TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4
Browse
105 results
Search Results
Article Bir İnsan Hakkı Olarak Dijital Eğitim ve Olağandışı Durumlar(2025-04-30) Erol, Dr. Melih UğraşGünümüz koşullarında pek çok konu dijital ortamda şekillenmektedir. Bunlardan bir tanesi de dijitalleşme, insan hakları ve eğitimin birbirleriyle olan ilişkisidir. Dijital ortamda şekillenen eğitim, dijital eğitim, artık insan hakları hukukunun konusu haline gelmiştir. Bir insan hakkı olarak dijital eğitim hakkı, yarattığı imkânlarla insan hakları açısından son derece faydalı olabilir; ancak zorluklar nedeniyle bazı soru işaretlerini de beraberinde getirebilmektedir. Özellikle afet, savaş, silahlı çatışmalar veya salgın hastalık gibi olağandışı durumlarda, oluşabilecek olumsuz koşulları engelleyerek veya neticelerini hafifleterek eğitim hakkını güvence altına alan dijital eğitim hakkı büyük önem taşımaktadır. Olağandışı durumlarda, dijital eğitim hakkı ve dijital imkânlar sayesinde eğitimin devamlılığı sağlanırken, dijital dünyanın getirdiği sorunlar bazı risklere yol açabilmektedir. Mevcut çalışma, eğitim hakkının dijital ortamda şekillendiğini ve dijital eğitimin bir insan hakkı olarak kabul edilmesinin zorunlu olduğunu savunmaktadır. Ayrıca, dijital eğitim hakkının diğer insan haklarıyla ilişkisi değerlendirilmektedir. Eğitim, dijitalleşme ve insan hakları arasındaki etkileşimin karmaşıklığı ile olağandışı durumlarda dijital eğitim hakkıyla bağlantılı dinamiklerin değişkenliği ele alınmaktadır.Article Yoksun Kalınan Kazanç Hesap Yöntemine İlişkin Seçimlik Hakkın Ne Zaman Kullanılacağı Sorunu(2024-12-31) Kocakaya, Turan; Ozaner, Duru Helin6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (“SMK”) m. 151, hak sahibi tarafından açılacak tazminat davalarında, yoksun kalınan kazancın hesaplanmasına ilişkin düzenlemeyi içermektedir. Maddede yoksun kalınan kazancın hesaplanmasına yönelik, davacıya üç tazminat hesaplama yöntemi seçimlik olarak tanınmıştır. Maddede davacıya tanınan seçimlik hakkın davacı tarafından ne şekilde ve ne zaman kullanılacağı hususu ise açık bir şekilde düzenlenmemiş olup, kanun koyucu tarafından yalnızca davacının bu seçimlik haklardan birisinin seçileceği düzenleme altına alınmıştır. Yerleşik Yargıtay uygulamasında, davacının bu seçimlik hakkını davanın başında, henüz davalıya ait defter ve belgelerin mahkemeye sunulmasından önce kullanması gerektiği ifade edilmektedir. İşbu çalışma kapsamında inceleme altına alınarak aksi yöndeki Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve yerleşik içtihat çerçevesinde seçimlik hakkın ne zaman kullanılacağına ilişkin sorunlar incelenmektedir.Article 4483 Sayılı Kanun Uyarınca İtiraz Merciinin "İdari" Niteliği Sorunu(2024-12-31) Karahan, BarışMemurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanması konusunda genel kanun niteliği taşıyan 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun bu kişilerin görevleri sebebiyle işlediği suçların soruşturulmasını kural olarak izne tabi tutmaktadır. İzin vermeye yetkili makam anlamına gelen yetkili merci kararlarının yine “idari” nitelikte olacağı öngörülen itiraz merci kararıyla inceleneceği öngörülmüştür. İtiraz merci eldeki işin bir dava, kendisinin de bir mahkeme olmadığını birçok kararında vurgulamakta ve yaptığı incelemelerde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununu uygulamayarak bunu teyit etmektedir. Bununla birlikte temel hak ve özgürlüklerin korunması amacı ağır bastığında bu yaklaşımdan sapıldığı görülebilmektedir. Bu çalışmada temel hak ve özgürlüklerin korunması amacı ağır bastığında itiraz merciinin “idari” niteliğinin sürdürülüp sürdürülemeyeceği tartışılmaktadır.Article Dijitalleşmenin İnsan Haklarına Getirdiği İkilemleri Savunmasız Gruplar Örneği Üzerinden Anlamak(2024-12-31) Erol, Melih Uğraş; Erol, Dr. Melih UğraşSavunmasız gruplar, toplum içerisinde fiziksel veya zihinsel olarak kolayca incinebilen veya saldırıya uğrayabilen kişilerdir. Savunmasız gruplar için yaşanmakta olan dijital çağ farklı açılardan önem arz etmektedir. Dijital çağ savunmasız gruplar için bir yandan insan haklarının kullanılmasını ve korunmasını kolaylaştırırken diğer yandan insan haklarının daha kolay ihlal ve istismar edilebildiği bir ikili ortamı yaratmaktadır. Bu ikilemlerin en önemli örneklerinden bir tanesi bir yanda dijital çağda ifade özgürlüğü diğer yanda ise savunmasız grupların karşılaşacakları çevrimiçi nefret söylemleridir. Çevrimiçi nefret söylemleri savunmasız grupların insan hakları ve topluma katılımları üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Ancak aynı teknoloji ceza hukuku kapsamında bir suç olarak kabul edilmesi şart olan nefret söylemlerinde bulunanların tespitini ve hatta bu söylemlerin engellenmesini de kolaylaştırabilir. Ayrıca savunmasız gruplar açısında dijitalleşme sağlık haklarına erişimi kolaylaştırırken olası veri güvenliği ihlallerini ve ayrımcılığı beraberinde getirebilme tehdidini de barındırmaktadır. Savunmasız grupların dijital sağlık hakları ne denli kritik ise bir insan hakkı olan kültürel haklarını dijital ortamda kullanabilmeleri kültürel varlıkları açısından o derece mühimdir. Ancak, dijitalleşme bir yandan kültürel hakların kullanımını kolaylaştırırken bir diğer yandan kültürler üzerinde bazı endişeleri de beraberinde getirmektedir. Dijital çağın insan hakları meseleleri ve savunmasız gruplar üzerinde yarattığı bu çoklu etkileşimlerin ve ikilemlerin arasında göze çarpan iki kavram ise dijital okuryazarlık ve dijital aktivizmdir. Çünkü her iki olgu savunmasız grupların dijital ortamda insan haklarını korumalarına imkanlar sağlayabilecektir. Bu yönü ile bu iki kavramın hukuki önemi de mevcuttur. Bu çalışmada dijitalleşmenin insan hakları hukuku meselelerine getirdiği ikilemi yani olumlu ve olumsuz etkileri savunmasız gruplar üzerinden anlamaya çalışmaktadır.Article Rusya-Ukrayna Savaşında Üçüncü Devletlerce Alınan Önlemlerin Hukuki Niteliği(2023-12-31) Çalışkan, AylaKarşı önlem, uluslararası haksız fiil sahibi bir devleti uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmeye yöneltmek için başvurulan bir zorlama yoludur. Karşı önlemin hukuka uygun olması için mağdur devlet tarafından haksız fiil sahibi devlete yönelik alınması ve ona borçlu olduğu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi şeklinde uygulanması gerekmektedir. Karşı önlemler ve başvuru koşulları, Uluslararası Hukuk Komisyonu’nun 2001 yılında kabul edilen “Devletlerin Uluslararası Hukuka Aykırı Fiillerinden Doğan Sorumluluğu”na ilişkin maddeler metninde detaylı olarak düzenlenmiştir. Ancak Metnin “mağdur devletten başka devletlerce alınan önlemler” başlıklı 54. maddesinde “karşı önlemler” yerine “hukuka uygun önlemler” ifadesine yer verildiğinden, üçüncü devletlerin, bir bütün olarak uluslararası topluluğa yönelik bir ihlal gerekçesiyle sorumlu devlete yönelik karşı önlem alıp alamayacağı halen tartışılan bir meseledir. Bu makale, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı üzerine Ukrayna dışındaki üçüncü devletlerce kararlaştırılıp uygulanan önlemlerin hukuki niteliği meselesi üzerine yoğunlaşmıştır. Çalışmada öncelikle, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırıları üzerine AB üyesi devletler ile İsviçre, ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya tarafından bu fiillere cevaben alınan önlemler sıralanacak, ardından “bir bütün olarak uluslararası topluluğa yönelik bir yükümlülüğün ihlali” sebebiyle üçüncü devletlerce alınan önlemlerin hukuki niteliği tartışılacaktır.Article Rusya-Ukrayna Savaşında Üçüncü Devletlerce Alınan Önlemlerin Hukuki Niteliği(2023-12-31) Çalışkan, AylaKarşı önlem, uluslararası haksız fiil sahibi bir devleti uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmeye yöneltmek için başvurulan bir zorlama yoludur. Karşı önlemin hukuka uygun olması için mağdur devlet tarafından haksız fiil sahibi devlete yönelik alınması ve ona borçlu olduğu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi şeklinde uygulanması gerekmektedir. Karşı önlemler ve başvuru koşulları, Uluslararası Hukuk Komisyonu’nun 2001 yılında kabul edilen “Devletlerin Uluslararası Hukuka Aykırı Fiillerinden Doğan Sorumluluğu”na ilişkin maddeler metninde detaylı olarak düzenlenmiştir. Ancak Metnin “mağdur devletten başka devletlerce alınan önlemler” başlıklı 54. maddesinde “karşı önlemler” yerine “hukuka uygun önlemler” ifadesine yer verildiğinden, üçüncü devletlerin, bir bütün olarak uluslararası topluluğa yönelik bir ihlal gerekçesiyle sorumlu devlete yönelik karşı önlem alıp alamayacağı halen tartışılan bir meseledir. Bu makale, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı üzerine Ukrayna dışındaki üçüncü devletlerce kararlaştırılıp uygulanan önlemlerin hukuki niteliği meselesi üzerine yoğunlaşmıştır. Çalışmada öncelikle, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırıları üzerine AB üyesi devletler ile İsviçre, ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya tarafından bu fiillere cevaben alınan önlemler sıralanacak, ardından “bir bütün olarak uluslararası topluluğa yönelik bir yükümlülüğün ihlali” sebebiyle üçüncü devletlerce alınan önlemlerin hukuki niteliği tartışılacaktır.Article Kamu Alacaklarının Terkini ve Covid-19 Pandemisi Sebebiyle Terkin İmkânı(2023-07-31) Çalışkan, AylaDevletin ve kamu kuruluşlarının kamu hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla ihtiyaç duyduğu finansman, vergi, resim, harç, şerefiye ve diğer kamu gelirleri aracılığı ile sağlanmaktadır. Devlet kamu gelirlerini borçlulardan temin etmektedir. Ancak kamu alacağının borçluları, genellikle kendi iradeleri dışında meydana gelen olaylar neticesinde ekonomik açıdan oldukça zor duruma düşerek borcunu ödeyemez hale gelmektedir. İşte bu durumda devlet, borçluya destek olarak mali açıdan hayatına devam edilmesini sağlamak amacıyla kamu alacağından vazgeçerek alacağını terkin etmektedir. Sosyal devlet ilkesinin de bir gereği olarak yükümlüye destek amacıyla tanınan terkin imkânı aslında yükümlünün hızlı bir şekilde kendini toparlayarak kamu gelirlerine katkıda bulunması amacını taşıdığından, devlet açısından da uzun vadede avantajlı bir müessese olarak düşünülmelidir. Terkin müessesesi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da düzenlenmektedir. Bu çalışmamızda öncelikle vergi ve vergi dışındaki kamu alacaklarının kapsamı belirlenecek, ardından Vergi Usul Kanunu ve Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da yer alan hükümler doğrultusunda doğal afetler sebebiyle terkin, tahakkuktan vazgeçme, tahsil imkânsızlığı sebebiyle terkin ile yargı kararları gereği terkin müessesi ele alınacaktır. Terkin sebepleri açıklandıktan sonra Covid-19 pandemisinin kamu alacaklarının terkin sebebi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışılacaktır.Article Vergi Kaçakçılığı Suçunda Non Bis İn İdem İlkesinin Uygulanabilirliği - Yargı Kararları Bağlamında Değerlendirilmesi(2024) Aşçı, Arzu; Avci, ArzuCeza yargılamasında non bis in idem ilkesi geçerlidir. Bu ilkeyle bir kişinin mükerrer şekilde yargılanması ve cezalandırılması yasaklanmaktadır. İlke, âdil yargılanma hakkı ve oranlılık ilkesi ile ilişkilidir. Ceza hukuku bakımından geçerli olan bu ilkenin uygulanabilirliği, özellikle adlî ve idarî yaptırımların öngörüldüğü düzenlemeler bakımından tartışmalıdır. VUK m. 359’un son fıkrasında, kaçakçılık suçundan ceza alanların ayrıca m. 344 gereğince vergi ziyaı suçundan da cezalandırılabilecekleri yönünde bir düzenleme bulunmaktadır. AİHM ve AYM’nin non bis in idem ilkesinin geçerliliği ve uygulanabilirliğine ilişkin birçok kararı bulunmaktadır. Bu çalışma ile non bis in idem ilkesinin uygulanabilirliği, özellikle VUK 359’daki düzenleme ışığında ve konuya ilişkin yargı kararları da dikkate alınarak ortaya konulacaktır.Article Evrensellik İlkesi Üzerine Bir İnceleme: Suçların Sınıflandırılması ve Uluslararası Adli İşbirliği İhtiyacının Rolü(2023) Sayar Kanyış, Tansu; Kanyış, Tansu SayarEvrensellik ilkesi, yargılamayı yapacak devlet ile işlenen suç arasında bağlantı noktası aranmaksızın uluslararası ceza yargısı yetkisi sağlar ve istisnai niteliklidir. İlkenin bu istisnai niteliği, ilkeye tabi suçların sınırlı sayıda olmasını gerektirir. Söz konusu suçların nitelikleri belirlenmelidir. İlkeye tabi suçların doğası, ilkenin tanımlanma, düzenlenme ve uygulanma biçimlerini şekillendirmektedir. Söz konusu suçlardan bir kısmı jus cogens normu ihlali oluşturduğundan bu kapsamdayken diğer kısmı uluslararası organize suçlardır. Jus cogens normu ihlali oluşturan suçların aksine, uluslararası organize suçlara devletin müdahil olduğunu ispatlamak zordur. Uluslararası organize suçların nitelikleri gereği bir devletin tek başına bu suçlarla mücadele etmesi oldukça güçtür ve devleti bu suçları yargılamaya muktedir değilmiş gibi gösterir. Bu nedenle bu tip suçlar için uluslararası işbirliği, devletin müdahil olmasına alternatif bir unsur olarak kabul edilmelidir. Öyleyse evrensellik ilkesine tabi suçlar, “jus cogens normu ihlali oluşturan uluslararası suçlar”-“diğer uluslararası suçlar” şeklinde ikiye ayırarak incelenmelidir. “Jus cogens normu ihlali oluşturan uluslararası suçlar”, “doğrudan evrensellik ilkesine” tabidir. Evrensellik ilkesinin bu uygulanma biçimi, her devlete yargılama yükümlülüğü yükler. “Diğer uluslararası suçlar” ise evrensellik ilkesinin “dolaylı evrensellik ilkesi” şeklinde düzenlenip uygulanmasını sağlar. Yüklediği ya iade et ya yargıla yükümlülüğü sayesinde, faili elinde bulunduran devlet, faili ancak suçun işlendiği yer devletine iade edemiyorsa yargılama yükümlülüğü altındadır ve yargılama yetkisi ikincil niteliktedir.
