TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4

Browse

Search Results

Now showing 1 - 5 of 5
  • Article
    Alman Sosyal Ağlarda Hukuk Uygulamasının İyileştirilmesi Hakkında Kanuna İlişkin Değerlendirme
    (2018) Oğlakcıoğlu, Mustafa Temmuz; Dülger, Murat Volkan
    With the development of technology, people’s methods and fields of using internet have both improved and changed. Today, social media networks are used as a means of getting news, notifying and communicating. Parallel to this, it was necessary to establish a legal framework in order to keep up with the rapidly developing technological laws and to find solutions to the problems in order to educate technologists during this time. One of the countries that responded to this requirement was Germany. This is not surprising given that it is one of the first countries to use the internet and the development of the legal system is taken into account. In addition to many legal regulations on the subject, the Law on Right to Claims and Sanctions (Law for the Improvement of Law Enforcement in Social Networks) was finally adopted by the German Social Network on September 1, 2017 and entered into force on 1 January 2018. Although the law foresees sanctions against hate crimes, many crimes from the German Criminal Code have been included (which crimes are defined as illegal content will be addressed in detail below). This article examines the articles one by one on the basis of the purpose served by the regulation of the new law, which consists of a total of six articles.
  • Article
    Dijitalleşmenin İnsan Haklarına Getirdiği İkilemleri Savunmasız Gruplar Örneği Üzerinden Anlamak
    (2024-12-31) Erol, Melih Uğraş; Erol, Dr. Melih Uğraş
    Savunmasız gruplar, toplum içerisinde fiziksel veya zihinsel olarak kolayca incinebilen veya saldırıya uğrayabilen kişilerdir. Savunmasız gruplar için yaşanmakta olan dijital çağ farklı açılardan önem arz etmektedir. Dijital çağ savunmasız gruplar için bir yandan insan haklarının kullanılmasını ve korunmasını kolaylaştırırken diğer yandan insan haklarının daha kolay ihlal ve istismar edilebildiği bir ikili ortamı yaratmaktadır. Bu ikilemlerin en önemli örneklerinden bir tanesi bir yanda dijital çağda ifade özgürlüğü diğer yanda ise savunmasız grupların karşılaşacakları çevrimiçi nefret söylemleridir. Çevrimiçi nefret söylemleri savunmasız grupların insan hakları ve topluma katılımları üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Ancak aynı teknoloji ceza hukuku kapsamında bir suç olarak kabul edilmesi şart olan nefret söylemlerinde bulunanların tespitini ve hatta bu söylemlerin engellenmesini de kolaylaştırabilir. Ayrıca savunmasız gruplar açısında dijitalleşme sağlık haklarına erişimi kolaylaştırırken olası veri güvenliği ihlallerini ve ayrımcılığı beraberinde getirebilme tehdidini de barındırmaktadır. Savunmasız grupların dijital sağlık hakları ne denli kritik ise bir insan hakkı olan kültürel haklarını dijital ortamda kullanabilmeleri kültürel varlıkları açısından o derece mühimdir. Ancak, dijitalleşme bir yandan kültürel hakların kullanımını kolaylaştırırken bir diğer yandan kültürler üzerinde bazı endişeleri de beraberinde getirmektedir. Dijital çağın insan hakları meseleleri ve savunmasız gruplar üzerinde yarattığı bu çoklu etkileşimlerin ve ikilemlerin arasında göze çarpan iki kavram ise dijital okuryazarlık ve dijital aktivizmdir. Çünkü her iki olgu savunmasız grupların dijital ortamda insan haklarını korumalarına imkanlar sağlayabilecektir. Bu yönü ile bu iki kavramın hukuki önemi de mevcuttur. Bu çalışmada dijitalleşmenin insan hakları hukuku meselelerine getirdiği ikilemi yani olumlu ve olumsuz etkileri savunmasız gruplar üzerinden anlamaya çalışmaktadır.
  • Article
    Türkiye'de Genel Seçim Kampanyaları (1950-2002)
    (2013) İpekşen, Serçin Sun; Duman, Doğan
    Yazılı ve görsel medya, ideolojik araçlar olarak toplumu yönlendirme gücüne sahiptir. Reklamlar toplumun değerlerini, gündelik ilişkilerini yansıtmalarıyla, yayınlandığı döneme ait tarihe bir not düşen kültürel metinler olarak değerlendirilebilmektedir. Mc Luhan'ın da belirttiği gibi; en zengin ve en sadık toplumsal faaliyetlerden biri de reklamdır. Seçim kampanyası dönemindeki reklamlar siyaset ve iletişimin insanlık tarihi kadar eski olan ilişkisini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Siyasi partiler, seçmenlerin siyasi hayata katılımlarıdır. Seçim dönemi reklamlarını analiz etmek, bir açıdan da toplumsal bir analizin yolunu açmaktadır. Geçmişten günümüze kadar siyasi partiler ve liderler, iletişim sanatının ve teknolojinin kendilerine sunduğu olanaklardan yararlanmışlardır. Alandaki gelişmelere paralel olarak seçim kampanyalarında kullanılan strateji ve taktiklerin de ilerleme gösterdiği gözlemlenebilmektedir. Halkın özgür iradesini seçimler aracılığı ile gösterebildiği 1950 seçimleri demokrasi, siyaset ve iletişim üçgeninin başlangıcı olarak Türk siyaset tarihinde önemli bir yere sahiptir. Bu makalede 1950-2002 yılları arasında Türkiye'de gerçekleşen genel seçimlerin iletişim kampanyaları, mesaj stratejileri, ve partilerin öne kampanyalarında kullanılan "siyasal reklamlar" çalışmanın inceleme alanını oluşturmuştur. Kampanyalar betimleyici bir anlatımla aktarılmış ve belirlenen dönemdeki seçimlerin afiş ve basın ilanları ile Türkiye'de siyasal iletişimin ve seçim kampanyalarının gelişimi ve tarihi arka planı değerlendirilmek istenmiştir. Çalışmanın sonucunda siyasi partilerin vizyon ve misyonları doğrultusunda söylemler geliştirdikleri, rakip partilerin benzer politikalara sahip oldukları dönemlerde negatif siyasal reklamların artışa geçtiği, seçim sonuçlarında ise çoğunlukla olumlu ve umut vaad eden söylemlere sahip partilerin, seçmen kitleleri tarafından iktidara taşındığı gözlemlenmiştir. Araştırmada 1950-2002 yılları arasında seçime katılan bütün partilerin değil, ağırlıklı olarak iktidar ve ana muhalefet partilerinin seçim kampanyalarına değinilmiştir
  • Book Review
  • Article
    KIBRIS SORUNUNUN TÜRK DIŞ POLİTİKASINA ETKİSİ VE ABD-SSCB İLE İLİŞKİLER
    (2016) Derman, Giray Saynur; Kurban, Vefa
    Stratejik açıdan tarihin her döneminde Doğu Akdeniz'de kilit konumunda bulunan Kıbrıs Adası günümüzde de bu önemini korumaktadır. Sahip olduğu bu stratejik önem sebebi ile Ada'da tarih boyunca var olan siyasi çatışmalar halen devam etmektedir. 1950'li yılların sonlarında ortaya çıkan Kıbrıs sorunu ise Türk Dış Politikasını ve iç siyasi hayatını etkileyen en önemli meselelerden biri olmuştur ve Türk Dış Politikası Kıbrıs sorunuyla beraber büyük bir değişim geçirmiştir. İkinci Dünya Savaşı'nın bitmesini takip eden Soğuk Savaş dönemiyle beraber Türkiye tek yönlü Batı yanlısı bir dış politika izlemeyi tercih etmiştir. Ancak 1974 yılında zirve yapan Kıbrıs sorununda Türkiye Batılı müttefiklerinden yeterli desteği bulamamış ve ABD'nin silah ambargosuyla cezalandırılmıştır. Bu dönemde izlenmekte olunan tek yönlü dış politikanın milli menfaatlere zararlı olduğu çok acı bir şekilde tecrübe edilmiştir. ABDSovyet rekabeti ve NATO'ya endeksli dış politika yerine daha dengeli ve çok yönlü bir dış politika tercih edilmiştir. Bu makalede Türk Dış Politikasında Kıbrıs Sorunu çerçevesinde Türkiye-ABD-SSCB ilişkileri, siyasi boyutları itibariyle ve uluslararası ortam bağlamında arşiv malzemeleri ve Sovyet basını taranarak incelenmiştir. Türkiye-SSCB ilişkilerinin doğası ve tarihsel gelişmeler dinamik analiz ve senkronik tarih anlayışı bağlamında incelendiğinde mevcut ilişkinin uluslararası sistemin ve iç politikadaki gelişmelerin bağımlı değişkeni olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır