TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 10
  • Article
    Diyabetik Ayak Nedeniyle Debridman Uygulanan Hastalarda Klorheksidin Solüsyonunun Mikroorganizma Üremesi Üzerine Etkisi: Randomize Kontrollü Çalışma
    (2023) Talhaoğlu, Dilek; Çürük, Gülsüm Nihal
    Amaç: Araştırma, diyabetik ayak nedeniyle debridman uygu- lanan hastalarda klorheksidin solüsyonunun mikroorganizma üremesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmış randomize kontrollü de- neysel bir çal ışmadır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma müdahale gru- bunda 30, kontrol grubunda 30 olmak üzere toplam 60 hasta ile tamamlanmıştır. Müdahale grubundaki hastalara debridman öncesi rutin uygulanan povidon iyotlu cerrahi bölge temizli ğine ek olarak %0,05’lik klorheksidin solüsyonuyla yıkama yapılmış, debridman son- rası tekrar klorheksidinle temizleme yapılarak pansuman kapatılmıştır. Kontrol grubunda deney grubundan farklı olarak %0,05’lik klorheksi- din glukonatlı solüsyon kullanılmamış, diğer işlemler deney grubunda olduğu gibi uygulanmıştır. Bulgular: Müdahale ve kontrol grubundaki hastaların tanıtıcı özellikleri ve diyabete ilişkin özellikleri bakımından benzer olduğu görülmüştür. Müdahale ve kontrol grubunda debridman öncesi mikroorganizma varlığı açısından fark bulunmazken, debridman sonrası müdahale grubunda daha az sayıda mikroorganizma ürediği tes- pit edilmiştir. Müdahale grubunda debridman öncesi ve sonrası bakteri üreme ortalaması sırasıyla 1,66±0,60 ve 0,60±0,67 olarak saptanmıştır. Kontrol grubunda debridman öncesi ve sonras ı bakteri üreme ortala- ması ise s ırasıyla 1,06±0,58 ve 1,10±0,75 olarak tespit edilmi ştir. Sonuç: Araştırma bulgularımıza dayanarak, diyabetik aya ğı olan bi- reylerde debridman öncesi uygulanan klorheksidin solüsyonunun deb- ridman sonras ı mikroorganizma say ısını azaltmada etkili oldu ğu söylenebilir.
  • Article
    Kronik Hastalığı Olan Bireylerin Covıd-19 Pandemisinde Tamamlayıcı Alternatif Tedaviye Yönelik Tutum ve Davranışları: Tanımlayıcı Bir Araştırma
    (2023) Çürük, Gülsüm Nihal; Alkanat, Hafize Özdemir
    Amaç: Dünyada birçok ülkede kronik hastalıkların artmasıyla birlikte tamamlayıcı ve alternatif tedavi (TAT) yaklaşımlarına yönelim artmıştır. Bu çalışma, kronik hastalığı olan bireylerin pandemi sürecinde kendilerini koronavirüs hastalığı-2019’dan [coronavirus disease- 2019 (COVID-19)] korumak için TAT kullanımına ilişkin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı tipte olan çalışmanın örneklemini, bir üniversite hastanesinin dâhiliye polikliniklerine başvuran ve çalışma kriterlerini karşılayan 396 hasta oluşturdu. Veriler, araştırmacılar tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu ile Bütüncül Tamamlayıcı ve Alternatif Tıbba Karşı Tutum Ölçeği (BTATÖ) kullanılarak toplandı. İstatistiksel analizler IBM SPSS istatistik programı ile yapıldı. İstatistiksel analiz için tanımlayıcı istatistikler, ki-kare testi, Mann-Whitney U ve Kruskall-Wallis H testi kullanıldı ve p<0,05 anlamlı kabul edildi. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 54,9±17,3 yıl (minimum-maksimum: 19-90) ve %61,6’sı kadındı. Katılımcıların %52,3’ü COVID-19 geçirmiş ve %91,4’ü en az bir doz COVID-19 aşısı olmuştu. Hastaların %81,8’i herhangi bir TAT yöntemini kullanıyordu. Katılımcıların ortalama BTATÖ puanı 31,09±4,37 olarak bulundu. En sık kullanılan TAT yöntemleri bitkisel ürünler (%84,3), vitaminler (%84,3) ve dua etmek (%73,8) idi. Kronik hastalığı olan bireylerden COVID-19 pandemisi sürecinde TAT kullananların hem BTATÖ toplam puan ortalaması hem de ölçeğin alt boyutları puan ortalamaları daha düşük olup aradaki farkın istatistiksel açıdan anlamlı olduğu tespit edildi. TAT kullanan ve COVID aşısı olan bireylerin tutum puanlarında olumlu yönde istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. Sonuç: Çalışmada katılımcıların TAT’a yönelik tutumlarının olumlu ve orta düzeyde olduğu saptandı.
  • Article
    Diyabetik Ayak Nedeniyle Debridman Uygulanan Hastalarda Klorheksidin Solüsyonunun Mikroorganizma Üremesi Üzerine Etkisi: Randomize Kontrollü Çalışma
    (2023) Talhaoğlu, Dilek; Çürük, Gülsüm Nihal
    Amaç: Araştırma, diyabetik ayak nedeniyle debridman uygu- lanan hastalarda klorheksidin solüsyonunun mikroorganizma üremesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmış randomize kontrollü de- neysel bir çal ışmadır. Gereç ve Yöntemler: Çalışma müdahale gru- bunda 30, kontrol grubunda 30 olmak üzere toplam 60 hasta ile tamamlanmıştır. Müdahale grubundaki hastalara debridman öncesi rutin uygulanan povidon iyotlu cerrahi bölge temizli ğine ek olarak %0,05’lik klorheksidin solüsyonuyla yıkama yapılmış, debridman son- rası tekrar klorheksidinle temizleme yapılarak pansuman kapatılmıştır. Kontrol grubunda deney grubundan farklı olarak %0,05’lik klorheksi- din glukonatlı solüsyon kullanılmamış, diğer işlemler deney grubunda olduğu gibi uygulanmıştır. Bulgular: Müdahale ve kontrol grubundaki hastaların tanıtıcı özellikleri ve diyabete ilişkin özellikleri bakımından benzer olduğu görülmüştür. Müdahale ve kontrol grubunda debridman öncesi mikroorganizma varlığı açısından fark bulunmazken, debridman sonrası müdahale grubunda daha az sayıda mikroorganizma ürediği tes- pit edilmiştir. Müdahale grubunda debridman öncesi ve sonrası bakteri üreme ortalaması sırasıyla 1,66±0,60 ve 0,60±0,67 olarak saptanmıştır. Kontrol grubunda debridman öncesi ve sonras ı bakteri üreme ortala- ması ise s ırasıyla 1,06±0,58 ve 1,10±0,75 olarak tespit edilmi ştir. Sonuç: Araştırma bulgularımıza dayanarak, diyabetik aya ğı olan bi- reylerde debridman öncesi uygulanan klorheksidin solüsyonunun deb- ridman sonras ı mikroorganizma say ısını azaltmada etkili oldu ğu söylenebilir.
  • Article
    Kronik Hastalığı Olan Bireylerin Covıd-19 Pandemisinde Tamamlayıcı Alternatif Tedaviye Yönelik Tutum ve Davranışları: Tanımlayıcı Bir Araştırma
    (2023) Çürük, Gülsüm Nihal; Alkanat, Hafize Özdemir
    Amaç: Dünyada birçok ülkede kronik hastalıkların artmasıyla birlikte tamamlayıcı ve alternatif tedavi (TAT) yaklaşımlarına yönelim artmıştır. Bu çalışma, kronik hastalığı olan bireylerin pandemi sürecinde kendilerini koronavirüs hastalığı-2019’dan [coronavirus disease- 2019 (COVID-19)] korumak için TAT kullanımına ilişkin tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı tipte olan çalışmanın örneklemini, bir üniversite hastanesinin dâhiliye polikliniklerine başvuran ve çalışma kriterlerini karşılayan 396 hasta oluşturdu. Veriler, araştırmacılar tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu ile Bütüncül Tamamlayıcı ve Alternatif Tıbba Karşı Tutum Ölçeği (BTATÖ) kullanılarak toplandı. İstatistiksel analizler IBM SPSS istatistik programı ile yapıldı. İstatistiksel analiz için tanımlayıcı istatistikler, ki-kare testi, Mann-Whitney U ve Kruskall-Wallis H testi kullanıldı ve p<0,05 anlamlı kabul edildi. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 54,9±17,3 yıl (minimum-maksimum: 19-90) ve %61,6’sı kadındı. Katılımcıların %52,3’ü COVID-19 geçirmiş ve %91,4’ü en az bir doz COVID-19 aşısı olmuştu. Hastaların %81,8’i herhangi bir TAT yöntemini kullanıyordu. Katılımcıların ortalama BTATÖ puanı 31,09±4,37 olarak bulundu. En sık kullanılan TAT yöntemleri bitkisel ürünler (%84,3), vitaminler (%84,3) ve dua etmek (%73,8) idi. Kronik hastalığı olan bireylerden COVID-19 pandemisi sürecinde TAT kullananların hem BTATÖ toplam puan ortalaması hem de ölçeğin alt boyutları puan ortalamaları daha düşük olup aradaki farkın istatistiksel açıdan anlamlı olduğu tespit edildi. TAT kullanan ve COVID aşısı olan bireylerin tutum puanlarında olumlu yönde istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. Sonuç: Çalışmada katılımcıların TAT’a yönelik tutumlarının olumlu ve orta düzeyde olduğu saptandı.
  • Article
    Diyabetik Ayağı Olan Hastaların Sağlığa ve Hastalığa İlişkin Tutumları ile Hastalığı Kabul Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi
    (2023-04-27) Döner, Ezgi; Çırpan, Rabiye; Çürük, Gülsüm Nihal
    Amaç: Araştırma, diyabetik ayağı olan bireylerin sağlığa ve hastalığa ilişkin tutumları ile hastalığı kabul arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Yöntem: Araştırma 01.06.2017-30.11.2017 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinin ortopedi ve travmatoloji servisinde takip edilen, araştırma kriterlerine uyan 115 hasta ile yürütülmüştür. Çalışmanın yapılabilmesi için, etik kurul onayı, çalışmanın yapıldığı hastaneden gerekli izin ve bireylerden yazılı bilgilendirilmiş gönüllü olur alınmıştır. Araştırmanın verileri, tanımlayıcı anket formu, diyabet hastalarında sağlık inanç modeli ölçeği ve hastalığı kabul ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Mann-Whitney U, Kruskal Wallis, tek yönlü varyans analizi, bağımsız gruplarda t testi ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmada hastaların sağlık inanç modeli ölçeğinin sadece algılanan ciddiyet alt boyutunda pozitif sağlık inancına, diğer alt boyutlar ve toplam sağlık inancında negatif sağlık inancına sahip olduğu belirlenmiştir. Hastaların hastalığı kabul ölçeği toplam puan ortalaması 22.79±.6.72 olarak saptanmıştır. Diyabetik ayak yarası süresi arttıkça hastaların hastalığı kabul düzeyinin azaldığı belirlenmiştir. Sağlık inanç modeli ölçeğinin sağlıkla ilgili önerilen aktiviteler alt boyutu puan ortalaması ile hastalığı kabul ölçeği puan ortalaması arasında pozitif yönlü, zayıf düzeyde, istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Sağlık inanç modeli ölçeğinin algılanan engeller alt boyutu puan ortalaması ile hastalığı kabul ölçeği puan ortalaması arasında negatif yönlü, zayıf düzeyde, istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0.05). Sonuç: Çalışmamızda diyabetik ayağı olan hastaların sağlık inançlarının negatif/olumsuz, hastalığı kabul düzeylerin ise orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Diyabetik ayağı olan hastaların belirli aralıklarla sağlık inançlarının ve hastalığı kabul düzeylerinin değerlendirilmesi ve uygun girişimlerin planlanması önerilmektedir.
  • Article
    Kolorektal Kanserden Korunma ve Hemşirenin Sorumlulukları
    (2017) Kaçmaz, Hatice Yüceler; Çürük, Gülsüm Nihal
    Mevcut birçok tarama ve tanılama yöntemi olmasına rağmen, kolorektal kanserler (KRK), dünya genelinde ve ülkemizde önemli sağlık sorunları arasında yer almaktadır. KRK ile ilişkili morbidite ve mortalitenin azaltılmasında tarama yöntemlerinin önemli olduğunu gösteren kanıtlar bulunmaktadır. KRK’den korunmada bireylere risk değerlendirmesinin yapılması ve bireylerin uygun tarama yöntemlerine yönlendirilmeleri gerekir. Hemşireler risk değerlendirmesi ve tarama yöntemleri konusunda bilgi sahibi olmalı ve bu konularda eğitim vermelidir. Kanser kontrolünde hemşire kanseri önleme, kanser tarama ve tanılama programlarında danışmanlık yapma, kanserli bireye bakım verme, birey, aile ve topluma sağlık eğitimi yapma ve araştırma yapma rollerine sahiptir. Uygun KRK tarama yöntemlerinin kullanılması ile KRK ilişkili morbidite-mortalite azaltılabilir ve bireyin yaşam kalitesi artırılabilir.
  • Article
    Perkütan Koroner Girişim Uygulanan Hastalarda Müzik Terapinin Anksiyete Düzeyi ve Yaşam Bulgularına Etkisi; Randomize Kontrollü Çalışma
    (2018) Bayındır Korkut, Sevda; Çürük, Gülsüm Nihal; Göriş, Songül; Doğan, Zeynep; Korkut, Sevda Bayındır
    Amaç: Bu çalışma, perkütan koroner girişim sırasında uygulanan müziğin hastaların anksiyete ve yaşam bulgularına etkisini belirlemek amacıyla, randomize kontrollü deneysel çalışma olarak yapılmıştır.Yöntem: Araştırma, bir koroner anjiyografi ünitesine başvuran, 35 kontrol 35 müdahale olmak üzere toplam 70 hasta ile Şubat-Nisan 2014 tarihleri arasında yürütülmüştür. Hastalar bilgisayar ortamında hazırlanan randomizasyon yöntemi ile müdahale ve kontrol olmak üzere iki ayrı gruba ayrılmıştır. Araştırmanın verileri; Hasta Tanıtım Formu, Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri ve Yaşam Bulguları Takip Formu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, tanımlayıcı istatistikler, ki-kare, MannWhitney U, Wilcoxon ve t-testleri kullanılmıştır.Bulgular: Çalışmada her iki grup sosyo-demografik özellikler bakımından benzer bulunmuştur (p>0,05). Müdahaleden önce, çalışma grupları kaygı düzeyi ve hemodinamik parametreler açısından anlamlı farklılık göstermemiştir. İşlem sonrası hem müdahale (36,1±3,4 ve 38,3±4,5; p=0,00) hem de kontrol grubundaki (36,4±3,1 ve 37,5±3,8; p=0,00) bireylerin durumluk kaygı düzeylerinin istatistiksel olarak önemli ölçüde arttığı saptanmıştır. Ayrıca, her iki grupta da uygulama sonrası yaşam bulgularında anlamlı bir değişiklik olmadığı belirlenmiştir (p>0,05).Sonuç: Çalışmada perkütan koroner girişim sırasında kulaklıkla dinletilen müziğin anksiyete ve yaşam bulgularını azaltmada etkili olmadığı tespit edilmiştir.
  • Article
    KARDİYOVASKÜLER HASTALIĞI OLAN HASTA VE HASTA YAKINLARINDA KARDİYOVASKÜLER HASTALIKLAR RİSK FAKTÖRLERİ BİLGİ DÜZEYİ VE SAĞLIKLI YAŞAM BİÇİMİ DAVRANIŞLARI
    (2018) Oğuzhan, Abdurrahman; Çürük, Gülsüm Nihal; Korkut Bayındır, Sevda; Bayındır, Sevda Korkut
    Bu çalışma kardiyovasküler hastalığı olan hasta ve hastayakınlarında kardiyovasküler hastalıklar risk faktörleribilgi düzeyi ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarınıincelemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı tipteki buçalışmaya Ocak 2014-Eylül 2014 tarihleri arasındakardiyovasküler hastalığı olan 126 hasta ve 109 hastayakını katılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından tanıtıcıanket formu, Kardiyovasküler Hastalıklar Risk FaktörleriBilgi Düzeyi Ölçeği (KARRİF-BD) ve Sağlıklı YaşamBiçimi Davranışları Ölçeği II (SYBDÖ-II) kullanılaraktoplanmıştır.Çalışmaya katılan hasta ve hasta yakınlarının KARRİFBDtoplam puan ortalamaları sırasıyla 18.7±4.1 ve19.3±5.8, SYBD-II toplam puan ortalamaları ise117.9±19.1 ve 119.7±23.2’dir. Hastalarda KARRİF-BDile SYBDÖ-II ölçekleri arasında pozitif yönlü, orta düzeydeve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki (r=0.551,p<0.01); hasta yakınlarında ise KARRİF-BD ile SYBDÖ-IIölçekleri arasında pozitif yönlü, zayıf düzeyde ve anlamlıbir ilişki olduğu tespit edilmiştir (r=0.398,p<0.01). Hemşirelerin kardiyovasküler hastalığı olanhasta ve yakınlarına kardiyovasküler hastalıkların riskfaktörleri, önlenmesi ve yönetimi konularında sağlıkeğitimi ve danışmanlık hizmeti vermesi önerilebilir.
  • Article
    KÖK HÜCRE NAKLİNİ BEKLEYEN HASTALARIN YAŞAMIŞ OLDUĞU DENEYİMLERE FENOMENOLOJİK YAKLAŞIM
    (2018) Doğan, Nurhan; Özdemir, Ülkü; Kartın, Pınar Tekinsoy; Çürük, Gülsüm Nihal; Taşcı, Sultan; Çetin, Mustafa; Varal, Fatma
    Bu çalışma, Tıp Fakültesi Kemik İliği Nakli ve Kök HücreTedavi merkezinde kök hücre nakli bekleyen hastalarınyaşamış olduğu deneyimleri belirlemek amacıylafenomenolojik olarak yürütülmüştür. Çalışma Kök HücreTedavi merkezi servislerinde nakil olmayı bekleyen,nakil için hazırlık yapılan 12 hasta ile yapılmıştır. Çalışmakapsamına; iletişim sorunu bulunmayan, herhangibir psikiyatrik hastalığı olmayan, işitme problemi olmayanhastalar dahil edilmiştir. Çalışmada veriler odakgrup görüşmesi ve derinlemesine görüşme yoluyla toplanmıştır.Veriler 7 tema altında yapılandırılmıştır:“Hastalığı öğrenmek”, “Fiziksel semptomlar ve hastadeneyimleri”, “Hastaların anlam dünyası”, “Bir umut:kök hücre nakli”, “Stresle baş etme yöntemleri”, Sosyaldestek “Kök hücre nakli sonrası. Görüşmede kemik iliğitransplantasyonu yapılacak hastaların deneyimleri,duyguları ve tutumlarına dair derinlemesine, detaylı veçok boyutlu nitel bilgi edinilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızdahastaların hastalık tanısını aldıklarında şokyaşadıkları, nakil öncesinde uygulanan kemoterapitedavisi nedeniyle bireylerin fiziksel ve psikolojik olaraketkilendiği, nakil haberini aldıklarında hastalıklarınabir umut ışığı oluştuğu, tedaviden sonra iyileşerekailelerine dönmek istedikleri belirlenmiştir. Bu sonuçlardoğrultusunda hemşirelere kök hücre nakli öncesindehastanın yaşamının hangi yönlerden etkilendiğinibelirlemeleri ve hastalara psikososyal yönden desteksağlanması önerilebilir.
  • Article
    Healthy Lifestyle Behaviours and Attitudes of Relatives of Patients With Colorectal Cancer Towards Protection From Colorectal Cancer
    (2017-12-01) Yüceler Kaçmaz, Hatice; Çürük, Gülsüm Nihal; Kaçmaz, Hatice Yüceler
    Aim: This study was conducted in order to determine healthy lifestyle behaviours and attitudes of first degree relatives ofpatients with colorectal cancer (CRC) towards protection from CRC.Material and Method: The data were collected by the researcher using Colorectal Cancer Screening Attitude Beliefs Scale(CCSAB), and Health Promotion Life-Style Profile II (HPLP).Results: It was found that more than half (56.3%) of the patient relatives did not have knowledge about CRC and 85.2%did not participate early diagnosis/screening programs of CRC. It was found that CCSAB total mean score of the patientrelatives was 53.06±8.91 and HPLP’ total mean score was 132.46±20.96. Both HPLP’ mean score and CCSAB’ mean scorewas higher in patient’ relatives who had knowledge about CRC and participated in early diagnosis/screening programs ofCRC and the difference was determined to be highly significant. A positive, weak, and statistically significant correlationwas found between CCSAB and HPLP scale of patient relatives in the study.Conclusion: The present study showed that the rate of patient relatives to participate in CRC screening participationrates was low, healthy lifestyle behaviours and attitudes towards protection from CRC were moderate. Nurses shouldraise awareness through protection from cancer and early diagnosis/screening programs especially for cancer patients’relatives in all individuals is at risk primarily first degree relatives of patients with protection from and be guiding toacquire healthy lifestyle behaviours.