Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8832

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 19
  • Master Thesis
    The Ontology of the Relationship between Selfobject Needs and Somatization
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Topgül, Ilgaz; Köksal, Mustafa Falih
    ​​Bu çalışmanın amacı, kendiliknesnesi ihtiyaçları, somatizasyon ve duygu düzenleme, çocukluk çağı travması ve öfke gibi ilgili psikolojik yapılar arasındaki karmaşık ilişkiyi incelemektir. Bu araştırma, Kohut'un kendilik psikolojisi çerçevesini kullanarak, karşılanmamış kendilik nesnesi ihtiyaçlarının özellikle çocukluk travması öyküsü olan bireylerde somatik semptomlara nasıl yol açabileceğini incelemektedir. Çalışmada katılımcılardan veri toplamak için Kendiliknesnesi İhtiyaçları Envanteri (SONI), Belirti Tarama Listesi-90 Somatizasyon Alt Ölçeği (SCL-90-S), Duygu Düzenleme Güçlükleri Ölçeği (DERS), Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşantılar Ölçeği (ACE-Q) ve Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı Ölçeği (STAXI) gibi kapsamlı bir metodoloji kullanılmıştır. Sonuçlar, karşılanmamış kendilik nesnesi ihtiyaçları ile somatizasyon yaygınlığı arasında, duygu düzenleme güçlüklerinin aracılık ettiği ve çocukluk çağı travması ve öfkenin şiddetlendirdiği anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Bulgular, somatizasyonu azaltmak için öz-nesne ihtiyaçlarını ele alan ve duygu düzenleme becerilerini geliştiren terapötik yaklaşımlara duyulan ihtiyacın altını çizmektedir. Bu araştırma, somatizasyon bozukluklarının tedavisinde klinik uygulamalar için çıkarımlara sahiptir ve erken psikolojik deneyimlerin ve duygu düzenleme süreçlerinin somatik semptomatolojiyi nasıl etkilediğinin anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır.​
  • Master Thesis
    Work
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) İldiri, Nilüfer; Ersoy, Nevra Cem
    Öz-belirleme teorisi rehberliğinde yapılan bu çalışma, annelerin iş bağlılığı ve çocukların akademik bağlılıklarının hem anneler hem de ergen çocuklarının temel psikolojik ihtiyaçlarının (özerklik, ilişkililik ve yeterlik) tatmini üzerindeki etkilerini incelemiştir. Çalışmaya, yaşları 12 ile 17 arasında değişen 149 anne-çocuk ikilisi katılmıştır. Veriler, Demografik Bilgi Anketi, Temel Psikolojik İhtiyaçlar Tatmin Ölçeği, Utrecht İş Bağlılığı Ölçeği ve Utrecht İş Bağlılığı Ölçeği- öğrenci versiyonu kullanılarak toplanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri keşfetmek için Aktör-Ortak Bağımlılık Modeli'ni (APIM) kullanan yol analizi uygulanmıştır. Bulgular, annelerin iş bağlılığının kendi temel psikolojik ihtiyaçlarının tatminini olumlu yönde etkilediğini gösteren önemli aktör etkilerini ortaya koymuştur. Ayrıca, annelerin iş bağlılığının, çocuklarının ilişkililik ihtiyacının tatmini ile olumlu bir şekilde bağlantılı olduğunu gösteren önemli ortak etkiler de gözlenmiştir. Benzer şekilde, çocukların akademik bağlılığı hem kendi hem de annelerinin temel psikolojik ihtiyaçlarının (özerklik, ilişkililik ve yeterlik) tatmini ile anlamlı bir şekilde ilişkili bulunmuştur. Bu sonuçlar, aile üyelerinin bağlılıklarının ve psikolojik iyi oluşlarının birbirleriyle olan bağlantısını vurgulamakta ve iş ve akademik bağlılığın teşvik edilmesi yoluyla genel aile tatmininin artırılması potansiyeline dikkat çekmektedir. Çalışma, aile dinamiklerini ve bunların psikolojik iyi oluş üzerindeki etkilerini anlamada hem bireysel hem de ilişkisel faktörlerin dikkate alınmasının önemini vurgulamaktadır.
  • Master Thesis
    Relationship between separation-individuation and psychodynamic personality organization: The role of shame and guilt
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Aygün, Arslan; Köksal, Mustafa Falih
    Bu çalışmanın amacı utanç ve suçluluk duygularının ayrılma bireyleşme ve kişilik organizasyonları üzerindeki yordayıcı etkilerini araştırmak ve ayrılma bireyleşme ile kişilik organizasyonu ilişkisinde utanç ve suçluluk duygularının aracı rolünü incelemektir. Veriler 337 katılımcıdan toplandı. Verileri toplamak için Sürekli Utanç ve Suçluluk Ölçeği, Ayrılma Bireyleşme Envanteri ve Kişilik Organizasyonu Envanteri kullanıldı. Sonuçlara göre utanç, suçluluk duyguları, ayrılma bireyleşme ve kişilik organizasyonu pozitif yönde korelasyon göstermektedir. Katılımcıların kişilik organizasyonu ve ayrılma bireyleşme puanları utanç/suçluluk seviyelerine göre anlamlı olarak farklılık göstermektedir. Kişilik organizasyonu puanlarını ayrılma bireyleşme ve utanç puanları yordarken; ayrılma bireyleşme puanlarını sırasıyla utanç ve suçluluk duyguları yordamaktadır. Ayrılma bireyleşme ve kişilik organizasyonu ilişkisinde utanç duygusu anlamlı bir aracı değişken iken; suçluluk duygusu bu ilişkide anlamlı bir aracı etkisi göstermemiştir. Sonuçlar literatür doğrultusunda tartışılmıştır.
  • Master Thesis
    The effectiveness of cognitive bias modification on intolerance of uncertainty: A randomized controlled trial
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Dumlu Gündoğan, Selin; Gündoğan, Selin Dumlu; Ögütcü, Yasemin Meral; Gökdağ, Ceren
    Belirsizliğe tahammülsüzlük (BT), çeşitli psikolojik sorunlarda ortak görülen yani tanılar üstü rolü olan ve duygusal sorunların ortaya çıkmasında kritik öneme sahip bir bireysel farklılıktır. Bilişsel davranışçı yaklaşıma göre, belirsiz durumların yanlış yorumlanması BT'ye neden olur ve bu da psikolojik sorunlara zemin hazırlar. Bu nedenle, BT'ye müdahale etmenin yolu, kişilerin bilişsel yanlılıklarına müdahale etmekten geçer. Bilişsel yanlılık değişimi (BYD), psikopatoloji ile ilişkili bilişsel yanlılıkları azaltmayı amaçlayan ve bu amaçla kişilerin bir dizi uyarana maruz kaldığı paradigmaları içeren bir yöntemdir. Bu araştırmanın amacı, internet tabanlı BYD yorumlama yanlılığı (iBYD-Y) müdahalesinin BT ve eş zamanlı olarak psikolojik belirtiler üzerindeki etkisini randomize kontrollü bir çalışma ile incelemektir. Araştırmanın örneklemi, klinik olmayan 18-40 yaş arası 90 kadın katılımcıdan oluşmuştur. Katılımcılar, üç oturumluk müdahale alan iCBM-I grubuna ve bekleme listesi kontrol grubuna rastgele atanmıştır. Veri toplama esnasında, öz bildirim ölçümü olarak Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği-12, Kısa Belirti Ölçeği-25, Pozitif ve Negatif Duygu Ölçeği, davranışsal ölçüm olarak ise Boncuk Görevi ve Yorumlama Yanlılığı Görevi kullanılmıştır. Ölçümler müdahale öncesi, sonrası ve 1 ay sonrasında yapılmıştır. Elde edilen veriler tekrarlı ölçümler karışık desen ANOVA ile analiz edilmiştir. Sonuçlar, öz bildirim ölçümlerinde müdahale ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark olmadığını göstermiştir. Her iki grup da BT düzeylerinde, olumsuz duygulanımda ve psikolojik belirtilerde benzer düşüş eğilimleri göstermiştir. Davranışsal ölçümlerde ise iCBM-I müdahalesinin yorumlama yanlılığı ölçümlerinde olumlu etkileri olduğu, bu etkinin bir ay sonrasında da devam ettiği bulunmuştur. Bu bulgular, iCBM-I'in semptom düzeyini etkilemediğini ancak yorumlama yanlılığını iyileştirdiğini göstermektedir. Bulgular, alanyazın ışığında tartışılmış ve gelecekteki araştırmalar ve klinik uygulamalar için önerilerde bulunulmuştur.
  • Master Thesis
    The mediating roles of emotional self-awareness and self-control in the relationship between differentiation of self and burnout in Turkish mental health professionals
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Akçor, İrem Nur; Tuna Kaykusuz, Ezgi; Kaykusuz, Ezgi Tuna
    Tükenmişlik, ruh sağlığı profesyonelleri arasında yaygın bir sorundur ve hem ruh sağlığı çalışanlarının iyi oluşunu ve sundukları bakımın kalitesini etkiler. Benlik ayrımlaşması da tükenmişliği etkileyen faktörlerden biri olabilir. Bu nedenle, tükenmişliği etkileyen faktörleri incelemek önemlidir. Bu çalışma, Türk ruh sağlığı çalışanlarında benlik ayrımlaşması ve tükenmişlik arasındaki ilişkide duygusal öz- farkındalık ve öz-kontrolün aracı rolünü incelemiştir. Örneklem, psikiyatristler, klinik psikologlar, psikologlar ve psikolojik danışmanlar da dahil olmak üzere toplam 189 ruh sağlığı çalışanlarından oluşmaktadır. Bu çalışmada, Benlik Ayrımlaşması Ölçeği – Revize Edilmiş Formu, Maslach Tükenmişlik Envanteri, Duygusal Öz-Farkındalık Ölçeği ve Kısa Öz-Kontrol Ölçeği kullanılmıştır. Yol analizi, öz-kontrolün, duygusal kopma ve kişisel başarı boyutu arasında ve 'ben' pozisyonu ve kişisel başarı arasında önemli bir aracı olduğunu göstermiştir. Bu, düşük duygusal uzaklaşma seviyelerinin ve daha güçlü bir 'ben' pozisyonunun, öz denetimi artırdığını ve bunun da kişisel başarı hissine yol açtığını göstermektedir. Ayrıca, duygusal öz-farkındalık, benlik ayrımlaşmasının her boyutu ile duyarsızlaşma tüm benlik ayrımlaşması boyutları ile kişisel başarı arasındaki ilişkide aracı etkisi anlamlıdır. Bu, daha az tepkisel ve duygusal olarak uzaklaşmış veya kaynaşmış olmanın, aynı zamanda otonomi ve yakınlığı korumanın duygusal öz-farkındalığını artırdığını göstermektedir. Sonuç olarak, bireyler stresli durumlarda duyarsızlaşmayı azaltır ve başarı hissi artar. Bulgular, ruh sağlığı çalışanları arasındaki potansiyel tükenmişlik risklerini ele almada dış faktörlerle birlikte içsel dinamiklerin önemini vurgulamıştır. Çalışmanın bulguları ve sınırlılıkları mevcut literatür bağlamında tartışılmıştır ve gelecekteki araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.
  • Master Thesis
    Pathological narcissism and relationship quality: The mediating role of self and perceived partner authenticity in romantic relationships
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Aytaçlar, Pınar; Tuna Kaykusuz, Ezgi; Kaykusuz, Ezgi Tuna
    Narsisizm ve otantiklik arasındaki dinamiklerin incelenmesi, kişilerarası ilişkiler üzerindeki etkilerinin daha derinlemesine anlaşılmasını sağlar. Bu çalışmanın amacı patolojik narsisizm ve ilişki kalitesi arasında ilişkide otantikliğin rolünü incelemektir. Katılımcılar (N=452, %78,5 kadın), yaşları 19 ile 65 arasında değişen ve en az bir aydır romantik bir ilişki içinde olduklarını bildiren Türk yetişkinlerden oluşmaktadır. Katılımcılar, Patolojik Narsisizm Envanteri, Otantiklik Ölçeği, İlişkilerde Otantiklik Ölçeği (AIRS), algılanan partner otantikliğini (APO) değerlendiren modifiye edilmiş AIRS ve Yatırım Modeli Ölçeği gibi çevrimiçi anketleri doldurmuşlardır. Çalışma değişkenlerinin betimsel analizleri, değişkenler arası korelasyonlar ve ilişki süresinin narsisizm, ilişkide kendini otantik görme (KO) ve APO ile korelasyonu incelenmiştir. Daha sonra, büyüklenmeci ve kırılgan narsisizm ile ilişki kalitesi arasındaki KO ve APO'nun aracı rollerini analiz etmek için yapısal eşitlik modellemesi kullanılmıştır. Bulgular, kırılgan narsisizmin azalan KO ve APO yoluyla ilişki kalitesini olumsuz etkilediğini ortaya koymuştur. Buna karşılık, büyüklenmeci narsisizm, KO ve APO aracılığıyla ilişki kalitesini artırmaktadır. Sürekli otantikliğin bir kovaryant olarak dahil edildiğinde, büyüklenmeci narsisizmin KO ve APO üzerindeki etkilerinin ortadan kalktığı bir alternatif model ortaya konmuştur. Kırılgan narsisizmin APO üzerindeki olumsuz etkisi devam ederken, KO üzerindeki etkisi ortadan kalkmıştır, ilişki kalitesi üzerindeki doğrudan etkisi olumlu hale gelmiştir. Araştırma, özgünlüğün romantik ilişki dinamiklerini iyileştirmede ve narsisizmin olumsuz etkilerini azaltmada kilit bir faktör olma potansiyelinin altını çizmektedir. Gelecek araştırmalar ve klinik uygulamalar için yönlendirmeler tartışılmıştır.
  • Master Thesis
    The mediating role of emotion dysregulation in the relationship between basic psychological needs satisfaction
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Alparslan, Erdi; Köksal, Mustafa Falih
    Bu tez, temel psikolojik ihtiyaçların tatmini/engellenmesi, duygu düzenleme güçlüğü ve Karanlık Üçlü kişilikleri arasındaki karmaşık etkileşimi araştırmaktadır. Çalışma, mevcut literatüre dayanarak, temel psikolojik ihtiyaçların tatmininin ya da engellenmesinin Makyavelizm, narsisizm ve psikopati gibi Karanlık Üçlü özelliklerinin ortaya çıkmasını ve ifade edilmesini nasıl etkilediğini araştırmaktadır. Bu araştırmanın merkezinde, temel psikolojik ihtiyaçların tatmini/engellenmesi ile Karanlık Üçlü özelliklerinin tezahürü arasında bir köprü görevi gören duygu düzenleme güçlüğünün aracı rolü yer almaktadır. 18 yaş ve üstü 406 gönüllü katılımcının yer aldığı bu çalışmada veriler Demografik Bilgi Formu, Temel Psikolojik İhtiyaçların Tatmini ve Engellenmesi Ölçeği, Kısaltılmış Karanlık Üçlü Ölçeği ve Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği-Kısa Form aracılığıyla toplanmıştır. Basit aracılık analizleri sonucunda temel psikolojik ihtiyaçların tatmini ile hem makyavelizm hem de psikopati arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün tam aracılık rolünün bulunduğu fakat temel psikolojik ihtiyaçların tatmini ile narsisizm arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün anlamlı bir aracı rolünün olmadığı görülmüştür. Benzer şekilde temel psikolojik ihtiyaçların engellenmesi ile hem makyavelizm hem de psikopati arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün anlamlı aracılık rolünün bulunduğu fakat temel psikolojik ihtiyaçların engellenmesi ile narsisizm arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün anlamlı bir aracı rolünün olmadığı görülmüştür. Bu tez, ampirik araştırma ve teorik sentez yoluyla, hem kişilik psikolojisi hem de klinik bilimlerdeki bilginin ilerlemesine katkıda bulunmakta, terapötik müdahaleler ve kişilik değerlendirme stratejileri için çıkarımlar sunmaktadır.
  • Master Thesis
    Can Locus of Control and Metacognitive Beliefs Predict Ocd Symptomology; an Analysis Within the Metacognitive Model
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Keski̇npala, Ecem; Öğütçü, Yasemi̇n Meral
    Bu çalışmada üstbilişsel inançların ve kontrol odağının obsesif kompulsif belirtiler üzerindeki yordayıcı rolünün araştırılması amaçlandı. Çalışmaya 18-76 yaş arası 335 kişi katıldı. Çalışmada Demografik Form, Padua Envanteri, Üstbiliş Ölçeği-30, Kontrol Odağı Ölçeği kullanılmış ve Google Formlar aracılığıyla uygulanmıştır. Her OKB semptomu için üstbilişsel inançlar ve kontrol odağının bağımsız değişkenler olduğu beş farklı Aşamalı Hiyerarşik Regresyon analizi yapılmıştır. Sonuçlar, kontrol edilemezlik ve tehlike ile düşünceleri kontrol etme ihtiyacı inançlarının OKB'nin tüm semptomlarını yordadığını, olumlu inançların ise ruminasyon, yıkama ve dürtüleri yordadığını ortaya çıkardı. Bu faktörlerin değişkenliği kontrol altına alındıktan sonra, dış kontrol OKB'nin ruminasyon, yıkama kontrol etme ve dürtüler semptomlarını yordarken, iç kontrol yalnızca ruminasyon belirtisini yordamıştır. Bu bulgular OKB'nin karmaşık yapısını üstbiliş ve kontrol odağı bağlamında anlamamıza katkıda bulunmaktadır. Sonuçlar obsesif-kompulsif semptomlarla ilgili üstbilişsel inançların öneminin altını çiziyor; dış kontrol, ağırlıklı olarak ruminasyonu etkileyen iç kontrole kıyasla OKB semptomları üzerinde daha geniş bir öngörücü rol oynuyor. Bu çalışma, obsesif-kompulsif semptomların altında yatan spesifik dinamikler hakkında değerli bilgiler sağlar ve her semptom alt tipiyle ilişkili farklı üstbilişsel kalıplara ve kontrol odağına yönelik müdahalelerin uyarlanması konusunda çıkarımlar sağlar, Bu karmaşık ilişkiyi etkileyebilecek ek faktörleri araştırmak ve bu bulguları farklı popülasyonlarda tekrarlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.
  • Master Thesis
    The Effect of Parenting Style and Emotional Needs on Partner Preference: Examination From the Schema Therapy Model
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Bi̇çer, Rümeysa; Köksal, Mustafa Fali̇h
    Bu çalışmada, Şema terapi perspektifinden uyumbozucu ebeveynlik stillerinin ve karşılanmamış duygusal ihtiyaçların partner seçimini nasıl etkilediği incelenmiştir. Partner seçimi, katılımcıların mevcut partnerleri yerine araştırmacılar tarafından oluşturulan kısa senaryolarla değerlendirilmiştir. Çalışma, 18-67 yaşları arasındaki 305 katılımcıdan oluşmuş ve iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşama, senaryo içeriğinin hazırlanması ve psikometrik özelliklerin değerlendirilmesidir. İkinci aşama, katılımcılardan formlar aracılığıyla veri toplamayı içermektedir. Katılımcılara Young Ebeveynlik Ölçeği, şemalara göre çekicilik değerlendirmeleri (vinyetler) ve demografik bilgi formu uygulanmıştır. Ebeveynlik stilleri, engelledikleri duygusal ihtiyaçlara göre gruplara ayrılmıştır: Bağlanma ve Kabul ihtiyaçlarını engelleyenler, Özerklik ve Performans ihtiyaçlarını engelleyenler, Dengeli Standartlar ve Sorumluluk ihtiyaçlarını engelleyenler, Sağlıklı Sınırlar ihtiyacını engelleyenler. Vinyetler de içerdikleri şemalara göre Dışlanma ve Reddetme, Zedelenmiş Özerklik ve Performans, Aşırı Sorumluluk ve Standartlar, Zedelenmiş Sınırlar şema alanlarına ayrılmıştır. Çalışmanın temel sorularını yanıtlamak için yapılan ANOVA analizleri, bağlanma ve kabul ihtiyaçlarını engelleyen ebeveynlik tarzının vinyetlerin çekiciliğini belirgin bir şekilde etkilediğini göstermiştir. Benzer şekilde, Özerklik ve Performans, Dengeli Standartlar ve Sorumluluk, Sağlıklı Sınırlar ihtiyaçlarını engelleyen ebeveynlik tarzları da ilgili şema alanlarındaki vinyetlerin çekiciliğini belirgin bir şekilde etkilemiştir. Sonuç olarak, algılanan ebeveynlik tarzları ile duygusal ihtiyaçlar arasında partner seçimiyle ilişkili bir bağlantı olduğu gösterilmiştir. Bulgular, ebeveynin cinsiyetinin bu seçimde etkili olabileceğini düşündürmektedir. Bu sonuçlar, literatürle uyumlu olarak hem teorik anlayışa hem de pratik düşüncelere katkıda bulunmaktadır.
  • Master Thesis
    The Role of Self-Compassion in the Relationship Between Social Anxiety and Smartphone Addiction
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Katırcıoğlu, Hazım Tevfik; Ögütcü, Yasemi̇n Meral
    Sosyal kaygı bozukluğu, bireyin diğer bireyler tarafından potansiyel olarak değerlendirilmesine maruz kaldığı bir veya daha fazla sosyal duruma ilişkin yoğun korku veya kaygı ile karakterizedir. Yoğun korku ve kaygı nedeniyle sosyal kaygısı yüksek olan bireyler, sosyal etkileşimlerden geri çekilme ve kendilerini izole etme eğilimi gösterirler. Literatüre bakıldığında, akıllı telefon gibi çevrimiçi etkileşim araçları, yüz yüze görüşme zorunlu olmadığı için sosyal kaygısı olan bireyler için yararlı bir araç olmuştur. Yüz yüze etkileşime gerek olmadığı için, sosyal kaygı bozukluğu yüksek olan bireyler, aşırı akıllı telefon kullanımının istenmeyen sonucu olan akıllı telefon bağımlılığına daha yatkın olabilir. Sosyal kaygı ile akıllı telefon bağımlılığı arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalar bulunurken bu ilişkide öz-şefkatin rolünü araştıran bir çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle, bu çalışma, sosyal kaygı ile akıllı telefon bağımlılığı arasındaki ilişkide öz-şefkatin aracı rolünü incelemektedir. Örneklem, 19-67 yaş arası 204 katılımcıdan oluşmaktadır. Hipotezleri test etmek için Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği, Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği-KF ve Öz-Şefkat Ölçeği kullanılmıştır. Sonuçlar, öz-şefkatin sosyal kaygı ile akıllı telefon bağımlılığı arasındaki ilişkiye önemli ölçüde aracılık ettiğini göstermektedir. Bu çalışmanın, sosyal kaygının akıllı telefon bağımlılığı üzerindeki etkisinde öz-şefkatin aracı rolünü ortaya koyarak literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.