Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8832

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 16
  • Master Thesis
    Assessing the potential impact of the EU Green Deal on turkish refineries: Analyzing net-zero emission strategies through expert insights
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Akdağ Kerimov, Arzu; Kerimov, Arzu Akdağ; Biresselioğlu, Mehmet Efe
    Avrupa Birliği'nin Yeşil Mutabakatı ekonomik, sosyal ve çevresel yönleri ele alan kapsamlı bir politika çerçevesidir. AB, Yeşil Mutabakat ile 2050 yılına kadar karbon-nötr bir kıtaya ulaşmayı çeşitli alanlarda çeşitli politikalar ve unsurlarla taahhüt etmiştir. AB üyeleri Yeşil Mutabakat'ın gerekliliklerini uygulamaya başlamıştır. Yeşil Mutabakat, başta ticaret ortakları olmak üzere AB üyesi olmayan ülkeleri de etkilemektedir. Bu çalışma, Yeşil Mutabakat'ın Türk rafinerileri üzerindeki potansiyel. etkilerini ortaya koymaktadır. Çalışmada, özellikle Net-sıfır emisyon ve karbonsuzlaştırma hedeflerine odaklanarak, Yeşil Mutabakat'ın Türk rafineri endüstrileri üzerindeki potansiyel etkisi değerlendirilmektedir. Öncelikle rafinerilerle ilgili Yeşil Mutabakat hedefleri analiz edilmiş, ardından dünyadaki rafineri sektörü örnekleri incelenmiştir. Yeşil Mutabakat'ın Türk rafinerileri üzerindeki potansiyel etkisini değerlendirmek için nitel analiz methodu kullanılarak deneyimli uzmanlarla görüşmeler yapılmıştır. Bulgular, Yeşil Mutabakat'ın, Türk rafinerilerini, piyasa değişkenlerine ve Yeşil Mutabakat ile Türk mevzuatındaki son güncellemelere uyum sağlayacak stratejiler geliştirilebilecek şekilde etkileyeceğini göstermektedir.
  • Master Thesis
    Evaluating Energiewende: a Successful or Failed Energy Transition Attempt?
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Aktaş, Ozan; Biresselioğlu, Mehmet Efe
    Paris Antlaşması iklim değişikliğine resmiyet kazandırdı. Böylece iklim değişikliği temiz enerji kaynaklarına geçişin önemini arttırdı. Almanya'nın enerji dönüşüm program Energiewende iddialı iklim hedefleri sayesinde en popular enerji dönüşüm programı haline geldi. Energiewende sadece yenilenebilir enerjiye dönüşümü içermiyor, aynı zamanda nükleer enerjiden vazgeçilmesini de içeriyor. Almanya'nın nükleer santrallerini kapatma kararı Fukushima felaketinden sonra gündemde yer edinmeye başladı. Aslında Almanya'nın Fukushima felaketinden önce de nükleer enerjiden vazgeçme kararı vardı. Ama bu karar daha sürdürülebilir uzun vadeli bir nükleer enerjiden vazgeçiş sürecini kapsıyordu. Almanya'nın Fukushima felaketinden sonra aldığı nükleer santrallerin bir kısmını hemen kapatma kararı, Energiewende'yi daha zor bir konuma soktu. Çünkü Almanya sürdürülebilir ve temiz bir enerji kaynağını kaybetme sürecine girdi. Bu durum fosil kaynakları yenilenebilir enerjinin yanında tek alternatif olarak bıraktı. Fosil yakıtların Almanya'nın birincil enerji tüketimi içerisindeki önemi de Energiewende'nin iklim hedeflerinin sorgulanmasına yol açtı. Bu çalışmanın temel amacı, Energiewende'nin hedeflerini tespit etme ve başarısını enerji dönüşümü teorisne göre ölçmek üzerine kurulmuştur.
  • Master Thesis
    The Interdependency Between Russia and the European Union: Security of Supply or Security of Demand?
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2015) Dönmez, Sinem; Biresselioğlu, Mehmet Efe
    Enerjinin devletler için önemli bir role sahip olduğu yaygın olarak kabul edilmiş bir gerçektir. Enerji ticareti bağlamında ülkeler arasındaki karşılıklı bağımlılık düzeyi, bu alanda yaşanabilecek herhangi tartışmalı bir durum söz konusu olduğunda ülkeleri savunmasız bir konuma sokabilmektedir. Bu çerçeve kapsamında, nitekim son zamanlarda Ukrayna ve Rusya arasında yaşanmış olan Kırım krizinin başta Ukrayna, Rusya ve Avrupa Birliği olmak üzere küresel enerji piyasası üzerinde etkileri hissedilmiştir. Yaşanan bu kriz, doğal gaz tedarikinde Rusya'ya bağlı olan Avrupa Birliği ülkelerinin tedarikte tek bir ülkeye fazlaca olan bağımlılığın yaratmış olduğu hassasiyeti azaltmak adına kaynak çeşitlendirmesi arayışına girmelerini tetikleyici bir unsur olarak nitelendirilmektedir. Bu duruma ek olarak, Rusya ve Avrupa Birliği krizin sonuçlarından, Rusya'nın doğal gazı için alternatif müşteriler ve AB'nin de kısa ve orta vadeli dönemde kaynak ve tedarikçi çeşitlendirmesi yapabilmek adına yeni alternatif arayışına girmesi sebebiyle olumsuz bir şekilde etkilenmişlerdir. Doğal gaz ithalatında gazının %34 (162,4 milyar m3)'ünü Rusya'dan tedarik eden bir birlik için kısa zamanda en büyük tedarik kaynağı yerine alternatiflerini bulmak zor olduğu kadar, Rusya için de kısa sürede doğal gazına yeni alıcı piyasalar bulmak için zorluklar söz konusudur. Bu sebeple de Kırım krizinin geçmişte yaşanmış olan doğal gaz krizleriyle birlikte Rusya ve AB arasındaki doğal gaz politikaları üzerinde bazı değişimler yaratacağı söylenebilir. Gelecekteki AB ve Rusya enerji ilişkilerinde yaşanabilmesi muhtemel değişikliklerin değerlendirilebilmesi adına bu tezin ana sorusu 'karşılıklı bağımlılık teorisi çerçevesinde gelecekteki Rusya ve AB arası enerji ilişkilerinde Rusya-Çin ve Rusya-Türkiye ilişkileri de göz önünde bulundurularak Kırım krizinin belirleyici bir rolünün olup olmadığı' olarak belirlenmiştir.
  • Master Thesis
    The Potential Impact of Eastern Mediterranean Natural Gas Development on the Cyprus Conflict
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2015) Algun, Ecem; Biresselioğlu, Mehmet Efe
    Dünya üzerinde birçok önemli doğalgaz kaynakları bulunmaktadır. 2009 yılından itibaren bu konu Doğu Akdeniz bölgesi için de önemli bir hale gelmiştir. Bununla birlikte, Kıbrıs adasının yakınlarında da önemli doğal gaz rezervleri bulunmuştur. Bilindiği gibi, Kıbrıs'ta bir çözümsüzlük vardır. Ancak, bölgedeki doğalgaz gelişimi bu çözümsüzlüğü çözmek için bir araç olarak kullanılabilir. Bu sebeple, bu çalışmanın amacı, doğalgaz gelişiminin Kıbrıs çözümsüzlüğü üzerindeki etkilerini analiz etmektir. Bu çözümsüzlüğün altında yatan nedenleri anlayabilmek için, çatışma yönetimi ve enerji güvenliği teorileri kullanılmıştır. Ayrıca, çözüm için olası sonuçları değerlendirmek adına bu önemli teoriler Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk elit temsilcileri ile yapılan derinlemesine görüşmeler ile desteklenmiştir.
  • Master Thesis
    Assessing the Global Energy Justice: an Analytical Perspective
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Solak, Berfu; Biresselioğlu, Mehmet Efe
    Literatüre yeni giren bir kavram olan enerji adaleti, tüm bireylerin herhangi bir ayrım gözetmeksizin, güvenli, düşük maliyetli ve sürdürülebilir enerjiye erişiminin olduğu adaletli ve eşitlikçi bir enerji sistemi oluşturmayı hedeflemektedir. Bu çalışma, enerji adaleti kavramı temelinde, sekiz farklı gösterge aracılığyla çok boyutlu bir analiz kullanarak, seçilen ülkelerin enerji adaleti performansını ölçmek için bir endeks tasarlamayı amaçlamaktadır. Söz konusu göstergeler; "kişi başına düşen GSYİH", "elektriğe erişim", "karbon yoğunluğu", "kişi başına düşen karbon salınımı", "yemek pişirmek için temiz yakıtlara ve teknolojilere erişim", "kişi başına düşen enerji kullanımı", "enerji yoğunluğu ve yenilenebilir enerjinin toplam nihai enerji tüketimi içindeki payından" oluşmaktadır. Çalışma, 2006 ve 2016 yılları arasında 81 ülkenin Enerji Adalet Endeksi değerlerine ilişkin hesaplamaları ortaya koymaktadır. Sonuçlar iki farklı şekilde analiz edilmiştir. İlk olarak sınıflandırma yöntemine başvurulmuştur. Bazı ülkeler, yüksek enerji adaleti performansına sahip ülkeler olarak sınıflandırılırken, bazıları düşük enerji adaleti performansına sahip ülkeler olarak nitelendirilmiştir. Örneklem olarak alınan ülkelerin çoğunluğunun orta düzeyde enerji adaleti puanına sahip olduğu görülmüştür. Bu durum, çevresel sorunlara ve yenilenebilir enerji tüketimine daha fazla önem veren gelişmiş ülkelerin, halen karbon yoğun bir ekonomiye bağımlı olan azgelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerden enerji adaleti performansı bakımından üstün geldiği önerisini kanıtlamaktadır.
  • Master Thesis
    Exploring the Rationale Behind the Strategic Role of Natural Gas in Chinese Energy Policy Making
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2015) Soytekin, Özge; Biresselioğlu, Mehmet Efe
    Nüfus ve ekonomik büyüme ülkelerin enerji tüketimi ve üretimi açısından önemli aktörler olarak kabul edilmektedir. Çin en kalabalık nüfuslu ülke ve en fazla hızla büyüyen ekonomiye sahip ülke olduğu için, dünyanın en fazla enerji üreten ve tüketen ülkesi olmuştur ve bu durum dünya enerji piyasalarında da son derece etkili bir ülke olmasını sağlamaktadır. 1993 yılına kadar, Çin enerji kaynaklarına dayalı olarak kendi kendine yeten bir ülke olmuştur, bu demek oluyor ki Çin'deki enerji üretimi ulusal tüketimi karşılamaktaydı. Ancak, Çin'deki ekonomik büyüme ülkedeki enerji talebinin artmasına neden oldu ve diğer ülkelerden enerji kaynakları ithal etmeye başladı. Tarihsel olarak, Çin'in birincil enerji kaynağı 2013 yılında toplam enerji tüketiminin %67,4'e sahip olan kömürdür. Çin büyük kömür rezervlerine sahip olmasına rağmen, kömürün yanmasından ortaya çıkan olumsuz etkilerden dolayı, 2009 yılından sonra kömür ithal etmeye ihtiyaç duydu. Yüksek kömür tüketimi sonucunda, Çin dünyadaki önde gelen karbondioksit yayıcı ülke olmuştur. Bundan dolayı, kömür kaynaklarını fosil yakıtlar arasında daha fazla çevre dostu olan doğalgaz ile çeşitlendirmesi gerekmektedir. Enerji güvenliği Çin'in yeni enerji politikasının temel hedefi olup beş temel boyuta sahiptir. Bunlar sırasıyla (1) Elverişlilik (2) Karşılanabilirlik, (3) Erişilebilirlik, (4) Kabul edilebilirlik ve (5) Çeşitlendirme. Çin yeni bir politika olarak 12. Beş Yıllık Plan içerisinde enerji güvenliği stratejisi hazırlıyor, bu plan 2020 yılına kadar % 10 oranında Çin'in tüm enerji kaynakları arasında doğal gazın payının artmasını içermektedir. Çin 'in yeni enerji politikasının ışığı altında, bu tezin ana amaçları Çin'in tüm enerji kaynakları arasında doğal gazın payının artmasının nedenlerini, gelecekteki Çin enerji güvenliği için bu talebin olası etkilerini ve enerji güvenliği açısından küresel gaz ticaretini incelemek ve analiz etmektir.
  • Master Thesis
    Identifying the Barriers To Electric Vehicle Acceptance: a Consumer Preference Survey in İzmir
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Gonca, Arsen; Biresselioğlu, Mehmet Efe
    Elektrikli tas¸ıtların (EV) kanıtlanmıs¸ olumlu c¸evresel sonuc¸larına ragˆmen, kullanımda olan elektrikli tas¸ıt sayısı hala du¨s¸u¨k seviyededir. Du¨s¸u¨k benimseme rakamlarının bir nedeni, elektrikli arac¸ların toplumsal kabulu¨nu¨n bu¨yu¨k o¨lc¸u¨de tu¨keticilerin elektrikli arac¸ algısına bagˆlı olmasıdır. I·zmir, Tu¨rkiye'nin en c¸evre dostu s¸ehirlerinden biridir. Elektrikli otobu¨slerin kullanımını arttırmaya c¸alıs¸arak, I·zmir Belediyesi ic¸ten yanmalı motorlar sebebiyle olus¸an karbon emisyonlarının azaltılmasını tes¸vik etmektedir. Dolayısıyla, s¸ehrin o¨zellikleri nedeniyle, bu c¸alıs¸ma ic¸in I·zmir c¸ok uygundur. Go¨stergeler, elektrikli arac¸lar ile ilgili 63 makaleyi inceleyerek kapsamlı bir literatu¨r taramasından sonra elde edilmis¸ ve 10 go¨sterge toplanmıs¸tır. C¸alıs¸ma, go¨stergelerle ilgili dokuz o¨nermenin aras¸tırılmasına dayanmaktadır. Metodolojiye, literatu¨r taramasına go¨re karar verilmis¸tir, c¸u¨nku¨ anket c¸alıs¸ması digˆer benzer c¸alıs¸malarda sıklıkla kullanılmaktadır. I·zmir merkezli anket, elektrikli arac¸ların kabulu¨ ile ilgili soruları ic¸ermektedir ve dokuz o¨nermeyi test etmektedir. Sorular go¨stergelere go¨re tasarlanmıs¸tır. Ayrıca, sorular c¸oktan sec¸meli ve Likert o¨lc¸egˆi tarzında tasarlanmıs¸tır. Anket, 55 farklı kis¸iye ve 11 uzmana da uygulanarak o¨n kontrolu¨ yapılmıs¸tır. Ayrıca, SPSS istatistik yazılımında anketin son versiyonuna Cronbach's Alpha gu¨venilirlik testi uygulanmıs¸tır. Son olarak, ankete farklı demografik o¨zelliklere sahip 416 kis¸i katılmıs¸tır. Sonuc¸lar dogˆrultusunda, tu¨keticiler daha az para harcamayı tercih etmektedirler ancak daha fazla fayda sagˆlamaya meyillidirler.
  • Master Thesis
    An Analytical Perspective on the European Union's Oil Supply Security in the Aftermath of the Iranian Nuclear Crisis: Modeling the Future
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2014) Şenyüz, Özge; Biresselioğlu, Mehmet Efe
    Bu çalışma, 2012 yılında İran'a uygulanan ambargonun etkisiyle değişen Avrupa Birliği (AB) petrol arz planını incelemektedir. Globalleşen dünyada, artan enerji talebi ile birlikte tüketilen enerji miktarı da günden güne artmaktadır. Özellikle, petrole verilen değer geçmişten günümüze önemini sürdürmeye devam etmektedir. Her ne kadar, büyük miktarda rezervlere sahip olmak bir ülkeyi hem stratejik hem de ekonomik olarak değerli kılsa da, bir ülkeyi enerji açısından zengin bir ülke olarak tanımlamaya yetmemektedir. Çünkü, enerji konusunu ele alırken uygulanan politika ve planlanan stratejilerin önemi azımsanmayacak ölçüde fazladır. Bu yüzden, global bir etken olan enerjiyi, izlenilen politika, bulunulan coğrafya ve dış ilişkiler yönetimi kapsamında değerlendirmek daha doğru olacaktır. Öyle ki, yanlış politika uygulamaları ve dış ülkeler ile kötü ilişkiler içerisinde bulunmak büyük rezervlere sahip bir ülkenin düşüşe geçmesine sebep olabilir. Şu anda, 2012'den beri petrol alımında ambargo uygulanan Iran, bu duruma bir emsal teşkil etmektedir. Tabi ki bu durum, İran'ın dünyanın en büyük petrol ithalatçılarından biri olan Avrupa Birliği ile olan petrol ticaretini de etkilemiş ve AB'nin daha önce İran'dan ithal ettiği petrolü karşılamak için başka ülkelere yönelmesine sebep olmuştur. Bu çalışmanın amacı, Iran ambargosundan sonra AB'nin petrol tedariki planına ışık tutmak ve petrol fiyatları, petrol kaynakları ile ülke riskleri gibi parametrelerle, GAMS modeli kullanılarak geliştirilen senaryolar karşısında, AB'nin petrol alımına ilişkin tepkilerini gözlemlemektir.
  • Master Thesis
    Examining the Transformation of South Stream To the Turkstream: an Analysis From Energy Security Perspective
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Kolcu, Onat; Biresselioğlu, Mehmet Efe
    Enerji devletler için varolmak ve güçlerini devam ettirmek için bir gerekliliktir. Her devlet fabrikalarını işletmek, ordularını kullanmak ve halkını güven içinde tutmak ve onlara gereken refahığı sağlamak için enerjiye kaynağına ihtiyaç duyar. Enerji kaynağının olmaması devletler için bir güvensizlik ortamı yaratır. Bu yüzden her devlet enerji güvenliğine büyük bir önem ile yaklaşır. Enerji güvenliği 1973 yılında yaşanan küresel enerji krizinden beri devletlerin gözünde önem arz etmeye başlamıştır. Enerji güvenliğinin en önemli parçasını arz güvenliği oluşturur. Ancak, devletlerin değişen üretim, ulaştırma ve tüketim alışkınlıkları enerji güvenliği konseptine bakış açılarını değiştirerek yeni perspektifler ile gelişmesini sağlamıştır. Günümüzde, çokça konuşulan iklim değişikliği buna bir örnektir. İklim değişikliği tehditi ilerledikçe devletleri doğalgaz gibi daha az kirli olan enerji kaynaklarını tüketmeye yönelmektedir. Avrupa Birliği, iklim değişikliğine karşı öncü ve en büyük üçüncü doğalgaz tüketicisi, doğalgaz arz güvenliği üzerinde çalışmaktadır. Doğalgazın kötü yanı ise her bulunabirliliğinin düşük olmasından kaynaklanmaktadır. Avrupa Birliği doğalgaz ithalatına bağımlıdır. Bu sebeplerden ötürü, Avrupa Birliği güevnliğini sağlamak için kesintisiz doğalgaz akışına muhtaçtır. Bu tezin ana amacı, ikiside Rus gazını Avrupa'ya taşıyan Güney Akım Doğalgaz Boru Hattı Projesi'nin TürkAkım Gaz Boru Hattı Projesi'ne dönüşümünün olumlu ve olumsuz yönlerini Avrupa Birliği ve Rusya açısından değerlendirmektedir. Bu sonuçlara ulaşmak için enerji güvenliği literatürü baz alınarak bir enerji güvenliği sistemi oluşturulmuştur. Bahsi geçen boru hattı projeleri bu sistem tarafından analiz edilmiştir. Sonuç olarak, her boru hattı projesinin artı ve eksileri olmasına rağmen TürkAkım projesini Avrupa Birliği ve Rusya için daha iyi alternatif olduğu ortaya çıkmıştır.
  • Master Thesis
    Ab Üye Ülkelerinin Enerji ile İklim Politika Stratejileri ve Hedefleriyle İlgili Uzun Vadede Değerlendirilmesi: Enerji Üçlemesi Yaklaşımı
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2016) Turan, Uğur; Biresselioğlu, Mehmet Efe
    Avrupa Birliği 28 üyesi ile birlikte enerji konusunda ciddi yatırımlar yapmaktadır. Dünya da yaşanan enerji krizleri yüzünden, enerjinin önemi önce ki yıllarda katlanarak artmıştır. Avrupa birliğinin ortak politikası gereği enerji hedefleri belirlenmiştir. Bu hedefler Enerji ve İklim Politikaları stratejisi adı altında 2020, 2030 ve 2050 kısa ve uzun vadeli olarak belirlenmiştir. Adeta bir yol haritası olan bu süreçte temel amaçlar, yenilenebilir enerji'nin kullanımını arttırmak, enerji verimliliğini arttırmak ve sera gazı salınımını düşürmektir. Birliğin asıl amacı Avrupa Birliği ülkeleri için güvenilir bir enerji tedariki sağlamak, kömürün payını azaltmak, yenilenebilir enerjiye teşviki sağlamak ve çevreyi korumaktır. Bu tezin amacı Avrupa Birliği enerji politikalarını detaylı şekilde inceleyip, karşılaştırmalı politika analizi kullanarak üye ülkelerin enerji politikalarını, projelerini ve hedeflerini Dünya Enerji Konseyinin Enerji Üçlemesi Listesine göre incelemektir ve analiz etmektir. Enerji üçlemesinde ki 3 ölçü şunlardır; enerji güvenliği, enerji eşitliği ve sürdürülebilir çevre'dir. Bu 3 ana başlık altında bir çerçeve geliştirilmiştir. Bu çerçeve, üye ülkelerin profillerini daha iyi analiz etmeyi hedeflemiştir. Ülkeler karşılaştırılırken 3 ana grupta incelenmiştir. Bu gruplar Dünya Enerji Konseyinin belirlediği enerji üçlemesi listesinde ki performanslarına göre sınıflandırılmıştır. İlk grup yüksek ulaşılabilir üyeler, diğeri orta derece ulaşılabilir üyeler ve son olarak düşük derece ulaşabilir olarak sınıflandırılmıştır. Geliştirilen çerçeve'de analiz edilen önemli noktalar ülkelerin politikalarını analiz ederken kullanılmıştır. Sonuç olarak performanslarına göre öne çıkan ülkeler İsveç, Avusturya ve Danimarka olmuştur. Gruplar arası enerji politikalarının başarılı olmasına göre yakın gelecekte İtalya'nın yüksek ihtimalle bir üst gruba geçmesi ön görülmüştür. Özetle enerji güvenliği, enerji eşitliği ve sürdürülebilir çevre başlıkları altında ülkeler kendi politikalarını geliştirmiş ve 2020, 2030 ve 2050 için hedeflerini belirlemiştir.