Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8832
Browse
6 results
Search Results
Master Thesis The Effect of Social Presence on Task Performance and Sense of Presence in Virtual Reality(2024) Yıldırım, Aybars; Erdeniz, BurakSanal gerçeklik (VR) teknolojisinin gelişimi, kullanıcıların dijital ortamlarla etkileşim biçimini önemli ölçüde dönüştürerek fiziksel sınırların ötesine geçen kapsamlı deneyimler sunmaktadır. Bu çalışma, VR sınıf ortamında sosyal varlığın bilişsel görev performansı ve varlık hissi üzerindeki etkisini incelemektedir. Katılımcılar, sanal insan avatarları ve arka plan insan sesleri içeren 'sosyal' bir koşula veya bu unsurların bulunmadığı 'sosyal olmayan' bir koşula rastgele bir şekilde atanıp bir 'zihinsel döndürme testi' tamamlamış ve varlık hissi, sosyal varlık ve sosyal anksiyete ölçen anketlere yanıt vermiştir. Sonuçlar, sosyal koşuldaki katılımcıların görev performansının anlamlı derecede yüksek olduğunu ancak varlık hissinin sosyal olmayan koşula göre daha düşük olduğunu göstermiştir. İki koşul arasında sosyal anksiyete seviyelerinde anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Ayrıca, cinsiyet ve önceki VR deneyiminin, görev performansını anlamlı bir şekilde etkilediği gözlemlenmiştir. Bu bulgular, VR'deki sosyal ipuçları ile kullanıcı performansı arasındaki karmaşık ilişkiyi ortaya koyarak, sosyal varlık unsurlarının bilişsel görevleri artırma potansiyeline sahip olduğunu, ancak kapsamlı deneyimi azaltabileceğini göstermektedir. Bu araştırma, VR uygulamalarında bireysel farklılıkların dikkate alınmasının önemini vurgulamakta ve daha etkili ve çekici VR ortamlarının tasarımı için içgörüler sunmaktadır.Master Thesis The Influence of Stress on "wanting" and "liking" Behavior for Sweet and Savoury Food(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2017) Deveci, Nezahat; Erdeniz, Burakİnsanlarda ödül sistemi, 'istek' ve 'beğeni' olmak üzere iki ayrı bileşenden oluşur. Bunlar sırasıyla teşvik belirginliği ve hedonik bileşen olarak adlandırılır. Önceki çalışmalar, ödül sisteminin bu iki bileşeninin genel olarak birbirleriyle ilişkili olduğunu, ancak belli koşullar altında ayırt edilebilir olduklarını göstermektedir. Bu çalışmanın amacı, bu iki sistemi stres manipülasyonu kullanarak birbirlerinden ayrıştırmaktır. Ödüllendirici uyaranlara karşı olan 'istek' davranışı, zorunlu seçim paradigması ile değerlendirilmiş; 'beğeni' davranışında ise hoşluk değerlendirme ölçeği kullanılmıştır. Bu çalışma için tatlı ve iştah açıcı olmak üzere iki tür yiyecek kategorisi belirlenmiş ve bahsi geçen bu yiyecekler kendi içlerinde yüksek kalorili ve düşük kalorili olmak üzere iki alt kategoriye ayrılmıştır. Çalışma için, en az üç saat önce yiyecek tüketimini sonlandırmış olan otuz altı kadın ve yirmi altı erkek katılımcı belirlenmiştir. Katılımcılar, eşit olarak stres grubu ve stres dışı grup olarak ikiye ayrılmıştır. Sonuçlar değerlendirildiğinde, tatlı ve iştah açıcı yiyecek kategorileri için stres grubu ve stres dışı grup arasında 'beğeni' puanlamaları bakımından anlamlı bir fark görülmezken, 'istek' puanlamaları bakımından ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu gözlemlenmiştir. Stres grubundaki katılımcılar, yüksek kalorili ve tatlı yiyecekleri, stres dışı gruptaki katılımcılardan daha fazla istemişler; stres dışı gruptaki katılımcılar ise yüksek kalorili ve iştah açıcı yiyecekleri, stres grubundaki katılımcılardan daha fazla istemişlerdir. Ayrıca, bu çalışma kapsamında cinsiyetin 'istek' ve 'beğeni' üzerindeki etkisi de incelenmiş ve cinsiyetin 'istek' üzerinde önemli bir etkiye sahip olmadığını gösterilmiştir. Ancak bu çalışma, erkeklerin ve kadınların tatlı ve iştah açıcı ödül için 'beğeni' derecelerinde farklılık olduğunu ortaya koymuştur. Erkekler iştah açıcı yiyecekleri kadınlar ise tatlı yiyecekleri daha çok beğenmişlerdir.Master Thesis Investigation of the Item-And List-Level Proportion Congruency Effects on Cognitive Control(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Türkoğlu, Sevgül; Erdeniz, Burak; Atalay, Nart BedinBu tezde liste düzeyi ve uyarıcı düzeyi uyumluluk oranı etkisi denemeler arası süre arttırılarak incelenmiştir. Liste düzeyi uyumluluk oranı etkisi ve uyarıcı düzeyi uyumluluk etkisi yakın olarak birbirleriyle ilişkilendirilmektedir. Flanker'ın karıştırıcı etkisi, çoğunlukla uyumlu listelerde veya çoğunlukla uyumlu uyarıcılarda, çoğunlukla uyumsuz listeler veya uyumsuz uyarıcılara nazaran daha büyük gözlemlenmektedir. Bu çalışmada, liste düzeyi uyumluluk oranı ve uyarıcı düzeyi uyumluluk oranı etkilerinin zamansal analizi Eriksen Flanker testin harf versiyonu kullanılarak incelenmiştir. Uyarıcılar, uyarıcı sunum eşzamanlılığı etkisinin uyarıcı tepki izlerliliği üzerindekini etkisini gözlemeyebilmek için, flanker harflerinin uyarıcıdan önce sunulduğu (-250 ms.), flanker ve görevin uyarıcı ile aynı anda sunulduğu (0 ms.) ve görevin uyarıcıdan önce sunulduğu (+250 ms.) koşulları kullanılarak manipüle edilmiştir. Çalışmadaki önemli noktalardan biri, denemeler arası süre 3 saniye olarak belirlenmiştir ve bu süre klasik uyumluluk oranı deneylerine nazaran daha uzun bir süredir. Denemeler arası sürenin arttırılmasının sonucunda, uyarıcı-tepki ilişkilendirilmesinin daha güçlü olması ve izlerliliğin arttırmasından dolayı tipik uyumluluk oranı etkileri sonucundan daha farklı bir sonuç elde edileceği beklenmiştir. Sonuç olarak, liste düzeyi uyumluluk oranı etkisi görevin uyarıcıdan önce geldiği (+250 ms.) koşulunda gözlemlenmezken, uyarıcı düzeyi uyumluluk oranı etkisinde böyle bir fark gözlemlenmemiştir ve bu sonuçlar liste ve uyarıcı düzeyi uyumluluk oranı etkilerinin birbirinden ayrıldığını gösteren ilk bulgudur.Master Thesis Sex Categorization From Faces: Other Race and Other-Species Effect(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Bulut, Merve; Erdeniz, BurakBu tezde yetişkin insanların farklı ırk ve türe sahip olan yüzlerin cinsiyetini başarılı olarak kategorize edip edemediği ve eğer edebiliyorlarsa bunu nasıl gerçekleştirdikleri çalışılmıştır. Bunu anlamak amacıyla ilk deneyde, Kafkas (beyaz Avrupalı), Asyalı ve şempanze yüzlerini içeren bir cinsiyet belirleme görevi katılımcılara uygulanmıştır. Sonuçlar katılımcıların tüm kategorilerdeki yüzlerin cinsiyetini şans seviyesinden yüksek olacak şekilde belirleyebildiğini göstermiştir. Bununla birlikte katılımcıların Kafkas yüzlerde Asyalılara göre, Asyalı yüzlerde ise şempanzelere göre hem doğru yanıt, hem de yanıt süresi bakımından daha iyi performans gösterdikleri bulunmuştur. Ayrıca, daha önceki literatür bulguları ile tutarlı olarak erkek yüzlerin kadın yüzlere göre daha doğru ve daha hızlı şekilde kategorize edildiği ortaya çıkmıştır. Yüzlerdeki cinsiyete bağlı dimorfizmin (sexual dimorphism) katılımcıların yanıtları ile ilişkisini incelemek amacıyla, tüm uyarıcı setindeki yüzlerde, bir takım uzunluklar iki bağımsız değerlendirici tarafından ölçülmüştür. Daha sonra bu uzunluklar ve katılımcıların yanıtları (kadın, erkek) arasındaki ilişki bir korelasyon çalışması ile incelenmiştir. Sonuçlara göre göz (göz uzunluğu, göz genişliği ve kaş ve göz arasındaki mesafe) ve burun ölçümlerinin tüm yüz kategorilerinde, katılımcıların yanıtlarıyla korele olduğu gözlenmiştir. Dolayısıyla katılımcıların görev sırasında yüzleri kadın ya da erkek olarak kategorize ederken bu uzunluklara hassasiyet gösterdikleri düşünülmektedir. Dahası, insan yüzlerinde (Kafkas ve Asyalı) kaş ve göz arasındaki mesafe, şempanze yüzlerinde ise göz uzunluğu katılımcıların yanıtları ile en güçlü şekilde korele olan uzunluklardır. Buna ek olarak yürütülen ikinci deneyde aynı cinsiyet belirleme görevinin kullanıldığı göz-izleme çalışması, korelasyon analizi ile tutarlı olarak yüzlerdeki cinsiyetle ilgili en bilgilendirici bölgenin göz olduğunu bulmuştur. Katılımcılar tüm yüzlerde en çok göze bakmakla birlikte, bu bulgunun katılımcıların kendi türünden olan yüzlerde şempanzelere oranla daha yaygın olduğu gözlemlenmiştir. Buna ek olarak katılımcılar burun bölgesine Asyalı yüzlerde ve şempanze yüzlerinde Kafkas yüzlerine oranla daha fazla bakmışlardır. Bu bulgu, katılımcıların cinsiyet belirleme görevi sırasında farklı ırktan ve farklı türden olan yüzlerdeki fiksasyon paternlerinin aynı ırktan olan ve daha sıklıkla maruz kalınan yüzlere kıyasla farklılaştığını göstermektedir.Master Thesis Physiological Basis of Trypophobia(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Öztürk, Süleyman; Erdeniz, BurakDavranışsal bağışıklık sistemi bulaşıcılık hastalık tehdidine karşı doğal seçilim sürecinde evrildiği varsayılan bir tür motivasyonel sistemdir. Davranışsal bağışıklık sisteminin algısal ve tepkisel olmak üzere yapısal olarak iki temel bileşeninin olduğu düşünülmektedir. Çalışmalar davranışsal bağışıklık sisteminin tepkisel bileşeninin özellikle tiksinme ile ilişkili süreçlerle bağlantılı olduğunu göstermiştir. Son dönemde yürütülen bir derleme çalışmasında tiksinmenin bulaşmaya bağlı ve yaralanmaya bağlı tiksinme olarak fizyolojik düzlemde birbirinden farklılaşan iki türünün olduğuna işaret edilmiştir. Öte yandan, yürütülen çalışmalar tripofobisi olan bireylerintripofobik uyaran olarak adlandırılan küçük objelerin oluşturduğu kümelere karşı aşırı düzeyde tiksinme deneyimledikleri göstermektedir. Literatürde, tripofobik uyaranlar deri ile ilişkili olanlar ve deri ile ilişkili olmayanlar olarak iki alt kategoride incelenmektedir. Buradan hareketle, bu tez çalışmasının iki amacı bulunmaktadır. İlki,tripofobik hassasiyetin ve tripofobik uyaran türününfizyolojik süreçler üzerindeki etkisiniincelemektir. İkincisi, tripofobik ve sağlıklı katılımcılar arasındaki farklılaşma seviyesinin kullanılan tripofobik uyaran türüne bağlı olarak ne ölçüde değiştiğini araştırmaktır.Yürütülen analizler sonucunda, tripofobik bireylerin sağlıklı bireylerden ölçülen fizyolojik süreçler bağlamında birbirinden farklılaşmadığı bulunmuştur. Buna ek olarak, bulgular bu sonucun tripofobik uyaran türüne bağlı olarak da değişmediğini göstermektedir. Öte yandan, analiz sonuçları, genel olarak, deri uyaranına maruz kalan katılımcılarda elektrodermal aktivitenin deri ile ilişki olmayan uyarana maruz kalan katılımcılara kıyasla daha yüksek düzeyde arttığını göstermektedir. Elde edilen bu bulguların implikasyonları tartışmabölümünde detaylı bir şekilde tartışılmıştır.Master Thesis Influence of Vestibular Signals To Bodily Self-Consciousness and Different Sensory Weighting Strategies(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2020) Tekgün, Ege Nuran; Erdeniz, Burakİçinde yaşadığımız bedenleri bizim olarak deneyimlediğimiz ve hayata bedenlerimizin bakış açısından baktığımız göz önüne alındığında, "bedensel öz-bilinç" bu süreçlerin bütünlüğünü ve beden içinde öz bilinçli olma deneyimini temsil etmektedir. Bu bedensel benlik algısı, kalp atışı ve kas aktiviteleri gibi içsel sinyallerden görme ve somatosensori gibi dışsal sinyallere kadar çeşitli duyusal bilgilerin birlikte işlenmesine bağlıdır. Buna ek olarak, birçok nörolojik durum ve deneysel çalışma, bedensel benliğin farklı duyusal girdilerin ağırlıklandırılmasıyla değişebileceğini ve dolayısıyla esnek bir bedenleşmiş kendilik modeli oluşturabildiğini göstermiştir. Önceki çalışmalar, vestibüler sistemin duyusal tümleştirmedeki önemini göstermesine rağmen bedensel öz-bilince katkısı tam olarak anlaşılmış değildir. Bu nedenle bu tez, sırtüstü yatma pozisyonuna bağlı olarak azalan vestibüler girdi durumunda çelişkili görsel-vestibüler sinyallerin tüm vücut illüzyonuna etkisini incelemeyi amaçlamıştır. Ayrıca, bireysel duyusal ağırlıklandırma stratejilerinin katkısı araştırılmıştır. Öznel raporlar, eş zamanlı görsel-dokunsal uyarımların sanal bedene karşı sahiplik hissini arttırdığını ortaya koymuştur. Öznel ve objektif sonuçların incelenmesi, görsel bilgilere daha çok ağırlık veren kişilerin, eş zamanlı görsel-dokunsal uyarımlardan sonra kendilerini sanal bedenin yerinde algıladıklarını göstermiştir. Objektif ölçümlerin daha detaylı analizi, algılanan beden oryantasyonundaki değişiklikleri ortaya çıkararak tüm beden illüzyonunun nicel olarak gösterilmesini sağladı. Bu çalışmanın tüm bulguları, görsel-dokunsal sinyallerin birlikte işlenmesine ek olarak vestibüler sistemin ve duyusal ağırlıklandırma stratejilerinin bedensel öz-bilincin farklı yönlerine katkılarının anlaşılmasını sağlamıştır.
