Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8832
Browse
Search Results
Master Thesis Algılanan Ebeveyn Kabul-Reddi ile Ruh Sağlığı Arasındaki İlişkide Kişilerarası Duygu Düzenlemenin ve Duygu Dışavurumunun Aracı Rolü(2025) Kaçmaz, Gülçin; Ögütcü, Yasemin MeralÇocukluk döneminde yaşanan ebeveyn reddi deneyimleri, bireyin ruh sağlığı üzerinde uzun süreli ve derin etkiler bırakabilmektedir. Erken dönem ilişkisel olumsuzlukların ruh sağlığı üzerindeki etkisi literatürde kapsamlı biçimde ele alınmış olsa da, bu ilişkiyi açıklayabilecek duygusal mekanizmalar yeterince araştırılmamıştır. Bu çalışmada, Kişilerarası Kabul-Ret Kuramı'ndan (IPARTheory) yola çıkılarak, algılanan ebeveyn reddi ile psikolojik belirti düzeyi arasındaki ilişkide duygu dışavurum ve kişilerarası duygu düzenleme (IER) süreçlerinin olası aracılık rolleri incelenmiştir. Araştırmaya 18-75 yaş aralığında, Türkiye genelinden 384 kişi katılmıştır. Katılımcılar, çevrimiçi anket aracılığıyla Algılanan Ebeveyn Kabul-Ret Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri, Berkeley Dışavurumculuk Ölçeği ve Kişilerarası Duygu Düzenleme Ölçeği'ni doldurmuştur. Bulgular, algılanan ebeveyn reddi ile psikolojik belirtiler arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca, pozitif duygu dışavurumun her iki ebeveyn modelinde de kısmi aracılık rolü olduğu görülmüştür. Kişilerarası duygu düzenleme açısından ise yalnızca perspektif kazanımı alt boyutu, anne ve baba reddi modelinde anlamlı bir dolaylı etki göstermiştir. Sonuçlar, erken ebeveynlik deneyimlerinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini anlamada duygu dışavurum ve kişilerarası duygu düzenleme süreçlerinin önemine işaret etmektedir. Bu bulguların özellikle duygusal ifade güçlüğü yaşayan bireylerle çalışan ruh sağlığı çalışanları için yol gösterici olabileceği düşünülmektedir.Master Thesis Erken Dönem Uyumsuz Şemalar ve Ayrılık Uyumu Arasındaki İlişkide Bilişsel Duygu Düzenleme ve Öz-Şefkatin Aracı Rolü(2025) Helvacı, Beyza Nur; Ögütcü, Yasemin MeralRomantik ayrılıklar, bireylerin bilişsel açıdan zorlandığı, yoğun duygusal deneyimlerle karakterize edilen süreçlerdir. Erken dönem uyumsuz şemalar (EDUŞ) sıklıkla kişilerarası zorluklar bağlamında incelenmiş olsa da, bu şemaların ayrılık sonrası uyum süreci üzerindeki etkilerini inceleyen sınırlı sayıda araştırma bulunmaktadır. Bu çalışma, EDUŞ ile ayrılık uyumu arasındaki ilişkide öz-şefkat ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracılık rollerini incelemeyi amaçlamıştır. Araştırmaya, son iki yıl içinde bir ayrılık yaşamış olan ve yaşları 18 ile 35 arasında değişen toplam 318 katılımcı dahil edilmiştir. Veriler, çevrim içi olarak uygulanan dört öz-bildirim ölçeği aracılığıyla toplanmıştır: Young Şema Ölçeği – Kısa Form 3 (YSQSF3), Öz-Duyarlık Ölçeği (SCS), Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği (CERQ) ve Fisher Boşanma/Ayrılığa Uyum Ölçeği – Kısa Formu (FDAS-SF). Elde edilen bulgular, özşefkatin ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin, erken dönem uyumsuz şemalar ile ayrılık uyumu arasındaki ilişkide anlamlı biçimde aracılık ettiğini göstermiştir. Ayrıca, hem öz-şefkatin hem de bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin alt boyutları ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Öz-şefkat alt boyutları arasında bilinçli farkındalık, öz-yargılama ve ortak insanlık duygusu aracılık gösteren alt boyutlar olarak belirlenmiştir. Bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasında ise felaketleştirme, ruminasyon ve başkalarını suçlama önemli aracılık etkileri göstermiştir. Bu çalışma, erken dönem uyumsuz şemalar, öz-şefkat ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin ayrılık sonrası uyum üzerindeki etkilerine ışık tutarak, klinik psikoloji alanına hem kuramsal hem de uygulamaya yönelik anlamlı katkılar sağlamayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: erken dönem uyumsuz şemalar, ayrılık uyumu, öz-şefkat, bilişsel duygu düzenleme, ayrılıkMaster Thesis Nesne İlişkileri ve Evcil Hayvan Bağlanmasının Kaygı Üzerine Etkisi(2025) Sadık, Selin Maya; Ögütcü, Yasemin MeralBu çalışma, nesne ilişkileri ile kaygı semptomları arasındaki ilişkide evcil hayvan bağlanmasının kaygılı ve kaçıngan boyutları üzerinden aracı rolünü incelemeyi amaçlamıştır. Nesne ilişkileri ve bağlanma kuramlarına dayanan bu araştırma, erken dönem ilişkisel zorluklar yaşamış bireylerde evcil hayvanlarla kurulan duygusal bağların geçiş nesnesi ya da duygusal düzenleyici işlev görüp görmediğini araştırmıştır. Katılımcılar, 1865 yaş aralığında, en az üç aydır kedi veya köpek ile aynı evde yaşayan 290 Türk yetişkinden oluşmaktadır (%83,8 kadın). Veriler, Bell Nesne İlişkileri ve Gerçeklik Testi Envanteri (BORRTI), Evcil Hayvan Bağlanma Ölçeği (PAS) ve Depresyon Anksiyete Stres Ölçeği (DASS-21) kullanılarak toplanmıştır. Korelasyon analizleri, bozulmuş nesne ilişkilerinin hem kaygı semptomları hem de kaygılı evcil hayvan bağlanması ile pozitif yönde ilişkili olduğunu; kaçıngan bağlanmanın ise anlamlı bir ilişki göstermediğini ortaya koymuştur. Mediyasyon analizleri, bu bağlanma stillerinin nesne ilişkileri ile kaygı arasındaki ilişkiyi anlamlı şekilde açıklamadığını göstermiştir. Bulgular, bozulmuş nesne ilişkilerine sahip bireylerin evcil hayvanlara kaygılı biçimde bağlanabileceğini, ancak bu bağların kaygıyı azaltıcı bir işlev taşımayabileceğini göstermektedir. İnsan–hayvan bağları oldukça bireyseldir ve kişinin içsel nesne dünyası ile gelişimsel geçmişine bağlı olarak farklı işlevler üstlenebilir. Sonuçlar, terapötik süreçte bu bağların taşıdığı simgesel ve telafi edici anlamların dikkatle ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır.
