Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14365/8832
Browse
27 results
Search Results
Master Thesis Stoması Olan ve Olmayan Kolorektalkanser Hastalarında Beden İmajı, Cinsel Doyum ve Eş Desteğinin İncelenmesi(2024) Bar, Serap; Çürük, Gülsüm Nihal; Karayurt, ÖzgülBu çalışma, stoması olan ve olmayan kolorektal kanser hastalarında beden imajı, cinsel doyum ve eş desteğinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı, kesitsel ve karşılaştırmalı tipte olan çalışmanın örneklemini stoması olan 37 ve stoması olmayan 37 olmak üzere toplam 74 kolorektal kanser hastası oluşturmuştur. Veriler Tanıtıcı Özellikler Formu, Hopwood Beden İmajı Skalası, Glombok Rust Cinsel Doyum Ölçeği ve Eş Desteği Ölçeği kullanılarak araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ki-kare analizi, t testi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmada, stoması olan ve olmayan kolorektal kanser hastalarının beden imajı puan ortalaması sırasıyla; 24,49±2,51 ve 20,54±6,74; kadın hastalarda cinsel doyum puan ortalaması sırasıyla 8,35±0,61 ve 8,33±0,69; erkek hastalarda sırasıyla 8,20±0,62 ve 8,26±0,81; eş desteği puan ortalaması ise sırasıyla 60,46±3,35 ve 60,59±2,42 olarak tespit edilmiştir. Stoması olan kolorektal kanser hastalarının beden imajı algısının istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde kötü olduğu saptanmıştır. Stoması olan kolorektal kanserli hastalarda yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni durum ve birlikte yaşanılan kişilerin beden imajını etkilediği belirlenmiştir. Stoması olsun ya da olmasın kolorektal kanserli hastaların cinsel doyum düzeyleri düşük, eş destekleri ise yüksek olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, stoma varlığı beden imajını olumsuz yönde etkilerken, cinsel doyum ve eş desteği üzerinde anlamlı bir etkiye yol açmamıştır.Master Thesis Kalp Cerrahisi Sonrası Hastaların İlk Mobilizasyon Süresini Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi(2025) Dağtekin, Elif; Yavan, Tülay; Aktaş, Ummahan Filiz ÖğceErken mobilizasyon, kalp cerrahisi sonrası hastaların izlemi konusunda çok önemlidir. Hastanede yatış süresini azaltarak hastanın yaşamsal faaliyetlerine dönüşünü hızlandırır. Bu çalışmada kalp cerrahisi sonrası hastaların ilk mobilizasyon süresini etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla Ocak- Nisan 2025 tarihleri arasında Ege Bölgesi'nde bir Üniversite Hastanesi Kalp Damar Cerrahi Yoğun Bakım Ünitesinde, ameliyat sonrası hastaların tanıtıcı özellikleri ile ağrı skorları, düşme korku puanları ve mahremiyet endişelerine göre ameliyat sonrası ilk mobilizasyon süreleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmamızda veriler Sosyodemografik ve Klinik Özellikler Formu, Görsel Analog Skala, Düşme Korkusu Ölçeği ile toplanmıştır. Sosyodemografik ve Klinik Özellikler Formunda son soruda mobilizasyonda mahremiyet algısı değerlendirilmiştir. Veriler için SPSS 25.0 programı kullanılmıştır. Tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra verilerin normal dağılıma uygunluğu incelenmiş, uygun istatstiksel testler kullanılmıştır. İki grup karşılaştırmalarında t- testi, çoklu grup karşılaştırmalarında ANOVA testi, değişkenler arası ilişkilerde Pearson ve Spearman korelasyon analizleri, mobilizasyon süresi üzerindeki etkilerin belirlenmesinde çoklu regresyon analizi uygulanmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak değerlendirilmiştir. Çalışmamızda mobilizasyon süresi ile ağrı ve düşme korkusu arasında istatistiksel anlamlılık bulunamamıştır. Hastanın yaş, eğitim durumu, cinsiyet ve vital bulguları ile ameliyat sonrası ilk mobilizasyon süreleri arasında ilişki bulunamamıştır. Düşük hemoglobin değerine sahip hastaların mobilizasyon süresi uzamıştır. Hastaların yoğun bakım ünitesinde kıyafetsiz olarak yatırılma durumunun, ayağa kalkma durumuna etkisine bakıldığında 'ayağa kalkmayı etkiler'' düşüncesinde olan hastaların düşme korkusuda artmıştır. Cerrahi sonrası hastaların ilk mobilizasyonun yalnızca fizyolojik değil, aynı zamanda psikolojik faktörlerle de şekillenebileceği görülmektedir. Mobilizasyon sürecinde hemşirelik bakımında hastanın bireysel algı ile konfor düzeyine de dikkat edilmelidir. Anahtar Kelimeler: Kalp cerrahisi, mobilizasyon, ağrı, düşme korkusu, mahremiyet algısıMaster Thesis Cerrahi ve Dahili Birimlerde Çalışan Hemşirelerin Stres Düzeylerinin Bakım Odaklı Hemşire-Hasta Etkileşimiyle İlişkisinin İncelenmesi(2025) Esen, Kadriye; Yavan, Tülay; Aktaş, Ummahan Filiz ÖğceBu çalışma dahili ve cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin stres düzeylerinin bakım odaklı hemşire-hasta ilişkisinin incelenmesi amacıyla tanımlayıcı, karşılaştırmalı ve ilişki arayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini cerrahi ve dahili birimlerde çalışan 135 hemşire oluşturmuştur. Veriler 'Sosyodemografik Özellikler Formu', 'Hemşire Stres Ölçeği (HSÖ)', Bakım Odaklı Hemşire-Hasta Etkileşimi Ölçeği (BOHHEÖ)' kullanılarak Nisan-Mayıs 2025 tarih aralığnda toplanmıştır. Veriler SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) 27.0 versiyon paket programı ile değerlendirilmiştir. Veriler tanımlayıcı istatistiklerle özetlenmiş, normal dağılım ve varyans homojenliği test edilmiş; parametrik koşullar sağlanmadığından uygun non-parametrik testler (Mann Whitney U, Kruskal Wallis H, Spearman korelasyonu) kullanılmış ve çoklu regresyon analizi uygulanmıştır. İstatistiksel anlamlılık sınırı p<0,05 olarak belirlenmiştir. Çalıştığı birime göre bakım odaklı hemşire - hasta etkileşimi düzeyleri incelendiğinde ilişkisel bakımın önemlilik boyutunda dahili ve cerrahi birim çalışanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p=0,009). Çalıştığı birim değişkenine göre hemşire stres düzeyleri incelendiğinde, tüm alt boyutlar açısından dahili ve cerrahi birimlerde çalışan hemşireler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Sosyodemografik özellikler açısından yaş, cinsiyet, eğitim düzeyleri, medeni durum, öğrenim durumu ve hizmet yılı kategorileri açısından bulgularda anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Bu çalışmanın bulgularından yola çıkarak hemşirelik hizmetlerinin kalitesini artırmak ve hasta bakım sonuçlarını iyileştirmek için bireysel, mesleki ve yönetimsel düzeyde müdahalelerde bulunulması önerilmektedir.Master Thesis Artroplastik Cerrahi Uygulanmış Yaşlı Bireylerde Geriatrik Yük Olma Duygularının Ameliyat Sonrası Ağrı ile İlişkisi(2025) Çuluk, Ceren; Yavan, Tülay; Aktaş, Ummahan Filiz ÖğceBu çalışma, artroplastik cerrahi geçirmiş yaşlı hastalarda geriatrik yük olma duygusu (GYOD) ile ameliyat sonrası ağrı arasındaki bağı incelemek amacıyla yürütülmüştür. Bornova Türkan Özilhan Devlet Hastanesi Ortopedi Servisi'nde 1 Nisan 23 Mayıs 2025 tarihleri arasında ≥60 yaşındaki 81 hastadan Sosyodemografik Klinik Form, GYOD Ölçeği ve Kısa Ağrı Envanteri verileri toplanmıştır. İstatistiksel çözümlemelerde Pearson Spearman korelasyonları, tek çoklu regresyon, ANOVA, Mann Whitney U ve Ki kare testleri uygulanmıştır. İlk 24 saatteki ortalama ağrı puanı GYOD ile orta kuvvette pozitif ilişkili bulunmuştur (ρ=0,47; p<0,001). En kötü ağrı düzeyi GYOD ile zayıf orta (ρ=0,36; p=0,001), en hafif ağrı ise benzer biçimde zayıf orta pozitif ilişkili bulunmuştur (ρ=0,37; p=0,001). Şu an hissedilen ağrı GYOD'yi orta düzeyde artırmaktadır (ρ=0,44; p<0,001). Ağrıdan kurtulma yüzdesi GYOD ile ters yönde ve orta kuvvette ilişkili bulunmuştur (ρ=–0,43; p<0,001). Kadınların GYOD puanı erkeklerden anlamlı olarak yüksektir (U=487,5; p=0,001). Bekâr hastalar evli hastalara göre daha yüksek GYOD puanına sahiptir (U=465,5; p=0,063). Düşük eğitimli, kırsal bölgede yaşayan, fiziksel aktivite yapmayan ve fonksiyonel olarak bağımlı bireylerin GYOD puanları anlamlı olarak artmıştır (p<0,01). Çoklu regresyon modeli ağrı şiddeti ile bağımlılık düzeyinin birlikte GYOD varyansının %37'sini açıkladığını göstermiştir (Adj R²=0,37; F=12,8; p<0,001). Yetersiz ağrı kontrolü ile fonksiyonel kısıtlılık GYOD'yi belirgin biçimde yükseltmektedir. Multimodal analjezi ve erken mobilizasyonu içeren hemşire liderliğindeki programlar GYOD'yi azaltmada kritik öneme sahiptir. Bulgular bakım planlarının bütüncül yaklaşımla yapılandırılması gereğini desteklemektedir.Master Thesis Tıbbi Cihaz İlişkili Basınç Yaralarında Hemşirelerin Bilgi Düzeyi ve Öğrenme Motivasyonunun Basınç Yarasını Önlemeye Yönelik Tutuma Etkisi(2025) Lafcı, Esra; Çürük, Gülsüm Nihal; Karayurt, ÖzgülBu çalışma, tıbbi cihaz ilişkili basınç yaralarında hemşirelerin bilgi düzeyleri ve öğrenme motivasyonlarının, basınç yarasını önlemeye yönelik tutumlarına etkisini incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 182 yoğun bakım hemşiresi oluşturmuştur. Veriler, sosyodemografik özellikler formu, tıbbi cihaz ilişkili basınç yaralanması bilgi ölçeği, öğrenme motivasyonu ölçeği ve basınç ülserini önlemeye yönelik tutum ölçeği kullanılarak araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklem t Testi, Kruskal Wallis H Testi, Mann Whitney U Testi, Bonferroni Posthoc Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi, Logistik Regresyon Analizi, Pearson Korelasyon Analizi ve Spearman's Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Çalışmamızda, hemşirelerin tıbbi cihaz ilişkili bilgileri (17.40±3.72), basınç yaralanmalarını önlemeye yönelik tutumları (42.39±4.94) ve öğrenme motivasyonları (61.77±8.61) ortalamanın üzerinde (61.77±8.61) bulunmuştur. Hemşirelerin öğrenim durumuna göre basınç ülserini önlemeye yönelik tutum ölçeği puanlarının anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği belirlenmiştir (p<0.05). Ayrıca hemşirelerin öğrenme motivasyon ölçeği puanları ile basınç ülserini önlemeye yönelik tutum ölçeği puanları arasında anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0.05). Hemşirelerin lisansüstü mezunu olmasının basınç ülserini önlemeye yönelik tutum ölçeği puanını pozitif olarak yordadığı (β=0.174; p<0.05), diğer değişkenlerin etkisinin olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Anahtar Kelimeler: Tıbbi cihaz, basınç yarası, bilgi, öğrenme motivasyonu, tutum, hemşireMaster Thesis Investigation of the Effect of Communication Competency of the Operating Room Team on Job Satisfaction(2024) Yazar, İklima; Aktaş, Ummahan Filiz Öğce; Yavan, TülayAmeliyathaneler, cerrahi tedavi sağlayan ve sterilizasyon standartlarına göre düzenlenmiş, gelişmiş tıbbi ekipmanlarla donatılmış özelleşmiş alanlardır. Ameliyathanede açık iletişimin önemi geniş çapta kabul görmüştür. Ameliyathanelerde görülen tıbbi hataların en önemli nedeninin %60-80 oranında etkisiz iletişim ve ekip çalışmasındaki yetersizlikten kaynaklandığı belirtilmektedir. Hekimler ve hemşireler üzerindeki araştırmalar, iş doyumunun düşmesinin, hasta bakım kalitesinde azalmaya, tıbbi hataların artmasına ve işten ayrılma niyetinin yükselmesine yol açtığını göstermektedir, özellikle ameliyathane çalışanları için bu durumun tükenmişlik, stres ve hasta memnuniyetinde düşüşle bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır.Bu çalışma Afyonkarahisar Devlet hastanesi merekezi ameliyathanesinde ameliyathane ekibinin iletişim yetkinliklerinin iş doyumuna etkisinin incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Çalışmamızda Tanıtıcı Özellikler Formu, Kişilerarası İletişim Yetkinliği Envanteri ve Minnesota İş Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS istatistik paket programında analiz edilmiştir. Cerrahların, kişiler arası iletişim yetkinlikleri (62,96±7,69) ve iş doyumu (3,79±0,50) diğer meslek gruplarına göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. En düşük iş doyumu hemşirelerde (3,38 ± 0,35) en düşük kişiler arası iletişim yetkinlikleri ise anestezi uzmanlarında (56,67 ± 8,62) olduğu saptanmıştır. Kişiler arası iletişimi yüksek katılımcıların iş doyumunun da yüksek olduğu saptanmıştır. Kişiler arası iletişimin iş doyumu üzerindeki olumlu etkisini artırmak için, ekip içi iletişimi güçlendiren programlar ve sosyal etkileşim fırsatları sağlanmalıdır. Cerrahlar gibi yüksek iş doyumu yaşayan meslek gruplarının çalışma koşulları analiz edilerek, diğer meslek gruplarına da benzer tatmin edici unsurlar sunulmalıdır. Bu, genel iş doyumunu artırıcı stratejilere katkı sağlayabilir.Master Thesis Examination of the Attitudes Towards Specialization and Psychological Well-Being of Nurses Working in Surgical and Internal Medicine Services(2024) Yılmaz, Ceren Rabia; Aktaş, Ummahan Filiz Öğce; Yavan, TülayHemşirelik hizmetlerinin niteliğini artırmak aynı zamanda daha iyiye ulaşması için çaba göstermek meslekte bilimselliği ve profesyonelliği gerektirir. Hemşirelikte profesyonelliğin önemi günümüzün değişen sağlık bakım hizmetleri ile daha da artmaktadır. Psikolojik iyi oluş, hemşireler için hem çalışma ortamlarında hem de eğitim süreçlerinde oldukça önemlidir. Bu çalışma Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde cerrahi ve dahiliye birimlerinde çalışan hemşirelerin alanda uzmanlaşmaya yönelik tutumları ile psikolojik iyi oluşlarının incelenmesi amacıyla Aralık 2023 - Mayıs 2024 tarihleri arasında 224 hemşire ile yapılmıştır. Veriler sosyo-demografik ve mesleki özellikler formu, Hemşirelikte Uzmanlaşmaya Yönelik Tutum Ölçeği ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizi SPSS istatistik paket programında yapılmıştır. Çalışmamızda hem cerrahi birimler hem de dahili birimler grubunda Hemşirelikte Uzmanlaşmaya Yönelik Tutum puanları ile Psikolojik İyi Oluş puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü ve orta düzeyli bir ilişki elde edilmiştir (cerrahi birimler r=0,453, p<0,05; dahili birimler r=0,0445, p<0,05; toplam r=0,450, p<0,05). Cerrahi ve Dahili birimler kıyaslandığında; Hemşirelikte Uzmanlaşmaya Yönelik Tutum ve Psikolojik İyi Oluş ölçekleri toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05).Master Thesis Böbrek nakli alıcılarında anksiyete, depresyon ve seçilmiş özelliklerin cinsel işlev üzerine etkisi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Derin, Ebru; Karayurt, ÖzgülBaşarılı böbrek nakli, son dönem böbrek yetmezliği olan hastalar için en etkili tedavidir. Bu araştırma, İzmir Acıbadem Kent Hastanesi'nde böbrek nakli olmuş hastalarda anksiyete, depresyon ve seçilmiş özelliklerin cinsel işlev üzerine etkisini saptamak amacıyla 29 mayıs- 28 haziran 2024 tarihleri arasında 101 hasta ile yapılmıştır. Veriler hastane anksiyet depresyon ölçeği, ilişki cinsellik ölçeği ve sosyodemografik klinik özellikler veri formu ile toplanmıştır. Verilerin analizi için SPSS istatistik paket program kullanılmıştır. Çalışmamızda, Böbrek nakli alıcıların Cinsel Fonksiyon alt boyut puan ortalaması 2,91 ± 3,15 Cinsel İlişki Sıklığı alt boyut puan ortalaması 6,23 ± 1,84 Cinsel Korku alt boyut puan ortalaması 2,12 ± 1,70 ve İlişki ve Cinsellik Ölçeği toplam puan ortalaması 11,26 ± 5,55 olarak saptanmıştır. Çocuk sahibi olanların İlişki ve Cinsellik Ölçeği toplam puan ortalaması çocuk sahibi olmayanlara göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Sigara kullananların Cinsel Korku alt boyutu puanlarının sigara kullanmayanlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Böbrek nakli alıcı eş / partner yaşlarının Cinsel Fonksiyon alt boyutu puanını pozitif yönlü yordadığı ve varyansın %12,9'unu açıkladığı saptanmıştır. Böbrek nakli alıcılarının ve böbrek nakli alıcı eş / partner yaşları, arttıkça Cinsel Fonksiyon alt boyutu ve İlişki ve Cinsellik Ölçeği toplam puanının arttığı, anksiyete arttıkça cinsel fonksiyon ve İlişki ve Cinsellik Ölçeği toplam puanının arttığı, eğitim düzeyi arttıkça cinsel fonksiyon altı boyut puanın ve ilişki cinsellik ölçeği toplam puanının azaldığı saptanmıştır. Çocuk sahibi olanların cinsel fonksiyon altı boyut puanının, cinsel korku puanının ve ilişki ve cinsellik ölçeği toplam puanının azaldığı, gelir durumu iyi olanların cinsel ilişki sıklığı alt boyut puanının azaldığı bulunmuştur.Master Thesis Stoması Olan ve Olmayan Kolorektalkanser Hastalarında Beden İmajı, Cinseldoyum ve Eş Desteğinin İncelenmesi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Bar, Serap; Çürük, Gülsüm Nihal; Krayurt, ÖzgülBu çalışma, stoması olan ve olmayan kolorektal kanser hastalarında beden imajı, cinsel doyum ve eş desteğinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı, kesitsel ve karşılaştırmalı tipte olan çalışmanın örneklemini stoması olan 37 ve stoması olmayan 37 olmak üzere toplam 74 kolorektal kanser hastası oluşturmuştur. Veriler Tanıtıcı Özellikler Formu, Hopwood Beden İmajı Skalası, Glombok Rust Cinsel Doyum Ölçeği ve Eş Desteği Ölçeği kullanılarak araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ki-kare analizi, t testi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmada, stoması olan ve olmayan kolorektal kanser hastalarının beden imajı puan ortalaması sırasıyla; 24,49±2,51 ve 20,54±6,74; kadın hastalarda cinsel doyum puan ortalaması sırasıyla 8,35±0,61 ve 8,33±0,69; erkek hastalarda sırasıyla 8,20±0,62 ve 8,26±0,81; eş desteği puan ortalaması ise sırasıyla 60,46±3,35 ve 60,59±2,42 olarak tespit edilmiştir. Stoması olan kolorektal kanser hastalarının beden imajı algısının istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde kötü olduğu saptanmıştır. Stoması olan kolorektal kanserli hastalarda yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, medeni durum ve birlikte yaşanılan kişilerin beden imajını etkilediği belirlenmiştir. Stoması olsun ya da olmasın kolorektal kanserli hastaların cinsel doyum düzeyleri düşük, eş destekleri ise yüksek olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, stoma varlığı beden imajını olumsuz yönde etkilerken, cinsel doyum ve eş desteği üzerinde anlamlı bir etkiye yol açmamıştır.Master Thesis Cerrahi ve Dahili Birimlerde Çalışan Hemşirelerin Motivasyon Düzeyleri ve Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi(İzmir Ekonomi Üniversitesi, 2024) Kirteler, Duygu; Yavan, TülaySağlık çalışanlarının motivasyonu, sundukları hizmetin kalitesini önemli ölçüde etkileyebilmektedir. Bu çalışma İzmir Demokrasi Üniversitesi Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde cerrahi ve dahili birimlerde çalışan hemşirelerin motivasyon düzeylerinin saptanması ve motivasyonlarını etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi amacıyla Ağustos- Eylül 2023 tarihleri arasında 260 hemşire ile yapılmıştır. Veriler hemşire iş motivasyon ölçeği ve sosyodemografik klinik veri formu ile toplanmıştır. Verilerin analizi için SPSS istatistik paket program kullanılmıştır. Çalışmamızda, hemşirelerin motivasyon puan ortalamaları 2,32±0,29, cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin motivasyon puan ortalaması 2,34±0,33, dahili birimlerde çalışan hemşirelerin motivasyon puan ortalaması 2,31±0,26 olarak saptanmıştır. Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin motivasyon puanları, dahili birimlerde çalışan hemşirelerin motivasyon puanlarından istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,01). "Demografik özellikler" açısından cinsiyet ve farklı eğitim düzeyleri; "ekonomik özellikler" açısından farklı gelir algısı; "meslek ve çalışma özellikleri" açısından çalışılan alan, mesleği değiştirmeyi veya bırakmayı düşünme, işten duyulan memnuniyet, fazla mesai yapma, günlük bakılan hasta sayısı, meslekte ve birimde çalışma süreleri; psikososyal özellikler açısından mesleğini isteyerek seçip seçmeme durumu, ekip ile iş birliği yapma durumu; örgütsel ve yönetsel özellikler açısından çalışılan birimin fiziki koşulları, birimler arası koordinasyon eksikliği yaşanıp yaşanmaması ve ast-üst ilişkilerinde iletişim kopukluğu yaşanma durumuna göre hemşirelerin iş motivasyon puanları arasında anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Araştırma sonucunda işten duyulan memnuniyet, günlük bakılan hasta sayısı, meslekte çalışma süresi, ekip ile yapılan iş birliği, birimin fiziki koşulları, iletişim ve koordinasyon eksikliği gibi faktörlerin motivasyonun düşmesine neden olabileceği belirlenmiştir. Personelin motivasyonunun arttırılmasında bu faktörlerin göz önünde tutulması önerilmektedir.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »
