Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8832

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 16
  • Master Thesis
    Ts Iso 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi ve Tehlikeli Sınıfta Bir Üretim Tesisinde Uygulama
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Akboru, İsmail; Demi̇r, Muhi̇tti̇n Hakan
    Dünyadaki teknolojik gelişimler ile birlikte çalışma hayatımızdaki değişimler birtakım tehlikelerin de ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu tehlikelerin günlük yaşantımızı da etkilememesi için toplumlarda iş sağlığı ve güvenliği konusunda çeşitli stratejiler ve politikalar belirlenmesi gerekmektedir. İş sağlığı ve güvenliği hakkında bilinçlenerek geliştirilen tüm bu strateji ve politikalar sayesinde sistemli devam edilebilirlik ve sürekli iyileştirme sağlanabilecektir. Bu sürekliliği sağlayabilmek içinde kalite yönetim sistemlerinin varlığına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda iş sağlığı ve güvenliği adına oluşturulan stratejiler ve politikalar göz önünde bulundurularak gerçekleştirilen çalışmalardan ve iş sağlığı ile iş güvenliği süreçlerinin yönetimi için oluşturulmuş kalite yönetim sistemlerinden en yüksek seviyede yarar sağlanması hedeflenmektedir. Araştırmanın sonucunda tehlikeli bir sınıfta bulunan üretim tesisinde, TS ISO 45001 standardı yöntemlerinin uygulanması için gerçekleştirilen basamaklar, bu basamaklar oluşturulurken dikkat edilmesi gereken özellikler, karşılaşılan problemler ve zorluklar standarda uygun uygulama sonunda işletmeye kazandıracağı faydaları ortaya konması amaçlanmıştır.
  • Master Thesis
    Türkiye'de İnşaat Sektöründe, 2008-2019 Yılları Arasında Meydana Gelen İş Kazalarının Analizi
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Kölgeli, Nur; Türkben, Aslı Bor
    İnşaat sektörü pek çok alt sektöre istihdam sağlamaktadır. Bu alt sektörler genel olarak; bina inşaatı, bina dışı yapıların inşaatı ve özel inşaat faaliyetleridir. Her alt sektör, birbirinden farklı şekilde sağlık ve güvenlik önlemleri gerektiren sağlık ve güvenlik tehlikeleri barındırır. Bununla beraber, gerekli tedbirlerinin alınmaması dolayısıyla yaşanan iş kazaları şantiyelerde giderek artmaktadır. Gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri alındığı takdirde ve bu tedbirler gerekli eğitimlerle desteklendiği zaman bütün bu kazalar önlenebilir niteliktedir. Bu araştırmada, SGK istatistik yıllıklarından elde edilen veriler kapsamında 2008-2019 yılları arasında meydana gelen iş kazaları ve ölümlü iş kazaları sektörün alt dallarına göre incelenmiştir. İnşaat sektörüne ait tehlikelerin ayrıntılı olarak analiz edilebilmesi için yapılan bu çalışmada, 2008-2019 yılları arasında yaşanan iş kazaları ve ölümlü iş kazalarının sıklık oranı hesaplanmıştır ve bunun sonucunda iş kazası oranlarının azaltılabilmesi için uygun olabileceği öngörülen çözüm önerileri sunulmuştur. Araştırmanın ikinci aşamasında, 2008-2013 yılları ilk 6 yıllık dönem ve 2014-2019 yılları ikinci 6 yıllık dönem olarak ikiye ayrılmıştır. İki örneklem grubunu oluşturan bu iki 6 yıllık dönem arasındaki değişim iş kazaları ve ölümlü iş kazaları için istatistiksel olarak incelenmiştir.
  • Master Thesis
    Fiziksel Ergonomik Risk Faktörlerinin İşyükü Algısı ile İlişkisi: Tekstil Sektörüne Yönelik Bir Uygulama
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Dalkılınç, Türkan; Akay, Şermin Tükel
    Çalışmada tekstil sektörü çalışanlarının fiziksel ergonomik risklerden kaynaklı kas-iskelet sistemi maruziyet düzeyi ve iş yükü algısı düzeyini ortaya çıkararak, bu iki değişken arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. İkinci bir amaç olarak bu değişkenler ile sosyo-demografik veriler arasındaki ilişkiler incelenmiştir.Araştırma kesitsel tipte planlanmıştır. Çalışmada tekstil firması çalışanlarının ergonomik risk maruziyetdüzeylerini belirlemek için Hızlı Maruziyet Değerlendirme (HMD) ölçeği, iş yükü algısını ortaya çıkarmak için TheNationalAeronauticsand Space Administration-TaskLoad Index (NASA-TLX) ölçeği ve yaş, cinsiyet, iş tecrübesi gibi temel bilgiler için sosyodemografik bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS programı kullanılarak yapılmıştır. Katılımcıların ergonomik risk maruziyet düzeylerine bakıldığında boyun maruziyet seviyesinin yüksek, omuz/kol ve bilek/el maruziyet seviyelerinin ise orta düzeyde olduğu görülmüştür. İş yükü algısı ortalama değerleri incelendiğinde; fiziksel ve zamansal talep, performans ve efor yüksek, zihinsel talep ortanın üstünde,rahatsızlık seviyesi ise ortanın altında tespit edilmiştir. Korelasyon analizi sonucunda HMD ve NASA-TLX ölçeklerininalt parametreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Yaş, cinsiyet, çalışılan birim ve iş tecrübesi gibi sosyodemografik veriler ile ergonomik risk maruziyeti ve iş yükü algısı arasında ilişkiler olduğu gözlenmiştir. Çalışmada, çalışanların ergonomik risk maruziyet seviyelerinin yüksek olmasının algıladıkları iş yükünü de yükseltebileceği sonucuna varılmıştır. Tekstil sektöründe boyun, omuz/kol ve bilek/el ergonomik risk maruziyetiiçin önleyici yaklaşımlara ihtiyaç bulunmaktadır.
  • Master Thesis
    Ofis Çalışanlarının İş Sağlığı ve Güvenliği Bakımından Ergonomik Risklerinin Çalışma Birimlerine Göre Değerlendirilmesi
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Altınsoy, İbrahim Umut; Kabak, Kamil Erkan
    İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG)'nin amacı çalışanların risklerden arındırılmış, çalışanların daha sağlıklı ve güvenli çalışabilecekleri iş ortamları hazırlamaktır. Bu güne kadar yapılan tüm araştırmalar bu amacı sağlamak içindir. İnsanların iş haklarını ve yaşamını korumayı hedefleyen İş sağlığı ve Güvenliği günümüzde bütün ülkelerde önemli hale gelmiştir. Uygunsuz çevre koşulları, psikolojik risk etmenleri, ergonomik koşullar, çalışanların devamlı aynı pozisyonda oturma süreleri çalışanlarda sağlık sorunları oluşturmaktadır. Belediye çalışanlarında gerçekleştirilen bu çalışmanın amacı, belediye içerisinde fen işleri, imar işleri ve muhasebe birimlerinin arasındaki ergonomik risk değerlendirmesi yapmaktır. Belediye çalışanlarına Demografik, Ergonomik Risk ve NASA-TLX İş Yükü Değerlendirme anketleri uygulanmıştır. Anket değerlendirmesi 103 çalışan üzerinden gerçekleşmiştir. Anket sonuçları, fen işleri çalışanlarında diğer imar işleri ve muhasebe birimlerinde çalışanlara göre daha fazla ergonomik risk faktörü göstermektedir. Fen işleri biriminde çalışanlarda diğer kriterlerin haricinde fiziksel iş yükü kriteri de gözlenmiştir.
  • Master Thesis
    Bir Gıda Üretim Tesisi İnşaatında Risk Değerlendirmesi Uygulaması
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2020) Çelik, Can; Soysal, Dilek
    İnşaat sektörü, iş kazalarının ve iş kazaları sonucu ölümlerin en çok yaşandığı sektörlerin başında gelmektedir. Bu nedenle, inşaat sektöründe yapılacak iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları ciddi önem arz etmektedir. İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının en önemli aşamalarından biri risk değerlendirmesidir. Bu çalışmada, bir gıda üretim tesisi inşaatında, 5x5 L tipi risk değerlendirme karar matrisi yöntemi ile, risk değerlendirmesi yapılmıştır. Yüksekten düşme, düşen cisimler ile yaralanma ve elektrik çarpması gibi risklerin çok yüksek risk seviyesinde olduğu saptanmıştır. Risk puanlarının düşürülmesi için alınacak önlemler sıralanmıştır.
  • Master Thesis
    Montaj Hattında Ergonomik Risk Faktörlerinin Reba Metodu ile İncelenmesi: Otomotiv Yan Sanayi Sektörüne Yönelik Bir Uygulama
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Sakalar, Ender; Akay, Şermin Tükel
    Yayınlanan ulusal ve uluslararası istatistiklere göre iş ve işgücü kayıplarının büyük bir bölümü ergonomik koşulların dikkate alınmamasından kaynaklanmakta, ayrıca çalışanlarda işle ilgili kas iskelet sistemi rahatsızlıkları görülme, iş kazası ve meslek hastalıkları oluşma riski artmaktadır. Motor yağ pompası üreten bir firmada gerçekleştirilen bu tezin amacı montaj hattındaki istasyonları ergonomik açıdan değerlendirmek, en zorlanılan istasyonu ve en sık görülen kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarını tespit etmekti. Ayrıca istasyonlarda oluşan ergonomik risklerin kişisel postüral alışkanlıklardan kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırıldı. Katılımcılar İskandinav Kas İskelet Sistemi Rahatsızlıkları Anketi (Nordic)' ne verdikleri yanıta göre iki gruba ayrıldı. Son 12 ayda ağrı şikâyeti sebebiyle günlük faaliyetlerini yapmada zorlanan 90 montaj operatörü çalışma grubu, zorlanma yaşamamış olan 46 montaj operatörü ise kontrol grubu olmak üzere toplamda 136 montaj operatörü çalışmaya katıldı. Ergonomik risk faktörlerini değerlendirmek için Rapid Entire Body Assessment (REBA) metodu, iş yükünü değerlendirmek için NASA-TLX anketi kullanıldı. Demografik bilgiler, boy, kilo verileri iş yeri hemşiresinden alındı; istasyonların zorluk derecesi açık uçlu sorular ile soruldu. Yapılan analizler sonucu hem çalışma hem de kontrol grubunda en çok zorlanılan istasyonun 'vane dizme istasyonu' olduğu; kontrol grubunda boyun, sırt, bel ve el-el bileği bölgelerinin en çok ağrı görülen bölgeler olduğu tespit edildi. Ayrıca ağrı şikâyeti olanların çoğu dört veya daha fazla bölgede ağrı rapor etti. Operatörlerin iş yerindeki çalışma süresi ve kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları arasında pozitif ilişki saptandı. Çalışanların zorlandıkları istasyonlarda yapılan REBA değerlendirmelerinde istasyonların orta derece risk durumunda olduğu tespit edildi. Kronik ağrı şikâyeti olan çalışma grubunda ergonomik riskler postüral alışkanlıklara bağlı olarak daha yüksek bulundu.
  • Master Thesis
    Telekomünikasyon Sektörü Çalışanlarının İş Sağlığı ve Güvenliği Açısından Risklerinin Belirlenmesi
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Budak, Devrim; Kabak, Kamil Erkan
    Küresel Mobil İletişim Sistemi (Global System for Mobile Communication-GSM) teknoloji ve bilgi çağı olarak adlandırılan günümüzde, insan yaşamının vazgeçilmez unsuru olarak ilk kez Finlandiya'da devreye girmiştir. Hızla gelişmekte olan GSM teknolojisi yaşamın her alanında kullanım imkânı bulan etkili yüksek teknolojiye sahip bir sistemdir. Bu sistem yaşanan gelişmelerle birlikte dünyanın en büyük sektörlerinden biri olan telekomünikasyon sektörünü doğurmuştur. Bu teknoloji arka planında büyük bir alt yapı barındırmaktadır. Telekomünikasyon sektörü alt yapı işlerinde çalışanlar; inşaat işleri, yüksekte çalışma, gece çalışma, kazı işleri, elektromanyetik alan maruziyeti ve ağır çalışma koşulları kaynaklı risklere, mobing gibi psikososyal risklere maruz kalmaktadır. Telekomünikasyon sektöründe meydana gelen iş kazalarına yönelik risklerin değerlendirilmesi amacıyla çok çalışma yapılmıştır. Telekomünikasyon sektörü baz istasyonu kurulum ve bakım onarımlarında 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun gereklilikleri, alınması gereken tedbirler, çevresel faktörler, çalışan eğitimleri, sağlık kontrolleri, risk değerlendirmeleri, acil eylem planları gibi prosedürler uygulanarak çalışanın ortaya çıkabilecek her türlü riske karşı korunması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı telekomünikasyon sektöründe çalışanlar için iş sağlığı ve güvenliği açısından riskleri araştırmak, literatür incelemesi yapmak, risklerin önlenmesi için hipotezler önermek, tartışılan hipotezlere göre literatür araştırmasına dayanan riskleri önleyici çözüm önerilerinde bulunmak olarak belirlenmiştir. Konu bütünü ile ele alınıp telekomünikasyon sektöründe çalışanların iş sağlığı ve güvenliği açısından taşıdıkları riskler ve bu risklerin ortadan kaldırılmasına yönelik önerilerde bulunarak literatüre katkı sunulmaya çalışılmıştır.
  • Master Thesis
    Güvenlik İklimi ile İş Sağlığı ve Güvenliği Uygulamaları Performansı Arasındaki İlişki
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Eroğlu, Umutcan; Horasan, Gönül Dinç
    İş kazaları ve meslek hastalıkları yaygın görülmeleri ve hastalık ve ölümlere neden olmaları nedeni ile önemli halk sağlığı sorunlarıdır. İşyerlerinde güvenlik iklimi sağlanmadığında ve iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları konusunda yeterli düzeyde performans sağlanmadığında iş kazaları ve meslek hastalıklarının ortaya çıkması kaçınılmaz bir sonuçtur. Yapılan akademik çalışmalar incelendiğinde kompresör üretimi veya sanayii iş kolunda üretim yapan herhangi bir işyerinde güvenlik iklimini ve iş sağlığı ve uygulamaları performansını ölçen ve bu iki kavram arasındaki ilişkiyi değerlendiren bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu çalışma ilgili işkollarından beş farklı işyerinde güvenlik iklimi ile iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları performansı değerlendirmelerinin yapılması ve bunlar arasındaki ilişkinin ortaya konması amacı ile planlanmıştır. İzmir ilinde faaliyet gösteren kompresör üretimi yapan farklı beş adet işyerinde çalışan 205 mavi yakalı çalışan üzerinde anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Kesitsel tanımlayıcı bir çalışma özelliği taşımaktadır. Kullanılan ankette çalışanların sosyodemografik bilgileri, iş kazasına uğrama durumları, meslek hastalığı teşhisi bulunup bulunmadığı, tetanoz aşısı bağışıklama durumları gibi bilgileri toplanmıştır. Ankette güvenlik iklimi ölçeği ve iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları performans değerlendirme ölçeği de yer almaktadır. Güvenlik iklimi ölçeği, Türen. U, Gökmen. Y, Tokmak İ ve Bekmezci. M, tarafından 2014 yılında geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılmış olup, "yönetimin bakış açısı ve kurallar" ve "iş arkadaşları ve güvenlik eğitimleri" olmak üzere iki alt boyuttan oluşmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği uygulamaları performans değerlendirme ölçeği, Üngören. E, ve Koç. S, tarafından 2015 yılında geçerlilik ve güvenilirlilik çalışması yapılmış olup, "iş sağlığı ve güvenliği konusunda yönetsel önlem ve tedbirler", "çalışanların iş sağlığı ve güvenliği kriterlerine göre çalışması", "çalışanların iş sağlığı ve güvenliği konusunda bilinç düzeyleri","iş sağlığı ve güvenliği eğitim uygulamaları","iş sağlığı ve güvenliği konusunda yönetim ve çalışanlar arasında işbirliği ve iletişim" olmak üzere beş adet alt boyuttan oluşmaktadır. Veriler SPSS for Windows 21.0 programında değerlendirilmiştir. Anketleri değerlendirilen 203 çalışanın 201'i erkek, 1'i kadın, 171'i evli, 32'si bekar, 44'ü 34 yaş altı, 142'si 35-40 yaş aralığında ve 17 tanesi 50 yaş üzerindedir. Güvenlik iklimi ölçeğinin "iş arkadaşları ve güvenlik eğitimleri" alanı puanının diğer alana göre daha düşük olduğu (14.8 ± 1.3), iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları performans ölçeğinde ise "iş sağlığı ve güvenliği konusunda yönetim ve çalışanlar arasında işbirliği ve iletişim" alanı puanının diğer alanlara göre daha düşük olduğu (14.8 ± 1.3).saptanmıştır. Güvenlik iklimi ile iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları performans ölçeği arasında bir spearman korelasyon katsayısı bulunmuştur. Araştırma yapılan beş iş yeri için çalışma koşullarının değerlendirilmesinde güvenlik iklimi ve iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları performansı açısından yeterli bilgi düzeyine sahip olunmadığı görülmüştür. Özellikle yetersiz iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri ve yönetimin çalışanların fikir ve düşüncelerine önem vermemesi gibi sorunlar daha fazla bulunmaktadır.
  • Master Thesis
    Döküm Sektöründe İş Güvenliğini Etkileyen Faktörler: İzmir Örneği /
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Peker, İlteriş; Erol, Kutluhan
    İnsan kas gücünün yüksek seviyede kullanıldığı, temel yaşam araç ve gereçlerimizin büyük çoğunluğunu sağlayan 'Döküm' sektöründe çok sayıda ölümlü ve yaralanmalı iş kazası meydana gelmektedir. Bu tezin amacı Türkiye'de, İzmir bölgesinde döküm sektörünü iş güvenliği açısından irdelemek, hangi faktörlerin is kazalarının sıklık ve şiddetine ne kadar katkıda bulunduğunu incelemektir. Bu bağlamda; İzmir ilinde 2017 yılından bu yana 50 döküm firması için yapılan çalışmalar, risk analizi verileri, anketler ve saha gözlemleri ile bilgiler toplanmıştır. Bu veriler irdelendiğinde; dökümhane atölyelerinde teknoloji ve otomasyon sistemlerin yeterince kullanılmadığı, fiziksel koşulların eksik kaldığı, çalışan ve işverenlerin eğitim anlamında yeterlilik gösteremediği tespit edilmiştir. Bu faktörler işletmelerin ve çalışanların birebir karşılaştığı uygunsuzluk ve risklerin daha fazla olmasına nedendir. Beklentimiz, bu faktörlerin ele alınan firmalardaki ele alınan toplam uygunsuzluklar içeresindeki önemini ortaya çıkarmak, tehlike kategorisini belirleyerek, alınması gerekli önlemlerin önceliğinin belirlenmesini sağlamaktır.
  • Master Thesis
    Anaokulu Öğretmenlerinin Mesleklerine Yönelik İş Sağlığı ve Güvenliği Algılarının Değerlendirilmesi
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Birken, İzzet; Şemin, Makbule İlgi
    Okullarda hem öğretmenler hem de öğrenciler için risklerin tanımlanması, belirlenmesi ve önlenmesi iş sağlığı ve güvenliği (İSG) uygulamalarının önemli bir kısmını kapsamaktadır. Bu çalışmada, anaokulu öğretmenlerinin maruz kaldığı demografik, sosyal, fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ve psikolojik riskleri saptamak ve bu riskler konusunda öğretmenlerin algılarını araştırmak üzere iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görüşü alınarak bir anket formu oluşturulmuştur. Anket formu, İzmir ili merkezinde görev yapan anaokulu öğretmenlerine elektronik ortamda gönderilmiştir. Toplanan veriler SPSS 21 programı ile istatistiksel olarak değerlendirilerek yorumlanmıştır. Anketi İzmir ilinin 10 ilçesinden, toplam 63 anaokulu öğretmeni gönüllü olarak doldurmuştur. Katılımcıların % 63,5'inin 30 yaş üzerinde olduğu, %33,3'ünün ön lisans, %47,6'sının lisans mezunu olduğu, %55,7'sinin 1-10 yıl arasında görevde bulunduğu, % 63,5'inin günde 8 saatten fazla çalıştığı, %57,1'inin 1600-2000 TL arasında ücret aldığı, %52,4'ünün sigara kullanmadığı ve %54,1'inin ise hiç egzersiz yapmadığı saptanmıştır. Öğretmenlerin %60,3'ü İSG eğitimi aldığını, %65,1'i risk değerlendirmesinde görüşünün alınmadığını bildirmiş, %72,1'i önlemleri yetersiz bulduğunu belirtmiş, %72,1'i iş kazası yaşamamıştır. Katılımcıların en çok yakındığı sağlık sorunları bel ağrısı, ses kısıklığı, baş ağrısı ve gerginliktir. Yakınmalarının meslekleri ile ilişkili olduğunu düşünmektedirler. Ses kısıklığı yakınmasının yaş, meslekte geçirilen süre ve sınıftaki öğrenci sayısı ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Psikolojik yakınmaları olanlarda sindirim sistemi ve solunum sistemi yakınmalarının da daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bel ağrısı yakınmasının İSG eğitimi almış olanlarda daha az olduğu (p<0.05) saptanmıştır. Öğretmenler genel olarak okul hijyeninden, öğrenci, veli, meslektaş ve yöneticilerin tutumundan memnundurlar. Sonuç olarak; anaokulu öğretmenlerinin meslekleri ile ilişkili gördüğü, yaş ve süre ile ilişkili bulunan rahatsızlıkların meslek hastalığı açısından dikkate alınarak önlem alınması uygun olacaktır.