Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8832

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 82
  • Master Thesis
    The Ontology of the Relationship between Selfobject Needs and Somatization
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Topgül, Ilgaz; Köksal, Mustafa Falih
    ​​Bu çalışmanın amacı, kendiliknesnesi ihtiyaçları, somatizasyon ve duygu düzenleme, çocukluk çağı travması ve öfke gibi ilgili psikolojik yapılar arasındaki karmaşık ilişkiyi incelemektir. Bu araştırma, Kohut'un kendilik psikolojisi çerçevesini kullanarak, karşılanmamış kendilik nesnesi ihtiyaçlarının özellikle çocukluk travması öyküsü olan bireylerde somatik semptomlara nasıl yol açabileceğini incelemektedir. Çalışmada katılımcılardan veri toplamak için Kendiliknesnesi İhtiyaçları Envanteri (SONI), Belirti Tarama Listesi-90 Somatizasyon Alt Ölçeği (SCL-90-S), Duygu Düzenleme Güçlükleri Ölçeği (DERS), Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşantılar Ölçeği (ACE-Q) ve Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği (STAXI) gibi kapsamlı bir metodoloji kullanılmıştır. Sonuçlar, karşılanmamış kendilik nesnesi ihtiyaçları ile somatizasyon yaygınlığı arasında, duygu düzenleme güçlüklerinin aracılık ettiği ve çocukluk çağı travması ve öfkenin şiddetlendirdiği anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Bulgular, somatizasyonu azaltmak için öz-nesne ihtiyaçlarını ele alan ve duygu düzenleme becerilerini geliştiren terapötik yaklaşımlara duyulan ihtiyacın altını çizmektedir. Bu araştırma, somatizasyon bozukluklarının tedavisinde klinik uygulamalar için çıkarımlara sahiptir ve erken psikolojik deneyimlerin ve duygu düzenleme süreçlerinin somatik semptomatolojiyi nasıl etkilediğinin anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır.​
  • Master Thesis
    Relationship between parental perception, subjective vitality and depression: The mediating role of basic psychological needs in a Turkish sample
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Kara, Şule; Köksal, Mustafa Falih
    Bu çalışmanın amacı ebeveyn algısı ile bireylerin öznel canlılık ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkiyi Temel Psikolojik İhtiyaçların Tatmini ve Engellenmesi aracılığıyla Türkiye örnekleminde araştırmaktır. Veriler, yaşları 16 ile 29 arasında değişen toplam 257 kişiden toplanmıştır. Veri toplamak için Demografik Bilgi Formu, Ebeveyn Algısı Ölçeği, Temel Psikolojik İhtiyaç Doyumu ve İhtiyaç Engellenmesi Ölçeği, Öznel Canlılık Ölçeği ve Beck Depresyon Envanteri kullanılmıştır. Temel psikolojik ihtiyaç tatmini ve ihtiyaç engellenmesi'nin, ebeveyn algısı ile öznel canlılık ve depresyona nasıl aracılık ettiğini ölçmek için Model 4 basit mediation analizi kullanılmıştır. Sonuçlar, temel psikolojik ihtiyaç doyumunun ebeveyn algısı ile öznel canlılık arasındaki ilişkiye doğrudan aracılık ettiğini göstermiştir. Diğer taraftan, temel psikolojik ihtiyaç engellenmesinin annenin algılanan ebeveynliği ile depresyon arasındaki ilişkiye doğrudan aracılık ettiği ancak babanın algılanan ebeveynliği ile depresyon arasındaki ilişkiye kısmen aracılık ettiği bulunmuştur. Sonuç olarak, birey için destekleyici ebeveynlik ortamları sağlandığında, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Teorisi'nin öne sürdüğü gibi kişinin temel psikolojik ihtiyaçları karşılanmaktadır. Bu da bireyin canlılık düzeyinde artışı sağlamaktadır. Aksine, bu ebeveyn ortamları kontrolcü müdahalelere dayandığında ihtiyaçlar engellenir, bu durum da kişinin daha depresif olmasıyla ilişkilidir.
  • Master Thesis
    Work
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) İldiri, Nilüfer; Ersoy, Nevra Cem
    Öz-belirleme teorisi rehberliğinde yapılan bu çalışma, annelerin iş bağlılığı ve çocukların akademik bağlılıklarının hem anneler hem de ergen çocuklarının temel psikolojik ihtiyaçlarının (özerklik, ilişkililik ve yeterlik) tatmini üzerindeki etkilerini incelemiştir. Çalışmaya, yaşları 12 ile 17 arasında değişen 149 anne-çocuk ikilisi katılmıştır. Veriler, Demografik Bilgi Anketi, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Tatmin Ölçeği, Utrecht İş Bağlılığı Ölçeği ve Utrecht İş Bağlılığı Ölçeği- öğrenci versiyonu kullanılarak toplanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri keşfetmek için Aktör-Ortak Bağımlılık Modeli'ni (APIM) kullanan yol analizi uygulanmıştır. Bulgular, annelerin iş bağlılığının kendi temel psikolojik ihtiyaçlarının tatminini olumlu yönde etkilediğini gösteren önemli aktör etkilerini ortaya koymuştur. Ayrıca, annelerin iş bağlılığının, çocuklarının ilişkililik ihtiyacının tatmini ile olumlu bir şekilde bağlantılı olduğunu gösteren önemli ortak etkiler de gözlenmiştir. Benzer şekilde, çocukların akademik bağlılığı hem kendi hem de annelerinin temel psikolojik ihtiyaçlarının (özerklik, ilişkililik ve yeterlik) tatmini ile anlamlı bir şekilde ilişkili bulunmuştur. Bu sonuçlar, aile üyelerinin bağlılıklarının ve psikolojik iyi oluşlarının birbirleriyle olan bağlantısını vurgulamakta ve iş ve akademik bağlılığın teşvik edilmesi yoluyla genel aile tatmininin artırılması potansiyeline dikkat çekmektedir. Çalışma, aile dinamiklerini ve bunların psikolojik iyi oluş üzerindeki etkilerini anlamada hem bireysel hem de ilişkisel faktörlerin dikkate alınmasının önemini vurgulamaktadır.
  • Master Thesis
    Relationship between separation-individuation and psychodynamic personality organization: The role of shame and guilt
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Aygün, Arslan; Köksal, Mustafa Falih
    Bu çalışmanın amacı utanç ve suçluluk duygularının ayrılma bireyleşme ve kişilik organizasyonları üzerindeki yordayıcı etkilerini araştırmak ve ayrılma bireyleşme ile kişilik organizasyonu ilişkisinde utanç ve suçluluk duygularının aracı rolünü incelemektir. Veriler 337 katılımcıdan toplandı. Verileri toplamak için Sürekli Utanç ve Suçluluk Ölçeği, Ayrılma Bireyleşme Envanteri ve Kişilik Organizasyonu Envanteri kullanıldı. Sonuçlara göre utanç, suçluluk duyguları, ayrılma bireyleşme ve kişilik organizasyonu pozitif yönde korelasyon göstermektedir. Katılımcıların kişilik organizasyonu ve ayrılma bireyleşme puanları utanç/suçluluk seviyelerine göre anlamlı olarak farklılık göstermektedir. Kişilik organizasyonu puanlarını ayrılma bireyleşme ve utanç puanları yordarken; ayrılma bireyleşme puanlarını sırasıyla utanç ve suçluluk duyguları yordamaktadır. Ayrılma bireyleşme ve kişilik organizasyonu ilişkisinde utanç duygusu anlamlı bir aracı değişken iken; suçluluk duygusu bu ilişkide anlamlı bir aracı etkisi göstermemiştir. Sonuçlar literatür doğrultusunda tartışılmıştır.
  • Master Thesis
    The effectiveness of cognitive bias modification on intolerance of uncertainty: A randomized controlled trial
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Dumlu Gündoğan, Selin; Gündoğan, Selin Dumlu; Ögütcü, Yasemin Meral; Gökdağ, Ceren
    Belirsizliğe tahammülsüzlük (BT), çeşitli psikolojik sorunlarda ortak görülen yani tanılar üstü rolü olan ve duygusal sorunların ortaya çıkmasında kritik öneme sahip bir bireysel farklılıktır. Bilişsel davranışçı yaklaşıma göre, belirsiz durumların yanlış yorumlanması BT'ye neden olur ve bu da psikolojik sorunlara zemin hazırlar. Bu nedenle, BT'ye müdahale etmenin yolu, kişilerin bilişsel yanlılıklarına müdahale etmekten geçer. Bilişsel yanlılık değişimi (BYD), psikopatoloji ile ilişkili bilişsel yanlılıkları azaltmayı amaçlayan ve bu amaçla kişilerin bir dizi uyarana maruz kaldığı paradigmaları içeren bir yöntemdir. Bu araştırmanın amacı, internet tabanlı BYD yorumlama yanlılığı (iBYD-Y) müdahalesinin BT ve eş zamanlı olarak psikolojik belirtiler üzerindeki etkisini randomize kontrollü bir çalışma ile incelemektir. Araştırmanın örneklemi, klinik olmayan 18-40 yaş arası 90 kadın katılımcıdan oluşmuştur. Katılımcılar, üç oturumluk müdahale alan iCBM-I grubuna ve bekleme listesi kontrol grubuna rastgele atanmıştır. Veri toplama esnasında, öz bildirim ölçümü olarak Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği-12, Kısa Belirti Ölçeği-25, Pozitif ve Negatif Duygu Ölçeği, davranışsal ölçüm olarak ise Boncuk Görevi ve Yorumlama Yanlılığı Görevi kullanılmıştır. Ölçümler müdahale öncesi, sonrası ve 1 ay sonrasında yapılmıştır. Elde edilen veriler tekrarlı ölçümler karışık desen ANOVA ile analiz edilmiştir. Sonuçlar, öz bildirim ölçümlerinde müdahale ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark olmadığını göstermiştir. Her iki grup da BT düzeylerinde, olumsuz duygulanımda ve psikolojik belirtilerde benzer düşüş eğilimleri göstermiştir. Davranışsal ölçümlerde ise iCBM-I müdahalesinin yorumlama yanlılığı ölçümlerinde olumlu etkileri olduğu, bu etkinin bir ay sonrasında da devam ettiği bulunmuştur. Bu bulgular, iCBM-I'in semptom düzeyini etkilemediğini ancak yorumlama yanlılığını iyileştirdiğini göstermektedir. Bulgular, alanyazın ışığında tartışılmış ve gelecekteki araştırmalar ve klinik uygulamalar için önerilerde bulunulmuştur.
  • Master Thesis
    The effect of stereotype threat on men's career aspirations: The moderating role of honor endorsement
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Erdoğan, Emine Naz; Ersoy, Nevra
    Bu araştırmanın amacı, toplumsal cinsiyet eşitliği olmayan bir toplumda kalıp yargı tehdidinin erkeklerin kariyer hedefleri üzerindeki etkisini, onur kültürünün düzenleyici rolüne odaklanarak incelemektir. Bu amaçla, 19-70 yaşları arasındaki 354 katılımcı çalışmaya dahil edilmiştir. Sonuçlara göre, kalıp yargı tehdidi yaşayan erkeklerin kariyer hedefleri, kadınlardan anlamlı derecede daha düşüktür. Kalıp yargı tehdidi yaşayan ve yaşamayan erkekler arasında da kariyer hedefleri açısından anlamlı bir fark bulunmuştur; bu da kalıp yargı tehdidinin erkeklerin kariyer hedeflerini olumsuz yönde etkilediğini göstermektedir. Onur kültürüne adaptasyon derecesi, kalıp yargı tehdidi ve kariyer hedefleri arasında düzenleyici bir role sahip olmasa da, bu çalışmanın hipotezi doğrultusunda bir eğilim söz konusudur. Bu çalışma, iş talepleri geleneksel olarak kadınsı toplumsal cinsiyet normlarını içerdiğinde erkeklerin kariyer hedeflerinin olumsuz etkilendiğini göstererek Rol Uyumu Teorisine katkıda bulunmaktadır. Bu çalışmanın, kültürel ve toplumsal cinsiyet önyargılarının kariyer hedefleri üzerindeki rolünün önemini vurguladığı ve cinsiyetler arasında adil bir işyeri ortamının teşvik edilmesi için yol gösterici olduğu düşünülmektedir.
  • Master Thesis
    The association between perceived paternal function and criminal predisposition: The role of self regulation
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Aker, Çise; Ögütcü, Yasemin Meral
    Bu çalışma, baba işlevinin suç eğilimini öngörmedeki rolünü ve bu ilişkide öz düzenlemenin rolünü araştırmaktadır. Bir babanın varlığının veya yokluğunun, bireyin suç davranışına girme olasılığını önemli ölçüde etkilediği öne sürülmektedir. Çalışma, çeşitli baba rollerinin, öz düzenlemenin gelişimine nasıl katkıda bulunduğunu ve bunun da suç eğilimlerini nasıl etkilediğini araştırmaktadır. Bulgular, olumlu baba katılımı ve etkili öz düzenleme becerilerinin suç eğilimine karşı önemli koruyucu faktörler olduğunu göstermektedir. Bu araştırma, suç önleme ve rehabilitasyon alanında çalışan klinisyenler için baba katılımının önemini vurgulayan değerli bilgiler sunmaktadır. Çalışma, babaların ve öz düzenlemenin suç davranışını azaltmadaki kritik rolünü göstermektedir.
  • Master Thesis
    The mediating role of emotion dysregulation in the relationship between basic psychological needs satisfaction
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Alparslan, Erdi; Köksal, Mustafa Falih
    Bu tez, temel psikolojik ihtiyaçların tatmini/engellenmesi, duygu düzenleme güçlüğü ve Karanlık Üçlü kişilikleri arasındaki karmaşık etkileşimi araştırmaktadır. Çalışma, mevcut literatüre dayanarak, temel psikolojik ihtiyaçların tatmininin ya da engellenmesinin Makyavelizm, narsisizm ve psikopati gibi Karanlık Üçlü özelliklerinin ortaya çıkmasını ve ifade edilmesini nasıl etkilediğini araştırmaktadır. Bu araştırmanın merkezinde, temel psikolojik ihtiyaçların tatmini/engellenmesi ile Karanlık Üçlü özelliklerinin tezahürü arasında bir köprü görevi gören duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolü yer almaktadır. 18 yaş ve üstü 406 gönüllü katılımcının yer aldığı bu çalışmada veriler Demografik Bilgi Formu, Temel Psikolojik İhtiyaçların Tatmini ve Engellenmesi Ölçeği, Kısaltılmış Karanlık Üçlü Ölçeği ve Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği-Kısa Form aracılığıyla toplanmıştır. Basit aracılık analizleri sonucunda temel psikolojik ihtiyaçların tatmini ile hem makyavelizm hem de psikopati arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün tam aracılık rolünün bulunduğu fakat temel psikolojik ihtiyaçların tatmini ile narsisizm arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün anlamlı bir aracı rolünün olmadığı görülmüştür. Benzer şekilde temel psikolojik ihtiyaçların engellenmesi ile hem makyavelizm hem de psikopati arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün anlamlı aracılık rolünün bulunduğu fakat temel psikolojik ihtiyaçların engellenmesi ile narsisizm arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün anlamlı bir aracı rolünün olmadığı görülmüştür. Bu tez, ampirik araştırma ve teorik sentez yoluyla, hem kişilik psikolojisi hem de klinik bilimlerdeki bilginin ilerlemesine katkıda bulunmakta, terapötik müdahaleler ve kişilik değerlendirme stratejileri için çıkarımlar sunmaktadır.
  • Master Thesis
    "Monster inside me": The superego pathology in Bulimia Nervosa - a qualitative investigation of the harsh inner monologue
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Doğan, Beyza; Köksal, Mustafa Falih
    Bu kalitatif çalışma, bulimia nervozanın psikolojik dinamiklerini, özellikle de süperegonun semptom oluşumu ve sürdürülmesindeki rolünü incelemektedir. Bulimia nervoza tanısı konmuş 7 kadınla yapılan derinlemesine görüşmeler sonucunda, bulimik döngüde hastalığın semptomlarının adını alan dört ana tema tespit edilmiştir: Kısıtlama, Tıkınırcasına Yeme, Kusma ve İnkar. Her aşama, öz algı, duygusal düzenleme ve süperegonun kritik etkisi arasındaki karmaşık etkileşimi açığa çıkarmaktadır. Bulgular, patolojikleşen superego örgütlenmesinin mükemmeliyetçilik, suçluluk ve utanç duygularını nasıl teşvik ettiğini ve bu duyguların kısıtlayıcı diyet, tıkınırcasına yeme, kusma ve inkar döngüsünü nasıl devam ettirdiğini göstermektedir. Çalışma, bu içsel çatışmaları anlamanın, daha etkili terapötik müdahaleler sağlamak açısından önemini vurgulamaktadır. Bulimia nervoza ile yaşayan kadınların deneyimlerini inceleyerek, bu araştırma mevcut literatüre psikolojik mekanizmaların detaylı kalitatif bir analizini sunmaktadır. Çalışma, yeme bozukluğunu güdüleyen içselleştirilmiş eleştirel sesler ve mükemmeliyetçi dürtülerle başa çıkmanın önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, bu araştırma, ruh sağlığı uzmanları ve araştırmacıları, bulimia nervoza ile yaşayan kadınların değişen psikolojik manzarasını düşünmeye davet etmektedir. Bu yeme bozukluğunun altındaki içsel dinamikleri daha derinlemesine anlamaya çağırarak, hastalığın spesifik doğasına daha uygun terapötik yaklaşımlar geliştirilmesini savunmaktadır.
  • Master Thesis
    The role of self-perception and psychological resilience in the impact of adverse childhood experiences on mental health
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Kahyaoğlu, İpek; Ögütçü, Yasemin Meral
    Bu çalışma olumsuz çocukluk deneyimleri ve ruh sağlığı arasındaki ilişkide benlik algısının ve psikolojik dayanıklılığın aracı rolünü araştırmayı amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırmaya 18 yaş ve üzeri 377 katılımcı dahil edilmiştir. Çalışmanın değişkenlerini ölçmek için Katılımcı Bilgi Formu, Benlik Kuramı Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Sonuçlar, olumsuz çocukluk deneyimleri ile psikolojik semptoma sahip olma arasında anlamlı pozitif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Ayrıca, benlik algısının alt ölçekleri ve psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı pozitif bir ilişki ortaya koymuştur. Son olarak, psikolojik dayanıklılığın olumsuz çocukluk deneyimleri ve ruh sağlığı arasındaki ilişkide aracılık ettiğini göstermiştir. Benlik algısının ise yalnızca ''boş zaman aktiviteleri'' ve ''arkadaşlık'' alt ölçekleri olumsuz çocukluk deneyimi ve ruh sağlığı arasındaki ilişkide aracı role sahiptir. Özetle, yüksek psikolojik dayanıklılığın ve olumlu bir benlik algısının olumsuz çocukluk deneyimlerinin ruh sağlığı üzerindeki etkisinde aracılık ettikleri ve birer koruyucu faktör oldukları görülmüştür. Bu çalışma, klinik alanda olumsuz çocukluk deneyimlerinin ruhsal sağlığa olumsuz etkisinin azaltılması için yapılan çalışmalarda kişinin psikolojik dayanıklılığının ve benlik algısının göz önünde bulundurulması gerektiğine vurgu yapmıştır. Ek olarak, mevcut çalışma psikolojik dayanıklılığın bir süreç olarak ele alınmasının, ve benlik algısının ise bir bütün olarak değil alt alanları (özellikle serbest zaman aktiviteleri ve arkadaşlık ilişkileri) incelenilerek değerlendirilmesinin önemine dikkat çekerek literatüre katkı sağlamaktadır.