Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8832

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 20
  • Master Thesis
    From Awareness to Action in the Twin Transition: A Comparative Greencomp Analysis of SMEs
    (2026) Uzunlas, Aytaç; Biresselioğlu, Mehmet Efe
    Bu çalışma, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin (KOBİ) İkiz Dönüşüm (dijital ve yeşil dönüşüm) sürecindeki hazırlık seviyelerini Avrupa Birliği'nin GreenComp çerçevesi üzerinden incelemektedir. Farkındalık-Eylem Paradoksu`nu temel alan tez, KOBİ'lerin sürdürülebilirlik yetkinlikleri; bilişsel hazırlık ile fiili kurumsal entegrasyonları, yapısal hazırlık arasındaki kopukluğu nicelleştirmeyi amaçlamaktadır. Türkiye, İtalya, İspanya, Avusturya ve Belçika`dan 452 KOBİ'yi kapsayan veri seti üzerinde nicel analiz yapılmıştır. Çalışma kapsamında uyumsuzluğu ölçmek için özgün bir endeks (Gap Index) geliştirilmiştir. Bulgular, farkındalığın yüksek olmasına rağmen resmi yönetişim mekanizmalarının eksikliği nedeniyle belirgin bir yapısal boşluğun varlığını ortaya koymaktadır. İstatistiksel analizler, dijital ve yeşil yetkinlikler arasında güçlü bir korelasyon olduğunu doğrulamakta ve bu dönüşümlerin birbirine bağımlı olduğunu göstermektedir. KOBİ'lerin öncüler ve geride kalanlar olarak ayrıştığı bir dijital-yeşil bölünme tespit edilmiştir. Ek olarak firma büyüklüğünün, sektöre kıyasla başarı üzerinde daha belirleyici olduğu saptanmıştır. Tez, sürdürülebilirlik uyumunda temel darboğazın yönetişim eksikliği olduğu sonucuna varmakta ve uygulama eksikliğini gidermek için verilere dayalı ve ölçek odaklı politika önerileri sunmaktadır.
  • Master Thesis
    Kapsayıcı ve Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım: Karşıyaka, İzmir, Türkiye Örneğinde Paylaşımlı E-Skuter Kullanımının Değerlendirilmesi
    (2025) Durmaz, Emrecan; Biresselioğlu, Mehmet Efe
    Bu tez, eşitlikçi ve sürdürülebilir kentsel ulaşımın teşvik edilmesinde paylaşımlı e-skuter sistemlerinin rolünü İzmir örneği üzerinden incelemektedir. Küresel ölçekte şehirler, karbon emisyonlarını azaltmak ve düşük etkili ulaşım biçimlerine geçişi teşvik etmek amacıyla mikro-mobilite çözümlerine yönelmektedir. İzmir'de belediye tarafından işletilen e-skuter sistemi, kamu yönetiminin kullanım kalıpları, çevresel etkiler ve toplumsal kapsayıcılık üzerindeki etkilerini değerlendirmek için özgün bir bağlam sunmaktadır. Çalışma kapsamında 184.000'i aşkın sürüş kaydı, meteorolojik veriler ve mekânsal göstergelerle birlikte analiz edilmiş; kullanıcı demografisi, seyahat davranışları ve zaman içindeki değişimlere dair temel eğilimler belirlenmiştir. Bulgular, cinsiyet dengesizliği ve hava koşullarına duyarlılık gibi küresel eğilimleri doğrularken, hafif yağış altında kullanım artışı gibi yerel farklılıklara da işaret etmektedir. E-skuterlerin toplu taşıma ile entegrasyonunun etkili olduğu görülmüş, bu da sürdürülebilir ulaşım hedeflerini desteklemektedir. Ancak, özellikle cinsiyet temelli kullanım farkları ve sosyo-ekonomik kullanıcı profillerine dair verilerin eksikliği, eşitlik açısından hâlâ çözülmesi gereken sorunlara işaret etmektedir. Bu tez, paylaşımlı mikro-mobiliteyi hem çevresel hem de toplumsal adalet perspektiflerinden ele alarak, adil geçiş literatürüne katkı sunmaktadır. Kamusal olarak işletilen sistemlerin kamu yararına hizmet etme potansiyelini ortaya koyarken, kapsayıcı tasarım ve hedefe yönelik politika önlemlerinin önemini vurgulamaktadır. İzmir örneği, mikro-mobilite alanındaki literatüre Doğu Akdeniz bağlamından pratik bir katkı sunmakta ve benzer hedefleri olan kentler için yol gösterici nitelik taşımaktadır.
  • Master Thesis
    Enerji Depolama: Türkiye'nin Avrupa Birliği Enerji Müktesebatına Uyumu ve Yenilenebilir Enerji Kaynaklarına Dayalı Enerji Dönüşümü için Anahtar
    (2025) Günerhan, Furkan; Biresselioğlu, Mehmet Efe
    İklim krizi ile mücadele bakımından devletlerin düşük karbon emisyonlu enerji üretim modellerine geçişi özellikle Yenilenebilir Enerji Sistemlerinin önemini arttırmıştır. Bu kapsamda devletler özellikle Yenilenebilir Enerji Kaynaklarına dayalı üretim modellerini destekleyici ve yaygınlaştırıcı faaliyetler içerisine girerek Enerji Dönüşümlerini gerçekleştirmeye başlamışlardır. Söz konusu Yenilenebilir Enerjiye dayalı üretim yöntemleri açısından ise bahse konu yöntemin doğası gereği dalgalı bir yapıya sahip oluşu özellikle Devletler açısından Enerji Arz Güvenliği yönünden endişelere neden olmuştur. Bu kapsamda söz konusu dengesizlik ve dalgalanmaların önüne geçerek Yeşil Enerji Dönüşümünün desteklenmesi adına Enerji Depolama Sistemlerine büyük bir rol düşmektedir. Söz konusu depolama araçlarının desteklenerek Enerji Arz Güvenliğini tesis eden bir Enerji Geçişi sürecinin tamamlanabilmesi adına Avrupa Birliği çeşitli yasama faaliyetleri içerisinde bulunmaktadır. Bu hususların neticesinde işbu tez çalışmasında Avrupa Birliği'nde Aday Ülke Statüsünde bulunan Türkiye'nin Avrupa Birliğinin Enerji Müktesebatına uyumluluğu ile birlikte Türkiye'nin Yenilenebilir Enerji Kaynakları yönünden güçlü bir zemine sahip olmasından hareket ile Enerji Dönüşümünün daha yeşil ve daha güvenli şekilde gerçekleştirilmesi adına Enerji Depolama Sistemlerinin kurgulanabilmesi için mevcut olan Hukuki altyapısı incelenecektir. Tüm bu incelemelerin neticesinde Türkiye'nin gerek Enerji Arz Güvenliğini tesis ederken Karbon Emisyonundan özgür bir enerji üretim portföyüne ulaşması gerekse de Avrupa Birliği adaylığı yönünden Birliğin Müktesebatına uyumluluğu inceleme altına alınarak geleceğe dönük politika önerilerinde bulunulacaktır.
  • Master Thesis
    Kapsayıcı ve Sürdürülebilir Kentsel Ulaşım: Karşıyaka, İzmir, Türkiye Örneğinde Paylaşımlı E-skuter Kullanımının Değerlendirilmesi
    (2025) Durmaz, Emrecan; Biresselioğlu, Mehmet Efe
    Bu tez, eşitlikçi ve sürdürülebilir kentsel ulaşımın teşvik edilmesinde paylaşımlı e-skuter sistemlerinin rolünü İzmir örneği üzerinden incelemektedir. Küresel ölçekte şehirler, karbon emisyonlarını azaltmak ve düşük etkili ulaşım biçimlerine geçişi teşvik etmek amacıyla mikro-mobilite çözümlerine yönelmektedir. İzmir'de belediye tarafından işletilen e-skuter sistemi, kamu yönetiminin kullanım kalıpları, çevresel etkiler ve toplumsal kapsayıcılık üzerindeki etkilerini değerlendirmek için özgün bir bağlam sunmaktadır. Çalışma kapsamında 184.000'i aşkın sürüş kaydı, meteorolojik veriler ve mekânsal göstergelerle birlikte analiz edilmiş; kullanıcı demografisi, seyahat davranışları ve zaman içindeki değişimlere dair temel eğilimler belirlenmiştir. Bulgular, cinsiyet dengesizliği ve hava koşullarına duyarlılık gibi küresel eğilimleri doğrularken, hafif yağış altında kullanım artışı gibi yerel farklılıklara da işaret etmektedir. E-skuterlerin toplu taşıma ile entegrasyonunun etkili olduğu görülmüş, bu da sürdürülebilir ulaşım hedeflerini desteklemektedir. Ancak, özellikle cinsiyet temelli kullanım farkları ve sosyo-ekonomik kullanıcı profillerine dair verilerin eksikliği, eşitlik açısından hâlâ çözülmesi gereken sorunlara işaret etmektedir. Bu tez, paylaşımlı mikro-mobiliteyi hem çevresel hem de toplumsal adalet perspektiflerinden ele alarak, adil geçiş literatürüne katkı sunmaktadır. Kamusal olarak işletilen sistemlerin kamu yararına hizmet etme potansiyelini ortaya koyarken, kapsayıcı tasarım ve hedefe yönelik politika önlemlerinin önemini vurgulamaktadır. İzmir örneği, mikro-mobilite alanındaki literatüre Doğu Akdeniz bağlamından pratik bir katkı sunmakta ve benzer hedefleri olan kentler için yol gösterici nitelik taşımaktadır.
  • Master Thesis
    Assessing the potential impact of the EU Green Deal on turkish refineries: Analyzing net-zero emission strategies through expert insights
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Akdağ Kerimov, Arzu; Kerimov, Arzu Akdağ; Biresselioğlu, Mehmet Efe
    Avrupa Birliği'nin Yeşil Mutabakatı ekonomik, sosyal ve çevresel yönleri ele alan kapsamlı bir politika çerçevesidir. AB, Yeşil Mutabakat ile 2050 yılına kadar karbon-nötr bir kıtaya ulaşmayı çeşitli alanlarda çeşitli politikalar ve unsurlarla taahhüt etmiştir. AB üyeleri Yeşil Mutabakat'ın gerekliliklerini uygulamaya başlamıştır. Yeşil Mutabakat, başta ticaret ortakları olmak üzere AB üyesi olmayan ülkeleri de etkilemektedir. Bu çalışma, Yeşil Mutabakat'ın Türk rafinerileri üzerindeki potansiyel. etkilerini ortaya koymaktadır. Çalışmada, özellikle Net-sıfır emisyon ve karbonsuzlaştırma hedeflerine odaklanarak, Yeşil Mutabakat'ın Türk rafineri endüstrileri üzerindeki potansiyel etkisi değerlendirilmektedir. Öncelikle rafinerilerle ilgili Yeşil Mutabakat hedefleri analiz edilmiş, ardından dünyadaki rafineri sektörü örnekleri incelenmiştir. Yeşil Mutabakat'ın Türk rafinerileri üzerindeki potansiyel etkisini değerlendirmek için nitel analiz methodu kullanılarak deneyimli uzmanlarla görüşmeler yapılmıştır. Bulgular, Yeşil Mutabakat'ın, Türk rafinerilerini, piyasa değişkenlerine ve Yeşil Mutabakat ile Türk mevzuatındaki son güncellemelere uyum sağlayacak stratejiler geliştirilebilecek şekilde etkileyeceğini göstermektedir.
  • Master Thesis
    Evaluating Energiewende: a Successful or Failed Energy Transition Attempt?
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Aktaş, Ozan; Biresselioğlu, Mehmet Efe
    Paris Antlaşması iklim değişikliğine resmiyet kazandırdı. Böylece iklim değişikliği temiz enerji kaynaklarına geçişin önemini arttırdı. Almanya'nın enerji dönüşüm program Energiewende iddialı iklim hedefleri sayesinde en popular enerji dönüşüm programı haline geldi. Energiewende sadece yenilenebilir enerjiye dönüşümü içermiyor, aynı zamanda nükleer enerjiden vazgeçilmesini de içeriyor. Almanya'nın nükleer santrallerini kapatma kararı Fukushima felaketinden sonra gündemde yer edinmeye başladı. Aslında Almanya'nın Fukushima felaketinden önce de nükleer enerjiden vazgeçme kararı vardı. Ama bu karar daha sürdürülebilir uzun vadeli bir nükleer enerjiden vazgeçiş sürecini kapsıyordu. Almanya'nın Fukushima felaketinden sonra aldığı nükleer santrallerin bir kısmını hemen kapatma kararı, Energiewende'yi daha zor bir konuma soktu. Çünkü Almanya sürdürülebilir ve temiz bir enerji kaynağını kaybetme sürecine girdi. Bu durum fosil kaynakları yenilenebilir enerjinin yanında tek alternatif olarak bıraktı. Fosil yakıtların Almanya'nın birincil enerji tüketimi içerisindeki önemi de Energiewende'nin iklim hedeflerinin sorgulanmasına yol açtı. Bu çalışmanın temel amacı, Energiewende'nin hedeflerini tespit etme ve başarısını enerji dönüşümü teorisne göre ölçmek üzerine kurulmuştur.
  • Master Thesis
    The Interdependency Between Russia and the European Union: Security of Supply or Security of Demand?
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2015) Dönmez, Sinem; Biresselioğlu, Mehmet Efe
    Enerjinin devletler için önemli bir role sahip olduğu yaygın olarak kabul edilmiş bir gerçektir. Enerji ticareti bağlamında ülkeler arasındaki karşılıklı bağımlılık düzeyi, bu alanda yaşanabilecek herhangi tartışmalı bir durum söz konusu olduğunda ülkeleri savunmasız bir konuma sokabilmektedir. Bu çerçeve kapsamında, nitekim son zamanlarda Ukrayna ve Rusya arasında yaşanmış olan Kırım krizinin başta Ukrayna, Rusya ve Avrupa Birliği olmak üzere küresel enerji piyasası üzerinde etkileri hissedilmiştir. Yaşanan bu kriz, doğal gaz tedarikinde Rusya'ya bağlı olan Avrupa Birliği ülkelerinin tedarikte tek bir ülkeye fazlaca olan bağımlılığın yaratmış olduğu hassasiyeti azaltmak adına kaynak çeşitlendirmesi arayışına girmelerini tetikleyici bir unsur olarak nitelendirilmektedir. Bu duruma ek olarak, Rusya ve Avrupa Birliği krizin sonuçlarından, Rusya'nın doğal gazı için alternatif müşteriler ve AB'nin de kısa ve orta vadeli dönemde kaynak ve tedarikçi çeşitlendirmesi yapabilmek adına yeni alternatif arayışına girmesi sebebiyle olumsuz bir şekilde etkilenmişlerdir. Doğal gaz ithalatında gazının %34 (162,4 milyar m3)'ünü Rusya'dan tedarik eden bir birlik için kısa zamanda en büyük tedarik kaynağı yerine alternatiflerini bulmak zor olduğu kadar, Rusya için de kısa sürede doğal gazına yeni alıcı piyasalar bulmak için zorluklar söz konusudur. Bu sebeple de Kırım krizinin geçmişte yaşanmış olan doğal gaz krizleriyle birlikte Rusya ve AB arasındaki doğal gaz politikaları üzerinde bazı değişimler yaratacağı söylenebilir. Gelecekteki AB ve Rusya enerji ilişkilerinde yaşanabilmesi muhtemel değişikliklerin değerlendirilebilmesi adına bu tezin ana sorusu 'karşılıklı bağımlılık teorisi çerçevesinde gelecekteki Rusya ve AB arası enerji ilişkilerinde Rusya-Çin ve Rusya-Türkiye ilişkileri de göz önünde bulundurularak Kırım krizinin belirleyici bir rolünün olup olmadığı' olarak belirlenmiştir.
  • Master Thesis
    The Potential Impact of Eastern Mediterranean Natural Gas Development on the Cyprus Conflict
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2015) Algun, Ecem; Biresselioğlu, Mehmet Efe
    Dünya üzerinde birçok önemli doğalgaz kaynakları bulunmaktadır. 2009 yılından itibaren bu konu Doğu Akdeniz bölgesi için de önemli bir hale gelmiştir. Bununla birlikte, Kıbrıs adasının yakınlarında da önemli doğal gaz rezervleri bulunmuştur. Bilindiği gibi, Kıbrıs'ta bir çözümsüzlük vardır. Ancak, bölgedeki doğalgaz gelişimi bu çözümsüzlüğü çözmek için bir araç olarak kullanılabilir. Bu sebeple, bu çalışmanın amacı, doğalgaz gelişiminin Kıbrıs çözümsüzlüğü üzerindeki etkilerini analiz etmektir. Bu çözümsüzlüğün altında yatan nedenleri anlayabilmek için, çatışma yönetimi ve enerji güvenliği teorileri kullanılmıştır. Ayrıca, çözüm için olası sonuçları değerlendirmek adına bu önemli teoriler Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk elit temsilcileri ile yapılan derinlemesine görüşmeler ile desteklenmiştir.
  • Master Thesis
    Assessing the Global Energy Justice: an Analytical Perspective
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Solak, Berfu; Biresselioğlu, Mehmet Efe
    Literatüre yeni giren bir kavram olan enerji adaleti, tüm bireylerin herhangi bir ayrım gözetmeksizin, güvenli, düşük maliyetli ve sürdürülebilir enerjiye erişiminin olduğu adaletli ve eşitlikçi bir enerji sistemi oluşturmayı hedeflemektedir. Bu çalışma, enerji adaleti kavramı temelinde, sekiz farklı gösterge aracılığyla çok boyutlu bir analiz kullanarak, seçilen ülkelerin enerji adaleti performansını ölçmek için bir endeks tasarlamayı amaçlamaktadır. Söz konusu göstergeler; "kişi başına düşen GSYİH", "elektriğe erişim", "karbon yoğunluğu", "kişi başına düşen karbon salınımı", "yemek pişirmek için temiz yakıtlara ve teknolojilere erişim", "kişi başına düşen enerji kullanımı", "enerji yoğunluğu ve yenilenebilir enerjinin toplam nihai enerji tüketimi içindeki payından" oluşmaktadır. Çalışma, 2006 ve 2016 yılları arasında 81 ülkenin Enerji Adalet Endeksi değerlerine ilişkin hesaplamaları ortaya koymaktadır. Sonuçlar iki farklı şekilde analiz edilmiştir. İlk olarak sınıflandırma yöntemine başvurulmuştur. Bazı ülkeler, yüksek enerji adaleti performansına sahip ülkeler olarak sınıflandırılırken, bazıları düşük enerji adaleti performansına sahip ülkeler olarak nitelendirilmiştir. Örneklem olarak alınan ülkelerin çoğunluğunun orta düzeyde enerji adaleti puanına sahip olduğu görülmüştür. Bu durum, çevresel sorunlara ve yenilenebilir enerji tüketimine daha fazla önem veren gelişmiş ülkelerin, halen karbon yoğun bir ekonomiye bağımlı olan azgelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerden enerji adaleti performansı bakımından üstün geldiği önerisini kanıtlamaktadır.
  • Master Thesis
    Exploring the Rationale Behind the Strategic Role of Natural Gas in Chinese Energy Policy Making
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2015) Soytekin, Özge; Biresselioğlu, Mehmet Efe
    Nüfus ve ekonomik büyüme ülkelerin enerji tüketimi ve üretimi açısından önemli aktörler olarak kabul edilmektedir. Çin en kalabalık nüfuslu ülke ve en fazla hızla büyüyen ekonomiye sahip ülke olduğu için, dünyanın en fazla enerji üreten ve tüketen ülkesi olmuştur ve bu durum dünya enerji piyasalarında da son derece etkili bir ülke olmasını sağlamaktadır. 1993 yılına kadar, Çin enerji kaynaklarına dayalı olarak kendi kendine yeten bir ülke olmuştur, bu demek oluyor ki Çin'deki enerji üretimi ulusal tüketimi karşılamaktaydı. Ancak, Çin'deki ekonomik büyüme ülkedeki enerji talebinin artmasına neden oldu ve diğer ülkelerden enerji kaynakları ithal etmeye başladı. Tarihsel olarak, Çin'in birincil enerji kaynağı 2013 yılında toplam enerji tüketiminin %67,4'e sahip olan kömürdür. Çin büyük kömür rezervlerine sahip olmasına rağmen, kömürün yanmasından ortaya çıkan olumsuz etkilerden dolayı, 2009 yılından sonra kömür ithal etmeye ihtiyaç duydu. Yüksek kömür tüketimi sonucunda, Çin dünyadaki önde gelen karbondioksit yayıcı ülke olmuştur. Bundan dolayı, kömür kaynaklarını fosil yakıtlar arasında daha fazla çevre dostu olan doğalgaz ile çeşitlendirmesi gerekmektedir. Enerji güvenliği Çin'in yeni enerji politikasının temel hedefi olup beş temel boyuta sahiptir. Bunlar sırasıyla (1) Elverişlilik (2) Karşılanabilirlik, (3) Erişilebilirlik, (4) Kabul edilebilirlik ve (5) Çeşitlendirme. Çin yeni bir politika olarak 12. Beş Yıllık Plan içerisinde enerji güvenliği stratejisi hazırlıyor, bu plan 2020 yılına kadar % 10 oranında Çin'in tüm enerji kaynakları arasında doğal gazın payının artmasını içermektedir. Çin 'in yeni enerji politikasının ışığı altında, bu tezin ana amaçları Çin'in tüm enerji kaynakları arasında doğal gazın payının artmasının nedenlerini, gelecekteki Çin enerji güvenliği için bu talebin olası etkilerini ve enerji güvenliği açısından küresel gaz ticaretini incelemek ve analiz etmektir.