TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4
Browse
78 results
Search Results
Article Metastatik Mide Kanserli Geriatrik Hastalarda İkili ve Üçlü Kemoterapi Rejimlerinin Karşılaştırılması(2025-07-10) Ürün, Yonca Yılmaz; Guner, Gurkan; Dirik, Yaren; Urun, Muslih; Cesur, Selcan; Oflas, Nur DüzenGiriş: Yaşlı metastatik mide kanseri hastalarının yönetimi için kılavuz eksikliği bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, metastatik mide kanserli yaşlı hastaların birinci basamak tedavisinde ikili ve üçlü kemoterapi rejimlerinin etkinliğini ve yan etkilerini karşılaştırmaktır. Yöntemler: Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde 2011-2021 yılları arasında tedavi edilen geriatrik metastatik mide kanseri hastaları retrospektif olarak değerlendirildi. Demografik özellikler, tedavi rejimleri ve yanıtlar, grade 3-4 toksisite, progresyonsuz sağkalım (PFS) ve genel sağkalım (OS) uygun istatistiksel yöntemlerle analiz edildi. Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 73,8±3,6 idi. Çalışmaya dahil edilen 224 hastanın 56'sı (%25) kadındı. Hastaların 99'una (%44,2) ikili kemoterapi rejimi uygulanırken, 125'ine (%55,8) üçlü kemoterapi rejimi uygulandı. Ortanca OS, ikili grupta 9,8 ay ve üçlü grupta 10,1 aydı (p=0,954). Ortanca PFS sırasıyla ikili grubunda 5,8 ay ve üçlü grupta 6,2 aydı (p=0,935). Advers olay oranları açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Sonuç: Bu çalışmada, üçlü kemoterapinin ek toksisiteye neden olmadığı ancak sağkalımı da önemli ölçüde iyileştirmediği bulunmuştur. Bu nedenle, geriatrik popülasyonda daha düşük toksisiteye sahip olabilecek ikili rejimler tercih edilebilir.Article Yeni Teşhis Konulan Multipl Sklerozlu Bireylerde Servikal Omurilik Lezyonunun Üst Ekstremite Fonksiyonu Üzerindeki Etkisinin Değerlendirilmesi(2025-09-08) Cinar, Bilge Piri; Ozakbas, Serkan; Kaya, Ergi; Baba, Cavid; Özdoğar, Asiye Tuba; Yapıcı, Nurbanu Aygündüz; Karakas, HilalAmaç: Çok erken evre multipl skleroz (MS) hastalarında servikal kord lezyonlarının üst ekstremite fonksiyonları üzerindeki etkisini değerlendirmek ve bu popülasyonda üst ekstremite fonksiyonlarını etkileyen faktörleri tanımlamak. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 245 ilk semptomlardan 24 ay geçmiş ve 378 tanıdan sonraki altı ay içinde hastalık modifiye edici tedaviye (DMT) başlamış MS’li bireyler dahil edilmiştir. Üst ekstremite fonksiyonlarını değerlendirmek için Dokuz Çivi Peg Testi (N-HPT) uygulanmıştır. Servikal kord lezyonunun varlığına göre katılımcılar iki gruba ayrıldı. Bulgular: Gruplar arasında yaş, cinsiyet, hastalık süresi ve atak sayısı açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ancak, toplam Genişletilmiş Engellilik Durumu Ölçeği (EDSS) skoru, piramidal ve duyusal fonksiyonel sistem skorları, servikal kord lezyonları olan MS’li bireylerde olmayanlara göre daha yüksek bulunmuştur. Tanıdan sonraki altı ay içinde DMT başlatılan katılımcılarda, dominant ve ortalama N-HPT performans süreleri, servikal kord lezyonu olan MS’li bireylerde olmayanlara göre anlamlı derecede daha uzun bulunmuştur. Ancak, ilk semptomlardan 24 ay sonra tanı konulan katılımcılar arasında gruplar arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Yaş, hastalık süresi ve tanıdan tedaviye kadar geçen süre, N-HPT performansını etkileyen önemli faktörler olarak belirlenmiştir. Daha genç, daha kısa hastalık süresine sahip ve tanı sonrası daha erken tedavi alan MS’li bireyler, diğerlerine göre daha iyi performans göstermiştir. Sonuç: Çalışmamız, MS’in erken evrelerinde bile servikal kord lezyonlarının üst ekstremite fonksiyonları üzerindeki etkisini vurgulamakta ve erken tanı ile DMT’lerin hızlı bir şekilde başlatılmasının önemini ortaya koymaktadır.Other Karaciğer Sirozlu Hastalarda Böbrek Fonskiyonlarini Değerlendirmede Nötrofil Gelatinase-Associated Lipokalin (NGAL)’in Rolü(2025-06-30) Soysal, Dilek; Aydın, Mesut; Pekdiker, Mete; Koç, Emrah; Turan, SezinÖZET GİRİŞ: Renal fonksiyon bozukluğunun erken teşhisi karaciğer sirozu için klinik ve prognostik öneme sahiptir. Renal fonksiyon bozukluğunu göstermede kreatinin ve kan üre azotunun (BUN) yaş ve kas kitlesine bağımlı olması dezavantajlarıdır. Siroz hastalarında renal fonksiyon bozukluğunu erken dönemde tespit edebilecek, yukarıda bahsedilen faktörlerden etkilenmeyecek bir parametreye ihtiyaç vardır. GEREÇ YÖNTEM: Çalışmadaki amacımız Child A ve Child B karaciğer sirozlu hastalarımızın renal fonksiyonlarını glomerüler filtrasyon hızı(GFR) karşısında değerlendirirken serum Neutrophil Gelatinase-Associated Lipocalin (NGAL) serum kreatinin ve BUN düzeylerinin duyarlık, özgüllük ve filtrasyon hızı için öngördürücü değerini araştırmaktı. SONUÇ: Çalışmamızın sonucunda Child A ve B evresindeki tüm hastalar için GFR tanımlamada serum NGAL in %45,8 kreatininin %88.5 ve BUN nin %84.2 pozitif prediktif değere sahip olduğunu gördük. Çalışmamızda NGAL değerinin 114,17 ng/ml ve üstünde olmasının glomerül filtrasyon hızını göstermede %68,75 duyarlık ve %50 özgüllüğe sahip olduğu sonucuna vardık. Tanıya yönelik yararlılık %47,4 olup, anlamlı bulunmadı.( p= 0,053). TARTIŞMA: Child A ve B evresindeki hastaların GFR lerinde oluşabilecek değişiklikleri öngörmesi açısından serum kreatinin değerlerinin BUN ve yeni bir belirteç olan NGAL den daha duyarlı ve özgül olduğunu göstermiştir. Anahtar kelimeler: Karaciğer sirozu, renal fonksiyonlar, NGALArticle İzmir'de Metil Alkol Zehirlenmesi: Retrospektif Analiz(2024) Çelik, Nazlı Durmaz; Kumcu, Müge Kuzu; Uysal, Hasan Armagan; Güllüoğlu, HalilAmaç: Bu çalışmada, İzmir'deki metil alkol zehirlenme vakalarının incelemesi amaçlandı. Hastalar ve yöntemler: Bu retrospektif çalışmaya 1 Ekim 2020-30 Ekim 2020 tarihleri arasında sahte alkollü içecek tüketimi nedeniyle metil alkol zehirlenmesi tanısı konan 15 hasta (14 erkek, 1 kadın; ort. yaş: 56,1±9,3 yıl; dağılım, 40-71 yıl) dahil edildi. Hastalar sağkalıma göre gruplandırıldı. Akut Fizyoloji ve Kronik Sağlık Değerlendirme II skorlaması ve Glasgow Koma Skalası skorları dahil olmak üzere demografik ve klinik veriler karşılaştırıldı. Bulgular: Hastalardan sekizi (%53,3) öldü ve yedisi hayatta kaldı. Hayatını kaybeden ve hayatta kalan hastalar arasında optik sinir tutulumu, mekanik ventilasyon ihtiyacı ve dispne açısından anlamlı bir fark yoktu (sırasıyla p=0,057, p=0,467 ve p=0,467). Bununla birlikte, hayatını kaybeden ve hayatta kalan hastalar arasında radyolojik görüntüleme, görme bozukluğu, gastrointestinal semptomlar ve vazopressör ajan ihtiyacı açısından anlamlı bir fark gözlendi (sırasıyla p=0,044, p<0,001, p=0,011 ve p=0,026). Mortalite; vazopressör ajan ihtiyacı, Akut Fizyoloji ve Kronik Sağlık Değerlendirme II skoru ve Glasgow Koma Skalası skoru ile anlamlı bir şekilde ilişkiliydi (sırasıyla p=0,009; r=0,645, p=0,009; r=–0,652, p=0,008; ve r=0,562, p=0,029). Sonuç: Metil alkol zehirlenmesi, Türkiye'de yaygın ve hatta artan bir sorun olup yüksek mortalite ve morbiditeye neden olmaktadır. Ulusal otoriteler tarafından bu sorunun önüne geçmek için klinik, sosyal ve ekonomik stratejiler geliştirilmelidir.Article COVID-19 ve Kas Distrofili Hastalar: Pandemi Hastaları ve Tıbbi Bakımlarını Nasıl Etkiledi(2024-08-12) Sertpoyraz, Filiz Meryem; Tanigor, Goksel; Baydan, Figen; Tunçay, Bakiye; Kale, Murat YildirimAmaç: Bu çalışma, düzenli hastaneye yatış ve takip gerektiren musküler distrofi hastalarında Koronavirüs hastalığı-2019 (COVID-19) ile ilgili sokağa çıkma kısıtlamalarının ve pandeminin etkilerini araştırmayı amaçladı. Ayrıca bu etkiler üzerinde “COVID-19 korkusu”nun etkisi de ölçüldü. Yöntem: Nöromusküler hastalıklar üçüncü basamak kliniğine başvuran 105 musküler distrofi hastası değerlendirildi. Hastaların sosyo-demografik ve klinik özellikleri kayıt altına alınarak, “COVID-19 korku ölçeği” ile COVID-19 korkuları değerlendirildi, pandemi ve karantina sürecinde karşılaştıkları sorunlar sorgulandı. Bulgular: Hastaların sağlık hizmetlerine erişiminde, fizik tedavi/rehabilitasyonda önemli kısıtlamalar olduğu, fiziksel aktivite ve sosyal aktivitelerinde azalma olduğu saptandı. Üstelik pandeminin getirdiği değişikliklerle hastalıklarının kötüleştiğini sübjektif olarak belirtmişlerdir. Bu kısıtlamaların COVID-19 seviyelerinden duydukları korku ile ilişkili olduğu bulundu. Sonuç: Musküler distrofili hastaların fiziksel aktivitelerinde değişiklik, rehabilitasyona katılım, sağlık hizmetlerine ulaşmada sorunlar ve sosyal sorunlar yaşadıkları saptanmıştır. Bu sorunların COVID-19 korkularıyla ilişkili olduğu tespit edildi. Bu hastalar için sağlık ve tedavilere rutin erişimleri çok önemli olduğundan, hem hastalar hem de sağlık çalışanları kısıtlamaların olası zararlarını ve korkularını akılda tutmalı ve optimal çözümler için çaba göstermelidir.Letter Response to: Effectiveness of a Program to Raise Awareness About Pneumococcal Vaccination Among Physicians and Patients with Chronic Respiratory Diseases: A Multicenter Cohort Study(Galenos Publ House, 2025-06-03) Şimşek, Nurdan; Altın, Sedat; Sayiner, Abdullah; Yalnız, Enver; Karakurt, Zuhal; Kul, Seval; Uslu, Ozgur; Veske, Nurdan Simsek; Karakut, Zuhal; Oruc, OzlemArticle Effect of Coronary Artery Diseases on Ocular Perfusion(2025-02-26) Fatihoglu, Sefik Gorkem; Fatihoğlu, Özlem Ural; Topaloglu, Caner; Okan, TahaObjectives: This study aimed to evaluate the ocular perfusion of patients with ischemic coronary artery disease (CAD) using optical coherence tomography angiography. Patients and methods: A total of 62 patients (49 male, 13 female; mean age: 62.9±9.1 years; range, 35 to 78 years) with a diagnosis of CAD were enrolled in this study. The data were compared with 61 healthy controls (35 male, 26 female; mean age: 68.1±3.9 years; range, 46 to 76 years). Coronary artery disease diagnosis was defined as patients who underwent percutaneous coronary intervention after coronary angiography. Optical coherence tomography angiography was used to assess the choroid thickness, superficial capillary plexus, and deep capillary plexus vascular density parameters of each patient. Results: Choroid thickness was lower in the CAD group compared to the control group, but this decrease was not statistically significant. The results showed a significant decrease in superficial capillary plexus and deep capillary plexus parameters in CAD patients compared to healthy controls. Conclusion: Patients with CAD showed decreased flow density compared to healthy controls. The study concludes that CAD patients exhibit reduced ocular perfusion, which can be detected using optical coherence tomography angiography. This noninvasive technique could be an effective tool for monitoring ocular perfusion and detecting vascular abnormalities in patients with CAD.Article Determining the Factors Affecting the Satisfaction of Patient in Sedoanalgesia Due to Distal Radius Fracture in Emergency Department(Galenos Publ House, 2025-05-21) Ellidokuz, Hülya; Aksay, Ersin; Oray, Nese Colak; Özgür, Sefer; Güzelce, Mustafa Can; Colak, NeseIntroduction: Patients with distal radius fractures (DRF) are frequently admitted to the emergency departments (EDs). Reduction with procedural sedation and analgesia (PSA) and followed by plaster/splint are the treatment of choice. We aimed to determine the factors affecting the satisfaction in patients with DRF undergoing PSA. Methods: This prospective, observational, cross-sectional study included 70 patients with DRF. The socio-demographic features, comorbidities, level of satisfaction with PSA procedure, physical factors of the environment, physician and patient satisfaction were evaluated. PSA satisfaction scores “1, 2 and, 3” were grouped as “dissatisfied group” and “4-5” points as “satisfied group” with the Likert scale. Patient satisfaction was compared between the groups according to the satisfaction levels. Results: The median satisfaction level was found 4 (interquartile range 4-5). Their satisfaction with the given information about the PSA procedure and the cleanliness of the area where the procedure was performed was higher in the satisfied group than the dissatisfied group (p=0.014 and p=0.007, respectively). Also, as the level of residents of emergency physicians, the satisfaction of the patients increased (p=0.025). There was no significant difference between the groups in terms of age, gender, educational status, comorbidities, fracture type, additional injury, selected sedo-analgesic drugs, Richmond Agitation Sedation Scale and, complications (p>0.05). Satisfaction was high in all physicians. Conclusion: PSA procedure was satisfactory by a majority and can be performed safely in the ED. The residency period of the physician who performed the PSA, satisfaction with the given information about PSA and the cleanliness of the area were affecting the patient satisfaction.Article Citation - Scopus: 1Evaluation of Response to Treatment in Breast Cancer-Related Lymphedema(Turkish Society of Physical Medicine and Rehabilitation, 2024-10-31) Eyigor, Sibel; Çınar, Ece; Tanigor, Goksel; İnbat, Menekse Ozgur; Güvercin, Ezgi Yıldız; Kabayel, Sedef Çalışkan; Çalışkan Kabayel, Sedef; Yıldız Güvercin, EzgiObjectives: The primary objective of this study was to assess and compare the response to the breast cancer-related lymphedema (BCRL) treatment with Breast Cancer-Related Lymphedema of the Upper Extremity (CLUE) scores, bioimpedance spectroscopy (BIS), and the volume-assessments /measurements. The secondary objective of the study was to investigate whether CLUE played a role in the treatment response and to examine its correlation with the other measures of lymphedema. Patients and methods: Between January 2019 and June 2019, a total of 40 patients (2 males, 38 females; mean age: 57.8±12.5 years; range, 45 to 70 years) who were diagnosed with unilateral Stage 2-3 BCRL and underwent treatment were included. The patients’ upper extremity volumes were assessed and the patients were evaluated with the CLUE score, the Disabilities of the Arm, Shoulder, and Hand Outcome Measure (QuickDASH) score, BIS, and hand grip strength before and after the complete decongestive therapy. Results: Correlation analyses revealed that CLUE total score and BIS values were correlated with the reduction in the volumes (p=0.04 and p<0.001, respectively). The CLUE total score was also found to be positively correlated with the BIS values (p<0.001). Hand grip strength and QuickDASH scores were not found to be correlated with the changes in the volume and CLUE total scores. Conclusion: The development of a structured clinical assessment such as CLUE provides clinicians for a standardized evaluation for BCRL. The diagnosis of subclinical lymphedema can be detected earlier by using the BIS and CLUE scale and lymphedema comorbidity and treatment costs can be reduced.Article New Oral AntiCoagulants Use in Renal Disease and AF (NOACURE-AF) Where do We Stand?: An Expert Consensus View Using the Delphi Method(2021-07-02) Turk, Ugur Onsel; Alioglu, Emin; Ecder, Tevfik; Erdinler, Izzet Celal; Ok, Ercan; Ozluk, Ozlem Arican; Arıcı, Mustafa-
