Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8832
Browse
5 results
Search Results
Master Thesis İki Farklı Liderlik Işığında Yenilenebilir Enerji İkilemi: Kazakistan'ın Fosil Yakıtla Çalışan Ekonomisinde Yenilenebilir Enerjiye Geçişin Gerekliliği ve Zorluklarının Araştırılması(2025) Şişman, Yekta Özgür; Demir, Muhittin HakanYeşil enerji hedefleri ile fosil yakıt pragmatizmi arasında sıkışmış olan Kazakistan'ın enerji güvenliği pahasına aceleci karbonsuzlaştırma süreci muhtemelen feci sonuçlara yol açacaktır. Mevcut kaynakları optimize etmek ve başlangıçta bölgesel rol modelleri uygulamak, Kazakistan'ın dinamikleriyle uyumlu, gecikmiş ancak sağlam bir yenilenebilir geçişe giden olası bir yoldur. Bu çalışma, geleneksel yakıt üretimi ve tüketimine büyük ölçüde bağımlı olan Kazakistan'ın fosil yakıt tüketen ülkelerin girdabından nasıl kaçabileceğine dair alternatif bir çözüm sunmaktadır. Çalışma, zorunlu bir yenilenebilir enerji geçişi yerine, ekonomik dengeleri hesaba katan ve enerji güvenliğini tehlikeye atmayan bir geçişin nasıl yapılabileceğini inceliyor ve hızlı bir yenilenebilir geçişi bir zorunluluk olarak görmüyor. Yenilenebilir enerji geçişini tamamlayan Norveç, bu süreçte karşılaştırmalı olarak ele alınacaktır. Ayrıca, benzer bir profile sahip olan Suudi Arabistan ve doğal gaz yoluyla yenilenebilir adaptasyonu başaran Türkiye, Kazakistan'ın yenilenebilir enerji macerasını keşfetmesi için alternatif yollar arayışımıza katkıda bulunmaktadır. Araştırma, Kazakistan'ın yenilenebilir enerji politikaları geliştirmeye başladığı 2013-2024 yıllarını kapsamaktadır. Çalışmada ayrıca Nazarbayev ve Tokayev dönem başkanlıklarının yenilenebilir enerji konusundaki yaklaşımları da incelenerek eleştirel bir yaklaşımla yol haritası çizilecek.Master Thesis Arent'in Yargı Teorisi: Geçmiş ile Gelecek Arasındaki Fay Hattı Olarak Seçim(2025) Kaya, Tonguç Berke; Sezer, DevrimHannah Arendt'in yargı teorisindeki 'aktör-seyirci' (actor-spectator) ayrımı, ikincil literatürde en çok tartışılan meselelerden biri olmaya devam etmektedir. Akademisyenler, yargının retrospektif bir yeti olarak izleyicinin bakışına bağlı kalırken, geleceğe yönelik bir rehber olma potansiyeli taşıyan eylemsel işlevi arasındaki gerilimi uzun süredir tartışmaktadır. Bu ayrım, Arendt'in düşüncesinde yargının hem siyasi hem de zihinsel bir etkinlik olarak çift yönlü karakterini temsil eder. Eleştirmenler, bu gerilimin Arendt'in düşüncesinin Zihnin Yaşamı (The Life of the Mind) bağlamında, vita activa'dan vita contemplativa'ya geçişi sırasında yaşanan değişimi yansıttığını savunmaktadır. Bu tez, yargı anlayışındaki bu değişimin kökenlerini ve nedenlerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Yargıya özgü işlevlerin, Arendt'in zihinsel yetiler ailesine istenç (will) yetisinin eklenmesiyle nasıl dönüştüğünü araştırmaktadır. Tez, yargının temel işlevlerinden biri olan 'seçim gücü'nün istenç yetisine devredilmesinin bu değişimin merkezinde yer aldığını savunmaktadır. Geçmişle Gelecek Arasında, Özgürlük ve Politika, Bazı Ahlak Felsefesi Soruları ve Zihnin Yaşamı gibi temel metinler ışığında, bu çalışma Arendt'in düşüncesindeki bu dönüşümün felsefi motivasyonlarını inceleyerek, aktör-seyirci ayrımının onun yargı teorisindeki temel rolünü ve çözülmemiş gerilimlerini aydınlatmayı hedeflemektedir.Master Thesis Türk Sağ Siyasetinde Popülizm: Güncel Tezahürler ve Siyasi Stratejilerin Bir Analizi(2024) Çalapkulu, Cem; Başkan, FilizBu tez, küresel liberal düzene karşı yeni bir meydan okuyucu olarak ortaya çıkan ve ardından yükselişe geçen sağ popülizmi, özellikle güncel Türk siyasetine odaklanarak incelemektedir. Çalışma, teorik bir altyapı oluşturmak amacıyla dünyanın çeşitli yerlerindeki vaka incelemelerini ele almakta, ayrıca geç Osmanlı dönemi ve onu takip eden Cumhuriyet dönemi üzerine de odaklanarak Türk örneğine özgü bir tarihsel zemin sunmaktadır. Türk siyasi tarihi ve Türkiye'nin siyasi arenasındaki güncel sağ partiler dikkatle incelendikten ve analiz edildikten sonra, bu çalışmada popülizmin Türk siyasetinde yükselmesinin ve yerleşmesinin bir 'anomali' değil, aksine küresel trende uygun olarak 'olağan' bir gelişme olduğu sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda, çalışmada Türk sağ siyasetinde popülizmin farklı tezahürleri retorik, ideolojik, söylemsel ve karakteristikler açısından benzerlikler ve farklılıklar temelinde kategorize edilerek hem popülizmi hem de parçalı Türk sağını anlamaya katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Bu hedef doğrultusunda, Adalet ve Kalkınma Partisi-AKP, Yeniden Refah Partisi-YRP ve Zafer Partisi-ZP incelenmiş, ve bu partilerin birçok siyasi meselede benzer bakış açılarını paylaşmalarına rağmen, farklılıklarının ayrı bir kategorilendirmeyi zorunlu kıldığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, bu tezde, güncel Türk sağ siyasetinde: AKP'nin Donald J. Trump'ın popülizmine benzer bir 'karizmatik' popülizm tezahürüne; YRP'nin benzersiz bir 'İslamcı' popülizm tezahürüne; ve ZP'nin, Macaristan gibi Avrupa örneklerine benzeyen 'çatışmacı-milliyetçi' bir popülizm tezahürüne sahip olduğu ortaya konulmuştur.Master Thesis Faith and fracture: The black church's role changing role in social justice movement(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Stewart, Brandon; Başkan, FilizBu çalışma, Siyah Kilise'nin modern dünyadaki dinamiklerini ve sosyal adalet hareketlerini inceliyor, özellikle Siyah Kilise'nin Siyahların Yaşamları Değerlidir (BLM) hareketinden silinmesini ve 6 Ocak isyanının ortaya çıkardığı kimlik sorularını odak noktası olarak alıyor. Geleneksel olarak, Siyah Kilise, özellikle 1960'ların Sivil Haklar Hareketi'nde Afrikalı Amerikalıların sosyal ve politik aktivizmine dahil olmuştur; burada Siyah Kilise, yön ve destek sunarak ön plandaydı. Ancak, güncel çalışmalar, mevcut özgürlükçü faaliyetlerde bir düşüş olduğunu gösteriyor ve bu değişikliğe neyin yol açtığını ve bunun sonuçlarını sorgulamayı gerektiriyor. Bu çalışmada, tarihsel analiz, vaka çalışmaları, medya çerçeveleme analizi ve günümüz Siyah Kilise liderleri ve BLM aktivistleri ile yapılan röportajları kullanılmıştır. Bu beş yönlü yaklaşım, Siyah Kilise'nin neden sosyal adalet aktivizminden uzaklaştığını ve nasıl yeniden sesini bulabileceğini belirlemeyi amaçlıyor. Bu tür bulgular, Siyah Kilise'nin liderliğinden farklı yeni aktivizm tarzlarının yükselişiyle birlikte siyasi, ekonomik ve sosyal bağlamlardaki değişimlerin bu kurumu etkilediğini öne sürüyor. BLM'in örgütlenmesi, Sivil Haklar Hareketi'nden çok daha merkeziyetsiz ve sekülerdir ve örgütlenme ve seferberlik için öncelikli olarak sosyal medyayı kullanmaktadır. Ayrıca, Siyah Kilise içindeki topluluk odaklılık ve doktrinel sorunlar da mevcut konumunda rol oynamıştır. Son olarak, çalışma, Siyah Kilise'nin, ırksal adaletsizliğe ve ayrımcılığa karşı mücadelede etkili bir sütun haline gelmesini sağlamak için yeni teknikleri benimseyebileceğini gösteren çözümü sunmaktadır. Bu sonuçlar sadece Siyah nüfusla sınırlı değildir, aynı zamanda küresel bağlamda herhangi bir sosyal adalet nedeni için geniş bir genelleme yeteneğine sahiptir.Master Thesis Discourse analysis of people's alliance on LGBTI+ rights in a competitive authoritarian context: The case of 2023 Elections in Türkiye(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Şaşmaz, Ahmet Emirhan; Başkan, FilizBu tez, rekabetçi otoriter rejimlerde iktidar partisi ve ortaklarının LGBTİ+ sivil özgürlüklerine nasıl yaklaştığını incelemekte ve Türkiye'nin 2023 Genel Seçimlerini bir vaka çalışması olarak ele almaktadır. Çalışma, Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekili Seçimleri sırasında Cumhur İttifakı'nın (cumhurbaşkanı adayı ve ortak siyasi partilerin resmi sosyal medya hesapları) söylemlerinde LGBTİ+ haklarının görünürlüğünü incelemektedir. Sonuçlar, Cumhur İttifakı'nın söylemlerinin LGBTİ+ sivil özgürlüklerini desteklemek yerine sıklıkla olumsuz bir çerçevede sunduğunu göstermektedir. LGBTİ+ sivil özgürlük talepleri, aile ve millet gibi evrensel değerlere tehdit olarak, terörizmle eşdeğer ve yabancı güçlerin araçları olarak tasvir edilmiştir. Bu tasvirler, Türkiye'de LGBTİ+ sivil özgürlüklerini zayıflatan bir anlatıya katkıda bulunmuştur. Rekabetçi otoriter rejim bağlamında incelendiğinde, seçim sürecinde yapılan birçok anti-LGBTİ+ vaadin henüz yürürlüğe girmediği gözlemlenmektedir. Sonuç olarak, rekabetçi otoriter bir rejim olan Türkiye'de LGBTİ+lar, sivil özgürlük deneyimi olarak otoriter rejim uygulamalarını yaşamak zorunda bırakılmaktadır.
