TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 49
  • Article
    Alman Sosyal Ağlarda Hukuk Uygulamasının İyileştirilmesi Hakkında Kanuna İlişkin Değerlendirme
    (2018) Oğlakcıoğlu, Mustafa Temmuz; Dülger, Murat Volkan
    With the development of technology, people’s methods and fields of using internet have both improved and changed. Today, social media networks are used as a means of getting news, notifying and communicating. Parallel to this, it was necessary to establish a legal framework in order to keep up with the rapidly developing technological laws and to find solutions to the problems in order to educate technologists during this time. One of the countries that responded to this requirement was Germany. This is not surprising given that it is one of the first countries to use the internet and the development of the legal system is taken into account. In addition to many legal regulations on the subject, the Law on Right to Claims and Sanctions (Law for the Improvement of Law Enforcement in Social Networks) was finally adopted by the German Social Network on September 1, 2017 and entered into force on 1 January 2018. Although the law foresees sanctions against hate crimes, many crimes from the German Criminal Code have been included (which crimes are defined as illegal content will be addressed in detail below). This article examines the articles one by one on the basis of the purpose served by the regulation of the new law, which consists of a total of six articles.
  • Article
    Ortaklık Hukuku Kapsamında Avrupa Birliği ve Türk Vatandaşlarının Çalışma ve Oturma Hakları
    (2025) Akduman, Ebru
    Avrupa Birliği (AB)’ne üye bir ülkede çalışmak isteyen üçüncü ülke vatandaşları ev sahibi ülkenin göç ve istihdam politikasının gereklerini yerine getirmek zorundadır. Diğer taraftan, çalışmamızda tartıştığımız üzere AB-Türkiye ortaklık hukuku Türk vatandaşlarının AB’de çalışması ve AB vatandaşlarının Türkiye’de çalışması hakkında karşılıklı hak ve imkanlar sunmaktadır. Ortaklık hukuku; Ankara Anlaşması, Katma Protokol ve Ortaklık Konseyi kararlarını içermektedir. Prensip olarak, ortaklık hukukunun lehe hükümleri milli hukuklara öncelikli olarak uygulanmaktadır. Ancak, 1/80 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı sadece bir Üye Ülkede yasal olarak çalışmakta olan Türk vatandaşları ile ailelerine uygulanmaktadır. Diğer deyişle, Karar çalışma izinlerini değil çalışma izinlerinin uzatılması halini düzenlemektedir. Ortaklık hukuku, Türk vatandaşlarına serbestçe bir üye devlete yerleşme olanağı sunmamakla beraber Türk göçmen işçilere ve ailelerine birçok üçüncü dünya ülkesine kıyasla avantaj sağlamaktadır. Mevcut durumun korunması (standstill) ilkesi ise sadece işçilere değil serbest çalışanlara da koruma sağlamaktadır. Buna göre, ortaklık hukukunun yürürlüğe girmesinden sonra bir Üye Ülke, ilgili mevzuatını sadece Türk vatandaşlarının lehine olarak değiştirebilmektedir.
  • Article
    Kitlesel Şiddet, Travma ve Hafıza: Erken Cumhuriyet Dönemi Türkiye’sinde ‘Beka’nın İzini Sürmek
    (2024) Adısönmez, Umut Can; Al, Serhun
    21. yüzyıl Türkiyesi’nde hem amaç hem de araç olarak kullanılan, toplumsal, siyasal ve kültürel yaşamın her alanına etki eden ‘devlet bekası’ kavramı (ya da ‘beka söylemi’) Cumhuriyet tarihinde süreklilik gösteren en temel iktidar retoriklerinin başında gelmektedir. Bu çalışma, yakın dönem Türkiye siyasi ve toplumsal hayatını oldukça ilgilendiren devlet bekası kavramının sosyo-psikolojik arka planına ışık tutmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda devlet bekası kavramının fiziksel ve ontolojik yapı taşlarının Osmanlı İmparatorluğu’ndan miras kaldığı öne sürülmektedir. Bununla beraber Osmanlı’nın çöküş döneminde yaşanan kitlesel şiddet, tarihsel korku ve travmaların, genç Türkiye Cumhuriyeti’nde devlet bekası anlayışının çok daha sert bir biçimde yeniden kurgulanmasına neden olduğu iddia edilmektedir. Bu noktadan hareket eden çalışma iki temel saptamaya varmaktadır: Birincisi, Türkiye’de beka, yani ‘devletin hayatta kalma’ yaklaşımı, kendini yeniden üreten kolektif endişe, korku ve umutsuzluklar karşısında kronik bir ‘güvensizlik kompleksine’ dönüşmüştür. Bu bağlamda beka söylemi bir güvenlik arayışından ziyade hem fiziksel hem de psikolojik olarak güvensizliğin dışa vurumunu simgelemektedir. İkinci olarak da devlet bekası kavramı tarihsel süreç içinde devletin ‘hâkim siyasi yol haritası’ olmaya doğru evrilmiştir ve toplumsal anlamda rıza üretme araçlarının en temel söylemi haline gelmiştir. Bu açıdan bakıldığında toplumun kolektif hafızası kahir ekseriyetiyle ‘demokratikleşme’ veya ‘özgürlükler’ olgularından ziyade ‘güvenlik’ ve ‘endişe’ olguları üzerinden devlet eliyle şekillendirilmiştir. Bu makale beka söylemini hem kavramsal hem de tarihsel olarak inceleyecek ve Osmanlı son dönemi, erken Cumhuriyet ve kısmen de günümüz Türkiyesi arasındaki sürekliliği ortaya koyacaktır. Bu bağlantıların ışığında makale, bekayı siyasi rejimlerin ana hatlarını belirleyen ve rejimler arası geçişte köprü niteliği taşıyan ‘organik bir kara kutu’ olarak tasvir edecektir. Öyle ki Türkiye siyasetindeki beka kodları, tarih boyunca çeşitli güç merkezleri tarafından araçsallaştırılarak adeta sömürülmüş ve zaman içinde ülkenin demokratik gelişimini engelleyen yapısal bir soruna dönüşmüştür. Söylem analizi ve tarihsel analiz yöntemlerini harmanlayan makale, beka söyleminin evrimini incelerken 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı’na kadar geriye gidiyor ve bu savaşla birlikte başlayan şiddet sarmalının izini sürüyor.
  • Article
    İmparatorluktan Cumhuriyete Çocuk İşçiler: Geçiş Mekanı Olarak Hereke Fabrika Yerleşkesi (1910’lar-1950’ler)
    (2025-07-26) Velipasaoglu, Didem Yavuz
    Bu çalışma, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yılları ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında Hereke Fabrikası’ndaki çocuk işçiliğinin değişen dinamiklerini incelemektedir. Osmanlı döneminde, fabrikadaki yönetim, işçilerin aileleri için ilk konut projelerini başlatmış ve tek başına çalışanlar ve çoğu yetim olan çocuk işçilerin barınması için lojmanlar inşa etmiştir. Cumhuriyet’in kurulmasının ardından, özellikle fabrikanın Sümerbank’a devrinden sonra, memurlar ve işçiler için konut projeleri devam etmiş, yetim çocuklar da hâlâ fabrikada çalıştırılmaya devam edilmiştir. Çocuk işçiliği ve yetimlerin durumu, işçi sınıfının büyük değişim geçirdiği Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında önemli bir rol oynamıştır. 1910’lar ile 1950’ler arasındaki bu geçiş dönemi, zorla çalıştırmadan gönüllü istihdama doğru kademeli bir kayma yaşanmış ve bu durum iş gücü dinamiklerini önemli ölçüde etkilemiştir.
  • Article
    Diplomatik Arabuluculuğun Farklı Yönleri: Diplomatik Ortamlarda Tercüman Bulundurmanın Dil Dışı Nedenleri
    (2024-07-20) Akgün, Yaşar; Karakoç, Nihal Yetkin
    Diplomasi, günlük yaşamın pek çok alanına sirayet eden bir kavramdır. Bu kavramın medya ortamlarında sıklıkla yer alması ve tartışılması, akademik boyutlarda da ele alınmasına neden olmuştur. Diplomasinin uygulama sürecine dâhil olan her bir uzmanlık ve meslek alanı, bu süreçte önemli rol oynamaktadır. Bu bağlamda, sözlü çeviri büyük önem arz etmektedir. Çeviribilimin önemli bir alt dalı olan sözlü çeviri uğraşı, esasında antik dönemlere kadar uzanan köklü bir geçmişe haizdir. Ancak sözlü çeviri, çeviribilimin diğer alt alanlarına kıyasla nispeten daha az çalışılmış bir alandır. Sözlü çevirinin bilimsel düzlemde irdelenmesinin gecikmesi, diplomasi sürecindeki rolünün tartışılmasını da geciktirmiş; bu alanda yapılan kısıtlı çalışmalar ise çevirinin diplomasideki rolünün yalnızca dilsel boyutlarını ele almıştır. Siyasi ve diplomatik ortamlarda önemli bir yeri olan diplomasi çevirmenliği, gizlilik ve diğer bazı sebeplerle yeterince incelenememiştir. Dolayısıyla bu çalışma, diplomasi alanında çalışan sözlü çevirmenlerin yalnızca dilsel nedenlerle değil, -diplomasi sürecindeki tüm paydaşların ortak dil bilmelerine ve ilk bakışta bir tercüman bulundurmaya gerek duyulmamasına rağmen- dil dışı nedenlerle de istihdam edilebileceklerini konu edinmektedir. Bu husus, hem diplomasi hem de çeviri alanı için önem arz etmektedir. Bu bağlamda, makale boyunca çevirmenlerin diplomasi süreçlerinde ülkenin millî dilini temsil etme, iletişim hatalarını üstlenme, diplomatlara danışmanlık yapma ve zaman kazandırma gibi dil dışı rolleri irdelenmiştir.
  • Article
    Votemat: Blokzincir Tabanlı Oylama Sistemi
    (2024-10-23) Birol, Egemen; İskender, Kerim Tuğşat; Ozkul, Timur; Topalli, Ayca
    Bu çalışma Blokzincir teknolojisi ile güvenli, güvenilir ve değiştirilemez bir oylama sistemi kurulabileceğini göstermeyi amaçlamaktadır. Blokzincir'in merkeziyetsiz yapısı, merkezi otoriteyi sistemin dışında tutmakta ve şeffaflık sağlamaktadır. Ayrıca, uygulanan şifreleme işlemlerin güvenli bir şekilde gerçekleşmesini sağlamaktadır. Böylece birden fazla oy kullanılması, sahte oy pusulası kullanım girişimleri ve hileli oy sayımları gibi olası sahtekârlıkların önüne geçilebilecektir. Önerilen yöntem olan VOTEMAT, hem elektronik oylamayı hem de kâğıt oy pusulasını kapsadığı için eksiksiz bir çözüm sağlamaktadır. Oylarını sandığa gelmeden kullanmayı tercih eden seçmenler için Ethereum özel Blokzincir ağına bağlı bir mobil uygulama ve bir Web sitesi geliştirilmiştir. Sistem oy verme merkezlerinde, oy verme kabinlerine yerleştirilen mobil cihaz veya kâğıt oy pusulası aracılığıyla oy kullanmayı desteklemektedir; bu durumda da oylar aynı Blokzincir'e kaydedilmekte ve aynı derecede güvenli olarak saklanmaktadır. Oylarını sandık başına gelmeden kullanmak isteyenler için, ulusal kimlik kartındaki bilgilere ve yüz tanımaya dayalı iki adımlı bir kimlik doğrulama tasarlanmıştır. Ayrıca, ortadaki adam saldırıları gibi izinsiz erişim girişimlerini önlemek için şifreleme tabanlı bir güvenlik önlemi kullanılmıştır. Önerilen sistem geleneksel oylama yöntemlerine göre daha pratik olduğundan, katılımı artırabileceği ve her türlü yerel ya da ulusal seçimde kullanılabileceği düşünülmektedir.
  • Article
    Dijitalleşmenin İnsan Haklarına Getirdiği İkilemleri Savunmasız Gruplar Örneği Üzerinden Anlamak
    (2024-12-31) Erol, Melih Uğraş; Erol, Dr. Melih Uğraş
    Savunmasız gruplar, toplum içerisinde fiziksel veya zihinsel olarak kolayca incinebilen veya saldırıya uğrayabilen kişilerdir. Savunmasız gruplar için yaşanmakta olan dijital çağ farklı açılardan önem arz etmektedir. Dijital çağ savunmasız gruplar için bir yandan insan haklarının kullanılmasını ve korunmasını kolaylaştırırken diğer yandan insan haklarının daha kolay ihlal ve istismar edilebildiği bir ikili ortamı yaratmaktadır. Bu ikilemlerin en önemli örneklerinden bir tanesi bir yanda dijital çağda ifade özgürlüğü diğer yanda ise savunmasız grupların karşılaşacakları çevrimiçi nefret söylemleridir. Çevrimiçi nefret söylemleri savunmasız grupların insan hakları ve topluma katılımları üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Ancak aynı teknoloji ceza hukuku kapsamında bir suç olarak kabul edilmesi şart olan nefret söylemlerinde bulunanların tespitini ve hatta bu söylemlerin engellenmesini de kolaylaştırabilir. Ayrıca savunmasız gruplar açısında dijitalleşme sağlık haklarına erişimi kolaylaştırırken olası veri güvenliği ihlallerini ve ayrımcılığı beraberinde getirebilme tehdidini de barındırmaktadır. Savunmasız grupların dijital sağlık hakları ne denli kritik ise bir insan hakkı olan kültürel haklarını dijital ortamda kullanabilmeleri kültürel varlıkları açısından o derece mühimdir. Ancak, dijitalleşme bir yandan kültürel hakların kullanımını kolaylaştırırken bir diğer yandan kültürler üzerinde bazı endişeleri de beraberinde getirmektedir. Dijital çağın insan hakları meseleleri ve savunmasız gruplar üzerinde yarattığı bu çoklu etkileşimlerin ve ikilemlerin arasında göze çarpan iki kavram ise dijital okuryazarlık ve dijital aktivizmdir. Çünkü her iki olgu savunmasız grupların dijital ortamda insan haklarını korumalarına imkanlar sağlayabilecektir. Bu yönü ile bu iki kavramın hukuki önemi de mevcuttur. Bu çalışmada dijitalleşmenin insan hakları hukuku meselelerine getirdiği ikilemi yani olumlu ve olumsuz etkileri savunmasız gruplar üzerinden anlamaya çalışmaktadır.
  • Article
    Mediko-Sosyal Katmanlarıyla Kirazlıyayla (Uludağ) Sanatoryumu
    (2024-07-31) Avcı, Deniz; Hosanli, Deniz Avci
    Bu çalışma, Bursa’nın Uludağ mevkiinde bulunan ve mimarlar Leman Tomsu ve Emin Onat’ın kariyerlerinde önemli bir mimari ürün olan Kirazlıyayla (Uludağ) Sanatoryumunu incelemektedir. 20. yüzyıl ortası Türkiye’si hakkında sergilemekte olduğu mediko-sosyal ve kültürel katmanlar dört ana başlık altında değerlendirilmiştir. Veremin politik bir söylem ve Cumhuriyet sağlık propagandası olması; “ayrıcalıklı sağlık” yaklaşımının toplumsal yankıları olarak Bursa Verem Savaş Derneğinin sanatoryum hakkındaki görüşleri ve kurumsal yansımaları olarak “ayrıcalıklı oda”; 20. yüzyıl ortası Türkiye’sinde kadın mimarın rolü ve kültürel miras olarak değerlendirildiğinde günümüzdeki yeni işlevi tartışılmıştır. Sağlık propagandasında önemli bir rol oynasa bile Bursa’nın veremle savaşında etkili olmadığı, ücretli sağlık hizmetinin – her ne kadar bu farklılık odaların dekoruna indirgense bile – ayrıcalıklı bir hizmeti ve sağlıkta sınıf ayrımını gösterdiği ve projenin kadın mimarı Tomsu’ya projenin diğer eş mimarına verilen hak ettiği kredinin verilmediği tespit edilmiştir. Dahası, günümüzde kompleksin koruma ve yeniden işlevlendirme sonucundaki güncel işlevi, tarihsel ve mediko-sosyal bağlamıyla değerlendirildiğinde, kültürel mirasımız olan bu örneğin – benzerleri gibi – riskte olduğu tespit edilmiştir.
  • Article
    Avrupa Yeşil Mutabakatının Etkilerinin Çerçevelendirilmesi: “normatif Güç” Olarak Ab ve Ötesine Yansımaları
    (Ankara Univ European Union Research Centre, 2023-07-30) Biresselioğlu, Mehmet Efe; Solak, Berfu; Savaş, Zehra Funda; Yalçınkaya, Zehra Funda Savaş
    Fosil yakıtların artan kullanımı ve sera gazı emisyonları dünya siyasetinde kritik konular haline gelmiştir. Avrupa Birliği (AB) Yeşil Mutabakatı, Avrupa'yı 2050 yılına kadar \"ilk iklim nötr kıta\" haline getirmeyi taahhüt etmektedir. Yeşil Mutabakat, AB'yi kaynak verimli, rekabetçi ve döngüsel bir ekonomiye dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Uluslararası politikada normatif bir güç olarak AB, diğer aktörlerin davranışlarını etkileyebilmekte ve bu da AB’yi uluslararası bir norm yayıcı konumuna getirmektedir. Bu anlamda, \"normatif güç Avrupa\" kavramı Yeşil Mutabakatın rolüyle örtüşmektedir. Bu makale, AB Yeşil Mutabakatının karbon nötrlüğü sürecinde AB'nin normatif bir güç olarak rolünü sürdürmek için başarılı bir araç olup olmadığını incelemekte ve AB Yeşil Mutabakatının fırsatlarını ve zorluklarını ele almaktadır.
  • Article
    Yetkin Karakoç, N. (2022). Çeviri ve Diplomasi. İstanbul: Çeviribilim Ajans ve Yayıncılık, 163 S. Isbn: 978-605-365-84993-9-3
    (2023-12-30) Akgün, Yaşar
    Çeviri uğraşı yazılı olarak kendi içerisinde değerlendirildiğinde halihazırda yeni bir alan olarak karşımıza çıkmaktayken, çeviribilimin önemli bir alt dalı olan sözlü çeviri ise yazılı çeviriye kıyasla daha da yeni ve güncel bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Nispeten yeni bir alan olmasından dolayı, sözlü çeviri alanında üretilen gerek teorik gerek pratik çalışmalar alanın kilometre taşları olarak oldukça değerli çalışmalar olmalarına rağmen, sözlü çeviri alanı halen kavramsallaştırılmayı ve pratik düzlemde açıklanmayı bekleyen sayısız sorunsallar ile doludur. Sözlü çeviri alanı bu kapsamda kendi gizemini korumaktayken, diplomasi alanında ifa edilen diplomasi çevirisi ise, gerek yazılı gerekse de sözlü olarak çeviribilimin halihazırda açıklanmayı bekleyen çok katmanlı karmaşık yapısına yeni bir katman eklemektedir. İçerdiği bilişsel ve duyuşsal süreçlerin karmaşıklığından ötürü çeviribilimin oldukça ilgi çekici bir alanı olan sözlü çevirinin, bir o kadar da gizemli olan diplomasi süreçleriyle beraber kullanılması daha öncesinde bu iki alanda yeteri kadar çalışma gerçekleştirilmemesinden ötürü, güncel çalışmalara olanak tanımaktadır. Söz konusu güncel çalışmalara en iyi örneklerden biri olarak, Nihal Yetkin Karakoç tarafından ilk olarak 2015 yılında kaleme alınan ve ilk baskısı 2016, ikinci baskısı ise 2022 yılında yayımlanan Çeviri ve Diploması kitabı gösterilebilir. Üst düzey diplomatik ve askeri görüşmeler/müzakerelerde uzun yıllar çalışma fırsatı bulan Nihal Yetkin Karakoç bu süreçte edindiği uygulamalı deneyimlerini, gerçekleştirmiş olduğu uzun yıllara dayanan literatür araştırmasıyla beraber kavramsal boyutta irdelemekte, diplomasi ve sözlü çeviriyi beraberinde ele almaktadır.