TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4
Browse
6 results
Search Results
Article Ankilozan Spondilitli Bireylerde Hangi Solunum Eğitimi Daha Etkilidir: 360-Derece Ekspanse Diyafram Egzersizleri Mi, Standart Diyafram Egzersizleri Mi? Randomize Kontrollü Çalışma(2025-09-30) Urak, Özkan; Sari, Ismail; Gurpinar, Baris; Yeşilyurt, Seda YakıtAmaç: Solunum komplikasyonları genellikle asemptomatik olsa da Ankilozan Spondilit (AS) hastalarında önemli bir morbidite ve mortalite nedenidir. Egzersizin AS yönetimindeki kanıtlanmış faydalarına rağmen, geleneksel diyafram nefesi ile göğüs kafesinin tamamını hedefleyen çok boyutlu, yenilikçi yaklaşımların karşılaştırıldığı sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışma, standart diyafram nefesi ile sensör destekli 360 derece ekspanse diyafram nefesi egzersizlerinin solunum fonksiyonu, hastalık aktivitesi ve fiziksel kapasite üzerindeki etkilerini değerlendirerek bu boşluğu doldurmayı amaçlamıştır. Gereç ve Yöntem: AS tanısı almış 50 birey, standart diyafram nefesi grubu (DG) veya 360 derece ekspanse diyafram nefesi grubu (360DG) olmak üzere rastgele iki gruba ayrılmıştır. Her iki gruba da altı hafta boyunca haftada iki kez denetimli egzersiz uygulanmıştır. Değerlendirilen sonuçlar arasında solunum fonksiyon testleri, maksimal inspiratuvar ve ekspiratuvar basınçlar (MIP/MEP) ve AS’ye özgü indeksler yer almıştır. Bulgular: Her iki grupta da işlevsel indeksler ve solunum parametrelerinde anlamlı iyileşmeler gözlemlenmiş, ancak gruplar arası farklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0,05). Özellikle, DG grubunda FEV1/FVC oranında anlamlı bir artış (p = 0,017), 360DG grubunda ise FVC değerinde anlamlı bir artış (p = 0,007) saptanmıştır. Solunum kas gücü (MIP ve MEP) her iki grupta da anlamlı şekilde artmıştır (p<0,05). Sonuç: Bu randomize kontrollü çalışma, AS’de 360 derece ekspanse diyafram nefesi egzersizlerini değerlendiren ilk çalışmalardan biridir. Bulgular hem standart hem de sensör destekli nefes egzersizlerinin solunum ve fonksiyonel sonuçları iyileştirmede güvenli ve etkili olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar, fizyoterapistler ve klinisyenler için kişiye özel solunum eğitiminin AS rehabilitasyon programlarına entegre edilmesinin klinik önemini vurgulamakta ve hasta bakımını geliştirmek için esnek, kanıta dayalı stratejiler sunmaktadır.Article Multipl Sklerozlu Bireylerde Üriner Semptomlar, Bağırsak Semptomları ve Cinsel İşlev Bozukluğunun Tedavisinde Pelvik Taban Kas Eğitimi: Geleneksel Derleme(2024) Kahraman, Turhan; Yavaş, İpek; Ertekin, ÖzgeMultipl skleroz (MS), santral sinir sisteminin otoimmün kaynaklı nöro dejeneratif bir hastalığıdır. MS’li bireyler santral sinir sistemi tutulumuna bağlı çok çeşitli semptomlar yaşayabilmektedir. MS’li bireylerin %80’inden fazlası üriner semptomlar, %39-73’ü bağırsak semptomları ve %40-90’ı cinsel işlev bo zukluğu bildirmektedir. Aynı zamanda bu semptomlar MS’li bireyin yaşam ka litesini olumsuz yönde etkileyen bir dizi soruna yol açmaktadır. Bu semptomların tedavisinde kullanılan fizyoterapi yöntemlerinden olan pelvik taban kas eğitimi günümüzde üriner inkontinans, pelvik organ prolapsusu ve fekal inkontinans için öncelikli tercih edilen bir tedavi seçeneğidir ayrıca cinsel işlevi iyileştirmede et kili olabileceğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Bu derlemenin amacı, MS’li bireylerde pelvik taban kas eğitiminin önemini ve MS’ye bağlı üriner semptom lar, bağırsak semptomları ve cinsel işlev bozukluğunun yönetimindeki yerini vur gulamaktır. MS’li bireylerde pelvik taban kas eğitimi üriner inkontinans, aşırı aktif mesane ve cinsel işlev bozukluğu tedavisinde etkili bir yöntemdir. Ayrıca pelvik taban kas eğitimi alan MS’li bireylerde yaşam kalitesi de artmaktadır. Li teratürde biofeedback eğitiminin fekal inkontinans ve konstipasyon için etkili ol duğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Çalışmalar müdahalelerini pelvik taban kas eğitimi olarak tanımlanmasa da biofeedback eğitimi pelvik taban kas eğitiminde egzersizlerin doğrulanması ve eğitimin gerçekleşmesi amacıyla kul lanılan bir yöntemdir bu nedenle de pelvik taban kas eğitiminin fekal inkonti nansı ve konstipasyonu tedavi etmede etkili bir yöntem olduğu görülmektedir. MS’li bireylerde üriner retansiyonun tedavi edilmesinde mevcut bir çalışma bu lunmasa da ümit vaat eden bir alandır ve araştırılması gerekmektedir. Ayrıca mev cut kanıtların güçlendirilmesi ve net bir tedavi protokolünün tanımlanması için metodolojik olarak kaliteli araştırmalara ihtiyaç vardır.Article Bağımsız Bileşen Analizi ve Makine Öğrenmesi Kullanılarak Omurilik Yaralanması Olan Kişilerden Alınan Eeg Sinyallerinden El Hareketlerinin Sınıflandırılması(2024-09-15) Sayılgan, EbruBu çalışmanın temel amacı, Omurilik Yaralanması (OY) olan kişilerin, kol ve el hareketlerinin, kodu çözülebilir nöral bağıntılarını koruduğunu göstermektir. OY’li on kişiden pronasyon, süpinasyon, palmar kavrama, lateral kavrama ve el açma hareketleri düşündürülerek alınan ElektroEnsefaloGrafi (EEG) sinyallerinin ayırt edici hareket bilgisi araştırılmıştır. Bunu yaparken kullanılan yöntemlerde Bağımsız Bileşen Analizi (BBA/ICA) yöntemi hem artefakt gidermede hem de yeni bir yaklaşım olarak öznitelik vektörlerini çıkarmada kullanılmıştır. Önerilen yöntemde öznitelik vektörleri bağımsız bileşenlerde ortak bilgi matrisi çıkarılarak oluşturulmuştur. Çıkarılan ve seçimi yapılan öznitelik vektörleri dört farklı makine öğrenmesi modeli (Destek Vektör Makinesi (DVM), k-En Yakın Komşuluk (k-EYK), AdaBoost ve Karar Ağaçları (KA)) ile test edilmiştir. Model değerlendirme aşamasında aşırı öğrenmenin önüne geçmek için 5-katlamalı çapraz doğrulama ve hata matrisi yöntemleri kullanılmıştır. Sonuç olarak, incelenen beş sınıfa göre elde edilen başarım oldukça yüksek çıkmıştır. Deneklerin ortalaması alındığında elde edilen model doğruluk değerleri sırasıyla DVM’de 0.9024±0.0781, k-EYK’da 0.8582±0.0985, AdaBoost’ta 0.7924±0.0937 ve KA’da 0.8089±0.0645 olarak hesaplanmıştır. Bu sonuçlara dayanarak OY olan bireylerin kol ve el hareketlerinin ayırt edicilik performansının önerilen yöntem ile oldukça yüksek sonuçlar verdiği görülmektedir. BBA yöntemine dayalı bir öznitelik çıkarma ve DVM modeli ile sınıflandırma metodolojisinin OY’li hastaların rehabilitasyon tedavisinde EEG temelli beyin bilgisayar arayüzü uygulamalarına önemli bir katkısı olacağı düşünülmektedir.Article Citation - WoS: 1Practices of Physiotherapists on the Risk of Falls and Prevention in Clients Aged 65 and Older: Online Survey Results(Dokuz eylul univ inst health sciences, 2024-01-31) Tuna, Hülya; Gurpınar, Barış; İlçin, NursenPurpose: Physiotherapists frequently interact with elderly clients. We aimed to determine the physiotherapists' practices for fall risk and prevention in clients at 65 years and older. Material and Methods: Seventy-two physiotherapists responded to online survey including questions about demographic and professional characteristics, the awareness and practices of physiotherapists on falling and preventing falls. Results: Ninety-one point seven percent of physiotherapists reported that fall risk should be determined in all clients at 65 years and older. Thirty point six percent of them stated that they evaluated the risk of falling in case of necessity, 83.3% stated that they did not use a standard assessment-treatment flow chart for risk of falling. In elderly clients with low or no risk of falling, 8.1% of physiotherapists; In elderly clients with high risk of falling 83.3% of physiotherapist applied a preventive physiotherapy approach to prevent falls. The rate of physiotherapists who provide education and advice on fall prevention to elderly clients with low or no fall risk is 67.9%, while 73.5% prefer assistive device reclamation in elderly clients with a high risk of falling. Conclusion: Interventions should be planned to improve fall risk awareness and practices among physiotherapists by following a standard assessment-treatment flow chart for their clients 65 years and older.Article Investigation of the Relationship Between Lumbar Spine Mri Findings and Pain in Patients Who Received and Did Not Receive Parkinson's Treatment(2023-07-03) Issı, Zeynep; Eren, Fatma Ayşen; Gürsoy Çirkinoğlu, Gözde; Beyaz, Serbülent Gökhan; Tuncer, Zeynep; Gürsoy, GözdeObjectives: Parkinson's disease is a chronic, progressive neurodegenerative disorder. Pain is a common symptom in Parkinson's disease, but the prevalence, characteristics, and documentation of its relationship with Parkinson's disease are insufficient. In this study, it was aimed to evaluate the relationship between lumbar spine magnetic resonance imaging (MRI) findings in patients who received and did not receive Parkinson's treatment. Methods: The demographic characteristics of patients with diagnosed Parkinson's disease were retrospectively obtained from the records. Their pain was grouped and the Hoehn Yahr stage at the first examination, and the interventional treatments performed were recorded. MRI measurements were made in the axial plane and sagittal plane of the spinal canal, whereas Ligamentum flavum measurements were made on both the right and left sides. Results: Twenty-six patients were included in the study. The average age was 73.5. Notably, 57.7% of patients were not diagnosed with Parkinson's disease prior to admission, while the Hoehn Yahr stage mostly comprised Stage 2 with 53.8%. Additionally, low back, waist, and hip pain was observed in 84.6% (n = 22), whereas 61.5% (n = 16) of patients experienced radicular pain. Epidural injections accounted for 33.2%. On lumbar MRI, the most narrow spinal segment on axial measurement was shown to be L4-L5. The axial spinal canal measurement of the Hoehn Yahr 1 group was observed to be significantly lower than the Hoehn Yahr 2 group. Conclusions: Optimal management for lumbar pain that increases with age is currently inadequate. There is a need to conduct larger studies on pain complaints, which is one of the frequently experienced non-motor symptoms in Parkinson's disease, as well as the interventional methods applied.Article Function, Pain and Dynamic Balance Before and After Kinesio Taping in Older Women With Knee Osteoarthritis: a Pilot Study(2022-06-30) Hantal, Sule Badıllı; Yeşilyurt, Seda Yakıt; Birinci, Tansu; Badilli, Feyza SuleObjective: The study aim to establish the effect of single-session Kinesio Taping (KT) application upon the function, pain, and dynamic balance in older women with knee osteoarthritis (OA). Materials and Methods: Thirty-women with unilateral knee (OA) were included. A single-session KT intervention was applied to the quadriceps-femoris and hamstrings muscles. All assessments were performed three times, before Kinesio taping, 30 minutes and 48 hours after taping. Functional level and pain were evaluated with the Knee Injury and Osteoarthritis Outcome Score (KOOS), and the dynamic balance was evaluated with the libra-computerized balance device. Results: Symptoms (p=0.001), pain (p=0.001), function-daily life (p=0.001), quality of life (p=0.01) subscale scores of KOOS and bipedal (p=0.005) and affected side (p=0.002) dynamic balance results showed statistically significant improvements among the three time points. Conclusion: A single session Kinesio taping application provided a statistically significant improvement and a short-term positive effect, which did not cause clinically significant changes in the function, pain and dynamic balances of elderly women with unilateral knee osteoarthritis.
