Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8832

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 56
  • Master Thesis
    İşverenin iş sözleşmesini haklı nedenle feshi ve feshin sonuçları
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Sökmen, Saadet; Limoncuoğlu, Siyami Alp
    Ülkemizde yargıya intikal eden davaların büyük bir bölümünü, işçi işveren uyuşmazlıklarından kaynaklanan davalar oluşturmaktadır. İhtilafların çoğunlukla iş sözleşmesinin feshine ilişkin yaşandığı görülmektedir. İşçi ekonomik ve hukuki olarak işverene bağımlıdır. Bu bağımlılık iş hukukunda işçiyi koruma anlamında bir temel oluşturmuştur. İşçinin korunmaya en fazla ihtiyaç duyduğu zaman, iş sözleşmesinin sona erdiği süreçtedir. İşçinin tek geçim kaynağı olan ücretini kaybetmesiyle birlikte zor duruma düşeceği ortadadır. Bu açıdan bakıldığında, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı nedenle feshi büyük önem taşımaktadır. İşverenin iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmesi halinde, işçinin bazı durumlarda ihbar tazminatına hak kazanamadığı gibi, kıdem tazminatına hak kazanamadığı durumlar da olmaktadır. Bu sebeple işverenin derhal feshini sağlayan haklı nedenlerin kapsamının belirlenmesi, hangi olay ve durumların haklı neden oluşturduğunun tespiti önem kazanmaktadır. Taraflar açısından sözleşme ilişkisinin devamının istenmediği, güven ilişkisinin çöktüğü ve iş ilişkisini sürdürmenin çekilmez hale geldiği durumda, haklı nedenin varlığı halinde derhal fesih hakkı doğacaktır. İşveren açısından da haklı nedenle fesih, dayanağını ahlak ve iyi niyet kurallarından, bir başka deyişle ahlaki bir temele dayanan dürüstlük kuralından almaktadır. İş sözleşmesinin haklı nedenle feshi yetkisini veren kurallar İş kanunlarında ve Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiştir. İşverenin iş sözleşmesini derhal feshi 4857 sayılı İş Kanunu md. 25'de "İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı" başlığı altında dört grupta düzenlenmiştir. Bunlar "sağlık sebepleri", "ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri", "zorlayıcı sebepler" ve "işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17'inci maddedeki bildirim süresini aşması" halleridir. Çalışmamızda iş verenin iş sözleşmesini haklı nedenle feshi ve feshin sonuçları, bu başlıklar kapsamında detaylı olarak incelenmiştir.
  • Master Thesis
    Limited Şirket Genel Kurul Kararlarının İptal Sebebi Olarak "kanuna Aykırılık"
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Dursun Güney, Ayça Emi̇ne; Uzunallı, Sevi̇lay
    Limited şirket; kuruluş kolaylığı, ortakların sorumluluğunun nispeten sınırlı oluşu ve şirket yapısının sadeliği ile rağbet görmekte ve en çok tercih edilen sermaye şirketi olarak karşımıza çıkmaktadır. Anonim şirketlere kıyasla daha küçük çaplı olan limited şirketlerin karar ve irade organı olan, şirketin faaliyetleri ve geleceğine ilişkin önemli kararların alındığı genel kurulların kararları; uygulamada meydana gelişleri ve geçerlilikleri bakımından tartışmalara konu olmaktadır. Bu çalışmada; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda atıf yapılan anonim şirket hükümleri, içtihatlar ve doktrin görüşlerinden faydalanılarak limited şirket genel kurul kararlarının iptalinde "kanuna aykırılık" kavramı ve sonuçlarına yer verilmiştir.
  • Master Thesis
    Türk İş Hukukunda Eşitlik İlkesine Aykırılık
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Duman Göç, Öykü; Li̇moncuoğlu, Si̇yami̇ Alp
    Türk İş Hukukunda eşitlik ilkesine aykırılık, hukuksal çerçevesi ve uygulamada ortaya çıkan sorunların incelenmesi amacı ile yüksek lisans tez çalışmasının konusu olarak belirlenmiştir. Geçmişten bu yana oluşan toplumlar, ayrı ve çeşitli yapılara sahip oldukları için bireyler ya da topluluklar benzer özellikler taşımamaktadır. Kendi ülkemiz ve evrensel boyutta birey ya da topluluklar arasında söz konusu olan fiziksel özellikleri, statüleri, fikir ve düşünce yapıları veya diğer sebeplerden doğan farklılıklardan ötürü insanlar ayrımcı tutumlarla karşı karşıya kalmıştır. Ayrımcı tavırlar toplumlar tarafından kabul edilmemiş, bireylerin etnik köken, cinsiyet, dil, din, ırk, cinsel yönelim, siyasi düşünce ve değerleri başta olmak üzere bazı farklılıkları sebebiyle ayrımcı bir işleme maruz kalmaları yasaklanmıştır. Bu amaçla, çalışmanın ikinci bölümünde, eşitlik kavramı açıklanarak tarihsel gelişimi ile ulusal ve uluslararası hukuk kaynakları çerçevesinde ele alınmıştır. Bütün insanların yalnızca insan olmasından kaynaklanan doğuştan sahip olduğu haklar bakımından uygulanacak ayrımcılık yasağının sağlanması, ayrımcılık sebepleri ve işverenin bu konuda ki yükümlülükleri detaylı biçimde incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, doktrin ve mevzuatlar temel alınarak, eşitlik ilkesinin uygulanma şartları, sınırları ve uygulanması hukuki dayanaklarla ifade edilmiştir. İşverenin eşitlik ilkesine uygun davranma yükümlülüğünün gerekliliği, hukukumuzda kanuni dayanakları, içeriği ile iş ilişkisinin kurulması, devamı ve feshi aşamalarında söz konusu bu ilkenin nasıl uygulanacağı değerlendirilmiştir. Çalışmamızın son bölümünde ise, eşitlik ilkesine aykırılığın ispatlanması ve aykırılık durumunda başvurulacak hukuki yollar ile uygulanacak hukuki, idari ve cezai yaptırımlar detaylı biçimde belirtilmiştir.
  • Master Thesis
    Türk Hukukunda Yenileme (tecdit)
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Elmali, Feyza; Özcan, Cem
    Yenileme, Türk Borçlar Kanunu'nun 133. Ve 134. maddelerinde düzenlenmiştir. Yenileme, eski borcu sona erdiren ve eş zamanlı olarak yeni bir borç kuran bir sözleşmedir. Yenileme Roma Hukukundan bu yana gelişimini sürdürmekte ve modern hukuk sistemlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde yenilemenin tarihsel gelişimi ele alınmış ve terminoloji yönünden belirlemeler yapılarak yenileme kavramı açıklanmıştır. Yine birinci bölümde yenilemenin hukuki niteliği açıklanmış ve borcun nakli, ibra, sulh ve soyut borç sözleşmesi gibi yenileme ile benzerlik gösteren hukuki kurumların yenileme ile karşılaştırmalarına yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise yenilemenin koşullarına, hukuki sonuçlarına ve kanunda özel olarak düzenlenen cari hesapta yenilemeye ilişkin açıklamalar yapılmıştır. Yenilemenin koşulları incelenir iken özellikle mevcut borcun eksik bir borç olması, iptal edilebilir bir borç olması gibi ihtimaller değerlendirilmiş ve yenileme iradesinin tespitinde takip edilecek esaslar açıklanmıştır. Cari hesapta yenileme incelenir iken cari hesapta yenilemeye ilişkin özel düzenlemeler üzerinde durulmuştur. Yine ikinci bölümde sürekli borç ilişkilerinin yenilenmesi kavramı ve bu tezin konusunu oluşturan TBK m. 133 anlamında yenileme kavramları açıklanmıştır. Sürekli borç ilişkilerinin yenilenmesi, uygulamada geniş bir yer tutması nedeniyle, kira sözleşmeleri ve sigorta sözleşmeleri yönünden ayrı ayrı incelenmiş ve sözleşmenin yenilenmesi kavramından hukuki anlamda bir yenilemenin anlaşılıp anlaşılamayacağı sorunu değerlendirilmiştir.
  • Master Thesis
    Limited Şirketlerde Genel Kurul
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Şentürk, Buse Torlak; Kubilay, Huriye
    Bu çalışma ile limited şirketlerin yönetim hakları alanında görev yapan en geniş yetkilere sahip karar organı olan genel kurulun toplantılarını düzenleyen hükümler, Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde incelenmektedir. Bu kapsamda, 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde limited şirketlerin genel esasları, limited şirket genel kurulunun organ yapısı ve niteliği, görev ve yetkileri, genel kurul toplantıları, çeşitleri, toplantıya çağrılma, toplantı gündemi, toplantıya katılma hakkı ve elektronik ortamda katılım, genel kurulda oylamalar, başkanlık divanı ve başkan, oy hakkı, kapsamı, oy hakkından yoksunluk ve oy hakkının donması, oylama türleri, genel kurul kararlarının alınması, toplantı tutanağı, genel kurul kararların tescili ve genel kurul kararlarının iptali, yokluğu ve hükümsüzlüğü konuları irdelenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu sistematiğinde anonim şirketlere ilişkin hükümlerden söz edilirken, birçok hükümde, anonim şirketlere ilişkin hükümlerin limited şirketlerde de uygulanması gerektiğine atıf yapılmıştır. Anonim ve limited şirketlerin birbirinden farklı yapıda olması nedeniyle kanunun bu sistematiğinde, uygulama ve yorum yönünden Yargıtay içtihatları önemli yer tutmaktadır. Çalışmamız, kanunun sistematiği gereği özel çalışma ve yasa maddeleri, Yargıtay içtihatları ve doktrin görüşleri derleme ihtiyacı duyulan bu konuda kaynak oluşturma çabasına hizmet vermek amacıyla oluşturulmuştur.
  • Master Thesis
    Ab 2016/679 Sayılı Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü Doğrultusunda Kişisel Verilerin Korunması
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Yörük, Onur Doğan; Özsoy, Özge
    Kişisel verilerin arz ettiği önem, teknolojik gelişmelere de paralel olarak, gün geçtikçe artmaktadır. Kişisel verilerin işlenmesinin kolaylaşması ve bunlara duyulan ihtiyacın artması, bireylerin bu işleme faaliyetleri karşısında korunmasını ve kişisel verilerinin akıbeti üzerinde söz sahibi olma haklarının güvence altına alınmasını gerektirmiştir. Bu çerçevede, 1970'li yıllardan itibaren Avrupa, ulusal ve uluslararası düzeyde kişisel verilerin korunması hukukunun bağımsız bir hukuk dalı olarak gelişimine sahne olmuş, 1995 yılında yürürlüğe giren 95/46/AT sayılı Direktif ile, AB düzeyinde bir kişisel verilerin korunması çerçeve hukuku oluşturulmuştur. Direktif zamanla, özellikle internetin yaygınlaşması sonucunda, işleme yöntemlerinin değişmesi ve kişisel verilere duyulan ihtiyacın artması karşısında yetersiz kalmaya başlamış, bunun üzerine AB kişisel verilerin korunması hukukunda, uzun bir sürecin ardından (AB) 2016/679 sayılı AB Genel Veri Koruma Tüzüğü'nün temelini oluşturduğu bir reform gerçekleştirilmiştir. Tüzük, tarihsel gelişim süreci içerisinde kişisel verilerin korunması hukukunun bir parçası haline gelmiş ilkelere yer vermekle birlikte, unutulma hakkı başta olmak üzere halen hukuk çevrelerinde yoğun tartışmalara konu olan ve gelecekte de olması beklenen önemli yenilikler de getirmektedir. Türkiye'nin oluşturmaya yeni başladığı kişisel verilerin korunması kültürü bakımından da Tüzük'ün yarattığı etkinin iyi değerlendirilmesi yararlı olacaktır. Çalışmanın konusunu, Tüzük'te düzenlendiği haliyle AB kişisel verilerin korunması hukuku oluşturmaktadır. Bu kapsamda öncelikle, anılan hukuk dalının konusu ve temel kavramı olan kişisel veri ve ilişkili kavramlar tanımlanmış, ardından kişisel verilerin korunması hukukunun ulusal ve uluslararası düzeyde gelişimi ve kaynakları incelenmiş, son olarak, AB veri koruma reformu ve Tüzük ile oluşturulan kişisel verilerin korunması çerçeve hukuku, ABAD içtihatları ışığında ele alınmaya çalışılmıştır.
  • Master Thesis
    Karşılaştırmalı Hukuk'ta ve Türk Hukuku'nda Joint Venture
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Baz, Salih; Kubilay, Huriye
    Karşılaştırmalı Hukuk'ta ve Türk Hukuku'nda Joint Venture başlıklı bu yüksek lisans tezi üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm joint venture kavramına dair bir tanımlama ve kavramsal çerçevenin çizilmesine ayrılmıştır. Yine aynı bölümde joint venture ilişkisinin hukuki niteliği, türleri ve ortakların hak ve yükümlülükleri, joint venture'ın diğer benzer kurumlarla olan benzerlik ve farkları da ele alınan hususlar arasında yer almaktadır. Çalışmanın ikinci bölümü karşılaştırmalı hukuk çerçevesinde joint venture kavramının temel prensiplerinin incelenmesine ayrılmıştır. Bu bölümde ABD ve Rusya Federasyonu hukukları başta olmak üzere, Birleşik Krallık, Çin, Fransa, Japonya, Almanya, Fransa ve Kanada hukuklarında da joint venture kurumunun hukuki niteliğinin ana hatlarına değinilmiştir. Son olarak çalışmanın üçüncü bölümünde ise Türk uygulaması ve hukukunda joint venture ortaklıkları ele alınmaktadır. Türkiye'de joint venture uygulamaları son 30 yıldır artan bir sıklıkla gözlenmektedir. Özellikle köprü, baraj ve otoyol gibi dev kapsamlı projeler joint venture ilişkileriyle yürütülmektedir. Üçüncü bölümde Türk hukukunda joint venture ilişkileri, Türk Ticaret Kanunu (TTK), Türk Borçlar Kanunu (TBK), Kurumlar Vergisi Kanunu ve Rekabet Hukuku çerçevesinde ele alınmıştır. Bu yasal çerçeve kapsamında, joint venture'ın kuruluşu, ortakların hak ve yükümlülükleri, ortaklığın idaresi ve temsili, joint venture'ın tasfiyesi ve olası uyuşmazlıkların çözümü hususları incelenmiştir.
  • Master Thesis
    6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Işığında İşverenin Yönetim Hakkının Sınırları
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Öztunay, Begüm; Şişli, Zeynep
    Bireyin kimlik bilgileri, etnik kökeni, sosyal statüsü ve sosyal kimliği, gelir durumu, akli durumu, sağlık bilgileri gibi, bireyin diğerlerinden ayırt edilmesine yardımcı olacak spesifik veya belirlenebilir bilgilerin tümü kişisel veri olarak nitelendirilebilir. Bu bilgilerin korunması için ulusal ve uluslararası çevrelerce çeşitli kurallar ve standartlar uzun yıllardan beri oluşturulmaktadır. Türkiye'de kişisel verilerin korunması amacıyla çeşitli düzenlemeler yapılmış olsa da, bir çatı altında toplanması ancak 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 24 Mart 2016 tarihinde yasalaşması ile olmuştur. İşveren ve işçi ilişkisinde yönetim hakkı, kanun ve mevzuatlar ile sözleşmelerde tanımlanamayan ve tanımlanması mümkün olmayan işin yürütülmesinde elzem bir araçtır. İş ilişkisinde ancak bu araç sayesinde iş yerindeki işlerin yürütülmesi mümkün olmaktadır. Bununla beraber yönetim hakkının uygulanması esnasında işçinin kişilik haklarına müdahele etmesi ihtimalinden dolayı, sınırları çizilirken oldukça dikkatli olunmalıdır. Çalışmamızda hem KVKK hem de yönetim hakkı detaylıca araştırılıp işverenin sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği tanımlanmaya çalışılmıştır.
  • Master Thesis
    Ölüme Bağlı Tasarrufların İptali
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Efe, Neşet Başar; Özcan, Cem
    O¨lu¨me bagˆlı tasarruflar 4721 sayılı Tu¨rk Medeni Kanunu'nun Miras Hukuku bas¸lıklı u¨c¸u¨ncu¨ kitabının Mirasc¸ılar bas¸lıklı birinci kısmının ikinci bo¨lu¨mu¨nde du¨zenlenmis¸, ancak o¨lu¨me bagˆlı tasarruf kavramı Tu¨rk Medeni Kanunu tarafından tanımlanmamıs¸tır. Buna kars¸ın s¸ekli^ ve maddi anlamda sınıflandırılan o¨lu¨me bagˆlı tasarruflar bu bo¨lu¨mde yer alan hu¨ku¨mler ile s¸u s¸ekilde tarif edilebilir; o¨lu¨me bagˆlı tasarruflar hu¨ku¨m ve sonuc¸larını, tasarruf sahibinin o¨lu¨mu¨ ile dogˆuran hukuki is¸lemlerdir. O¨lu¨me bagˆlı tasarruflar iki gruba ayrılmaktadır. Bunlar s¸ekli^ o¨lu¨me bagˆlı tasarruflar ve maddi o¨lu¨me bagˆlı tasarruflardır. Bu bagˆlamda, ilk anlamda o¨lu¨me bagˆlı tasarrufun bu¨ru¨nmesi gereken s¸ekli^ husus anlas¸ılırken ikinci anlamda bu s¸ekilde ortaya c¸ıkan o¨lu¨me bagˆlı tasarrufun anlamı ve amacı anlas¸ılmaktadır. Bu tezimizde o¨lu¨me bagˆlı tasarrufların iptali u¨zerinde durulacaktır. Bu bagˆlamda o¨lu¨me bagˆlı tasarrufların neler oldugˆu, bu hukuki is¸lemlerin nasıl iptal edilebilecegˆi ve yargılama su¨reci ac¸ıklanmaya c¸alıs¸ılacaktır.
  • Master Thesis
    Ticaret Gemilerinden Kaynaklanan Petrol Kirliliğinin Hukuki Sonuçları
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Kahraman, Birce; Kubilay, Huriye
    Ticaret hayatının vazgeçilmez unsurları kara yolu, hava yolu ve deniz yolu taşımacılığı olup, deniz yolu taşımacılığı diğer taşıma metotlarına nazaran daha ucuz ve konforlu olmasından dolayı tercih edilmektedir. Tek seferde büyük kütlelerde ki araçların güvenli bir şekilde taşınması deniz yolu taşımacılığını ön plana çıkaran sebeplerden biri olmuştur. Sanayileşmenin büyümesiyle ortaya çıkan ticaret trafiği çevreyi olumsuz yönde etkilemektedir. Turizm, ulaşım, beslenme, iyot, magnezyum ve oksijen üretimi gibi daha birçok konuda denizlerin temiz bir şekilde korunmasının önemi göz ardı edilmemelidir. Ayrıca, denizlerde oluşan kirlilik, özellikle petrol kirliliği, ekosistemde ki dengeleri bozmaktadır. Eğer önlem alınmazsa, besin zincirinde ki bir halkanın eksilmesi tüm canlı varlıkların zararına sonuçlar doğurabilecektir. Çevre kirliliğinin bir alt türü olan deniz kirliliğinin ortaya çıkardığı bu hayati önemdeki etkileriyle birlikte ortaya bir takım hukuki sonuçlarda çıkmaktadır. Öyle ki, petrol kirliliğine sebep olan ticaret gemilerinin hukuki olarak sorumlu olup olmadıkları, eğer sorumlu iseler bu sorumluluğun kime ait olduğu, her hangi bir yaptırıma maruz kalıp kalamayacakları gibi sorunlar gündeme gelmektedir. Çalışmamızda, bu sorunlara çözüm aranmaya çalışılmış olup gerek ulusal gerekse uluslararası anlamda sonuçlar elde edilmek istenmiştir.