TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4
Browse
84 results
Search Results
Article Alman Hukukunda “şahıs Şirketleri Hukukunun Modernleştirilmesi Hakkında Kanun’un” (mopeg) Hak Ehliyetine Sahip Adi Şirketler Bakımından Öngördüğü Değişikliklerin Değerlendirmesi(2024) Akbay, DirençAlmanya’da tüm şahıs şirketlerini etkileyecek olan “Şahıs Şirketleri Hukukunun Modernleştirilmesi Hakkında Kanun” (MoPeG) hükümlerinin önemli bir kısmı 1 Ocak 2024’te yürürlüğe girecektir. Çalışmada MoPeG’in etkilediği hak ehliyetine sahip adi şirketlere ilişkin BGB hükümlerinden önem arz ettiğini düşündüklerimiz değerlendirilmiştir. Alman Federal Mahkemesi’nin özellikle 2001 yılında verdiği “Weißes Ross” kararı sonrasında, adi şirketler hukuku alanında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Federal Mahkeme verdiği kararla üçüncü kişilerle hukuki ilişkiler kurabilen adi şirketlerin hak ehliyetine sahip olduğunu kabul etmiştir. Alman Federal Mahkemesi’nin verdiği çeşitli kararların etkisi ve mevcut adi şirket kurallarının günümüzün ticari ve ekonomik ihtiyaçlarına cevap verememesi, Kanunda da değişikliği bir ihtiyaç haline getirmiştir. Yapılan değişiklikler neticesinde adi şirket saf bir borç ilişkisi olmaktan çıkarak hak ehliyetine sahip bir kişi birliğine dönüşmüştür. Bu amaçla Roma hukukundan günümüze taşınan adi şirketlere ilişkin birçok kural değiştirilmiştir. Özellikle kârzarar paylaşımını ve oy hakkında eşitliği esas alan kurallar değiştirilmiştir. El birliği esasına dayalı malvarlığı rejimi terk edilmiştir. Adi şirket kısmen profesyonel bir şahıs şirketine dönüştürülmüştür. Ortakların devamlılığını esas alan adi şirket kuralları, şirketin devamını sağlayacak şekilde değiştirilmiştir. Şirket iradesinin ortaklar kararı yoluyla oluşumu ile şirketin yönetimi açık bir şekilde ayrılarak adi şirketin kurumsal bir yapıya dönüşümü başlatılmıştır. Ortak davası (actio pro socio) açıkça düzenlenmiştir. Hak ehliyetine sahip adi şirketler için bir sicil öngörülmüştür.Article Maliye Teftiş Kurulu’nun Kapatılması ve Kamu Mali Denetimine Etkisi(2023-09-18) Işık, HüseyinTürkiye’de modern anlamda kamu mali denetimi Maliye Teftiş Kurulu’nun 1879 yılında kurulması ile başlamıştır. Kurul Osmanlı Dönemi boyunca faaliyetini sürdürmüş, Cumhuriyet Dönemine aktarılan devlet birimleri arasında yer almış ve görevlerini yerine getirmiştir. Kurulun en önemli özeliği tüm kamu kurum ve kuruluşlarında mali bakımından en geniş teftiş, inceleme ve soruşturma görev ve yetkilerine sahip olmasıdır. Kurul 2011 yılında kapatılmıştır. Kurulun geçmiş olumlu hizmetleri ve ABD, Fransa, ve İngiltere’de benzer birimlerin önemi artığı dikkate alındığında kapatılması kamu mali denetiminde olumlu bir adım olmamış, zafiyetlere sebebiyet vermiştir.Article Hukuki Çoğulluk Olgusunun Hukuk Devleti İlkesi Bakımından Değerlendirilmesi(2022-12-31) Arslan, EzgiHukuki çoğulluk olgusu genel olarak, bir sosyal alanda çeşitli kaynaklardan doğmuş çok sayıda normatif sistemin işlerliği olarak tanımlanabilir. Hukuki çoğulluk teorileri, bu olguya dair kendi tanımları üzerinde şekillenir ve çoğul hukuk düzenlerini tasnif ederler. Yanı sıra, tasnif edilen çoğul hukuk düzenleri ile devlet hukuku arasındaki ilişkiyi ele alırlar. Bu şekilde teorik çerçevesi çizilen hukuki çoğulluk olgusu, birçok bağlamda değerlendirmeye değerdir. Bu bağlamlardan biri de, hukuk devleti ilkesidir. En basit ifadeyle devlet yönetiminde bir veya birkaç kişinin keyfinin değil hukukun egemen olmasını ifade eden hukuk devleti ilkesi, maddi ve biçimsel olmak üzere iki boyutludur. Hukuki çoğulluk olgusunun bu ilke çerçevesinde değrlendirilmesi de, bu iki boyut bakımından ayrı ayrı ele alınmasını gerektirir. Yanı sıra, hukuki çoğulluk olgusu, hukuk devleti ilkesinin fonksiyonları bakımından da değerlendirilmelidir. Bu değerlendirmede sorulacak temel soru, huuk devleti ilkesinin devlet tekelinde bir hukuk sistemini gerektirip gerektimediğir. Kanaatimizce, çoğul hukuk düzenlerinin varlığı, hukuk devleti ilkesinin doğal bir ihlali sayılamaz. Hukuk devleti ilkesinin gerekleri ve ilgili çoğul hukuk düzenlerinin nitelikleri ortaya konulduktan sonra, her somut normatif düzen için ayrıca bir değerlendirme yapılması gerekir. Bu çalışma, temel olarak bu değerlendirmenin kriterlerini belirlemeye çalışmaktadır.Article Transforming the Judiciary Into the Rulers’ Proxies: the Case of Hagia Sophia(2022-12-18) Bahçeci, Barış; Yolcu, SerkanThis article examines from a critical perspective the judgment of the Turkish Council of State (Danıştay) in 2020, which invalidated the executive decision of 1934 regarding the designation of Hagia Sophia in Istanbul as a museum. We argue that Council of State did not really perform adjudication of a legal dispute in this case, but rather functioned as a proxy of the executive power for particular reasons. As a matter of fact, we argue the justifications regarding the case law of the European Court of Human Rights (ECtHR) and the right to property on which the decision was based to be a falsification. Moreover, the developments before and after the decision demonstrate this judgement to be a product of a non-judicial motivation. Lastly, the sequence of political actions regarding the conversion of several other museums into mosques that have been observed in Turkey over the last ten years implies the non-judicial dynamics behind the Council of State’s decision regarding Hagia Sophia. Our analysis reveals the political decisions that would possibly be the subject of criticism by domestic opponents and the international community to have been eliminated by referring the issue to the packed courts in order to avoid all undesired consequences.Article Shifting Financial Privileges From Dynasty To Parliament in the Emergence of Modern Turkiye(Istanbul University Press, 2023-09-27) Bahçeci, BarışThis study deals with the emergence of modern Turkey in the axis of the change in financial privileges. In this respect, the acts of the parliaments are analysed with a descriptive approach. While the parliament conducted the liquidation process of the Ottoman dynasty, it also created some new privileges for its members. This study examines this simultaneous process. The liquidation process started in 1908 with the establishment of a constitutional monarchy initiated by the Committee of Union and Progress (İttihat ve Terakki Cemiyeti). Only after 1920, a national assembly convened under a new leadership in Ankara continued the process and seized the assets of the dynasty, ended tax privileges, and cut their allowances in 1924. However, during the same period, parliament extended the financial status of its members with laws enacted even unconstitutionally. Despite that allowances of MPs were increased, and rules creating pension rights turned into a legislative behaviour that set an example for the following decades too. Moreover, parliament also established financial privileges by tolerating the economic activities of its members. Thus, financial privileges based on blood ties were replaced by another type of privileged status in parallel with the transfer of sovereignty. © The Author(s), 2023.Article Kullanma Zorunluluğu Bağlaminda Tekrar Marka ve Hukuki Sonuçlarinin Değerlendirilmesi(2023-06-30) Uzunallı, SevilayMarka sahibi markasını kullanmak zorundadır. Markayı kullanma zorunluluğu marka hukukunun temel prensiplerinden biridir. Marka sahibine SMK m. 9.1 hükmüyle markasını kullanmamasının olumsuz sonuçlarının doğmasını engellemeye yönelik beş yıllık hoşgörü süresi tanınmıştır. Marka sahibinin bu zorunluluğu yerine getirmemesi halinde, markası SMK m. 9.1, 26.1 bend a) gereğince iptal edilebileceği gibi, markasıyla karıştırma ihtimaline neden olan sonraki marka başvurusuna itirazı, başvuru sahibinin kullanılmama savunmasıyla ile karşılaştığında (SMK m.19.2) bu itirazı veya bu nedenle açtığı hükümsüzlük davasında aynı savunma ileri sürüldüğünde açtığı dava reddedilecektir (SMK m. 25. 7). Hatta marka sahibinin marka hakkına tecavüz nedeniyle açtığı davada da, davalının kullanılmama savunması davanın reddine neden olacaktır (SMK m. 29.2). Markasını kullanmayan marka sahibi, bu durumun olumsuz sonuçlarından kaçınmak için, markasını aynen ya da ufak değişikliklerle aynı veya aynı tür mal ve/veya hizmetler için tekrar tescil ettirmek yoluna gidebilir. Bu yeni tescille marka sahibi markasını kullanmama konusunda yeni bir hoşgörü süresi elde etmeyi hedefler. Bu tekrar tescilin kullanma zorunluluğunun dolanılması nedeniyle hukuka uygun olup olmadığı konusunda SMK’da bir hüküm bulunmamaktadır. Bu konuda Avrupa Birliği’nin 2015/2436 sayılı Marka Direktifi ve 2017/1001 sayılı Marka Tüzüğü’nde de bir düzenleme yapılmamıştır. Bu çalışmada markayı kullanma zorunluluğunun amacı ve bu zorunluluğun yerine getirilmesinin koşullarından hareketle tekrar marka başvurusu ve tescilinin hukuki sonuçları incelenmiştir.Article Tahkim Anlaşmasının Asıl Sözleşmeden Ayrılabilirliği İlkesi Çerçevesinde Geçerliliği(2023) Akduman, EbruTarafların uyuşmazlığın devlet mahkemesi yerine özel yargılama ile çö- zümü iradesini ortaya koyan tahkim anlaşmasına asıl sözleşmeden bağımsız oluşu nedeniyle (ayrılabilirlik ilkesi) otomatik olarak asıl sözleşmenin tabi olduğu hukuk uygulanmaz. Bu durumda, tahkim anlaşmasının şekline ve esa- sına uygulanacak hukuku belirleme zarureti ortaya çıkmaktadır. Tarafların tahkim anlaşmasına uygulanmak üzere açık veya zımni bir hukuk seçmemele- ri halinde belirlenecek bağlama noktası çoğu kez tahkim yeri olmaktadır. Tah- kim anlaşmasının şeklen geçerliliği, genelde konvansiyonlar ve milli hukuklar- ca doğrudan düzenlenmiş olduğundan dolayı daha az ihtilaf konusudur.Article DENİZ YOLUYLA TAŞIMADA YÜKÜN ZİYA VE HASARINDAN DOĞAN SINIRLI SORUMLUK(2007) Mineliler, Zeynep Demirçivi[Abstract Not Available]Article KIDEM TAZMİNATI FONU TARTIŞMALARI IŞIĞINDA AVUSTURYA KIDEM TAZMİNATI REFORMU(2007) Limoncuoğlu, Siyami Alp[Abstract Not Available]Article Türban Sorunu"nun Hukuksal Boyutu Anayasal Değişiklik Çözüm Olur Mu?(2008) Limoncuoğlu, Alp[Abstract Not Available]
