01. Araştırma Çıktıları | TR-Dizin | WoS | Scopus | PubMed
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/1
Browse
Browsing 01. Araştırma Çıktıları | TR-Dizin | WoS | Scopus | PubMed by Language "tr"
Now showing 1 - 20 of 642
- Results Per Page
- Sort Options
Article 16. Yüzyıl Giysi Tarihi Yazımı Üzerine: Giysilerde Doğu-batı Etkileşimi, Egzotizm ve Güç(2013) Er, Fehmiye DilekModa tarihinde batılı-olmayan giysilerin sunum ve dekorasyonları her zaman fantastik, büyüleyici, epik, dikkat çekici, egzotik, ruhani, zamansız ve değişmez gibi sözlerle ifade edilmiştir. Doğulu giysiler ve görünümler üzerindeki bu yaklaşım batılı anlayışın diğer kültürler üzerindeki yüceliğini, farklılığını ve gücünü gösterme arzusuyla yakından ilişkilidir. 19. yüzyıldan başlamak suretiyle doğunun dikkat çekici sunumları, batı giysi tarihinde batılı olmayan giysilerdeki teknik ustalıklar ve bu giysilerdeki özgün motifler egzotik olarak değerlendirilmiştir. Bu amaçla hem giysi tarihi hem de modern moda tarihi yazımında doğunun her zaman egzotik, primitif, öteki ve otantik olma noktasında bir söylem söz konusu olmuştur. Özellikle 16. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu?na ait egzotik giysiler ve kumaş teknikleri aynı dönem Avrupa modasına yoğun bir şekilde adapte edilirken giysiler ihtişamın ve gücün de bir göstergesi olmuşlardır. Bu çalışmada giysi tarihi açısından Osmanlı İmparatorluğu?nun en gösterişli dönemlerinden biri olan 16. yüzyılda giyilen Avrupalı giysilerinde Osmanlı giysi kültürünün izleri, egzotizm kavramı çerçevesinden incelenecektir. Bu çalışmada batılı giysilerdeki egzotik gösterimler aracılığı ile okumalar yapılırken, “egzotizm” kavramı, batıya ait olmayanı anlatma noktasında ele alınacaktır. Çalışma gücün kullanımı ve ihtişamın anlatımı olarak kullanılan lüks kumaşlardan üretilen egzotik giysi ve aksesuarları,16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu?nda kullanılan giysilerin aynı dönem Avrupa modasına adapte edilme biçimlerini de içerecektir.Article 1946-1949 Dönemi Basınına Toplu Bakış*(2015) Akan, AysunTek Parti iktidarı boyunca siyasal iktidarın sıkı kontrolünde olan basın demokrasiye geçiş dönemi olarak adlandırılan 1946-1949 yıllarında, yasalarda yapılan değişiklerden dolayı rahatlamış ve yeni oluşan siyasal ortamda siyasal mücadelenin bir alanı haline gelmiştir. Anı- lan dönemde yayınlanmaya başlayan gazete ve dergilerin ağırlıklı olarak siyasal içerikli olması basının varolan siyasal çeşitliliği yansıtma konusunda etkili olduğunu göstermektedir. Ancak aynı dönemde sanat, edebiyat ve kültür ile ekonomi, ticari ve sanayi alanlarındaki yayınların sınırlılığı ülkenin sosyal, ekonomik ve kültürel gelişmişlik seviyesinin bir göstergesidir.Article 1950-1960 Yıllarında Türkiye ile Sovyetler Birliği Arasındaki İlişkiler(2014) Kurban, VefaTürkiye ile Sovyetler Birliği arasındaki ilk temasların Mustafa Kemal Paşa’nın 26 Nisan 1920 tarihinde Lenin’e yazdığı mektupla başladığı söylenebilir ve bu dönem iyi komşuluk ve dostluk ilişkileriyle tanımlanabilir. Mustafa Kemal Paşa’nın vefatı, İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması, Stalin’in Türkiye’den toprak talebi ve Boğazlar rejiminde değişiklik talepleri, ayrıca Soğuk Savaş’ın da etkisiyle iki ülke arasındaki ilişkiler farklı boyut kazanmıştır. 1950’li yılların başlarındaki Türk dış siyasetinin esas prensiplerini, bazı Sovyet araştırmacıları, anti-komünizm ve Sovyet karşıtlığı olarak görmekte ve bu durumu eleştirmektedirler. Stalin’in ölümünden sonra Sovyetler Birliği’nin Türkiye’den bundan böyle toprak talebinde bulunmayacağını resmi bir şekilde bildirmesinin yanında, Sovyetler Birliği ile ticari anlaşmalar imzalaması, Türk ve Sovyet siyasileri arasındaki ilişkiler, karşılıklı ziyaret planları Amerika’nın da dikkatinden kaçmamıştır.Article 24 Saatlik İdrarda Protein Atılımının Tanılayıcı Kullanımı ve Advers Perinatal Sonuçlar ile Doğum Zamanı için Protein-kreatinin Oranı(2021) Gölbaşı, Hakan; Ömeroğlu, İbrahim; Dereli Akdeniz, Didem; Ekin, Atalay; Gölbaşı, CerenAmaç: Çal›flmam›zda, proteinürisi olan veya olmayan hipertansif gebelerde perinatal ve neonatal sonuçlar› de¤erlendirmeyi amaçla- d›k. Spot üriner protein ile kreatinin oran›n›n (P/C) ve 24-saatlik protein at›l›m›n›n sonuçlar üzerindeki prediktivitesini karfl›laflt›r- d›k. Yöntem: Gebeli¤in 20. ve 37. haftalar› aras›nda yeni hipertansiyon tan›s› alm›fl 230 gebe retrospektif olarak çal›flmaya dahil edildi. Al›- nan 24 saatlik idrar ve P/C ile belirlenen protein seviyesine göre hastalar iki gruba ayr›ld›. Proteinüri varl›¤› ve seviyesi, P/C oran›y- la olan iliflkisi ve bu bulgular ile perinatal sonuçlar aras›ndaki iliflki de¤erlendirildi. Bulgular: Do¤um esnas›ndaki gestasyonel yafl ve gecikme dönemi (hipertansiyon tan›s› ile do¤um aras›ndaki süre), ?300 mg/24 saat ve P/C ?0.3 de¤erlerine sahip gebelerde anlaml› flekilde daha er- kendi. Advers neonatal sonuçlar, proteinürisi ?300 mg/24 saat ve P/C?0.3 olan hastalarda anlaml›yd›. 24 saatlik idrarda üriner pro- tein seviyeleri, P/C ?0.3 de¤erine sahip gebelerde anlaml› flekilde daha yüksekti ve 24 saatlik proteinüri ile P/C aras›nda anlaml› fle- kilde pozitif bir korelasyon bulundu (r=0.382, p<0.001). Sonuç: Çal›flmam›z, hipertansif gebelerde 24 saatte ?300 mg’lik bir protein kayb› ve spot idrarda ?0.3’lük bir P/C oran›n›n advers perinatal sonuçlarla iliflkili oldu¤unu ortaya koymufltur. Ayr›ca, hi- pertansif gebelerde ?300 mg/gün seviyesinde proteinürinin ve ?0.3’lük spot idrar P/C oran›n›n bu gebeleri erken do¤um riskine e¤ilimli k›ld›¤›n› tespit ettik.Conference Object 3D dendritic spine segmentation using nonparametric shape priors(Institute of Electrical and Electronics Engineers Inc., 2017) Bocugoz E.; Erdil E.; Argunsah A.O.; Unay D.; Cetin M.Analyzing morphological and structural changes of dendritic spines in 2-photon microscopy images in time is important for neuroscience researchers. Correct segmentation of dendritic spines is an important step of developing robust and reliable automatic tools for such analysis. In this paper, we propose an approach for segmentation of 3D dendritic spines using nonparametric shape priors. The proposed method learns the prior distribution of shapes through Parzen density estimation on the training set of shapes. Then, the posterior distribution of shapes is obtained by combining the learned prior distribution with a data term in a Bayesian framework. Finally, the segmentation result that maximizes the posterior is found using active contours. Experimental results demonstrate that using nonparametric shape priors leads to better 3D dendritic spine segmentation results. © 2017 IEEE.Article 4483 Sayılı Kanun Uyarınca İtiraz Merciinin "İdari" Niteliği Sorunu(2024) Karahan, BarışMemurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması konusunda genel kanun niteliği taşıyan 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun bu kişilerin görevleri sebebiyle işlediği suçların soruşturulmasını kural olarak izne tabi tutmaktadır. İzin vermeye yetkili makam anlamına gelen yetkili merci kararlarının yine “idari” nitelikte olacağı öngörülen itiraz merci kararıyla inceleneceği öngörülmüştür. İtiraz merci eldeki işin bir dava, kendisinin de bir mahkeme olmadığını birçok kararında vurgulamakta ve yaptığı incelemelerde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununu uygulamayarak bunu teyit etmektedir. Bununla birlikte temel hak ve özgürlüklerin korunması amacı ağır bastığında bu yaklaşımdan sapıldığı görülebilmektedir. Bu çalışmada temel hak ve özgürlüklerin korunması amacı ağır bastığında itiraz merciinin “idari” niteliğinin sürdürülüp sürdürülemeyeceği tartışılmaktadır.Article Aa7475-t7351 ve Aa2219-t851 Alaşımlarının Frezelenmesinde Kesici Takım Kaplamalarının ve Kesme Parametrelerinin Yüzey Pürüzlülüğü Üzerine Etkisinin Deneysel Olarak İncelenmesi(2024) Gençalp Irizalp, Simge; Karaoğlu, Handenur; Erçayhan, Yiğit; Akgün Kayral, SeldaBu çalışmada AA 2219-T851 ve AA 7475-T7351 alaşımlarının frezelenmesinde kesme hızı (500, 600, 700m/dk), ilerleme miktarı (0,1 ve 0,15 mm/diş) ve talaş derinliği (1 ve 8 mm) değişkenleri kullanılmış ve kaplamasız tungsten karbür (WC) kesici uç ve zirkanyum nitrür (ZrN) kaplamalı kesici uç kullanılarak kesme parametrelerinin yüzey pürüzlülüğü üzerindeki etkileri incelenmiştir. Deneyler sonucunda en ideal yüzey kalitesinin elde edildiği kesme hızı, ilerleme miktarı, talaş derinliği ve kesici uç belirlenmiştir. Sonuç olarak, iki farklı mekanik dayanıma sahip alüminyum alaşımının yüzey sonuçları karşılaştırılıp optimum işleme değerleri bulunmuştur. En düşük yüzey pürüzlülüğü 700 mm/dk kesme hızı, 0,1 mm/diş ve 1 mm ilerleme miktarı parametrelerinde elde edilmiş ve ilerleme hızı arttıkça yüzey kalitesinin artmasının yanında ZrN kaplamalı kesici uç kullanılması ile daha iyi yüzey özelliklerine ulaşılmıştır.Conference Object Accurate Dictionary Matching for Mr Fingerprinting Using Neural Networks and Feature Extraction(Institute of Electrical and Electronics Engineers Inc., 2020) Soyak R.; Ersoy E.O.; Navruz E.; Fakultesi M.; Unay D.; Oksuz I.Magnetic Resonance Fingerprinting is a recent technique which aims at providing simultaneous measurements of multiple parameters. MRF works by varying acquisition parameters in a pseudorandom manner so as to get unique, uncorrelated signal evolutions from each tissue. MRF is a dictionary based approach, and thus requires a database. This database can be created by simulating the signal evolutions from first principles using different physical models for a wide variety of tissue parameter combinations. Having this dictionary, a pattern recognition algorithm is used to match the acquired signal evolutions from each voxel with each signal evolution in the dictionary. In this paper, we compare the efficiency of deep learning based feature extraction method and neural network architectures in order to achieve state-of-the-art accuracy in dictionary matching for MRF. Our results showcase successful dictionary matching with high accuracy both quantitatively and qualitatively. © 2020 IEEE.Article Citation - WoS: 1Adaptive Video Streaming With H.264 Sp Frames(Pamukkale Univ, 2012) Sayit, Muge; Tunali, E. ThrhanIn this work, SP frames of the extended profile of H.264 AVC video codec are utilized to obtain efficient switching for actual video streaming experiments on the Internet. An adaptive algorithm is developed and by using this algorithm, performance of SP frames is compared with that of standard I-frame switching. Detailed measurements of network conditions are given for each experiment to indicate that comparisons are carried out in fair conditions. It has been observed that, under certain conditions, SP frames can improve performance considerably whereas in the others, they may only introduce overhead. Based on this observation different GOP patterns are proposed for different video type-congestion level combinations.Article Advertising Adaptations Between Globalization and Locality: Case of Snickers(Ankara Univ, Fac Communication, 2015) Kaptan, YesimBy comparing the American and the Turkish versions of television commercials arising from the Snickers' global advertising campaign You are not you when you are hungry, this article examines how commercials are adapted to appeal to a sense of locality through the strategies of locality. To explore how locality is represented in advertising, three localization strategies (national language, culture, humor) employed in advertising adaptation are analyzed. Using interviews with focus groups and an advertising practitioner, the author argues that advertising plays an important role for construction and reproduction of locality in everyday life. The author asks which values and codes are employed in advertising adaptations and how they are articulated to discourse of consumer culture in the media materials. The article also discusses the significance of advertising adaptations within the overlapping contexts of global formats, national media, and local identities.Article Aıds Bilgi ve Tutum Ölçeklerinin Geliştirilmesi ve Psikometrik Özelliklerinin Sınanması(2018) Arslan, Hatice Sevgi; Aydemir Çaylı, Nuran; Yakın, İbrahimBu çalışma, AIDS’e dair bilgi ve tutumları ölçmek için kullanılabilecek Türkiye’yehas iki ayrı ölçek geliştirmeyi ve bunları psikometrik açıdan değerlendirmeyihedeflemektedir. Bu amaçla, 37 maddelik bir bilgi ölçeği ve 23 maddelik birtutum ölçeği, İzmir’in farklı üniversitelerinde okuyan yaşları 17 ve üstü olan1025 öğrenciye kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemi kullanılarak testedilmiştir. Bilgi ölçeğinin madde ve faktör analizlerinden sonra ölçekten 16madde çıkarılmıştır. Oblik döndürme sonucu, varyansın %34’ünü açıklayanüç temel bileşen olduğunu göstermiştir. Bilgi ölçeğinin güvenirliğini sınamakiçin Kuder-Richardson-20 katsayısı hesaplanmış ve .76 olarak bulunmuştur.Tutum ölçeği için faktör analizi yapıldıktan sonra 6 madde çıkarılmıştır. Oblikdöndürme, varyansın %42.43’ünü açıklayan iki temel bileşeni ortaya çıkarmıştır.Ölçeğin Cronbach alfa değeri .90 olarak bulunmuştur. İki ölçek arasındaki ilişkiincelendiğinde ise, AIDS konusunda daha fazla bilgiye sahip kişilerin AIDS’ekarşı daha olumlu tutuma sahip olduğu gözlenmiştir. Özgün olarak geliştirilmiş 21maddeden oluşan AIDS Bilgi ve 17 maddeden oluşan AIDS Tutum ölçekleriningeçerlik ve güvenirliğine dair elde edilen bulgular, ölçeklerin ileride yapılacakaraştırmalarda kullanılmak için uygun olduklarını göstermektedir.Research Project Aktif Nano Parçacıkların İki Boyutlu Karmaşık Yüzeylerde İncelenmesi; Yaşayan Kristal Oluşumu(2021) Zafer, Aytürk Hamdi; Akgüç, Gürsoy Bozkurtİnce su filmindeki aktif küresel parçacıklar birisi lazer kaynağı ile ısıtılmış komşu iki su kabarcığı üzerinde ısıdan dolayı oluşan su akıntısı yardımıyla birikirler. Bu özel geometri daha önce pasif parçacıklar için yapılan deneyimizden alınmıştır. Su akışı zamanla değişen birikinti dolayısı ile farklılık gösterir bu anlamda aktif bir akım olarak düşünülebilir. Ayrıca parçacıkların arasında bir zaman bağımlı geri besleme kuvveti de eklenmiştir. Geri beslemenin çekici veya itici olması incelenmiş çekici bir geri besleme ile öbekleşmeler gözlenmiş birikintinin daha kolay olduğu gözlemlenmiştir. Hem aktif su akımı hem de geri besleme parçacıkların çift korelasyonları ve ortalama uzaklaşma bilgilerine bakılarak tartışılmıştır.Article Alman Hukukunda “şahıs Şirketleri Hukukunun Modernleştirilmesi Hakkında Kanun’un” (mopeg) Hak Ehliyetine Sahip Adi Şirketler Bakımından Öngördüğü Değişikliklerin Değerlendirmesi(2024) Akbay, DirençAlmanya’da tüm şahıs şirketlerini etkileyecek olan “Şahıs Şirketleri Hukukunun Modernleştirilmesi Hakkında Kanun” (MoPeG) hükümlerinin önemli bir kısmı 1 Ocak 2024’te yürürlüğe girecektir. Çalışmada MoPeG’in etkilediği hak ehliyetine sahip adi şirketlere ilişkin BGB hükümlerinden önem arz ettiğini düşündüklerimiz değerlendirilmiştir. Alman Federal Mahkemesi’nin özellikle 2001 yılında verdiği “Weißes Ross” kararı sonrasında, adi şirketler hukuku alanında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Federal Mahkeme verdiği kararla üçüncü kişilerle hukuki ilişkiler kurabilen adi şirketlerin hak ehliyetine sahip olduğunu kabul etmiştir. Alman Federal Mahkemesi’nin verdiği çeşitli kararların etkisi ve mevcut adi şirket kurallarının günümüzün ticari ve ekonomik ihtiyaçlarına cevap verememesi, Kanunda da değişikliği bir ihtiyaç haline getirmiştir. Yapılan değişiklikler neticesinde adi şirket saf bir borç ilişkisi olmaktan çıkarak hak ehliyetine sahip bir kişi birliğine dönüşmüştür. Bu amaçla Roma hukukundan günümüze taşınan adi şirketlere ilişkin birçok kural değiştirilmiştir. Özellikle kârzarar paylaşımını ve oy hakkında eşitliği esas alan kurallar değiştirilmiştir. El birliği esasına dayalı malvarlığı rejimi terk edilmiştir. Adi şirket kısmen profesyonel bir şahıs şirketine dönüştürülmüştür. Ortakların devamlılığını esas alan adi şirket kuralları, şirketin devamını sağlayacak şekilde değiştirilmiştir. Şirket iradesinin ortaklar kararı yoluyla oluşumu ile şirketin yönetimi açık bir şekilde ayrılarak adi şirketin kurumsal bir yapıya dönüşümü başlatılmıştır. Ortak davası (actio pro socio) açıkça düzenlenmiştir. Hak ehliyetine sahip adi şirketler için bir sicil öngörülmüştür.Article Ameliyathanede Hasta Güvenliği Kültürünün ve Güvenli Cerrahi Kontrol Listesinin Kullanımının İncelenmesi(2017) Karayurt, Özgül; Duran, Melike; Damar, Hale Turhan; Özdöker, Saliha; Bilik, ÖzlemGiriş ve Amaç: Ameliyathanelerde hasta güvenli kültürünün sağlanmasında Amerikan Ameliyathane Hemşireler Derneği iş sürecininbasitleştirilmesi ve standardize edilmesinin yanı sıra ekip iş birliğini, hata rapor sisteminin kullanımını önermiştir. Bu çalışmanın amacıameliyathane çalışanlarında hasta güvenliği kültürünün belirlenmesi ve güvenli cerrahi kontrol listesinin kullanımının incelenmesidir.Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel araştırmanın verileri, Mart 2014-Ocak 2015 tarihleri arasında bir üniversite hastanesi merkezi ameliyathanesinde"Hasta Güvenliği Kültürü Hastane Anketi" ve "Güvenli Cerrahi Kontrol Listesi Anketi" kullanılarak toplanmıştır. Örneklemi,çalışmaya katılmayı kabul eden ameliyathanede hasta ile birebir çalışan, 96 hekim, hemşire ve anestezi ve ameliyathane teknikerioluşturmuştur.Bulgular: Katılımcıların %36.5'i hemşire, %31.3'ü hekim, %32.3'ü anestezi teknikeri olup; %41.7'sinin ameliyathanede 5 yıl ve dahaaz süredir çalıştığı saptanmıştır. Ameliyathane çalışanların %81.3'ünün Güvenli Cerrahi Kontrol Listesi'ni bilmediği ancak %76'sınınkullanmak istediği belirlenmiştir. Katılımcıların %71.9'nun hiç olay raporlamadığı, %22.9'nun 1-2 olay raporladığı saptanmıştır. Ameliyathanedeçalışanların %59.4'nün ameliyathanenin hasta güvenliği düzeyini kabul edilebilir olarak değerlendirmiştir. Çalışanlarınınameliyathanede çalışma yılları ile ölçeğin, "Üniteler içerisinde ekip çalışması", "Hatalar hakkında geribildirim ve iletişim", "Hatalar hakkınacezalandırıcı olmayan tutum", "Hasta güvenliği için hastane yönetiminin tutumu" alt boyutları arasında istatiksel olarak anlamlı birfark saptanmıştır (p = 0.017, p = 0.006, p = 0.031, p = 0.015).Sonuç: Araştırma sonuçları ameliyathane hemşirelerinin Güvenli Cerrahi Kontrol Listesi'ni tanıması ve kullanmasına katkı sağlayabilir.Ayrıca hemşirelerin bu konudaki eğitimlerinin planlanmasına ve hasta güvenliği kültürünün geliştirmesine katkı sağlayabileceği öngörülmektedir.Article Amerikan Federalistleri, Hannah Arendt ve Cumhuriyetçilik: Temsili Demokrasiye Karşı Konsey Sistemi?(2022) Sezer, Devrim; Başkır, Ünsal DoğanBu makale sözleşme teorisi ve cumhuriyetçilik üzerine olan akademik yazında ihmal edilen bir konuyu incelemeyi amaçlıyor: Hannah Arendt’in ve Amerikan federalistlerinin cumhuriyetçi perspektiflerini karşılaştırmalı olarak tartışmak. Birbiriyle ilişkili iki meseleyi tartışmaya açıyoruz. Amerikan federalistlerinin ve Arendt’in 1) sözleşme teorisiyle kurdukları ilişkiyi ele almayı, 2) cumhuriyet ilkesini yorumlayış biçimlerini karşılaştırmalı olarak irdeleyerek temsili demokrasi konusundaki perspektiflerini ortaya koymayı amaçlıyoruz. İki temel argümanımızı şu şekilde özetleyebiliriz. Birincisi, federalistler bir yandan sözleşme teorisinin soyut ve rasyonalist anlayışını takip etmişler, pragmatik ve prosedürel bir bakış açısıyla bu geleneğe özgün bir katkıda bulunmuşlar, bir yandan da başta hafızasızlaştırma sorunu olmak üzere bir dizi problemi aynı düşünce ekolünden devralmışlardır. Arendt ise hipotetik ve tarih ötesi varsayımların sözleşme kavramının ontolojik kökenini olduğu kadar tarihsel boyutlarını da anlamamızın önünde bir engel teşkil ettiğini bize hatırlatmış, sözleşme teorisinin soyut ve rasyonalist yaklaşımına sözleşmelerin tarihsel boyutlarını ve devraldıkları siyasal mirasları vurgulayan bir ‘sözleşmecilik’le cevap vermiştir. Buna ilaveten sözleşme teorisinden Amerikan federalistlerine intikal eden iktidar ve anayasa kavramlarını sorgulamıştır. İkincisi, Arendt ve Amerikan federalistlerinin perspektifleri cumhuriyetçi siyaset felsefesinde iki önemli kırılma anını temsil etmektedir. Amerikan federalistleri temsili demokrasinin ilk sistematik savunusunu kağıda dökerken cumhuriyet ilkesini yurttaş katılımından tamamen koparmışlardır. Arendt ise cumhuriyet ilkesini yeniden etkin yurttaşlık pratiği bağlamına yerleştirmiş, tıpkı Rousseau gibi temsili demokrasinin radikal bir eleştirisini ortaya koymuştur. Asıl özgün katkısıysa cumhuriyet ilkesini bütünüyle kamusal katılımla özdeşleştirmiş ve etkin yurttaşlık pratiğinin (bir başka deyişle siyasal özgürlüğün) yerel düzeyden başlayan bir kurumsal örgütlenmeyi, “konsey sistemi” olarak adlandırdığı bir radikal demokratik ve konfederal katılım ağını gerektirdiğini öne sürmüş olmasıdır.Article Anadilden Sonra Öğrenilen Dilde Dilbilgisel İşlemleme: Geç İkidilliliğin Beyindilbilimi Açısından Değerlendirilmesi(2011) Mergen, FilizAnadil edinimi erken çocukluk döneminde kolayca gelişen doğal bir süreçtir.Ancak bireylerin anadilinden sonra, özellikle de formal ortamda öğrendiği dilde önemlizorluklar yaşadığı bilinmektedir. Dil öğrenen bireylerin bazı dilbilgisi yapılarını kolaylıklaöğrenebildiği ve doğru olarak kullanabildikleri gözlenirken, bazı yapıların öğrenilmesiuzun zaman almakta ve genellikle de anadili konuşucularının düzeyine erişememektedir.Bunlar arasında öne çıkan dilbilgisi yapılarının öğrenilmesi, iletişim ortamındaalgılanması ve kullanılmasıdır. Bu çalışmada bireylerin anadilden sonra öğrendikleri dilindilbilgisel yapılarını işlemlemede yaşadığı zorlukların nedenleri beyindilbilimsel birçerçevede ele alınacak ve dilbilgisel yapıları algılama becerilerini inceleyen çalışmalarındeğerlendirilmesi yapılacaktır.Article Analysing Misunderstanding in Consecutive Interpreting in Sensitive Settings and Interpreter Training(2015) Karakoç, Nihal YetkinLiteratürde yanlış anlama konusu geniş yer bulmuş olsa da ardıl çeviri bağlamında pek irdelenmemiştir. Yazarın ardıl çeviride uygulayıcı ve eğitmen olarak edindiği tecrübeler temelinde gelişen bu çalışma öncelikle diliçi yanlış anlama tetikleyicilerini, bilişsel olan ve olmayan yüklerin arttığı bilinen, hassas bir ortam olan siyasi ve savunmaya yönelik görüşmeler özelinde diller arası bağlamda yeniden incelemektir. Araştırmanın belli başlı iki amacı bulunmaktadır: mevcut analizi ardıl çeviri bağlamında genişletmek ve bağlam içinde öğrenmenin bir parçası olarak ardıl çeviri derslerinde tartışmak üzere gerçek vakalar üzerinde bu bilgiyi kullanmaktır. Öncelikle yanlış anlama tetikleyicileri sunulmakta, ardından mümkün olduğu ölçüde vaka verilmekte ve bunlar ders ortamı ve gerçek hayata ait ilgili tepkilerle bütünlenmektedir. Böylelikle, bu betimleyici çalışma ardıl çeviri derslerine yönelik olarak hassas ortamlarda yanlış anlama konusundaki farkındalığın arttırılması ve daha iyi yönetilebilmesi için deneyimlenmiş, yapılandırmacı bir yaklaşım önermektedir.Article An Analysis Into the Persona of Knidia(Turk Tarih Kurumu, 2009) Durna, Gül E.[Abstract Not Available]Article Citation - Scopus: 1An Analysis of Change Over Time: Latent Growth Models(Turkish Psychologists Assoc, 2010) Dural, Seda; Somer, Oya; Korkmaz, Mediha; Can, Seda; Ogretmen, TuncayLatent Growth Models which are used in understanding how individuals change over time have been a topic of intense interest among the researchers during the past two decades. These models in the framework of Structural Equation Modeling have been recommended as an alternative to classical methods such as analysis of variance. In this study, Latent Growth Models were introduced by using a Monte Carlo simulation approach and the interpretation of the findings was discussed. In addition, the effect of different sample sizes (30, 50, 100, and 200) on power and parameter estimates were examined. For this purpose; (1) data generation was performed with Monte Carlo simulation, (2) the parameters of unconditional and conditional models were estimated and the findings were discussed and (3) the effect of sample size on parameter estimates, standard errors, coverage and power was studied. All of the analyses were performed by using Mplus 5.1 software. Results were discussed in the context of advantages and disadvantages of Latent Growth Models, and the effect of sample size.Article Citation - WoS: 2Citation - Scopus: 2Analysis of Nucleotide Changes in Rt-Pcr Primer/Probe Binding Regions in Sars-Cov Isolates Reported From Turkey(Ankara Microbiology Soc, 2021) Demir, Ayse Banu; Bulgurcu, Alihan; Appak, Ozgur; Sayiner, Ayca ArzuThe SARS-CoV-2 virus, which caused the COVID-19 epidemic, caused more than 55 million cases and nearly 1.5 million deaths worldwide. For the microbiological diagnosis of the disease, the most valid method is detecting the presence of the viral genome by real-time reverse transcription polymerase chain reaction (rRT-PCR). However, due to the nature of the RNA viruses, frequent mutations may affect the sensitivity of the analyses made on the genetic material of the virus, such as PCR. In this study, we aimed to investigate the mutations in the primer-probe binding regions of the rRT-PCR panels used in COVID-19 diagnosis. SARS-CoV-2 whole genome sequence data (n= 194) isolated from COVID-19 cases in Turkey and uploaded on GISAID database from the centers in Istanbul (n= 78), Ankara (n= 58), Kars (n= 47), Bursa (n= 2), Adiyaman (n= 2), Erciyes (n= 1) and Kocaeli (n= 1) between March 17-September 14, 2020 were analyzed. In order to determine the nucleotide changes, SARS-CoV-2 sequences from Turkey were compared to the reference genome sequence (NC_045512.1) present in GenBank website. The constructed data set was aligned using the MAFFT program and was checked manually if the sequences were in the same frame by using the AliView program. Primer-probe binding sites of the thirteen SARS-CoV-2 rRT-PCR panels from seven different institutes (US CDC, China CDC, Charite CDC, Pasteur, HKU, Thailand, NIID) that are being used in COVID-19 diagnosis were evaluated in terms of nucleotide changes within the corresponding regions compared to the reference genome. Sequence diversities in the viral genomes were determined via positional nucleotide numerical calculator and entropy calculator modules and nucleotide and entropy changes in primer-probe binding regions for each rRT-PCR panel were examined. Among thirteen different primer-probe panels, nucleotide changes in the target regions of the seven primer-probe panels were determined. When viral sequences with nucleotide changes in the primer-probe binding regions were examined, the most common changes were observed in the China CDC N-forward primer and US CDC N3-forward primer binding regions. It is important that the kits to be used as diagnostic tests are designed specific to the regions with less nucleotide changes. Nucleotide changes may not be critical for DNA amplification for most PCR panels, but should be carefully monitored as they may affect the sensitivity of the assay. If the risk of alteration of the designed region is high, the primer - probe binding sites should be checked frequently and updated when necessary.

