TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4

Browse

Search Results

Now showing 1 - 3 of 3
  • Article
    Tasarruf Yıllarında Moda ve Sümerbank
    (2023-10-23) Himam, Dilek
    Moda tarihinde 1920'lerden İkinci Dünya Savaşı'nın sonuna kadar, tasarruf yılları sebebiyle başlayan zorunluluktan dolayı yeni giysiler ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet döneminde “çağdaş” (asri) bir toplum yaratma kavramı resmî ideoloji olarak benimsenmiştir. Özellikle de 11 Temmuz 1933 tarihinde Sümerbank'ın Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmasıyla birlikte Türkiye'de daha rasyonel bir moda ve maddi kültür yaratılmıştır. Ülkeyi kalkındırmak, halkı çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmak gibi ulusal hedeflerin etkisinde yerli olana talebi arttıran Sümerbank kurumu bu süreçte önemli görevler üstlenmiştir. Türkiye’nin kalkınma döneminin bir göstergesi olarak bir dönemin modasını başlatan Sümerbank, Cumhuriyetin kuruluşunun ardından başlatılan sanayileşme hamlesinin sembol isimlerinden biri olmuştur. Sümerbank yaklaşık 2000’li yılların başlarına kadar üretimine devam etmiş olup özelleştirme süreciyle beraber ülkenin her yerinde tüm fabrikalarını ve mağazalarını kapatarak Türkiye moda ve tekstil tarihine dair kendi özgün desenlerini yaratan bir Türk markası olarak tarihe adını yazdırmıştır. Bu analizde Cumhuriyet’in ilk yıllarında, Türk kadınının modernleşme hikâyesi tasarruf yıllarında yayınlanan dergilerdeki yazı ve aile arşivlerinde yer alan görseller aracılığı ile aktarılmaya çalışılmıştır. Sümerbank kumaşları ve bu kumaşlardan yaratılan giysiler üzerinden de değişen topluma rol modeli oluşturacak ideal modern vatandaşın görsel olarak nasıl temsil edildiğine dair analizlere yer verilecektir
  • Article
    16. Yüzyıl Giysi Tarihi Yazımı Üzerine: Giysilerde Doğu-batı Etkileşimi, Egzotizm ve Güç
    (2013) Er, Fehmiye Dilek; Himam, Dilek
    Moda tarihinde batılı-olmayan giysilerin sunum ve dekorasyonları her zaman fantastik, büyüleyici, epik, dikkat çekici, egzotik, ruhani, zamansız ve değişmez gibi sözlerle ifade edilmiştir. Doğulu giysiler ve görünümler üzerindeki bu yaklaşım batılı anlayışın diğer kültürler üzerindeki yüceliğini, farklılığını ve gücünü gösterme arzusuyla yakından ilişkilidir. 19. yüzyıldan başlamak suretiyle doğunun dikkat çekici sunumları, batı giysi tarihinde batılı olmayan giysilerdeki teknik ustalıklar ve bu giysilerdeki özgün motifler egzotik olarak değerlendirilmiştir. Bu amaçla hem giysi tarihi hem de modern moda tarihi yazımında doğunun her zaman egzotik, primitif, öteki ve otantik olma noktasında bir söylem söz konusu olmuştur. Özellikle 16. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu?na ait egzotik giysiler ve kumaş teknikleri aynı dönem Avrupa modasına yoğun bir şekilde adapte edilirken giysiler ihtişamın ve gücün de bir göstergesi olmuşlardır. Bu çalışmada giysi tarihi açısından Osmanlı İmparatorluğu?nun en gösterişli dönemlerinden biri olan 16. yüzyılda giyilen Avrupalı giysilerinde Osmanlı giysi kültürünün izleri, egzotizm kavramı çerçevesinden incelenecektir. Bu çalışmada batılı giysilerdeki egzotik gösterimler aracılığı ile okumalar yapılırken, “egzotizm” kavramı, batıya ait olmayanı anlatma noktasında ele alınacaktır. Çalışma gücün kullanımı ve ihtişamın anlatımı olarak kullanılan lüks kumaşlardan üretilen egzotik giysi ve aksesuarları,16. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu?nda kullanılan giysilerin aynı dönem Avrupa modasına adapte edilme biçimlerini de içerecektir.
  • Article
    KÜLTÜREL BİR GELENEĞİ HATIRLAMAK: BİR GEÇİŞ TÖRENİ OLARAK YÜZ YAZMAK VE YÜZ YAZISI ÜZERİNE
    (2021) Er, Fehmiye Dilek; Himam, Dilek
    Son derece zengin bir maddi kültür öğesi olan giyim ve süslenme kültürü, insanlık tarihinin belki de en zengin sembolik içeriklerine sahip alanlarından biridir. Özellikle giysi tarihinde bedenin tamamlayıcı uzantıları olarak da düşünülebilecek olan saç, makyaj, dövme, baş aksesuarları, ayakkabı, çanta gibi nesneler ve bu nesnelerin giyilme biçimleri maddi kültürün en dikkat çekici alanları içindedir. Süslenme ritüelleri ise, kullanılan malzemeler, yapılış yöntemi, ritüelleri ile geleneksel kültürlerde sadece güzellik, estetik amaçlarla değil aynı zamanda koruyucu, tılsımlı ve sembolik içerikleriyle dolu bir dünyayı bize sunar. Bu ritüellerin Anadolu’da bugün sayısı oldukça azalmış biçimlerinden biri de yüz yazıcılığıdır. Türkiye’de yüz yazıcılığının tarihi oldukça eski dönemlere giderken özellikle geleneksel kültürlerde bu gelenek hala adeta görsel bir performans olarak yaşamaya devam etmektedir. Yüz yazısı evlenme çağına gelmiş genç kızlara uygulanan, geline ve damada iyi bir talih, huzurlu bir yuva kurmalarını sağlandığına inanılan, koruyucu olduğu düşünülen bir bezeme tekniğidir. Bu süsleme tekniği, bugün birçok yerel kültürde farklı desenlendirme teknikleri ve malzemeler kullanılarak uygulanmaktadır. Bu gelenek yüzyıllar boyunca eli şifalı, bilge ve yaşlı kadınlar tarafından hem saraylarda hem de kırsal alanlarda yüzün belli bölgelerine yazıcı kadının özel teknikleri ile gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma Karaburun bölgesinde bulunan Kösedere Köyü’nde devam eden yüz yazma geleneği üzerinden gelenek, zanaat ve geçmişe ait bir geleneğin aktarılmasına dair özgün araştırmaları içermektedir. Kösedere köyünde geleneksel bir ritüel olarak kullanılan yüz yazma geleneğinin bir geçiş töreni (rites of passage) olan evlilik törenlerinde nasıl bir şekilde yüz üzerinde sunulduğu ve kullanılan semboller üzerinden anlamın soyutlandığının aktarılması, bu araştırmanın ana konusudur. Bu araştırmanın içeriğine ilk olarak Reşat Ekrem Koçu’nun Türk Giyim Kuşam ve Süslenme Sözlüğü’nde rastlanmıştır. Hemen ardından edinilen bilgiler ışığında iz sürülerek Karaburun ilçesine bağlı Kösedere Köyü’nde hâlâ sanatını tutku ile icra eden yüz yazıcısı Şerife Zorlu’ya ulaşılabilmiştir. Araştırmada kullanılan bulgular 2015 yılından bu yana kendisi ile gerçekleştirilen derinlemesine mülakat teknikleri, açık uçlu sorular içeren röportajlar, kendisinin yer aldığı düğün törenlerinde yapılan alan çalışmaları, gözlem teknikleri, yüz yazısı yazılırken yapılan katılımcı gözlemler sonucunda elde edilmiştir. Çalışmada yok olmakta olan yüz yazma sanatının bugün son temsilcilerinden biri olan Şerife Zorlu aracılığı ile sürdürülmeye çalışılan bilgilerin kültürlerin belleğinden silinmemesi adına bir rehberlik etmesi amaçlanmıştır.