TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4

Browse

Search Results

Now showing 1 - 9 of 9
  • Article
    Ergenin Açık ve İlişkisel Saldırganlığının Duygusal Güvenlik Kuramı ve Kendini Belirme Kuramı Çerçevesinde Değerlendirilmesi
    (2024-06-30) Kocak, Aylin
    Bu araştırmanın amacı, Duygusal Güvenlik Kuramı ve Kendini Belirleme Kuramı ışığında, ergenin duygusal güvensizliği ile açık ve ilişkisel saldırganlık davranışları arasındaki ilişkide temel psikolojik ihtiyaç doyumunun aracı rolünü incelemektir. Araştırmaya, çoğunluğu orta sosyoekonomik düzeyden gelen ve ortaokul veya liseye devam eden toplam 234 ergen katılmıştır. Katılımcıların yaşları 11 ile 18 arasında değişmekte olup, yaş ortalaması 15.60’tır (%49 erkek). Araştırmada veri toplamak amacıyla Duygusal Güvenlik Ölçeği, Temel Psikolojik İhtiyaç Doyumu Ölçeği ve Çocukların Sosyal Davranış Ölçeği kullanılmıştır. Temel aracılık analizi yapısal eşitlik modellerinden yol analizi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Yol analizi sonucunda, ergenlerin artan duygusal güvensizliğinin temel psikolojik ihtiyaç doyumlarını azalttığı, bunun da daha fazla açık ve ilişkisel saldırganlıkla ilişkili olduğu ve temel psikolojik ihtiyaç doyumunun ergenin duygusal güvensizliği ile açık ve ilişkisel saldırganlık davranışları arasındaki ilişkiye aracılık ettiği bulunmuştur. Ek analizler ise yalnızca ilişkisellik ihtiyaç doyumunun ergenin duygusal güvensizliği ile açık ve ilişkisel saldırganlık davranışları arasındaki ilişkilere aracılık ettiğini göstermiştir. Ergenlerin duygusal güvensizliğinin, özellikle ilişkisellik ihtiyacı olmak üzere, temel psikolojik ihtiyaçlar aracılığıyla açık ve saldırganlıkla olan ilişkisine yönelik bulgular, iki kuram çerçevesinde kültürel boyutlar dikkate alınarak tartışılmıştır.
  • Article
    A Review on University-Industry Collaborations from an Institutional Theory and Institutional Resilience Perspective
    (2024-10-25) Dirik, Deniz; Aktan, Ahenk
    Institutional theory posits that organizations are in a reciprocal relationship with their environment, and in this sense, organizations are both shaped by their environment and reconstruct the existing environment with their actions. In an environment where actors mutually and reciprocally influence each other, there are substantial literature studies showing that the institutional effects may be an important factor for determining interfirm collaborations. However, the literature on institutional explanations for the establishment or non-formation of collaborations between university and industry in such environmental settings is relatively limited. In that regard, we employ institutional approach as a conceptual basis for the understanding of the processes of university- industry interactions. In our conceptual study, we aim to extend the institutional perspective by focusing on interorganizational collaborations in terms of university-industry collective interactions where the actors mutually concerned with the normative, coercive, and mimetic pressures. We introduce the concept of institutional resilience to Triple Helix Model to propose some new research avenues.
  • Article
    Terekenin Resmi Defterinin Tutulması Talebinden Sonra Miras Ortaklığına Temsilci Atanmasının İstenmesi
    (2023) Özcan, Cem
    Miras hukukunda, mirasbırakanın vefatının ardından, mirasçıların kendilerine tanınan yasal süre dolmadan önce tereke işlerine gereğinden fazla karışmamak koşuluyla, mirası reddetme hakları bulunmaktadır. Bu imkanın yanı sıra mirasçılar medeni kanun hükümleri uyarınca terekenin resmi defterinin tutulmasını isteyebilirler. Diğer yandan Türk Medeni Kanunu (TMK) mirasçılara miras ortaklığına temsilci atanmasını talep etme imkanını da sunmaktadır. Terekenin resmi defterinin tutulmasına başlandıktan sonra, mirasçılardan birinin miras ortaklığına temsilci atanmasını istemesinin TMK m.610/f.2 anlamında tereke işlerine gereğinden fazla karışma teşkil edip etmeyeceği ve buna bağlı olarak da bu mirasçının mirası red hakkını kaybedip etmeyeceği hukuki bir sorun oluşturmaktadır.
  • Article
    Anksiyete Düzeyleri Açısından Boşanmış ve Evli Anneler ile Çocuklarının İncelenmesi
    (2011) Gregory, Nilgün Öngider
    Amaç: Bu araştırmada, boşanmanın çocuk üzerindeki etkilerinin incelenmesi amacı ile, boşanmış ve evli ailelerden gelen anneler ve onların çocuklarının anksiyete düzeyleri karşılaştırılmıştır.Yöntemler: Araştırmanın örneklemi, İzmir ilindeki bir ilköğretim okuluna devam eden anne-babası boşanmış ve evli olan 3-6. sınıf öğrencileri ve onların annelerinden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan çocuklara, Çocuklar İçin Durumluk ve Sürekli Anksiyete Ölçeği ile Bireysel Bilgi Formu; annelere ise, STAI ve Bireysel Bilgi Formu uygulanmıştır.Bulgular: Anne-babası boşanmış olan çocukların durumluk ve sürekli anksiyete düzeylerinin, anne-babası evli olan çocuklara göre daha yüksek olduğu (t=4.13 p<0.05, t=5.08 p<0.05) bulunmuştur. Benzer şekilde, boşanmış annelerin durumluk ve sürekli anksiyete düzeylerinin, evli annelere göre daha yüksek olduğu da (t=5.76 p<0.05, t=6.31 p<0.01) bulunmuştur. Sonuç: Anne-babası boşanmış olan çocukların ve bu çocukların annelerinin anksiyete düzeylerinin anne-babası evli olan çocuklara ve bunların annelerine göre yüksek bulunması, boşanmanın hem çocuklar hem de anneleri üzerinde olumsuz etkilere neden olduğunu düşündürmektedir.
  • Article
    Fransız Hukukunda Aile Arabuluculuğu
    (2017) Özcan, Cem
    Aile hukukundan kaynaklanan hukuki sorunların kendine has bazı özellikleri vardır çünkü toplumun temel direği olan aile kavramı hukuki, psikolojik ve sosyal yönlerden oluşmaktadır.Aile arabuluculuğu, aile hukukunun ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Fransa'da aile arabuluculuğu sivil toplum örgütlerinin inisiyatifi sayesinde kurulmuştur. Aile arabuluculuğunun yasal çerçevesi 2000'li yıllarda oluşturulmuştur ve bugün aile arabuluculuğu mesleği Fransız yargı sistemine tamamen entegre olmuş durumdadır. Fransız aile arabuluculuğu sistemi Avrupa'da önemli bir modeldir. Bununla birlikte bu sistemin etkinliği hâlâ tartışmaya açık durumdadır. Bu nedenle bu sistemin daha iyi anlaşılabilmesi için avantajları ve dezavantajlarının incelenmesi gerekmektedir.
  • Article
    Citation - Scopus: 1
    Investigating Alexithymia, Emotional Expression, Childhood Trauma, and Attachment in Self-Reported Disordered Eating Behaviour
    (Association for Clinical Psychology Research, 2021) Özdemir, İ.; Tükel, Ş.
    Eating disorders, a diagnostic group in which eating behaviour is seriously impaired, are a growing problem worldwide. Psychological factors underlying eating disorders have been investigated, yet no definite conclusions have been drawn. An important area of research is the relationship between eating disorders, early childhood experiences, and emotional expression difficulties. The purpose of this study was to examine the early childhood traumas, alexithymia, emotional expression, and attachment styles in young adults with self-reported disordered eating behaviour, in comparison with individuals with no reported disordered eating behaviour and health issues. Included in the study were 39 participants with disordered eating behaviour and 20 participants as control, between 18-35 years of age, and consisting 43 women and 16 men. Participants completed medical history and sociodemographic information form, Childhood Trauma Questionnaire, Twenty-Item Toronto Alexithymia Scale, Emotional Expression Questionnaire, and Experience in Close Relationships. Results showed that physical abuse and alexithymia were significantly more prevalent in individuals with self-reported disordered eating behaviour. Attachment anxiety and avoidance scores were high in both groups, with no significant difference. There was no difference in emotional expression in positive, negative or intimacy subscores between groups. Findings suggested that clinical psychologists need to examine early childhood experiences, family dynamics, and alexithymia in detail to apply more efficient intervention approaches for young adults with disordered eating behaviour. It is also remarkable that more than half of the individuals with disordered eating behaviour have not received any psychological consultation indicating that there is a need for increasing public awareness towards eating behaviour problems. © 2021 Association of Clinical Psychology Research. All rights reserved.
  • Article
    Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine Dair Lahey Sözleşmesi Uyarınca Koruma ve Ziyaret Hakkı
    (2020-12-17) Akduman, Ebru
    Türkiye 2000 yılından beri “Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine Dair Lahey Sözleşmesi”’ne taraftır. LaheySözleşmesi’nin amacı, esas olarak velayet hakkını ihlal ederek kaçırılan veya alıkonulan çocuğun en kısa zamanda mutadmeskenine iadesinin sağlanmasıdır. Bunun için öncelikle Sözleşme’de yer alan “mutad mesken”, “mutad mesken hukuku”,“koruma hakkı” ve “ziyaret hakkı” kavramlarının kapsamının belirlenmesi gerekir. Sözleşme’nin uygulama alanı bulabilmesiiçin, çocuğun mutad meskeninin taraf devletlerden birinde bulunması gerekmekte olup bununla kastedilen, çocuğun yerdeğiştirme ey¬leminden hemen önceki fiili yaşam merkezidir. Sözleşme’de koruma hakkı ile ziyaret hakkı tanımlanmışancak mutad mesken kasıtlı olarak tanımlanmamıştır. Sözleşme’de velayet hakkı kavramı yerine koruma hakkı kavramıkullanılmış ve “çocuğun şahsının bakım hakkı ve özellikle ikamet yerinin tespiti hakkı” olarak tanımlanmıştır. Hukuk sistemlerikoruma hakkı bakımından velayet hakkı ve sair farklı bir termino¬lojiye sahip olabilir ama önemli olan bu hakkın hangiyetki ve görevleri kapsadığıdır. Sözleşme’de yer alan diğer bir önemli kavram olan ziyaret hakkı, şahsi ilişki hakkı olup“çocuğun, sınırlı bir süre için, mutad ikametgâhından başka bir yere götürülmesi hakkı” vermektedir. İlgili madde hükmündençocuğun başka bir yere götürülmesinden kastedilenin mutlak surette başka bir akit devlet olup olmadığı anlaşılamamaktadır.Sözleşme’de çocuğun mutad meskeninin bulunduğu devlet kanununa gönderme yapılmakla beraber bu devletin kanunlarihtilafı kurallarının dikkate alınıp alınmayacağı açık değildir. Prensip olarak, milletlerarası sözleşmelerin uygulanmasındaatıf genellikle dikkate alınmamaktadır. Bununla beraber, geçerli bir koruma hakkının bulunup bulunmadığının çocuğunmutad meskeni hukukunun kanunlar ihtilafı kurallarının gösterdiği maddi hukuka göre belirlenmesi Sözleşme’nin temelamacına daha uygun olacaktır.
  • Report
    Dijital Romantizm: Y Kuşağının Romantik İlişkilerinde Sosyal Medyanın Rolü Üzerine Bir Araştırma:
    (2019-02-11) Özer, Asuman; Alikılıç, İnanç; Alikılıç, Özlem
    Sosyal medya, sürekli gelişen teknolojisiyle kuşaklar üzerinde etkili olduğu kadar en aktifkullanıcılarından biri olan Y kuşağının romantik ilişkileri kapsamında da oldukça etkindir. Ykuşağının, teknoloji sever ve sosyal medyayı sık ve etkin kullanan bireylerden oluştuğu, sosyalmedyanın da Y kuşağı üzerinde etkisinin fazla olduğu bilinmektedir. Bu etki sadece içerik oluşturma,paylaşım, sosyalleşme, bağlantılı kalma, etkileşim, arkadaşlık, bilgi akışı, öğrenme gibi faaliyetlerlesınırlı değildir. Sosyal medya kullanımının giderek artmasıyla çiftler, ilişkilerini sosyal medyadaherkese göstererek yaşama eğilimi göstermektedirler. Sosyal medya kullanımını günlük hayatlarınınbirer parçası haline getiren çiftler, sosyal medyayı sadece ilişkilerini duyurmak, ifade etmek için değilaynı zamanda partnerlerini kontrol etmek, gözetlemek ve haklarında bilgi almak için de kullanmayabaşlamışlardır. Sosyal medyanın romantik ilişkileri nasıl etkilediği konulu bu çalışmanın amacı,Y kuşağının sosyal medya pratiklerinin, romantik ilişkilerindeki davranışları üzerindeki rolünüölçmektir. Y kuşağını temsil eden 406 kişiye anket uygulanmıştır. Kıskançlık ve gözetim davranışlarıile cinsiyet grupları arasında anlamlı bir fark tespit edilememiş ancak en kıskanç grubun bekar veilişkisi olmayanlar olduğu; evli olmayan çiftlerin sosyal medyada kıskanma ve gözetim davranışınınevli olan çiftlere göre daha fazla olduğu saptanmıştır. Y kuşağı bireylerinde yaş ilerledikçe sosyalmedyada partnerlerini kıskanma ve gözetleme eğiliminin azaldığı görülmüştür.
  • Article
    The Use of Contraceptive Method Patterns Evaluation at Family Health Centers
    (Istanbul Univ, Fac Medicine, Publ Off, 2021-09-24) Gokdemir, Ozden; Pak, Halil; Aygun, Olgu; Bulut, Ulku; Ekim Yardim, Sabire Ilke; Balik, Gurcan; Yaprak, Seval; Özçakar, Nilgün; Batur, Ülkü Bulut; Yardım, Sabire Ilke Ekim
    Objective: Family planning is one of key responsibilities of family physicians; providing birth control methods, and ensuring its practical application remains important for maternal and child health. The aim of this study is to determine the contraception methods used by the individuals who applied to Family Health Centers (FHC) and to reveal the relationship between family planning methods chosen. Material and Methods: A descriptive research method was adopted for this study using the follow-up records of the FHCs. One thousand two hundred thirty-two follow-up records in total were accessed between March 2018 and December 2018, and SPSS 21.0 was used for data analysis. Results: Mean ranks provide evidence that age scores were higher for the users of tubal ligation, and this group had significantly more children than the users of combined oral contraceptives (p<0.001), condom (p<0.001) and intrauterine device (p=0.043). When all the follow-ups were evaluated, it was seen that the number of people who did not use contraceptive methods was high. Conclusion: Family planning and sexual education are associated with the availability and sustainability of resources that are crucial for healthcare. It remains important to provide Family Planning counseling to those who do not use any contraceptive method during the follow-up.