Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8832
Browse
36 results
Search Results
Master Thesis The Distance Effect on Magnitude Processing of Fractions: The Effect of Non-Symbolic Priming(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Bektürk, Ebru; Erdeni̇z, BurakSayısal işlemede yaygın olarak çalışılan bir etki olan uzaklık etkisi, sayısal olarak birbirinden uzak olan sayıların daha hızlı tepkiler ürettiğini, yakın olan sayıların ise daha uzun tepki süreleri ile ilişkili olduğunu öne sürmektedir. Bu çalışmanın amacı, sembolik olmayan uyaranlar olarak sunulan pasta grafiklerinin, uzaklık etkisi çerçevesinde sembolik kesirler üzerinde çapraz notasyonel hazırlama etkisi yaratıp yaratmadığını test etmektir. Bu amaçla, sembolik kesirlerin hazırlama etkisi olmadan sunulduğu kontrol koşulundan elde edilen tepki süreleri, pasta grafiği ile hazırlandıktan sonraki tepki süreleri ile karşılaştırılmıştır. Bu etki doğrultusunda, sayısal olarak uzak kesirlere yakın kesirlerden daha hızlı tepki verilmesi beklenmiştir. Sonuçlar, katılımcıların büyüklük karşılaştırma görevi sırasında kontrol koşuluna kıyasla hazırlama etkisi ile sunulan sembolik kesirlere daha hızlı tepki verdiğini gösterdi. Buna ek olarak, sayısal büyüklük açısından birbirinden uzak olan kesirlerin daha hızlı tepki süreleri ürettiğini, sunulan kesir çiftlerinin pay ve paydaları arasındaki fark birbirine eşit olduğunda ise tepki sürelerinin uzadığını göstermiştir. Bu sonuçlar, ortak bileşeni olmayan kesirlerin hem bileşensel hem de bütünsel işleme ile işlenebileceğini gösterebilir. Sonuç olarak, bu çalışmada bulunan anlamlı hazırlama etkisi, sembolik olmayan görselleştirmenin kesirlerin daha iyi anlaşılması için önemli bir kolaylaştırıcı olabileceğini gösterebilir.Master Thesis The Effect of Spatial Cues on the Space-Number Associations: an Eye-Tracking Study(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Duran, Eli̇f; Erdeni̇z, BurakZihinsel Sayı Doğrusu (MNL) hipotezine göre, insanlar soldan sağa doğru artan bir sayı dizisinin zihinsel temsiline sahiptir. Bunun yanısıra, yapılan araştırmalar küçük sayılara sol tuşa kıyasla sağ tuşla, büyük sayılara ise sol tuşa kıyasla sağ tuşla daha hızlı yanıt verildiğini ileri sürmüştür. Bu tezin amacı, farklı motor hareketlerdeki SNA'yı, ketleyici kontrolün rolüne özel olarak odaklanarak, bilişsel işlevler bağlamında araştırmaktır. Bu nedenle, procue ve anticue olmak üzere iki görev bir büyüklük karşılaştırma görevi ile birleştirleştirilmiştir. Anticue/büyüklük karşılaştırma bloğunun, katılımcıların aynı taraftaki bir yanıtı ketlemek zorunda kalması göz önüne alındığında, anticue /büyüklük karşılaştırma görevinde sayı-uzam ilişkisinin kolaylaştırılması beklenmektedir. Benzer şekilde, sakkadik tepki gerektiren büyüklük karşılaştırma testi ile birleştirilmiş bir anti-sakkad testinde, göreve hazırlanma süresini değiştirerek okülomotor ketlemeyi inceledik. Sonuçlar parmak yanıtlarında anlamlı bir SNA göstermiş ancak sakkadik tepkilerde SNA'ya rastlanmamıştır. Ayrıca, görev türü için, anticue ile karşılaştırıldığında procue da daha hızlı reaksiyon süresini gösteren ve PI için, PI 650 ms'ye kıyasla PI 350 ms'de daha hızlı reaksiyon süresini gösteren önemli anlamlı ana etkiler bulunmuştur. Ancak ketleme görevinin büyüklük karşılaştırma görevindeki SNA üzerinde anlamlı bir etkisi bulunamamıştır. Aynı şekilde, yapılan ileri analizler ketleme becerisinin SNA'yı etkilemediğini gösterdi. Genel olarak, bulgularımız önceki çalışmaların okülomotor hareketlerin ketlenmesinin SNA ile ilgili olmaması yönündeki önerisine katkıda bulunmaktadır.Master Thesis The Effect of Exercise and Circadian Rhythm on Working Memory in Young Adulthood(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Altuntaş, Kübra; Başar, CananÇalışma belleği (ÇB), bilginin işlenmesi için depolanması, güncellenmesi ve manipüle edilmesini içeren sınırlı bir bellek alanıdır. Araştırmalar, bireysel ve yaşa bağlı farklılıkların yanı sıra egzersizin de ÇB performansını etkilediğini göstermektedir. Ek olarak, sirkadiyen ritim (SR) günlük rutindeki fiziksel, biyokimyasal ve davranışsal döngüleri içerir. ÇB performansı, kişilerin günlük rutinlerinin düzenli olup olmamasına bağlı olarak da olumlu veya olumsuz değişiklikler göstermektedir. Bu araştırmanın amacı, genç yetişkinlik döneminde yapılan egzersizin ÇB performansı üzerindeki etkisini incelemek, bunun için kronotiplerine bağlı olarak optimal zaman aralıkları belirlenen katılımcılarınla çalışma yapılmıştır. Araştırmanın süreci (3 hafta ip atlama ve ip atlama öncesi ve sonrası olmak üzere haftada bir gün, totalde 5 hafta olmak üzere) katılımcıların SR' ne göre planlanmıştır (Egzersiz Grubu, 10 Ara Tip, 7 Akşamcı Tip; Kontrol Grubu, 12 Ara Tip, 7 Akşamcı Tip). N-Geri Paradigması toplam 5 hafta boyunca uygulanmıştır. Uyaran türü (Hedef, Hedef Olmayan) açısından N-Geri koşullarına (0-geri, 1-geri, 2-geri) bağlı olarak katılımcıların tepki süresi (TS) ve hedef olan ve hedef olmayan uyaranların doğruluk oranı (DO) üzerindeki kronotip (Akşam Tip, Ara Tip) ve zaman (ön ölçüm, ilk egzersiz, ikinci egzersiz, üçüncü egzersiz, son ölçüm) etkilerini araştırmak için iki ayrı dört yönlü bir karma ANOVA yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, katılımcıların hedef olan ve hedef olmayan uyaranlara karşı verdikleri TS, Zaman-N-Geri-Kronotipler arasında anlamlı bir fark oluşturmuştur. Ayrıca hedef uyaranlardaki DO, Zaman-N-Geri- Gruplar arasında anlamlı bir fark oluştururken, hedef olmayan uyaranlarda yalnızca Zaman- N-Geri arasındaki anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, SR senkronizasyon etkisi dikkate alındığında ve yapılan düzenli egzersizde ÇB performansında bir artış olduğu görülmüştür.Master Thesis The Investigation of the Relationship Between Social Anxiety, Psychological Flexibility, Perceived Parenting Attitudes,and Emotion Regulation(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Erkul, Beste Mi̇ray; Ögütcü, Yasemi̇n MeralBu çalışma sosyal kaygı, psikolojik esneklik, algılanan ebeyen tutumları ve duygu düzenlemenin arasındaki ilişkiyi bilişsel ve ilişkisel çerçeve teorileri ışığında incelemektedir. Çalışmanın örneklemi 18-75 yaş arası 118 kadın, 97 erkek toplam 215 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada değişkenlerle ilgili veri toplamak amacıyla Katılımcı Bilgi Formu, Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği, Psikolojik Esneklik Ölçeği, Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği ve Duygu Düzenleme Anketi olmak üzere toplam 5 ölçek kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda sosyal kaygı ile duygusal sıcaklık, aşırı koruma, reddedilme, psikolojik esneklik ve kavramları arasında anlamlı korelasyonlar bulunmuştur. Ek olarak, sonuçlar aşırıkoruyuculuğun, psikolojik esnekliğin ve yeniden yapılandırmanın sosyal kaygıyı anlamlı şekilde yordadığını ortaya koymuştur. Özellikle psikolojik esnekliğin sosyal kaygıyı diğer değişkenlerden çok daha yüksek bir varyansla yordadığı görülmüştür. Çalışmada ulaşılan bu bulgular alanyazın ışığında tartışılmış, çalışmanın klinik önemi, sınırlılıkları ve gelecek çalışmalar için öneriler ele alınmıştır. Bu bağlamda bu çalışmanın, sosyal kaygının karmaşıklığını anlama ve tedavi yaklaşımlarını zenginleştirme açısından önemli bir katkı sağlayacağı ve psikolojik esnekliğin sosyal kaygı üzerindeki etkisini özellikle vurgulayarak, bu alandaki literatüre yeni bir boyut kazandıracağı düşünülmektedir. Ayrıca, bu bulguların klinik uygulamalara nasıl yansıtılabileceği ve sosyal kaygının yönetiminde daha etkili müdahalelerin geliştirilmesine nasıl katkıda bulunabileceği üzerine ilerleyen araştırmaların önemine işaret etmektedir.Master Thesis The Mediating Role of False Self and True(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Sak, Gülşah; Köksal, Mustafa Fali̇hBu çalışmanın amacı, algılanan ebeveynlik tutumları ile yabancılaşma arasındaki ilişkide sahte benlik ve gerçek/otantik benliğin aracı rolünü incelemektir. Bu amaçla 18-65 yaş aralığında toplam 220 katılımcı çalışmaya katılmıştır. Kişisel Bilgi Formu, Çocuklukta Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği, Otantiklik Ölçeği, Sahte Benlik Algısı Ölçeği ve Dean'in Yabancılaşma Ölçeği Google Formlar aracılığıyla çevrimiçi olarak uygulanmıştır. Ebeveyn tutumları, duygusal sıcaklık, aşırı korumacılık ve reddedicilik alt boyutlarını kapsamaktadır. Grup farklılıklarının sonuçları, katılımcıların yaş, çalışma durumu ve medeni durumlarına göre yabancılaşma, sahte benlik algısı ve otantikliklik açısından anlamlı farklılıklar olduğunu göstermiştir. Ayrıca, ebeveynlerin eğitim düzeylerinin algılanan ebeveynlik tutumları üzerindeki etkisi incelendiğinde, sadece annenin eğitim düzeyinin annenin duygusal sıcaklığı üzerinde etkisi olduğu yönünde anlamlı bir fark bulunmuştur. Korelasyon analizinde aşırı korumacı ebeveynlik tutumları, reddecici ebeveynlik tutumları, yabancılaşma, sahte benlik algısı ve otantiklik arasında anlamlı bir ilişki gözlenmiştir. Ancak, duygusal sıcaklık gösteren ebeveynlik ile yabancılaşma, sahte benlik algısı ve otantiklik arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Seri aracı değişken analizi sonuçları, algılanan aşırı korumacı ve reddedici ebeveynlik tutumları ile yabancılaşma arasındaki ilişkide sahte benlik algısı ve otantikliğin önemli bir aracı rolü olduğunu göstermiştir. Çalışmanın bulguları ilgili literatür ışığında tartışılmıştır. Çalışmanın sınırlılıkları ve gelecek araştırmalar için öneriler sunulmuştur.Master Thesis The Mediating Role of Cognitive Control and Cognitive Flexibility on the Relationship Between Perfectionism and Social Anxiety(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Köroğlu, Damla; Ögütcü, Yasemi̇n MeralBu çalışmanın amacı, mükemmeliyetçilik ile sosyal kaygı arasındaki ilişkide bilişsel kontrol ve bilişsel esnekliğin aracılık rollerini araştırmaktır. 18-78 yaş aralığında 300 kişi çalışmaya katılmıştır. Çalışmada Demografik Form, Liebowitz Sosyal Anksiyete Ölçeği, Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Bilişsel Kontrol ve Esneklik Ölçeği kullanılmış ve veri toplama işlemi Google Forms aracılığıyla çevrimiçi olarak gerçekleştirilmiştir. Paralel aracılık analizi, mükemmeliyetçilik ve sosyal kaygı arasındaki ilişkide bilişsel kontrol ve bilişsel esnekliğin aracılık etkilerini test etmek için kullanılmıştır. Sonuçlar, bilişsel kontrolün, mükemmeliyetçilik ve sosyal kaygı arasındaki ilişkide önemli bir aracılık rolü oynadığını ortaya koymuştur. Bununla birlikte, bilişsel esnekliğin bu ilişkide aracılık rolü göstermediği bulunmuştur. Bu bulgular, mükemmeliyetçilik ve sosyal kaygı arasındaki temel mekanizmaların anlaşılmasına katkıda bulunmakta ve bu ilişkide bilişsel kontrolün önemini vurgulamaktadır. Bu çalışma, araştırmacılar, klinisyenler ve uygulayıcılar için değerli bir içgörü sunarak mükemmeliyetçilik ve sosyal kaygı arasındaki ilişkiyi aracılık edebilecek belirli bilişsel süreçleri aydınlatmaktadır. Bu bilgi, mükemmeliyetçi eğilimlere sahip bireylerde sosyal kaygı semptomlarını azaltmayı hedefleyen hedefe yönelik müdahalelerin geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Bu karmaşık ilişkiyi etkileyebilecek ek faktörleri keşfetmek ve bu bulguları farklı popülasyonlarda tekrarlamak için ileri araştırmalara ihtiyaç vardır.Master Thesis Mediating Role of Perceived Social Support in the Relationship Between Internalized Homophobia, Depressive Symptoms, and Self-Esteem Among Lgbti+ Individuals(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Balcilar, Bengi̇; Köksal, Mustafa Fali̇hBu çalışma, LGBTİ+ bireylerde içselleştirilmiş homofobi, benlik saygısı ve depresif belirtiler arasındaki ilişkide algılanan sosyal desteğin aracı rolünü incelemektedir. Heteroseksist ve cinsiyete yönelik ayrımcı tutumların toplumda oldukça yaygın olması, LGBTİ+'ların varoluş biçimleri konusunda kendilerini yanlış hissetmelerine neden olmaktadır. Bu ayrımcı ve damgalayıcı tutumlar LGBTİ+ bireyler tarafından içselleştirilmiş gibi görünmekte ve bu da içselleştirilmiş homofobi olarak kavramsallaştırılmaktadır. Literatürde içselleştirilmiş homofobinin depresyon ve benlik saygısı ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Toplumsal destek ve dayanışmanın, LGBTİ+ topluluğunun ruh sağlığı üzerinde ve tanınma ve eşitlik mücadelesinde önemli bir yeri olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla içselleştirilmiş homofobi, benlik saygısı ve depresyon arasındaki ilişkide algılanan sosyal desteğin anlamlı bir rolü olabileceği varsayılmıştır. Bu hipotezi test etmek için 179 LGBTİ+ birey çalışmaya dahil edilmiştir. Katılımcılara İçselleştirilmiş Homofobi Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Algılanan Sosyal Destek Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar, algılanan sosyal desteğin içselleştirilmiş homofobi ile depresyon arasındaki ilişkide ve içselleştirilmiş homofobi ile benlik saygısı arasındaki ilişkide anlamlı bir aracı rolü olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak, bu çalışma algılanan sosyal desteğin içselleştirilmiş homofobi, depresyon ve benlik saygısı arasındaki ilişkide anlamlı bir rolü olduğu teorimizi desteklemektedir. Eld edilen bulgular, algılanan sosyal desteğin içselleştirilmiş homofobinin depresyon ve benlik saygısı üzerindeki olumsuz etkisini azaltabileceği anlamına gelebilir. Bu noktada nedensel çıkarımlarda bulunmak mümkün olmadığından, bu olguları ve aralarındaki ilişkiyi daha iyi anlamak için daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulacaktır.Master Thesis The Association Between Attachment Styles and Rejection Sensitivity in Romantic Relationships: Roles of Emotion Regulation and Intolerance of Uncertainty(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Turhan, Bengi̇su; Ögütcü, Yasemi̇n MeralBu çalışmanın temel amacı, bağlanma stilleri ve romantik ilişkilerde reddedilme duyarlılığı arasındaki ilişkide duygu regülasyon ve belirsizliğe tahammülsüzlüğün aracı rolünü incelemektedir. Araştırmanın örneklemini en az bir kez romantik ilişki deneyimlemiş 18 yaş ve üstü 308 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın hipotezlerini test etmek için Demografik Bilgi Formu, Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği Türkçe Formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre bağlanma stillerinin kaygılı bağlanma alt boyutu ile reddedilme duyarlılığı arasındaki ilişkide duygu regülasyonun anlamlı bir aracılık etkisi bulunamazken, kaçıngan bağlanma ile reddedilme duyarlılığı arasındaki ilişkide duygu regülasyonun anlamlı bir aracılık etkisi bulunmuştur. Kaygılı bağlanma ile reddedilme duyarlılığı arasındaki ilişkide belirsizliğe tahammülsüzlüğün bir aracılık etkisi bulunamamıştır. Benzer şekilde, kaçıngan bağlanma ile reddedilme duyarlılığı arasındaki ilişkide de belirsizliğe tahammülsüzlüğün bir aracılık etkisi bulunamamıştır. Mevcut çalışmanın sonuçları, sınırlamaları, güçlü yönleri ve etkileri tartışılmış ve gelecekteki tartışmalar için öneriler bu çalışmada sunulmuştur.Master Thesis An Investigation of Hemispheric Lateralization During Visual Search for Emotional Faces(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2013) Kara, Buket; Çetinkaya, HakanBu çalışmada, tehlike sinyalleyen uyarıcılara karşı tercihli olarak harekete geçen bilişsel mekanizmalardaki hemisferik yanallaşma incelenmiştir. Tehlikeli uyarıcıların erken ve hızlı saptanması, insan zihninin evrimsel süreçte kazandığı düşünülen savunma mekanizmasıyla yakından ilişkilidir. Söz konusu mekanizmayı incelenmek için ekolojik açıdan geçerli uyarıcılar olarak, yüzlerinde duygu ifadesi bulunan kalabalık insan grupları, bir görsel tarama görevinde kullanılmıştır. Davranışsal tepkiler ve göz izleme verileri, kalabalık gruplar içinde sunulan tehlikeli yüz ifadesine sahip (öfkeli) bireylerin dikkati daha erken çektiğini, tehlikeli ifadeli kalabalık gruların ise dikkati daha uzun sure tuttuğunu göstermiştir. Kabalık gruplar içindeki duygu ifadelerinin saptanmasında görsel alan yanlılığının varlığına ilişkin birinde görsel yarı alan tekniği, diğerinde değişimi saptamada yanıp sönme paradigması kullanılan iki çalışma daha yürütülmüştür. Sonuçlar, yüzdeki ifadelerin işlemlenmesine yönelik olarak öne çıkan iki hipotez kapsamında değerlendirilmiştir. Kalabalık yüz grupları içindeki duygu ifadelerinin saptanmasında gözlemlenen sol görsel alan yanlılığının yüz ifadelerinin taranması ve işlemlenmesiyle ilgili olarak çalışan bilişsel mekanizmaların anlaşılmasında yeni bakış açıları kazandıracağı düşünülmektedir.Master Thesis The Influence of Stress on "wanting" and "liking" Behavior for Sweet and Savoury Food(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2017) Deveci, Nezahat; Erdeniz, Burakİnsanlarda ödül sistemi, 'istek' ve 'beğeni' olmak üzere iki ayrı bileşenden oluşur. Bunlar sırasıyla teşvik belirginliği ve hedonik bileşen olarak adlandırılır. Önceki çalışmalar, ödül sisteminin bu iki bileşeninin genel olarak birbirleriyle ilişkili olduğunu, ancak belli koşullar altında ayırt edilebilir olduklarını göstermektedir. Bu çalışmanın amacı, bu iki sistemi stres manipülasyonu kullanarak birbirlerinden ayrıştırmaktır. Ödüllendirici uyaranlara karşı olan 'istek' davranışı, zorunlu seçim paradigması ile değerlendirilmiş; 'beğeni' davranışında ise hoşluk değerlendirme ölçeği kullanılmıştır. Bu çalışma için tatlı ve iştah açıcı olmak üzere iki tür yiyecek kategorisi belirlenmiş ve bahsi geçen bu yiyecekler kendi içlerinde yüksek kalorili ve düşük kalorili olmak üzere iki alt kategoriye ayrılmıştır. Çalışma için, en az üç saat önce yiyecek tüketimini sonlandırmış olan otuz altı kadın ve yirmi altı erkek katılımcı belirlenmiştir. Katılımcılar, eşit olarak stres grubu ve stres dışı grup olarak ikiye ayrılmıştır. Sonuçlar değerlendirildiğinde, tatlı ve iştah açıcı yiyecek kategorileri için stres grubu ve stres dışı grup arasında 'beğeni' puanlamaları bakımından anlamlı bir fark görülmezken, 'istek' puanlamaları bakımından ise istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu gözlemlenmiştir. Stres grubundaki katılımcılar, yüksek kalorili ve tatlı yiyecekleri, stres dışı gruptaki katılımcılardan daha fazla istemişler; stres dışı gruptaki katılımcılar ise yüksek kalorili ve iştah açıcı yiyecekleri, stres grubundaki katılımcılardan daha fazla istemişlerdir. Ayrıca, bu çalışma kapsamında cinsiyetin 'istek' ve 'beğeni' üzerindeki etkisi de incelenmiş ve cinsiyetin 'istek' üzerinde önemli bir etkiye sahip olmadığını gösterilmiştir. Ancak bu çalışma, erkeklerin ve kadınların tatlı ve iştah açıcı ödül için 'beğeni' derecelerinde farklılık olduğunu ortaya koymuştur. Erkekler iştah açıcı yiyecekleri kadınlar ise tatlı yiyecekleri daha çok beğenmişlerdir.
