TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4
Browse
7 results
Search Results
Article How the Past Becomes Tradition: Gadamer and Foucault on The Hermeneutics of Hİstory(2024) Gürsoy, A. ÖzgürGünümüzde yaşadığımız yoğun ve çok boyutlu krizler, bizleri geçmişin geleneğe dönüşümünü sorunsallaştırmaya teşvik etmektedir. Bu sorunun zorluklarını düşünmemizde faydalı iki düşünür Gadamer ve Foucault’dur. Bu makalenin argümanı, Gadamer ve Foucault’nun çalışmaları arasında etkili bir karşılaşma olduğu ve bu karşılaşmanın geçmişin şimdiki zamandaki figürleri ile ilişkimizi anlamamızda faydalı olduğudur. Bu karşılaşmanın görünür kıldığı şey, geleneğin şimdiki zamanda zaten ve hep çatışmalı olduğu ve ‘ufukların birleşimini’ varsayan bir araştırma yönteminin bu çatışmanın varlığıyla yeterince yüzleşemediğidir.Article Yaşam ve Reflektif Yargı Bağlamında Kant’ın Transendental Kavramını Yeniden Düşünmek(2025-04-28) Albayrak, Mehmet BarışBu makale, Kant'ın transendental kavramını, yaşam ve reflektif yargı bağlamında yeniden incelemektedir. A priori kavramların kökenlerini araştıran makale, Saf Aklın Eleştirisi'nde ve Yargı Gücünün Eleştirisi'nde vurgulanan “prefor- masyon-epigenesis” karşıtlığından yola çıkarak a priori kavramların verili değil, kendiliğinden oluştuğu epigenetik bir modele dayanabileceğini savunur. Bu noktada, Blumenbach'ın Bildungstrieb (oluşum dürtüsü) kavramından da yararlanılarak, yaşam formlarının gelişimi ile rasyonel kavramların kendi kendine oluşumu arasındaki paralelliklere işaret edilmektedir. Bu bağlamda, Yargı Gücünün Eleştirisi'nde, akıl ve yaşam arasındaki ilişkinin, nedensellik ve olumsallık gibi kavramları dönüşüme uğrattığı iddia edilmektedir. Bu bağlamda, Yargı Gücünün Eleştirisi'ndeki re- flektif yargı, yaşamın olumsallıklarına yanıt olarak yeni ilkeler yaratabilen otonom bir yeti olarak analiz edilmektedir. Catherine Malabou'nun çağdaş Kant yorumundan da yararlanan makale, transendentalin, en azından reflektif yargı çerçevesinde dinamik ve evrim geçiren bir yapısının olduğunu savunmaktadır. Bu sav aynı zamanda transendental kavramının yeniden yorumlanmasını talep etmektedir.Article Kâtip Yazardan Komut Veren Yazara: Senaryo Yazımında Yapay Zekâ Kullanımı Işığında Yazarlık, Otantiklik ve Yaratıcılığın Durum Değerlendirmesi(2024-09-28) Savk, Serkan; Gürsoy, A. ÖzgürÜretken yapay zekânın yaratıcı alanlara girişinin yol açacağı potansiyel zorluklar açık olsa da bunların kesin olarak nasıl ve hangi şekillerde vücut bulacağı henüz net değildir. Bu hususta önemli bir endişe, orijinal ve sahte arasındaki çizginin daha belirsiz hale geleceğidir. Bu çalışmada, dilin doğasına ilişkin bir dizi felsefi kuramdan yararlanarak, üretici yapay zekâ söz konusu olduğunda yazarlık ve özgünlük durumunun analiz edilebileceği kavramsal bir çerçeve oluşturuyoruz. İki kavramsal yönelimin, yani yapısöküm ve kökbilimin, yazarlığın her zaman bir ortak yazarlık olarak görülmesi gerektiği iddiasında birleştiğini savunuyoruz. Daha sonra bu kavramsal çerçeveye, senaryo çekici (logline) ve sinopsislerinin yapay zekâ desteğiyle üretildiği bir sınıf deneyinin sonuçlarını yorumlamak için başvuruyoruz. Araştırmamızın bulguları, yaratıcı üretimde kendilerini sorumlu biçimde ifade etmeleri için öğrencilerin eleştirel becerilerini geliştirmemiz gerektiğini göstermektedir. İnsan – yapay zekâ etkileşiminin potansiyelini ancak bu şekilde ortaya çıkarabiliriz.Article Barışın Ötesinde: Bir Özgürlük Felsefesi Olarak Kant’ın Kozmopolitanizmi(2024-10-27) Başkır, Ünsal DoğanKant’ın siyaset felsefesinin en bilinen ve üzerinde en fazla durulan bileşenlerinden biri olma özelliği taşıyan kozmopolitanzim tartışmasını, bir devletlerarası ilişkiler meselesi veya kalıcı barış inşa etme projesi olarak ele alma eğilimi yaygındır. Bu çalışma, Kant’ın kozmopolitanizmini barış kavramının ötesine taşıyarak bir ‘özgürlük felsefesi’ olarak sunmayı amaçlamakta ve Kant’ın titizlikle oluşturduğu kozmopolitan bakış açısının derinlikli yapısının, pekâlâ süregelen adaletsizliklerin devamını sağlayabilecek güvenlikçi bir bakış açısını meşrulaştırmak yerine ahlak felsefesinde temellenen bireysel özgürlüğü odağına yerleştirdiğini iddia etmektedir. Bu bakımdan düşünürün kozmopolitan siyaset teorisi, barışın ve cumhuriyetin önemini yadsımaksızın insanlığın özgürlük kapasitesinin giderek mükemmelleşeceği bir geleceğin imkanlarını aramaya yönelmektedir.Article The Communicability of Pleasure and the Pleasure of Communication: The “obligation” of Aesthetic Feeling in the Critique of the Power of Judgment(2024-06-03) Gürsoy, A. ÖzgürKant makes a puzzling claim in the Critique of the Power of Judgment concerning the connection between the feeling of pleasure occasioned by the appreciation of an object as beautiful and the universal communicability of this aesthetic feeling: on the one hand, he claims that this feeling is due to the free play of the faculties of imagination and understanding, and on the other hand, that it has its ground in the very communicability of this pleasure. The central argument of the present study is that it is possible to clarify the relation between the feeling of pleasure occasioned by the reflective judging of an object and the universal communica- bility Kant attributes to such a judging by grasping the demand for a ‘universality without concept’ claimed by a pure judgment of taste in terms of what appears to be a problematic relationship of grounding between the shareability of pure aesthetic feeling and the reflective activity of the mind. I will claim that this relationship can be rendered clearer by an explication of the ‘share’ of disinterestedness, purposiveness, and subjective universal validity claims in pure judgments of taste and brought together in the notion of a common sense (sensus communis). What thereby comes into view is an original orientation in the world that is presupposed by explicitly theoretical and practical judgments.Article Leon Petrazycki’nin Hukuki Realizmi: Psikolojik Hukuki Realizm(2023) Arslan, EzgiLeon Petrazycki, 20. yüzyılın başlarında ortaya koyduğu Psikolojik Hukuk Kuramı’yla Rus hukuki realiz- mini kurmuş olsa da yaşadığı dönemde hak ettiği tanınırlığı elde edememiş bir düşünürdür. Çok çeşitli sebepleri olan bu tanınmazlığın günümüzde değişmeye başlamasıyla, Petrazycki’nin hukuk kuramıyla benzer dönemlerde ortaya konmuş diğer kuramları karşılaştıran akademik çalışmaların sayısı da artmış- tır. Petrazycki’ye yönelik artan bu ilgi, bir yandan Petrazycki’nin çağının ötesinde bir düşünür olduğu gerçeğini ortaya çıkarırken öte yandan Petrazycki ile İskandinav hukuki realizminin kurucusu Hägerström arasındaki çarpıcı benzerliğin fark edilmesine vesile olmuştur. Hukuku psişik bir fenomen olarak tasvir eden bu iki düşünürün kuramları, kendi dönemlerinin hâkim hukuk kuramlarının hukuk algısının eleştirisi üzerinde yükselir. Hukuka dair kendi dönemleri için son derece ayrıksı fikirleri olan bu iki düşünür ara- sındaki benzerlik çarpıcıdır. Her iki düşünürün birbirinden haberdar olmadığı ve çok farklı art yetişimlere sahip olduğu gerçeğini de göz önünde bulundurduğumuzda bu benzerlik daha da dikkate çekici hale gel- mektedir. Farklı coğrafyalarda ve farklı hukuk sistemlerine sahip ülkelerde yaşamış iki düşünürün kendi dönemlerinin hâkim hukuk kuramlarının problemlerine dair benzer çözümler üretmesinin çarpıcılığına dikkat çekebilmek adına bu çalışmanın ilk bölümünde Petrayzcki’nin psikolojik hukuk kuramı özetlen- miştir. İkinci bölümde ise Petrazycki’nin hukuki realizmi incelemiş ve Hägerström’ün hukuki realizmiyle karşılaştırılarak iki kuram arasındaki benzerlik vurgulanmıştır.Article Sivil İtaatsizliğin Demokratik Potansiyeli(2020) Çalıcı, Elif CanÇağdaş politik teorinin önemli bir problemi olan sivil itaatsizlik, hukuk düzeninin yozlaşması tehlikesine karşı biraraç olarak tartışılmaktadır. Bu kavram, genel anlamda adil bir hukuk düzeninin var olduğu, ancak bu düzenin ekdenetim ve düzeltme mekanizmalarına gereksinimi olduğu varsayımına dayanır. Sivil itaatsizlik olgusunun güncelpratiklerinin teorize edilmesi gerekliliği karşısında biri “liberal” diğeri de “demokratik” olarak adlandırılabilecek ikitemel yaklaşım üzerinden farklı değerlendirmeler yapılmaktadır. Liberal yaklaşım sivil itaatsizliği adalet kavramıyla,demokratik yaklaşım ise demokrasi kavramıyla ilişkilendirmektedir. Bu çalışmada ise demokrasi temelli teorilerinsivil itaatsizlik eylemlerini açıklamak konusunda adalet temelli teorilere kıyasla daha elverişli olduğu savunulmaktadır.
