Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8832
Browse
21 results
Search Results
Master Thesis İş sözleşmesinin işçi tarafından haklı sebeple feshi: Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri(2026) Kilimtepe, Heysem; Şişli, Zeynepİş hukuku, işçi ile işveren arasındaki güç eşitsizliğini dengelemeye çalışan, sosyal devlet ilkesinin çalışma hayatındaki en belirgin yansımalarından biri olan hukuk dalıdır. İşçinin ekonomik ve sosyal bakımdan işverene bağımlı konumu, iş sözleşmesinin kurulması, yürütülmesi ve sona erdirilmesi süreçlerinde işçinin korunmasını zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede, iş sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin hükümler, borçlar hukukunun genel ilkelerinden ayrılarak işçi lehine özel ve emredici düzenlemelere tabi tutulmuştur. Bu çalışma, iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle derhal feshi kurumunu, özellikle 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinin II. bendinde düzenlenen 'ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hâller ve benzerleri' kapsamında incelemeyi amaçlamaktadır. Söz konusu bent, işverenin iş ilişkisini işçi açısından objektif olarak çekilmez hâle getiren davranışlarını örnekleme yoluyla düzenlemiş, 've benzerleri' ibaresiyle hükmün uygulama alanının genişletilmesine imkân tanımıştır. Çalışmada, işverenin işçinin kişilik haklarına yönelik ihlalleri, psikolojik taciz (mobbing), cinsel taciz, ücretin ödenmemesi veya eksik ödenmesi, çalışma koşullarında esaslı değişiklik yapılması gibi fiillerin haklı fesih sebebi oluşturduğu doktrin ve Yargıtay içtihatları ışığında değerlendirilmiştir. Çalışmada ayrıca, işverenin zorlayıcı ve hukuka aykırı uygulamaları sonucunda iş sözleşmesini haklı nedenle derhal fesheden işçinin, fesih iradesinin maddi anlamda işverenden kaynaklandığının kabul edilmesi hâlinde ihbar tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı hususu, dürüstlük kuralı, ücret ve istihdam güvencesi ilkeleri, iş hukukunun işçiyi koruyucu temel fonksiyonu çerçevesinde değerlendirilmiştir.Master Thesis Uzaktan çalışmada işçinin özel hayatının korunması(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Erdal, Ecem; Şişli, ZeynepDünyamız her geçen gün toplumsal, ekonomik, teknolojik dönüşümlere şahit olmaktadır. Dünyadaki bu değişiklikler ve globalleşme olgusu yaşayan bir hukuk dalı olan iş hukukunu esnekleşmeye ve günün koşullarına uygun hale gelmeye zorlamaktadır. Uzaktan çalışma, bu esneklik ihtiyacının doğurduğu atipik çalışma şekillerinin günümüzdeki en yaygın görünümüdür. En temel unsuru, iş görme ediminin işverenin işyeri dışında ifa edilmesi olan uzaktan çalışma, hukukumuzda evde çalışma ve tele çalışmayı kapsayan bir üst kavram olarak düzenlenmiştir. Teknolojinin gelişerek herkes tarafından ulaşılabilir olması ile işin "bağlantının kurulabildiği her yerde" görülebilir hale gelmesi, uzaktan çalışma türlerinden özellikle tele çalışmanın dünya çapında giderek yayılmasına sebep olmuştur. Öte yandan, işverenin yeni teknolojilerin getirdiği imkanlardan yararlanarak işçinin hem uluslararası insan hakları belgeleriyle hem de iç hukukumuzda Anayasa çatısı altında temel insan hakkı olarak koruma altına alınmış olan "özel hayatının gizliliği hakkına" müdahalesi uzaktan çalışmanın çözüme kavuşturulması gereken temel sorunu olarak ortaya çıkmaktadır. Uzaktan çalışmada işçinin özel hayatına müdahalenin en yaygın görünümlerini elektronik izleme ve daima ulaşılabilirlik oluşturmaktadır. Bu çalışma, işverenin teknolojinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle yönetim yetkisini özel hayatın gizliliği hakkını ihlal eder şekilde kullanmasının önlenmesi amacıyla müdahalenin sınırlarını çizmeyi amaçlamaktadır. Uzaktan çalışmada işverenin işçiyi elektronik izlemeye tabi tutması ve işçiye daima ulaşabilmesine ilişkin sınırlar, başta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları olmak üzere, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatlarının birlikte değerlendirmesi suretiyle belirlenmiştir. Karşılaştırmalı hukukta elektronik izlemeye ilişkin düzenlemeler Almanya, Fransa ve İtalya örnekleri seçilerek incelenmiştir. Çalışma yürütülürken, ulusal ve yabancı mahkeme kararları incelenmiş, literatür taraması yapılmış ve çeşitli istatistiki verilerden yararlanılmıştırMaster Thesis 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Işığında İşverenin Yönetim Hakkının Sınırları(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Öztunay, Begüm; Şişli, ZeynepBireyin kimlik bilgileri, etnik kökeni, sosyal statüsü ve sosyal kimliği, gelir durumu, akli durumu, sağlık bilgileri gibi, bireyin diğerlerinden ayırt edilmesine yardımcı olacak spesifik veya belirlenebilir bilgilerin tümü kişisel veri olarak nitelendirilebilir. Bu bilgilerin korunması için ulusal ve uluslararası çevrelerce çeşitli kurallar ve standartlar uzun yıllardan beri oluşturulmaktadır. Türkiye'de kişisel verilerin korunması amacıyla çeşitli düzenlemeler yapılmış olsa da, bir çatı altında toplanması ancak 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 24 Mart 2016 tarihinde yasalaşması ile olmuştur. İşveren ve işçi ilişkisinde yönetim hakkı, kanun ve mevzuatlar ile sözleşmelerde tanımlanamayan ve tanımlanması mümkün olmayan işin yürütülmesinde elzem bir araçtır. İş ilişkisinde ancak bu araç sayesinde iş yerindeki işlerin yürütülmesi mümkün olmaktadır. Bununla beraber yönetim hakkının uygulanması esnasında işçinin kişilik haklarına müdahele etmesi ihtimalinden dolayı, sınırları çizilirken oldukça dikkatli olunmalıdır. Çalışmamızda hem KVKK hem de yönetim hakkı detaylıca araştırılıp işverenin sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği tanımlanmaya çalışılmıştır.Master Thesis Muvazaanın Alt İşveren İşçilerinin Hakları Açısından Zamanaşımına Etkisi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2016) Demirçivi, Tuğçe; Şişli, ZeynepGünümüzde üretimde teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerin artması ve hem özel hem de kamu sektöründe artan rekabet sonucu, az maliyetlerle üretim elde edebilmek amacıyla alt işverenlik uygulamasına dayanıldığı gözlenmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu ile asıl işveren-alt işveren tanımları ayrı ayrı yapılmamakla birlikte, aralarındaki ilişki tarif edilmiştir. Ayrıca asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulabilmesi için bir takım şartlar belirlenmiş ve bunlara aykırılık halinde asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilmiştir. Muvazaa kavramı, Borçlar Kanununda düzenlenmektedir. Borçlar Kanununa göre muvazaalı işlem hiçbir hüküm ve sonuç doğurmadığından, bu iddiaya dayalı davaların, hak düşürücü süreye ya da zamanaşımına tabi olmadığı hem doktrin hem de Yargıtay içtihatları ile benimsenmiştir. Ancak İş Hukuku ile ilgili Yargıtay içtihatlarında bu uygulamanın aksine, kanun hükmüne aykırı kurulan asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaa dayanacağı da düzenlenmiş olmasına rağmen, bu iddiaya dayalı işçi alacaklarının tahsili talebiyle açılan davalarda zamanaşımının işlemeye devam edeceği belirtilmiş ise de, muvazaanın hüküm ve sonuçları aynı olması nedeniyle, ideal hukuk bakımından alt işveren işçilerinin hakları açısından da zamanaşımının işlememesi gerektiği düşünülmektedir. Her durumda muvazaa haksız fiil niteliğinde olduğundan, Mahkeme kararı ile tespit tarihi zamanaşımı açısından esas alınmalıdır.Master Thesis İş Kazası ve Meslek Hastalıklarının İş Hukuku Bakımından Sonuçları(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Kayacan, Altan; Şişli, Zeynepİş kazaları ve meslek hastalıkları konusu, geçmişten günümüze tüm dünyada büyük bir hukuki, ekonomik ve sosyal sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Öyle ki her geçen yıl görülme sıklığı artan iş kazası ve meslek hastalıkları, hem ülkemiz hem dünyada ölüm olaylarının başlıca sebeplerinden birini oluşturmaktadır. SGK verilerine göre ülkemizde 2016 yılının sonunda toplam 286.068 iş kazası ve 597 meslek hastalığı meydana gelmiştir. Dünyada ise her yıl 300 milyonun üzerinde iş kazası ve meslek hastalığının meydana geldiği ve bunlar sonucunda yılda yaklaşık üç milyon insanın hayatını kaybettiği görülmektedir. İlk çağlardan itibaren çeşitli düşünürlerin iş sağlığı ve güvenliği konusunda çalışmalarda bulunduğu bilinmekte, sanayi devrimi sonrasında bu konunun üzerinde daha da yoğunlaşıldığı anlaşılmaktadır. Ülkeler bu konuda iç hukuklarındaki düzenlemeler ile yeni adımlar atmaya çalışmakta ve hatta bir araya gelerek uluslararası örgütler eliyle söz konusu sorunu çözmeye çaba göstermektedir. Türkiye'de iş kazaları ve meslek hastalıkları meydana gelmesinin engellenebilmesi veya en aza indirgenebilmesi gayesiyle işveren, işçi ve devlet olmak üzere tüm sosyal taraflara çeşitli yükümlülükler getiren hukuki düzenlemeler oluşturulmuştur. Bunların en sonuncusu da yürürlükteki 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'dur. Söz konusu yükümlülükler işverenler açısından özünde maliyete dayalı sebepler, işçiler açısından ise kolaya kaçma ve benzeri anlık nedenler ile ihmal edilmektedir. Bu çalışmada, iş sağlığı ve güvenliği bilincine sahip bireylerden meydana gelen bir toplum oluşmasına katkı sağlamak amacıyla, tarafların yükümlülüklerini ihmal etmesi sonucu ortaya çıkan maddi ve manevi zararların ağırlığı, emsal dosyalar üzerinden tartışılmaya çalışılmıştır.Master Thesis Muvazaalı Alt İşverenlik İlişkisinde Sorumluluk(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Bozkuş, Salise Gizem; Şişli, ZeynepGünümüzde gelişen teknoloji, ekonomik pazarda artan rekabet ve üretimde artan çeşitlilik karşısında özel sektör ve kamu işverenlerinin hem düşük maliyetle daha fazla ürün elde etmek, hem de iş organizasyonunu aşırı teşkilatlandırmadan üretimin teknolojik veya özel uzmanlık gerektiren bölümlerini de gerçekleştirebilmek amacıyla alt işverenlik uygulamasını tercih ettiği görülmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu ve Alt İşverenlik Yönetmeliğinde alt işverenlik ilişkisinin şartlarına ve başlıca hangi hallerde muvazaanın varlığının kabul edileceğine değinilmiştir. Asıl ve alt işveren arasındaki sorumluluğun müteselsil olduğu geçerli bir hukuki ilişkinin oluşmadığı muvazaalı bir alt işverenlik ilişkisinde işçilerin başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri kabul edilerek hukuki sorumluluğun buna göre belirleneceği düzenlenmiştir. Ancak alt işverenlik ilişkisinin, işçilere ilişkin sorumluluktan kaçınmak amacıyla sıklıkla muvazaalı olarak kurulduğu görülmektedir. . Çalışmamızda söz konusu hukuki düzenlemelerin, muvazaalı olarak kurulan bir alt işverenlik ilişkisi içinde, alt işveren işçisi olarak görülen işçilerin haklarını korumada yeterliliğinin, işverenlerin hukuki sorumluluğu bağlamında, öğretide yer alan görüşler göz önüne alınarak ve Yargıtay kararlarının da irdelenmesi yoluyla tartışılması amaçlanmıştır. Temel ilkesi işveren karşısında zayıf konumda bulunan işçinin haklarının korunması olan iş mevzuatının, asıl işverenin sorumluluktan kaçınmayı hedefleyerek, muvazaalı bir alt işverenlik ilişkisi kurma yoluyla işçiye karşı doğan hukuki sorumluluktan kurtulma olanağı tanımadığı sonucuna varılmaktadır. Ancak kanunda belirlenen haller dışında ve hatta bu hallerde dahi gerçek hayatta karşılaşılan uyuşmazlıkların yargısal çözümü sırasında, muvazaa tespitinin yapılmasında hak kayıplarına yol açabilen eksikliklerin giderilmesine yönelik öğretide yer alan görüşler irdelenerek, mevzuat değişikliği önerilerine yer verilmiş ve katkı sağlanmaya çalışılmıştır.Master Thesis Türk İş Güvencesi Hukuku ve İşveren Vekilleri(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2018) Çolak, Damla; Şişli, ZeynepBu tez çalışmasında; Türk iş güvencesi hukuku ve bu çerçevede işveren vekilleri ve yardımcılarının durumu incelenmektedir. Bu inceleme yapılırken karşılaştırmalı hukukta yer alan düzenlemeler ele alınarak konuya farklı bir bakış açısı getirilmeye çalışılmıştır. Tez çalışmasının amacı, başlıca 158 sayılı Uluslararası Çalışma Örgütü Sözleşmesi ile 4857 sayılı İş Kanunu ile düzenlenen Türk iş güvencesi hukukunun karşılaştırmalı hukuk çerçevesinde irdelenmesi ve işveren vekillerinin durumunun tartışılmasıdır. Çalışmanın ilk bölümünde, iş güvencesi kavramı, uluslararası sözleşmeler ile yasal düzeyde hukukumuzda düzenlenmesi, geçerli sebep kavramının öğreti ve uygulamada ele alınış biçimleri, geçerli ve haklı sebep ayrımı ile karşılaştırmalı hukukta ülke örnekleri üzerinden iş güvencesi hukukuna yer verilmiştir. İkinci bölümde Türk Hukukunda iş güvencesinden yararlanma koşulları ve bu kapsamda kişi yönünden kapsam dışı bırakılan işveren vekili ile yardımcılarının durumu irdelenmiştir. Sonuç olarak, iş güvencesi hükümlerinin işveren vekilleri ve yardımcılarına uygulanması ile ilgili yasal düzenlemenin, uluslararası kaynaklar, karşılaştırmalı hukuk ve diğer iş kanunlarına göre daha geniş kapsamda ele alınabilir niteliği sebebiyle yarattığı hak kayıpları tartışılmıştır.. İç hukukumuzda ve karşılaştırmalı hukuktaki bu konu ile ilgili kaynak yetersizliği sebebi ile iş güvencesi hukukunun felsefesi ve geçerli sebep koşulu çerçevesinde, ağırlıklı olarak kendi yorum ve değerlendirmelerimize dayalı irdelemelere yer verilmek zorunda kalınmıştır. Bu işçilerin beyaz yakalı üst düzey yöneticiler olması sebebi ile işverenin, geçerli sebep olmaksızın, keyfi feshi durumunda, aynı veya benzer konumda bir iş bulmalarının ve kapsamının belirlenmesinin güçlüğü yanı sıra kanunun işverene işe alma açısından seçimlik bir hak tanıması göz önüne alındığında, mağduriyetlerinin giderilmesi açısından, İş Kanunu 18/5'de yer alan kişi yönünden feshe itiraz davası açma haklarının olmaması, kapsamı dışı olmalarını öngören düzenlemenin kanundan çıkarılması önerilmiştir.Master Thesis İşverenin Emir ve Talimatlarına Uymaması Sonucu İş Sağlığı ve Güvenliğini Tehlikeye Düşüren İşçinin Hukuksal Sorumluluğu(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Ertok, Serhat; Şişli, Zeynepİş sözleşmesinin ayırıcı özelliği olan bağımlılık unsuru,işverenin yönetim hakkının temelini oluşturmaktadır.İşçi iş görme borcunu işverenin talimatlarına uygun, özenle ve sadakatle yerine getirmek; işveren de işçiyi gözetme borcu kapsamında, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini yerine getirerek işçinin ruh ve beden sağlığını korumak zorundadır. Türkiye, işçi sağlığı ve iş güvenliğini geliştirmeyi amaç edinen uluslararası sözleşmeleri benimseyerek, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile işverenin yükümlülüklerini düzenlemiştir. Bu kapsamda işçi de, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili alınan tüm tedbirlere ve işverenin bu yöndeki emir ve talimatlarına uymakla yükümlüdür. Aksi halde, işçinin kusuruyla yükümlülüklerini ihlal etmesinden dolayı iş kazası veya meslek hastalığı meydana geldiği durumda sözleşmeye aykırılık sebebiyle iş sözleşmesinin feshi söz konusu olabileceği gibi tazminat sorumluluğu da doğabilecektir.Master Thesis Çalışanların Kişisel Verilerinin İş İlişkisi Kapsamında Korunması(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2022) Kıpçak, Hazar Can; Şişli, ZeynepGünümüzde ticari, kamusal ve sosyal hayatta, bizi biz yapan kişisel verilerin toplanması ve çeşitli amaçlarla işlenmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Bireylerin mahremiyet ihtiyacından doğan kişisel verilerin korunması hukuku; bu kaçınılmaz durumu engellenmese bile gerçekleştirilen kişisel veri toplama ve işleme faaliyetlerinin en aza indirilmesini ve toplanan verilerin depolandığı ortamlara yetkisiz kişiler tarafından erişiminin önüne geçilmesini amaçlamaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada kişisel verilerin korunması hukukunun gelişimine ve başlıca uluslararası dayanaklarına ve bunların Türkiye'nin ulusal mevzuatına etkilerine, çalışma hayatında da istihdam edenler tarafından çalışanların sahip olduğu kişisel verilerin birçok farklı nedenle ve araçla toplanarak işlenmesi nedeniyle öncelikle yer verilmiştir. Ayrıca çalışma hayatının emek gücünü oluşturan çalışanlar geniş kapsamda ele alınmış, henüz bir iş ilişkisi içinde bulunmayan ancak çalışma hayatına dahil olan aday işçilerin, iş sözleşmesi kapsamında çalışan işçilerin, işçi benzeri stajyer ve çırakların, atama yoluyla kamu kurumlarında çalışan devlet memurlarının sahip olduğu kişisel veriler incelenmiştir. İstihdam edenlerin mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirirken işlediği çalışanlara ait kişisel verilerin yanında çalışma ortamından ve işin yürütülmesinden kaynaklanan nedenlerle işlenen kişisel verilere de değinilmiştir. Kişisel verilerin korunması hukukunun Türkiye'de içtihatlarla gelişen bir alan olduğu göz önüne alınarak, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ile Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun verdiği kararlar incelenmiş, yurtdışında bulunan veri koruma otoritelerinin görüş ve önerilerine yer verilmiştir.Master Thesis İş Sağlığı ve Güvenliği Hukukunda İşveren Sorumluluğu(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2019) Önçer, Gizem; Şişli, Zeynepİş ilişkisinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine aykırılık sonucu iş kazası veya meslek hastalığı meydana gelmektedir. İş kazası veya meslek hastalığı neticesinde işçiler yaralanmakta hatta hayatlarını kaybetmektedirler. İş kazası veya meslek hastalığının ortadan kaldırması veya en aza indirgenmesi için uluslararası ve ulusal hukukta, iş sağlığı ve güvenliğini amaçlayan düzenlemeler yapılmıştır. İş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulmadığında ortaya çıkan iş kazası veya meslek hastalığı sebebiyle işverenlerin hukuki ve idari sorumluluğunun yanında, ceza sorumluluğu da bulunmaktadır. Bu çalışmada, iş sağlığı ve iş güvenliği genel olarak irdelendikten sonra, iş kazaları ve meslek hastalıkları sonucu ölüm veya yaralanmaya bağlı işverenin hukuki, idari ve ceza sorumluluğu, konu ile ilgili Yargıtay kararları çerçevesinde irdelenmiştir.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »
