Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8832
Browse
59 results
Search Results
Master Thesis Shifts in China's Foreign Policy During Xi's Second Term: an Analysis From the Perspective of Hard-Soft Power(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Demirus, Ata; Egeli, SıtkıÇin'in bugünkü yükselişi, onlarca yıldır devam eden Batı Hegemonyasını bitirmenin eşiğinde olmasıyla, nadir ve kendine özgü unsurlarıyla tarihe geçecek önemli olaylardan biridir. Bu bağlamda, şu an şahit olunan önemli nokta herhangi bir büyük güç mücadelesinden ziyade, bir Doğu-Batı rekabetidir. Neticede, Çin, şu anki yükseliş koşullarının gerçekleşmesini sağlayan rejimi "ayakta tutma" (askeri, güç dengesi), "vakit kollama" (açılım, aktif diplomasi), "barışçıl yükseliş" (uluslararası kuruluşlarla çalışma) gibi farklı dış politika modellerini uygulamıştır. Fakat, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in, Mart 2018'deki görevdeki ikinci dönemi başladığında, tesiri çok daha yüksek hamleler yapılmaya başlanmıştır. Çin'in gelecek için vaat ettiği amaçların asıl niyeti artık ortaya çıkmıştır. Hırslı, fakat bir o kadar da gizemli ve şüpheli olan "dünya sahnesindeki hak edilen yeri alma" amacı, bir dış politika misyonuolarak önem kazanmıştır. Birçok Asya-Pasifik ülkesi bu hedefi kendileri için bir tehdit olarak gördüklerinden eski ittifak örgütlerini güçlendirmiş, hatta yenilerini eklemişlerdir. Bu tedbirler şu ana kadar başarılı olmuştur, çünkü Çin yükselişindeki eski performansını kaybetmiş ve etki alanı oldukça sınırlanmıştır.Günümüzde Çin'in yumuşak gücün kurallarını uygulamaktan başka bir seçeneği kalmamış, nitekim yeniden kullanmaya da başlamıştır. Diplomasinin tüm kanalları Çin dış politikasında yeniden önem kazanmıştır. Fakat problem şu ki, Xi'nin önceki hırslı dış politikası Çin'in uluslararası saygınlığına zarar vermiştir ve bu durum gelecekte Çin'e büyük bir engel çıkaracaktır. Bu nedenle, bu tezde Çin'in nasıl kendini "yeni model" olarak sunduğu ve bunun uzun vadeli sonuçları incelenecektir.Master Thesis Deconstructing Syrian and Yemeni Civil Wars Through a Post-Colonial Lense(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Pişkin Önal, Gökçe; Önal, Gökçe Pişkin; Adısönmez, Umut CanBu tez, postkolonyal bir mercek kullanarak Suriye (2011 – Günümüz) ve Yemen (2014 – Günümüz) iç savaşlarını yeniden yapılandırmakta ve tarihsel kolonyal mirasların bu çatışmaları nasıl şekillendirdiğini ortaya koymaktadır. Sömürgeciliğin Suriye ve Yemen'de devletleşme, mezhepçilik, dış müdahale, bölgesel güç mücadeleleri, ekonomik sömürü ve yeni sömürgecilik üzerindeki etkisini incelemektedir. Sosyo-ekonomik eşitsizlikleri, siyasi marjinalleşmeyi ve mezhepsel bölünmeleri ele alan kapsayıcı yaklaşımlara duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır. Postkolonyal perspektif, egemen anlatılara meydan okuyarak sürdürülebilir çatışma çözümü için incelikli içgörüler sunmaktadır. Araştırma, sömürgeciliğin tarihsel mirasını ve süregelen emperyalist etkileri vurgulayarak çatışma çözümünün insani ve siyasi sonuçlarını ortaya koymaktadır. Bazı kısıtlamalara rağmen bu çalışma, çatışmaların postkolonyal bir mercekten kapsamlı bir şekilde anlaşılması çağrısında bulunmakta ve barış inşası çabaları için değerli içgörüler sunmaktadır. Gelecekteki araştırma fırsatları, tarihsel kökleri, sömürge sonrası kimlikleri, ekonomik boyutları, insani sonuçları ve bölgesel güç dinamiklerini keşfetmekte yatmaktadır. Nihayetinde bu araştırma, çatışma bölgelerindeki uluslararası ilişkiler ve sosyal çalışmaların daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır.Master Thesis Neo-Ottomanism and Nation (re)branding in Turkey: the Case of Media(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Uluer, Mustafa Murat; Adisönmez, Umut CanBu tez, ontolojik güvenlik, yeni Osmanlıcılık ve ulus markalaşması arasındaki karmaşık ilişkiye odaklanmaktadır. Bunu yapmak için, tarih temalı pembe diziler aracılığıyla son yirmi yılda yaşanan dönüşümü araştırmakta ve Türkiye'nin Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı altındaki değişimine yön veren motivasyonlara ışık tutmayı amaçlamaktadır. AKP hükümetinin temel hedeflerinden biri, yeni Osmanlı ideolojisinin vizyonlarına ulaşmak için Türkiye'yi (yeniden) markalaştırmaktır. Yeni Osmanlıcı politikaların sürdürülebilmesi için AKP iktidarının şekillendirdiği 'yeni' Türkiye kimliğinin eski Osmanlı topraklarında tanınması gerekmektedir, bu ihtiyaç Türk medya ürünlerinin özellikle Balkanlar ve Orta Doğu'ya ihraç edilmesiyle giderilmektedir. Bu nedenle bu tez, Türkiye'nin değişen kimliğine ve hükümet anlatılarına ışık tutmak amacıyla ilki 2002-2014 ve ikincisi 2014-2023 olmak üzere iki farklı dönemdeki güncel televizyon dizilerini analiz etmektedir. Bu süreçte Türkiye, yeni ontolojik güvenlik kodları geliştirmek için emperyal geçmişiyle barışmayı amaçlamaktadır ve kasıtlı olarak Kemalist anlatılardan uzaklaşmaktadır. Çalışma, bu anlatı boşluklarını kapatmak için kullanılan araçları inceleyerek, AKP hükümeti ve onun seçkinleri tarafından yaratılan söylemlerin TV dizileri aracılığıyla yeniden üretildiğine dikkat çekmektedir. Son olarak, medya ile ulus markalama, ontolojik güvenlik ve iddialı bir yeni Osmanlı kimliği arayışı arasındaki simbiyotik ilişkiyi ortaya koyan tez, ulusal kimliğin belirli bir versiyonunu şekillendirme ve güçlendirmede, ontolojik güvenlik hissini beslemede ve iddialı bir yeni Osmanlı kimliğinin benimsenmesini teşvik etmede medya anlatılarının önemini vurgulamaktadır.Master Thesis Understanding Responses To the Syrian Refugee Influx in the European Union: Shifting From Normativity?(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Çakar, Özgür; Adısönmez, Umut CanBu araştırma, Suriyeli mülteci akını ışığında Avrupa Birliği (AB) ve üye devletlerinin değişen dinamiklerini normatif güç kimliği açısından anlamayı amaçlamaktadır. Ian Manners'ın AB'nin normatif gücü kavramını temel alan bu çalışma, AB'nin ve üye ülkelerin hem politikalarını hem de söylemlerini eleştirel bir biçimde incelemektedir. Bu inceleme, AB'nin normatif kimliği ile mülteci akınının yarattığı zorluklara yanıt olarak benimsenen pragmatik stratejiler arasındaki ikilemin altını çiziyor. Söylem analizinden yararlanan araştırma, AB'nin yaklaşımını karakterize eden ve 'Avrupa Kalesi' kavramsallaştırmasına yol açan güvenlikleştirme ve dışsallaştırma süreçlerini ortaya koyuyor. Aşırı sağ ideolojilerin yükselişi ve bunların bu dönüşüm üzerindeki etkisi de araştırılıyor ve siyasi söylem ile politika eylemi arasındaki karmaşık etkileşim aydınlatılıyor. Kapsamlı bir analiz yoluyla bu tez, AB'nin normatif bir aktör olarak ve güncel göç baskılarına yanıt veren üye devletlerin kolektif bir siyasi varlığı olarak rolünün doğasında olan karmaşıklıkları ve çelişkileri ortaya koymaktadır. Ayrıca bu çalışma, normatif bir güç olarak AB'nin teorik çerçevesi ile göç alanındaki pratik faaliyetleri arasındaki boşluğu doldurarak literatüre önemli bir katkı sunmaktadır. Bulgular, AB'nin duruşundaki bir değişimin altını çiziyor; normatif kimliğinden 'Avrupa Kalesi'ni anımsatan daha korumacı ve dışlayıcı bir yaklaşıma doğru bir sapmayı ortaya koyuyor.Master Thesis The Eu in the Age of "new" Terrorism: Challenges, Responses, and Visions(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2005) Yıldız, Uğur Burç; Hürsoy, SiretBu tez Avrupa Birliği'nin 11 Eylül terör saldırıları sonrasında ?yeni? terörizmtehdidine karşı kendi içinde ve uluslararası alanda verdiği çabaları analiz etmektedir.Globalleşmenin etkisiyle terörizmin bazı özellikleri değişmekte ve terörizm yenişebeke yapısı, amatör personeli, ve kitlesel kıyıma yönelmesiyle daha ciddi bir sorunhaline gelmektedir. Bunun yanında, terörist birimler dünya politikasını etkileyen birglobal aktör halini almaktadır. 11 Eylül saldırıları öncesinde kendi içinde terörizmterimi ve terörle savaş konularında bir uzlaşıya varamayan AB, bu dönemden sonra?yeni? terörizm tehdidine karşı yasal ve yönetimsel kapasitesini geliştirerekkurumsallaştırmaya başlamış ve liberal stratejik politikalar geliştirmeye yönelmiştir.Ayrıca AB, global ortaklarıyla terörle mücadele konusunda önemli derecedefarklılıklara ve anlaşmazlıklara sahip olmasına rağmen bu global ortaklarıyla polis veadli işbirliği anlaşmaları, ulaştırma ve sınır güvenliği anlaşmaları imzalayarak veortak deklarasyonlar yayımlayarak teröre karşı yapılanmada işbirliğine gitmiştir. Bubağlamda, şu bir gerçektir ki, 11 Eylül terör saldırıları AB'nin kendi içersinde veuluslararası alanda teröre karşı mücadele çabalarını yoğunlaştıran itici bir güçolmuştur.Master Thesis Direrct Applicability and Direct Effect of European Community Law Sources(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2005) Bozkurt, Banu; Günuğur, HalukÖZET AVRUPA TOPLULUĞU HUKUKU KAYNAKLARININ DOĞRUDAN UYGULANABİLİRLİĞİ VE DOĞRUDAN ETKİSİ BOZKURT, Banu Avrupa Çalışmaları Yüksek Lisans Programı, Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Birliği Bölümü Tez Yöneticisi: Prof. Dr. Haluk GÜNUĞUR Mart 2005, 119 sayfa Bu çalışma Avrupa Topluğu hukuku kaynaklarının doğrudan uygulanabilirliği ve doğrudan etkisini incelemektedir. Kavramın tanımını vermekle beraber, bu çalışmada, Topluluk hukukunun birincil kaynaklarının (diğer bir deyişle Antlaşma hükümlerinin), ikincil kaynaklarının (diğer bir deyişler tüzükler, yönergeler ve kararların) ve Avrupa Birliği tarafmdan imzalanmış uluslararası antlaşmaların her bir ayrı durumda doğrudan uygulanabilirliği ve doğrudan etkisi, Avrupa Toplulukları Adalet Divanı kararları ile desteklenerek ortaya konmuştur. Bununla beraber, bu çalışma Avrupa için bir Anayasa kuran Antlaşmanın doğrudan uygulanabilirlik ve doğrudan etki üzerine yaklaşımlarını da ortaya koymaktadır.Master Thesis European Company Statute(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2006) Eren, Murat; Yaşar, Tanju OktayBu tez 30 yıllık zorlu ve gecikmeler ile dolu bir çalı manın ürünü olarak Avrupairketi(SE) Tüzü ünün irketler hukuku perspektifinden incelemektedir. Tüzük 8 Ekim2004 itibari ile yürürlü e girmi Avrupa Birli i'nin akademik, i ve politika sahnesindei leyen bir kurum olarak kullanıma ve tartı maya açılmı tır. 1960 -1970'lerdetasarlandı ının aksine bütün üye ülke hukuklarından ba ımsız faaliyet göstererekirketler hukukunun bütün perspektiflerini düzenleyen supranasyonal bir irket türüolaca ı halde, 30 yıllık tartı ma ve evrim sürecinde bu özelliklerini kayıp edip ulusalhukuklara yaptı ı atıflar sayesinde i levsellik kazanan bir çerçeve yapıdan öteyegeçemeyen supranasyonal bir irket türü olarak kar ımıza çıkmaktadır. Karma ıkkurulu ve tescil yerinin de i tirilme usulleri, ulusal hukuklara azınlık hakları,idarecilerin görev ve sorumlulu u ve tasfiye hükümleri gibi irketler hukukunun çokönemli alanlarında karma ık atıf sistemi tercih edilmesi Tüzü ün zayıf noktalarıolarak kar ımıza çıkmaktadır. Ayrıca, vergi, fikri ve sınai mülkiyet, i ve emeklilikhukuku gibi alanların hiç düzenlenmemi olması bu irket türünün geni ölçüdegloballe en dünyada Avrupa Birli i'nin rakipleri kar ısında etkin bir unsur olarakkullanılması mümkün görülmemektedir. Ancak 30 yıllık çok karma ık ve üyedevletlerin geleneksel ticaret/ irketler hukuku prensiplerini tartı maya açan ve enazından bir ölçüde uzla manın sa lanmasına vesile olan bu ulus üstü yapının, gelecektebu konu ile ilgili yapılacak olan di er yasama faaliyetlerinin önünü açaca ı kabuledilebilir.Master Thesis The Interdependency Between Russia and the European Union: Security of Supply or Security of Demand?(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2015) Dönmez, Sinem; Biresselioğlu, Mehmet EfeEnerjinin devletler için önemli bir role sahip olduğu yaygın olarak kabul edilmiş bir gerçektir. Enerji ticareti bağlamında ülkeler arasındaki karşılıklı bağımlılık düzeyi, bu alanda yaşanabilecek herhangi tartışmalı bir durum söz konusu olduğunda ülkeleri savunmasız bir konuma sokabilmektedir. Bu çerçeve kapsamında, nitekim son zamanlarda Ukrayna ve Rusya arasında yaşanmış olan Kırım krizinin başta Ukrayna, Rusya ve Avrupa Birliği olmak üzere küresel enerji piyasası üzerinde etkileri hissedilmiştir. Yaşanan bu kriz, doğal gaz tedarikinde Rusya'ya bağlı olan Avrupa Birliği ülkelerinin tedarikte tek bir ülkeye fazlaca olan bağımlılığın yaratmış olduğu hassasiyeti azaltmak adına kaynak çeşitlendirmesi arayışına girmelerini tetikleyici bir unsur olarak nitelendirilmektedir. Bu duruma ek olarak, Rusya ve Avrupa Birliği krizin sonuçlarından, Rusya'nın doğal gazı için alternatif müşteriler ve AB'nin de kısa ve orta vadeli dönemde kaynak ve tedarikçi çeşitlendirmesi yapabilmek adına yeni alternatif arayışına girmesi sebebiyle olumsuz bir şekilde etkilenmişlerdir. Doğal gaz ithalatında gazının %34 (162,4 milyar m3)'ünü Rusya'dan tedarik eden bir birlik için kısa zamanda en büyük tedarik kaynağı yerine alternatiflerini bulmak zor olduğu kadar, Rusya için de kısa sürede doğal gazına yeni alıcı piyasalar bulmak için zorluklar söz konusudur. Bu sebeple de Kırım krizinin geçmişte yaşanmış olan doğal gaz krizleriyle birlikte Rusya ve AB arasındaki doğal gaz politikaları üzerinde bazı değişimler yaratacağı söylenebilir. Gelecekteki AB ve Rusya enerji ilişkilerinde yaşanabilmesi muhtemel değişikliklerin değerlendirilebilmesi adına bu tezin ana sorusu 'karşılıklı bağımlılık teorisi çerçevesinde gelecekteki Rusya ve AB arası enerji ilişkilerinde Rusya-Çin ve Rusya-Türkiye ilişkileri de göz önünde bulundurularak Kırım krizinin belirleyici bir rolünün olup olmadığı' olarak belirlenmiştir.Master Thesis The Potential Impact of Eastern Mediterranean Natural Gas Development on the Cyprus Conflict(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2015) Algun, Ecem; Biresselioğlu, Mehmet EfeDünya üzerinde birçok önemli doğalgaz kaynakları bulunmaktadır. 2009 yılından itibaren bu konu Doğu Akdeniz bölgesi için de önemli bir hale gelmiştir. Bununla birlikte, Kıbrıs adasının yakınlarında da önemli doğal gaz rezervleri bulunmuştur. Bilindiği gibi, Kıbrıs'ta bir çözümsüzlük vardır. Ancak, bölgedeki doğalgaz gelişimi bu çözümsüzlüğü çözmek için bir araç olarak kullanılabilir. Bu sebeple, bu çalışmanın amacı, doğalgaz gelişiminin Kıbrıs çözümsüzlüğü üzerindeki etkilerini analiz etmektir. Bu çözümsüzlüğün altında yatan nedenleri anlayabilmek için, çatışma yönetimi ve enerji güvenliği teorileri kullanılmıştır. Ayrıca, çözüm için olası sonuçları değerlendirmek adına bu önemli teoriler Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk elit temsilcileri ile yapılan derinlemesine görüşmeler ile desteklenmiştir.Master Thesis Ab Üye Ülkelerinin Enerji ile İklim Politika Stratejileri ve Hedefleriyle İlgili Uzun Vadede Değerlendirilmesi: Enerji Üçlemesi Yaklaşımı(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2016) Turan, Uğur; Biresselioğlu, Mehmet EfeAvrupa Birliği 28 üyesi ile birlikte enerji konusunda ciddi yatırımlar yapmaktadır. Dünya da yaşanan enerji krizleri yüzünden, enerjinin önemi önce ki yıllarda katlanarak artmıştır. Avrupa birliğinin ortak politikası gereği enerji hedefleri belirlenmiştir. Bu hedefler Enerji ve İklim Politikaları stratejisi adı altında 2020, 2030 ve 2050 kısa ve uzun vadeli olarak belirlenmiştir. Adeta bir yol haritası olan bu süreçte temel amaçlar, yenilenebilir enerji'nin kullanımını arttırmak, enerji verimliliğini arttırmak ve sera gazı salınımını düşürmektir. Birliğin asıl amacı Avrupa Birliği ülkeleri için güvenilir bir enerji tedariki sağlamak, kömürün payını azaltmak, yenilenebilir enerjiye teşviki sağlamak ve çevreyi korumaktır. Bu tezin amacı Avrupa Birliği enerji politikalarını detaylı şekilde inceleyip, karşılaştırmalı politika analizi kullanarak üye ülkelerin enerji politikalarını, projelerini ve hedeflerini Dünya Enerji Konseyinin Enerji Üçlemesi Listesine göre incelemektir ve analiz etmektir. Enerji üçlemesinde ki 3 ölçü şunlardır; enerji güvenliği, enerji eşitliği ve sürdürülebilir çevre'dir. Bu 3 ana başlık altında bir çerçeve geliştirilmiştir. Bu çerçeve, üye ülkelerin profillerini daha iyi analiz etmeyi hedeflemiştir. Ülkeler karşılaştırılırken 3 ana grupta incelenmiştir. Bu gruplar Dünya Enerji Konseyinin belirlediği enerji üçlemesi listesinde ki performanslarına göre sınıflandırılmıştır. İlk grup yüksek ulaşılabilir üyeler, diğeri orta derece ulaşılabilir üyeler ve son olarak düşük derece ulaşabilir olarak sınıflandırılmıştır. Geliştirilen çerçeve'de analiz edilen önemli noktalar ülkelerin politikalarını analiz ederken kullanılmıştır. Sonuç olarak performanslarına göre öne çıkan ülkeler İsveç, Avusturya ve Danimarka olmuştur. Gruplar arası enerji politikalarının başarılı olmasına göre yakın gelecekte İtalya'nın yüksek ihtimalle bir üst gruba geçmesi ön görülmüştür. Özetle enerji güvenliği, enerji eşitliği ve sürdürülebilir çevre başlıkları altında ülkeler kendi politikalarını geliştirmiş ve 2020, 2030 ve 2050 için hedeflerini belirlemiştir.
