TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4
Browse
122 results
Search Results
Article Yoksun Kalınan Kazanç Hesap Yöntemine İlişkin Seçimlik Hakkın Ne Zaman Kullanılacağı Sorunu(2024-12-31) Kocakaya, Turan; Ozaner, Duru Helin6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (“SMK”) m. 151, hak sahibi tarafından açılacak tazminat davalarında, yoksun kalınan kazancın hesaplanmasına ilişkin düzenlemeyi içermektedir. Maddede yoksun kalınan kazancın hesaplanmasına yönelik, davacıya üç tazminat hesaplama yöntemi seçimlik olarak tanınmıştır. Maddede davacıya tanınan seçimlik hakkın davacı tarafından ne şekilde ve ne zaman kullanılacağı hususu ise açık bir şekilde düzenlenmemiş olup, kanun koyucu tarafından yalnızca davacının bu seçimlik haklardan birisinin seçileceği düzenleme altına alınmıştır. Yerleşik Yargıtay uygulamasında, davacının bu seçimlik hakkını davanın başında, henüz davalıya ait defter ve belgelerin mahkemeye sunulmasından önce kullanması gerektiği ifade edilmektedir. İşbu çalışma kapsamında inceleme altına alınarak aksi yöndeki Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve yerleşik içtihat çerçevesinde seçimlik hakkın ne zaman kullanılacağına ilişkin sorunlar incelenmektedir.Article 4483 Sayılı Kanun Uyarınca İtiraz Merciinin "İdari" Niteliği Sorunu(2024-12-31) Karahan, BarışMemurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması konusunda genel kanun niteliği taşıyan 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun bu kişilerin görevleri sebebiyle işlediği suçların soruşturulmasını kural olarak izne tabi tutmaktadır. İzin vermeye yetkili makam anlamına gelen yetkili merci kararlarının yine “idari” nitelikte olacağı öngörülen itiraz merci kararıyla inceleneceği öngörülmüştür. İtiraz merci eldeki işin bir dava, kendisinin de bir mahkeme olmadığını birçok kararında vurgulamakta ve yaptığı incelemelerde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununu uygulamayarak bunu teyit etmektedir. Bununla birlikte temel hak ve özgürlüklerin korunması amacı ağır bastığında bu yaklaşımdan sapıldığı görülebilmektedir. Bu çalışmada temel hak ve özgürlüklerin korunması amacı ağır bastığında itiraz merciinin “idari” niteliğinin sürdürülüp sürdürülemeyeceği tartışılmaktadır.Article Rusya-Ukrayna Savaşında Üçüncü Devletlerce Alınan Önlemlerin Hukuki Niteliği(2023-12-31) Çalışkan, AylaKarşı önlem, uluslararası haksız fiil sahibi bir devleti uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmeye yöneltmek için başvurulan bir zorlama yoludur. Karşı önlemin hukuka uygun olması için mağdur devlet tarafından haksız fiil sahibi devlete yönelik alınması ve ona borçlu olduğu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi şeklinde uygulanması gerekmektedir. Karşı önlemler ve başvuru koşulları, Uluslararası Hukuk Komisyonu’nun 2001 yılında kabul edilen “Devletlerin Uluslararası Hukuka Aykırı Fiillerinden Doğan Sorumluluğu”na ilişkin maddeler metninde detaylı olarak düzenlenmiştir. Ancak Metnin “mağdur devletten başka devletlerce alınan önlemler” başlıklı 54. maddesinde “karşı önlemler” yerine “hukuka uygun önlemler” ifadesine yer verildiğinden, üçüncü devletlerin, bir bütün olarak uluslararası topluluğa yönelik bir ihlal gerekçesiyle sorumlu devlete yönelik karşı önlem alıp alamayacağı halen tartışılan bir meseledir. Bu makale, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı üzerine Ukrayna dışındaki üçüncü devletlerce kararlaştırılıp uygulanan önlemlerin hukuki niteliği meselesi üzerine yoğunlaşmıştır. Çalışmada öncelikle, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırıları üzerine AB üyesi devletler ile İsviçre, ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya tarafından bu fiillere cevaben alınan önlemler sıralanacak, ardından “bir bütün olarak uluslararası topluluğa yönelik bir yükümlülüğün ihlali” sebebiyle üçüncü devletlerce alınan önlemlerin hukuki niteliği tartışılacaktır.Article Kamu Alacaklarının Terkini ve Covid-19 Pandemisi Sebebiyle Terkin İmkânı(2023-07-31) Çalışkan, AylaDevletin ve kamu kuruluşlarının kamu hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla ihtiyaç duyduğu finansman, vergi, resim, harç, şerefiye ve diğer kamu gelirleri aracılığı ile sağlanmaktadır. Devlet kamu gelirlerini borçlulardan temin etmektedir. Ancak kamu alacağının borçluları, genellikle kendi iradeleri dışında meydana gelen olaylar neticesinde ekonomik açıdan oldukça zor duruma düşerek borcunu ödeyemez hale gelmektedir. İşte bu durumda devlet, borçluya destek olarak mali açıdan hayatına devam edilmesini sağlamak amacıyla kamu alacağından vazgeçerek alacağını terkin etmektedir. Sosyal devlet ilkesinin de bir gereği olarak yükümlüye destek amacıyla tanınan terkin imkânı aslında yükümlünün hızlı bir şekilde kendini toparlayarak kamu gelirlerine katkıda bulunması amacını taşıdığından, devlet açısından da uzun vadede avantajlı bir müessese olarak düşünülmelidir. Terkin müessesesi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da düzenlenmektedir. Bu çalışmamızda öncelikle vergi ve vergi dışındaki kamu alacaklarının kapsamı belirlenecek, ardından Vergi Usul Kanunu ve Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da yer alan hükümler doğrultusunda doğal afetler sebebiyle terkin, tahakkuktan vazgeçme, tahsil imkânsızlığı sebebiyle terkin ile yargı kararları gereği terkin müessesi ele alınacaktır. Terkin sebepleri açıklandıktan sonra Covid-19 pandemisinin kamu alacaklarının terkin sebebi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışılacaktır.Article Rusya-Ukrayna Savaşında Üçüncü Devletlerce Alınan Önlemlerin Hukuki Niteliği(2023-12-31) Çalışkan, AylaKarşı önlem, uluslararası haksız fiil sahibi bir devleti uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmeye yöneltmek için başvurulan bir zorlama yoludur. Karşı önlemin hukuka uygun olması için mağdur devlet tarafından haksız fiil sahibi devlete yönelik alınması ve ona borçlu olduğu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi şeklinde uygulanması gerekmektedir. Karşı önlemler ve başvuru koşulları, Uluslararası Hukuk Komisyonu’nun 2001 yılında kabul edilen “Devletlerin Uluslararası Hukuka Aykırı Fiillerinden Doğan Sorumluluğu”na ilişkin maddeler metninde detaylı olarak düzenlenmiştir. Ancak Metnin “mağdur devletten başka devletlerce alınan önlemler” başlıklı 54. maddesinde “karşı önlemler” yerine “hukuka uygun önlemler” ifadesine yer verildiğinden, üçüncü devletlerin, bir bütün olarak uluslararası topluluğa yönelik bir ihlal gerekçesiyle sorumlu devlete yönelik karşı önlem alıp alamayacağı halen tartışılan bir meseledir. Bu makale, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı üzerine Ukrayna dışındaki üçüncü devletlerce kararlaştırılıp uygulanan önlemlerin hukuki niteliği meselesi üzerine yoğunlaşmıştır. Çalışmada öncelikle, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırıları üzerine AB üyesi devletler ile İsviçre, ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya tarafından bu fiillere cevaben alınan önlemler sıralanacak, ardından “bir bütün olarak uluslararası topluluğa yönelik bir yükümlülüğün ihlali” sebebiyle üçüncü devletlerce alınan önlemlerin hukuki niteliği tartışılacaktır.Article Kamu Alacaklarının Terkini ve Covid-19 Pandemisi Sebebiyle Terkin İmkânı(2023-07-31) Çalışkan, AylaDevletin ve kamu kuruluşlarının kamu hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla ihtiyaç duyduğu finansman, vergi, resim, harç, şerefiye ve diğer kamu gelirleri aracılığı ile sağlanmaktadır. Devlet kamu gelirlerini borçlulardan temin etmektedir. Ancak kamu alacağının borçluları, genellikle kendi iradeleri dışında meydana gelen olaylar neticesinde ekonomik açıdan oldukça zor duruma düşerek borcunu ödeyemez hale gelmektedir. İşte bu durumda devlet, borçluya destek olarak mali açıdan hayatına devam edilmesini sağlamak amacıyla kamu alacağından vazgeçerek alacağını terkin etmektedir. Sosyal devlet ilkesinin de bir gereği olarak yükümlüye destek amacıyla tanınan terkin imkânı aslında yükümlünün hızlı bir şekilde kendini toparlayarak kamu gelirlerine katkıda bulunması amacını taşıdığından, devlet açısından da uzun vadede avantajlı bir müessese olarak düşünülmelidir. Terkin müessesesi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da düzenlenmektedir. Bu çalışmamızda öncelikle vergi ve vergi dışındaki kamu alacaklarının kapsamı belirlenecek, ardından Vergi Usul Kanunu ve Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da yer alan hükümler doğrultusunda doğal afetler sebebiyle terkin, tahakkuktan vazgeçme, tahsil imkânsızlığı sebebiyle terkin ile yargı kararları gereği terkin müessesi ele alınacaktır. Terkin sebepleri açıklandıktan sonra Covid-19 pandemisinin kamu alacaklarının terkin sebebi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışılacaktır.Article Bern sözleşmesi’nin tarihsel gelişimi, sözleşme korumasının ilkeleri ve korunan eserler ile menfaatler(2024-11-26) Gökçek, Hasan SeratBern Sözleşmesi’nin fikir ve sanat eserlerinin yeknesak ve evrensel bir tarzda korunmasında temel bir araç halini alması yüz yılı aşan yavaş ancak istikrarlı bir devinimin sonucudur. Sözleşme’nin ve Sözleşme’den doğan Bern Birliği’nin 1886 yılında İsviçre’nin Bern şehrinde başlayan yolculuğunda, 1896 yılındaki ilk revizyondan 1971 yılında gerçekleştirilen son revizyona kadar Sözleşme defalarca gözden geçirilmiştir. Bütün bu süreçte Sözleşme’nin muhtelif metinlerine taraf ülke sayısı artmaya devam etmiş ve bu revizyonlar ile Sözleşme’nin fikir ve sanat eserleri üzerindeki menfaatlerin korunması bakımından ortaya koyduğu çerçeve belirgin hale gelmiştir. Bu bağlamda Sözleşme’nin 1886 yılında milli muamele ilkesi ve tercüme hakkı ile başlayan yolculuğu, önce genişleyen asgari haklar sepeti ile desteklenmiştir. Daha sonraları doğrudan doğruya Sözleşme nezdinde eser olarak kabul edilen ürünlerin sayısı da artmıştır. Ayrıca Sözleşme korumasının, eserin kaynak ülkesindeki herhangi bir formalitenin yerine getirilmesine bağlı olmadığı ilkesiyle, Sözleşme korumasının başlangıcı adeta eserin yaratılma anı olarak sabitlenmiştir. Bugün gelinen noktada, Sözleşme’ye taraf ülke sayısının artmasıyla eser korumasının asgari standardı, Sözleşme’nin öngördüğü koruma olmuştur. Hem Bern Sözleşmesi’nin tarihinin hem de bu Sözleşme’nin öngördüğü korumanın çeşitli yönlerden ele alınması bu nedenle büyük bir öneme sahiptir. Eldeki çalışmada öncelikle Sözleşme’nin ortaya çıkışını gerektiren nedenler ve Sözleşme’nin ortaya çıkışı ele alınmış ve bu kapsamda Türkiye’nin de Sözleşme’ye taraf oluşuna yer verilmiştir. Bunun ardından Sözleşme’nin eser üzerindeki menfaatlerin korunmasına yönelik getirdiği temel ilkeler işlenmiş ve korunan eserler ile korunan eserler üzerindeki menfaatlerin neler olduğu incelenmiştir.Article Vergi Kaçakçılığı Suçunda Non Bis İn İdem İlkesinin Uygulanabilirliği - Yargı Kararları Bağlamında Değerlendirilmesi(2024) Aşçı, Arzu; Avci, ArzuCeza yargılamasında non bis in idem ilkesi geçerlidir. Bu ilkeyle bir kişinin mükerrer şekilde yargılanması ve cezalandırılması yasaklanmaktadır. İlke, âdil yargılanma hakkı ve oranlılık ilkesi ile ilişkilidir. Ceza hukuku bakımından geçerli olan bu ilkenin uygulanabilirliği, özellikle adlî ve idarî yaptırımların öngörüldüğü düzenlemeler bakımından tartışmalıdır. VUK m. 359’un son fıkrasında, kaçakçılık suçundan ceza alanların ayrıca m. 344 gereğince vergi ziyaı suçundan da cezalandırılabilecekleri yönünde bir düzenleme bulunmaktadır. AİHM ve AYM’nin non bis in idem ilkesinin geçerliliği ve uygulanabilirliğine ilişkin birçok kararı bulunmaktadır. Bu çalışma ile non bis in idem ilkesinin uygulanabilirliği, özellikle VUK 359’daki düzenleme ışığında ve konuya ilişkin yargı kararları da dikkate alınarak ortaya konulacaktır.Article Avusturya Ceza Hukuku’nda Kast Kavramina İlişkin Değerlendirmeler(2023) Aşçı, Arzu; Avci, ArzuBu çalışmada Avusturya Ceza Kanunu’ndaki kasta ilişkin düzenleme bakımından bazı değerlendirilmeler yapılmakta, yasal düzenlemenin içeriği, kast kavramı, kastın unsurları ve kastın dereceleri açıklanmaktadır. Ayrıca, Avusturya Ceza Kanunu’nda, neticesi sebebiyle ağırlaşmış ya- ralama suçuna ilişkin düzenlemede yaralama sonucunda gerçekleşen ağır neticenin kasten gerçek- leştirilmiş olması dikkate alınmakta ve yasakoyucu bu durumda daha ağır bir ceza öngörmektedir. Çalışmada, kusur ilkesi ile uyumlu olan bu düzenleme ele alınmakta ve Türk Ceza Kanunu’ndaki düzenleme açısından bazı öneriler getirilmektedir. Türk Ceza Kanunu’ndan farklı olarak, düzen- lenmiş olan kastın dört derecesine Avusturya Ceza Kanunu’nda herhangi bir yasal sonuç bağlan- mamaktadır. Bu sebeple, kastın derecesinin cezanın belirlenmesinde dikkate alınıp alınmayacağı öğretide tartışılmaktadır. Çalışmada son olarak, kastın derecelerinin cezanın belirlenmesi bakımın- dan önemli olup olmadığı ve bunun uygulamada yaratabileceği sorunlara değinilmektedir.
