TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4
Browse
7 results
Search Results
Article Kullanma Zorunluluğu Bağlaminda Tekrar Marka ve Hukuki Sonuçlarinin Değerlendirilmesi(2023-06-30) Uzunallı, SevilayMarka sahibi markasını kullanmak zorundadır. Markayı kullanma zorunluluğu marka hukukunun temel prensiplerinden biridir. Marka sahibine SMK m. 9.1 hükmüyle markasını kullanmamasının olumsuz sonuçlarının doğmasını engellemeye yönelik beş yıllık hoşgörü süresi tanınmıştır. Marka sahibinin bu zorunluluğu yerine getirmemesi halinde, markası SMK m. 9.1, 26.1 bend a) gereğince iptal edilebileceği gibi, markasıyla karıştırma ihtimaline neden olan sonraki marka başvurusuna itirazı, başvuru sahibinin kullanılmama savunmasıyla ile karşılaştığında (SMK m.19.2) bu itirazı veya bu nedenle açtığı hükümsüzlük davasında aynı savunma ileri sürüldüğünde açtığı dava reddedilecektir (SMK m. 25. 7). Hatta marka sahibinin marka hakkına tecavüz nedeniyle açtığı davada da, davalının kullanılmama savunması davanın reddine neden olacaktır (SMK m. 29.2). Markasını kullanmayan marka sahibi, bu durumun olumsuz sonuçlarından kaçınmak için, markasını aynen ya da ufak değişikliklerle aynı veya aynı tür mal ve/veya hizmetler için tekrar tescil ettirmek yoluna gidebilir. Bu yeni tescille marka sahibi markasını kullanmama konusunda yeni bir hoşgörü süresi elde etmeyi hedefler. Bu tekrar tescilin kullanma zorunluluğunun dolanılması nedeniyle hukuka uygun olup olmadığı konusunda SMK’da bir hüküm bulunmamaktadır. Bu konuda Avrupa Birliği’nin 2015/2436 sayılı Marka Direktifi ve 2017/1001 sayılı Marka Tüzüğü’nde de bir düzenleme yapılmamıştır. Bu çalışmada markayı kullanma zorunluluğunun amacı ve bu zorunluluğun yerine getirilmesinin koşullarından hareketle tekrar marka başvurusu ve tescilinin hukuki sonuçları incelenmiştir.Article Sivil İtaatsizlik Eylemi Olarak Türkiye'de Vicdani Ret: Bir Yurttaşlık Talebi(2012) Erdem, Erdinç; Başkır, Ünsal DoğanBu çalışma, Hannah Arendt tarafından "politik olan"ın "ahlâki olan"dan ay--rılığını ve ona karşı üstünlüğünü savunmak amacıyla ortaya koyulan sivil itaatsizlik--vicdani ret ayrımını konu almaktadır. Söz konusu geçirimsiz ayrımı sorunsallaştırmakamacıyla Türkiye'deki vicdani ret eylemleri ve vicdani ret hareketi incelenmekte; bueylemlerin sivil itaatsizlik eylemleri olarak tanımlanması (dolayısıyla politik eylemlerolduğunun görmezden gelinmemesi) gerektiği vurgulanmaktadır. Bu çerçevede or--taya koyulan temel iddia, sivil itaatsizlik ve vicdani reddin kavramsal sınırlarının belir--lenmesi ve birbirinden ayırt edilmesi çabası içerisinde toplumsal ve politik fenomenle--rin mutlaka göz önüne alınması gerektiği; aksi takdirde politik eylemleri ayırt etmekiçin kullanılan temel ölçütün giderek bir tür niyet okuması biçimini alacağıdır. Türkiyeörneğinin yol göstericiliği, Türkiye'deki vicdani ret eylemlerinin vicdani bir noktadanhareket ederek politik bir hak talebine dönüşmesinden kaynaklanmaktadır. Böylecesivil itaatsizlik ve vicdani ret arasında yapılan geçirimsiz ayrımı kabullenmek yerine,bu iki eylem biçimi arasındaki geçişliliklerin tespit edilmesinin politik olgu ve eylem--Ierin anlaşılmasında en az ayrım yapmak kadar önemli bir noktaya işaret ettiği vur--gulanmaktadır. Çalışmanın son bölümünde ise vicdani ret eylemlerinin yalnızca savaşkarşıtlığı çatısı altında ele alınamayacağı, bu eylemlerin Türkiye'deki "borçlu yurttaş"tanımının değişerek temel hak ve özgürlükler üzerine inşa edilmiş bir yurttaşlık tanı--mı talep etmekte olduğu iddia edilmektedir.Article Muhasebede Etik Eğitiminde Çağdaş Bir Model: Bütünleşik Öğretim Uygulaması(2014) Dalkılıç, A.Fatih; Cagle, Melissa N.; Öz, İ. Onur; Balsarı, Çağnur KaytmazEtik farkındalık kavramı özellikle muhasebe skandalları olarak bilinen Enron, WorldCom, Parmalat ve Tyco gibi olaylardan sonra daha da önem kazanmıştır. Muhasebede etik eğitiminin amaçlarının gerçekleştirilmesi için; muhasebe etik eğitiminin üniversite ders programlarında ayrı bir ders olarak mı, yoksa bütün müfredatta bütün- leşik bir şekil de mi olması gerektiği literatürde tartışılan bir konudur. Ek olarak etik eğitiminin verilme yöntemleri de literatürde tartışılmakta ve etik farkındalığı en üst düzeye çıkarabilmek için farklı uygulamaların sonuçları değerlendirilmektedir. Belirli oyunlar, vaka çalışmaları ve vinyetler yardımıyla etik farkındalık yaratma ve etik karar verme yetisi kazandırılabileceği düşünülmektedir. Bu yöntemler içerisinde, oyun temelli uygu- lamalar son dönemde önem kazanmıştır. Çalışma kapsamında finansal muhasebe dersi alan; aynı seviyedeki öğrencilerden oluşan 2 farklı sınıfla bir deney yapılmıştır. Bu bağlamda deney grubuna yukarıda bahsi geçen araçlar ile etik eğitimi verilmiş; ve çalışma sonucunda kontrol grubu ile ortak gerçekleştirilen bir test yardımıyla etik farkındalık düzeyleri karşılaştırılmıştır. Çalışma muhasebe eğitimi literatürüne etik eğitimi metotları ve etik algısına etkileri bakımından katkı vermeyi amaçlamaktadır.Article Etik Modanın Temsiliyeti Bağlamında Vaatleri ve Çelişkileri: 'etik Moda' Ne Kadar Etik Sunuluyor?(2016) Kipoz, Şölen; Atalay, DuyguHızlı modanın üretim ve tüketim stratejilerinin yarattığı yıkıcı etkilerin görünür hale gelmesi, modanın yeniden tanımlanmasını sağlayan etik ve ekolojik bir tasarım anlayışının benimsenmesine yol açmıştır. Böylece etik moda 'Yavaş Moda Akımı' gibi yaratıcı söylemler geliştirmiş ve yerel zanaatları, adil ticareti, çok işlevli tasarım ürünlerini, katılımcı tasarımı, çevre dostu malzemelerin kullanımını ve geri dönüşümle değer kazandırılan tasarımları yücelten bir yapıya kavuşmuştur. Ancak küresel moda ekonomisi tarafından ticarileştirilerek asimile de olmuştur. Etik moda, başat sistem içerisinde tüketilebilen bir trende dönüştürülürken, sanal ortamda varlık gösteren niş bir medya ile beslenen alternatif bir tasarım hareketi olarak sınırlı kalmıştır. Bu makalede, etik modanın tasarım ve üretim stratejileri bağlamında söylemsel ve ticari temsiliyeti ele alınarak ana akım ve alternatif medyada yer alan haberlerin geriye dönük okuması yapılmıştır. Böylece etik modanın vaat ettiği 'etik olma' sözü, medya analizi üzerinden deşifre edilmiştir.Article Hukuki Pozitivizmin Normatifliği: Feminist Perspektiften Bir İnceleme(2021) Çalıcı, Elif CanHukuk felsefesi geleneğini belirleyen iki ana hattan biri olan hukuki pozitivizm, doğal hukuk teorisiyle karşıtlığı üzerinden tartışılagelmiştir. Her bir teorinin ikna kabiliyetine göre hukukçular, hukuktan ne anladıklarını bu karşıtlık üzerinden test etmiş ve konumlarını belirlemişlerdir. Hukukun iktidarın koyduğu kurallarla özdeşleştirilmesi anlamında hukuki pozitivizmin günahları çokça tartışılmış olup, feminizm de onun sıkı eleştirmenlerinden biridir. Buna rağmen günümüzde hukuki pozitivizmin normatif bir teori olarak yeniden ele alınması yönünde çabalar mevcuttur. Bu çalışmada, hukuki pozitivizmin günahlarından biri olarak erkek egemen kültüre aracılık etme rolünü üstlenme eğilimi, kadınların hak mücadeleleri aracılığıyla pozitif hukukta gerçekleştirdikleri değişimle birlikte ele alınmakta, normatif bir hukuki pozitivizm anlayışı kurma yönündeki çabaların bu eğilime yanıt verip veremeyeceği tartışılmaktadır.Article Biyolojik, Sosyal ve Hukuki Açılardan Dondurulmuş Üreme Hücresi ve Embriyo: Türkiye’den Bir Perspektif: Kesitsel Çalışma(2022) Babalıoğlu, Merve; Demirci, Elif KervancıoğluÖZET Günümüzde tüp bebek teknolojilerinde olan yenilikler, hastalar için umut vaat eden çözümler sağlamaktadır. Bu uygulama esnasında, kadından alınan üreme hücresi olan yumurta hücresi (oosit) ile erkek- ten alınan üreme hücresi olan sperm laboratuvar ortamında birleştiril- mekte ve embriyo denen insan hayatının en erken bebeklik hâlinin oluşması sağlanmaya çalışılmaktadır. Gelişen teknolojilerle sperm, oosit ve embriyo, istenildiği takdirde ileri zamanlarda kullanılmak üzere dondurularak saklanabilmektedir. Embriyonun hukuki açıdan bir birey olup olmadığı dünyada tartışılmakla birlikte, ortak bir mutabakata henüz varılamamıştır. Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de üreme hücrelerinin toplandığı ve sonradan kullanılmak üzere dondurulduğu yaş aralığı ve tıbbi gerekçelerin belirsizliğiyle dondurulmuş embriyo- ların biyolojik anneye transfer edilmesi dışındaki seçeneklerin belir- sizliği de hem biyolojik hem hukuki hem de psikososyal birtakım sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenlerle Türkiye Cumhuriyeti mevzua- tında dondurulmuş üreme hücrelerinin, dondurulmuş embriyonun yeri, sağlık alanındaki gelişmelerin sağladığı imkânlar ve dolayısıyla bunla- rın ülkemizde doğurduğu durumlar hasta talepleri açısından, ahlaki ve uzun vadede psikososyal sonuçları açısından değerlendirilmeli ve bili- min getirdiği sonuçlarla hukuki güncellemeler tartışılmalıdır.Article Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 1Crime and Media: the World of ‘reality Show’ as a Moral Frame of Reference(Milli Folklor Dergisi, 2017) Erol Isik, Nuran; Yaman, Burcu; Erol, Nuran IşıkCrime and transgression has become an important factor which is portrayed by the media outlets. The genre called crime reality show situated within the genre of reality show in the media in recent years has a special place in popular cultural world of meaning. Those who are accepted as protagonists, confessors, interrogators, victims and vigilantes are among the major actors in crime reality shows which function as constructing various different cultural and sociological frames of reference. The purpose of this article is to answer to the following questions: What does the crime reality show narrative tell us about contemporary Turkish culture? What are the implications of such a genre in terms of producing a televisual morality? What are the dynamics between socially irresponsible imagination and the idea of moral panic constructed via sensibility guided reasoning? In this paper, we argue that the crime reality show genre in Turkish television employs communicative strategies which are based on mediatization of morality as well as a new trend called prudentialism.
