TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4
Browse
13 results
Search Results
Article Türk Üniversite Öğrencilerinde Güvenli Bağlanma ve Akran Baskısı: Reddedilme Duyarlılığının Aracı Rolü(2023-12-31) Zebil, Beyza; Gökçe, Nilay; Hepdarcan, Ilgım; Koçak, AylinBeliren yetişkinlerde güvenli bağlanma ile akran baskısı arasındaki ilişki iyi bilinmesine rağmen bu ilişkideki olası aracı mekanizmalar hakkında alan yazında az sayıda bilgi bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, beliren yetişkinlerde güvenli bağlanma ile akran baskısı arasındaki ilişkide reddedilme duyarlılığının aracı rolünü incelemektir. Yaşları 18 ile 24 arasında değişen (Ortyaş = 21.58, S = 1.50), 836 Türk üniversite öğrencisinin (%82’si kadın) ebeveynlerine güvenli bağlanmalarına ilişkin algılarını değerlendirmek amacıyla Kerns Güvenli Bağlanma Ölçeği, aileleri ve sosyal ilişkileriyle ilgili reddedilme duyarlılıklarını değerlendirmek amacıyla Reddedilme Duyarlılığı Anketi ve sosyal ilişkilerine ilişkin algıladıkları akran baskısını değerlendirmek amacıyla Akran Baskısı Ölçeği kullanılmıştır. Veriler çevrimiçi anket yoluyla toplanmıştır. Araştırma değişkenleri arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkilere ilişkin yol analizi sonuçları, güvenli bağlanmanın, akran baskısını ve reddedilme duyarlılığını negatif yönde yordadığını göstermiştir. Ek olarak, reddedilme duyarlılığı akran baskısını pozitif yönde yordamıştır. Bu bağlamda, reddedilme duyarlılığı, güvenli bağlanma ile akran baskısı arasındaki ilişkiye anlamlı bir şekilde aracılık etmiştir. Bulgular, beliren yetişkinlerde aile ve sosyal faktörler arasındaki ilişkiyi incelerken, reddedilme duyarlılığı gibi bireysel faktörlerin de dikkate alınması gerektiğinin altını çizmiştir.Article Individual Spontaneity and the Possibility of Community in Mead’s Social Psychology(2024-05-29) Gürsoy, Ali ÖzgürThe central question of the present study is how to understand the spontaneity of the social self in George H. Mead’s account of the genesis and structure of the self. Its argument develops in three stages. First, I provide a brief discussion of the notion of the self in relation to social existence in Hegel in order to highlight some salient features that will prefigure some of the claims that Mead makes. Second, I discuss Mead’s theory in greater detail in order to emphasize the role of communication and ‘attitude-taking’ in the constitution of the self. These factors comprise what is particularly original in Mead’s account. Finally, I offer an evaluation of Mead’s key claims in the context of certain questions concerning the relationship between the individual and community. I think that Mead provides a sound scheme by means of which we can understand the constitution of the self as a social phenomenon and communities as dynamic systems susceptible to transformation in response to individual and/or group action, i.e., without reifying communities. However, the dynamics of social change, for the most part in terms of ‘adaptation’ in Mead’s account, needs some modification, if we want to understand those periods of social upheaval during which the continuity between the ‘old’ and the ‘new’ seems minimal.Article Duygu Uyandırma Risk Alma Davranışını Etkiler Mi?(2023) Ergönül Hürman, İpek; Yorulmaz, Hilal; Karaman, Sinem Gülser; Uzun, Nur Başakhan; Ilgız, Selin; Yalman, Hazal; Küçükakdağ, Aybüke; Guducu, Cagdas; Hurman, Ipek Ergonul; Onız, AdıleAmaç: İlgili literatürde; duygunun davranış üzerindeki etkileri yaygın olarak araştırılmıştır. Bu araştırmanın temel amacı, farklı duyguların risk alma davranışı üzerindeki etkisini incelemektir. Yöntem: Risk alma davranışı üç farklı koşulda incelenmiştir: mutluluk, korku ve nötr duygu. Katılımcılar, mutluluk, korku veya nötr duygu uyandıran fotoğrafları slaytlar şeklinde görüntüleyerek manipüle edilmiştir. Balon Analog Risk Görevi (BART), katılımcıların risk alma eğilimlerini ölçmek için kullanılmıştır. Bulgular: Bu çalışmada duyguya bağlı olarak sarı ve turuncu balonlardan kazanılan paralarda istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Aynı anlamlı fark mavi ve toplam balon patlama, pompa veya parada görülmemiştir. Sonuç: İlgili literatür doğrultusunda katılımcılar korku koşullarında daha fazla para toplama eğilimindedir. Ayrıca mutluluk ve korku koşullarında toplanan paranın nötr durumdan çok daha fazlası olması duyguların risk alma davranışı üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır.Article Alışveriş Merkezleri Hizmetlerinde Engeller ve Savunmasızlık Kaynakları: Engelli Bireylerin Bakış Açısı(2023) Köstepen Özbek, Kübra Göksu; Yumurtacı Hüseyinoğlu, Işık Özge; Oflaç, Bengü; Hüseyinoğlu, Işık Özge Yumurtacı; Özbek, Kübra Göksu KöstepenBu çalışmanın amacı, engelli bireylerin alışveriş merkezlerine eri- şimde ve alışveriş merkezinin içerisinde tecrübe ettikleri savunma- sızlık kaynaklarını araştırmaktır. Görme ve ortopedik engelleri olan katılımcılarla yapılan 20 yarı yapılandırılmış mülakattan elde edilen bulgular sunulmaktadır. Bulgular, gelişmekte olan bir pazarda engelli bireylerin karşılaştığı fiziksel engellere, sosyal ve duygusal engelle- re ve bunların sonucunda ortaya çıkan doğal, durumsal ve patojenik savunmasızlıklara işaret etmektedir. Savunmasızlık kaynağı, karşılık gelen savunmasızlık türüyle ilişkilendirilmektedir. Örneğin; yolla il- gili fiziksel savunmasızlık kaynağı, doğal ve durumsal savunmasızlık türü altında değerlendirilirken, insan kaynaklı duygusal savunmasız- lık kaynağı, kalıtsal ve patojenik savunmasızlık altında incelenmek- tedir. Bu çalışma, alışveriş merkezi erişimi ve içerisindeki hareket yetkinliğini kapsayarak, geniş bir perspektif sunarak mevcut literatüre katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Bunun yanı sıra, savunmasızlık literatürüne de katkı sağlamakta ve seçilen içerikteki savunmasızlık kaynaklarına yönelik daha yüksek bir farkındalık düzeyi oluşturmayı amaçlamaktadır.Article Toplumsal Cinsiyet Yansımalarıyla İş Yerinde Kadın Çalışanların Giyim Tercihleri(2023-12-06) Üçel, Ela Burcu; Ertekin, Zeynep; Oflaç, Bengü; Sergevil Dalkılıç, Olca; Surgevil, OlcaToplumsal cinsiyet rollerinin ve beklentilerinin çalışan kadınlar üzerinde etkisini gösterdiği alanlardan birisi de giyim tercihleridir. Kadınların giyim ve görünümlerini düzenlerken dikkat ettikleri unsurların neler olduğunu araştırmayı amaçlayan bu çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve 16 beyaz yakalı kadın çalışandan derinlemesine görüşmeler aracılığıyla veri toplanmıştır. Çalışmada elde edilen sonuçlar kadının iş yeri giyimine dair toplumsal ve örgütsel beklentiler; iş yeri giyimi üzerinden cinsiyet ayrımcılığı ve iş yeri giyiminin kadın üzerindeki etkileri şeklinde gruplandırılmıştır. Sonuçlar genel olarak iş yerinde kadın çalışanların giysi tercihlerinin toplumsal cinsiyet rollerine dair beklentilerle şekillendiğini veya şekillendirildiğini, kadınların iş yerlerinde giyimleri söz konusu olduğunda çoklu dengeleri gözetmek durumunda kaldığını ve giyimleriyle sürekli denetim altında hissettiklerini göstermektedir.Article How Do the Characteristics of Gold Mining Projects Affect the Level of Resistance Among Local Communities? a Comparative Study(Istanbul Univ, Fac Letters, Dept Sociology, 2022-11-14) Özen, Şükrü; Özen, HayriyeIn this study, we aim to understand how the factors associated with gold mining projects affect the level of resistance of local communities against gold mining. Unlike previous research that claimed that the objectively observable features of mining projects directly affect the level of resistance, we argue from a post-structuralist perspective that objective features can affect resistance only as they are articulated in anti-mining and pro-mining discourses. Based on this premise, we compare the features of the Artvin-Cerrattepe, Esme-Kisladag, Menderes-Efemcukuru and Ilic-Copler projects between 1994 and 2010 by associating them with anti-mining and pro-mining discourses as well as resistance levels. Our comparison shows that the features of projects, such as the mining company's country of origin, the use of cyanide, the value of the mine for the company, the proximity of the mining site to settlement areas, its topographic location, and the income level of locals that the mining site directly impacts, affect the level of resistance only through the meanings that they take in the anti-mining and pro-mining discourses. Our study also reveals that the resistance level is unrelated to the kind of mineral, mining quarry, or grade. Our study contributes to the relevant literature by offering both a theoretical framework that relates the characteristics of mining projects to the level of local resistance in a novel way, as well as three influential project characteristics neglected in the literature - the mining company's country of origin, the value of the mine for the company, and the mining site's topographic location.Article Gündelik Hayatta Anlam Arayışı: Sanal, Gerçeğin Üzerindeegemenlik Kurabilir Mi?(2017) Yurdakul, Dicle; Ati̇k, DenizHızla gelişen internet teknolojileri sayesinde günümüz toplumunun insanları aynı anda birçok farklı yaşam biçimini yaşama özgürlüğüne sahiptir. Dünyanın dört bir yanında milyonlarca kişi, Second Life ve World of Warcraft gibi, insanlara kendi yaratıcıları olma imkânı tanıyan sanal dünyaların bir parçası haline gelmiştir. Bu sanal dünyalar, bireylere kendilerini ve hayatlarını yaratma özgürlüğünü sağlamakla kalmamakta, aynı zamanda insanlara gündelik olandan kaçış olarak düşünülebilecek alternatif bir hayat sahibi olma fırsatı da sunmaktadır. Bu dünyaların "sakini" olan insanların sayısındaki artış ve bu sanal hayatların gerçek hayat deneyimleri üzerindeki etkisini göz önünde bulundurarak, alternatif dünyalardaki kullanıcı bloglarından gelen ikincil verilerle desteklenen bu çalışma, gerçek ve sanal arasındaki etkileşimi tartışmayı amaçlamaktadır. Bu makale, konuyu nispeten az çalışılmış bir perspektiften ele alarak, kavramsal ve felsefi olarak, kaçma eğiliminin daha derin motivasyonlarını ve hayatta anlam arayışını araştırmaktadır. Bu sorulara ışık tutmak için üye sayısına göre seçilen iki sanal dünyanın - Second Life ve World of Warcraft - kullanıcı bloglarında ve forumlarında bir araştırma yapılmıştır. Veriler, bu sanal dünyaların kendileri için ne anlama geldiği ve gerçek yaşamlarını nasıl etkilediği gibi sohbetleri de içeren, kullanıcıların çeşitli konulardaki deneyimlerini tartıştığı iki blog ve iki tartışma forumundan toplanmıştır. Elde edilen bulgular, bu sanal dünyaların, kullanıcılarına alternatif bir gündelik hayata sahip olma ve kaçış motivasyonlarını geçici olarak tatmin etme hissi sunabilmelerine rağmen, yoğun olarak yapılandırılmış olan gündelik hayattan kaçışın gerçek hayatın pazarlama kurumu da dahil olmak üzere kurumları ile birlikte sanal dünyaya da yayılmış olması nedeni ile başarılamayacağını ortaya koymaktadır. Bazı kullanıcılar için, sanal dünyalar egemen yapılardan geçici bir ayrım olabilirken bazıları için; olumlu bir öznellik sunmaya devam ettikçe, gerçek hayatın bir uzantısı olabilirler. Postmodern bir perspektiften, elde edilen bulgular, tüketicilerin bir seçeneği seçmeden ya da reddetmeden, seçim yapmak zorunda olmaksızın tüm olasılıkları deneyimleyebileceklerini de göstermektedir.Article Para Tutumunun Kariyer Hedefleri Üzerindeki Etkisi: Üniversite Öğrencileri Üzerinde Bir Araştırma(2017) Baklacı, Hasan Fehmi; Baklacı, Ömür Süer; Kocaer, EcemBu çalışmanın amacı, para tutumunun, kariyer hedefleri üzerindeki etkisini incelemektir. Üniversitelerin lisans düzeyinde okuyan öğrencileri üzerinde gerçekleştirilen araştırmada, ortalama farkları ve çoklu lineer regresyon modeli kullanılmıştır. Analizler sonucunda, erkeklere göre kadınların parayı bir güç ve prestij sembolü olarak görme eğilimlerinin daha düşük olduğu, daha tutumlu ve finansal planlamaya daha eğilimli oldukları tespit edilmiştir. Paranın güç ve prestij sembolü olduğunu düşünenler ile parasal kaygıları daha yoğun olan bireylerin, çalışacakları işin dolgun maaşlı olmasını daha çok önemsedikleri de elde edilen bulgulardan bir diğeridir.Article Analyzing Literary Space Through ‘the Spatial Triad’ by Henri Lefebvre in Orhan Pamuk’s ‘the Museum of Innocence’(2022-06-30) Yuncu, Belgin; Ulta, Zeynep Tuna; Oner, Aslı; Ultav, Zeynep TunaThis paper aims to present a different approach to the notion of literary space in a work of literature with regards to Henri Lefebvre’s spatial triad. Orhan Pamuk’s representation of space in his acclaimed novel; The Museum of Innocence and the actual museum along with the narrative will be referred as the case study since it is a unique example of a narrative transforming into an architectural form. Lefebvre’s spatial triad –perceived, conceived, lived space– that looks at space as a social product, will be applied as an investigatory tool to understand the notion of literary space. Relying on the fact that space can be a narrative acting independently within the narrative itself, Pamuk’s design becomes an affluent space for everyday life objects, without which, a sense of inadequacy would occur all throughout the novel and the actual museum. Conclusively, the main principle behind the selection of Lefebvre over many other existing theories on space is that Lefebvre’s spatial categories has provided the necessary grounds and flexibility in explaining the transition from a literary work into an architectural one on account of his acknowledgement that it would be better if the space in literary texts could be represented architecturally.Report Dijital Romantizm: Y Kuşağının Romantik İlişkilerinde Sosyal Medyanın Rolü Üzerine Bir Araştırma:(2019-02-11) Özer, Asuman; Alikılıç, İnanç; Alikılıç, ÖzlemSosyal medya, sürekli gelişen teknolojisiyle kuşaklar üzerinde etkili olduğu kadar en aktifkullanıcılarından biri olan Y kuşağının romantik ilişkileri kapsamında da oldukça etkindir. Ykuşağının, teknoloji sever ve sosyal medyayı sık ve etkin kullanan bireylerden oluştuğu, sosyalmedyanın da Y kuşağı üzerinde etkisinin fazla olduğu bilinmektedir. Bu etki sadece içerik oluşturma,paylaşım, sosyalleşme, bağlantılı kalma, etkileşim, arkadaşlık, bilgi akışı, öğrenme gibi faaliyetlerlesınırlı değildir. Sosyal medya kullanımının giderek artmasıyla çiftler, ilişkilerini sosyal medyadaherkese göstererek yaşama eğilimi göstermektedirler. Sosyal medya kullanımını günlük hayatlarınınbirer parçası haline getiren çiftler, sosyal medyayı sadece ilişkilerini duyurmak, ifade etmek için değilaynı zamanda partnerlerini kontrol etmek, gözetlemek ve haklarında bilgi almak için de kullanmayabaşlamışlardır. Sosyal medyanın romantik ilişkileri nasıl etkilediği konulu bu çalışmanın amacı,Y kuşağının sosyal medya pratiklerinin, romantik ilişkilerindeki davranışları üzerindeki rolünüölçmektir. Y kuşağını temsil eden 406 kişiye anket uygulanmıştır. Kıskançlık ve gözetim davranışlarıile cinsiyet grupları arasında anlamlı bir fark tespit edilememiş ancak en kıskanç grubun bekar veilişkisi olmayanlar olduğu; evli olmayan çiftlerin sosyal medyada kıskanma ve gözetim davranışınınevli olan çiftlere göre daha fazla olduğu saptanmıştır. Y kuşağı bireylerinde yaş ilerledikçe sosyalmedyada partnerlerini kıskanma ve gözetleme eğiliminin azaldığı görülmüştür.
