TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4

Browse

Search Results

Now showing 1 - 4 of 4
  • Article
    Kitlesel Şiddet, Travma ve Hafıza: Erken Cumhuriyet Dönemi Türkiye’sinde ‘Beka’nın İzini Sürmek
    (2024) Adısönmez, Umut Can; Al, Serhun
    21. yüzyıl Türkiyesi’nde hem amaç hem de araç olarak kullanılan, toplumsal, siyasal ve kültürel yaşamın her alanına etki eden ‘devlet bekası’ kavramı (ya da ‘beka söylemi’) Cumhuriyet tarihinde süreklilik gösteren en temel iktidar retoriklerinin başında gelmektedir. Bu çalışma, yakın dönem Türkiye siyasi ve toplumsal hayatını oldukça ilgilendiren devlet bekası kavramının sosyo-psikolojik arka planına ışık tutmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda devlet bekası kavramının fiziksel ve ontolojik yapı taşlarının Osmanlı İmparatorluğu’ndan miras kaldığı öne sürülmektedir. Bununla beraber Osmanlı’nın çöküş döneminde yaşanan kitlesel şiddet, tarihsel korku ve travmaların, genç Türkiye Cumhuriyeti’nde devlet bekası anlayışının çok daha sert bir biçimde yeniden kurgulanmasına neden olduğu iddia edilmektedir. Bu noktadan hareket eden çalışma iki temel saptamaya varmaktadır: Birincisi, Türkiye’de beka, yani ‘devletin hayatta kalma’ yaklaşımı, kendini yeniden üreten kolektif endişe, korku ve umutsuzluklar karşısında kronik bir ‘güvensizlik kompleksine’ dönüşmüştür. Bu bağlamda beka söylemi bir güvenlik arayışından ziyade hem fiziksel hem de psikolojik olarak güvensizliğin dışa vurumunu simgelemektedir. İkinci olarak da devlet bekası kavramı tarihsel süreç içinde devletin ‘hâkim siyasi yol haritası’ olmaya doğru evrilmiştir ve toplumsal anlamda rıza üretme araçlarının en temel söylemi haline gelmiştir. Bu açıdan bakıldığında toplumun kolektif hafızası kahir ekseriyetiyle ‘demokratikleşme’ veya ‘özgürlükler’ olgularından ziyade ‘güvenlik’ ve ‘endişe’ olguları üzerinden devlet eliyle şekillendirilmiştir. Bu makale beka söylemini hem kavramsal hem de tarihsel olarak inceleyecek ve Osmanlı son dönemi, erken Cumhuriyet ve kısmen de günümüz Türkiyesi arasındaki sürekliliği ortaya koyacaktır. Bu bağlantıların ışığında makale, bekayı siyasi rejimlerin ana hatlarını belirleyen ve rejimler arası geçişte köprü niteliği taşıyan ‘organik bir kara kutu’ olarak tasvir edecektir. Öyle ki Türkiye siyasetindeki beka kodları, tarih boyunca çeşitli güç merkezleri tarafından araçsallaştırılarak adeta sömürülmüş ve zaman içinde ülkenin demokratik gelişimini engelleyen yapısal bir soruna dönüşmüştür. Söylem analizi ve tarihsel analiz yöntemlerini harmanlayan makale, beka söyleminin evrimini incelerken 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı’na kadar geriye gidiyor ve bu savaşla birlikte başlayan şiddet sarmalının izini sürüyor.
  • Article
    Kürt Çalışmaları Ortadoğu Çalışmaları’nın Neresinde?
    (2021) Al, Serhun
    20. yüzyılın ilk çeyreğinde imparatorlukların ulus-devletlere evrimi sona yaklaşırken, Osmanlı İmparatorluğu içerisinden birçok topluluk kendi kaderini tayin etme imkânı bularak devletleşti. Bu devletleşme süreci uluslaşma süreci ile iç içe ilerledi ve homojen ulus yaratma adına ‘öteki’ sayılanlar çoğunlukla asimilasyon, dışlanma ve etnik temizlik politikalarına maruz kaldılar. Kürtler, hem tarihsel anlamda hem de Osmanlı sonrası Ortadoğu siyasal coğrafyasının Irak, Suriye, Türkiye ve ayrıca İran’ın kesiştiği alanda yoğunlaşmalarına rağmen devletleşen topluluklar içerisinde yer alamadılar ve çoğunlukla ‘öteki’ konumuna düştüler. Bu bağlamda, 20. yüzyılın büyük bir bölümü merkezi devlet otoriterileri ile farklı Kürt grupları arasında siyasal ve kültürel mücadeleler ile geçti. Buna parallel olarak akademik ve entellektüel anlamda da Kürtler ve Kürt Çalışmaları Ortadoğu Çalışmaları içerisinde çoğunlukla ‘öteki’ konumunda kaldı. Kürtler üzerine kısıtlı olan akademik çalışmalar ancak 20. yüzyıl sonu ve 21. yüzyıl başında Kürtlerin hem Ortadoğu’da hem de küresel anlamda daha fazla ‘görünür’ hale gelmesi ile birlikte özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika üniversitelerinde yaygınlaşmaya başladı. Siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler, tarih, sosyoloji, iktisat ve antropoloji gibi farklı disiplinler ve farklı metodolojik yaklaşımlar üzerinden Kürtler ve Kürt coğrafyası daha da fazla araştırılmaya başlandı. Bu çalışma da son yıllarda ivme kazanan Kürt Çalışmaları’nı Ortadoğu Çalışmaları içerisinde bazı kuramsal, metodolojik ve tematik konular içerisinde değerlendirmektedir. Oryantalizm ve post-kolonyal paradigmalar bağlamında Ortadoğu ve Kürt Çalışmaları karşılaştırılırken, metodoloji ve veri konusunda Kürt Çalışmaları ele alınmaktadır. Kürt Çalışmaları’nın teritoryal sınırları ve Kürdoloji gibi kavramsal tanımlamalar ayrıca tartışılmaktadır. Bununla birlikte Ortadoğu Çalışmaları içerisinde çokça tartışılan milliyetçilik, İslam, demokratikleşme ve otoriterlik gibi konular Kürt Çalışmaları ekseninde karşılaştırmalı olarak değerlendirilmektedir. Genel olarak, Kürt Çalışmaları’nın Ortadoğu Çalışmaları içerisinde Kürtlerin Ortadoğu’daki siyasal statüsüzlük ve güvenlikleştirme politikaları nedeniyle akademik kurumsallaşma bakımından geriden geldiği fakat hızla gelişmekte olan bir araştırma alanı olduğu ortaya konmaktadır. Sonuç olarak, Kürt Çalışmaları’nın bu makalede tartışılan temaların ötesinde çok daha farklı temalar içerisinde de tartışılması gerektiği vurgulanmaktadır.
  • Article
    İsrail 2017 Irak Kürdistanı Bağımsızlık Referandumunu Neden Destekledi? Ontolojik Güvenlik Çerçevesinden Bir Değerlendirme
    (2021) Al, Serhun
    25 Eylül 2017’de Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) başkanı Mesud Barzani önderliğinde gerçekleştirilen bağımsızlık referandumuna açık destek veren tek ülke İsrail oldu. Özellikle Barzani yönetiminin yakın müttefiki olan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Irak toprak bütünlüğünün Ortadoğu’nun istikrarı için önemli olduğunuvurgulayarak Barzani’nin bağımsızlık referandumunu ertelemesi çağrısında bulundu. Bölgesel güçler Türkiye ve İran da referanduma sert tepki verdiler. Uluslararası kamuoyunun, büyük devletlerin ve bölgesel güçlerin yalnızlaştırdığı Barzani yönetiminin bağımsızlık referandumuna bir tek İsrail açıktan destek verdi. Başbakan Benjamin Netanyahu ve diğer hükümet yetkilileri yaptıkları açıklamalarda İsrail devletinin Irak Kürtlerinin devlet kurmak için çabalarını desteklediğini beyan ettiler. Neden İsrail, ABD ve Batılı birçok devletin destek vermediği referanduma açıktan destek beyanında bulundu? Bu davranış Uluslararası İlişkiler teorileri bağlamında nasıl açıklanabilir? Bu makale devletlerin kaygı ve varoluşsal tehditleri önlemek için öz-kimlikleri etrafında oluşturduğu söylemlerin ve davranışların sürekliliğine dikkat çeken Ontolojik Güvenlik Teorisi (OGT) üzerinden İsrail’in Irak Kürdistanı’na desteğini açıklıyor. Bu makalede tartışılacağı üzere Realist teorinin fiziksel güvenlik ve hayatta kalma çerçevesinin ötesine geçen OGT yaklaşımına göre İsrail bu desteği vermeseydi kendi ontolojik güvenliğini tehlikeye atacaktı. Referandum sürecinde İsrail, Kürdistan ve uluslararası basında çıkan demeç ve görüşlere dayanarak İsrail’in desteği irdelenecektir
  • Book Review
    Ethnic Boundaries in Turkish Politics: the Secular Kurdish Movement and Islam
    (Uluslararasi Iliskiler Konseyi Dernegi, 2019-12-01) Al, Serhun
    [Abstract Not Available]