TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 14
  • Article
    The Effect of Person Organization Value Congruence Regarding Organizational Opportunities for Personal Development on Work Engagement: Moderating Role of Organizational Tenure
    (2019-10-18) Peker, Mehmet; Ersoy, Nevra; Deniz, Muazzez Giray
    This study examines the effect of person-organization value congruence regarding opportunities for personal development provided by the organization on work engagement. A curvilinear relationship between value congruence regarding opportunities for personal development and work engagement was hypothesized, building on the job demands-resources, mediation of burnout and engagement, and attraction-selection-attrition models. It was also hypothesized that organizational tenure would moderate the curvilinear relationship between value congruence and work engagement. Data were collected from 204 white-collar employees. Both difference score-based polynomial regression analysis and response surface analysis results provided support for the curvilinear value congruence – work engagement relationship. Moreover, as expected, organizational tenure moderated this relationship: The effect of value congruence on work engagement was stronger for employees with shorter tenure compared to those with longer tenure. Findings not only highlight the importance of value congruence regarding opportunities for personal development in work engagement, but also the role of tenure in this relationship.
  • Article
    Sosyal medya bağımlılığının sosyal onay ihtiyacı ve beden memnuniyeti ile ilişkisi
    (2020) Gökkaya, Füsun; Gedik, Zumrut; Deniz, İrem
    Bu çalışmanın temel amacı sosyal medya bağımlılığının beden memnuniyeti ve sosyal onay ihtiyacı ileilişkisini incelemek ve sosyal onay ihtiyacının, beden memnuniyeti ve sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkiye aracılık yapıp yapmadığını araştırmaktır. Çalışmada ayrıca sosyal medya bağımlılığı,sosyal onay ihtiyacı ve beden memnuniyetinin cinsiyet ve eğitim düzeyine göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. Çalışmanın örneklemini, 18-60 yaşları arasında bulunan toplam 305 kişi oluşturmuştur. Veriler çevrimiçi anketler üzerinden Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği, Sosyal Onay İhtiyacıÖlçeği, Beden Memnuniyeti Ölçeği ve Sosyodemografik Bilgi Formu kullanılarak toplanmıştır. Erkeklerde sosyal medya bağımlılığının kadınlara göre daha yüksek olduğu ve beden memnuniyetinin dahadüşük olduğu bulunmuştur. Doktora düzeyindeki katılımcılarda, diğer eğitim düzeyindeki katılımcılaragöre, sosyal medya bağımlılığı ve sosyal onay ihtiyacının daha yüksek olduğu, beden memnuniyetininise daha düşük olduğu saptanmıştır. Sosyal medya bağımlılığının beden memnuniyeti ile negatif, sosyal onay ihtiyacı ile ise pozitif yönde anlamlı ilişkilere sahip olduğu bulunmuştur. Son olarak sosyalonay ihtiyacının, beden memnuniyeti ve sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkiye kısmi aracılıkyaptığı bulunmuştur. Düşük beden memnuniyetinin ve yüksek sosyal onay ihtiyacının sosyal medyabağımlılığında artışla ilişkili olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda sosyal medyabağımlılığını önlemeye yönelik önerilerde bulunulmuş; klinisyenlerin olumlu beden memnuniyetinigeliştirmeye yönelik psikoterapi uygulamalarına yer vermelerinin yararlı olacağı düşünülmüştür.
  • Article
    Bullying in the Kitchen: A Research on Culinary Interns
    (2025-04-29) Irıgüler, Feray
    Ticari mutfaklar, ağırlama sektöründe, çalışan devir hızının yüksek olmasının önemli sorun yarattığı departmanlardan biridir. Bu nedenle iş memnuniyetsizliği veya bırakmaya neden olan sebeplerin araştırılması gerekmektedir. Bu sebeplerden biri olan zorbalık konusu öne çıkan argümanlardan biri olarak alanyazında sıkça bahsedilmiştir. Bu araştırmanın amacı da mutfak stajyerlerinin zorbalığa uğrayıp uğramadığını ve bunun iş tatmini düzeylerini ve işten ayrılma niyetlerini nasıl etkilediğini bulmaktır. Buna ek olarak cinsiyet değişkenine dayalı zorbalığa maruz kalmada farklılıkların olup olmadığı da incelenmiştir. Örneklem, Türkiye'nin İzmir kentindeki 5 farklı kamu ve özel üniversitesinin mutfak sanatları, gastronomi ve/veya aşçılık programları lisans ve önlisans öğrencilerinden oluşmaktadır. Veriler, Eylül-Aralık 2023 tarihleri arasında 129 mutfak stajyerinden toplanmış; regresyon ve t-testi analizleri için SPSS kullanılmıştır. Ampirik sonuçlar, stajyerler arasında orta düzeyde zorbalığa maruz kalma olduğunu; kadın stajyerlerin mutfakta erkek meslektaşlarından daha fazla zorbalığa maruz kaldığını ve zorbalığın tüm stajyerler arasında işten ayrılma niyetini artırırken iş tatmini düzeylerini düşürdüğünü göstermiştir. Bu çalışma; yiyecek ve içecek işletmelerine stajyerler için iyi planlanmış bir eğitim programı geliştirme ve iş tatminini artırmak ve işgücü devir oranını azaltmak için olumlu bir çalışma ortamı yaratma konusunda yol gösterici olmayı amaçlamaktadır. Konu, ağırlama sektörü için yeni olmasa da mutfak stajyerleri arasında zorbalık konusunda yapılan az sayıda araştırma olduğu görülmektedir. Bu nedenle özellikle mutfakta zorbalık bağlamında literatüre katkıda bulunulması amaçlanmaktadır.
  • Article
    Duygu Uyandırma Risk Alma Davranışını Etkiler Mi?
    (2023) Ergönül Hürman, İpek; Yorulmaz, Hilal; Karaman, Sinem Gülser; Uzun, Nur Başakhan; Ilgız, Selin; Yalman, Hazal; Küçükakdağ, Aybüke; Guducu, Cagdas; Hurman, Ipek Ergonul; Onız, Adıle
    Amaç: İlgili literatürde; duygunun davranış üzerindeki etkileri yaygın olarak araştırılmıştır. Bu araştırmanın temel amacı, farklı duyguların risk alma davranışı üzerindeki etkisini incelemektir. Yöntem: Risk alma davranışı üç farklı koşulda incelenmiştir: mutluluk, korku ve nötr duygu. Katılımcılar, mutluluk, korku veya nötr duygu uyandıran fotoğrafları slaytlar şeklinde görüntüleyerek manipüle edilmiştir. Balon Analog Risk Görevi (BART), katılımcıların risk alma eğilimlerini ölçmek için kullanılmıştır. Bulgular: Bu çalışmada duyguya bağlı olarak sarı ve turuncu balonlardan kazanılan paralarda istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Aynı anlamlı fark mavi ve toplam balon patlama, pompa veya parada görülmemiştir. Sonuç: İlgili literatür doğrultusunda katılımcılar korku koşullarında daha fazla para toplama eğilimindedir. Ayrıca mutluluk ve korku koşullarında toplanan paranın nötr durumdan çok daha fazlası olması duyguların risk alma davranışı üzerindeki etkilerini ortaya koymaktadır.
  • Article
    Toplumsal Cinsiyet Psikolojisi Derslerinin Cinsiyetçilik Üzerindeki Etkisi: Prospektif Bir Çalışma
    (2023) Tosun Altınöz, Şengül; Engin, Esin; Altınöz, Şengül Tosun
    Günümüzde toplumsal yaşamın tüm katmanlarında cinsiyetçilik ve ayrımcılık konularını ele alan araştırmalar yapılmaya devam edilmektedir. Literatürde ruh sağlığı uzmanları ile yapılan çalışmalarda ruh sağlığı uzmanlarının bu konuda yeterli bilgiye sahip olmadıkları anlaşılmaktadır. Psikoloji lisans öğrencilerini cinsiyetçilik konusunda bilgilendirmeyi amaçlayan bu çalışma, öğrencilerin bir dönem boyunca aldıkları cinsiyetçiliği azaltmaya yönelik özel olarak hazırlanmış dersin etkisini araştırmayı amaçlamaktadır. Katılımcılar psikoloji lisans öğrencilerinden seçilmiştir ve kesitsel bir çalışmadır. Katılımcılara sosyodemografik bir form ve Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Ölçeği (ASI) uygulanmıştır. Araştırmaya 35 öğrenci katılmış, araştırma ön-test ve son-test ile yürütülmüştür. Tüm katılımcıların eğitim öncesi ve eğitim sonrası düşmanca ve yardımsever cinsiyetçilik puanları arasında belirli bir miktar fark gözlemlenmiştir. (p<0,001). Ayrıca, öğrencilerin derse katılımı ile düşmanca cinsiyetçilik puanları arasında bir ilişki bulunmazken, derse düzenli olarak katılan öğrencilerin örtük cinsiyetçilik puanlarında düşüş görülmüştür (p<0,05). Araştırma sonuçlarına göre, toplumsal cinsiyet eşitliği dersinin psikoloji lisans öğrencilerinin cinsiyetçi tutumlarını olumlu yönde değiştirdiği görülmüştür. Ayrıca cinsiyetçilik ve ayrımcılık üzerine yapılan benzer çalışmalar bu konuda pek çok bilimsel veri sağlamıştır. Kamu kurumları, Türkiye’de bu konudaki müdahalelerini ilerletmek için bu bilimsel verileri kullanarak daha geniş kitlelere ulaşmayı hedeflemelidir.
  • Article
    Peter Shaffer’s Equus and Equine-Assisted Psychotherapy (eap)
    (2022-12-21) Bal, Mustafa
    Peter Shaffer’s Equus (1973) is a distinctive play in its representation of complex psychological/psychiatric issues on the theatre stage. As such, the play is one of the most notable theatrical works of psychological realism in English theatre. Peter Shaffer achieves this especially through his characterization of the mentally unstable Alan Strang. Since his childhood, Alan has developed an extraordinary attachment to and obsession with horses, and this eventually results in his blinding six horses and his entrustment to the treatment of the psychiatrist Martin Dysart. Accordingly, Equus has been, so far, studied through various – mainly psychological and psychiatric – perspectives. In this sense, the aim of this article is to shed a new light and contribute to these studies by examining the close relations between Peter Shaffer’s Equus and equine-assisted psychotherapy (EAP) – an acknowledged method of psychiatric treatment by means of horses that psychiatrist Dysart of the play neglects (or is unaware of ) while planning his therapies for Alan, who, due to his intimacy with horses, also as a stable-boy, might benefit from the methods of equine-assisted psychotherapy. For this purpose, this article analyses and reveals the ties between the play and equine-assisted psychotherapy mainly through related studies on the therapy, Shaffer’s characterization of Alan, and relevant incidents in the play.
  • Article
    Anksiyete Düzeyleri Açısından Boşanmış ve Evli Anneler ile Çocuklarının İncelenmesi
    (2011) Gregory, Nilgün Öngider
    Amaç: Bu araştırmada, boşanmanın çocuk üzerindeki etkilerinin incelenmesi amacı ile, boşanmış ve evli ailelerden gelen anneler ve onların çocuklarının anksiyete düzeyleri karşılaştırılmıştır.Yöntemler: Araştırmanın örneklemi, İzmir ilindeki bir ilköğretim okuluna devam eden anne-babası boşanmış ve evli olan 3-6. sınıf öğrencileri ve onların annelerinden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan çocuklara, Çocuklar İçin Durumluk ve Sürekli Anksiyete Ölçeği ile Bireysel Bilgi Formu; annelere ise, STAI ve Bireysel Bilgi Formu uygulanmıştır.Bulgular: Anne-babası boşanmış olan çocukların durumluk ve sürekli anksiyete düzeylerinin, anne-babası evli olan çocuklara göre daha yüksek olduğu (t=4.13 p<0.05, t=5.08 p<0.05) bulunmuştur. Benzer şekilde, boşanmış annelerin durumluk ve sürekli anksiyete düzeylerinin, evli annelere göre daha yüksek olduğu da (t=5.76 p<0.05, t=6.31 p<0.01) bulunmuştur. Sonuç: Anne-babası boşanmış olan çocukların ve bu çocukların annelerinin anksiyete düzeylerinin anne-babası evli olan çocuklara ve bunların annelerine göre yüksek bulunması, boşanmanın hem çocuklar hem de anneleri üzerinde olumsuz etkilere neden olduğunu düşündürmektedir.
  • Article
    Emotional Labor of Tourist Guides: How Does It Affect Their Job Satisfaction and Burnout Levels?
    (2016) Güler, Mehmt Emre; İrigüler, Feray
    Sürekli değişen bir iş ortamında icra edilen ve farklı sorumluluk alanlarını kapsayan çok değişkenli bir meslek olarak turist rehberliği, birbiriyle ilişkisiz ya da değişik alt rollerden oluşan çok yönlü bir meslektir. Giderek büyüyen ve rekabetin de hızla arttığı hizmet yoğun bir iş ortamında güçlü yüz yüze ilişkilerin kurulması gerekliliği, aynı zamanda duyguların düzenlenmesi, yönetimi ve ayarlanmasını da gerekli kılar. Bu durum turist rehberinin duygusal yükünü de arttırır. Çalışanlar tarafından fiilen hissedilen duyguların, sergilenen davranışlarla örtüşmemesi çeşitli olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'deki turist rehberlerinin duygusal emek kullanımı ile iş doyumu ve mesleki tükenmişliklikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi ve uygulamada öneriler sunulmasını kapsamaktadır
  • Research Project
    Depresyonda Dna Hasarının ve Onarımının Belirtili Dönem ve Düzelme İle İlişkisi
    (2018) Tuna, Gamze; İşlekel, Hüray; Özerdem, Ayşegül; Tufan Özalp, Deniz Ceylan; Özalp, Deniz Ceylan Tufan
    Giriş: Depresyonda tıbbi eştanılılık, bilişsel bozukluklar ve mortalite riskinde artış görülmesi, DNA hasarı/onarımı mekanizmalarının depresyonun etyopatogenezinde merkezi bir role sahip olabileceğini düşündürmektedir (Luca vd., 2013). Bu çalışmada DNA hasarı/onarımı ile depresif belirtiler, depresif belirtilerin şiddeti ve belirtilerin düzelmesi arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
  • Article
    Citation - Scopus: 1
    Investigating Alexithymia, Emotional Expression, Childhood Trauma, and Attachment in Self-Reported Disordered Eating Behaviour
    (Association for Clinical Psychology Research, 2021) Özdemir, İ.; Tükel, Ş.
    Eating disorders, a diagnostic group in which eating behaviour is seriously impaired, are a growing problem worldwide. Psychological factors underlying eating disorders have been investigated, yet no definite conclusions have been drawn. An important area of research is the relationship between eating disorders, early childhood experiences, and emotional expression difficulties. The purpose of this study was to examine the early childhood traumas, alexithymia, emotional expression, and attachment styles in young adults with self-reported disordered eating behaviour, in comparison with individuals with no reported disordered eating behaviour and health issues. Included in the study were 39 participants with disordered eating behaviour and 20 participants as control, between 18-35 years of age, and consisting 43 women and 16 men. Participants completed medical history and sociodemographic information form, Childhood Trauma Questionnaire, Twenty-Item Toronto Alexithymia Scale, Emotional Expression Questionnaire, and Experience in Close Relationships. Results showed that physical abuse and alexithymia were significantly more prevalent in individuals with self-reported disordered eating behaviour. Attachment anxiety and avoidance scores were high in both groups, with no significant difference. There was no difference in emotional expression in positive, negative or intimacy subscores between groups. Findings suggested that clinical psychologists need to examine early childhood experiences, family dynamics, and alexithymia in detail to apply more efficient intervention approaches for young adults with disordered eating behaviour. It is also remarkable that more than half of the individuals with disordered eating behaviour have not received any psychological consultation indicating that there is a need for increasing public awareness towards eating behaviour problems. © 2021 Association of Clinical Psychology Research. All rights reserved.