Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8832

Browse

Search Results

Now showing 1 - 7 of 7
  • Master Thesis
    İş Kazası ve Meslek Hastalıklarının İş Hukuku Bakımından Sonuçları
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Kayacan, Altan; Şişli, Zeynep
    İş kazaları ve meslek hastalıkları konusu, geçmişten günümüze tüm dünyada büyük bir hukuki, ekonomik ve sosyal sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Öyle ki her geçen yıl görülme sıklığı artan iş kazası ve meslek hastalıkları, hem ülkemiz hem dünyada ölüm olaylarının başlıca sebeplerinden birini oluşturmaktadır. SGK verilerine göre ülkemizde 2016 yılının sonunda toplam 286.068 iş kazası ve 597 meslek hastalığı meydana gelmiştir. Dünyada ise her yıl 300 milyonun üzerinde iş kazası ve meslek hastalığının meydana geldiği ve bunlar sonucunda yılda yaklaşık üç milyon insanın hayatını kaybettiği görülmektedir. İlk çağlardan itibaren çeşitli düşünürlerin iş sağlığı ve güvenliği konusunda çalışmalarda bulunduğu bilinmekte, sanayi devrimi sonrasında bu konunun üzerinde daha da yoğunlaşıldığı anlaşılmaktadır. Ülkeler bu konuda iç hukuklarındaki düzenlemeler ile yeni adımlar atmaya çalışmakta ve hatta bir araya gelerek uluslararası örgütler eliyle söz konusu sorunu çözmeye çaba göstermektedir. Türkiye'de iş kazaları ve meslek hastalıkları meydana gelmesinin engellenebilmesi veya en aza indirgenebilmesi gayesiyle işveren, işçi ve devlet olmak üzere tüm sosyal taraflara çeşitli yükümlülükler getiren hukuki düzenlemeler oluşturulmuştur. Bunların en sonuncusu da yürürlükteki 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'dur. Söz konusu yükümlülükler işverenler açısından özünde maliyete dayalı sebepler, işçiler açısından ise kolaya kaçma ve benzeri anlık nedenler ile ihmal edilmektedir. Bu çalışmada, iş sağlığı ve güvenliği bilincine sahip bireylerden meydana gelen bir toplum oluşmasına katkı sağlamak amacıyla, tarafların yükümlülüklerini ihmal etmesi sonucu ortaya çıkan maddi ve manevi zararların ağırlığı, emsal dosyalar üzerinden tartışılmaya çalışılmıştır.
  • Master Thesis
    İşverenin Yönetim Hakkı Çerçevesinde İtiraz Edilebilir İş Kavramı
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Zeybekoğlu, Pınar; Limoncuoğlu, Siyami Alp
    Bu çalışmanın konusu, Türk İş Hukuku'nun kaynaklarının belirlenmesi, bu kaynaklarda son sırada yer alan yönetim hakkının hukukumuzdaki yeri ve öneminin ifade edilmesi ve bu hakkın sınırlarının ne olduğunun ortaya koyulması ile işverenin yönetim hakkı sayesinde elde ettiği talimat verme hakkına uymamanın doğuracağı sonuçların belirlenmesidir. Bunun yanında, işçinin işverenin göstereceği bir işi, dini, siyasi ve vicdani görüşlerine uymaması nedeniyle reddetme hakkının olup olmadığının ve karşılaştırmalı hukukta itiraz edilebilir iş kavramının(vicdani ret) ne olduğunun belirlenmesi ve Türk İş Hukukunda itiraz edilebilir iş kavramının nasıl tanımlanması gerektiği belirlemek, işçinin işverenin gösterdiği işi reddetmesinin sınırları çerçevesinde itiraz edilebilir iş kavramının uygulanma kriterleri ile işçinin işverenin gösterdiği işi reddetmesinin sınırları çizmek ve son olarak işçinin işverenin gösterdiği işi reddetmesi karşısında işverenin kullanabileceği hakların neler olduğunun ifade edilmesidir. Çalışmanın amacı, işçinin işveren tarafından gösterilen bir işi, dini, siyasi ve vicdani nedenlerle reddetme hakkının olup olmadığı ve uygulanma şartları ile itiraz edilebilir iş kavramının Türk İş Hukukunda nasıl tanımlanması gerektiğinin belirlenmesidir. Çalışmanın birinci bölümünde, Türk İş Hukukunun kaynaklarının ne olduğu ve bu kaynaklar arasında son sırayı alan, bu kaynaklarının düzenlemediği bir konuda boş kalan alanları dolduran işverenin yönetim hakkının tanımlanmasından sonra bu hakkın derinlemesine ve tüm ayrıntılarıyla incelendiği ikinci bölümde özellikle işverenin yönetim hakkı ve sınırları, işverenin hakları ile uygulanma biçimleri ile birlikte ortaya koyulmuştur. Çalışmamızın son bölümünü oluşturan ve tez çalışmasının ana amacını oluşturan itiraz edilebilir iş kavramı ile bu kavramın tanımı, uygulanma kriterleri ile sınırlarının belirlenmesi ve işverenin bu hak karşısında kullanabileceği hakların, iş hukukunun kaynakları ve işverenin yönetim hakkı ile olan ilişkisi incelenmiştir.
  • Master Thesis
    Türk İş Güvencesi Hukuku ve İşveren Vekilleri
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Çolak, Damla; Şişli, Zeynep
    Bu tez çalışmasında; Türk iş güvencesi hukuku ve bu çerçevede işveren vekilleri ve yardımcılarının durumu incelenmektedir. Bu inceleme yapılırken karşılaştırmalı hukukta yer alan düzenlemeler ele alınarak konuya farklı bir bakış açısı getirilmeye çalışılmıştır. Tez çalışmasının amacı, başlıca 158 sayılı Uluslararası Çalışma Örgütü Sözleşmesi ile 4857 sayılı İş Kanunu ile düzenlenen Türk iş güvencesi hukukunun karşılaştırmalı hukuk çerçevesinde irdelenmesi ve işveren vekillerinin durumunun tartışılmasıdır. Çalışmanın ilk bölümünde, iş güvencesi kavramı, uluslararası sözleşmeler ile yasal düzeyde hukukumuzda düzenlenmesi, geçerli sebep kavramının öğreti ve uygulamada ele alınış biçimleri, geçerli ve haklı sebep ayrımı ile karşılaştırmalı hukukta ülke örnekleri üzerinden iş güvencesi hukukuna yer verilmiştir. İkinci bölümde Türk Hukukunda iş güvencesinden yararlanma koşulları ve bu kapsamda kişi yönünden kapsam dışı bırakılan işveren vekili ile yardımcılarının durumu irdelenmiştir. Sonuç olarak, iş güvencesi hükümlerinin işveren vekilleri ve yardımcılarına uygulanması ile ilgili yasal düzenlemenin, uluslararası kaynaklar, karşılaştırmalı hukuk ve diğer iş kanunlarına göre daha geniş kapsamda ele alınabilir niteliği sebebiyle yarattığı hak kayıpları tartışılmıştır.. İç hukukumuzda ve karşılaştırmalı hukuktaki bu konu ile ilgili kaynak yetersizliği sebebi ile iş güvencesi hukukunun felsefesi ve geçerli sebep koşulu çerçevesinde, ağırlıklı olarak kendi yorum ve değerlendirmelerimize dayalı irdelemelere yer verilmek zorunda kalınmıştır. Bu işçilerin beyaz yakalı üst düzey yöneticiler olması sebebi ile işverenin, geçerli sebep olmaksızın, keyfi feshi durumunda, aynı veya benzer konumda bir iş bulmalarının ve kapsamının belirlenmesinin güçlüğü yanı sıra kanunun işverene işe alma açısından seçimlik bir hak tanıması göz önüne alındığında, mağduriyetlerinin giderilmesi açısından, İş Kanunu 18/5'de yer alan kişi yönünden feshe itiraz davası açma haklarının olmaması, kapsamı dışı olmalarını öngören düzenlemenin kanundan çıkarılması önerilmiştir.
  • Master Thesis
    Toplu iş hukukunda grev ve lokavt
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2020) Arslantürk, Tufan Tolga; Şişli, Zeynep
    Toplu iş uyuşmazlıklarının çözüm yöntemleri olarak grev ve lokavt, hukuksal çerçeveleri ve uygulanmasında ortaya çıkan sorunların irdelenmesi amacı ile, bu yüksek lisans tezinin konusu olarak belirlenmiştir. Bu amaçla öncelikle grev ve lokavtın hukuksal kavramlar olarak anlamı ve tarihsel gelişimi kısaca açıklandıktan sonra uluslararası belgelerde ve Türk hukukundaki yeri, yürürlükteki 6356 sayılı Kanun çerçevesinde uygulanma koşulları ve son olarak kanun dışı kabul edildiği haller ile hukuki sonuçları irdelenmiştir. Tez içeriğinde bu hakların kullanılabilirliği ve uygulamada karşılaşılan sorunlar tartışılmaya ve sonuç bölümünde eleştirel bir bakış açısı ile önemli noktalara dikkat çekilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu çerçevesinde iş sözleşmesine tabi çalışanların tabi bulunduğu grev ve lokavtla sınırlı yapılmış, Türk Hukukunda farklı bir düzenlemeye konu olan kamu çalışanlarının toplu iş hakları incelenmemiştir.
  • Master Thesis
    İşverenin Eşit Davranma Borcu
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2020) Bozkurt, Metin; Şişli, Zeynep
    İşverenin eşit davranma borcu, Anayasal eşitlik ilkesinin iş hukuku alanında yansımasıdır. İşverenin iş ilişkisi kapsamında ayrımı haklı kılacak bir neden olmadığı durumda, işçilere adalet ve hakkaniyet temelinde eşit davranmasını gerektirir. Bu çalışmada eşit davranma ilkesinin tanımı yapıldıktan sonra, tarihsel gelişimini, yasal dayanaklarını, görülüş şekillerini ve ispat vasıtalarını değerlendirilmiştir. Tipik ayrımcılık nedenlerinden farklı olarak mevzuat ve içtihatlar ile özel koruma altında olan sendikal ayrımcılık ve cinsiyet ayrımcılığı konularına değinilmiştir. Eşit davranma borcunun ihlali halinde başvurulacak hukuki yollar ve bu yollar kapsamında hangi taleplerde bulunulabileceği ifade edilmiştir. Çalışma boyunca işverenin yönetim hakkı ile işçiyi koruma borcu arasında bir denge gözetilmeye çalışılmıştır. Tek cümle ile ifade etmek gerekirse, bu çalışmada eşit davranma hukukumuzda mevzuat ve uygulama yönünden kapsamı irdelenmeye ve olması gereken hukuk açısından eleştiri ve öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır.
  • Master Thesis
    Türk İş Hukukunda Üçlü İlişkiler Bağlamında Asıl İşveren-alt İşveren İlişkisinin Geçici İş İlişkisi ile Karşılaştırılması
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2020) Kılıç, Abdulkadir; Limoncuoğlu, Siyami Alp
    Geçici iş ilişkisini çalışma konusu yapmamızda, kurumun 1960'lı yıllardan başlayarak Türk çalışma hayatı uygulamasında da kendisini göstermesine rağmen daha yakın tarihe kadar, bu konu üzerinde hukuki değerlendirme yapılarak yasal bir düzenleme yapılmayışı etken olmuştur. Literatürde esneklik temelli üçlü sözleşmesel ilişkiler iki başlık altında ele alınmıştır. Bunlar; "asıl işveren -alt işveren ilişkisi" ve "geçici iş ilişkisi" olarak tanımlanmıştır. Bu ele alınan başlıklara işyeri devrine bağlı olarak devreden, devralan işveren ve işçi arasındaki üçlü ilişki İş Kanunu'nda ve Türk Borçlar Kanunu'nda içeriğinde günümüz hayatında var olan iş sözleşmesinin devri ile ortaya çıkan yukarıda belirttiğimiz üç taraf arasında ortaya çıkan ilişkiyi eklemek mümkündür. Belirttiğimiz bu ilişkilerde devirde oluşan yeni bir işveren ortaya çıkmakta ve işverenlerin yönetim hakkı, işçiyi koruma borcu, ücret, fazla mesai ve diğer haklardan sorumluluk ve asıl olan işin sona ermesi ile ortaya çıkan tazminatların işverenlerden tahsiline ilişkisinin sorunlar önem kazanmaktadır. Bu durumu yukarıda değindiğimiz hususlar altında dört ana başlık halinde ele alınarak "asıl işveren-alt işveren ilişkisi", "geçici iş ilişkisi", üçlü bağlamda alt işveren-asıl işveren ilişkisinin "geçici iş ilişkisi" ile karşılaştırılması ve ortaya çıkan durumların analizi ile birlikte, tanımlar, doktrin görüşleri, Yargıtay Kararları ve uygulamadaki sorunlara değinilmiştir.
  • Master Thesis
    Arabuluculuk ve 7036 Sayılı Kanun Kapsamında İş Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk
    (İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2020) Çengel, İlkyaz; Limoncuoğlu, Siyami Alp
    Çalışma hayatında güven ortamının sağlanması ve korunması için; işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklara hızlı ve adil çözümler öngören alternatif yöntemlere başvurmak bir zorunluluk halini almıştır. Çünkü ülkemizde iş uyuşmazlıkların büyük bölümü fiziki olanaksızlıklar ve hukuksal olarak aksayan hükümler ile mücadele eden mahkemelere intikal etmekte ve bu durum mahkemelerin iş yükünü arttırarak, iş uyuşmazlıklarının çözümünde amaçlanan hızlı ve adil çözüm hedefinden uzaklaştırmaktadır. Bu bağlamda, çalışmamızda iş uyuşmazlıklarının yargı organlarının önüne gelmeden çözümü noktasında öngörülen zorunlu arabuluculuk yöntemi üzerine değerlendirmede bulunulacaktır. Arabuluculuk, sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması halinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyari olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak tanımlanmıştır. Arabuluculuk, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin esas modeli olup, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının tüm özelliklerini barındırır. Kanun koyucu 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile iş yargısında arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngörerek, mahkemelerin iş yükünü hafifletmeyi, uyuşmazlıkların daha kolay, hızlı, ucuz ve etkili bir biçimde çözülmesini amaçlamıştır. İş yargısında arabuluculuğun dava şartı olarak getirilmesi doktrinde çeşitli eleştirilere tabi tutulmuştur. Gelen eleştirilerin başında arabuluculuğun iş hukuku uyuşmazlıklarının çözümüne uygun olmadığı ve dava şartı olarak düzenlenmesi Anayasa'da öngörülen hak arama özgürlüğüne aykırılık oluşturabileceği gelmektedir. Bu durumda değişen arabuluculuk sistemi ile birlikte dava şartı olarak getirilen arabuluculuğun iş yargısına uygun olup olmadığının incelenmesi, bu değişikliklerin iş yargısını ne şekilde etkileyeceğinin ortaya konması gerekmektedir. Çalışmamızda arabuluculuk yöntemi genel hatlarıyla incelenip, çeşitli ülkelerdeki arabuluculuk esaslarına değinildikten sonra dava şartı olarak arabuluculuk düzenlemesi üzerinde durulacaktır.