Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8832
Browse
8 results
Search Results
Master Thesis The effectiveness of cognitive bias modification on intolerance of uncertainty: A randomized controlled trial(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Dumlu Gündoğan, Selin; Gündoğan, Selin Dumlu; Ögütcü, Yasemin Meral; Gökdağ, CerenBelirsizliğe tahammülsüzlük (BT), çeşitli psikolojik sorunlarda ortak görülen yani tanılar üstü rolü olan ve duygusal sorunların ortaya çıkmasında kritik öneme sahip bir bireysel farklılıktır. Bilişsel davranışçı yaklaşıma göre, belirsiz durumların yanlış yorumlanması BT'ye neden olur ve bu da psikolojik sorunlara zemin hazırlar. Bu nedenle, BT'ye müdahale etmenin yolu, kişilerin bilişsel yanlılıklarına müdahale etmekten geçer. Bilişsel yanlılık değişimi (BYD), psikopatoloji ile ilişkili bilişsel yanlılıkları azaltmayı amaçlayan ve bu amaçla kişilerin bir dizi uyarana maruz kaldığı paradigmaları içeren bir yöntemdir. Bu araştırmanın amacı, internet tabanlı BYD yorumlama yanlılığı (iBYD-Y) müdahalesinin BT ve eş zamanlı olarak psikolojik belirtiler üzerindeki etkisini randomize kontrollü bir çalışma ile incelemektir. Araştırmanın örneklemi, klinik olmayan 18-40 yaş arası 90 kadın katılımcıdan oluşmuştur. Katılımcılar, üç oturumluk müdahale alan iCBM-I grubuna ve bekleme listesi kontrol grubuna rastgele atanmıştır. Veri toplama esnasında, öz bildirim ölçümü olarak Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği-12, Kısa Belirti Ölçeği-25, Pozitif ve Negatif Duygu Ölçeği, davranışsal ölçüm olarak ise Boncuk Görevi ve Yorumlama Yanlılığı Görevi kullanılmıştır. Ölçümler müdahale öncesi, sonrası ve 1 ay sonrasında yapılmıştır. Elde edilen veriler tekrarlı ölçümler karışık desen ANOVA ile analiz edilmiştir. Sonuçlar, öz bildirim ölçümlerinde müdahale ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark olmadığını göstermiştir. Her iki grup da BT düzeylerinde, olumsuz duygulanımda ve psikolojik belirtilerde benzer düşüş eğilimleri göstermiştir. Davranışsal ölçümlerde ise iCBM-I müdahalesinin yorumlama yanlılığı ölçümlerinde olumlu etkileri olduğu, bu etkinin bir ay sonrasında da devam ettiği bulunmuştur. Bu bulgular, iCBM-I'in semptom düzeyini etkilemediğini ancak yorumlama yanlılığını iyileştirdiğini göstermektedir. Bulgular, alanyazın ışığında tartışılmış ve gelecekteki araştırmalar ve klinik uygulamalar için önerilerde bulunulmuştur.Master Thesis The association between perceived paternal function and criminal predisposition: The role of self regulation(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Aker, Çise; Ögütcü, Yasemin MeralBu çalışma, baba işlevinin suç eğilimini öngörmedeki rolünü ve bu ilişkide öz düzenlemenin rolünü araştırmaktadır. Bir babanın varlığının veya yokluğunun, bireyin suç davranışına girme olasılığını önemli ölçüde etkilediği öne sürülmektedir. Çalışma, çeşitli baba rollerinin, öz düzenlemenin gelişimine nasıl katkıda bulunduğunu ve bunun da suç eğilimlerini nasıl etkilediğini araştırmaktadır. Bulgular, olumlu baba katılımı ve etkili öz düzenleme becerilerinin suç eğilimine karşı önemli koruyucu faktörler olduğunu göstermektedir. Bu araştırma, suç önleme ve rehabilitasyon alanında çalışan klinisyenler için baba katılımının önemini vurgulayan değerli bilgiler sunmaktadır. Çalışma, babaların ve öz düzenlemenin suç davranışını azaltmadaki kritik rolünü göstermektedir.Master Thesis The Mediating Role of Schema Therapy Mode Model in the Relationship Between Intolerance of Uncertainty and Generalized Anxiety Disorder Symptoms(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Şendülger, Yamaç; Ögütcü, Yasemin MeralBu çalışmanın amacı, Belirsizliğe Tahammülsüzlük (BT) ve Yaygın Anksiyete Bozukluğu Semptomları (YABS) arasındaki ilişkide Şema Modları ve Şema Ebeveynlik Faktörlerinin aracı rollerini incelemektir. Veriler 18-65 yaşları arasındaki 380 katılımcıdan toplanmıştır. Yaygın Anksiyete Bozukluğu Ölçeği (YAB-7), Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği Kısa Formu (BTÖ-12), Young Ebeveynlik Ölçeği (YEBÖ) ve Kısa Şema Mod Envanteri (ŞME) bu araştırmada veri toplamak için kullanılmıştır. Sonuçlar, Sağlıklı Yetişkin Modu ve Mutlu Çocuk Modu dışındaki tüm Şema Modları ve Şema Ebeveynlik Faktörlerinin Yaygın Anksiyete Bozukluğu Semptomları ile anlamlı ölçüde pozitif ilişkili olduğunu göstermiştir. Ebeveynler BT ve YABS'ın yüksek olduğu gruplarla karşılaştırıldığında Aşırı Korumacı Kaygılı Anne puanları Aşırı Korumacı Kaygılı Baba puanlarından anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Şema Modları ve Şema Ebeveynlik Faktörlerinin aracılığını test etmek için Paralel Çoklu Aracılık Analizleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, Yaygın Anksiyete Bozukluğu Semptomları ile Belirsizliğe Tahammülsüzlük arasındaki ilişkiye baba için Koşullu/Başarıya Odaklı ve Aşırı Koruyucu/Kaygılı faktörler, anne için Aşırı İzin Veren/Sınırsız ve Koşullu/Başarıya Odaklı faktörler aracılık etmiştir. Şema Modlarında, Öfkeli Çocuk Modu, İncinmiş Çocuk Modu, Kopuk Korungan Mod, Talepkar Ebeveyn Modu, Cezalandırıcı Ebeveyn Modu ve Mutlu Çocuk Modu aracılık etmiştir. Çalışmanın bulguları literatür çerçevesinde tartışılmıştır.Master Thesis The Investigation of the Relationship Between Self-Focused Attention and Safety Behaviors in Social Anxiety Using Scenarios About Social Situation(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Kasaboğlu, Tuba; Ögütcü, Yasemin MeralBu çalışmada, sosyal kaygısı yüksek ve sosyal kaygısı düşük olan bireylerin kendine odaklı dikkat (SFA) ve güvenlik davranışlarını farklı sosyal durum senaryoları kullanarak araştırmayı amaçlamıştır. Sosyal kaygılı bireyler, başkaları tarafından olumsuz değerlendirilebilecekleri sosyal durumlardan korkarlar. Bu sosyal durumlar DSM V'e göre üç kategoriye ayrılır; başkalarının önünde performans sergilemek (örn. sunum yapmak), gözlemlenmek (örn. yemek yemek veya içmek) ve sosyal etkileşimler (örn. arkadaşlarla buluşmak). Clark ve Wells (1995), sosyal kaygı bozukluğunun gelişimsel ve koruyucu bileşenleri olarak SFA ve güvenlik davranışlarını vurgulayan bir bilişsel model geliştirmiştir. Bu nedenle, bu çalışma, etkileşim, performans ve gözlenme olmak üzere üç farklı sosyal duruma ilişkin senaryolar kullanarak sosyal kaygıda SFA ile güvenlik davranışları arasındaki ilişkiyi araştırmıştır. Senaryoları okuduktan sonra, katılımcılar kaygı düzeylerini ve SFA'larını derecelendirdiler. Daha sonra duruma göre uyarlanabilir, kaçınma ve güvenlik davranışı olarak adlandırılan bir davranışı seçmeleri istenmiştir. Bu çalışmanın bulguları, sosyal kaygısı yüksek bireylerin düşük sosyal kaygılı bireylere göre daha kaygılı olduklarını ve genel olarak tüm sosyal durum senaryolarında daha fazla SFA bildirdiklerini ortaya koymuştur. Ek olarak, düşük sosyal kaygılı bireylerle karşılaştırıldığında, yüksek sosyal kaygılı bireyler, güvenlik ve kaçınma davranışlarını uyumsal davranışa tercih etme eğilimindeyken, seçimlerinden daha az memnuniyet rapor ettiler. Tüm katılımcılar için en çok kaygı uyandıran durum sunum durumu olmuştur. Sonuç olarak, bu çalışma sosyal kaygıda SFA ve güvenlik davranışlarının önemini bir kez daha vurgulamaktadır.Master Thesis The Effect of Posttraumatic Cognitions on the Posttraumatic Stress and Posttraumatic Growth in Covid-19 Pandemic: The Mediating Role of Hope and Self-Efficacy(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Burhanoğlu, Nilay; Ögütcü, Yasemin MeralBu araştırmanın temel amacı COVID-19 pandemisi sürecinde, travma sonrası bilişler ile sırasıyla travma sonrası stres ve travma sonrası büyüme arasındaki ilişkiyi umut ve öz-yeterlilik kavramlarının aracı rolü çerçevesinde incelemektir. Bu amaçla, 18-72 yaş aralığında 443 kişi çalışmaya dahil edilmiştir. Kişisel Bilgi Formu, Travma Sonrası Bilişler Envanteri, DSM - 5 için Travma Sonrası Stres Bozukluğu Kontrol Listesi, Travma Sonrası Büyüme Envanteri, Sürekli Umut Ölçeği ve Genel Öz-Yeterlilik Ölçeği katılımcılara Google Formlar aracılığıyla online olarak doldurtulmuştur. Araştırmanın temel hipotezlerinin test edilmesi için SPSS programı kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, travma sonrası bilişler ile travma sonrası stres arasında pozitif yönlü bir ilişki gösterirken, travma sonrası bilişler ile travma sonrası büyüme arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. Ayrıca travma sonrası stres ile travma sonrası büyüme arasında da pozitif bir anlamlılık bulunmaktadır. Katılımcılardan COVID-19 hastalığını ağır seyirde yaşayanların, hafif seyirde yaşayanlara oranla daha çok travma sonrası stres deneyimledikleri görülmüştür. Aracılık analizlerine göre ise, umut kavramı travma sonrası bilişler ile travma sonrası stres arasında aracılık etkisine sahip değilken, travma sonrası bilişler ve travma sonrası büyüme arasında önemli bir aracılık etkisine sahiptir. Travma sonrası bilişler ile sırasıyla travma sonrası stres ve travma sonrası büyüme arasında öz-yeterliliğin önemli bir aracı etkisi vardır. Çalışmanın bulgularına göre; travmatik bir durum yaşayan bireylerde, travma sonrası bilişlerin ele alınması ve yeniden değerlendirilmesi, sonraki süreçte oluşabilecek travma sonrası stres veya büyüme düzeyini etkileyeceği, travmatik durumun üstesinden gelmede bireylerin umut ve öz-yeterlilik düzeyini artıracak tekniklerin kullanılmasının terapinin etkinliğini artıracağı düşünülmektedir.Master Thesis The Mediating Role of Cognitive Fusion and Acceptance on the Relationship Between Obsessive-Compulsive Symptoms, Shame, Guilt, and Self-Disgust(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Kaymak, Aslıhan; Ögütcü, Yasemin MeralBu çalışmanın temel amacı düşünce-eylem kaynaşması ve yaşantısal kaçınmanın utanç ve obsesif-kompulsif semptomlar; öz-tiksinme ve obsesif-kompulsif semptomlar; suçluluk ve obsesif-kompulsif semptomlar arasındaki ilişkiye olan aracı rollerinin incelenmesidir. Örneklem 18 yaş ve üzeri 316 yetişkinden oluşmaktadır. Bu çalışmanın amaçlarını ölçmek için Vancouver Obsesif-Kompulsif Envanteri, Kabul ve Eylem Formu-II, Düşünce-Eylem Kaynaşması Ölçeği, Öz-Tiksinme Ölçeği-Revize Formu, Suçluluk Utanç Ölçeği kullanılmıştır. Sonuçlar, düşünce-eylem kaynaşmasının utanç ve obsesif-kompulsif semptomlar; öz-tiksinme ve obsesif-kompulsif semptomlar; suçluluk ve obsesif kompulsif semptomlar arasındaki ilişkiye önemli ölçüde aracılık ettiğini göstermiştir. Bulgular, ayrıca deneyimsel kaçınmanın utanç ve obsesif kompulsif semptomlar; öz-tiksinme ve obsesif-kompulsif semptomlar üzerindeki ilişkiye anlamlı şekilde aracılık ettiğini, ancak suçluluk ve obsesif-kompulsif semptomlar üzerinde anlamlı bir aracılık etkisi olmadığını göstermiştir. Utanç ve kendinden iğrenme, benlik hakkındaki inançlarla ilişkilendirilirken, suçluluk belirli bir davranış hakkındaki inançlarla ilişkilidir. Bu nedenle, bireyler suçluluk durumunda kaçınma ve bastırma yerine geçmişte işlenen davranışları düzeltmek için genellikle onarıcı eylemleri tercih ederler. Ancak bireyler, somut bir eylem yapılmadığı için utanç ve öz-tiksinme durumlarında deneyimsel kaçınma sergilerler. Somut eylemin varlığının, deneyimsel kaçınmanın utanç, öz-tiksinme, suçluluk ve obsesif-kompulsif belirtiler arasındaki ilişkiye önemli ölçüde aracılık edip etmeyeceğini belirlediği düşünülmüştür. Bununla birlikte utanç, öz-tiksinme ve suçluluk duygusuyla kaynaşmanın, obsesif kompulsif semptomlara yol açacağı düşünülmüştür. Bu süreçte obsesif-kompulsif semptomların gelişmesinde abartılmış sorumluluk, katastrofik yanlış yorumlama ve sorumsuzca hareket etme korkusu kavramlarının rolü olduğu düşünülmüştür. Mevcut çalışmanın sonuçları, sınırlamaları, güçlü yönleri ve etkileri tartışılmış ve gelecekteki tartışmalar için öneriler bu çalışmada sunulmuştur.Master Thesis The Grief Experience of People Who Lost Their Pets: Mediating Role of Social Constraints, Perceived Social Support, and Attachment(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Demirci, Öykü; Ögütcü, Yasemin MeralBu çalışma, bir evcil hayvanın ölümünün ardından yas ile depresyon, anksiyete ve stres arasındaki ilişkide sosyal kısıtlamalar, algılanan sosyal destek ve bağlanmanın aracı rollerini incelemektedir. Araştırmanın örneklemini son bir yılda evcil hayvanını ölüm nedeni ile kaybeden 210 yetişkin katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmanın hipotezlerini test etmek için Katılımcı Bilgi Formu, Evcil Hayvan Yas Ölçeği, Lexington Evcil Hayvanlara Bağlanma Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği-Gözden Geçirilmiş Form, Sosyal Kısıtlamalar Ölçeği ve Depresyon, Anksiyete ve Stres Ölçeği-21 kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre sosyal kısıtlamalar yas ile depresyon, anksiyete ve stres arasındaki ilişkiye aracılık etmiştir ancak algılanan sosyal destek ve bağlanmanın bu ilişkide aracılık rolü olmadığı tespit edilmiştir. Buna göre, bir evcil hayvanın ölümü ile ilgili yas tepkilerinin yoğunluğuna rağmen, bireylerin deneyimledikleri kayıp diğer insanların gözünde gerçek bir kayıp olarak kabul edildiği taktirde depresyon, anksiyete ve stres düzeyleri azalabilir. Mevcut çalışmanın sonuçları, sınırlamaları, güçlü yönleri ve etkileri tartışılmış ve gelecekteki tartışmalar için öneriler bu çalışmada sunulmuştur.Master Thesis The Mediating Role of Mindfulness, Psychological Flexibility, Experiential Avoidance and Cognitive Flexibility on the Relationship Between Childhood Trauma and Somatization(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Özdemir, İlayda; Ögütcü, Yasemin MeralBu çalışmanın amacı, çocukluk çağı travması ile somatizasyon arasındaki ilişkide bilinçli farkındalık, psikolojik esneklik, deneyimsel kaçınma ve bilişsel esnekliğin aracı rollerini araştırmaktır. 18-76 yaş arası 380 kişi katılmıştır. Sosyodemografik Bilgi Formu, Semptom Kontrol Listesi'nin somatizasyon alt ölçeği, Çocukluk Çağı RuhsalTravma Ölçeği, Bilişsel Farkındalığı Ölçeği, Psikolojik Esneklik Ölçeği, Bilişsel Esneklik Ölçeği ve Çok Boyutlu Yaşantısal Kaçınma Ölçeği-30 Google Formlar üzerinden online olarak yapılmıştır. Çocukluk çağı travması ile somatizasyon arasındaki ilişkide bilinçli farkındalık, psikolojik ve bilişsel esnekliğin aracı rolünü analiz etmek için basit aracılık analizleri yapılmıştır. Deneyimsel kaçınma ve 6 alt boyutunun aracılık rolünü test etmek için çoklu aracılık analizi kullanılmıştır. Çocukluk çağı travmaları ile somatizasyon arasındaki ilişkide bilinçli farkındalık ve psikolojik esnekliğin aracı rolü olduğu saptanırken, bilişsel esnekliğin ve deneyimsel kaçınmanın aracı rolü gözlenmemiştir. Ayrıca baskılama inkar alt boyutunda aracılık rolü gözlenmiştir. Bu çalışma, çocukluk çağı travmaları ile somatizasyon arasındaki ilişkiye ilişkin gelecekteki araştırmalar için aracılık rolünün etkilerinin araştırılmasının önemine katkıda bulunmuştur. Bu çalışmanın bulguları, çocukluk çağı travmaları ile somatizasyon arasındaki ilişkinin daha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır. Ayrıca, Bilişsel Davranışçı Terapi somatizasyon için etkili bir tedavi olarak bulunurken, bu çalışma Kabul ve Kararlılık Terapisi ve Bilinçli Farkındalık Temelli Bilişsel Terapi gibi üçüncü dalga yaklaşımlarının önemini vurgulamaktadır.
