Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8832

Browse

Search Results

Now showing 1 - 6 of 6
  • Master Thesis
    Türk Örnekleminde Uzam-Sayı İlişkilerinin İncelenmesi: Tek Elli Büyüklük Karşılaştırma Görevi
    (2025) Candemir, Ayşenur; Çetinkaya, Seda Dural
    Sayısal büyüklüklerin işlenmesi ile uzamsal temsiller arasında güçlü bir bilişsel ilişki olduğunu gösteren birçok görüngü bulunmaktadır. Zihinsel sayı doğrusu (MNL) olarak bilinen, sayıların zihinde yatay bir uzam boyunca temsil edildiğini öne süren yaklaşıma göre, küçük sayılar genellikle sol, büyük sayılar ise sağ uzam ile ilişkilendirilir. Bu ilişkilerin en dikkat çekici göstergelerinden biri olan SNARC etkisi (Spatial-Numerical Association of Response Codes), uzam-sayı ilişkilerine (SNA) dair sıkça kullanılan bir ölçüttür. Ancak dikkat çekici bir şekilde, bu etki Batı dışı örneklemlerde tutarlı biçimde gözlemlenmemektedir. Okuma yönü gibi kültürel faktörler bu tutarsızlıkları açıklamak üzere tartışılıyor olsa da, mevcut açıklamalar hâlâ yeterince kapsamlı değildir ve daha fazla araştırma gerektirmektedir. Bu tez çalışması, SNA'ları Batı dışı bir bağlamda daha kapsamlı biçimde ele almayı hedeflemiş ve Türk katılımcılardan oluşan bir örneklem ile, tek el kullanılmasını gerektiren bir sayısal büyüklük karşılaştırma görevi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Grup düzeyinde, soldan sağa yönlü bir uzamsal temsile kanıt olarak gösterilen MNL uyumluluk etkisi gözlemlenmese de, sayısal işlemenin diğer temel özellikleri—özellikle mesafe etkisi ve büyüklükle ilişkili etkiler—güçlü biçimde ortaya çıkmıştır. Ayrıca bu etkiler görev yönergelerine bağlı olarak farklılık göstermiş ve boyut uyumu ile seçim etkisi gibi bağlama duyarlı örüntüler de gözlemlenmiştir. Öte yandan, MNL uyumluluğu etkisinin daha büyük sayısal mesafelerde belirginleşmesi, bilişsel yük azaldığında normalde tespit edilemeyen yönsel uzam-sayı kodlarının görünür hâle gelebildiğini göstermiştir. Bulgular, yön bildiren SNA'ların ortaya çıkarılmasında yöntemsel tasarımın önemini vurgulamakta ve görev yapısının, kültürel çeşitlilik içeren örneklemlerde örtük uzamsal temsilleri ortaya çıkarabileceğini göstermektedir.
  • Master Thesis
    The Effects of Biological Relevance of Stimuli on Blocking
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2016) İçağası, Beste; Çetinkaya, Seda Dural
    Bu çalışmada, insanda, laboratuvar koşullarında ayırt edici klasik koşullama yordamı aracılığıyla korku tepkileri edinilmiş bir uyarıcıya, yeni bir uyarıcının eklenmesi sonucunda ortaya çıkan bloklama etkileri, keyfi ve ekolojik uyarıcılar olmak üzere iki farklı uyarıcı türü bakımından incelenmiştir. Bu amaç doğrultusunda, keyfi ve ekolojik olmak üzere iki adet uyarıcı seti hazırlanmıştır. Keyfi uyarıcı seti geometrik figürlerden oluşurken, ekolojik uyarıcı seti yılan resimleri içermektedir. Çalışma kapsamında, işlem yolları aynı dört farklı deney yürütülmüştür. Deneyler sadece kullanılan uyarıcılar bakımından birbirinden farklılaşmaktadır. İlk deneyde sadece keyfi uyarıcılar kullanılırken ikinci deneyde sadece ekolojik uyarıcılar kullanılmıştır. Üçüncü deneyde koşullu uyarıcılar keyfi, koşullu uyarıcıların yanına eklenen yeni uyarıcılar ekolojik iken; dördüncü çalışmada koşullu uyarıcılar ekolojik, koşullu uyarıcıların yanına eklenen yeni uyarıcılar keyfi uyarıcılardır. Literatürde sıklıkla kullanılan ve (1) ayırt edici klasik koşullama yordamı aracılığıyla koşullu korku tepkilerinin edinildiği edinim aşaması, (2) koşullu korku tepkileri edinilmiş uyarıcılara yeni uyarıcıların eklendiği bloklama aşaması ve (3) bloklama etkilerinin incelendiği test aşamasından oluşan üç aşamalı bir işlem yolu takip edilmiştir. Test aşamasındaki uyarıcı sunumlarına ilişkin ortaya çıkan deri iletkenliği tepkisi, US beklentisi ve uyarılma düzeyi bağımlı ölçümler olarak kaydedilmiştir. Test aşamasındaki uyarıcılara verilen deri iletkenliği tepkileri için bağımlı grup t-testi kullanılırken, US beklentisi ve uyarılma düzeyinin analizlerinde Wilcoxon işaretli sıra testi kullanılmıştır. Çalışma kapsamında incelenen biri otonomik diğerleri bilişsel olan üç bağımlı değişken için elde edilen bulgular, farklı uyarıcı türlerinin bloklama etkilerinin ortaya çıkmasında önemli bir rol oynadığına ilişkin birtakım kanıtlar sağlamıştır.
  • Master Thesis
    The Long-Lasting Effects of Extinction During the Reconsolidation Process of Fear Memory
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2014) Gür, Ezgi; Çetinkaya, Seda Dural
    Bu tezde, korku belleğinin yeniden-bütünleştirme sürecine uygulanan sönme işleminin zamana bağlı ve uzun süreli etkileri incelenmiştir. Schiller ve arkadaşları (2010) tarafından geliştirilen ve üç aşamadan oluşan (edinim, sönme, yeniden sönme) yeniden-bütünleştirme güncelleme paradigması, söz konusu işlem yolunun korku tepkilerinin önlenmesindeki zamana bağlı etkilerini incelemek üzere kullanılmış, ayrıca uzun süreli etkilerin incelenmesi için sönme işleminden bir yıl sonra bir takip çalışması yürütülmüştür. Sönme işlemi katılımcılara hatırlatıcı sunumundan 10 dakika sonra (yeniden-bütünleştirme penceresi içinde), hatırlatıcı sunumundan 6 saat sonra (yeniden-bütünleştirme penceresi dışında) ve hatırlatıcı sunumu olmaksızın (standart sönme işlemi) uygulanmıştır. Korku tepkilerinin kendiliğinden geri gelmesi ise sönme işleminden 24 saat sonra, 15 gün sonra ve 3 ay sonra olmak üzere üç ayrı düzeyde manipüle edilmiştir. Çalışmada gruplar arası karşılaştırmaları gerçekleştirmek üzere 3 (Sönme: Hatırlatıcıdan 10 dakika ve 6 saat sonra ve hatırlatıcı sunumu olmaksızın) x 3 (Yeniden sönme: sönme işleminden 24 saat, 15 gün, 3 ay sonra) denekler arası desen kullanılmıştır. Katılımcıların deri iletkenliği tepkisi aracılığıyla ölçülen korku tepkileri her aşama için kaydedilmiştir. Çalışmanın sonuçları, yeniden sönme süreci dışında ve hatırlatıcı uyarıcı sunumu olmaksızın uygulanan sönme işlemlerine kıyasla, sönme işlemi yeniden bütünleştirme süreci içerisinde uygulandığında korku tepkilerinin anlamlı bir şekilde daha az geri geldiğini ve bu durumun yeniden-sönme manipülasyonundan bağımsız olduğunu göstermiştir. Fakat, uzun süreli etkilerin incelendiği bir yıl sonraki takip çalışmasında söz konusu etkiye rastlanmamıştır.
  • Master Thesis
    Determining Saliency Levels of Emotional Facial Expressionsby Using Instructed Lying Paradigm
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2014) Aydınlık, Ayşegül; Çetinkaya, Seda Dural
    Bu çalışmada farklı duygulara ait yüz ifadelerinin, görsel belirginlik düzeylerinin bir fonksiyonu olarak yalan söyleme eyleminin getirdiği bilişsel yüke dayanıklılıkları temelinde ayrışmaları incelenmiştir. Farklı duygulara ait yüz ifadelerinin görsel belirginlik düzeylerinin belirlenmesi amacıyla, Çalışma I'de katılımcılardan klasik bir duygu tanıma görevi tamamlamaları istenmiş, çalışma boyunca tepki süresi ve deri iletkenliği tepkisi ölçümleri alınmıştır. Farklı yüz ifadelerine ait duyguların yalan söyleme eyleminin getirdiği bilişsel yüke dayanıklılıklarının belirlenmesi amacıyla yürütülen Çalışma II'de yönerge-temelli yalan söyleme paradigmasının uygulandığı bir duygu tanıma görevini yerine getirmeleri istenmiştir. Yalan söyleme eyleminin uyarıcıların işlenmesine etkisini kontrol etmek amacıyla Çalışma III'te katılımcılara herhangi bir yalan söyleme yönergesi verilmemiş; ancak, katılımcılardan yalan söyleyecekleri zamana kendilerinin karar vermesi istenmiştir. Genel olarak elde edilen sonuçlar, farklı duygulara ait yüz ifadelerinin görsel belirginlik düzeyleri bakımından ayrıştıkları ve yüksek görsel belirginlik düzeyinin ifadeleri yalan söylemeye karşı daha dayanıklı hale getirdiği yönündedir. Ayrıca, farklı çalışma gruplarından elde edilen tepki süreleri ve deri iletkenliği tepkisi ölçümleri, yalan söyleme eyleminin bilişsel yönden doğru söyleme eylemine göre daha yüklü bir eylem olduğuna ve uyarıcıların genel olarak nasıl işlendikleri üzerinde bir etkiye sahip olduğuna işaret etmektedir.
  • Master Thesis
    Does Stress Enhance Latent Inhibition
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Hasanlı, Sayyara; Çetinkaya, Seda Dural
    Bu çalışmada insanlardaki stress düzeyinin örtük ketleme peformansları üzerindeki etkisi incelenlenmiştir. Örtük ketleme, gözlemcinin görevle ilgisiz fakat tanıdık bir uyaranla karışılaştığı zaman uyaranlar arasında bağlantı kurmada yaşadığı zorlanmayı ifade eder. Bu tezde, kısa süreli olarak zihinsel stresi manipule etmek amacıyla bir şarkı söyleme testi kullanılmıştır. Katılımcıların davranışları deney boyunca video kaydına alınırken, stres manipulasyonu olarak beklemedikleri bir zamanda şarkı söylemeleri istendi. Yaratılan stres manipulasyonuna bağlı olarak katılımcıların şarkı söyledikleri sırada deri iletkenlik seviyelerinde ve kalp atışlarında anlamlı bir artış gözlemlendi. Daha sonra, tanıdıklık etkisinin öğrenme üzerindeki etkisini ölçmek için örtük ketleme testi kullanıldı. Çalışmanın önceden maruz bırakma aşamasında önceden maruz bırakılmış uyarıcı 20 kez sunuldu. Test aşamasında, 20 kez her bir önceden maruz bırakılmış uyarıcı ve katılımcının yeni karşılaştığı uyarıcıdan sonra görev olan uyarıcı katılımcıya sunuldu ve görev olan uyarıcıyı her gördüklerinde cevap vermeleri istendi. Analiz sonuçlarına göre, katılımcıların önceden maruz bırakılmış uyarıcılara verdiği tepki süreleri önceden maruz bırakılmamış uyaranlara verdikleri tepki süresinden daha uzundu. Literatür geçmişiyle paralel olarak, bu çalışmada da stresin örtük ketleme üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Stresin manipulasyon olarak kullanıldığı ve kullanılmadığı iki grubun önceden maruz bırakılmış uyarıcı için tepki süresi karşılaştırıldığında gruplar arasında anlamlı bir fark gözlemlendi. Diğer bir değişle, önceden maruz bırakılmış uyarıcılara stres manipulasyonuna mağruz kalan grubun tepki süresi, stres manipulasyonuna mağruz kalmayan grubun tepki süresine nazaran daha uzundur. Benzer olarak, önceden maruz bırakılmamış uyarıcıların test edildiği grupta, stres manipulasyonuna mağruz kalan katılımcıların tepki süresi, stres manipulasyonuna mağruz kalmayan katılımcıların tepki süresine göre daha uzundur. Sonuçlara bağlı olarak, stresin örtük ketleme üzerinde arttırıcı bit etkisi olduğu gözlemlendi.
  • Master Thesis
    Testing the Number-Space Compatibility With a Modified Version of the Numerical Stroop Task
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2020) Yavuz, Günce; Çetinkaya, Seda Dural
    Bu tezde, Sayısal Stroop görevinin değiştirilmiş bir versiyonu kullanılarak Sayı-Uzamsal Konum Uyumu üzerindeki ketleme etkisi iki farklı değerlendirme görevi (Miktar ve Sayı Değerlendirme) ile test edilmiştir. Bu doğrultuda sunulan uyarıcılar Sayısal Uzaklık Etkisi (uzak-büyük, yakın ve uzak-küçük) göz önünde bulundurularak hazırlanmış olup, Sayı-Uzamsal konum uyumu (miktar değerlendirme görevinde az tekrar eden rakamın sol uzamsal alandan sunulması: uyumlu (örn. 55 22222) ve sayı değerlendirme görevinde daha küçük olan rakamın sol uzamsal alandan sunulması: uyumlu (örn. 22222 55), tam ters durumlar uyumsuz) ve Stroop ketleme etkisine (her iki görev için de sunulan rakamların kendi rakamsal değerleri kadar tekrar etmesi: tutarlı (örn. 22 55555), sunulan rakamların birlikte sunulduğu rakamın rakamsal değeri kadar tekrar etmesi: tutarsız (örn. 22222 55)) göre sunulmuştur. Böylece dört farklı uyarıcı kategorisi: Sayı-Uzamsal Konum uyumlu – Stroop tutarlı (örn. 22 55555), Sayı-Uzamsal Konum uyumlu – Stroop tutarsız (örn. 22222 55), Sayı-Uzamsal Konum uyumsuz – Stroop tutarlı (örn. 55555 22) ve Sayı-Uzamsal Konum uyumsuz – Stroop tutarsız (örn. 22222 55) olarak oluşturulmuştur. Doğru cevap yüzdesi ve tepki süresi, bağımlı değişkenler olarak kaydedilmiş, ve Çok Aşamalı Model, ana etkiler ve etkileşim etkileri oluşturulan hipotezler doğrultusunda değişkenleri sırasıyla modele dahil ederek oluşturulmuştur. Sonuçlar incelendiğinde, Stroop görevine göre tutarsız ve Sayı-Uzamsal Konuma göre uyumsuz denemeler Sayısal Uzaklık Etkisi'ne göre "yakın" olarak sunulduğunda, ayrıca, "uzak-küçük" uyarıcılara kıyasla "uzak-büyük" uyarıcılarda tepki süresinde anlamlı bir düşüş, hata yüzdesinde bir artış bulunmuştur. Buna göre anlamlı Sayısal Uzaklık Etkisi ve Büyüklük Etkisi, Sayı-Uzamsal Konum Uyumu etkisini analog kodlama sistemi olarak gören Zihinsel Sayı Doğrusunun varlığını destekler nitelikte olduğu söylenebilir.