Akduman, Ebru
Loading...
Profile URL
Name Variants
Karademir, Ebru
Job Title
Email Address
ebru.akduman@ieu.edu.tr
Main Affiliation
08.01. Law
Status
Current Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
SDG data is not available

This researcher does not have a Scopus ID.

Documents
1
Citations
0

Scholarly Output
8
Articles
6
Views / Downloads
15/957
Supervised MSc Theses
2
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
0
Scopus Citation Count
0
WoS h-index
0
Scopus h-index
0
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.00
Scopus Citations per Publication
0.00
Open Access Source
8
Supervised Theses
2
| Journal | Count |
|---|---|
| İZMİR BAROSU DERGİSİ | 2 |
| Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi | 1 |
| Public and private international law bulletin | 1 |
| Terazi Hukuk Dergisi | 1 |
| ULUSLARARASI ANTALYA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ DERGİSİ | 1 |
Current Page: 1 / 1
Scopus Quartile Distribution
Quartile distribution chart data is not available
Competency Cloud

8 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 8 of 8
Article Türk Mahkemelerinin Münhasır Yetkisi(2020) Akduman, Ebru“Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (“MÖHUK”)” m. 54 (1) (b) hükmünde yabancı mahkeme kararının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmiş olması, tenfiz engeli olarak düzen-lenmiştir. MÖHUK m. 58 hükmünde yabancı ilamın tanınması, mütekabiliyet hariç aynen tenfiz şartları taşıdığının mahkemece tespitine bağlıdır. O halde, MÖHUK m. 54 (1) (b) maddesi, hem tanımada hem de tenfizde mahkeme tarafından re’sen incelenecek bir şarttır. Ancak kanunlarda Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren davalar açıkça belirtilmemiştir. Hangi davaların Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girdiği konusunda Yargıtay kararları ile doktrindeki görüşler arasında farklılıklar vardır. Bu çalışmada, bu tartışmalar ışığında Türk mahkemelerinin mün-hasır yetkisi incelenecektirArticle Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizinde Yabancılık Unsuru(2016) Akduman, EbruHakem kararlarının yerli olup olmadığının belirlenmesi New York Sözleşmesi'ne taraf birçok ülkede gerek doktrinde gerekse yargı kararlarında tartışma yaratmıştır. Bu tartışmalar, hakem kararlarının tenfizinin gerekip gerekmediği açısından önem arz etmektedir. Yabancı hakem kararlarının saptanması bakımından her ülkede ayrı bir kriter esas alındığından hakem kararlarının mahiyeti de farklı olmaktadır.Mevzuatımızda hangi hakem kararının yabancı hakem kararı sayılacağı hususunda açık bir hüküm yoktur. Bu nedenle, yabancı hakem kararı kavramı ile neyin kastedildiği yargı kararlarında ve doktrinde açıklanmaya çalışılmıştır. Yabancı bir ülkede fakat Türk usul hukukuna tabi olarak verilen hakem kararları ile Türkiye'de verilen ancak tahkim usulüne bazı milletlerarası tahkim kurallarının uygulanmasının kararlaştırıldığı hakem kararların milliyetinin tayininde faklı yaklaşımlar vardır.Master Thesis Çok Uluslu Şirketler, Türkiye'de Sorumluluk Davalarına Uygulanacak Hukuk ve Uyuşmazlık Çözümü(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Özkan, Gökalp; Akduman, EbruÇok uluslu şirket (ÇUŞ)'ler az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelere yaptıkları yatırımlarla ülkelerin refah seviyesinin artmasına önemli katkı sağlasalar da yavru şirket ("bağlı şirket") üzerinden yatırım yapılan ülke menfaatinin ikinci plana atılarak uluslararası şirketler topluluğunun menfaatini ön planda tuttukları bilinen bir gerçektir. ÇUŞ yapısında hâkim şirket/teşebbüsün ("hâkim ortak"), Türkiye'deki bağlı şirket ile olan ilişkilerinde, uluslararası şirketler topluluğunun menfaatini ön planda tutabilir. Bunun sonucu olarak, bağlı şirketin diğer ortakları ("topluluk dışı ortaklar") ve alacaklıları bu ilişkiden etkilenebilir ve eğer bir kayıp söz konusu ise Türk Ticaret Kanunu (TTK)'da yer alan şirketler topluluğu hükümleri uygulanabilir. ÇUŞ'ları, TTK m. 195 ve m. 202 ile sınırlı olarak, milletlerarası özel hukuk çerçevesinde incelediğimiz ve üç bölümden oluşan çalışmamızın birinci bölümünde, uluslararası yatırım kavramı, ÇUŞ'ların Türkiye'de yatırım alanı olarak seçtikleri sektörler ve bu sektörlerde TTK'nın topluluk hükümleri kapsamında hâkim ortak-bağlı şirket ilişkisinin kurulup kurulamayacağı irdelenecektir. İkinci bölümde, hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılması temelinde hâkim ortak-bağlı şirket ilişkisinde hâkim ortağın sorumluluğunu tespit ettikten sonra yabancılık unsuru barındıran uyuşmazlıklarda sorumluluğa uygulanacak hukuku milletlerarası özel hukuk bağlamında tespit etmeye çalışacak ve TTK'nın yabancılık unsuru içeren şirketler topluluğu hükümlerinin özel nitelikli kanunlar ihtilafı kuralı olup olmadığını inceleyeceğiz. Üçüncü bölümde, TTK m. 202/1-e ile verilen yetkinin, milletlerarası özel hukuk anlamında münhasır yetki olup olmadığını tartışacak, müteakiben sorumluluk davalarının tahkime elverişli olup olmadığına ve tahkim şartının esas sözleşmede ("ana sözleşme") yer almasının mümkün olduğu hallerde üçüncü kişilere teşmili sorununa değineceğiz.Article Uluslararası Nafaka Alacaklarında Uygulanacak Hukuk ve Tahsil Prosedürü(2022) Akduman, EbruLahey Uluslararası Özel Hukuk Konferansı çatısı altında, 23 Kasım 2007 tarihinde, biri nafaka alacaklarının tahsiline, diğeri uygulanacak hukuka ilişkin olmak üzere iki yeni sözleşme akdedilmiştir. Bunlar: “Nafaka Yükümlülüklerine Uygulanacak Hukuka İlişkin Lahey Protokolü” ile “Çocuk Nafakası ve Aileye ilişkin Diğer Nafaka Alacaklarının Milletlerarası Tahsiline İlişkin Lahey Sözleşmesi”‘dir. Türkiye, nafakaya uygulanacak hukuka ilişkin olarak 2007 tarihli Lahey Uygulanacak Hukuk Protokolü’ne taraf olmamıştır, halen “2 Ekim 1973 tarihli Nafaka Yükümlülüğüne Uygulanacak Kanuna Dair Lahey Sözleşmesi” uygulanmaktadır. 2007 tarihli Lahey Tahsil Sözleşmesi’ne ise 2016 yılında taraf olmuş ve Sözleşme, Türkiye’de 1 Şubat 2017 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Lahey Konferansı’nın nafaka konusundaki reform çalışmaları devam ederken, bugün Avrupa Birliği’nde uygulanan “4/2009 sayılı Nafaka Meselelerinde Mahkemelerin Milletlerarası Yetkisi, Uygulanacak Hukuk, Kararların Tanınması ve Tenfizi ve İşbirliğine İlişkin Tüzük”‘ün hazırlıklarına başlanmıştır. Nafaka Tüzüğünde, Avrupa Birliği’ne üye olan devletlerde (Danimarka ve Birleşik Krallık hariç) nafaka sorumluluğuna uygulanacak hukukun 2007 tarihli Lahey Uygulanacak Hukuk Protokolü’ndeki kanunlar ihtilafı kurallarına göre tespit edileceği açıklanmıştır. Usul konularında ise Avrupa Birliği üyesi devletlerde (Danimarka ve Birleşik Krallık hariç) öncelikle Nafaka Tüzüğü uygulanacaktır. Bu çalışmamızda yabancı unsurlu nafaka uyuşmazlıklarına ilişkin olarak Türkiye’de yürürlükte olan bu iki uluslararası sözleşmeyi ele aldık. Diğer birçok sözleşmenin uygulaması daha dar kapsamlı olduğundan işbu çalışmada incelenmemiştirArticle Tahkim Anlaşmasının Asıl Sözleşmeden Ayrılabilirliği İlkesi Çerçevesinde Geçerliliği(2023) Akduman, EbruTarafların uyuşmazlığın devlet mahkemesi yerine özel yargılama ile çö- zümü iradesini ortaya koyan tahkim anlaşmasına asıl sözleşmeden bağımsız oluşu nedeniyle (ayrılabilirlik ilkesi) otomatik olarak asıl sözleşmenin tabi olduğu hukuk uygulanmaz. Bu durumda, tahkim anlaşmasının şekline ve esa- sına uygulanacak hukuku belirleme zarureti ortaya çıkmaktadır. Tarafların tahkim anlaşmasına uygulanmak üzere açık veya zımni bir hukuk seçmemele- ri halinde belirlenecek bağlama noktası çoğu kez tahkim yeri olmaktadır. Tah- kim anlaşmasının şeklen geçerliliği, genelde konvansiyonlar ve milli hukuklar- ca doğrudan düzenlenmiş olduğundan dolayı daha az ihtilaf konusudur.Master Thesis Türk Aile Hukukundan Doğan Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Duran, Süleyman; Akduman, EbruAile, toplumun en küçük sosyal birimi ve kurumu olmasının yanında en küçük yapı taşıdır. Kadın ve erkek belli süreçlerden geçerek bir aile birliği kurmaya karar verirler. Aile birliğinin kurulması aşamasında veya aile birliği kurulduktan sonra taraflar arasında anlaşmazlıklar ve uyuşmazlıklar başlayabilir. Bu başlayan uyuşmazlıklar gitgide büyüyerek tarafların boşanmalarına ve boşanmadan kaynaklı feri taleplerine döner. Aile hukukundan kaynaklı uyuşmazlıkların çözümü ülkemizde mahkeme aşamasında çok uzun yıllar sürmektedir. Bu da tarafların maddi ve manevi açıdan çok yıpratmaktadır. Bazı yabancı ülkelerde bu uzun süreçleri kısaltmak, tarafların dostane bir şekilde çözüme ulaşmasını sağlamak amacıyla aile arabuluculukları adı altında alternatif bir çözüm yolu bulunmaktadır. Ülkemizde aile arabuluculuğu bulunmamakla birlikte sadece arabuluculuk adı altında aile arabuluculuğunu da kapsayan düzenlemeler mevcuttur. Yapmış olduğum tez çalışmasında kısaca ülkemizde mevcut aile hukukunun, şu an ki arabuluculuğa uygunluğu, hangi uyuşmazlıkların arabuluculuk ile çözülebileceği, aile arabuluculuğunun nasıl olması gerektiği ve arabuluculuk ile aile arabuluculuğun temel özelliklerine ve süreçlerine değinilmiştir. Bu çalışmamızda öncelikle arabuluculuğun ne olduğu, hangi alanlarda kullanıldığı, arabuluculuktan farklı olarak aile arabuluculuğunun ne olduğu, tarihi gelişimi, aile arabuluculuk ile ne amaçlandığı ve mevzuatımızda aile arabuluculuğunun yeri değerlendirilmiştir. İkinci bölümde Türk aile hukukunun aile arabuluculuğuna elverişli olup olmadığı alt başlıklar halinde ele alınmıştır. Son bölümde arabuluculuk ve aile arabuluculuklarına başvurma ve onların özellikleriyle alakalı bir çalışma yapılmıştır.Article VİYANA SATIM ANTLAŞMASI'NDA BOŞLUK DOLDURMA (Kısaltma: CISG)(2015) Akduman, EbruBirleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu ( UNCITRAL )tarafından hazırlanan 10.04.1980 tarihli Uluslararası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması ( Viyana Satım Antlaşması veya CISG ) Türkiye tarafından kabul edilmiş ve 01.08.2011de yürürlüğe girmiştir. Bundan böyle, uluslararası satımlara Viyana Satım Antlaş- ması uygulanırken iç satımlara Türk Ticaret Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaktadır. Viyana Satım Antlaşmasının yeknesak yorumlanması ve uygulanması için CISG m. 7 hükmü getirilmiştir.Article Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine Dair Lahey Sözleşmesi Uyarınca Koruma ve Ziyaret Hakkı(2020) Akduman, EbruTürkiye 2000 yılından beri “Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine Dair Lahey Sözleşmesi”’ne taraftır. LaheySözleşmesi’nin amacı, esas olarak velayet hakkını ihlal ederek kaçırılan veya alıkonulan çocuğun en kısa zamanda mutadmeskenine iadesinin sağlanmasıdır. Bunun için öncelikle Sözleşme’de yer alan “mutad mesken”, “mutad mesken hukuku”,“koruma hakkı” ve “ziyaret hakkı” kavramlarının kapsamının belirlenmesi gerekir. Sözleşme’nin uygulama alanı bulabilmesiiçin, çocuğun mutad meskeninin taraf devletlerden birinde bulunması gerekmekte olup bununla kastedilen, çocuğun yerdeğiştirme ey¬leminden hemen önceki fiili yaşam merkezidir. Sözleşme’de koruma hakkı ile ziyaret hakkı tanımlanmışancak mutad mesken kasıtlı olarak tanımlanmamıştır. Sözleşme’de velayet hakkı kavramı yerine koruma hakkı kavramıkullanılmış ve “çocuğun şahsının bakım hakkı ve özellikle ikamet yerinin tespiti hakkı” olarak tanımlanmıştır. Hukuk sistemlerikoruma hakkı bakımından velayet hakkı ve sair farklı bir termino¬lojiye sahip olabilir ama önemli olan bu hakkın hangiyetki ve görevleri kapsadığıdır. Sözleşme’de yer alan diğer bir önemli kavram olan ziyaret hakkı, şahsi ilişki hakkı olup“çocuğun, sınırlı bir süre için, mutad ikametgâhından başka bir yere götürülmesi hakkı” vermektedir. İlgili madde hükmündençocuğun başka bir yere götürülmesinden kastedilenin mutlak surette başka bir akit devlet olup olmadığı anlaşılamamaktadır.Sözleşme’de çocuğun mutad meskeninin bulunduğu devlet kanununa gönderme yapılmakla beraber bu devletin kanunlarihtilafı kurallarının dikkate alınıp alınmayacağı açık değildir. Prensip olarak, milletlerarası sözleşmelerin uygulanmasındaatıf genellikle dikkate alınmamaktadır. Bununla beraber, geçerli bir koruma hakkının bulunup bulunmadığının çocuğunmutad meskeni hukukunun kanunlar ihtilafı kurallarının gösterdiği maddi hukuka göre belirlenmesi Sözleşme’nin temelamacına daha uygun olacaktır.

