TR Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu / TR Dizin Indexed Publications Collection

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/4

Browse

Search Results

Now showing 1 - 10 of 30
  • Article
    Uluslararası Mal Satımına İlişkin Viyana Antlaşması’nın (CISG) Taraf İradeleri ile Uygulama Dışı Bırakılması
    (2024) Özcan, Cem
    Günümüzde satım sözleşmesi uluslararası ticaretin temel hukuki araçlarından biridir. Ulusal hukuklar, satım sözleşmesinin uluslararası alanda kullanımında ortaya çıkabilecek hukuki sorunlara cevap ver- mede yetersiz kalmaktadırlar. Uluslararası Mal Satımına İlişkin Viya- na Antlaşması (CISG), uluslararası satımlar bakımından ortak bir sis- temin oluşturulması için Birleşmiş Milletler’in himayesi altında hazırlanmıştır. Bu Antlaşmanın 6. maddesine göre satım sözleşmesi- nin tarafları, aralarındaki sözleşmeye Antlaşmanın uygulanmamasını kararlaştırabilecekleri gibi, 12. madde saklı kalmak şartıyla, hükümle- rine istisna getirebilir veya hükümlerinin doğurabileceği etkileri değiş- tirebilirler. Bu madde ile Viyana Antlaşması taraf iradelerine öncelik verdiğini göstermektedir. Çalışmada bu maddenin yorumlanması ve uygulanması ile ilgili hukuki sorunları incelenecektir.
  • Article
    Menşe Ülke Etkisinin Çevrimiçi Satın Alma Kararları Üzerindeki Etkileri: Kapsamlı Bir Derleme
    (2025-12-25) Akdeniz, Gözde; Dobrucali, Birce
    Bu çalışma, menşe ülke kavramının çevrimiçi satın alma kararları üzerindeki etkisini kapsamlı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, mevcut bilgi birikimi içindeki kavramsal ve metodolojik yaklaşımlar ile ampirik boyutlar detaylı bir şekilde analiz edilerek sentezlenmiş ve eleştirel bir değerlendirmeye tabi tutulmuştur. İşletme ve yönetim literatüründen 2006-2025 yılları arasında yayımlanmış 38 makaleye ulaşılmıştır. Literatürdeki güncel durumu belirlemek ile gelecekteki araştırma yönelimlerini ortaya koymak için kapsamlı bir derleme çalışması yapılmıştır. İncelenen makalelerin çoğu hipotez odaklı ve yapılandırılmış olup, daha az bir kısmı keşifsel niteliktedir. Çoğunlukla ikincil verilere dayalı istatistiksel teknikler ve çevrimiçi anketler kullanılırken, vaka çalışmaları daha az tercih edilmiştir. Kesitsel ve boylamsal araştırmalar neredeyse eşit düzeyde temsil edilerek çevrimiçi menşe ülke etkilerine dair hem statik hem de dinamik içgörüler sunmaktadır. Coğrafi açıdan, araştırmalar daha çok Asya, Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerine odaklanmaktadır. Çalışmalarda tüketici ürünlerine, hizmetler ve endüstriyel ürünlerden daha fazla önem verildiği gözlemlenmektedir. Örnekleme yöntemleri genellikle yetersiz açıklanmış olup, en yaygın kullanılan veri analiz tekniği çok değişkenli istatistiklerdir. Bu araştırma, uluslararası pazarlama literatürüne katkıda bulunarak mevcut çalışmaları gözden geçirmek, daha fazla inceleme gerektiren boşlukları vurgulamak ve gelecekteki araştırmalar için olası yönelimler önermek amacıyla gerçekleştirilmiştir.
  • Article
    Dijitalleşmenin İnsan Haklarına Getirdiği İkilemleri Savunmasız Gruplar Örneği Üzerinden Anlamak
    (2024-12-31) Erol, Melih Uğraş; Erol, Dr. Melih Uğraş
    Savunmasız gruplar, toplum içerisinde fiziksel veya zihinsel olarak kolayca incinebilen veya saldırıya uğrayabilen kişilerdir. Savunmasız gruplar için yaşanmakta olan dijital çağ farklı açılardan önem arz etmektedir. Dijital çağ savunmasız gruplar için bir yandan insan haklarının kullanılmasını ve korunmasını kolaylaştırırken diğer yandan insan haklarının daha kolay ihlal ve istismar edilebildiği bir ikili ortamı yaratmaktadır. Bu ikilemlerin en önemli örneklerinden bir tanesi bir yanda dijital çağda ifade özgürlüğü diğer yanda ise savunmasız grupların karşılaşacakları çevrimiçi nefret söylemleridir. Çevrimiçi nefret söylemleri savunmasız grupların insan hakları ve topluma katılımları üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Ancak aynı teknoloji ceza hukuku kapsamında bir suç olarak kabul edilmesi şart olan nefret söylemlerinde bulunanların tespitini ve hatta bu söylemlerin engellenmesini de kolaylaştırabilir. Ayrıca savunmasız gruplar açısında dijitalleşme sağlık haklarına erişimi kolaylaştırırken olası veri güvenliği ihlallerini ve ayrımcılığı beraberinde getirebilme tehdidini de barındırmaktadır. Savunmasız grupların dijital sağlık hakları ne denli kritik ise bir insan hakkı olan kültürel haklarını dijital ortamda kullanabilmeleri kültürel varlıkları açısından o derece mühimdir. Ancak, dijitalleşme bir yandan kültürel hakların kullanımını kolaylaştırırken bir diğer yandan kültürler üzerinde bazı endişeleri de beraberinde getirmektedir. Dijital çağın insan hakları meseleleri ve savunmasız gruplar üzerinde yarattığı bu çoklu etkileşimlerin ve ikilemlerin arasında göze çarpan iki kavram ise dijital okuryazarlık ve dijital aktivizmdir. Çünkü her iki olgu savunmasız grupların dijital ortamda insan haklarını korumalarına imkanlar sağlayabilecektir. Bu yönü ile bu iki kavramın hukuki önemi de mevcuttur. Bu çalışmada dijitalleşmenin insan hakları hukuku meselelerine getirdiği ikilemi yani olumlu ve olumsuz etkileri savunmasız gruplar üzerinden anlamaya çalışmaktadır.
  • Article
    Rusya-Ukrayna Savaşında Üçüncü Devletlerce Alınan Önlemlerin Hukuki Niteliği
    (2023-12-31) Çalışkan, Ayla
    Karşı önlem, uluslararası haksız fiil sahibi bir devleti uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmeye yöneltmek için başvurulan bir zorlama yoludur. Karşı önlemin hukuka uygun olması için mağdur devlet tarafından haksız fiil sahibi devlete yönelik alınması ve ona borçlu olduğu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi şeklinde uygulanması gerekmektedir. Karşı önlemler ve başvuru koşulları, Uluslararası Hukuk Komisyonu’nun 2001 yılında kabul edilen “Devletlerin Uluslararası Hukuka Aykırı Fiillerinden Doğan Sorumluluğu”na ilişkin maddeler metninde detaylı olarak düzenlenmiştir. Ancak Metnin “mağdur devletten başka devletlerce alınan önlemler” başlıklı 54. maddesinde “karşı önlemler” yerine “hukuka uygun önlemler” ifadesine yer verildiğinden, üçüncü devletlerin, bir bütün olarak uluslararası topluluğa yönelik bir ihlal gerekçesiyle sorumlu devlete yönelik karşı önlem alıp alamayacağı halen tartışılan bir meseledir. Bu makale, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı üzerine Ukrayna dışındaki üçüncü devletlerce kararlaştırılıp uygulanan önlemlerin hukuki niteliği meselesi üzerine yoğunlaşmıştır. Çalışmada öncelikle, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırıları üzerine AB üyesi devletler ile İsviçre, ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya tarafından bu fiillere cevaben alınan önlemler sıralanacak, ardından “bir bütün olarak uluslararası topluluğa yönelik bir yükümlülüğün ihlali” sebebiyle üçüncü devletlerce alınan önlemlerin hukuki niteliği tartışılacaktır.
  • Article
    Rusya-Ukrayna Savaşında Üçüncü Devletlerce Alınan Önlemlerin Hukuki Niteliği
    (2023-12-31) Çalışkan, Ayla
    Karşı önlem, uluslararası haksız fiil sahibi bir devleti uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmeye yöneltmek için başvurulan bir zorlama yoludur. Karşı önlemin hukuka uygun olması için mağdur devlet tarafından haksız fiil sahibi devlete yönelik alınması ve ona borçlu olduğu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi şeklinde uygulanması gerekmektedir. Karşı önlemler ve başvuru koşulları, Uluslararası Hukuk Komisyonu’nun 2001 yılında kabul edilen “Devletlerin Uluslararası Hukuka Aykırı Fiillerinden Doğan Sorumluluğu”na ilişkin maddeler metninde detaylı olarak düzenlenmiştir. Ancak Metnin “mağdur devletten başka devletlerce alınan önlemler” başlıklı 54. maddesinde “karşı önlemler” yerine “hukuka uygun önlemler” ifadesine yer verildiğinden, üçüncü devletlerin, bir bütün olarak uluslararası topluluğa yönelik bir ihlal gerekçesiyle sorumlu devlete yönelik karşı önlem alıp alamayacağı halen tartışılan bir meseledir. Bu makale, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı üzerine Ukrayna dışındaki üçüncü devletlerce kararlaştırılıp uygulanan önlemlerin hukuki niteliği meselesi üzerine yoğunlaşmıştır. Çalışmada öncelikle, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırıları üzerine AB üyesi devletler ile İsviçre, ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya tarafından bu fiillere cevaben alınan önlemler sıralanacak, ardından “bir bütün olarak uluslararası topluluğa yönelik bir yükümlülüğün ihlali” sebebiyle üçüncü devletlerce alınan önlemlerin hukuki niteliği tartışılacaktır.
  • Article
    Avrupa Yeşil Mutabakatının Etkilerinin Çerçevelendirilmesi: “normatif Güç” Olarak Ab ve Ötesine Yansımaları
    (Ankara Univ European Union Research Centre, 2023-07-30) Biresselioğlu, Mehmet Efe; Solak, Berfu; Savaş, Zehra Funda; Yalçınkaya, Zehra Funda Savaş
    Fosil yakıtların artan kullanımı ve sera gazı emisyonları dünya siyasetinde kritik konular haline gelmiştir. Avrupa Birliği (AB) Yeşil Mutabakatı, Avrupa'yı 2050 yılına kadar \"ilk iklim nötr kıta\" haline getirmeyi taahhüt etmektedir. Yeşil Mutabakat, AB'yi kaynak verimli, rekabetçi ve döngüsel bir ekonomiye dönüştürmeyi amaçlamaktadır. Uluslararası politikada normatif bir güç olarak AB, diğer aktörlerin davranışlarını etkileyebilmekte ve bu da AB’yi uluslararası bir norm yayıcı konumuna getirmektedir. Bu anlamda, \"normatif güç Avrupa\" kavramı Yeşil Mutabakatın rolüyle örtüşmektedir. Bu makale, AB Yeşil Mutabakatının karbon nötrlüğü sürecinde AB'nin normatif bir güç olarak rolünü sürdürmek için başarılı bir araç olup olmadığını incelemekte ve AB Yeşil Mutabakatının fırsatlarını ve zorluklarını ele almaktadır.
  • Article
    Evrensellik İlkesi Üzerine Bir İnceleme: Suçların Sınıflandırılması ve Uluslararası Adli İşbirliği İhtiyacının Rolü
    (2023) Sayar Kanyış, Tansu; Kanyış, Tansu Sayar
    Evrensellik ilkesi, yargılamayı yapacak devlet ile işlenen suç arasında bağlantı noktası aranmaksızın uluslararası ceza yargısı yetkisi sağlar ve istisnai niteliklidir. İlkenin bu istisnai niteliği, ilkeye tabi suçların sınırlı sayıda olmasını gerektirir. Söz konusu suçların nitelikleri belirlenmelidir. İlkeye tabi suçların doğası, ilkenin tanımlanma, düzenlenme ve uygulanma biçimlerini şekillendirmektedir. Söz konusu suçlardan bir kısmı jus cogens normu ihlali oluşturduğundan bu kapsamdayken diğer kısmı uluslararası organize suçlardır. Jus cogens normu ihlali oluşturan suçların aksine, uluslararası organize suçlara devletin müdahil olduğunu ispatlamak zordur. Uluslararası organize suçların nitelikleri gereği bir devletin tek başına bu suçlarla mücadele etmesi oldukça güçtür ve devleti bu suçları yargılamaya muktedir değilmiş gibi gösterir. Bu nedenle bu tip suçlar için uluslararası işbirliği, devletin müdahil olmasına alternatif bir unsur olarak kabul edilmelidir. Öyleyse evrensellik ilkesine tabi suçlar, “jus cogens normu ihlali oluşturan uluslararası suçlar”-“diğer uluslararası suçlar” şeklinde ikiye ayırarak incelenmelidir. “Jus cogens normu ihlali oluşturan uluslararası suçlar”, “doğrudan evrensellik ilkesine” tabidir. Evrensellik ilkesinin bu uygulanma biçimi, her devlete yargılama yükümlülüğü yükler. “Diğer uluslararası suçlar” ise evrensellik ilkesinin “dolaylı evrensellik ilkesi” şeklinde düzenlenip uygulanmasını sağlar. Yüklediği ya iade et ya yargıla yükümlülüğü sayesinde, faili elinde bulunduran devlet, faili ancak suçun işlendiği yer devletine iade edemiyorsa yargılama yükümlülüğü altındadır ve yargılama yetkisi ikincil niteliktedir.
  • Article
    Uluslararası Hukukta Barış Zamanında Devletlerin Kültür Varlıklarını Koruma Yükümlülüğü: Afganistan’daki Buda Heykellerinin Yıkılması Örneği
    (2022) Çalışkan, Ayla
    İnsanlık tarihinin tanıkları olan, birçok savaş, doğal afet, çevresel ve insani faktörler karşısında günümüze kadar ayakta kalmayı başarmış kültür varlıklarının sadece bulunduğu devletin değil uluslararası toplumun bütünü için büyük önem taşıdığı kabul edilmektedir. İnsanlığın ortak değeri olarak kültür varlıklar, hem devletlerin iç hukuk düzenlemeleri hem de uluslararası hukukta yer alan çeşitli belgeler ile korunmaya ve gelecek kuşaklara aktarılmaya çalışılmaktadır. İnsanlığın ortak mirası olarak kabul edilen kültür varlıklarının savaş zamanında olduğu kadar barış zamanında da korunması gerekmektedir. Şimdiye kadar UNESCO’un kabul ettiği belgeler ile bu yönde kayda değer çabalar sarf edilmiş olsa da, kültürel mirasın daha etkili bir şekilde korunmasına duyulan ihtiyaç her geçen gün artmakta ve bu hususta bazı iyileştirmeler yapılması gerekmektedir. Nitekim barış zamanlarında devletlerin çeşitli gerekçelerle egemenlikleri altında bulunan kültür varlıklarına kasten zarar vererek koruma ve muhafaza yükümlülüklerini yerine getirmedikleri görülmektedir. Bunun en büyük örneklerinden biri 1996-2001 yılları arasında Taliban hükümeti tarafından Afganistan’daki Bamiyan Vadisi’nde yer alan arkeolojik kalıntıların ve Buda heykellerinin yıkılmasıdır. Bu duruma uluslararası toplum sessiz kalmayarak kültür varlıklarını koruma yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle Afganistan’a çeşitli şekillerde tepki göstermiştir. Bu çalışma ile Taliban hükümetinin Afganistan’daki Buda heykellerinin yıkılması örneği üzerinden devletlerin, barış zamanında kültür varlıklarını koruma yükümlülüğü tartışılarak, uluslararası sorumluluklarının kaynağına ilişkin değerlendirme yapılması amaçlanmaktadır.
  • Article
    The United States of America Attitude in The Process Leading To the Liberation of Izmir
    (2022) Yılmaz, Elçin
    The Turkish War of Independence continued for more than 3 years and ended with the liberation of İzmir from the Allied occupation on September 9, 1922. The victory won after a great struggle on three big fronts laid the foundations for the new state to be established. In the struggle for independence led by Mustafa Kemal Pasha, a diplomatic and military struggle was given at the same time. This struggle had been both the Turkish Grand National Assembly’s struggle for its existence in the international arena and the existence of the Turkish Nation against those who wanted to end its existence as a nation. Mustafa Kemal Pasha, who set out with the principle of “Independence or Death”, and the heroic assembly never compromised on the decisions of the National Pact, regardless of the circumstances, and declared that they were in favor of accepting all kinds of peace conditions that did not contradict the national independence and sovereignty. In this process, the diplomatic efforts with the United States of America in the Turkish War of Independence were of great importance. Delegations, semi-official and official statesmen sent by the United States to Turkey at various times played an important role in promoting Turkey’s struggle in the international community. Meetings were held with the delegations sent from America and the most important political leaders, and Turkey’s demands on the most important issues were expressed in these meetings. In this study, we have researched the issues that came to the fore in the American official archive documents in the last 2 months of the Turkish War of Independence’s victory (August and September). We particularly selected and researched these two months as the last months before the recapture of Izmir by Turkish armies. We tried to reveal how the political leaders of America, which we can accept as impartial, handle some of the controversial issues even today. While doing this, we made primary use of the original official documents in the Gale National Archive documents. We consulted original British official archives and newspapers, as well as American newspapers, on some subjects that we needed to compare. In this study, the articles about Turkey in the American archive documents in August and September of 1922 will be discussed in detail.
  • Article
    The Evolution of Nato’s Three Phases and Turkey’s Transatlantic Relationship
    (2012) Aybet, Gülnur
    This article explores the evolution of NATO as a security community in three phases. It argues that during the Cold War and immediate Post- Cold War era, the Alliance had a focused grand strategy. In the third phase which starts after September 11th, the Alliance’s grand strategy is in flux, while it is engaged in various missions that are a mixture of borderless collective defence, humanitarian intervention, and the safeguarding of trade routes and resources. The place of Turkey as a predominantly ‘functional’ ally in the first two phases and then as a ‘strategic partner’ in the last phase is examined and followed by the likely points of continuing cooperation with NATO and likely divergence of interests in the long term.