Yüksek Lisans Tezleri

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8832

Browse

Search Results

Now showing 1 - 4 of 4
  • Master Thesis
    Dijital Çağda Anne (lik): Instagram Kullanıcısı Anneler Arasındaki Sosyal Destek, Mükemmeliyetçilik ve Ebeveynlik Tutumlarının Etkileşiminin İncelenmesi
    (2025) Yubaş, Elif; Köksal, Mustafa Falih
    Dijital çağda, annelik artık yalnızca kuşaklararası aktarımla öğrenilmemekte; bakım verme normlarının, sosyal desteğin ve annelik ideallerinin kolektif biçimde yeniden üretildiği Instagram gibi dijital topluluklar aracılığıyla yeniden inşa edilmektedir. Bu çalışma, algılanan sosyal destek ile ebeveynliğe yönelik tutumlar arasındaki ilişkide toplumsal beklenti mükemmeliyetçiliği ve Instamom'lara yönelik tutumların aracı rollerini; ayrıca bu ardışık aracılık sürecinin sanal sosyal destek tarafından düzenlenip düzenlenmediğini incelemeyi amaçlamıştır. Katılımcılar, yaşları 18-45 arasında değişen, 0-12 yaş aralığında en az bir çocuğu olan ve aktif Instagram hesabına sahip 280 Türk anneden oluşmaktadır. Katılımcılar Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Instamomlara Yönelik Tutum Ölçeği, Sanal Sosyal Destek Ölçeği ve Ebeveynliğe Yönelik Tutum Ölçeği – Anne Formu'nu içeren çevrim içi anketleri doldurmuştur. Betimleyici analizler, korelasyon analizleri ve bağımsız örneklem t-testlerinin ardından PROCESS macro (Model 83) kullanılarak düzenleyici ardışık aracılık analizi uygulanmıştır. Bulgular, düşük algılanan sosyal desteğin daha yüksek toplumsal beklenti mükemmeliyetçiliğini yordadığını; bunun da Instamom'lara yönelik olumlu tutumları artırarak ebeveynlik öz-yeterliğine ilişkin tutumları olumsuz etkilediğini göstermiştir. Sanal sosyal destek, düşük algılanan sosyal desteğin mükemmeliyetçilik üzerindeki etkisini zayıflatarak bu ilişkide tamponlayıcı bir rol üstlenmiştir. Bulgular, anneliğe dair dijital toplulukların bir yandan duygusal bağ ve destek sunarken, diğer yandan idealize edilmiş annelik normlarını yeniden üreterek annelerin ebeveynlik öz-yeterlik algısını zayıflatabilecek ikili bir işlev taşıdığını ortaya koymuştur. Elde edilen sonuçlar, yeni nesil annelik deneyimini bağlamsal olarak anlamaya katkı sağlamakta; sosyal destek sistemlerinin, mükemmeliyetçilik baskıları ve medya temelli modellerle etkileşim içinde annelerin ebeveynlik tutumlarını nasıl şekillendirdiğini göstermektedir. Klinik uygulamalar ve gelecekteki araştırmalar için yönlendirmeler tartışılmıştır.
  • Master Thesis
    Şefkat Korkusu ve Bitirilmemiş İşlerde Kendilik Nesnesi İhtiyaçlarının Rolü: Utanç ve Suçluluğun Aracılık Etkisi
    (2025) Koşar, Denizsu İrem; Köksal, Mustafa Falih
    Bu çalışma, özellikle aynalanma, idealleştirme ve ikizlik işlevlerine yönelik kendilik nesnesi ihtiyaçlarının karşılanmamasının, yetişkinlikte bitirilmemiş duygusal deneyimler ve şefkatle ilgili güçlüklerle nasıl ilişkili olduğunu incelemektedir. Kohut'un Kendilik Psikolojisi kuramı temel alınarak, utanç ve suçluluk duygularının, üç farklı kendilik nesnesi ihtiyaç örüntüsü (yaklaşım yönelimli açlık, aynalanmadan kaçınma ve idealleştirme/ikizlikten kaçınma) ile dört duygusal sonuç (bitirilmemiş işler, başkasına şefkat verme korkusu, başkasından şefkat alma korkusu ve öz-şefkat korkusu) arasındaki ilişkideki aracılık rolleri araştırılmıştır. Topluluk örnekleminden 831 yetişkin, geçerliliği sağlanmış dört ölçümü tamamlamıştır: Kendilik Nesnesi İhtiyaçları Envanteri, Sürekli Utanç ve Suçluluk Ölçeği, Şefkat Korkusu Ölçekleri ve Bitirilmemiş İşler Ölçeği. PROCESS makrosu (Model 4) kullanılarak on iki paralel aracılık modeli yürütülmüştür. Bulgular, karşılanmamış ya da kaçınılan kendilik nesnesi ihtiyaçlarının dört duygusal sonuçla ilişkilerinde utanç ve suçluluğun anlamlı aracılar olduğunu göstermiştir. Özellikle öz-şefkat korkusu ve bitirilmemiş işler üzerinde, utanç duygusunun daha güçlü bir aracı olduğu görülmüştür. Aynalanmadan ve idealleştirme/ikizlikten kaçınma, şefkatten kaçınma ve duygusal geri çekilme ile ilişkili bulunmuştur. Bulgular, erken dönem ilişkisel kopuklukların duygulanım düzenleme ve kişilerarası kırılganlık üzerindeki uzun vadeli etkilerini vurgulamaktadır. Klinik olarak, karşılanmamış kendilik nesnesi ihtiyaçlarının ele alınması ve duygu-odaklı ve şefkat-temelli yaklaşımların entegrasyonu önem arz etmektedir. Bu çalışma, psikanalitik kuramla duygulanım bilimi arasında yapıcı ve açıklayıcı bir köprü sunmaktadır.
  • Master Thesis
    Öğretmen Motivasyon Stilinde Algılanan Ebeveyn Tutumu ve Temel Psikolojik İhtiyaçların Tatmininin Engellenmesinin Rolü
    (2025) Muratoğlu, Nazlı Büşra; Köksal, Mustafa Falih
    Erken dönem ilişkisel deneyimlerin eğitimcilerin motivasyonel davranışlarını nasıl şekillendirdiğini anlamak, öğretim kalitesi ve sınıf dinamiklerine dair değerli içgörüler sunmaktadır. Öz Belirleme Kuramı (ÖBK) temelinde yürütülen bu çalışma, öğretmenlerin güdüleyici stillerinde algılanan ebeveyn tutumlarının ve temel psikolojik ihtiyaç doyumu/engellenmesinin rolünü incelemiştir. Özellikle, öğretmenlerin anne-babalarından algıladıkları duygusal sıcaklık, aşırı koruyuculuk ve reddedilmenin; özerklik, yeterlik ve ilişkisellik ihtiyaçlarının doyumu ve engellenmesi üzerindeki etkileri ile bu ihtiyaç deneyimlerinin özerklik destekleyici ve kontrolcü öğretim stillerine nasıl yansıdığı araştırılmıştır. Çalışmanın örneklemini, yaşları 22 ile 62 arasında değişen 265 Türk öğretmen oluşturmuştur. Katılımcılar, geçerliliği kanıtlanmış öz-bildirim ölçeklerini doldurmuşlardır. Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği'nin kısa formu (S-EMBU-C), Temel Psikolojik İhtiyaçların Doyumu ve Engellenmesi Ölçeği (BPNSFS) ve öğretim stillerini ölçen iki senaryo temelli madde yer almaktadır. Korelasyon ve regresyon analizleri, algılanan ebeveyn duygusal sıcaklığının ihtiyaç doyumunu ve özerklik destekleyici öğretimi pozitif yönde yordadığını; aşırı koruyuculuk, reddetmenin ise ihtiyaç engellenmesini pozitif yönde yordadığını göstermiştir. İlişkisellik ve yeterlik doyumu, özerklik destekleyici öğretim stilini anlamlı biçimde yordarken, ihtiyaç engellenmesi kontrolcü öğretim stilini anlamlı biçimde yordayamamıştır. Aracılık analizleri, algılanan ebeveyn duygusal sıcaklığının özerklik destekleyici öğretim üzerindeki etkisinin, ihtiyaç doyumu aracılığıyla dolaylı olarak gerçekleştiğini ortaya koymuştur. Buna karşılık, kontrolcü öğretim stiline ilişkin analizlerde anlamlı bir aracılık etkisi bulunmamıştır. Ayrıca, öğretim stillerinin düşük, orta ve yüksek düzeylerini karşılaştıran ANOVA sonuçları, yüksek düzeyde özerklik desteği sergileyen öğretmenlerin daha yüksek ilişkisellik ve yeterlik doyumu ve daha düşük ihtiyaç engellenmesi bildirdiklerini göstermiştir. Bu bulgular, erken dönem bakım deneyimlerinin öğretmenlerin mesleki davranışları üzerindeki kalıcı etkisini vurgulamakta ve özerklik destekleyici sınıf ortamlarının gelişiminde temel ihtiyaç doyumunun önemini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: algılanan ebeveyn tutumu, temel psikolojik ihtiyaçlar, öğretmen motivasyonu, özerklik destekleyici öğretim, kontrolcü öğretim, Öz-Belirleme Kuramı
  • Master Thesis
    Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşantıları ile Psikolojik Flört Şiddeti Arasındaki İlişkide Partner ve İlişki Odaklı Obsesif Kompulsif Belirtilerin Aracı Rolü
    (2025) Orpak, Seda; Köksal, Mustafa Falih
    Bu çalışmanın amacı, çocuklukta yaşanan olumsuz deneyimlerle psikolojik flört şiddeti arasındaki ilişkide, ilişki odaklı ve partnere odaklı obsesif-kompulsif semptomların aracı rolünü incelemektir. Hem mağduriyet hem de uygulayıcı olma boyutları ayrı ayrı ele alınmıştır. Temel varsayım, erken dönem travmatik deneyimlerin romantik bağlamda obsesif-kompulsif semptomları artırabileceği ve bunun da bireyleri psikolojik açıdan saldırgan ilişki örüntülerine daha yatkın hale getirebileceğidir. Araştırma örneklemini, yaşları 18 ile 30 arasında değişen 306 birey oluşturmaktadır. Veriler; Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, İlişki Odaklı Obsesif-Kompulsif Belirti Envanteri, Partnere Yönelik Obsesif-Kompulsif Belirti Envanteri ve Çok Boyutlu Duygusal İstismar Ölçeği – Kısa Formu kullanılarak toplanmıştır. Yapılan aracılık analizleri, her iki obsesif-kompulsif belirti türünün de çocukluk travmaları ile psikolojik flört şiddeti arasındaki ilişkiyi anlamlı şekilde aracıladığını ortaya koymuştur. Bulgular, erken dönem ilişkisel travmaların yakın ilişkilerde obsesif düşünce ve davranış örüntülerine zemin hazırlayabileceğini; bunun da romantik ilişkilerde psikolojik saldırganlık riskini artırabileceğini göstermektedir. Genel olarak, sonuçlar psikolojik flört şiddetinin gelişimsel ve bilişsel arka planına dair önemli bir bakış sunmakta; özellikle erken travmayla ilişkili obsesif-kompulsif belirtilerin kişilerarası işlevsellik üzerindeki rolünü vurgulayarak, önleme ve terapi uygulamaları açısından anlamlı katkılar sağlamaktadır.