TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4
Browse
50 results
Search Results
Article The Relation Between Emerging Adults Attachment Styles And Rejection Sensitivity: The Mediating Role Of Emotion Regulation Difficulties(Association for Clinical Psychology Research, 2025-12-21) Zebil, Beyza; Koçak, AylinAlthough the relation between emerging adults’ attachment styles and rejection sensitivity is well-established, there remains a lack of understanding regarding the potential mechanisms that mediate this association. This study aims to explore the mediating role of emotion regulation difficulties in the relation between attachment styles and rejection sensitivity among emerging adults. The sample comprised of 373 participants aged 18-29 years (M<inf>age</inf> = 22.80 years, SD = 2.55), of whom 85.5% were female. Data was collected online. The ThreeDimensional Attachment Styles Scale was used to assess participants' attachment styles, the Difficulties in Emotion Regulation ScaleBrief Form was utilized to evaluate emotion regulation difficulties, and the Rejection Sensitivity Questionnaire measured levels of rejection sensitivity. The mediation analysis revealed that emotion regulation difficulties significantly mediated the relation between secure attachment style and rejection sensitivity. However, emotion regulation difficulties did not significantly mediate the relation between anxious-indecisive or avoidant attachment styles and rejection sensitivity. Notably, the analysis showed that females experienced greater difficulties in emotion regulation and these difficulties decreased with age. These findings highlight the complex interplay between attachment styles, emotion regulation difficulties, and rejection sensitivity among Turkish emerging adults. The results of this study will provide valuable insights to the professionals working with individuals experiencing rejection sensitivity, emphasizing the critical role of attachment security and emotion regulation. © 2026, Association for Clinical Psychology Research. All rights reserved.Article Otizmli Bireylerde Mensturasyon Özellikleri, Ağrı ve Genital Hijyen Davranışları: Ön Çalışma(2025-09-25) Taş, Seda Ayaz; Yeşilyurt, Seda Yakıt; Mecit, Zehra; Mert, Eda; Yıldız, SemihOtizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan kadınların otizme bağlı olarak yaşadıkları somatik şikayetler gibi zorluklar, menstrüel döngüden etkilenebilir. OSB'li kadınların menstrüasyon ağrısı, genital hijyen davranışları ve menstrüel özelliklerini araştırmayı amaçladık. Bu kesitsel çalışmaya yaşları 12-35 arasında değişen 35 birey (16 OSB'li birey ve 19 sağlıklı kontrol) dahil edilmiştir. Çalışmaya dahil edilme kriterleri; deney grubu için ASD tanısı almış olması ve düzenli menstrule siklusu olması, kontrol grubu için düzenli menstrule siklusu olmasıydı. Değerlendirmede motor fonksiyonlar Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemi ile, ağrı Görsel Analog Skala ile, menstrüel semptomlar Menstrüel Semptom Anketi (MSQ) ile genital hijyen davranışları Genital Hijyen Davranış Ölçeği (GHBS) ile sınıflandırılmıştır. Kategorik değişkenler açısından fark olup olmadığını belirlemek için ki-kare testi, iki bağımsız grubu karşılaştırmak için t testi kullanıldı. GHBS ve MSQ toplam ve alt ölçek puanlarında gruplar arasında anlamlı bir fark yoktur (p>0.05). Sonuç olarak, OSB'li kadınlar ile sağlıklı kadınlar arasında adet dönemlerindeki ağrı, hijyen ve genel özellikler açısından benzer olduğu saptandı. OSB'li kadınların menstrüasyon dönemindeki somatik şikayetleri ve ağrıyı tanımlama becerileri azalmış olabilir. Sonuç olarak, bu durum OSB'li bireylerin ve ebeveynlerinin menstrüasyon sırasında yaşanan fiziksel şikayetleri diğer zamanlarda yaşanan fiziksel şikayetlerden ayırt edememesinden ya da alternatif olarak bu şikayetlerin göz ardı edilmesinden kaynaklanıyor olabilir.Article Demans Hastalarının Birincil Aile Bakıcılarının Sağlığı Üzerine İkincil Bakım Verenin Etkileri: Fiziksel ve Psikolojik Yönlere Odaklanma(2025-09-30) Yener, Görsev G.; Ozalevli, Sevgi; Yakut, Hazal; Felekoğlu, ElvanAmaç: Dünya genelinde demans hastası sayısı artmakta ve hastalığın erken dönemlerinden itibaren bakım verenlere ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak, birincil bakım verenin yanında ikincil bir bakım verenin bulunmasının birincil bakım verenin fiziksel ve psikolojik sağlığı üzerindeki etkisi net değildir. Bu çalışma, ikincil bakım veren bulunan ve bulunmayan birincil bakım verenlerin fiziksel ve psikolojik parametreler açısından karşılaştırılmasını amaçlamıştır. Gereç ve Yöntem: Bu kesitsel çalışma, İzmir’de bir üniversite hastanesinin nöroloji polikliniklerinden alınan 61 demans hastasının birincil aile bakıcısını içermektedir. Katılımcılar, bakım verme düzenlemelerine göre iki gruba ayrılmıştır: tek başına bakım verenler (n=26; %42,6) ve ikincil bir bakıcıyla birlikte bakım verenler (n=35; %57,4). Fiziksel sağlık, Nordic Kas-İskelet Sistemi Anketi (kas-iskelet sistemi bozuklukları), Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (fiziksel aktivite) ve Yorgunluk Şiddeti Ölçeği (yorgunluk) kullanılarak değerlendirilmiştir. Psikolojik sağlık ise Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği-Kısa Formu ve Zarit Bakıcı Yükü Ölçeği ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Gruplar arasında psikolojik ölçümler açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ancak, fiziksel sağlık açısından farklılıklar gözlemlenmiştir. İkincil bir bakıcısı olmayan bakıcılar, bakım verme görevleri nedeniyle günlerinin anlamlı derecede daha büyük bir bölümünü oturarak geçirmiştir (p=0,020). Ayrıca son yedi gün içinde omurga (p=0,05), üst ekstremiteler (p=0,046) ve alt ekstremitelerde (p=0,019) daha fazla kas-iskelet şikâyeti rapor edilmiştir. Sonuç: İkincil bir bakımverenin varlığı, demans hastalarına bakan birincil bakımverenlerin fiziksel sağlığıyla ilişkilidir; ancak psikolojik iyi oluş üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamaktadır. Bu bulgular, bakımverenlerin sağlıklarını koruyabilmeleri için fiziksel destek sağlanmasının gerekliliğini vurgulamaktadır. Özellikle bakımın kültürel olarak aile içinde yürütüldüğü toplumlarda, çok yönlü bakımveren destek programlarına duyulan ihtiyacı öne çıkarmaktadır.Article Ergenin Açık ve İlişkisel Saldırganlığının Duygusal Güvenlik Kuramı ve Kendini Belirme Kuramı Çerçevesinde Değerlendirilmesi(2024-06-30) Kocak, AylinBu araştırmanın amacı, Duygusal Güvenlik Kuramı ve Kendini Belirleme Kuramı ışığında, ergenin duygusal güvensizliği ile açık ve ilişkisel saldırganlık davranışları arasındaki ilişkide temel psikolojik ihtiyaç doyumunun aracı rolünü incelemektir. Araştırmaya, çoğunluğu orta sosyoekonomik düzeyden gelen ve ortaokul veya liseye devam eden toplam 234 ergen katılmıştır. Katılımcıların yaşları 11 ile 18 arasında değişmekte olup, yaş ortalaması 15.60’tır (%49 erkek). Araştırmada veri toplamak amacıyla Duygusal Güvenlik Ölçeği, Temel Psikolojik İhtiyaç Doyumu Ölçeği ve Çocukların Sosyal Davranış Ölçeği kullanılmıştır. Temel aracılık analizi yapısal eşitlik modellerinden yol analizi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Yol analizi sonucunda, ergenlerin artan duygusal güvensizliğinin temel psikolojik ihtiyaç doyumlarını azalttığı, bunun da daha fazla açık ve ilişkisel saldırganlıkla ilişkili olduğu ve temel psikolojik ihtiyaç doyumunun ergenin duygusal güvensizliği ile açık ve ilişkisel saldırganlık davranışları arasındaki ilişkiye aracılık ettiği bulunmuştur. Ek analizler ise yalnızca ilişkisellik ihtiyaç doyumunun ergenin duygusal güvensizliği ile açık ve ilişkisel saldırganlık davranışları arasındaki ilişkilere aracılık ettiğini göstermiştir. Ergenlerin duygusal güvensizliğinin, özellikle ilişkisellik ihtiyacı olmak üzere, temel psikolojik ihtiyaçlar aracılığıyla açık ve saldırganlıkla olan ilişkisine yönelik bulgular, iki kuram çerçevesinde kültürel boyutlar dikkate alınarak tartışılmıştır.Article Bullying in the Kitchen: A Research on Culinary Interns(2025-04-29) Irıgüler, FerayTicari mutfaklar, ağırlama sektöründe, çalışan devir hızının yüksek olmasının önemli sorun yarattığı departmanlardan biridir. Bu nedenle iş memnuniyetsizliği veya bırakmaya neden olan sebeplerin araştırılması gerekmektedir. Bu sebeplerden biri olan zorbalık konusu öne çıkan argümanlardan biri olarak alanyazında sıkça bahsedilmiştir. Bu araştırmanın amacı da mutfak stajyerlerinin zorbalığa uğrayıp uğramadığını ve bunun iş tatmini düzeylerini ve işten ayrılma niyetlerini nasıl etkilediğini bulmaktır. Buna ek olarak cinsiyet değişkenine dayalı zorbalığa maruz kalmada farklılıkların olup olmadığı da incelenmiştir. Örneklem, Türkiye'nin İzmir kentindeki 5 farklı kamu ve özel üniversitesinin mutfak sanatları, gastronomi ve/veya aşçılık programları lisans ve önlisans öğrencilerinden oluşmaktadır. Veriler, Eylül-Aralık 2023 tarihleri arasında 129 mutfak stajyerinden toplanmış; regresyon ve t-testi analizleri için SPSS kullanılmıştır. Ampirik sonuçlar, stajyerler arasında orta düzeyde zorbalığa maruz kalma olduğunu; kadın stajyerlerin mutfakta erkek meslektaşlarından daha fazla zorbalığa maruz kaldığını ve zorbalığın tüm stajyerler arasında işten ayrılma niyetini artırırken iş tatmini düzeylerini düşürdüğünü göstermiştir. Bu çalışma; yiyecek ve içecek işletmelerine stajyerler için iyi planlanmış bir eğitim programı geliştirme ve iş tatminini artırmak ve işgücü devir oranını azaltmak için olumlu bir çalışma ortamı yaratma konusunda yol gösterici olmayı amaçlamaktadır. Konu, ağırlama sektörü için yeni olmasa da mutfak stajyerleri arasında zorbalık konusunda yapılan az sayıda araştırma olduğu görülmektedir. Bu nedenle özellikle mutfakta zorbalık bağlamında literatüre katkıda bulunulması amaçlanmaktadır.Article Kişisel Gelişim Olanaklarına İlişkin Kişi-Kurum Değer Uyumunun İşe Adanmışlık ile İlişkisi: Çalışma Süresinin Rolü(2019-10-18) Ersoy, Nevra; Deniz, Muazzez Giray; Peker, MehmetBu çalışma kurumun sunduğu kişisel gelişim olanaklarına ilişkin çalışanın deneyimlediği değer uyumunun işe adanmışlık üzerindeki etkisini incelemiştir. İş Talepleri ve Kaynakları Modeli ile Tükenmişliğin ve Adanmışlığın AracılıkModeli’nden hareketle kurumun sunduğu kişisel gelişim olanaklarına ilişkin değer uyumunun işe adanmışlık ileeğrisel bir ilişki göstereceği ve Çekim-Seçim-Yıpranma Modeli’nden hareketle kurumdaki çalışma süresinin builişkide düzenleyici rol oynayacağı ileri sürülmüştür. Çalışma verisi 204 beyaz yaka çalışandan toplanmış ve farkdeğişkeni oluşturularak gerçekleştirilen polinom regresyon analizi ve tepki yüzey analizinin sonuçları değer uyumuile işe adanmışlık arasında eğrisel bir ilişki bulunduğunu göstermiştir. Kurumdaki çalışma süresi ise bu ilişkidedüzenleyici rol oynamıştır. Kurumdaki çalışma süresi daha az olan çalışanların işe adanmışlık düzeyleri değer uyumundan daha fazla etkilenmiştir. Çalışma sonuçları, iş kaynaklarının yanı sıra bu kaynaklara ilişkin değer uyumununönemini ve kurumdaki çalışma süresinin dikkate alınması gerekliliğini vurgulaması yönüyle önemlidir.Article Citation - Scopus: 2The Effect of Derogation Strategies Used by Females in Intrasexual Competition on Males' Mate Preferences(Turkish Psychologists Assoc, 2010) Dural, Seda; Karasar, Asu; Cetinkaya, Hakan; Çetinkaya, Seda DuralThis study investigated the effect of derogation strategies used by females in intrasexual competition on males' mate preferences. For this purpose, a total of four studies, one of them being a preliminary study, were conducted. In the preliminary study, a measurement tool including derogation strategies used by females in intrasexual competition was developed. The first study was conducted to examine which derogation strategies were used more frequently by females in intrasexual competition. Results showed that females used derogation strategies related to promiscuity and infidelity of their rivals more frequently than derogation strategies related to appearance of their rivals. The second study investigated the derogation strategies affecting males' decisions in mate preference. Findings showed that males were affected by derogation strategies including promiscuity and infidelity more than derogation strategies including appearance. The third study examined whether the results of the second study changed according to the relationship type (e.g., long term or short term) planned by males. The results of the multi-sample confirmatory factor analysis with mean structures indicated that there was no significant difference between long term and short term relationship groups for derogation strategies including promiscuity and infidelity. However, findings yielded a significant difference between the two groups in terms of derogation strategies including appearance; males in short term relationship group were affected by derogation strategies including appearance more than the males in long term relationship group.Article Citation - WoS: 2Hemispheric Asymmetry in Expression and Perception of Happiness(Turkish Psychologists Assoc, 2012) Gulbetekin, Evrim; Iyilikci, Osman; Amado, Sonia; Cetinkaya, Hakan; Dural, Seda; Çetinkaya, Seda DuralHemispheric asymmetries in happiness expression -which has an important role in interpersonal communication and its perception- have been studied using different techniques. However, it is not clear whether the source of the asymmetry is the poser or the observer. In Experiment I, we investigated on which hemiface (right/left) the expression of happiness was better identified. Subjects evaluated right-sided happy chimeric faces as more expressive. In Experiment II, we examined whether the source of the bias was the observer's hemispheric asymmetry or the poser's facial asymmetry. Stimuli were briefly presented unilaterally, either in the left visual field(LVF)/right hemisphere(RL) or in the right visual field(RVF)/left hemisphere(LH). Faces were recognized faster in LVF condition, but they were evaluated as more expressive in RVF condition. Right-sided happy faces were found to be more expressive in RVF condition. Results indicated LH superiority in the recognition of happy expression and a RH superiority in the duration of facial processing. Additionally findings pointed out a sex difference in subjects' evaluation time and evaluation scores. Men evaluated the stimuli faster in the RH condition than they did in the LH condition; while women evaluated the faces with higher scores in LH than they did in RH condition.Article Covıd-19 Korkusu ve Psikolojik Sıkıntı İlişkisinde Bilişsel Duygu Düzenleme Stratejilerinin Aracı ve Düzenleyici Rolü(2023-12-31) Sayınta, Senanur; Gürül, Başak; Tuna, Ezgi; Koçak, HaticenurCOVID-19 salgını, bireylerin fiziksel ve psikolojik iyilik hallerine dünya çapında bir tehdit oluşturmuştur. Yapılan çalışmalar, korku ve kaygının salgına karşı verilen en yaygın tepkiler arasında olduğunu göstermektedir. COVID-19 korkusunun psikolojik sıkıntı düzeylerinin yükselmesine katkıda bulunduğuna dair bilimsel kanıtlar düşünüldüğünde, bu duygunun etkili bir şekilde düzenlenememesi, psikolojik bozuklukların başlaması için bir yatkınlık oluşturabilir. Bu çalışmanın amacı, COVID-19 korkusu ile psikolojik sıkıntı düzeyi arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı ve düzenleyici rolünü incelemektir. Veriler, 587 Türk yetişkinden (Ort.yaş = 37, SS = 15.25) COVID- 19 korkusu, bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve psikolojik sıkıntı ölçümlerini içeren çevrimiçi öz bildirim anketleri aracılığıyla toplanmıştır. COVID-19 korkusu ve psikolojik sıkıntı düzeyi ilişkisinde bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı olduğu çoklu aracılık modeli test edilmiş ve istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Buna göre; kabullenme, ruminasyon, felaketleştirme ve başkalarını suçlama stratejilerinin COVID-19 korkusu ile psikolojik sıkıntı arasındaki ilişkide kısmi aracı rolü üstlendiği görülmüştür. Kabullenme stratejisinin bu ilişkideki düzenleyici rolü de istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Buna göre, kabullenme stratejisini daha sık kullananlarda COVID-19 korkusu ile psikolojik sıkıntı düzeyi arasında daha güçlü bir ilişki olduğu görülmüştür. Bulgular, bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin kullanımının bireylerin COVID-19 korkusu ve psikolojik sıkıntı düzeyi arasındaki ilişkide rol oynadığını göstermiştir. Görece daha az işlevsel olan duygu düzenleme stratejilerinin kullanımını azaltmayı hedeflemek, salgından etkilenen bireylerde psikolojik iyilik halini artırmak için etkili bir yol olabilir.Article Kovid-19 Kaynaklı Endişenin Yaygın Anksiyete Bozukluğuna Etkisinde Bilinçli Farkındalık, Bilişsel Kontrol ve Bilişsel Esneklik Değişkenlerinin Aracı Rolü(Association for Clinical Psychology Research, 2024-04-25) Meral Öğütçü, Yasemin; Yakın, İ.; Çarboğa, G.; Bayram, Ö.E.; Meral, YaseminThe outbreak of COVID-19 presents a threat to human psychology and shows an increase in anxiety. With the uncertainty during the pandemic, individuals are concerned about different areas in their life such as health or economy. Thus, an increase in Generalized Anxiety Disorder (GAD) symptoms is expected. The present study aimed to investigate the association between COVID-19 concerns and GAD-symptoms, and the mediating roles of Mindfulness, Cognitive Control (CC), and Cognitive Flexibility (CF) in this relationship. 458 individuals aged between 18-75 (78.4% female, 21.6% male) participated in the present study. Data was collected online using self-reported questionnaires measuring concerns related to COVID-19, GAD-symptoms, Mindfulness, CC, and CF. The results of the present study showed that GAD-symptoms were significantly predicted by coronavirus concerns. The more worries about the pandemic outcome, the higher GAD-symptoms were reported. Moreover, this association was mediated by Mindfulness and CC. Mindful individuals and those with higher CC showed fewer GAD-symptoms. Even though CF has been found as decreasing anxiety symptoms, it did not affect coronavirus concerns. Regarding GAD, individuals’ worries are not unrealistic, but mostly not linked to real threat. During the pandemic on the other hand, worries are related to real danger. Thus, beliefs about the pandemic might not be maladaptive. Instead of changing these beliefs, having the ability to direct attention purposefully through CC might be more functional. Furthermore, accepting their experiences in a non-judgmental way might be adaptive. These results highlight that individuals with GAD-symp-toms might benefit from interventions based on Mindfulness and CC during the pandemic. © 2024 Association of Clinical Psychology Research. All rights reserved.
