TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4

Browse

Search Results

Now showing 1 - 6 of 6
  • Article
    Bireysel İş Uyuşmazlıkları ve Yargısal Çözüm
    (2012) Şişli, Zeynep
    Günümüzde mahkemelerin artan iş yüküne bağlı olarak her alanda olduğu gibi, iş hukuku alanında da davaların sonuçlanması gecikmekte, farklı çözüm yolu arayışları gündeme gelmektedir. İş hukukunun, sosyal devlet ilkesi temelinde, işçinin korunmasına yönelik ve kamu müdahalesinin etkili olduğu bir sosyal hukuk alanı olması, iş ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yollarının iş hukuku ilkeleri çerçevesinde ele alınmasını gerektirmektedir. Bu çalışmada, iş uyuşmazlıklarının hukuki niteliği karşısında çözüm yollarının uygulanabilirliği tartışılmaya ve bireysel iş uyuşmazlıkları ile sınırlı olarak Türk hukukunda mevcut çözüm yolları ile yargısal çözümün bir arada ve karşılıklı etkileşimi içinde diğer ülke örnekleri göz önüne alınarak irdelenmesi, iş hukuku ilkeleri çerçevesinde yargısal çözümün önemi ve yegâne çözüm yolu olmasının sebepleri ortaya konulmaya çalışılmaktadır.
  • Article
    Sağlıkta "yeniden Yapılanma" ve Sağlık Meslek Uygulamasından Doğan Zararların İdare Tarafından Uzlaşma Yoluyla Halledilmesi
    (2012) Şişli, Zeynep
    Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarını yeniden yapılandıran 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK)'nin "uzlaşma prosedürü" başlıklı 24.maddesi, sağlık mesleklerinin uygulanmasından zarar gördüğünü iddia edenlerin, maddi ve manevi tazminat talepli başvurularının Bakanlık tarafından "uzlaşma" yolu ile halledileceğine ilişkindir. Bu maddede Bakanlık, uzlaşma sürecinde, uyuşmazlığın çözümü için davette bulunan ve usuli işlemleri yürüten, ancak taraf olmayan ve sorumluluk üstlenmeyen bir konumda düzenlenmiştir. Yaşam hakkı ile doğrudan ilgisi sebebi ile, sosyal devlet ilkesi temelinde bir kamu hizmeti olan sağlık uygulamasından kaynaklanan zararların tazmininde, Sağlık Bakanlığı'nın "uzlaşma"da aracılık işlevi gören bir kurum olarak tanımlanması, toplum sağlığını olumsuz etkileyici, hastalar ve hekimler başta olmak üzere sağlık personelinin haklarına zarar verici ve Anayasal sosyal hukuk devleti ilkesini zedeleyici niteliktedir.
  • Article
    Geçersiz Fesihte Süresinde Başvurmayan Ya Da İşveren Çağrısına Rağmen İşe Başlamayan İşçinin Boşta Geçen Süre Ücretine Hak Kazanamayacağına İlişkin Yargıtay Uygulamasının Eleştirisi ve Öneriler
    (2013) Şişli, Zeynep
    İşverence yapılan feshin geçersizliğine karar verilmesinin hukuki sonuçlarını düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu 21. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen; kararın kesinleşmesine kadar işçinin çalıştırılmadığı süre için en çok dört aylık ücret ve haklarının ödeneceğine ilişkin hükmün uygulanmasında, işçinin işe başlama iradesi esas alınmaktadır. Bu çalışmanın amacı, işverene başvurmayan ya da başvuran ancak işe baş- lamayan işçinin, "boşta geçen süre ücreti" olarak anılan bu alacaklara hak kazanamayacağına ilişkin Yargıtay ilke kararının, iş hukuku ilkeleri ve uluslararası belgeler ışığında eleştirilmesi ve İş Kanunu 21. madde 3. ve 5. fıkralarının farklı bir bakış açısı ile yorumunun önerilmesidir. Teorik kaynakların taranması yöntemiyle yapılan bu çalışmada, geçersiz feshin sonuçları boşta geçen süre ücretine hak kazanma ile sınırlı olarak ele alınmıştır. Makalenin giriş bölümünde, çalışmanın konusu olan sorun tanımlanmaya, ardından Yargıtay'ın zaman içinde değişen görüşü ile istikrar kazanan ilke kararı ve öğretinin hukuki değerlendirmeleri aktarılmaya ve feshe karşı korumanın hukuki kaynakları temelinde Geçersiz Fesihte Süresinde Başvurmayan Ya da İşveren Çağrısına Rağmen İşe Başlamayan İşçinin Boşta Geçen Süre Ücretine Hak Kazanamayacağına İlişkin Yargıtay Uygulamasının Eleştirisi ve Öneriler farklı açılardan hakkın özünü olumsuz etkileyen sonuçları irdelenmeye çalışılmakta ve sonuç olarak bu hali ile 158 sayılı ILO Sözleşmesi ve Avrupa Sosyal Şartı 24. maddesine aykırı olan uygulamanın "feshin geçerli olduğu tarih" temelinde farklı yorumlanarak değiştirilmesi önerilmektedir.
  • Article
    AVRUPA SOSYAL HAKLAR KOMİTESİ KARARLARI KARŞISINDA, GEÇERSİZ FESİH NEDENİYLE ÇALIŞILMAYAN SÜRE İÇİN DOĞMUŞ BULUNAN ÜCRET VE DİĞER HAKLARIN ÖDENMESİNDE EN ÇOK DÖRT AYLIK SÜRE SINIRININ DEĞERLENDİRİLMESİ
    (2013) Şişli, Zeynep
    Avrupa Sosyal Şartı denetim organı Sosyal Haklar Komitesi kararları ile geçerli sebep olmaksızın iş sözleşmesi feshedilen işçinin, işten çıkarıldığı tarih ile feshin geçersizliğine kesin olarak karar verildiği ya da işe alındığı tarih arasındaki süre için maddi kayıplarının karşılanmasının uygun olacağı belirtilmektedir. 4857 sayılı yasa 21/3.maddesinde işe iade edilen işçinin, kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarının, en çok dört aya kadar ödeneceği düzenlenmektedir. Bu çalışmanın amacı, usulüne uygun yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklerle ilgili uluslararası bir sözleşme olan Avrupa Sosyal Şartı’nın denetim organı Sosyal Haklar Komitesi içtihatları karşısında, İş Kanunu 21/3.maddesinde yer alan süre sınırının hukuksal olarak tartışılmasıdır. Teorik kaynakların incelenmesi yöntemiyle yapılan çalışmada, öncelikle iş güvencesinin, sosyal devlet ilkesi ve çalışma hakkı temelinde anlamına değinilmekte, ardından 158 sayılı ILO sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı ve 4857 sayılı yasada, geçersizliğine karar verilen fesih sonucu uğranılan zararın telafisi ile ilgili düzenlemeler, ilgili Anayasa Mahkemesi kararı ile birlikte irdelenmekte, özellikle Avrupa Sosyal Şartı’nın uygulanmasının denetim organı Avrupa Sosyal Haklar Komitesi’nin kararları ışığında hukuka aykırı süre sınırının İş Kanunu 21/3.maddesinden yasama ya da yargısal denetim yolu ile çıkarılmasının hukuken gerekli olduğu sonucuna varılmaktadır.
  • Article
    Birinci Basamakta Çalışan Hekimlerin Dinlenme Hakkı Bağlamında Aile Hekimliğinde Nöbet Uygulaması
    (2014) Şişli, Zeynep
    Bu çalışmanın amacı, aile hekimlerine nöbet yükümlülüğügetiren düzenlemelerin, çalışma süreleri ve dinlenme hakkıile ilişkisi açısından irdelenmesidir. Yaşam hakkının en temel bileşeni olan sağlığın korunmasında, çalışanlar açısındandinlenme önemli bir ihtiyaçtır. Dinlenme, bağımlı çalışanlarınçalışma sürelerinin sınırlandırılması ile sağlanabilecek birhaktır. Dinlenme hakkı, çalışma süresinin sınırlandırılması mü cadelesi sonucu uluslararası ve ulusal hukukta düzenlenmiştir.Aile hekimlerine getirilen nöbet yükümlülüğü, haftalık vegünlük en fazla çalışma sürelerine ilişkin düzenlemelerışığında dinlenme hakkına etkisi açısından değerlendirilmiştir.Avrupa Çalışma Süresi Yönergesi (2003/88/EC) hükümleriniyorumlayan Avrupa Adalet Divanı kararları, hekimlerin sağlıkkuruluşunda bulundukları tüm nöbet süresinin haftalık çalışmasüresinden sayılması gerektiği yolundadır. Uzun çalışmasüreleri, karşılaştırmalı ülke örneklerinde araştırmalarlabelirlendiği üzere, hekimlerin sağlıklarını olumsuz etkilemekte ve mesleki hata endişesine yol açmaktadır. Avrupa ülkelerinde sağlık hizmetlerinin, Çalışma Süresi Yönergesi ve Avrupa Adalet Divanı kararlarına uygun olarak, en fazla haftalıkçalışma süresini aşmayacak şekilde düzenlenmesi yolundaeleştiri ve çabalar sürmektedir. Türkiyede ise aile hekimlerinin haftalık çalışma süreleri en az 40 saat olarak belirlenmişiken, ayrıca en fazla 30 saat nöbet yükümlülüğü düzenlenerek, haftalık çalışma süresinin en az 70 saat olmasının önüaçılmaktadır. Bu çerçevede, teorik kaynakların taranması yöntemi ile yapılan bu çalışmada, Türkiyede aile hekimleri içinöngörülen nöbet uygulamasının, dinlenme haklarını ihlal edicinitelikte olduğu sonucuna varılmaktadır.
  • Article
    İNSAN HAKLARI BAĞLAMINDA ÇALIŞAN SAĞLIĞI AÇISINDAN DEVLETİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ: TELAFİ Mİ, KORUMA MI?
    (2019) Şişli, Zeynep
    Dünyada ve Türkiye’de çalışanlar iş kazaları ve meslek hastalıklarısonucu yaşamını kaybetmekte ya da engelli olmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği kurallarının iyi uygulanması halinde büyük ölçüde engellenebilecek olan bu durum, bireyselzararların hukukentelafisi yolu ile karşılanmaya çalışılmaktadır. Ancak ölüm ya da bedensel bütünlüğün bozulması, maruz kalan kişi açısından telafisi imkânsız bir yaşam hakkı ihlali oluşturmaktave Devletin uluslararası sözleşmelerle taahhüt ettiği Anayasal yükümlülükleri gereği öncelikle bu durumu engellemesi gerekmektedir. Bu çalışmada yazılı kaynakların taranmasıve içerik analizi yöntemi ile çalışan sağlığının insan hakları ile ilişkisi içinde önemini hatırlatmak ve devletin hukuksalsorumluluğunu vurgulamak amaçlanmıştır. Bu amaçla, temel haklar kapsamında Devletin çalışan sağlığını yerine getirme yükümlülüğünün, Türkhukukunda uluslararası ve Anayasal hukuksal dayanakları öz olarak hatırlatıldıktan sonra, örnek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı ve Anayasa Mahkemesi kararlarınıngerekçeleri üzerinden “çalışanların yaşamlarını koruma” yerine “telafi” ağırlıklı mevcutuygulamanın yeterliliği tartışılmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu uğranılan zararın telafisi yerine, yaşam hakkı kapsamında çalışan sağlığınınDevletçe korunması gereği, öneriler ışığında vurgulanmıştır.