Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8832
Browse
72 results
Search Results
Master Thesis The Distance Effect on Magnitude Processing of Fractions: The Effect of Non-Symbolic Priming(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Bektürk, Ebru; Erdeni̇z, BurakSayısal işlemede yaygın olarak çalışılan bir etki olan uzaklık etkisi, sayısal olarak birbirinden uzak olan sayıların daha hızlı tepkiler ürettiğini, yakın olan sayıların ise daha uzun tepki süreleri ile ilişkili olduğunu öne sürmektedir. Bu çalışmanın amacı, sembolik olmayan uyaranlar olarak sunulan pasta grafiklerinin, uzaklık etkisi çerçevesinde sembolik kesirler üzerinde çapraz notasyonel hazırlama etkisi yaratıp yaratmadığını test etmektir. Bu amaçla, sembolik kesirlerin hazırlama etkisi olmadan sunulduğu kontrol koşulundan elde edilen tepki süreleri, pasta grafiği ile hazırlandıktan sonraki tepki süreleri ile karşılaştırılmıştır. Bu etki doğrultusunda, sayısal olarak uzak kesirlere yakın kesirlerden daha hızlı tepki verilmesi beklenmiştir. Sonuçlar, katılımcıların büyüklük karşılaştırma görevi sırasında kontrol koşuluna kıyasla hazırlama etkisi ile sunulan sembolik kesirlere daha hızlı tepki verdiğini gösterdi. Buna ek olarak, sayısal büyüklük açısından birbirinden uzak olan kesirlerin daha hızlı tepki süreleri ürettiğini, sunulan kesir çiftlerinin pay ve paydaları arasındaki fark birbirine eşit olduğunda ise tepki sürelerinin uzadığını göstermiştir. Bu sonuçlar, ortak bileşeni olmayan kesirlerin hem bileşensel hem de bütünsel işleme ile işlenebileceğini gösterebilir. Sonuç olarak, bu çalışmada bulunan anlamlı hazırlama etkisi, sembolik olmayan görselleştirmenin kesirlerin daha iyi anlaşılması için önemli bir kolaylaştırıcı olabileceğini gösterebilir.Master Thesis The Effect of Spatial Cues on the Space-Number Associations: an Eye-Tracking Study(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Duran, Eli̇f; Erdeni̇z, BurakZihinsel Sayı Doğrusu (MNL) hipotezine göre, insanlar soldan sağa doğru artan bir sayı dizisinin zihinsel temsiline sahiptir. Bunun yanısıra, yapılan araştırmalar küçük sayılara sol tuşa kıyasla sağ tuşla, büyük sayılara ise sol tuşa kıyasla sağ tuşla daha hızlı yanıt verildiğini ileri sürmüştür. Bu tezin amacı, farklı motor hareketlerdeki SNA'yı, ketleyici kontrolün rolüne özel olarak odaklanarak, bilişsel işlevler bağlamında araştırmaktır. Bu nedenle, procue ve anticue olmak üzere iki görev bir büyüklük karşılaştırma görevi ile birleştirleştirilmiştir. Anticue/büyüklük karşılaştırma bloğunun, katılımcıların aynı taraftaki bir yanıtı ketlemek zorunda kalması göz önüne alındığında, anticue /büyüklük karşılaştırma görevinde sayı-uzam ilişkisinin kolaylaştırılması beklenmektedir. Benzer şekilde, sakkadik tepki gerektiren büyüklük karşılaştırma testi ile birleştirilmiş bir anti-sakkad testinde, göreve hazırlanma süresini değiştirerek okülomotor ketlemeyi inceledik. Sonuçlar parmak yanıtlarında anlamlı bir SNA göstermiş ancak sakkadik tepkilerde SNA'ya rastlanmamıştır. Ayrıca, görev türü için, anticue ile karşılaştırıldığında procue da daha hızlı reaksiyon süresini gösteren ve PI için, PI 650 ms'ye kıyasla PI 350 ms'de daha hızlı reaksiyon süresini gösteren önemli anlamlı ana etkiler bulunmuştur. Ancak ketleme görevinin büyüklük karşılaştırma görevindeki SNA üzerinde anlamlı bir etkisi bulunamamıştır. Aynı şekilde, yapılan ileri analizler ketleme becerisinin SNA'yı etkilemediğini gösterdi. Genel olarak, bulgularımız önceki çalışmaların okülomotor hareketlerin ketlenmesinin SNA ile ilgili olmaması yönündeki önerisine katkıda bulunmaktadır.Master Thesis Can Locus of Control and Metacognitive Beliefs Predict Ocd Symptomology; an Analysis Within the Metacognitive Model(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Keski̇npala, Ecem; Öğütçü, Yasemi̇n MeralBu çalışmada üstbilişsel inançların ve kontrol odağının obsesif kompulsif belirtiler üzerindeki yordayıcı rolünün araştırılması amaçlandı. Çalışmaya 18-76 yaş arası 335 kişi katıldı. Çalışmada Demografik Form, Padua Envanteri, Üstbiliş Ölçeği-30, Kontrol Odağı Ölçeği kullanılmış ve Google Formlar aracılığıyla uygulanmıştır. Her OKB semptomu için üstbilişsel inançlar ve kontrol odağının bağımsız değişkenler olduğu beş farklı Aşamalı Hiyerarşik Regresyon analizi yapılmıştır. Sonuçlar, kontrol edilemezlik ve tehlike ile düşünceleri kontrol etme ihtiyacı inançlarının OKB'nin tüm semptomlarını yordadığını, olumlu inançların ise ruminasyon, yıkama ve dürtüleri yordadığını ortaya çıkardı. Bu faktörlerin değişkenliği kontrol altına alındıktan sonra, dış kontrol OKB'nin ruminasyon, yıkama kontrol etme ve dürtüler semptomlarını yordarken, iç kontrol yalnızca ruminasyon belirtisini yordamıştır. Bu bulgular OKB'nin karmaşık yapısını üstbiliş ve kontrol odağı bağlamında anlamamıza katkıda bulunmaktadır. Sonuçlar obsesif-kompulsif semptomlarla ilgili üstbilişsel inançların öneminin altını çiziyor; dış kontrol, ağırlıklı olarak ruminasyonu etkileyen iç kontrole kıyasla OKB semptomları üzerinde daha geniş bir öngörücü rol oynuyor. Bu çalışma, obsesif-kompulsif semptomların altında yatan spesifik dinamikler hakkında değerli bilgiler sağlar ve her semptom alt tipiyle ilişkili farklı üstbilişsel kalıplara ve kontrol odağına yönelik müdahalelerin uyarlanması konusunda çıkarımlar sağlar, Bu karmaşık ilişkiyi etkileyebilecek ek faktörleri araştırmak ve bu bulguları farklı popülasyonlarda tekrarlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.Master Thesis The Effect of Parenting Style and Emotional Needs on Partner Preference: Examination From the Schema Therapy Model(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Bi̇çer, Rümeysa; Köksal, Mustafa Fali̇hBu çalışmada, Şema terapi perspektifinden uyumbozucu ebeveynlik stillerinin ve karşılanmamış duygusal ihtiyaçların partner seçimini nasıl etkilediği incelenmiştir. Partner seçimi, katılımcıların mevcut partnerleri yerine araştırmacılar tarafından oluşturulan kısa senaryolarla değerlendirilmiştir. Çalışma, 18-67 yaşları arasındaki 305 katılımcıdan oluşmuş ve iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşama, senaryo içeriğinin hazırlanması ve psikometrik özelliklerin değerlendirilmesidir. İkinci aşama, katılımcılardan formlar aracılığıyla veri toplamayı içermektedir. Katılımcılara Young Ebeveynlik Ölçeği, şemalara göre çekicilik değerlendirmeleri (vinyetler) ve demografik bilgi formu uygulanmıştır. Ebeveynlik stilleri, engelledikleri duygusal ihtiyaçlara göre gruplara ayrılmıştır: Bağlanma ve Kabul ihtiyaçlarını engelleyenler, Özerklik ve Performans ihtiyaçlarını engelleyenler, Dengeli Standartlar ve Sorumluluk ihtiyaçlarını engelleyenler, Sağlıklı Sınırlar ihtiyacını engelleyenler. Vinyetler de içerdikleri şemalara göre Dışlanma ve Reddetme, Zedelenmiş Özerklik ve Performans, Aşırı Sorumluluk ve Standartlar, Zedelenmiş Sınırlar şema alanlarına ayrılmıştır. Çalışmanın temel sorularını yanıtlamak için yapılan ANOVA analizleri, bağlanma ve kabul ihtiyaçlarını engelleyen ebeveynlik tarzının vinyetlerin çekiciliğini belirgin bir şekilde etkilediğini göstermiştir. Benzer şekilde, Özerklik ve Performans, Dengeli Standartlar ve Sorumluluk, Sağlıklı Sınırlar ihtiyaçlarını engelleyen ebeveynlik tarzları da ilgili şema alanlarındaki vinyetlerin çekiciliğini belirgin bir şekilde etkilemiştir. Sonuç olarak, algılanan ebeveynlik tarzları ile duygusal ihtiyaçlar arasında partner seçimiyle ilişkili bir bağlantı olduğu gösterilmiştir. Bulgular, ebeveynin cinsiyetinin bu seçimde etkili olabileceğini düşündürmektedir. Bu sonuçlar, literatürle uyumlu olarak hem teorik anlayışa hem de pratik düşüncelere katkıda bulunmaktadır.Master Thesis The Effect of Exercise and Circadian Rhythm on Working Memory in Young Adulthood(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Altuntaş, Kübra; Başar, CananÇalışma belleği (ÇB), bilginin işlenmesi için depolanması, güncellenmesi ve manipüle edilmesini içeren sınırlı bir bellek alanıdır. Araştırmalar, bireysel ve yaşa bağlı farklılıkların yanı sıra egzersizin de ÇB performansını etkilediğini göstermektedir. Ek olarak, sirkadiyen ritim (SR) günlük rutindeki fiziksel, biyokimyasal ve davranışsal döngüleri içerir. ÇB performansı, kişilerin günlük rutinlerinin düzenli olup olmamasına bağlı olarak da olumlu veya olumsuz değişiklikler göstermektedir. Bu araştırmanın amacı, genç yetişkinlik döneminde yapılan egzersizin ÇB performansı üzerindeki etkisini incelemek, bunun için kronotiplerine bağlı olarak optimal zaman aralıkları belirlenen katılımcılarınla çalışma yapılmıştır. Araştırmanın süreci (3 hafta ip atlama ve ip atlama öncesi ve sonrası olmak üzere haftada bir gün, totalde 5 hafta olmak üzere) katılımcıların SR' ne göre planlanmıştır (Egzersiz Grubu, 10 Ara Tip, 7 Akşamcı Tip; Kontrol Grubu, 12 Ara Tip, 7 Akşamcı Tip). N-Geri Paradigması toplam 5 hafta boyunca uygulanmıştır. Uyaran türü (Hedef, Hedef Olmayan) açısından N-Geri koşullarına (0-geri, 1-geri, 2-geri) bağlı olarak katılımcıların tepki süresi (TS) ve hedef olan ve hedef olmayan uyaranların doğruluk oranı (DO) üzerindeki kronotip (Akşam Tip, Ara Tip) ve zaman (ön ölçüm, ilk egzersiz, ikinci egzersiz, üçüncü egzersiz, son ölçüm) etkilerini araştırmak için iki ayrı dört yönlü bir karma ANOVA yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, katılımcıların hedef olan ve hedef olmayan uyaranlara karşı verdikleri TS, Zaman-N-Geri-Kronotipler arasında anlamlı bir fark oluşturmuştur. Ayrıca hedef uyaranlardaki DO, Zaman-N-Geri- Gruplar arasında anlamlı bir fark oluştururken, hedef olmayan uyaranlarda yalnızca Zaman- N-Geri arasındaki anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, SR senkronizasyon etkisi dikkate alındığında ve yapılan düzenli egzersizde ÇB performansında bir artış olduğu görülmüştür.Master Thesis The Role of Self-Compassion in the Relationship Between Social Anxiety and Smartphone Addiction(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Katırcıoğlu, Hazım Tevfik; Ögütcü, Yasemi̇n MeralSosyal kaygı bozukluğu, bireyin diğer bireyler tarafından potansiyel olarak değerlendirilmesine maruz kaldığı bir veya daha fazla sosyal duruma ilişkin yoğun korku veya kaygı ile karakterizedir. Yoğun korku ve kaygı nedeniyle sosyal kaygısı yüksek olan bireyler, sosyal etkileşimlerden geri çekilme ve kendilerini izole etme eğilimi gösterirler. Literatüre bakıldığında, akıllı telefon gibi çevrimiçi etkileşim araçları, yüz yüze görüşme zorunlu olmadığı için sosyal kaygısı olan bireyler için yararlı bir araç olmuştur. Yüz yüze etkileşime gerek olmadığı için, sosyal kaygı bozukluğu yüksek olan bireyler, aşırı akıllı telefon kullanımının istenmeyen sonucu olan akıllı telefon bağımlılığına daha yatkın olabilir. Sosyal kaygı ile akıllı telefon bağımlılığı arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalar bulunurken bu ilişkide öz-şefkatin rolünü araştıran bir çalışma bulunmamaktadır. Bu nedenle, bu çalışma, sosyal kaygı ile akıllı telefon bağımlılığı arasındaki ilişkide öz-şefkatin aracı rolünü incelemektedir. Örneklem, 19-67 yaş arası 204 katılımcıdan oluşmaktadır. Hipotezleri test etmek için Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği, Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği-KF ve Öz-Şefkat Ölçeği kullanılmıştır. Sonuçlar, öz-şefkatin sosyal kaygı ile akıllı telefon bağımlılığı arasındaki ilişkiye önemli ölçüde aracılık ettiğini göstermektedir. Bu çalışmanın, sosyal kaygının akıllı telefon bağımlılığı üzerindeki etkisinde öz-şefkatin aracı rolünü ortaya koyarak literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Master Thesis The Investigation of the Relationship Between Social Anxiety, Psychological Flexibility, Perceived Parenting Attitudes,and Emotion Regulation(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Erkul, Beste Mi̇ray; Ögütcü, Yasemi̇n MeralBu çalışma sosyal kaygı, psikolojik esneklik, algılanan ebeyen tutumları ve duygu düzenlemenin arasındaki ilişkiyi bilişsel ve ilişkisel çerçeve teorileri ışığında incelemektedir. Çalışmanın örneklemi 18-75 yaş arası 118 kadın, 97 erkek toplam 215 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada değişkenlerle ilgili veri toplamak amacıyla Katılımcı Bilgi Formu, Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği, Psikolojik Esneklik Ölçeği, Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği ve Duygu Düzenleme Anketi olmak üzere toplam 5 ölçek kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda sosyal kaygı ile duygusal sıcaklık, aşırı koruma, reddedilme, psikolojik esneklik ve kavramları arasında anlamlı korelasyonlar bulunmuştur. Ek olarak, sonuçlar aşırıkoruyuculuğun, psikolojik esnekliğin ve yeniden yapılandırmanın sosyal kaygıyı anlamlı şekilde yordadığını ortaya koymuştur. Özellikle psikolojik esnekliğin sosyal kaygıyı diğer değişkenlerden çok daha yüksek bir varyansla yordadığı görülmüştür. Çalışmada ulaşılan bu bulgular alanyazın ışığında tartışılmış, çalışmanın klinik önemi, sınırlılıkları ve gelecek çalışmalar için öneriler ele alınmıştır. Bu bağlamda bu çalışmanın, sosyal kaygının karmaşıklığını anlama ve tedavi yaklaşımlarını zenginleştirme açısından önemli bir katkı sağlayacağı ve psikolojik esnekliğin sosyal kaygı üzerindeki etkisini özellikle vurgulayarak, bu alandaki literatüre yeni bir boyut kazandıracağı düşünülmektedir. Ayrıca, bu bulguların klinik uygulamalara nasıl yansıtılabileceği ve sosyal kaygının yönetiminde daha etkili müdahalelerin geliştirilmesine nasıl katkıda bulunabileceği üzerine ilerleyen araştırmaların önemine işaret etmektedir.Master Thesis The Mediating Role of False Self and True(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Sak, Gülşah; Köksal, Mustafa Fali̇hBu çalışmanın amacı, algılanan ebeveynlik tutumları ile yabancılaşma arasındaki ilişkide sahte benlik ve gerçek/otantik benliğin aracı rolünü incelemektir. Bu amaçla 18-65 yaş aralığında toplam 220 katılımcı çalışmaya katılmıştır. Kişisel Bilgi Formu, Çocuklukta Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği, Otantiklik Ölçeği, Sahte Benlik Algısı Ölçeği ve Dean'in Yabancılaşma Ölçeği Google Formlar aracılığıyla çevrimiçi olarak uygulanmıştır. Ebeveyn tutumları, duygusal sıcaklık, aşırı korumacılık ve reddedicilik alt boyutlarını kapsamaktadır. Grup farklılıklarının sonuçları, katılımcıların yaş, çalışma durumu ve medeni durumlarına göre yabancılaşma, sahte benlik algısı ve otantikliklik açısından anlamlı farklılıklar olduğunu göstermiştir. Ayrıca, ebeveynlerin eğitim düzeylerinin algılanan ebeveynlik tutumları üzerindeki etkisi incelendiğinde, sadece annenin eğitim düzeyinin annenin duygusal sıcaklığı üzerinde etkisi olduğu yönünde anlamlı bir fark bulunmuştur. Korelasyon analizinde aşırı korumacı ebeveynlik tutumları, reddecici ebeveynlik tutumları, yabancılaşma, sahte benlik algısı ve otantiklik arasında anlamlı bir ilişki gözlenmiştir. Ancak, duygusal sıcaklık gösteren ebeveynlik ile yabancılaşma, sahte benlik algısı ve otantiklik arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Seri aracı değişken analizi sonuçları, algılanan aşırı korumacı ve reddedici ebeveynlik tutumları ile yabancılaşma arasındaki ilişkide sahte benlik algısı ve otantikliğin önemli bir aracı rolü olduğunu göstermiştir. Çalışmanın bulguları ilgili literatür ışığında tartışılmıştır. Çalışmanın sınırlılıkları ve gelecek araştırmalar için öneriler sunulmuştur.Master Thesis The Mediating Role of Cognitive Control and Cognitive Flexibility on the Relationship Between Perfectionism and Social Anxiety(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Köroğlu, Damla; Ögütcü, Yasemi̇n MeralBu çalışmanın amacı, mükemmeliyetçilik ile sosyal kaygı arasındaki ilişkide bilişsel kontrol ve bilişsel esnekliğin aracılık rollerini araştırmaktır. 18-78 yaş aralığında 300 kişi çalışmaya katılmıştır. Çalışmada Demografik Form, Liebowitz Sosyal Anksiyete Ölçeği, Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Bilişsel Kontrol ve Esneklik Ölçeği kullanılmış ve veri toplama işlemi Google Forms aracılığıyla çevrimiçi olarak gerçekleştirilmiştir. Paralel aracılık analizi, mükemmeliyetçilik ve sosyal kaygı arasındaki ilişkide bilişsel kontrol ve bilişsel esnekliğin aracılık etkilerini test etmek için kullanılmıştır. Sonuçlar, bilişsel kontrolün, mükemmeliyetçilik ve sosyal kaygı arasındaki ilişkide önemli bir aracılık rolü oynadığını ortaya koymuştur. Bununla birlikte, bilişsel esnekliğin bu ilişkide aracılık rolü göstermediği bulunmuştur. Bu bulgular, mükemmeliyetçilik ve sosyal kaygı arasındaki temel mekanizmaların anlaşılmasına katkıda bulunmakta ve bu ilişkide bilişsel kontrolün önemini vurgulamaktadır. Bu çalışma, araştırmacılar, klinisyenler ve uygulayıcılar için değerli bir içgörü sunarak mükemmeliyetçilik ve sosyal kaygı arasındaki ilişkiyi aracılık edebilecek belirli bilişsel süreçleri aydınlatmaktadır. Bu bilgi, mükemmeliyetçi eğilimlere sahip bireylerde sosyal kaygı semptomlarını azaltmayı hedefleyen hedefe yönelik müdahalelerin geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Bu karmaşık ilişkiyi etkileyebilecek ek faktörleri keşfetmek ve bu bulguları farklı popülasyonlarda tekrarlamak için ileri araştırmalara ihtiyaç vardır.Master Thesis The Relation Between Emerging Adults' Attachment Styles and Rejection Sensitivity: The Intervening Role of Emotion Regulation(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Zebi̇l, Beyza; Koçak, Ayli̇nBeliren yetişkinlik dönemindeki bireylerin bağlanma stilleri ile reddedilme duyarlılıkları arasındaki ilişki sıklıkla çalışılmış olmasına rağmen olası aracı mekanizmalar ile ilgili daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Dolayısıyla bu çalışma, beliren yetişkinlik dönemindeki bireylerin bağlanma stilleri ile reddedilme duyarlılıkları arasındaki ilişkide duygu düzenlemenin aracı rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Örneklem 18-29 yaş arası 373 katılımcıdan (Ortyaş = 22.80, S = 2.55; %85,5'i kadın) oluşmuştur. Veriler çevrimiçi anket kullanılarak toplanmıştır. Beliren yetişkinlik dönemindeki bireylerin bağlanma stillerini belirlemek için Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği , duygu düzenlemelerini ölçmek için Duygu Düzenlemede Zorluklar Ölçeği—Kısa Form ve son olarak aile ve sosyal ilişkilerindeki reddedilme duyarlılıklarını ölçmek için Reddedilme Duyarlılığı Anketi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre hem kaygılı-kararsız bağlanma stili hem de kaçıngan bağlanma stili ile reddedilme duyarlılığı arasındaki ilişkide duygu düzenlemenin anlamlı bir aracı rolü bulunamazken, güvenli bağlanma stili ile reddedilme duyarlılığı arasındaki ilişkide duygu düzenlemenin anlamlı bir aracı rolü bulunmuştur. Çalışmanın sonuçları ilgili literatürle ilişkilendirilerek ele alınmıştır. Gelecek araştırma önerileri ve çalışmanın sınırlılıkları vurgulanmıştır.
