği sorusu tüm karar vericiler için önemli hale gelmiştir. Çünkü merkez bankaları müdahaleyi piyasayı "normalleştirmek" veya "dengelemek" için yapmaktadır. Piyasaya bu kadar etkin müdahele edebilen bir oyuncunun müdahalenin yapma zamanını bilmek, öngörmek ve analiz etmek kuşkusuz piyasanın tüm paydaşları için çok önemlidir. Bu tezin temal amacı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın döviz kuruna ve faize doğrudan müdahalesinin ne zaman ve hangi koşullarda olduğunu analiz etmektir. Bu zamanlamanın ve koşulların analizi hem geçmiş piyasa dinamiklerini anlamakta hem de gelecekteki müdahaleleri tahmin etmekte faydalı olacaktır. Bulgularımız, ayrıca Merkez Bankasının piyasayı okuma algısında, dengesizliğin ve anormalliğin tanımlanmasında yardımcı olacaktır. Bu tezde logit regresyonlar tahminlenmiş ve reaction fonksiyon teorisi incelenmiştir. Reaction fonksiyon teorisi incelendikten sonra günlük data ile temellenen bir model önerilmiş. Bu model regresyon, VAR ve M-Garch teknikleriyle analiz edilerek değişkenler arasındaki ilişkiler ayrıntılı olarak incelenmiştir. Bu analizlerden elde edilen sonuçlar karar ağaçları metoduna uygulanmıştır. Karar ağaçlarıyla kurduğumuz modeller ile TCMB'nin 2002-2012 yılların ararında döviz kuruna (26 kez) ve gösterge faize (54 kez) ne zaman doğrudan müdahale ettiği analiz edilmiştir.Doctoral Thesis Unconventional Monetary Policy Implementation in Turkey(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Çelik, Mahmut; Binatlı, Ayla OğuşBu çalışma, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB)'nın 2008 Finansal Krizinden sonraki para politikası uygulamalarının detaylı bir değerlendirmesini sunmaktadır. Küresel finans krizi merkez bankacığı uygulamalarında bir dönüm noktası olmuştur öyle ki; bu dönem 2008 öncesi ve sonrası diye nitelendirilebilir. TCMB'nin yeni para politikası araçlarının etkinliği geleneksel olmayan para politikası uygulamalarının bir örneği olarak ve ayrıca makroihtiyati bir açıdan analiz edilmiştir. Yeni para politikası çerçevesinin aktarım mekanizması yalın bir açık ekonomi DSGE modeli çerçevesinde açıklanmıştır. Politikanın etkinliği ise Bayesçi Yapısal VAR modeli ile test edilmiştir. Sonuçlar yeni para politikası çerçevesinin döviz kurlarındaki oynaklığı azalttığını, cari dengede iyileşme sağladığını ve kredi genişlemesini sınırlandırdığını göstermiştir.
