Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8832
Browse
20 results
Search Results
Master Thesis Böbrek nakli alıcılarında anksiyete, depresyon ve seçilmiş özelliklerin cinsel işlev üzerine etkisi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Derin, Ebru; Karayurt, ÖzgülBaşarılı böbrek nakli, son dönem böbrek yetmezliği olan hastalar için en etkili tedavidir. Bu araştırma, İzmir Acıbadem Kent Hastanesi'nde böbrek nakli olmuş hastalarda anksiyete, depresyon ve seçilmiş özelliklerin cinsel işlev üzerine etkisini saptamak amacıyla 29 mayıs- 28 haziran 2024 tarihleri arasında 101 hasta ile yapılmıştır. Veriler hastane anksiyet depresyon ölçeği, ilişki cinsellik ölçeği ve sosyodemografik klinik özellikler veri formu ile toplanmıştır. Verilerin analizi için SPSS istatistik paket program kullanılmıştır. Çalışmamızda, Böbrek nakli alıcıların Cinsel Fonksiyon alt boyut puan ortalaması 2,91 ± 3,15 Cinsel İlişki Sıklığı alt boyut puan ortalaması 6,23 ± 1,84 Cinsel Korku alt boyut puan ortalaması 2,12 ± 1,70 ve İlişki ve Cinsellik Ölçeği toplam puan ortalaması 11,26 ± 5,55 olarak saptanmıştır. Çocuk sahibi olanların İlişki ve Cinsellik Ölçeği toplam puan ortalaması çocuk sahibi olmayanlara göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Sigara kullananların Cinsel Korku alt boyutu puanlarının sigara kullanmayanlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Böbrek nakli alıcı eş / partner yaşlarının Cinsel Fonksiyon alt boyutu puanını pozitif yönlü yordadığı ve varyansın %12,9'unu açıkladığı saptanmıştır. Böbrek nakli alıcılarının ve böbrek nakli alıcı eş / partner yaşları, arttıkça Cinsel Fonksiyon alt boyutu ve İlişki ve Cinsellik Ölçeği toplam puanının arttığı, anksiyete arttıkça cinsel fonksiyon ve İlişki ve Cinsellik Ölçeği toplam puanının arttığı, eğitim düzeyi arttıkça cinsel fonksiyon altı boyut puanın ve ilişki cinsellik ölçeği toplam puanının azaldığı saptanmıştır. Çocuk sahibi olanların cinsel fonksiyon altı boyut puanının, cinsel korku puanının ve ilişki ve cinsellik ölçeği toplam puanının azaldığı, gelir durumu iyi olanların cinsel ilişki sıklığı alt boyut puanının azaldığı bulunmuştur.Master Thesis Stoması Olan ve Olmayan Kolorektalkanser Hastalarında Beden İmajı, Cinseldoyum ve Eş Desteğinin İncelenmesi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Bar, Serap; Çürük, Gülsüm Nihal; Krayurt, ÖzgülBu çalışma, stoması olan ve olmayan kolorektal kanser hastalarında beden imajı, cinsel doyum ve eş desteğinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı, kesitsel ve karşılaştırmalı tipte olan çalışmanın örneklemini stoması olan 37 ve stoması olmayan 37 olmak üzere toplam 74 kolorektal kanser hastası oluşturmuştur. Veriler Tanıtıcı Özellikler Formu, Hopwood Beden İmajı Skalası, Glombok Rust Cinsel Doyum Ölçeği ve Eş Desteği Ölçeği kullanılarak araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ki-kare analizi, t testi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmada, stoması olan ve olmayan kolorektal kanser hastalarının beden imajı puan ortalaması sırasıyla; 24,49±2,51 ve 20,54±6,74; kadın hastalarda cinsel doyum puan ortalaması sırasıyla 8,35±0,61 ve 8,33±0,69; erkek hastalarda sırasıyla 8,20±0,62 ve 8,26±0,81; eş desteği puan ortalaması ise sırasıyla 60,46±3,35 ve 60,59±2,42 olarak tespit edilmiştir. Stoması olan kolorektal kanser hastalarının beden imajı algısının istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde kötü olduğu saptanmıştır. Stoması olan kolorektal kanserli hastalarda yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni durum ve birlikte yaşanılan kişilerin beden imajını etkilediği belirlenmiştir. Stoması olsun ya da olmasın kolorektal kanserli hastaların cinsel doyum düzeyleri düşük, eş destekleri ise yüksek olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, stoma varlığı beden imajını olumsuz yönde etkilerken, cinsel doyum ve eş desteği üzerinde anlamlı bir etkiye yol açmamıştır.Master Thesis Cerrahi ve Dahili Birimlerde Çalışan Hemşirelerin Motivasyon Düzeyleri ve Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Kirteler, Duygu; Yavan, TülaySağlık çalışanlarının motivasyonu, sundukları hizmetin kalitesini önemli ölçüde etkileyebilmektedir. Bu çalışma İzmir Demokrasi Üniversitesi Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde cerrahi ve dahili birimlerde çalışan hemşirelerin motivasyon düzeylerinin saptanması ve motivasyonlarını etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla Ağustos- Eylül 2023 tarihleri arasında 260 hemşire ile yapılmıştır. Veriler hemşire iş motivasyon ölçeği ve sosyodemografik klinik veri formu ile toplanmıştır. Verilerin analizi için SPSS istatistik paket program kullanılmıştır. Çalışmamızda, hemşirelerin motivasyon puan ortalamaları 2,32±0,29, cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin motivasyon puan ortalaması 2,34±0,33, dahili birimlerde çalışan hemşirelerin motivasyon puan ortalaması 2,31±0,26 olarak saptanmıştır. Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin motivasyon puanları, dahili birimlerde çalışan hemşirelerin motivasyon puanlarından istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,01). "Demografik özellikler" açısından cinsiyet ve farklı eğitim düzeyleri; "ekonomik özellikler" açısından farklı gelir algısı; "meslek ve çalışma özellikleri" açısından çalışılan alan, mesleği değiştirmeyi veya bırakmayı düşünme, işten duyulan memnuniyet, fazla mesai yapma, günlük bakılan hasta sayısı, meslekte ve birimde çalışma süreleri; psikososyal özellikler açısından mesleğini isteyerek seçip seçmeme durumu, ekip ile iş birliği yapma durumu; örgütsel ve yönetsel özellikler açısından çalışılan birimin fiziki koşulları, birimler arası koordinasyon eksikliği yaşanıp yaşanmaması ve ast-üst ilişkilerinde iletişim kopukluğu yaşanma durumuna göre hemşirelerin iş motivasyon puanları arasında anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Araştırma sonucunda işten duyulan memnuniyet, günlük bakılan hasta sayısı, meslekte çalışma süresi, ekip ile yapılan iş birliği, birimin fiziki koşulları, iletişim ve koordinasyon eksikliği gibi faktörlerin motivasyonun düşmesine neden olabileceği belirlenmiştir. Personelin motivasyonunun arttırılmasında bu faktörlerin göz önünde tutulması önerilmektedir.Master Thesis Eras Protokolü Uygulanan ve Uygulanmayan Kolorektal Cerrahi Geçiren Hastalarda Beslenme, İyileşme Kalitesi ve Komplikasyon Gelişiminin Karşılaştırılması(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Karakuş, Muazzez; Yavan, Tülay; Öğce, Ummahan Fi̇li̇zBu çalışma, ERAS Protokolü uygulanan ve uygulanmayan kolorektal cerrahi geçiren hastalarda; beslenme, iyileşme kalitesi ve komplikasyon gelişiminin karşılaştırılması amacıyla karşılaştırmalı, tanımlayıcı ve kesitsel tipte yapılmıştır. Çalışma, T.C. Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Servisleri ile Gastroenteroloji Cerrahi Servisinde Aralık 2022 - Mart 2023 tarihleri arasında uygulanmıştır. Örneklemi neoadjuvan kemoterapi almamış, elektif kolorektal cerrahi geçirmiş 70 hasta oluşturmuştur. İki gruptaki hastaların poliklinik başvurusunda ve ameliyat öncesi değerlendirilen nütrisyonel risk puanlarında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Ameliyat öncesi ERAS grubu hastaların %23.5'ine ve standart grubun %5.6'sına, ameliyat sonrası ERAS grubu hastaların %54.3'üne ve standart grubu hastaların %47.2'sine beslenme desteği uygulanmıştır (p<0.05). Taburculuk sonrası 7. günde ERAS grubu hastalarının nütrisyonel risk puan ortalaması, standart grup hastaların puan ortalamasından olarak düşük bulunmuştur. ERAS grubundaki hastaların gaz çıkışının başlama zamanı, mobilizasyon ve taburcu olma sürelerinin diğer gruba göre anlamlı derecede düşük olduğu saptanmıştır (p<0.05). İyileşme Kalitesi Anketi'nin tüm alt boyutları ve toplam puanlarının ERAS grubunda standart gruba göre anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.01). Ameliyat sonrası ERAS grubu hastalarının ağrı düzeylerinin standart bakım grubundan daha düşük olduğu belirlenmiş (p<0.05). Ameliyat sonrası 96. saatte ERAS grubu hastaların %2.9'unda standart bakım grubunun %19.4'ünde, taburculuk sonrası 7. günde ERAS grubu hastaların %29.4'ünde ve standart bakım grubunun %41.7'sinde bir komplikasyon görülmüştür (p<0.05).Master Thesis Böbrek Nakli Alıcılarında Sağlık Okuryazarlığı ve Akılcı İlaç Kullanımının İmmunsupresif İlaç Uyumuna Etkisi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Zeyrek, Tuğçe; Karayurt, Özgül; Çürük, Gülsüm Ni̇halBu çalışma böbrek nakli alıcılarında sağlık okuryazarlığı ve akılcı ilaç kullanımının immunsupresif ilaç uyumuna etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, tanımlayıcı ve kesitsel tasarımda olup, örneklemi 248 böbrek nakli alıcısı oluşturmuştur. Veriler, sosyodemografik ve klinik özellikler formu, akılcı ilaç kullanım ölçeği, sağlık okuryazarlığı ölçeği ve immunsupresif tedaviye uyum ölçeği kullanılarak yüzyüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Veriler sayı, yüzde, ortalama, pearson korelasyon ve çoklu regresyon analizi ile değerlendirilmişrtir. Çalışmamızda, böbrek nakli alıcılarının sağlık okuryazarlık düzeyi yüksek (102,56±16,28), akılcı ilaç kullanımı orta düzeyde (24,23±3,61), immunsupresif tedaviye uyumları ise ortalamanın üzerinde (9,83±1,55) bulunmuştur. Sağlık okuryazarlığı toplam ölçek puanının ve bilgiyi anlama alt boyutunun immunsupresif tedaviye uyumu istatistiksel olarak anlamlı etkilediği (p<0.05), akılcı ilaç kullanımının, immunsupresif tedaviye uyumu istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde etkilemediği bulunmuştur (p>0.05). Böbrek nakli alıcılarının immunsupresif tedaviye uyuma ilişkin eğitiminin sağlık okuryazarlık düzeyi göz önüne alınarak planlanması ve eğitim yöntemlerinin belirlenmesi önerilmektedir.Master Thesis Meme Kanseri Tanısı Konulan Kadınlarda Öz-şefkat, Eş Desteği ve Seçilmiş Özelliklerin Psikolojik İyi Oluş ile İlişkisi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Atik, Zeynep; Çürük, Gülsüm Ni̇hal; Karayurt, ÖzgülBu çalışma, meme kanseri tanısı konulan kadınlarda öz-şefkat, eş desteği ve seçilmiş faktörlerin psikolojik iyi oluş üzerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Veriler tanıtıcı özellikler formu, öz-şefkat ölçeği kısa formu, eş destek ölçeği ve psikolojik iyi oluş ölçeği kullanılarak araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Shapiro-Wilk testi, sayı, yüzde, ortalama, korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmamıza katılan kadınların yaş ortalaması 44,97±11,12 (min-max: 21-84) yıl olup, %23,5'i Evre I meme kanseri tanısına sahip, %52'sine meme koruyucu cerrahi uygulanmış ve %35'ine meme kanseri cerrahisi sonrası rekontrüksiyon yapılmıştır. Kadınların eş destek ölçeği puan ortalaması 64,63±14,80; öz-şefkat ölçeği puan ortalaması 35,56±7,37; psikolojik iyi oluş ortalaması 41,01±14,06 olarak tespit edilmiştir. Meme kanseri tanısı konulan kadınların öz şefkat ile psikolojik iyi oluş puanları arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu (p<0,05), eş desteği ile psikolojik iyi oluş puanları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı saptanmıştır (p>0,05). Hastaların eğitim düzeyi ve meme kanseri cerrahisi sonrası rekonstrüksüyon operasyonu geçirme durumu psikolojik iyi oluşlarını anlamlı düzeyde etkilerken (p<0,05), diğer değişkenlerin psikolojik iyi oluş düzeyleri üzerine etkisinin olmadığı saptanmıştır (p>0,05).Master Thesis Böbrek Nakli Alıcılarında Belirsizliğe Tahammülsüzlük Psikolojik İyi Oluş ve Manevi İyilik Halinin İncelenmesi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2023) Bakan, Canan; Karayurt, Özgül; Çürük, Gülsüm Ni̇halBu çalışma, böbrek nakli alıcılarında belirsizliğe tahammülsüzlük, psikolojik iyi oluş ve manevi iyilik halinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma 13 Nisan 2023- 31 Mayıs 2023 tarihleri arasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Polikliniğinde yürütülmüştür. Tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı tipte bir çalışma olup, örneklemi 148 böbrek nakli alıcısı oluşturmuştur. Veriler Hasta Tanıtıcı Özellikler Formu, Belirsizliğe Tahammülsüzlük, Psikolojik İyi Oluş ve Manevi İyilik Hali Ölçekleri kullanılmıştır. Veriler yüz yüze görüşme yöntemi ve hastaların dosya kayıtlarından faydalanılarak doldurulmuştur. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde (%), ortalama ve standart sapma, t testi, Kruskal Wallis ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Çalışmamızda, Belirsizliğe Tahammülsüzlük ölçeğinin puan ortalaması 39,09±11,12, Psikolojik İyi Oluş ölçeğinin ortalaması 44,42±10,94 ve Manevi İyilik Hali ölçeğinin ortalaması 35,33±7,61 olarak saptanmıştır. Böbrek nakli alıcılarında çocuğu olanların, çalışmayanların ve ek kronik hastalığı olanların belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyi yüksek olarak bulunmuştur. Alıcılardan, evli olanların ve çocuğu olanların hem psikolojik iyi oluş düzeyleri hem de manevi iyilik hali düzeyleri yüksek olarak bulunmuştur. Böbrek nakli alıcılarının manevi iyilik hali arttıkça psikolojik iyi oluş düzeylerinin arttığı belirlenmiştir. Belirsizliğe tahammülsüzlük ile manevi iyilik hali ve psikolojik iyi oluş düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır.Master Thesis Hasta Düşmelerini Önlemede Hemşirelerin Öz Yeterliliği, İş Yükü ve Hasta Güvenliği Kültürü Arasındaki İlişkinin İncelenmesi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Eker, Özge Düzova; Horasan, Gönül DinçBu çalışma, hasta düşmelerini önlemede hemşirelerin öz yeterliliği, iş yükü ve hasta güvenliği kültürü arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma tanımlayıcı, kesitsel araştırma tasarımı türündedir. İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yataklı servislerde görev yapmakta olan 150 hemşireye yapılan anket verileri kullanılarak yürütülmüştür. Verilerin analizi SPSS 22.0 paket programı kullanılarak gerçekleşmiştir. Veriler ortalama ± ss ve yüzdelerle özetlenmiş, istatistiksel analizlerde ki kare testi, Student's t test, Mann Whitney U, one way ANOVA ve lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Genç ve mesleğe yeni başlayan hemşirelerin hasta güvenliği kültürü yüksek olduğu görülmüştür (p=0,008). Hemşirelerin baktığı hastalarda son 1 yılda düşme ya da ramak kala olay gerçekleşme durumu kadınlarda daha fazla olsa da erkeklerin bu durumdaki hasta güvenliği ve öz yeterlilik puanlarında anlamlı olarak farklı istatistiksel sonuçlar elde edilmiştir (sırasıyla p=0,005, p=0,029). Araştırmanın sonuçları, hemşirelerin yarısından fazlası son bir yılda hasta düşmesi ya da ramak kala hasta düşmesi gerçekleşme durumunu yaşadıklarını göstermektedir. Bu konuda hizmet içi eğitimlerin düzenlenmesi, hasta ve hasta yakınına verilen eğitimlerin artırılması ve hasta düşmelerinin önlenmesi için gerekli iyileştirmelerin yapılması önerilmektedir.Master Thesis Kalp ve Damar Cerrahisi Yoğun Bakım Ünitesinde Santral Venöz Kateter Bakımı Uygulamalarının Hasta Bağışıklık Sistemi Hücre Sayıları Üzerine Etkisi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Eröz, Derya; Dayanç, Barış Emre; İntepeler, Şeyda SerenSantral venöz kateterizasyon, klinikte kritik hastaların sıvı tedavisinde, ilaç uygulamalarında, kan, total parenteral nütrisyon (TPN) verilmesinde ve hemodinamik durumun izleminde kullanılmaktadır. Bu çalışmada kalp-damar cerrahisi yoğun bakım ünitesinde yatan; açık kalp ameliyatı olmuş, santral venöz kateteri olan yetişkin hastalarda, santral kateter bakımı uygulamalarının hasta bağışıklık sistemi hücre sayıları üzerine etkisi incelenmiştir. Santral venöz kateter (SVK) Önlem Paketi (ÖP) uygulanan ve uygulanmayan olmak üzere hastaların, rutin alınan kan tahlillerinden preop, postop 1 ve postop 2. günlerindeki Beyaz kan hücreleri (WBC), Nötrofil, Lenfosit, Monosit, Eozinofil, Bazofil) değerleri karşılaştırılmıştır. SVK Ö.P. uygulanmayan 39, SVK Ö.P. uygulanan 101 hasta bulunmaktadır. Preoperatif immün sistem hastalığı (ör. İmmün yetmezlik veya otoimmün hastalık tanısı), enfeksiyöz hastalığı, onkolojik tanısı olan hastalar çalışmanın dışında bırakılmıştır. SVK Ö.P. uygulamasıyla, santral venöz kateter bakımına bağlı immün değişikliklerin gözlenmesine yönelik kanıta dayalı veri oluşturulmuştur. Önlem paketi uygulanan hastaların preop, postop 1 ve postop 2. gün verileri önlem paketi uygulanmayan hastaların sonuçları ile karşılaştırıldığında, grupların kendi içindeki total lökosit, nötrofil, lenfosit, bazofil, monosit ve eozinofil sayıları açısından değişimler anlamlı iken; gruplar arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır (p>0.05). Sonuç olarak SVK önlem paketi uygulamasının, immun hücre sayılarını etkilemediği gözlenmiştir.Master Thesis Pandemi Sürecinde Hemşirelerin Otantik Liderlik Algısı ve Belirsizliğe Tahamülsüzlük Düzeyleri ile Hasta Güvenliği Algıları Arasındaki İlişkisinin Analizi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2021) Akkuş, Selin; Horasan, Gönül DinçCOVID-19 pandemisinde iş yükünün fazla olması, belirsizlik gibi nedenlerle sağlık personelinde psikososyal sorunların arttığı düşünülmektedir. Bu dönemde hemşirelerin yönetici hemşirelerin desteğine, kurumsal düzeyde etkili bir yönetime daha çok gereksinimi vardır. Bu çalışma COVID-19 pandemisi sırasında hemşirelerin otantik liderlik algıları, belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyleri ile hasta güvenliği algıları arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesi amacıyla yürütülmüştür. Tanımlayıcı kesitsel tipteki araştırma 2021 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi hastanesinde çalışan 273 hemşire üzerinde yürütülmüştür. Hemşirelerin cep telefonlarına çevrimiçi anket formu gönderilerek veriler toplanmıştır. Veriler SPSS 24,0 paket programına ak-tarılmış ve anova, frekans analizi, percentil, median, two independent sample t test ve K independent sample t testi kullanılmıştır. p<0.05 anlamlı kabul edilmiştir. Otantik liderlik algısı ile hasta güvenliği arasında pozitif doğrusal bir ilişki bulunmaktadır (B=0,542 p<0,001). Belirsizliğe tahammülsüzlük ölçeğinin alt boyutu olan ileriye yönelik kaygı boyutunun puanı ile hasta güvenliği arasında da ilişki saptanmıştır (B=0,243 p<0,001). Sonuçlar, hemşirelerin hasta güvenliği algısının etkin bir yönetim algısı ile ilişkili olduğunu ve COVID-19 pandemisi gibi afetlerde etkin yönetimin önemini göstermektedir.
